Bilgisayar Dünyası Archive

0

Yarım Akıllı Telefonlar ve Nokia C3

Cep telefonum parçalanınca cep telefonu arayışına girdim. Hiç alakam olmayan bir konu olduğundan kafam iyice karman çorman oldu. Herkesin bu konuda bir macerası vardır. İşte benim ki;

Ericsson telefonları hep sevmişimdir. Aynı cep telefonu markasını uzun seneler kullanınca herşeyine alışıyorsunuz. Sonrasında  Ericsson ile Sony birleşti bir süre iyi telefonlar üretmeye devam ettiler. En sevdiğim telefonlarım absürd R320 ve T-610 olmuştu. Ericsson R320 acayip bir zihniyetin ürünü idi ve ergonomi dahil bir cep telefonunda olması gereken hiçbir şeye sahip değildi. Çok kalitesiz bir ekranı, yanından çıkan acayip bir anteni, ince-uzun kılıksız bir şasisi vardı. Ancak kaya gibi sağlamdı. Canınız istediğinde cep telefonunu fırlatabilme özgürlüğüne sahip olmak hastalıklı bir durum ama dönemin R serileri buna izin veriyordu. T-610 ise bunun tam aksi bir tasarıma sahipti. Zarifti ve son derece kullanışlıydı. Her iki telefonu da uzun zaman kullandım ve verdiğim her kuruşu hak ettiler. Sonrasında Sony-Ericsson’a bir haller oldu ve güzelim tasarımlarının yerine rakiplerine benzeyen telefonlar üretmek adına ucube tasarımlara yöneldiler.

Bu dönemlerde bir cebimde telefonum varken bir cebimde de Palm tabanlı cep bilgisayarlarım olurdu.Eğer Palm ile tanışmış olanlar varsa ya çok sevmişler veya nefret etmişlerdir. Ancak o dönemlerde dokunmatik ekranları, ofis ile alakalı bir sürü yazılımla uyumu ve son derece uygun fiyatları ile tam anlamıyla bir efsaneydi Palm. O dönemlerde Palm, Handspring (ki Palm’den ayrılanlar tarafından kurulmuştu) ve öncesinde efsanevi Psion uygun fiyatlarla tüm ihtiyaçlarımızı karşılıyordu. 100 Dolara Palm Zire alabiliyor iken akıllı telefona ne gerek vardı.

Sonrasında bu iki cihazı birleştirme çalışmaları başladı. Palm Treo serilerini çıkarttı, Nokia Communicator’lar ve Ericsson’un farklı modelleri. Gelişmeler devam etti. Sonunda Palm battı, HP tarafından satın alındı. Sonra HP’de rekabete dayanamayıp Palm’i kapattı. Bu dönemin akabinde Apple telefon işine girdi ve cep telefonları bir daha asla eskisi gibi olmadılar…

Tüm bu karmaşanın içerisinde basit bir Nokia cep telefonu kullanan bendenizin bu akıllı telefon furyası pek umurunda değildi. Modelini asla bilmediğim Nokia’m bozulunca -ki kendisinden nefret ediyordum- bir telefon almam gerekli oldu. Malum cep telefonsuz olmuyor ne yazık ki…

Çarşıya çıkınca cep telefonu pazarının oldukça farklılaştığını gördüm. Üst sınıf benim ilgimi çekmiyor. Apple,  Android tabanlı ürünler ve Blackberry, HTC gibi markalar arasında kıyasıya bir rekabet var. Ürün kaliteleri uçmuş ancak hemen her ürün asla kullanmayacağım binbir çeşit ıvır zıvırla doldurulmuş. LG, Samsung gibi markaların Android tabanlı ürünleri kopmuş gitmiş. Ziyaret ettiğim mağazalardaki satış elemanları dakikalarca özelliklerinden bahsediyor ve hala anlatmadıkları özellikleri kalıyor. Ancak bu markaların bendeki imajı yerlerde sürünüyor hele LG marka hiçbir şeyi evime sokmam. Apple ise başka bir alem. Bence bu üst segmentte bambaşka bir yerdeler. Gönlümün bir yerlerinde Blackberry vardı ama kime dokunduysam şarj konusunda bin ah işittim. Nokia’lar ise ayrı bir komedi. Çok güzel donanm özellikleri olan modellerin üzerinde acayip bir işletim sistemi olunca akıllı telefonun aklının bir kısmı devre dışı kalıyor. Anlayacağınız işler karışık. Bana sorarsanız bu tarz bir cep telefonu alacak olsam gider iPhone alırım.

