Kitap Archive

0

Ben Ozzy Kitap

Bu seneki İzmir Kitap Fuarına gittiğimden ve son derece başarılı bulduğumdan bahsetmiştim. John Michael Osbourne, ailesinin ona hitap ettiği şekilde John, biz hayranlarının hitap ettiği şekli ile “Ozzy” 1948 yılında doğmuş. Dünya savaşının ardından yıkıntı haline gelen İngiltere’de büyüyen Osbourne, kendi kaleminden yaşam hikayesini anlatıyor. Hikaye gerçekten evlere şenlik. Okul hayatı tam anlamıyla facia, iş hayatı da öyle. İnşaatlarda çalışması, korna üretiminde çalışması ve mezbaha günleri. İlk gençliğinde Beatles’ın müziğinden etkilenmesiyle yaşamı değişmeye başlar. Sonrasında ilk müzik deneyimleri, efsanevi Black Sabbath, sonra topluluktan kovulması, solo kariyeri ve bir çoğumuzun pek hoş karşılamadığı televizyon şovları. Ozzy kendi kaleminden aslında daha doğrusu kendi ağzından yaşam hikayesini anlatmış. İşte “Ben Ozzy” kısaca böylesine bir kitap.

Yaklaşık 500 sayfalık kitap çok çok kolay okunuyor. Söz konusu Ozzy olduğunda ortaya edebi bir eser çıkmayacağını tahmin edersiniz. Ancak kitap çok eğlenceli. Ben bazı bölümlerde çok iyi vakit geçirdim. Kitapta bir fan’ın neredeyse aklına gelen her soruya cevap vermeye çalışmış. Neden televizyon şovlarına çıktığı, meşhur civciv ezme konusu, Black Sabbath’tan atılması, solo kariyeri gibi bir çok konu eğlenceli bir dille anlatılmış. Özel hayatının karmaşıklığı ve hayatı boyunca bol bol tükettiği, alkol, sigara ve her türden uyuşturucudan dolayı bazı konular biraz muallakta kalmış. Meşhur yarasa konusundan şöyle bir bahsedilmiş mesela. Dediğim gibi uzun veya kısa bir çok sorunun cevabı verilmeye çalışılmış. Tüm bunlar olurken kendisiyle dalga geçebilmesi övgüye değer.

Kitap, Pegasus yayıncılık tarafından meraklılara sunuldu. Fiyatı çeşitli satış noktalarında 15 ila 20TL arasında değişiyor. Çeviri Köksal Gülerkaya tarafından yapılmış. Kitabın çevirisi bence gayet başarılı yapılmış.

Ozzy severler, Black Sabbath severler ve hatta 1970′lerin müziğine ilgi duyanlar bu kitaba bir göz atmalı.

Related posts:

3

JazzLife Kitap

1960 yılında fotoğrafçı William Claxton ve Alman müzikolog Joachim Berendt birlikte Amerika turu yaparlar. Bu tur caz müzik konusuna odaklanmıştı. Bu ikilinin işbirliği sonucunda ortaya inanılmaz bir fotoğraf koleksiyonu ve hem bilinen hemde bilinmeyen sokak müzisyenlerinin kayıtlarından oluşan bir müzik arşivi ortaya çıkar.

Jazzlife kitabı işte bu dönemi kapsıyor. Caz meraklıları için gerçekten bir hazine değerinde. Hem harika fotoğraflar hemde yorumlar var. Kitapta yazılara 3 dilde yer verilmiş; Fransızca, İngilizce ve Almanca.

Fotoğraflar müthiş. Yazılar da rahat rahat okunuyor. Gözleri bozuk insanlar için -benim gibi- önemli bir ayrıntı.

İsterseniz konu açılmışken William Claxton’dan bahsedelim. 1927 yılında doğan fotoğrafçı 2008 yılında vefat etti. Claxton kariyerine caz plak kapaklarını çekerek başladı. İlerleyen yıllarda Chet Baker, Charlie Parker, Duke Ellington, Dizzy Gillespie ve Billie Holiday gibi önemli isimlerin fotoğraflarını çekti. Claxton kariyeri boyunca Life, Paris Match ve Vogue gibi önemli dergilerde çalışmış. Geçtiğimiz dönemlerde sevgili Aydın Eroğlu’nun kaleminden sizlere tanıttığımız Herman Leonard gibi caz tarihinde adı yer almış önemli bir isim Claxton.

Mississippi bandolarına özel bir bölüm ayrılmış. Fotoğraflar müthiş.

