Hifi Cihaz İncelemeleri Archive

0

Tertemiz Bir Graham Phantom

Geçtiğimiz günlerde bir Graham Phantom’un ayrıntılı fotoğraflarını sizlerle paylaşmıştım. Kolu tamamen söküp sorunlu olan yerlerini bulmaya çalışacağım demiştim. Sonunda küçücük bir lehim sorunu tespit ettikten sonra kolu eski güzel günlerine getirmeyi başardım. İlk bölümdeki kol fotoğraflarına göz attıysanız kolun biraz kirli olduğunu farketmişsinizdir. Kolun onarım sonrasında yeniden birleştirilmesi sırasında tüm parçaların elden geçtiği, yağlandığı operasyonun sonrasında paketinden çıktığı gün kadar olmasa da, ona yakın bir hale geldiğini düşünüyorum. Umarım daha uzun seneler görevini yerine getirecektir… Aradaki fark büyük…

Related posts:

0

Graham Phantom ve Bol Bol Fotoğraf

Geçmişten bugüne bir çok kol geçti elimden, bir çok pikap kolunu da incelemişimdir. Kol dünyasında bir noktadan sonra fiyatlar inanılmaz boyutlara çıkıyor. Ancak verilen binlerce doların karşılığını her zaman aldığımızı söyleyebilmek zor. Biliyorsunuzdur ben uzun zamandır SME Series V kullanıcısıyım. Mutlu mesut yaşıyoruz onunla. Bana sorarsanız verilen parayı hakeden bir koldur SME V. Bunun en önemli yapım kalitesi ve ödenen paranın karşılığında alınanlar. Ancak bu kolu bir çok pikap üzerinde kullandığınızda biraz soğuk bir ses elde ediyorsunuz. Ancak Gyrodec ve benzeri süspansiyonlu pikaplarda SME performansının en uç noktalarına ulaşıyor. Neyse konumuz SME değil ama konuyu SME’den bağlayacağım. Graham Engineering tarafından üretilen Phantom serisi benim gözümde verilen her kuruşu hakeden kollardan. 5.000 Dolar ve üzerindeki fiyat etiketi olan bir koldan beklentimiz her zaman şunlardır; ayarlar tutacak, elimizde her türlü ayar için gereken enstrümanlar olacak.

Fotoğraflardaki kol biraz kirli ancak kablolarında bir sorun olduğundan ilerleyen saatlerde tamamen sökülecek. Yapacaklarım bittiğinde tertemiz olacak :) Hazır kolla oynarken aşağıda çektiğim bir kaç fotoğraf var. Belki ilginizi çeker…

Yukarıdaki fotoğrafta plak dinlerken kolu yükseltmemize yarayan bölüm sağda görünüyor. Kol unipivot olmasına rağmen bu mekanizma mükemmel şekilde işliyor. Kolu neden yükseltmek gerekir derseniz, 180 veya 200Gr plaklar standartlar plaklara göre daha yüksektir ve optimal ayarlarla dinleyebilmek için kolu alçaltıp yükseltmek gerekir… Şart mı değil tabii ki…

Kolun yanal açısını optimize etmek için Graham mühendisleri mıknatıs kullanmışlar. Bu sistem anti-skating mekanizması ile de bağlantılı. bence mükemmel bir çözüm. Mıknatısların yüksekliğini ayarlayarak kolun yanal açısını optimize ediyorsunuz.

Ağırlık ayarlamak gerçekten çok kolay. Yukarıdaki fotoğrafta kolun arka kısmı var. Buradaki vidayı sağa sola döndürürerek ağırlığı ayarlamak çok basit. Ne sıkılacak bir allen ne de ek bir somun var. Hemde çok hassas ayar yapılabilmesi akıllıca bir çözüm.

Kolun unipivot olduğunu yazmıştım. Yukarıda pivot noktasını görüyorsunuz. Kol tasarımcıları ters unipivot bir kol yapısı geliştirmişler.

İstediğiniz zaman bu noktayı söküp takmak çok kolay. Yukarıdaki fotoğrafta pivot bölümü yerine yerleşiyor. Güzel tasarlanmış bir vida formu parçayı yerine çevirerek takmanız yeterli. Çok akıllıca…

Yukarıdaki fotoğrafta pivotun karşılığı yani oturduğu bölüm görülüyor. Buraya eğer isterseniz damping için özel bir sıvı eklemeniz mümkün. Damp ile veya dampsız arzu ettiğiniz gibi kullanmanız mümkün. Bu bölümün işçiliği bence birinci sınıf…

Kolun tüp kısmını çıkartmak mümkün. Bu bölüme zaman içerisinde farklı armtube’ler takabiliyorsunuz. Alüminyum yerine sermaik ve titanyum seçenekleri var. Tabii fiyatlar oldukça yükseliyor…

Tüp kısmını kolaylıkla ana gövdeye takabiliyorsunuz. Buradaki tek soru; bir kol üzerinde bu kadar konektör iyi bir şey mi değil mi? Kolun genel performansına bakılırsa, Graham işi bir şekilde çözmüş :)

Kolun anti-skating mekanizması çok zekice tasarlanmış. Diğer tarafta yukarıda gösterdiğim mıknatıslı bölümle bağlantı sağlanmış. Kaldıraç bölümünün sonundaki ağırlığın yönü oynanarak merkez kuvveti önleniyor. Tabii bunu yaparken kolun ana bloğu da hareket halinde…

Eh artık kolun sökülme zamanı geliyor. Merak etmeyin söküm aşamaları adım adım sizlerle paylaşmayacağım. Oldukça hassas bir iş olacak ve bu ruh hastası işlemin sanırım kimseye faydası olmayacaktır. Belki ilerleyen günlerde kolun elden geçmiş halini sizlerle paylaşırım.

Related posts:

0

Hakancez Kulaklıkların Büyülü Dünyasında: Stax Coşkusu

Stax, Japonların kulaklık dünyasındaki en egzotik temsilcisi. 1960′lardan itibaren ürettikleri ilginç kulaklıklar ile tüm dünya tarafından tanınan firma, kulaklıklarını, kulak hoparlörü olarak nitelendiriyor. Firma geleneksel olarak ürettiği kulaklıklarda ilginç teknolojiler kullandığı için, kulaklılarını çalışmak için gereksinim duyduğu voltaj ve empedans değerlerini karşılayabilecek özel ampliler üretiyor.

Firmanın bir çok kulaklığını kendi ürettiği özel amplilerle kullanmaktan farklı bir seçeneğinizin olmaması belki ilk adımda düşündürücü olabilir ama Japon firma, amplilerinde her türden ayrıntıyı düşündüğünden ve oldukça üst sınıf bileşenler kullandığından endişelenmenin gereksiz olduğunu anlıyorsunuz. Zaten kulaklıları kulağınıza taktığınızda tüm endişeler yerini keyfe bırakıyor.

 

Stax kulaklık amplisinde hibrid bir yapı kullanıyor. Genel olarak giriş katında 2 adet 6FQ7/6CG7 tüp kullanılıyor, çıkış katı ise solid state yapıda. 6FQ7 tüplerle oynamak büyük keyif. Ancak standart üretimler yerine General Electric’in 1960 sonralarında ürettiği tüpleri denk getirirseniz tüm arayışlarınızın sona ereceğini söyleyebilirim. Bu güzel tüpler, çok düşük mikrofoniğe ve dip gürültüye sahip. Eğer denk gelirse benimki gibi eşlenmiş bir çift tüp ile hayat boyu bir daha tube-rolling yapmanıza gerek yok. Bu tüpler zamanında bol bol üretildiğinden çok pahalı değiller. Mükemmel bir çiftini 100 Dolara satın alabilirsiniz. Tabii ki daha özel bazı tüpler de mevcut ancak bunlar zaman içerisinde şansınız var ise denk gelebilecek türden.

Stax SRM-T1, 1980′lerin sonlarında üretimine başlanan bir ampli. Ampli ufak farklılıklarla 90′ların sonuna kadar üretilmiş. Benim kullandığım modelde 2 adet RCA girişine yer verilmiş. Daha sonraki versiyonlarda 1 adet RCA bir adet XLR giriş kullanılmış. Her iki giriş birbirine paralel yapıda. Girişler arasında geçiş yapmak için herhangi bir selektör konmamış.

Preamplinin en hoşuma giden özelliklerinden bir tanesi ses kontrolü. Stax mühendisleri, çok ilginç bir tasarım yaparak eğer istenirse sağ ve sol kanalın ayrı ayrı ayarlanmasını sağlamış. Biraz irice kontrolöre ilk bakışta bu ayrıntıyı göremiyorsunuz. Ancak zaman içerisinde cihazı kurcaladıkça fark etmemeniz mümkün değil.

Preamplinin ön bölümünde 2 adet Pro, 1 adet Normal kulaklık girişi var. Bu girişler Stax’ın 5 veya 6 pin’li girişleri. Stax SRM-T1 aynı anda iki adet kulaklılığı kullanmanıza izin veriyor. Bir adet kulaklığı zar zor bulmuşken ikincisi benim için biraz lüks olacaktır açıkçası :)

Kulaklık ise bambaşka bir alem. Stax, elektrostatik yapıyı kulaklıklarına uygulamakta başarılı olmak için neredeyse 20 sene boyunca araştırma geliştirme yapmış. Yazılan çizilenlere göre 1980 ve sonrasındaki ürünlerde bambaşka bir yere gelmiş tasarımcılar. Tüm bu gelişim süreci sırasında Stax’ın ürettiği bir de hoparlör var. Elektrostatik yapıdaki bu hoparlör neredeyse tüm Uzakdoğulu odyofillerin kutsal kasesi. Bu ilginç hoparlörleri dinleyen hemen herkes çok etkilenmiş.

Yazılan çizilenlere göre QUAD’ın meşhur ESL-57′si ve Author Janszen’in 1960′larda yaptığı tasarımla beraber elektrostatik hoparlör dünyasının en önemli tasarımlarından bir tanesi olan bu hoparlör hakkında çok az bilgi bulabiliyorsunuz. ESS-3A, ESS-4A, ESS-6A , ESS-12 modelleri için ise daha fazla bilgi bulabilmek mümkün.

Tüm bu süreç boyunca Stax mühendisleri elektrostatik panelleri iyice küçültmeyi ve mükemmelleştirmeyi başarmışlar. SR-Lambda Signature bu sürecin 1980′lerin sonlarındaki temsilcisi. Çok başarılı olan model ufak tefek geliştirmelerle 90′ların sonlarına kadar üretimde kalmış.

Kulaklık son derece büyük yapıda. Klasik bir kulaklıktan daha büyük olmasına rağmen oldukça hafif. Bunda kullanılan plastik parçaların büyük etkisi var. Fotoğraflarda gördüğünüz kulaklıkların 30 yaşından büyük olduğunu göz önüne alırsanız malzeme kalitesini birazcık hayal edebilmeniz mümkün. Stax günümüzde bile eskiden ürettiği tüm modellere desteğini sürdürüyor. Kulaklık pad’leri EP-234BR başta olmak üzere hemen her yedek parçayı bulabilmek mümkün. Kulaklığın belirli bölümleri deri ve süet kullanılarak üretilmiş. Bunun en önemli sebebi insan derisinin hassasiyetine uygun malzemeler kullanmak. Bu arada deri ve süet kısımlardaki hastalık derecesindeki ayrıntılar insanın hayranlığını artıran cinsten. Her kulaklığın sağ ve sol bölümlerindeki dikiş sayısı ve dikiş noktaları aynı. Nasıl malzemeler kullanıldıysa aradan geçen yıllarda en ufak bir sorun oluşmamış.

Kulaklık kullanıcılarının en önemli sorunları ergonomidir. Bunun yanında benim gibi gözlük kullananlar açısından kulaklığın gözlük çerçevesine yeterli boş alanı yaratması mühimdir. Sanırım Japonya’da gözlük kullanımının oldukça yoğun olması sebebi ile bu noktaya özel önem verilmiş. Ancak ne olursa olsun benim gibi kulaklıkla çok rahat edemeyen insanların 40-45 dakikada bir küçük bir ara vermesi iyi oluyor. Benim gibi plak dinliyorsanız kulaklığı çıkartıp plak değiştirmek iyi bir fikir olabilir.

Ben biraz şans eseri Stax’ın orijinal uzatma kablosunu da kullanıyorum. Buna rağmen arada sırada ara vermek iyi oluyor :)

Gelelim ses performansına.

Ben Stax SRM-T1 ve SR-Lambda Signature kombinasyonunu sistemime bağlı şekilde kullanıyorum. Audio Analogue Bellini preamplifikatörün pre-out çıkışı Stax’ın girişlerinden bir tanesine bağlı durumda. CD çalarım ise ikinci pre-out ile SRM-T1′e doğrudan bağlı. Bellini’nin pre-out’unu kullanma sebebim pikap katı olarak bu cihazı kullanmam. Pikap ise Gyrodeck Mk III üzerinde SME Series V kol ve Goldenote Boboli Signature iğne.

Şimdi açık konuşmak gerekirse benim önceliğim her zaman müzik setim. Bunun en önemli sebebi müziğin bizim evimizde önemli bir yeri olması. Ailecek müzik dinlemeyi sevdiğimizden kulaklığın asosyal tarafı benim için pek uygun değil. Ancak gecenin ilerleyen vakitlerinde etrafı rahatsız etmeden müzik dinlemek için kulaklık benim için olmaz ise olmaz. Aslında bir Grado SR 80i almak için yola çıkmışken denk geldik Stax kombinasyonu ile. Beklentim oldukça iyi performans alacağım yönünde idi ancak böyle bir şey beklemiyordum doğrusu. Kulaklıklığın detay performansı neredeyse çok üst sınıf hoparlörler düzeyinde. 30 senelik bir kulaklık bu performansta ise yenileri nasıldır diye düşünmeden edemiyorum. En şaşırtıcı şey ise bas performansı. Kağıt gibi bir panelden böyle bir bas nasıl elde edilir hiçbir fikrim yok. Kulaklığı ne kadar iyi bir kaynak ile dinlerseniz performansı o derece artıyor.

Stax geçmişten bugüne her zaman ilginç kulaklıkları ile bu dünyanın farklı bir yerinde olmuş olabilir. Evet pahalılar ancak imkanı olanlar bu dünyaya hiç korkmadan girebilirler.

Kulaklık dünyası müzik dinleme alanında oldukça kendisine özgü bir yere sahip. Günümüzde düşen fiyatlar ve artan performanslar ile iyi bir ampli fiyatına çok iyi bir kulaklık sistemi kurabilmeniz mümkün. Uzun süre kulaklık kullanmaktan rahatsızlık duymuyorsanız bambaşka bir dünya ile mutlaka tanışın.

Benim içim ise geç saatlerde müzik dinlememe olanak sağlayan ve müzik sistemimin bir parçası kulaklık sistemim. Ancak bazı günler akşam olsun da kulaklıklarımın takıp müzik dinlemeyeyim dediğim de olmuyor değil.

Related posts:

0

Mobile Fidelty Geodisc

Mobie Fidelty firmasını sanırım herkes yaptıkları plak baskıları ile tanıyordur. Ancak firmanın bazı ilginç aksesuarları da var. Bunlardan en tanınmışlarından bir tanesi Geodisc. Çok basitçe pikap ayarlarınızı yapmanız için gerekli protractor ihtiyacınıza yönelik bir ürün diyebiliriz. Geodisc’i ne zamandır merak ediyordum ve sonunda deneme fırsatım oldu. Düşüncelerimi Stereo Mecmuası’nın bir sonraki hi-fi sayısına yazmayı planlıyorum. Şimdilik bir kaç fotoğraf paylaşayım dedim…

Related posts:

0

Audiophile Phonobox


Yeni bir pikap katı edindim. Fil Elektronik’in ürettiği Audiophile Phonobox ürünü. 250TL’nin altına satılan bu minik pikap katı ayrı güç kaynağına sahip ve bayağı hoş gözüküyor. Alüminyum şasinin altına ve üstüne akrilik levhalar eklenerek modeli ve özellikleri yazılmış. Ürünün en ilginç özelliği MC ve MM pikap kafalarını desteklemesinin yanında empedans ayarına da izin vermesi. Stereo Mecmuası’nın gelecek hifi sayısında bu ürününü incelemesine yer vereceğim. Ancak ilk izlenimlerim son derece olumlu. Son günlerde yerel üretim haberleri geliyor. Hifi piyasamızda bir şeyler oluyor :)

Related posts: