ProJect Tube Box


Hem MM, hemde MC kartuslari destekleyen Tube Box bu tarz cihazlar (pikaplar konusunda degil) konusunda tasarimlarini zevksiz buldugum ProJect markasinin tasarimindaki zevksizligi, calistigi zaman muzige yaptigi katki ile tamamen unutuluyor. 2 adet 12AX7 lamba ile donatilmis cihaz her kanal icin ayri devre yapisina sahip. Demoda oldukca kaliteli bir kombinasyonla dinledigimden, gene ayni markanin standart ProJect Phono Box 2 urununu sisteme takinca cihazin gercek performanisini anlayabildim. Sese inanilmaz derecede, sahne ve derinlik katmasinin yanisira iyi bir igne, kol ve pikap kombinasyonunu bu fiyata gercekten vazgecilmez bir hale getiriyor. Belki lambali yapisindan kaynaklanan bir onemli durumu sizler ile paylasayim. Eger eski, biraz cizik bir plak dinlemeye kalkistiginizda bir cok baska phono katindan daha fazla bir cizilti duyuyorsunuz. Bu nokta da eger plak kolleksiyonunuzda bu tarz plaklar cogunlukta ise, daha once duymadiginiz kadar cizilti duymak sizi rahatsiz edebilir. Fakat yeni veya temiz bir plakta sese hayran olmamak elde degil. Sanirim gene lambalardan kaynaklanan bir detay seviyesi artisi var ki, asil keyif inanin bu. Belki ilk testte solid state bir ampli kullandigimiz icin seste detay ve sicaklik artisi hissettim ama soylenebilecek tek sey, eger iyi bir sisteminiz varsa hic dusunmeden satin alinabilecek bir urun. Ayni basariyi kendi sistemimde de gostermis olmasi cihazin kalitesini anlatiyor. Ileriye yonelik MM'den MC'ye gecis icinde ikisini birden desteklemesi onemli bir arti. Tum phono katlarinda gozlemledigim elektriksel yapidan uzaklastirmanin avantajli oldugu noktasini en az bu phono kati icin soyleyebilirim. Oldukca iyi bir izolasyon veya kasa yapisi kullanilmis sanirim elektrik kablosunun yanina bile koysaniz kesinlikle hissedilir bir bozulma farkedemiyorsunuz. Urunun ilginc bir eksisi, markanin isi her zaman zorlastirmak adina yaptigi islerden bir tanesi. Eger lamba degistirecekseniz gene elinize tornavidanizi alip, ust kafesi acmaniz ve akabinde tekrar takmaniz gerekiyor. Acikcasi bu alan biraz dar, ve fazladan isinma yaratmakta. Cihazin omurunden bir sey kaybeder mi bilmem ama pisme suresi bu cihazda sanirim bayagi kisa surecektir. Saka bir yana kisaca,

+sese kattigi inanilmaz detay ve sicaklik
+hem MM hemde MC destegi
+taktigimiz her sistemde harikalar yaratmasi
+cok iyi fiyat performans orani var
-tasarimi bence basarisiz.
-lambalari degistirmek biraz maharet gerektiriyor
-cizik plaklarla kullanmamak gerekiyor.

Antique SoundLab Mini Phono II


Kutusundan cikarttiginiz anda tasarimi dikkatinizi ceken urunun en ilgi cekici yani, guc kaynagi. Kendisinden pahali bir cok urunde bile bulunmayan veya ekstra odeme yaparak alabildiklerinize benzeyen parca hem iyi hemde bazi dertler yarattigindan biraz sikici. Urun iki parcadan olusuyor. Bu guc kaynagi ve phono kati. Problem phono katina giden guc kablosunun, guc kaynaginda sabit olusu ve bu kablonun uzunlugunun yaklasik bir metre olmasi. Eee, bunda ne sorun var diyebilirsiniz belki. Sorun, bu iki parcanin yanyana pek durmayi sevmemesi ile ilintili. Iki parca birbirinden uzaklastigi an dip gurultu neredeyse yokoluyor ve cihazin gercek performansi ortaya cikiyor. Yeri kisitli veya duzen seven insanlar icin birazcik kabus bir durum. Ayrica guc kaynagini yere koymak isterseniz cok yuksek olmayan bir sehpa kulanmaniz lazim ki, kablo mesafesi yeterli olsun. Bence kesinlikle kablo ayrilabilir tasarlanmali idi tipki, ana guc kablosunda yaptiklari gibi. Transistorlu ve lambali phono katlari arasinda detay seviyesi kesinlikle farkediyor. Sese katki olarak, bence en onemli noktasi orta frekanslarda inanilmaz guzel bir sicaklik olusturmasi. Bu noktada kendi kullandigim cihazlar ile cok iyi bir uyum sagladi diyebilirim. Yalniz ilk aldiginiz hali ile dinlerken bir donem baslarda bir eksiklik hissetmeniz oldukca olasil ve lambalar pismeden sesteki sicaklik gerektigi gibi hissedilemiyor. Ben biraz hile yapip, elimdeki eski lambalarimdan bir set taktim ki, imkani olanlar icin cihazdan erken keyif alma sansini yakalayabilirsiniz.. Bazilari icin bas seslerde sorun var denilebilecek bir cihaz. Cok derin bir bas efekti duyamayabilirsiniz, ama inandiricilik acisindan sorun yok. Bu nokta da lambada farkli arayislar ile bunu da cozebilirsiniz. Cihazdaki en onemli nokta sadece MM kartus destegi bulunmasi, alisveris listenize eklerken bu noktayi gozonune alin. Bir diger yapisal eksiklik, lambalar icin bir koruma duzenegi yok. En azindan ufak bir kafes eklenmeli idi diye dusunuyorum. Sonuc olarak bu kadar ugrasacaksam niye baska bir seye bakmiyorum derseniz, fiyat anlaminda testimizin galibinden ucuz olmasina ragmen ona yakin bir performansi var. Benim gorusum orta frekansta daha bile basarili. Ileride MC kartus kullanirim derseniz ProJect Tube Box daha iyi bir opsiyon olarak karsiniza cikabilir.

+tasarimi cok guzel
+guven veren bir guc kaynagi
+kolay iyilestirme opsiyonları
-sadece MM igneleri desteklemesi
-yerlestirmesi biraz sorunlu
-ortalama fiyat/performans orani
-lambalari koruyacak bir kafesi yok

Google'da kapanacak mı?


Ülkemizde internet konusundaki yasaların acilen elden geçirilmesi gerekiyor. En iyi niyetli şekilde düşündüğüm zaman bile bu işin resmen sansür haline gelmeye başladığını düşünüyorum. Bilmem nerede sakıncalı yazı var, sansürle gitsin. İşin acı tarafı sansürün ilgili siteye değil o uzantıya sahip tüm sitelere uygulanması. Zaten iş tek site ve web sayfası ile kalsa buna kimsenin hayır diyebileceğini düşünmüyorum ancak işin boyutu bununla kalmıyor ne yazık ki. Bana kalırsa internette hiç bir şekilde sansür olmamalı. Zaten bir çok insanın sansür uygulayan sitelerle ilgili haberi internet gazeteleri ve web siteleri sayesinde oluyor.

Bu defa Google sitesi tehlike altında. Geçtiğimiz aylarda blogger'a uygulanan sansürün bir benzeri muhtemelen Google Sites uygulamasına yapılacak. Bildiğiniz gibi benimde Google'da bir kaç web sitem bulunuyor. Yani bu işin zararı bir şekilde bana da dokunacak.

Youtube, Geocities ve aklıma gelmeyen bir sürü siteden sonra Google Sites ile de uzunca bir süreliğine vedalaşacağız anlaşılan. Halkımızın tepkisizliği sayesinde bunu da hazmederiz diye düşünüyorum. Şimdiden hayırlı olsun!

Rosa Luxemburg



Geçtiğimiz aylarda sizlere Fransız ikili Pipo ve Elo'dan bahsetmiş ve çalışmalarıyla ilgili müzik incelememizi yayınlamıştı. Bu incelememizi okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Bu sempatik Fransız ikili bu defa ilk albümleri ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Rosa Luxemburg ismini verdikleri grup tür olarak progressive rock tarzı müzik yapıyor. Şarkılarını kendi web sitelerinden dinleyebilirsiniz. Tabi hatırlatmak gerekiyor ki, bu albüm tamamen özgün şarkılardan oluşuyor yani alıştığımız gibi Dream Theatre cover'larından oluşmuyor.

Nisan ayında yayınlanacak albüm 10 Euro'dan satışa sunulmuş ve ön siparişler alınmaya başlanmış durumda. Prog dinleyicileri ve özellikle ikilinin müziğinden hoşlananlar bence bir göz atmalı. Grubun web sitesi www.rosaluxemburg.com Tüm ayrıntılar bu sayfalardan edinilebilir.

İstanbul Gezi Notları Bölüm 1



İstanbul'a gelmeyeli 2 sene olmuş. İki senede bir çok değiştiğini görmek insana garip geliyor. Bu değişikliklerin bir kısmı iyi yönde bir kısmı da oldukça kötü yönde olmuş.

Belki ekonomik krizinde etkisiyle bir sürü kitapçı, plakçı ve sahaf kapanmak zorunda kalmış. Daha bilindik ve ana caddelerin üzerinde yer alan kitap ve müzik mağazalarının kalabalık caddelere bakan bölümleri şık café'lere döndürülmüş. Yaşayabilmek için popüler kültürün bir parçası haline gelmek zorunda kalmışlar. Müzik marketlerin ürün yelpazeleri ise oldukça yaralı durumda. Zaten çoğu müzik markette asıl ağırlık DVD bölümlerine verilmiş. Nasıl verilmesin ki, DVD fiyatları öyle düştü ki, makul fiyatlara harika filmler alabilme şansınız var. Müzikte ise durum vahim, bırakın ucuzlamayı bazı ürünlerde ciddi fiyat artışları var. Her ne kadar çeşitli firmaların mantıklı fiyatlandırılmış promosyon ürünleri olsa da, bu yeterli olmuyor belli. Müzik satışlarındaki erime yanında müzik marketleri de götürüyor anlaşılan.

