JPS Reklamı



JPS, baylara yönelik iç çamaşır üreten bir firma. Bu reklamında hi-fi'yi ön plana çıkartıp odyofil camiasına da göz kırpmış. Hem de ne göz kırpmak...

16. İzmir Kitap Fuarı



TÜYAP ile Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği İzmir Fuarında düzenlenen 16. İzmir Kitap Fuarına bugün sonunda gitme fırsatı buldum. Hemen her sene fırsat yaratıp bir şekilde gittiğim fuarı bu sene çok beğendim. Son derece derli toplu bir yerleşim yapılmış. Ayrıca katılımcı firmalarda bu sene stand'larına gerçekten özenmişler. Ortaya son derece derli toplu bir görüntü çıkmış. Özellikle ülkemizin önde gelen bazı yayınevlerinde çok ciddi indirimler gözüme çarptı bu sene. Bir de ilginin son derece yoğun olması. Genç, yaşlı bir çok insanın ellerinde az veya çok poşetler vardı. İnsanlar fuarı gezmekten çok güzel indirimlerden faydalanarak alışveriş etmişler.

Bizde her sene ailecek bu fuarı bekliyoruz. Geçen sene olduğu gibi bu senede neredeyse tüm seneye yetecek kadar kitap aldık. Bir kaç tanesini bloğumda ilerleyen günlerde sizlere de tanıtmayı planlıyorum.

Kitap okumak ne olursa olsun güzel şey. Tıpkı muhabbet gibi müziğin en iyi dostlarından bir tanesi. Bu arada daha gitmediyseniz bence zaman ayırıp mutlaka bir göz atın. Alacak bir şeyler bulacağınıza eminim...

Bu seneki fuarı düzenleyenleri tebrik etmek lazım. İnşallah seneye daha da iyi olur...

not: Fotoğrafı Tüyap sitesinden aldım.

B.C.Rich Warlock Bas


Ne zamandır gitar resmi koymuyorum bloğuma :) Ortalık şenlensin hemen bir tane ekleyelim.Yukarıdaki bas gitar tabii ki Warlock formunda ve headstock klasik formda. Coffin Case zaten ayrı bir güzellik :)

Eclipse Hoparlörler İle Oluşturulmuş Bir Sistem



Sizlere geçen gün burada Eclipse firmasının hoparlörlerinden bahsetmiştim. Firmanın Eclipse TD712zMK2 hoparlörleri ile oluşturulmuş bir sisteme denk geldim ve fotoğrafını ekleyeyim dedim. Yukarıdakilerden hangisini alırsın derseniz önce Barcelona koltuk (ki hastasıyım) arkasından da Epiphone gitarı. Gerisini ise Allah sahibine bağışlasın..

Jukebox'ları Sevmek: Seeburg M100C



Seeburg M100C Jukebox , 1952 yılında üretilmeye başlanmış ve o yıllarda satış fiyatı tam olarak 1.050 Dolar'mış.Toplam 100 adet parça çalma kapasitesi mevcut. Bu da demek ki deposuna 50 adet 45 devirlik plak eklenebiliyor. Resim vintagevending.com sitesinden. Aşağıda çok güzel bir ayrıntı fotoğrafı da mevcut..

Jukebox'ları çok seviyorum :)

Techlink Ark


Aluminyum ayaklar, yuvarlak kıvrımlar ile yine 1960 esintileri taşıyan bir sehpa. Çekmeceler ekipman koyabileceğiniz veya bir dünya ıvır zıvırı saklayabileceğiniz kadar geniş. Tasarım Techlink firmasının Ark modeli.

Hendrix Olmak Varmış.


Bugün durum böyleyse Hendrix yaşarken neler oluyordu kimbilir...

Amperex White Label 7308/E188EC



Sizlere dün burada 6922 denemelerimden bahsetmiş ve Amperex White Label 7308/E188EC'nin testte ilginç işler yapma potansiyeli olduğundan bahsetmiştim. Aradan daha bir gün geçmeden haklı olduğumu gördüm. Açık konuşmak gerekirse 1960'ların Siemens ve Telefunken'lerinden eksiği olmadığı gibi çok daha müzikal olduğunu söylemem lazım. Bu vakum tüpler pek kolay bulunur değiller ve haliyle hiç ucuz değiller. Ancak denk gelirseniz bırakılacak gibi değil. CD çalarlarında vakum tüplü çıkış katı olanların bir göz atması şiddetle tavsiye edilir.

Vakum Tüplü Radyo Hemde 100 Dolar


Geçenlerde vakum tüplüye yakın bir saatten burada bahsetmiştim. Bu ürünün radyoya sahip yeni bir versiyonu internet satış sitelerine düştü. 100 Dolar civarında bir fiyat etiketine sahip olan ürün fiyatına göre resimlerde bile güzel görünüyor. Tabii ki ürün ülkemizde ne yazık ki yok!

Tube Rolling; 6922, 6DJ8, ECC88 ve Türevleri



Vakum tüplü ekipman kullananların en keyif aldığı şeylerden bir tanesi olduğunu düşündüğüm "tube rolling" yapmayalı bayağı zaman olmuştu. Tube rolling ne demek derseniz daha önce yazmış olduğum 2A3 tüplerle ilgili yazımda şöyle bir açıklama yapmıştım; "Tube rolling en basit olarak, vakum tüplü ampli kullanıcılarının farklı markalardan farklı tarihlerde üretilmiş veya birbirinin yerine tutan vakum tüpleri denemesi şeklinde açıklanabilir" Bu arada 2A3'ler konusunda yazdığım yazı bence müthiş keyifliydi, bir göz atmanızı tavsiye ederim.Göz atayım derseniz buraya tıklayın. Yazıyı yazdığım dönemde amplifikatörüm üzerindeki tüpler konusunda hem bayağı araştırma yapmıştım, hemde ortaya çıkan sonuçlardan büyük keyif almıştım.