Zaten 1.000TL seviyesinde bir cep telefonu almak yerine basit bir telefon ve bir netbook kullanmak benim için daha mantıklı. Aslında fena olmayan bir telefon artı bir netbook ile yeni nesil bir akıllı telefonun fiyatı aynı.

İşin içine girdikçe hemen her alanda olduğu gibi cep telefonu konusunda da fanatizm var. Herkes kendi kullandığı telefonun üstünlüklerinden bahsediyor. Benim tespitim gerçekten özelliklerine dikkat edip telefon alanlar hariç iPhone alamayan bir çok insan, iPhone düşmanı oluyor. Android konusunda bilinçli kullanıcılar cinnet geçirmiş durumdalar, yeni işletim sistemi eski modellere uygulanamıyor(muş) ve erken davrananlar bir çok özellikten eksik kalıyorlar(mış)

Altı üstü telefonla konuşacak bir insan için -yani ben- durum karışık..

Sonunda bir teknoloji markete girdim. Bayan bir reyon görevlisi sağolsun benimle ilgilendi. İstediğim şeyi çok iyi bildiğimden bir anda özellikleri sıraladım. Şöyle bir şey demiş olmam lazım…

-Cep telefonunda tek yaptığım şey konuşmak. Ekranı büyük olsun. Daha doğrusu ekranı küçük olsa da, yazıları büyük olsun. Telefona bir giriş yaptığımda “Z” harfini yazabilmek için 5 kere aynı tuşa basmayayım. Dokunmatik ekran istemiyorum. Kamera kalitesi umurumda değil. Wi-fi’si olursa iyi olur. Üzerinde Opera tarayıcı olsun yeter. Olmaz ise sağlık olsun. Şarjı bir günde bitmesin.

Kızcağız halime acımış olacak ki, reyondan tek bir telefon çıkarttı ve “beyefendi tam istediğiniz şey bu” dedi. Bu kılıksız telefona içim hemen ısındı.

Nokia C3-00. Bu tam anlamıyla yarım akıllı bir telefon hatta belki yarım akıllıdan bile daha azı… İşletim sistemi Symbian. Telefon için yazılmış doğru düzgün uygulama -moda ismiyle apps- yok. Üzerinde gelen yazılımlara vakit geçirmelisiniz. Fazlasını boşuna aramayın. Gayet güzel benim açımdan. Kamerası 5 sene önce kullandığım telefonlarla aynı kalitede. Menüleri gayet basit. Menülerde özelleştirme filan yapılamıyor. Telefon kafasına göre takılmak üzere tasarlanmış. Belki de en akıllı telefon budur. Baksanıza “sanal zeka”sı var:)  Parmakları ince olanlar için klavyesi geçer not alır. Wi-fi bağlantısı ise başarılı. Telefonun kendisi de sağlam sayılır. Daha bir ay olmadan 3 kere düşürdüm ona rağmen çalışıyor. Ben aldığım zaman fiyatı 250TL civarındaydı. Yarım akıllı bir telefon için gözden çıkartılabilecek bir tutar.

Telefonlara bakış açınız benim ki gibiyse bir göz atın derim…

Related posts:

0

Yine HP Servisi Yollarındayım!

HP ile inişli çıkışlı bir ilişkim var. Bazen senelerce sorunsuz çalışan ürünler yapıyorlar. Bazen de aldığınız anda elinizde patlıyor HP ürünleri. Artık kısmet mi, şans mı bilemiyorum. Geçmiş yıllarda aldığım Pavilion DV6-1020et modeli dizüstü bilgisayarım geçtiğimiz haftalarda bozuldu. Bu cihazı çok severek almıştım ve doğruyu söylemek gerekirse neredeyse 3 senedir tepesinden hiç kalkmadım. Verdiğim parayı sonuna kadar hak etti.

Cihazı alıp servisin yolunu tuttum. Genelde yeni bir bilgisayar almak servisle uğraşmaktan çok daha ucuza mal olur. Ancak bilgisayarımı sevdiğimden gönlümden yaptırmak geçti. Servis arızayı kısa sürede buldu; makinenin hard disk’i bozulmuş. Bir birim hard disk için 3 birimde işçilik ödeyerek bilgisayarı kısa sürede tamir ettiler. Bu kez serviste gayet güleryüzle karşılandım. Tamiratın her aşamasında bilgi verildi. Olması gerektiği gibi…

Her zaman söylüyorum servis kalitesi bence reklamlardan çok daha etkili bir pazarlama aracı. Geçtiğimiz sefer çok kızmıştım HP’ye, bu kez gönlümü aldılar. Yaşadığım olumsuzlukları yazdığım gibi olumlu şeyleri de yazmalıyım diye düşünürüm hep. Bu sefer artı puanlar HP’ye gidiyor.

Related posts:

0

iPhone Çılgınlığı

Tüm dünyada ve ülkemizde de iPhone gerçek bir çılgınlık haline gelmiş durumda. Eh bu konuda insanlar haksız değiller doğrusu. Gerçekten güzel özellikleri var. Her ne kadar bu aralar çevremde Android vs iPhone muhabbeti çok yapılıyor olsa da, Apple’ın ürünlerinin arkasında müthiş bir pazarlamanın yanında inanılmaz bir aksesuar desteği var.

Geçenlerde bir arkadaşım iPhone’u için kapak (veya ismine ne deniyorsa) ararken yukarıdaki kapağa bulmuş. Hatta kendine iPhone alırsan kapağı ben hediye edeceğim dedi. Benim iPhone’um yok. Hatta almayı da planlamıyorum. Cep telefonu dünyasına Ericsson T-bilmem kaç modeli telefonum bozulunca küstüm.. O telefonu çok büyük bir beğeniyle almıştım ancak bir kaç sene içerisinde hem arızalandı hemde haşat oldu. Tıpkı bilgisayar dünyasında olduğu gibi çok iyi bir şey almanız, onu sonsuza kadar kullanacağınız anlamına gelmiyor. Bir kaç sene sonra sıkıntılar başlıyor.

Ama yukarıdaki kapağı görünce kıskanmadım değil. Benim külüstüre böyle bir şey bulabilir miyim dedim ama araştırma yaptığım web siteleri bile demode modellere ürün satmıyoruz ekranı ile kovaladılar beni…

Related posts:

0

Amazon Cloud Drive

Amazon Cloud Drive yeni bir servis. Mantığı çok basit. Size 5GB’lık ücretsiz bir alan sunuluyor. Bu tarz hizmetler zaten var diyebilirsiniz ancak servisi sağlayan Amazon olunca işin içerisine satın aldığınız dijital müzik dosyaları da giriyor. Amazon’dan albüm veya şarkı olarak satın aldığınız tüm müzik dosyaları otomatik olarak Cloud Drive hesabınıza aktarılıyor. Böylelikle satın aldığınız dosyalar güvenli şekilde yedeklenmiş oluyor. Hatta Amazon işi daha da büyüterek kendi mağazalarından aldığınız yeni dijital müzik dosyalarını 5GB’lık alan içerisinde saymıyor.

Cloud Drive servisinin bir diğer ilginç özelliği entegre bir müzik çalara da sahip olması. Amazon’dan satın aldığınız şarkıları bu müzik çalar sayesinde istediğiniz zaman dinleyebilmeniz mümkün. İnternet üzerinden canınız istediğiniz zaman herhangi bir bilgisayardan Cloud Drive’a erişim sağlayabiliyorsunuz. Bu sistemin yakın gelecekte mobil cihazları da kapsayacağı söylentisi var. Bu durumda taşınabilir müzik çalarların tanımı değişebilir.

Şu an dijital müzik satışı tüm dünyada çok büyük bir savaşa konu oluyor. Hemen her büyük firma bu konuda yatırım yapıyor. Amazon, kendine yeni bir cephe oluşturdu bakalım diğerleri nasıl karşılık verecek.

Bu arada hemen ekleyeyim Cloud Drive içerisinde resim, belge yani aklınıza ne gelirse saklayabilmeniz mümkün. Anlayacağınız sanal bir müzik mağazasında kendinize ait bir reyonunuz oluyor. Bu gelişmeleri yakından takip etmek gerekli.