Nişantaşı gibi göreceli zengin ve alım gücü zengin insanların yaşadığı semtlerdeki müzik mağazalarının durumu da yukarıda anlattığımdan farklı değil. Zaten görebildiğim kadarı ile Nişantaşı eski şatafatlı günlerinden yavaş yavaş uzaklaşıyor. 15 senedir belirli aralıklarla geldiğim Nişantaşı ilk kez bu kadar boş dükkan ve neşesiz esnafla karşıladı beni. Ekonomik kriz tıpkı İzmir gibi İstanbul'u da fena vurmuş. Orada konuştuğum bir çok insanın söylediğine göre insanlar Nişantaşı gibi semtlerdeki evlerini satışa çıkartıp Anadolu yakasındaki daha ucuz semtlere yöneliyorlar. Bir arkadaşım karşı tarafta şu an 500 TL'ye sıfır evler kiralanabildiğini söyledi. Benzer bir evin Nişantaşı'ndaki muadili ise neredeyse 10 kat daha pahalı bir kiraya sahip. Bu işin sonu nereye gider bilemiyorum tabii. Allah herkese yardım etsin!

Avrupa yakasındaki ara sokaklardaki ve viran mekanlardaki bir çok plakçı ise yerlerini başka başka mağazalara bırakmış. 2 senede bu kadar değişim beklemiyordum doğrusu. 10 senedir alışveriş yaptığım bir eskici ile sohbetimiz sırasında anlattıkları çok ilgimi çekti. Satır başlarını aktarayım sizlere;

Artık plak satışlarını popüler olan mekanlar yapabiliyor. Bizler gibi esnaflar yine plak toplamaya devam ediyoruz ama fazla kar olmadan popüler yerlere satıyoruz. Onlar internetten satış yapıyorlar. Peki siz neden internette satış yapmıyorsunuz dediğimde eski satışların olmadığını, insanların hep belli şeyleri aradıklarını söylediler. Eski Türkçe 45'likler bir anda inanılmaz fiyatlardan el değiştirmeye başlamış ama müşterisini bulabilirseniz. O müşterilerde belli yerlerden alışveriş yapıyor olunca seyyar plaklçıların ve bilinmedik yerlerdeki satıcıların işleri iyi gitmiyor haliyle. Çok çarpıcı bir örnek verdi bir satıcı. Geçenlerde trend haline gelen 45'liklerden bir tanesini bir plakçıya götürmüş ve oradaki satıcı 50 TL'den satın almış. Sonra duyduğuna göre aynı plağı 150 TL'den satmışlar. Bizde nasiplendik ama asıl nasiplenenler kendi deyimiyle "lüküs plakçılar"

Peki ya Issız Adam, etkisi olmadı mı hiç?

Aslında etkisi olmuş. Filmin gösterime girdiği ilk zamanlarda piyasa acayip hareketlendi diyorlar. Kendi deyimleri ile çöpleri bile satmışlar hemde ne fiyatlardan. Elde ne kadar hurda pikap, berbat plak varsa sattık her şeyin fiyatı bir kaç kat arttı ancak bu dönemde gerçek müşterilerimizi küstürdük. Şimdi Issız Adam modası bitti ama eski müşterilerde geri gelmiyor diyor sigarasını kederli şekilde ciğerlerine çekerken.

Issız Adam modasının bittiğini Akmerkez Mudo Concept'te de anladım. 2.222 adet basıldığı söylenen plaklardan bahsi geçen mağazada bol bol var. Hoş internet sitelerinden aynı plağı 150 TL'ye alan insanlarda var. Gözü kapalı alış veriş eden vatandaşlarımızı bu ekonomik krizde paralarını savurarak ekonomiye fayda sağlamalarından dolayı tebrik ederim. Tabii ki 2.222 adet plak basılıp hızla tükenince yeni bir parti de satışa sunulmuş olabilir. Bildiğim kadarı ile 500'lük veya 1.000'lik partiler şeklinde basım yapılıyor. Ama ben söylenilen adetten fazlasının basıldığını düşünmüyorum. Yalnız bu kadar modaya ve yükselen rüzgara rağmen 2.222 adet plak satılmadıysa memleketin hali vahim demektir müzik adına.

Bu noktada bana sorarsanız sen aldın mı diye. Hayır almadım. Filmi seyrettim ve bana hitap ettiğini söyleyemem aynı durum müzikler içinde geçerli. Eşimde de aynı durum söz konusu olunca plağı almaya gerek kalmadı. Zaten gördüğüm kadarı ile erkekler eşlerinin baskısı ile bu plakları almışlar.

Neyse devamı gelecek!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...