Ampli konusunu kapatınca sıra CD çalarıma gelmişti. Uzun senelerdir Koala Tube modeli bir CD çalar kullanıyorum. isminden belli olacağı üzere cihazın çıkış katında birer adet tüp var. Denemeler için ampli ile aradan uzun zaman geçince artık başlayayım diye düşündüm ve Koray Bey'i aradım. Aslında kendisine hitap ettiğim şekilde Koray Abi. Haftada en az bir gün telefonla çeşitli konularda sohbet ettiğim ve çok şey öğrendiğim Koray Abiye 6DJ8/ECC88 denemeleri yapacağımı söyleyince bir hafta içerisinde bir paket aldım.Tahmin edebileceğiniz gibi içerisinde tüpler vardı.



Aslında 6DJ8/ECC88 ailesi daha çok 6922 olarak biliniyor. Ancak ECC88, E88CC, 6DJ8, CCa, 6922, E188CC, E288CC, 7308, 8223, CV2492 ve 6H23 gibi farklı kodlardaki tüpler kardeş statüsünde. Bu süreçte deneyeceğim ilk tüp Amperex Bugle Boy 6DJ8/ECC88. En üstteki fotoğrafta görülen tüp Philips'in Heerlen/Hollanda'da yerleşik fabrikasında 1963-66 yılları arasında üretilmiş. Meraklıların çok sevdiği tüpler. Ayrıntılı bilgi için buraya göz atabilirsiniz. Ancak asıl bomba Amperex White Label 7308/E188EC olacak galiba. Yine 1960'larda üretilen bu tüp hem görüntüsü hem altın ayakları ile daha şimdiden gönlümü fethetti bile.

Denemeler ilerledikçe yorumlarımı yazacağım...

Mutant - Blues In Z



AK Müzik kendi web sitesi son dönemlerde çok daha sıkı bir şekilde güncelleniyor. Geçen gün yeni yayınlanan albümlere göz attığımda "Mutant - Blues In Z" CD'sini görünce her zaman ki gibi merak başladı ve işi gücü bırakıp hemen albümü satın almak üzere yollara koyuldum. Albümdeki isimleri görünce albümün çok sıradan olmayacağı belliydi. Ama beklediğimden çok daha iyisi çıktı...

Mutant 7 gitaristen oluşan bir topluluk. Bu gitaristler; Bakış Üstün, Eylül Biçer, Cansun Küçüktürk, Giray Gürkal, Deniz Güngören, José Blasco ve  Şevket Akıncı. İlk olarak müzisyenleri tanımaya çalışalım. Bakış Üstün, genç bir müzisyen 1985 yılında Gebze'de doğmuş. Biyografisinde lisede gitar çalmaya başladığı yazıyor. Genç yaşına rağmen çok iyi müzisyenlerden müziğin teorisi ve matematiğine dair dersler almış. 2000'li yıllarda Arıza Band müzik yapmaya devam etmiş ve Mutant ile daha önce gitar çalıştığı Şevket Akıncı ile aynı albümde buluşmuş. Eylül Biçer 1987 yılında İstanbul'da doğmuş. Lise yıllarında gitar çalmaya başlamış. Önemli bir çok müzisyenden dersler almış. 2006 yılında “Moonshine” grubuyla Blues Brothers’ın alt grubu olarak gitar çalan Biçer'in "EVO Trio" adlı bir caz grubunda müzik çalışmaları devam ediyor. Cansun Küçüktürk yine genç yaşlarda olduğunu zannettiğim bir gitarist. Kendisi hakkında internet üzerinde çok fazla bilgi bulamadım. Ancak İstanbul'da çeşitli topluluklarda çalmış. Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa rock topluluğu Bajar'da da gitar çalmıştı. Giray Gürkal yine internet üzerinde fazla bilgi bulamadığım bir müzisyen. Gürkal, çok sayıda özgür doğaçlama projesi içerisinde bulunmuş. Müzisyenin iki albümü Amazon'da denk geldi. Hey People! ve Gurkal ve Umut Caglar birlikteliğiyle "Musik For Walkie-talkies" Albümler şimdilik elimde olmadığı için bir şeyler karalamayacağım. Deniz Güngören yine oldukça genç bir müzisyen, 1987 doğumlu. Çeşitli rock topluluklarında müzik yapmış. Ben biyografisini ararken sinema ile alakalı sitelere denk geldim. Çeşitli dizi ve film projelerinde de görev almış. José Blasco'yu bazı Oğuz Büyükberber, Islak Köpek ve Şevket Akıncı konserlerinden tanıyoruz. Son olarak Şevket Akıncı 1972 doğumlu. uzun yıllar yurtdışında yaşayan Akıncı, rock gruplarında müzik yapmış . Meşhur Berklee College of Music'te okumuş. 1990'ların sonlarında ilk albümlerini yayınlamış. Çok sayıda müzisyenle yaptığı çalışma var. Ancak geçen sene AK Müzik'ten yayınlanan Century albümünde beni tam can evimden vurmuştu ki hala büyük keyifle albümü dinlemekteyim.

Bir çok genç müzisyenin bilgilerini bulmakta zorlandım. Genç müzisyenlerin bu konuda kendi sitelerini açmalarının yanında onları bilgilerle doldurmaları gerekli sanırım. En azından benim işim kolaylaşırdı. Umarım ilerleyen yıllarda ülkemizde de "All Music" tarzı siteler kurulur. Müzikle uğraşan herkesin faydasına olacaktır böyle bir durum. Çünkü bana kalırsa Myspace ve türevleri ile vakit geçmez.

Albümün iç kapağı gerçekten oldukça şık gözüküyor

Gelelim albüme. İlk olarak şarkı listesi;

1 Mezur A 2:01
2 Menschenheitsdammer 6:45
3 Corrections 3:47
4 Büyük saat 6:09
5 Gonzo fist 4:40
6 TV people 4:02
7 Maymun 5:13
8 Disconnectus erectus 4:35
9 1979 2:38
10 El topo 5:08
11 Ether party 2:56
12 Polka gerilla

Albümü satın almadan önce ilk olarak Glenn Branca projeleri geldi. Malum çok gitarist olunca bu tarz bir çalışma mıdır diye merak ettim. CD'yi alır almaz hemen dinlemeye koyuldum. Beklediğimden oldukça farklı bir çalışma olduğunu söyleyebilirim. Köklerini caz, blues ve rock'tan alan bir albüm. Ancak köklerin üzeri ardı arkası kesilmeyen doğaçlamalarla örülmüş. Atışmalar, minik sololar havalarda uçuşuyor. 7 gitarist olunca neredeyse 7 ayrı gitar tonu ve tekniği var. Temiz gitar tonlarının yanında bol bol distorsiyonlu gitarlar tonları da kullanılmış. Bu durumda albüm meraklı kulaklar açısından çok zengin. Albümde dominant bir sound yok. Hemen her şarkıda her dakika her şey değişebiliyor. Şarkının bir yerinde Blues etkileri alırken bir saniye sonra son derece sert bir rock hatta daha fazlasına dönüveriyor albüm. Özellikle son iki şarkı olan "Ether Party" ve "Polka Gerilla" şarkılarını dinleyenler albüm geneli için bu duruma hak vereceklerdir. Bu arada özellikle "Polka Gerilla" bir kapanış parçası olarak çok eğlenceli bir finale vesile olmuş. Güzel bir sürpriz oldu benim açımdan.

Albümün kayıtları Ergin Özler tarafından, miksajı  Demirhan Baylan tarafından yapılmış. Albümün kapak fotoğrafı Deniz Kader'e, tasarımı ise Candaş Şişman’a ait. Albümün kayıt kalitesi gayet başarılı, CD'nin tasarımını ise çok beğendim. Özellikle kapaktaki gitar ana temalı illüstrasyon pek hoş. Bu arada kocaman bir teşekkür AK Müzik'e gidiyor. Son yıllarda yayınladıkları albümler açık konuşmak gerekirse bir çok plak şirketinin kaçacağı türlerde. Bu açıdan ülkemizde müziğin gelişmesi açısından önemli işler yapıyorlar.

Katalog Çekimi Olsa Bile Yine de Güzel


Biraz karmaşık olsa da hoş bir sistem. İki zarif hoparlör ve bir pikap. Tabii ki bu özel bir çekim, Meubles Roche Bobois kataloğu için yapılmış. Bu ev benim olsa nasıl bir sistem kurardım sorusunu kendinize sorun ve hayal dünyasına doğru yolculuğunuza çıkın.

Billy Bang Vefat Etti



Billy Bang (asıl adı William Vincent Walker) çok sevdiğim bir müzisyendir. Bang, 20 Eylül 1947'de doğdu ve -ne yazık ki- 11 Nisan 2011'de vefat etti. Caz dünyasındaki en aykırı kemancılardan birisi.

Bang, maddi durumu çok iyi olmayan bir ailenin çocuğu olarak New York Bronx'ta büyüdü. Erken yaşta özel bir müzik okuluna gitti. Harlem'deki hocalar okulda, çocukları boyutlarına göre enstrümanlara yöneltirler. Bang için ilk tercihleri keman olur. Bu dönemlerde arkadaşları Bang'e bir mahlas bulurlar; o dönemin önemli çizgi dizi kahramanlarından "Billy Bang"

Bang ilerleyen yıllarda Massachusetts kentinde daha ileri eğitim veren okula başladı. Ancak okulda müzik eğitimi olmadığı için ayrılır. Okul yıllarında ırkçılık ile tanışır. O dönemler demokrasi beşiği zannettiğimiz Amerika'da ırkçılık hala devam ediyordu. Bang bir süre sonra farklı bir kentin sosyal yaşamından yorulup doğduğu ve kendisini mutlu hissettiği New York'a döner. Bu arada Amerika bir yandan Vietnam ile uğraşmaya başlamıştır. Asker ihtiyacı, ırkçılığın önüne geçmeye başlar. Bang daha 18 yaşında orduya katılmak zorunda kalır. 6 aylık temel askeri eğitim ve bunun üzerine 2 haftalık orman savaşı eğitiminin ardından savaşa katılır.

Bang savaşın ardından hayata adapte olmaya çalışır. Hukuk konusunda eğitim alır ve politik olarak aktif bir insan haline gelir. Aslında bu dönemlerde Bang'in biraz karanlık işlere girdiğini söyleyebilmek mümkün. Bang'in müzik kariyerinden bahsedersek savaş sonrası Sun Ra Arkestra'dan başlamak gerekir. Arkasından 1977 yılında gitarist James Emery ve basçı John Lindberg ile birlikte String Trio of New York'u kurar. Sonraki yıllarda Kahil El'Zabar, World Saxophone Quartet, Charles Tyler gibi isimlerle albümler yapar ancak en kayda değer albümleri bence kendi topluluklarıyla yaptıklardır. Bu arada Vietnam savaşındaki deneyimleri anlattığı iki albümünü savaşın ardından 2000'li yıllarda yayınlamıştır (1)

Mekanı cennet olsun. Aşağıda 2000'li yıllardan bir Bang performansı var. Bang'e trompette Ahmed Abdullah, tenor saksafonda Frank Lowe, basta William Parke ve davulda Abbey Rader eşlik ediyor.

(1)(2001 yılında Vietnam: The Aftermath ve 2005 yılında Vietnam: Reflections) Bu albümlerde kayıtlara katılan müzisyenler savaş gazisiydi ve hatta Vietman'lı müzisyenlerde vardı. Fotoğraf: Daniel Theunynck .

Silver Surfer ve Hoş Bir Salon


Bir stüdyo ve ayn zamanda ev sineması sistemi. tavandaki Marvel kahramı Siver Surfer (Türkçe Gümüş Kayakçı deniyordu galiba) heykeli çok hoş durmuş. Yine sade ve keyifli bir mekan. Aşağıdaki fotoğraf mekanın diğer tarafı. Televizyonun arkasındaki cam bölme yani..

Hayvanlar Alemi - Guarana Superpower İlginç Bir Albüm



Hayvanlar Alemi Ankara'da 1999 yılında kurulmış bir topluluk. Topluluğum müziği bana 1970'lerin Anadolu Pop dönemini hatırlatıyor. 2010'larda bu tarz bir sound bir çok insana ilginç gelebilir. Topluluk gitarda Özüm İtez, davulda Işık Sarıhan tarafından kurulmuş. Topluluk Amerika'da yayınladıkları "Guarana Superpower" ile bayağı ilgi çekmiş durumda. Ancak bu dönem öncesinde Ankara'da kaydettikleri bazı şarkıları internet ortamında paylaşıma sunmuşlar. Ayrıca 2006 tarihli Gaga albümü iTunes üzerinden de satın alınabiliyor. Topluluğun Guarana Superpower albümü hızlı şekilde psych-rock severler tarafından edinilmiş ve görünüşe göre okyanus ötesinde yeni bir Turkish psych-rock akımı başlatmak üzere.

Biliyorsunuz Avrupa'da ve özellikle Uzakdoğu'da 1970'lerin Türk rock plaklarına çok büyük bir ilgi var. Albümde "MEGA Lambada" ve "Guarana Superpower," şarkıları ilgi çekiyor. Şarkılarda biraz punk etkisi, biraz Kuzey Afrika, Ortadoğu rock etkisi ve bolca 1970 Anadolu Rock etkisine sahip. Çok ilginç bir karışım. Bu arada  albüme sınırlı sayıda bir plak baskısı da yapılmış. Albümün CD'si ise plağa göre fazladan iki şarkı içeriyor. Albümde Özüm İtez ve Işık Sarıhan'a bas gitarda Hazar Mutgan eşlik ediyor.

Plak bir çok sitede "stok out" durumda olmasına rağmen nereye bakacağını bilen okuyucularım eminim ki plağı kolaylıkla bulabilirler. Aşağıda topluluğun Welcome to Sunny Australia şarkısının canlı bir performansı var. Sanırım müzikleri hakkında bir fikir verir.

Andante Yeni Sayı Yayınlandı! No: 56



Andante'nin 56 sayısı yayınlandı. Yine zengin içerikli bir dergi ile karşı karşıyayız. Emeği geçenlere teşekkürler. Bu ay benim en dikkatimi çeken yazı Osman Bayman'ın idil Biret ile yeniden yayınlanan Finnadar kayıtları üzerine yaptığı görüşme ile alakalı. Ayrıca Mikrotonal Gitar'ın mucidi Tolgahan Çoğulu ile alakalı bir söyleşi var. Haberler, makaleler derken dergi bir anda bitiyor. Biliyorsunuz bende kalemim döndüğünce Andante'de hi-fi dünyasından haberler vermeye çalışıyorum. Her zaman yazdığım gibi insanın yazdığı bir yazıyı basılı halde görmesi garip bir şey. Dergi tükenmeden mutlaka alın...

Yeni Blog Yeni Arayüz



Blog yazılımı değişince arayüzümüz bayağı yenilendi. Bu arayüzde önemli olabileceğini düşündüğüm noktalardan kısa kısa bahsedeyim dedim. Yukarıdaki kırmızı noktaların açıklamaları şu şekilde;

a- Üst menü. Buradan yazı kategorilerine tıklayarak belirli bir konudaki tüm yazılara ulaşabilirsiniz.
b- Arama kutusu. Aranacak kelimeyi girerek blog içerisinde arama yapın.
c- Stereo Mecmuası'nın farklı bölümlerine erişim linkleri
d- RSS besleme tuşu, Stereo Mecmuası Twitter ve Facebook hesaplarına erişim
e- Bu özelliği seviyorum. Son yazılan 10 konu slide şeklinde geçiyor.
f- Aylara göre yazı arşivi. Pek kullanışlı değil ama her siteye lazım.
g- Bir yazıda kaç adet yorum olduğunu gösterir. Tıklayıp yorumları okuyabilirsiniz.
h- Yazı başlıklarına hızlı erişim. Bir başlık altındaki tüm yazıları listeler.
i- Eğlenceli Fikirler başlığındaki son 6 yazı
j- Favori bölümlerimizden, Hifi Kızları
k- Hifi Dünyasından başlığından son 6 yazı
l- Tag cloud. Ben hiç sevmem ama blogların olmazsa olmazı.
m- Alexa sıralamamız. Bir düşer bir çıkarız :)
n- Bloğa üye olmak isterseniz kullacağınız menümüz...

Reha Arcan Sistemi




Geçenlerde Reha Arcan ile sohbet ederken Single Ended dünyasına geri döndüğünü söylemişti. Bir kaç fotoğraf istemiştim. Geldi ve hemen bloğuma ekleyeyim dedim. Sistem bileşenleri; Loth-X Ji300b amplifikatör, Opera Callas SP hoparlör,Rega Apollo CD çalar, Rega DAC, Michell Orbe SE pikap, Michell Tecnoarm pikap kolu, Benz Ace iğne,  Asr Minibasis phono katı. Sistemdeki kablolar Kondo bakır hoparlör kablosu, BSL imalatı interconnect, DHlabs Silver interconnect, .Lookab elektrik kablosu, Dhlabs Redwave elektrik kablosu,

Amazon Cloud Drive



Amazon Cloud Drive yeni bir servis. Mantığı çok basit. Size 5GB'lık ücretsiz bir alan sunuluyor. Bu tarz hizmetler zaten var diyebilirsiniz ancak servisi sağlayan Amazon olunca işin içerisine satın aldığınız dijital müzik dosyaları da giriyor. Amazon'dan albüm veya şarkı olarak satın aldığınız tüm müzik dosyaları otomatik olarak Cloud Drive hesabınıza aktarılıyor. Böylelikle satın aldığınız dosyalar güvenli şekilde yedeklenmiş oluyor. Hatta Amazon işi daha da büyüterek kendi mağazalarından aldığınız yeni dijital müzik dosyalarını 5GB'lık alan içerisinde saymıyor.

Cloud Drive servisinin bir diğer ilginç özelliği entegre bir müzik çalara da sahip olması. Amazon'dan satın aldığınız şarkıları bu müzik çalar sayesinde istediğiniz zaman dinleyebilmeniz mümkün. İnternet üzerinden canınız istediğiniz zaman herhangi bir bilgisayardan Cloud Drive'a erişim sağlayabiliyorsunuz. Bu sistemin yakın gelecekte mobil cihazları da kapsayacağı söylentisi var. Bu durumda taşınabilir müzik çalarların tanımı değişebilir.

Şu an dijital müzik satışı tüm dünyada çok büyük bir savaşa konu oluyor. Hemen her büyük firma bu konuda yatırım yapıyor. Amazon, kendine yeni bir cephe oluşturdu bakalım diğerleri nasıl karşılık verecek.

Bu arada hemen ekleyeyim Cloud Drive içerisinde resim, belge yani aklınıza ne gelirse saklayabilmeniz mümkün. Anlayacağınız sanal bir müzik mağazasında kendinize ait bir reyonunuz oluyor. Bu gelişmeleri yakından takip etmek gerekli.

Blok Aveos Stand



Blok bir İngiliz firması. Firma gerçek ahşap kaplamalı hi-fi mobilyaları üretiyor. Yukarıdaki model firmanın Aveos modeli.Satış fiyatı 600 Sterlin. Yerel kaynaklarla bence benzeri üretilebilir. Fikir vermesi açısından bloğuma ekleyeyim dedim.

Ulf Wakenius Signature Edition CD



ACT plak şirketinin albümlerinden sıklıkla bahsediyorum. Genelde kuzeyli bayan vokal albümlerini edinsem de, her zaman ilginç CD'ler yayınlıyorlar. Son dönemlerde Signature serisi adı altında fiyat etiketi makul CD'lere denk gelmeniz mümkün. Bazı büyük müzik marketlerde bu albümleri bulabilirsiniz. Signature serisi genelde 2 CD'den oluşuyor ve harika tasarımlara sahipler. CD'lerin kayıt kalitesi de son derece yüksek. İsveçli gitarist Ulf Wakenius için hazırlanan CD'den bahsetmek istiyorum. Uzun yıllar Oscar Peterson dörtlüsünde müzik yapan Wakenius, Ray Brown üçlüsü ile de uzun zaman çalışmış. Kendi topluluğunda davulda Jack DeJohnette, saksafonlarda Bill Evans (caz müziğindeki ikinci Evans, piyanist olan ile karıştırmamak lazım) ve Bob Berg ile yaptığı çalışmalardan, ACT'ın en önemli isimlerinden Nils Landgren gibi isimlere kadar geniş bir müzisyen topluluğu işe yaptığı çalışmalara yer verilen CD'nin içeriği de müthiş. Keith Jarreth, EST gibi önemli isimlerin şarkılarının yorumlarından "Jag Yet En Dejlig Rosa" "I Skovens Dybe Stille Ro / Jeg Gik Mig Ud En Sommerdag" gibi etnik çalışmalara kadar uzun ve son derece keyifli bir şarkı listesi var. Liste aşağıda;


CD 1
1. Dancing - 05:14 (Jarrett, Keith)
2. Forever You - 04:03 (Danielsson, Lars)
3. Seven Days Of Falling - 06:39 (Svensson, Esbjörn / Berglund, Dan / Öström, Magnus)
4. Frevo - 05:17 (Gismonti, Egberto)
5. Estate - 06:04 (Martino, Bruno / Brighetti, Bruno)
6. I Get It For You - 05:41 (Wakenius, Ulf / Danielsson, Lars)
7. Bibor No Azora - 05:25 (Sakamoto, Ryuichi)
8. Arirang - 05:49 (traditional)
9. Dodge The Dodo - 05:50 (Svensson, Esbjörn)
10. Hymn - 04:07 (Danielsson, Lars)
11. From Above - 04:30 (Danielsson, Lars / Holknekt, Per)
12. Blame It On My Youth - 07:13 (Levant, Oscar / Heyman, Edward)

CD 2
1. Elevation Of Love - 05:52 (Svensson, Esbjörn / Berglund, Dan / Öström, Magnus)
2. Venture - 07:34 (Lan Doky, Niels)
3. Mandela - 04:44 (Wakenius, Ulf)
4. Tequila Sunrise - 04:42 (Wakenius, Ulf)
5. The Linden - 05:00 (Danielsson, Lars / Nyberg, Lina)
6. Good Morning Susie Soho - 05:24 (Svensson, Esbjörn / Berglund, Dan / Öström, Magnus)
7. Jag Yet En Dejlig Rosa - 04:55 (traditional)
8. I Skovens Dybe Stille Ro / Jeg Gik Mig Ud En Sommerdag - 12:56 (traditional)
9. When I Fall In Love - 06:22 (Young, Victor)
10. Albatross - 04:25 (Green, Peter)
11. Bb City - 07:59 (Wakenius, Ulf)
12. My Song - 04:14 (Jarrett, Keith)


CD'nin iç tasarımı gerçekten çok keyifli. Tüm Signature serisi için bunu söylemek mümkün!


Okuyucularım,  müzisyenin ACT'tan yayınlanan Love Is Real ve Notes From The Heart albümlerine de göz atabilirler. Albümde "Frevo" "Good Morning Susie Soho" "Seven Days Of Falling" şarkıları ön plana çıkan şarkılar benim için. Ancak CD'ler öyle güzel düzenlenmiş ki, CD çalarınızın çekmecesine yerleştirmenizden itibaren bitene albüm kadar tempo bir artıyor bir azalıyor ve vakit su gibi akıp gidiyor. Randy Brecker, Bill Evans, Jack DeJohnette, Till Brönner, Nils Landgren, Viktoria Tolstoy ve Lars Danielsson gibi isimlerle yapılan kayıtlar eminim ki caz severler için keyifli bir dinleti imkanı sunacaktır.

Fiyat makul, kayıt güzel, müzik başarılı eh daha ne isteriz ki :)

referans kod: ACT 6005-2 barkod: 614427600523

Ampli, Pikap ve


Satış patlaması yaşatması muhtemel bir reklam çalışması..

Speakers Corner Plak Üretim Videoları

Alman Speakers Corner firmasının ürettiği plaklar ne aşamalardan geçiyor hiç merak ettiniz mi? Cevabınız eğer evet ise aşağıdaki videolarda üretimin baştan sona hikayesini üğreneceksiniz. Video adedi gözünüzü korkutmasın çünkü videolar genelde çok kısa. Keyifle seyredeceğinizi umuyorum.

















Audiophile Phonobox



Yeni bir pikap katı edindim. Fil Elektronik'in ürettiği Audiophile Phonobox ürünü. 250TL'nin altına satılan bu minik pikap katı ayrı güç kaynağına sahip ve bayağı hoş gözüküyor. Alüminyum şasinin altına ve üstüne akrilik levhalar eklenerek modeli ve özellikleri yazılmış. Ürünün en ilginç özelliği MC ve MM pikap kafalarını desteklemesinin yanında empedans ayarına da izin vermesi. Stereo Mecmuası'nın gelecek hifi sayısında bu ürününü incelemesine yer vereceğim. Ancak ilk izlenimlerim son derece olumlu. Son günlerde yerel üretim haberleri geliyor. Hifi piyasamızda bir şeyler oluyor :)

Eclipse TD712zMK2



İngiliz hoparlör üreticisi Eclipse çok farklı tasarımlı hoparlörler üreten bir İngiliz firması. Eclipse'in ürün gamının en üstünde TD712zMK2 modeli var. Tasarım son derece farklı. Benim çok hoşuma gittiler. Standleri de oldukça farklı gözüküyor.

The Gathering - Mandylion CD



Uzun zamandır tozlu raflarımda saklı kalmış bir CD'yi buldum. Beni 90'lı yıllara götüren albüm The Gathering'in Mandylion albümü. Albümle ilgili bir kaç satır karalayayım...

The Gathering, Hollandalı bir rock topluluğu. 1980'lerin sonunda kurulan topluluk ilk dönemlerinde death ve doom metal arasında gidip gelen bir müzik yapıyordu. 1994 yılında topluluğun müziğinde çok önemli değişiklikler oldu. Bunun en önemli sebebi vokalist Anneke van Giersbergen'in topluluğa katılmasıdır. Bu sempatik hatun topluluğu bir anda dünya çapında bilinir hale getirmiştir. Bu başarıda Anneke'nin hem sempatik hemde sesinin güzel olmasının yanında The Gathering elemanlarının yaptıkları müzikle bir yere varamayacağını anlamasıyla şarkıları Anneke'ye uygun şekilde yazmaya başlamasıyla elde edilir. Anneke ve Gathering birlikteliğinin ilk meyvesi Mandylion 1995 yılında yayınlandı. Özellikle Avrupa'da önemli bir satış başarısı yakaladı. Zaten 1995 yılından itibaren topluluk festivalden festivale yetişmeye çalışır. Manylion'un arkasından gelen 1997 tarihli Nighttime Birds'te aynı şekilde büyük başarı kazanmıştır. Bu albümden sonra topluluk daha elektronik bir tarza doğru yönelir ve 2000'lerin sonunda Anneke'nin kendi solo projesine (1) zaman ayırmak için topluluktan ayrılmasıyla Silje Wergeland'in vokale geçmesi ile topluluk popüler günlerinden uzaklaşır.

Mandylion, 1995 yılında dönemin gelişme potansiyeli yüksek Century Media Records'tan yayınlanır. Anneke van Giersbergen etkisi daha ilk şarkılardan belli eder kendini. İki şarkı hemen ön plana çıkar. Aşağıda videosunu izleyeceğiniz "Strange Machines" ve "Sand & Mercury" Albümdeki şarkılar şu şekilde;

"Strange Machines" – 6:04
"Eléanor" – 6:42
"In Motion #1" – 6:56
"Leaves" – 6:01
"Fear the Sea" – 5:50
"Mandylion" – 5:02
"Sand and Mercury" – 9:57
"In Motion #2" – 6:08

Albüm 2005 yılında Century Media tarafından yeniden basıldı. İki CD'lik yeni Mandylion'da "Solar Glider" isimli hiç yayınlanmamış bir şarkı ve albümden bazı şarkıların farklı versiyonları bulunur. Albümden ilginç bir diğer not "Strange Machines" şarkısında George Pal'ın yönettiği filmden alınan H.G. Wells'in The Time Machine kitabından bir pasaj vardır. "Sand & Mercury" şarkısında ise J.R.R. Tolkien'in meşhur üçlemesinden bir bölüm ile final yaparlar.

(1)Anneke'nin solo projesi Agua de Annique. Ben fazla takip etme fırsatı bulamadım ama 2007 tarihli Air albümü pek bir şeye benzemiyordu.

Yine Yenilendim!



Geçmişten bugüne kendi bloğumda bir çok kez yenilemeler yapmıştım ancak en kapsamlıs bu sonuncusu oldu. Artık Blogger hizmetini kullanmak yerine Wordpress'e geçiş yapmaya karar verdim. Bloğun şekli bayağı değişti. ben dahil bir çok kişi alışmakta eminim ki zorlanacaktır. Ancak zaman içerisinde göreceksiniz ki, eskisine göre hayat çok daha kolay olacak. Bloğun Türkçeleştirme çalışmalarını sanırım kısa zamanda bitiririm. İlk dönemlerde yüklenme sürelerinde biraz sorun çıkıyor ancak kısa bir süre içerisinde bu durumda normale dönecektir.

Eh ne diyelim vatana millete hayırlı olsun...

Volk Vader



Geçtiğimiz günlerde Öner Yumukoğlu bana bir reklam gösterdi ki, bayıldım. Volkwagen otomobilleri pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim ama reklam müthiş. Markayı sevenler hemen kızmasınlar 1990'ların ortasından beri otomobil kullanmıyorum, belki de çok güzel otomobildir...

Blogger Yine Yasaklandı!


Berlin Almanya 10 Mayıs 1933, yer Opernplatz meydanı ve yakılan kitaplar

Biliyorsunuz bir süredir bloglarımızdaki yazılarla okuyucular buluşamıyorlar. Ülkemizdeki garip yasalar, uygulamalar ve düzenlemeler ile internet açısından, en gelişmemiş ülkelerin, küçümsediğimiz totaliter rejimlerin statüsündeyiz. Bugün her görüşten, her fikirden ve her bakış açısından insan kendini bloglarından ifade ediyor. Son günlerde Blogger'ın yasaklanması binlerce kişiyi mağdur etti. Hem farklı görüşlerden yazarları, hemde farklı görüşlerden okuyucuları. Konu hemen her platformda tartışılıyor ve konu üzerinde yazılıp, çiziliyor. Ancak uygunsuz yayın yapan bir elin parmakları kadar bloğu bahane ederek binlerce insanı cezalandırmanın başka bir açıklaması olamaz. Stereo Mecmuası uzantısına sahip hiçbir blog üzerinde hobilerimiz haricinde bir yazı yayınlanmamıştır. Bugün bloglarımıza tıkladığınızda erişimin mahkeme kararı ile yasaklandığına dair bir not ile karşılaşıyoruz. Bizim günahımız nedir, okuyucularımızın günahı nedir?

Bugün sosyal paylaşım siteleri, bloglar vesaire aklınıza gelecek yeni nesil internet araçları ile eski dünyanın bir çok kuralı yok olmuş durumda. Bazen düşünüyorum, bugün internet olmasaydı bir gazete veya dergide (1) Stereo Mecmuası'nda yayınladığım yazıları yazabilir miydim? Kesinlikle hayır. Tüm köşe başları tutulmuş bu dünyada bırakın yazıyı bir satır yazımı bile kimse yayınlamazdı ki zaten yayınlamadılar. Ancak internet, ben ve benim gibiler için inanılmaz fırsatlar yarattı. Bugün o köşeleri ellerinde tutanların ulaştığı komik tirajların kat ve kat fazlasını çok basit şekilde elde edebiliyoruz. Sadece fikirlerini yazanlar değil, bir yayın evinin asla basmayacağı öykülerinizi, bir plak şirketinin asla basmayacağı albümleri, kimseye tamah etmeden meraklılarla buluşturabilmemiz mümkün. Hatta herşeyi bırakın okumuyor denilen Türk gençliği bloglar sayesinde yazıyor ve okuyor. Bu yasaklamalara konu olan blog sayısının 400.000 adet olduğu söyleniyor. Bu blogları okuyan milyonlarca insan var. Belki de suçu gençlerde aramamak lazım. Başka yerlere bakmak lazım...

Velhasıl kelam, düşüncelerimiz ne olursa olsun, internet dünyamızda yaşananlara hayır deme vaktimiz çoktan geldi geçiyor. Çeşitli çözümlerle ulaşılmayan sitelere ulaşmak mümkün olsa bile, adım adım bambaşka yerlere gidiyoruz. Sonuçta bu durum hepimize zarar veriyor ve bu zarar düşüncelerimiz, fikirlerimiz ve bakış açılarımız ne olursa olsun ayrım yapmıyor. Hepimizi yakıyor...

(1) Bu noktada Andante gibi mainstream basının parçası olmayan her türden dergiyi tenzih etmek gerekli.

Geçenlerde Radyoculuk Oynadım

Radyonun sahibi gibi çıkmışım bu fotoğrafta.

Yerel radyoların ortaya çıktığı dönemlerde müziğe meraklı hemen her genç insan gibi benim de küçükte olsa bir radyoculuk deneyimim olmuştu. O dönem bu deneyim hoşuma gitmişti ancak her hafta aynı saatte canlı yayına katılmak fikri beni fena halde sıkmıştı. Hal böyle olunca devamı gelmedi. Çevremde bir çok radyocu insan var. Senelerce bir çoğunun programlarını keyifle dinledim. Ülkenin dinlenir ender radyolarından bir tanesi olan TRT 3'te neden olduğunu tam anlamadığım bir şekilde bütün programlar yayından kaldırıldı. O dönemde bu olaya bir tepki gösterebilmek adına bayağı uğraşmış olsam da, tepkilerimiz cılız kaldı ve bu güzelim radyoda dinlenebilir çok az program kaldı. Bugünlerde de yine bir şeyler oluyor, bazı sesler duyuyoruz ancak tepkiler yine cılız. Tıpkı Blogger'ın yasaklanması gibi...  Bu yazıyı yazarken muhtemelen "şu karar neticesinde filanca falanca site engellenmiştir" yazısını göreceğinizi biliyorum. Adım adım bir yerlere gidiyoruz ya, Allah sonumuzu hayır etsin!


Yazılıp çizilen metinleri düzenlemek başlı başına bir iş oluyor. Benim rahatlığım yukarıdan belli. Arka planda Aydın düzeltmeleri yaparken, bende ne güzelmiş diye seyretmekteyim.

Neyse... Bu hafta son derece tatsız bir hafta olacağını biliyordum. Valide Sultan küçük de olsa bir operasyon geçireceğinden canım son derece sıkkındı. Tam operasyon öncesi Aydın Eroğlu, Radyo Ege Kampüs'te yaptığı programda bu hafta Danilo Rea'nın Schloss Elmau - A Tribute to Fabrizio De André CD'sini çalacağım konuk olsana dediğinde olaya müdahil oldum. Hem moral olur, hemde radyoculukta neler değişmiş onu görürüm diyerek mevzuya balıklama atladım anlayacağınız.


Sesleri kaydetmek, editlemek ve türlü türlü işlem yapmak gayet basit. Her şey bilgisayarlara emanet. Ama farkı yaratan tabii ki gene insan. Bir albümü baştan sona çalmak yerine, şarkı şarkı bilgi vermek çok daha keyifli.

Radyo Ege Kampüs, Ege Üniversitesi Öğrenci Köyünden yayın yapan genç bir radyo kanalı. Özellikle hafta sonu yayınları eski TRT 3'ü özleyenler için ilaç olabilir. Zaten duyacağınız seslerin bir kısmını tanıyacağınıza eminim. Radyo, yayınını öğrenci köyü içerisindeki bir binadan yapıyor. Stüdyolar gayet güzel, ortam keyifli. Her taraf öğrenci dolu. Üniversiteyi bitireli 10 sene geçmiş bu arada! Aydın programı için bant hazırlıyor. Bant derken eski jargonda tabii yoksa her şey dijital.  Biz programın konuşma bölümlerini kaydettik. Sonra bunlar editleniyor. Aralara şarkılar ekleniyor ve program hazır. Olay yazdığım kadar basit değil, bayağı uğraş gerektiriyor. Sanırım benim için canlı yayın daha keyifli olurdu. Ancak bu da pek kolay değil. Aslında TRT'de katıldığım televizyon progamında iyi performans göstermiştim herhalde radyoda da durumu kurtarabilirim ancak o her hafta program yapma zorunluluğu yok mu? Çekilmez...


Soldan sağa. Aydın Eroğlu, bendeniz Hakan Cezayirli, teknik ekipten Taylan (soyismini unuttum valla)

Programın tamamlanmış halini bende yarın dinleyeceğim. Kesin bol bol "ıhh" efekti yapmışımdır. Dinlemek isteyenler yarın FM bandı 100.8 MHz'ten radyolarını açıp "Denizin Sesi" programına odaklanabilirler. Program her Pazar günü ve Aydın Eroğlu tarafından hazırlanıp sunuluyor. Dinlemenizi tavsiye ederim.

Radyo Ege Kampüs'ün web sitesinde yayın akışı bölümü sayfalarını birazcık düzenlemeleri gerekli.  Bizim program saat kaçtaydı acaba diye bakayım dedim, Hafızam beni yanıltmıyorsa Pazar günü 14:00-15:00 arasıydı bizim program. Şimdiden iyi eğlenceler. Arada sırada 100.8'e de kulak kabartmayı unutmayın....

Star Trek Sinema Sistemi


Amerikalıların Star Trek film ve dizilerine olan ilgisi malum. Bir meraklı ev sinema odasını Star Trek dizisinden etkilenrek yeniden düzenlemiş. Aslında şöyle alıcı gözle baktığınızda yapılan çalışma ülkemizde de yapılmayacak türden değil. Zaten bildiğim kadarı ile ülkemizde de böyle bir kaç ev sineması sistemi sahibi var. Aşağıda bazı ayrıntı fotoğrafları mevcut;



Lambalı Radyo ve Güzel Bir Kız


Çok hoş bir fotoğraf. Hifi Kızları bölümümüze devam ediyoruz. Aslında Retro sitemizdeki fotoğrafları da buraya eklemem lazım.

Supercent Audio System


Tamamen gerçek ahşaptan üretilmiş ilginç bir müzik sistemi. Vakum tüplü entegre amplifikatör ve CD çalar bir arada. Üreticisi Supercent isimli bir Japon firma. Ürünün adı ise Supercent Audio System. Ürün Tokyo Tasarım Fuarında da ödül almış. Az yer kaplayan güzel bir sistem. Bayıldım...

Raflar ve Sistem


Müzik sisteminin yerleşimi açısından son derece son sorunlu ancak bir o kadar güzel görünen bir sistem. Sistemin iki yanındaki raflar Ikea'nın Expedit plak rafları. Tabii ki iki adet ünite üstüste konulmuş. Ülkemizdeki evlerin büyük bölümünde bu denli yüksek tavanlar olmadığı için böyle bir şey yapmamız pek mümkün değil ve zaten gerekli de değil. Düşünsenize en üst kattaki bir plağı almak nasıl bir eziyet olur.

Bloğum Mobil Cİhaz Uyumlu Artık :)


Stereo Mecmuası bloglarını mobil cihazlarla uyumlu hale getirme çalışmaları kapsamında kendi bloğumu da modifiye ettim. http://hakancezhifi.stereomecmuasi.com/ adresinden mobil sürüme ulaşabilirsiniz. Bu arada sistem, kullanılan işletim sistemini algılayıp hangi sürümü yükleyeceğine kendisi karar veriyor.  Böylelikle cep telefonu, tablet ve benzeri cihazlarla daha rahat kullanım mümkün oluyor. Google bazen insanın hayatını kolaylaştıran çözümler konusunda rakipsiz oluyor. Ah bir de sansürlenmese....

BASF Mug


Eskilerde kaset kullananlar BASF markasını mutlaka hatırlayacaklardır. Bir firma BASF'ın o senelerce hiç değişmeyen işaret ve karakteristik etiketlerini seramik bir mug'a (kupa deniyor sanırım) basmış. Pek güzel olmuş. Şunlardan iki tane almam lazım...