Gelelim kitaba. Taschen kitaplarını çok severim. Baskı kalitesi, özen ve içerikleri gerçekten muhteşemdir. Geçmişte Taschen kitaplarını hep yurtdışından aldım. Bu seneki Kitap Fuarında keyifle gezip alışveriş ederken bir anda Literature kitapevinin standını keşfettim ve Taschen kitaplarını incelerken buldum kendimi. Literature, Taschen’in temsilciliğini çok uzak olmayan bir dönemde üstlenmiş. Fiyatları incelediğimde fuara özel indirimleri de gözönüne aldığımda son derece makul hatta ucuzdu. Hal böyle olunca artık gönül rahatlığıyla ülkemizden satın alabileceğiz Taschen kitaplarını. Zaten aldıkça bloğumdan sizlerle de paylaşırım.

JazzLife kitabının arkasında Joachim Berendt arşivinden hazırlanan bir CD var.

Neyse Seçil ile beraber standı dikkatle inceledik. JazzLife zaten alışveriş listemde vardı. Kitabı stand’de görünce kalpler çarpmaya başladı tabii. Çok hoşuma giden bir ayrıntı; kitaptan stand’de iki adet bulunmasıydı. Bir tanesi orijinal jelatini içerisinde diğeri ise ziyaretçilerin inceleyebileceği şekilde açık olarak stand’de yerini almıştı. Bu çok önemli bir şey. Bir müşteri kitabı arzu ettiği gibi inceleyebilir ve arzu ederse jelatin içerisindeki kitabı satın alır. Bu “ince” özenin yanında uygun fiyat etiketi, firmanın sorumlusu Sn. Ayhan Kocatürk’ün aydınlatıcı bilgilendirmeleri ve yaptıkları hoş bir jest sonucunda koca kitabı eve giderken çantamızın içerisinde bulduk. Çok güzel oldu.

Günlerdir evde  karşımda Herman Leonard‘ın “Downbeat – NYC – 1949″ reprodüksiyonu, kucağımızda Claxton’ın fotoğrafları, pikabımızda dönen caz plakları ile çok keyifliyiz. Allah bu durumumuzu bozmasın!

Her ne kadar eve gelene kadar iş hayatlarımız berbat olsa da, tüm olumsuzluklar tepemizde dolaşsa da, evde müzik sisteminin başına geçince hayat ne kadar güzel oluyor. Bu yüzden müzik dinlemek bu kadar özel, kitap okumak bu kadar güzel!

Related posts:

0

16. İzmir Kitap Fuarı

TÜYAP ile Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği İzmir Fuarında düzenlenen 16. İzmir Kitap Fuarına bugün sonunda gitme fırsatı buldum. Hemen her sene fırsat yaratıp bir şekilde gittiğim fuarı bu sene çok beğendim. Son derece derli toplu bir yerleşim yapılmış. Ayrıca katılımcı firmalarda bu sene stand’larına gerçekten özenmişler. Ortaya son derece derli toplu bir görüntü çıkmış. Özellikle ülkemizin önde gelen bazı yayınevlerinde çok ciddi indirimler gözüme çarptı bu sene. Bir de ilginin son derece yoğun olması. Genç, yaşlı bir çok insanın ellerinde az veya çok poşetler vardı. İnsanlar fuarı gezmekten çok güzel indirimlerden faydalanarak alışveriş etmişler.

Bizde her sene ailecek bu fuarı bekliyoruz. Geçen sene olduğu gibi bu senede neredeyse tüm seneye yetecek kadar kitap aldık. Bir kaç tanesini bloğumda ilerleyen günlerde sizlere de tanıtmayı planlıyorum.

Kitap okumak ne olursa olsun güzel şey. Tıpkı muhabbet gibi müziğin en iyi dostlarından bir tanesi. Bu arada daha gitmediyseniz bence zaman ayırıp mutlaka bir göz atın. Alacak bir şeyler bulacağınıza eminim…

Bu seneki fuarı düzenleyenleri tebrik etmek lazım. İnşallah seneye daha da iyi olur…

not: Fotoğrafı Tüyap sitesinden aldım.

Related posts:

2

Nâzım Hikmet Büyük İnsanlık Kendi Sesinden Şiirler CD+Kitap

Bugün sizlere çok farklı bir CD’yi tanıtacağım. İlk önce CD’nin nasıl kaydedildiğinden bahsedeyim.1962 yılında Bedri Rahmi Eyüpoğlu ile Nâzım Hikmet Paris’te bir araya gelirler. Bedri Rahmi’nin yanında makara teybi de var bu sırada. Bedri Rahmi “Yalnız patırtı yapma şimdi” diyerek kayıt tuşuna basıyor. Okuduğu şiir “Mor” (1)

….
Mor deyip geçme belalı renk musibet
Yeryüzünde ne kadar insan varsa bir o kadar mor
Menekşenin moru mavzerin moru (2)
Suya dökülmüş mazotun moru
…..

Tasarım gerçekten son derece başarılı. CD deseni tıpkı bir manyetik bant gibi yapılmış.

Bu şiirin ardından bir ses duyuluyor, “Başlayayım mı Üstat?” ve yanıt geliyor “Başla Reis” (3) ve Nâzım başlıyor okumaya,

…..
Bu dağlar ne dağları
bizim dağlara benziyor,
bıçak gibi boğazları, parça parça dağları, (4)
…..

Nâzım bu mısralardan başlayarak tam 55 şiirini kesintisiz okuyor.Sonra birazcık ara ve “Bir Yolculuk” (5) şiiriini okuyor. Kitaptaki notlara göre iki şiir ilk kez Türkçeleştirilmiş. Sadece bu açıdan bile ortaya çıkan eser önemli. Ancak asıl önemli olan şiirlerini Nâzım’ın sesinden dinlemek. Bedri Rahmi’nin payını her açıdan vermek gerekli. Kaydın başında Bedri Rahmi’nin kendi sesinden “Mor” şiirini okumasının bir sebebi var. O dönemde evlerini ziyaret eden polislere karşı aldığı bir önlem. İlk şiiri o yüzden kendisi okuyor, bir şekilde Nazım’ı gizliyor. O yıllarda bandı devamlı saklamış. Bazen yüklükte, bazen merdiven altında, bazen de oğlu Mehmet Eyüpoğlu’nun çekmecesinde. Bu süreç uzun zaman devam etmiş. Kayıt 50 yıl boyunca gizlenmiş. Bedri Rahmi, oğlu ve gelinine bu kaydın bir gün basılmasını vasiyet etmiş. Onlarda bu vasiyeti yerine getirmişler.

Bu kitapla birlikte ilk kez ortaya çıkan bir Nâzım portresi. Annesi Celile Hanım tarafından yapılmış

Kitabın ve CD’nin ortaya çıkması kitabın ön sözünde çok güzel anlatılmış. Yazılanlara göre bu kayıt ortaya çıktığında telif hakları konusu da ön plana çıkıyor. Varisleri bu konuda hiçbir önkoşul ortaya sürmemişler. Nazım Hikmet şiirlerini yayınlayan Yapı Kredi Yayınları ve  Bedri Rahmi eserlerini yayınlayan Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları da işbirliği yaparak bu CD ve kitabı beraberce yayınlamışlar. Çok da iyi yapmışlar. Ortaya çıkan iş mükemmel. Kitap, CD, notlar, baskı kalitesi, tasarım ve her şey çok başarılı. Fiyat ise kaçırılmayacak türden 14TL civarında olan set, indirimde 10,50TL gibi bir fiyata satılıyor ve her kuruşuna değer. Emeği geçen herkese teşekkürler.
Mutlaka edinin!

(1) CD’deki ile meraklıların bildiği ve okuduğu versiyonlar birbirlerinden son derece farklı.
(2) kasaturanın moru
(3) Nâzım ile Bedri Rahmi konuşuyor.
(4) İsviçre Dağları şiirinden
(5) Diğer ismi “Saman Sarısı”

Related posts:

0

Joseph-Marie Lo Duca

Joseph-Marie Lo Duca, Italyan ve Fransız karışımı kökene sahip bir yazar. Film meraklıları (ki ben  kendimi bu sınıfa pek sokamam) belki onu Fransız “Les Cahiers du Cinéma” dergisinden hatırlayabilirler. Bu dergi Fransız sinemasındaki yeni akım (1) içerisinde önemli bir etkiye sahip, hatta Jean-Luc Godard, François Truffaut, Éric Rohmer, Jacques Rivette ve Claude Chabro gibi bazı önemli isimler ilk yazılarını bu dergi için ele almışlar. Neyse. Bazı metinleri anlayabilmek veya daha doğrusu yorumlayabilmek için yazarın -uzun isimli- L’Histoire de l’érotisme – Direction de la bibliothèque internationale d’érotologie kitabına hızlı bir giriş yaptım.  Kitap isminden anlaşıldığının pek ötesinde bir kaynak kitap. Ben kitabın 1968 Fransa baskısını edinmeyi başardım. Bu arada elinde ” Les Mines de Sodome” olanlar bana haber versinler!

(1) 1950′lerin sonlarındaki la Nouvelle Vague akımı

Related posts: