45'likler İçin Kılıflar


Dünyada 45'lik koleksiyonculuğu son derece popüler. Durum böyle olunca çok farklı aksesuarlar meraklılara sunuluyor. Bunlardan en ilginci 45'likler için üretilen iç kılıflar. Plakları koruyan bu kılıfların tek renkli sıkıcı versiyonları ülkemizde de bulunuyor. Tabii ki bende bunları kullanıyorum. Ancak bir çok firma eskiden kullanılan 45'lik kılıflarını yeniden üretmişler. Aklınıza gelebilecek tüm büyük firmaların tarih içerisinde kullandıkları tüm kılıfları üreterek başta eBay gibi sitelerde meraklılara sunuyorlar. Genelde fiyatlar adet başına 1 Doların altında ancak toplu alımlarda ciddi indirimler yapılıyor. Keyifli değil mi?

Absu - ..And Shineth Unto the Cold Cometh 7" LP


Absu, Amerikalı bir black metal topluluğu. death metal temelli müzikleri mitoloji ile zenginleştirilmiş. Topluluğun ilk albümü 1993 yılında yayınlanan "Barathrum: Visita Interiora Terrae Rectificando Invenies Occultul Lapidem" albümleri ile 1995 yılı albümleri "The Sun of Tiphareth" arasında yayınlanan 45'liğin adı "..And Shineth Unto the Cold Cometh" Topluluğun logosu son derece ilginç, arka kapaktaki fotoğrafta. Böyle plaklar arşivlerin tadı tuzu bence. En son ne zaman dinledim bilmiyorum ama önümüzdeki 10 yıl içerisinde herhalde 3 kereden fazla dinleyeceğimi zannetmiyorum...

Cem Karaca Namus Belası / Gurbet 7" Plak


Cem Karaca'nın 1974 tarihli Namus Belası / Gurbet Apaşlar, 45'liği muhtemelen en çok bilinen şarkılarından bir tanesi olan Namus Belasına ev sahipliği yapıyor. Cem Karaca'nın zaman içerisinde birlikte çalıştığı o kadar çok topluluk var ki, Apaşlar, Kardaşlar, Moğollar, Dervişan, Edirdahan liste uzadıkça uzuyor. Bu süreçleri sevgili Münir Tireli Bir Metamorfoz Hikayesi - Türkiye'de Grup Müziği: 1957 - 1980 kitabından yıl yıl anlatmıştı. Bu arada açılır kapaklı 45'likleri çok seviyorum. Kapak için bayağı uğraşılmış.


Namus Belası videosunu da aşağıya ekleyeyim dedim. Meraklısına...

iPad Coşkusu


Geçtiğimiz günlerde Apple'ın iPad'ini güzel güzel kurcalama fırsatı buldum. Bazılarına göre 4 adet yan yana konmuş iPhone olarak tanımlanıyor ancak bana kalırsa durum pek öyle değil. Ülkemizde kullanılan bir çok iPad Amerika'dan geliyor. Bunun en önemli sebebi satış fiyatı. Ülkemizde ne yazık ki biraz(cık) pahalı fiyatlara satılıyor.

iPad'i kurcalama sebebim, Stereo Mecmuası başta olmak üzere bazı sitelerimi kontrol ettim. Valla ne yalan söyleyeyim, SM sitesi iPad ile gözüme daha bir güzel gözüktü.

not. fotoğraf web kamerası ile çekildi. Normal koşullarda iPad daha güzel bir cihaz. Bende bu kadar çirkin değilim sanki. Yoksa öyle miyim ya?

Hammer of the Gods Kitap


Hammer of the Gods, aslında bir grup anatomisi kitabı. Müzik yazarı Stephen Davis tarafından kaleme alınan kitap ilk kez 1985 yılında yayınlanmış. Muhtemelen Led Zeppelin'i anlatan kitaplar arasında en bilineni. Bunun en önemli sebebi, New York Times bestseller listesinde olması mıdır, yoksa Led Zeppelin'i en iyi anlatan kitap olması mıdır bilinmez. Aslında yazar kitabı Jimmy Page ve Robert Plant'e sormak lazım. Aslında sormuşlar ve Page, kitabı okuduğumda pencereden dışarı fırlattım, Plant ise Led Zeppelin hakkında hiçbir şey bilmeyen birinin yazdığı bir kitap demiş. Ancak buna rağmen kitap hali hazırda Led Zeppelin denilince ilk akla gelen kitaplardan bir tanesi. Kitap, topluluğun tur menajeri Richard Cole gibi yakın isimlerin anılarına dayandığından belki çok içsel değil ama harika bölümler ve bilgiler olduğunu da yadsımak imkansız.

Kitap yayınlandığı günden bugüne bir kaç kez güncellenmiş. Hatta düzeltilmiş ve genişletilmiş bir versiyonu Hammer of the Gods: The Led Zeppelin Saga adıyla yayınlanmış. Orijinal metin Amazon veya Barnes & Nobles gibi önemli alışveriş sitelerinde son derece uygun fiyata satılıyor. Bende kitabın ilk basımı var. genişletilmiş versiyonunun içeriğini tam olarak bilmiyorum. Bu arada kitabın dilimize çevrilmediğini biliyorum ama gözümden kaçmış olabilir. Led Zeppelin sevenlerin özellikle de İngilizce okuma yeteneğine sahip olanların gözden kaçırmaması gereken bir kitap.

20. Akbank Caz Festivali Evans Parker Konserinden Bir Enstantane


Akbank'ın düzenlediği Caz Festivali bu sene düzenlenen 20.'sinde konser veren Evan Parker performansından bir enstantane. Saksafoncu Evan Parker'a konserde gitarda Umut Çağlar, üflemelilerde Korhan Futacı, davulda Korhan Argüden ve perküsyonda Özün Usta eşlik etmiş. Fotoğraf sevgili Reha Arcan'dan geldi. Çatlamaya devam ediyoruz...

Güzel Bir Plak ve Pikap Standı



Geçenlerde bir arkadaşımdan ilginç bir stand fotoğrafı geldi. Çok hoşuma gitti. Muhtemelen DIY projesi çok rahatlıkla yapılabilecek bir stand.  Stand'in sağ tarafı elektronik cihazlar için düşünülmüş. Üste pikabınızı koyabiliyorsunuz. Alt bölümde ise 2 katlı bir ayrı bölüm oluşturulmuş. Örneğin amplifikatör ve CD çalar konulabilir. Sol alt bölümde ise plaklarınızı dizebileceğiniz bir alan eklenmiş. Eğer bu projeyi siz yapacaksanız bu bölüme mutlaka ara dikme koyun. Plaklar birbirlerinin üzerine yüklenmesin. Stand'in en ilginç bölümü sol üst bölüm. Buraya plaklarınızı dik olarak yerleştirebiliyorsunuz. Böylelikle sevdiğiniz plaklarınıza daha rahat ulaşabiliyorsunuz. Eh güzel de gözüküyor. Ürün Amerikalı Test Collective firması tarafından tasarlanmış. Fiyatını ise bulamadım ama pek ucuz değildir zannederim.

Yukarıdaki proje aslında genişletilerek can sıkıcı yaşam ünitesi modüllerine alternatif olabilir.

The Doors - The Piano Bird / Good Rockin' 7" Plak


The Doors, Jim Morrison öldükten sonra yoluna devam etmek için iki girişimde bulundu. Bunlardan ilki 1971 tarihli "Other Voices" albümüdür. Pek başarılı olduğunu söyleyemeyeceğimiz albümden hemen bir yıl sonra "Full Circle" yayınlanır. Bu albümden çıkan hit parça "The Mosquito"dur ancak günümüzde pek hatırlanan bir Doors şarkısı değildir. Ne yazık ki Doors demek bir şekilde Jim Morrison demektir. Albümden çeşitli 45'likler yayınlanmıştı. Bunlardan en dikkat çekicilerden bir tanesi muhtemelen The Piano Bird / Good Rockin' 45'liğidir. Müzikal bir önemi olduğunu düşünmüyorum ama kapakta Doors yazısı altında 3 kişi görmek ilginç oluyor. Meraklısına The Piano Bird'ün kolaj çalışması şeklinde hazırlanmış bir videosunu ekliyorum. En azından şarkı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz..

Orson Welles- I Know What It Is To Be Young 7" Plak


Yahu bu 45'liğin ne kadar çok meraklısı varmış hiç bilmiyordum. Evde misafirler 45'likleri karıştırırken, hele yaşları 40 ve üzerindeyse, bu plağı ısrarla dinlemek istiyorlar. Özellikle ülkemizde bir dönem bu şarkı öylesine popüler olmuş ki, farklı isimler şarkıyı Türkçeleştirip tekrar tekrar plağa kaydetmişler. Şarkı biraz nasihat niteliğinde. Türkçe çevirisine bir bakalım,

Ben genç olmanın ne olduğunu biliyorum
Fakat sen yaşlılığın ne olduğunu bilmezsin
Bir gün , sen de aynı şeyleri söylüyor olacaksın
Zaman geçip gidiyor ve bu hikaye anlatılıyor
Birçok soru sordum, tanıştığım akıllı adamlara

Cevapları henüz kimse bulamamış
Hatırlanacak günler olacak
Gözyaşı ve kahkahalarla dolu
Yazdan sonra kış gelecek
Böylece yıllar geçecek
Öyleyse arkadaşım , gel beraber müzik yapalım
Sen bana yenisini söylerken ben eskisini çalacağım
Zamanla, senin gençlik günlerin geçerken
Zamanlarını seninle paylaşan birileri olacak

Meraklısına şarkının videosunu da paylaşayım.

Deep Purple'ın Esinlendiği Topluluk; It's a Beautiful Day


Geçtiğimiz günlerde Plaki Sohbetler programında Deep Purple işlenirken programa katılıp bu albümünden bahsetmeyi çok istiyordum. Ancak mümkün olamadı ne yazık ki. Verilmiş bir sözü tutmak üzere albümden size bahsetmek istiyorum. Aslında bu albümün plağı bende belki 3-4 senedir var. Ancak albümde öyle bir şarkı var ki, aslında bir çoğunuz bilmiyorsunuz, bir yandan da hepiniz biliyorsunuz; Bombay Calling. Amma karışık oldu değil mi? Bulmacanın çözümü için okumaya devam edin!

It's a Beautiful Day, 1967'de San Francisco'da kemancı David LaFlamme tarafından kurulmış bir topluluk. LaFlamme çok ilginç bir müzisyen. Aslında klasik müzikle uğraşıyor. Yanılmıyorsam Utah Senfoni Orkestrasında çalışmış. Sonrasında yeter artık deyip kendisini rock alemlerine atmış. Grup, rock müzik tarihinin önemli topluluklarından bir tanesi. Ancak ülkemizde pek bilinmiyor. Topluluk aslında kalabalık değil ancak müzik yapısı itibarı ile oldukça zengindir. Aynı zamanda karısı olan Linda LaFlamme klavye çalıyor. Pattie Santos vokal, Hal Wagenet gitar, Mitchell Holman bas ve Val Fuentes davul çalıyor. Bir şekilde San Francisco tabanlı rock müziğin önünü açan grubun müziği son derece karmaşık. Bu durumun ortaya çıkmasında  David LaFlamme'ın klasik müzik eğitimi almış olmasının tabii ki çok etkisi var.

It's a Beautiful Day'in ilk albümü toplulukla aynı ismi taşıyor. Albümde bulunan şarkıların hepsi birbirinden ilginç ancak müzik tarihinde yerlerini almalarını sağlayan parça muhtemelen "White Bird"dür. Ancak ilk çıkan 45'leri Bulgaria'dır. Arkasından "White Bird" 45liği yayınlanmış ve albümün önü açılmıştır. Albümün şarkı listesi şu şekilde,

"White Bird" (6:06)
"Hot Summer Day" (5:46)
"Wasted Union Blues" (4:00)
"Girl With No Eyes" (3:49)
"Bombay Calling" (4:25)
"Bulgaria" (6:10)
"Time Is" (9:42)

Yazının başlarında "Bombay Calling" şarkısından bahsetmiştim. Bu şarkının ana teması ile Deep Purple'ın meşhur "Child in Time" şarkısının ana teması birebir aynıdır. Hatta It's a Beautiful Day yorumu çok daha estetiktir. Deep Purple bu konuda senelerce sessiz kalmış ve şarkının temasının özgün olduğunu iddia etmiştir. Seneler sonra biraz esinlenme olduğunu kabul etmişler ve uzun seneler sonra temayı büyük ölçüde alıp kendi şarkılarına uyarladıklarını itiraf etmişlerdir. Tabii Deep Purple dünyada son derece popüler olmuş, It's a Beautiful Day ise unutulup gitmiştir. Aşağıya It's a Beautiful Day'in canlı performansı ile "Bombay Calling" yorumunu ekleyeyim.

Aslında bu yazıyı yazmamaya karar vermiştim seneler önce. 1970'lerin rock müziğinde büyük ve popüler toplulukların dışına çıkmayı başarmış her meraklı "It's a Beautiful Day" topluluğunu duymuştur. Aslında Child in Time için yazdığım hadise çok ama çok bilindik bir konu. Yazıyı yazmama sebebim ise müzik mağazalarında sürünen "It's a Beautiful Day" plaklarıdır. Bir dönem bu albüm ülkemize ithal edildi ve 20TL'den satıldı ancak nedense alıcı bulamadı. İstanbul ve İzmir'de plak mağazalarında albüm bol bol bulunuyordu. Ancak yan tarafındaki Jethro Tull, arkasındaki Doors, onun yanındaki Lep Zeppelin plakları bunun 4-5 katına satılırken, nedense 1970'lerin bu önemli rock grubuna kimse dikkat etmiyordu. Bulduğum tüm plakları ucuz ucuz satın alıp, arkadaşlarıma hediye ettim. Bu albümden de kendi bloğumda bahsetmemeye karar verdim. Yakın bir dostum, geçtiğimiz günlerde bu konuda beni eleştirdi.
Aslında haklıydı da, müzik paylaşınca güzel olan bir şey değil mi?
Bu yazıyı yazarak sözümü tutmuş oluyorum. Sanırım İstanbul'da bazı mağazalarda "It's a Beautiful Day" plağı hala bulunabiliyor olmalı. Müzik tarihine meraklı genç okuyucularımız ellerini çabuk tutup o plakları hızlı şekilde ucuz fiyat etiketlerinden satın alsınlar. Emin olsunlar ki, harika bir rock/blues albümü satın almış olacaklar.