Related posts:

0

Cooler Master Notepal Notebook Cooler Modifikasyonu

Modern dizüstü bilgisayarları, sıcak havalarda kullanırken çok ısınıyorlar. Bu ısınmanın en önemli sakıncalarından bir tanesi dizüstü bilgisayarların donanımsal olarak zarar görebilmeleri. Özellikle bazı markalarda bu ısınma anakart üzerinde sorunlar yaratıyor ve dizüstü bilgisayarınız bozulabiliyor. Bu yüzden notebook soğutucular özellikle kuvvetli konfigürasyona sahip bilgisayar kullanıcıları için elzem. Ancak bu soğutucuların bir kısmı oldukça gürültülü çalışıyor ve insanın konsantrasyonunu bozabiliyor. Bir kısım soğutucular ise ilk zamanlar son derece sessiz iken sonrasında başlarına bir haller gelip gürültülü çalışmaya başlıyorlar.

Ben daha önce “Cooler Master” firmasının bir çok ürününü kullanmıştım. Ürünlerden genelde memnun olduğumdan bilgisayar soğutucu çözümünü yine aynı firmadan seçtim. Satın aldığım model “Notepal Notebook Cooler” idi. İlk sene gayet gürültüsüz çalışırken, zaman içerisinde plastik ve alüminyumdan oluşan kasasında deformasyon oluştu ve fanlar ciddi şekilde gürültü yaratmaya başladı. Yeni bir dizüstü  bilgisayar soğutucusu almak yerine elimde varolanı adam etmeye karar verdim!

Bu modifikasyona ilk önce ürün üzerindeki biraz uyduruk kauçuk ayakları söküp yerine titreşim önleme özelliği bulunan kendinden yapışkanlı malzemeyi yerine yapıştırarak modifikasyona başlayalım. Zaten ürünün üzerindeki kauçuk ayaklar zaman içerisinde kendiliğinden düşüyor. Kullandığım ayakları herhangi bir yapı marketten satın alabilirsiniz.

İkinci olarak soğutucunun altındaki koruma kısımlarını kesmeye başladım. Bunun sebebi şasinin yamulmasıyla fanların bu koruma bölümlerine çarpması. Bu korumaların konulmasındaki sebep elinizin fana değerek zarar görmemesi ama fanlar çok devirli olmadığından sorun yaşamak mümkün değil. Bu kısımları basit bir yan keski ile kesip çıkartmak gayet kolay. Aşağıdaki gibi 4 parça söktüm;

Bu kesme işlemlerinin akabinde fanların alt şasiye değdiği yerlere küçük birer keçe parça ekledim. Bu sayede titreşimlerle şasi alt şasi arasına bir tampon koyarak, titreşimlerin tüm gövdeye yayılmasını önlemek mümkün. Keçelerin konulduğu yer aşağıdaki fotoğrafta rahatlıkla görülebilir.

Plastik alt şasi ile fanın etkileşimini bir ölçüde kestik. Şimdi sıra alüminyum şasi ile fanın etkileşimini minimize etmye çalışmak. Bu arada bu işlemleri yaparken yıldız tornavida kullanarak bir kaç vidayı sökmeniz ve arkasından biraz zorlama ile şasiyi parçalarına ayırmak lazım. Aşağıdaki fotoğrafta keçeleri yerleştirdiğim yerleri göstermeye çalıştım.

Yaklaşık 10 dakika süren tüm bu işlemler sonucunda “Cooler Master” “Notepal Notebook Cooler” eskiye göre daha sessiz hale geliyor. Muhtemelen üretici firma şu yaptığım işlemlerin çok daha iyisini düşünüp yapabilirdi ancak olayın içerisine maliyetler konusu girip rekabetçi fiyatlı bir ürün çıkartabilmek için “Cooler Master” bu ürünü pazara sunmuş.

Bu ürünü satın almışsanız ve benim gibi sorunlar yaşıyorsanız, bu küçük rehbere göre sizde küçük bir modifikasyon yapabilirsiniz. Soğutucu üzerindeki fanlar sessiz ve kaliteli olduğundan ürünü sesinden dolayı çöpe atmak yerine bu modifikasyon ile uzun bir süre daha kullanmaya devam edebilirsiniz.

Related posts: