Plak Koleksiyonculuğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Plak Koleksiyonculuğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: İlk Baskılar: Araştırma!


Geçtiğimiz hafta içerisinde ilk baskı plaklar konusuna bir giriş yaptık. Şimdi yavaş yavaş bu derin okyanus içinde boğulmaya başlayalım.

İlk baskı plaklar konusunda bilgi sahibi olmak gerçekten bir yandan deneyime bir yandan bilgiye bir yanda da acayip bir hafızaya sahip olmayı gerektiriyor. Tüm bu özellikler sıradan bir insanoğlunun bir anda sahip olacağı şeyler değil. Bu noktada ilk baskı kovalamayı bir nevi avcılık olarak düşünmek lazım.

Ben tüm arşivimin ilk baskılardan oluşmasını istiyorum diyorsanız muhtemelen binlerce Dolarlık bir bütçenizin olması gerekli. Benim ilk tavsiyem, ister ilk basım, isterse de bir müzik seçkisi oluşturmak istiyorsanız mutlaka bir listeniz olsun. Özellikle çok geniş bütçeniz yok ise güzel bir liste iyi bir başlangıç olacaktır. Hangi plaklara, hangi albümlere sahip olmak istiyorum, vermeniz gereken karar bu.  Bu listeyi kişisel müzik beğenilerinize göre oluşturabileceğiniz gibi, işin tamamen maddi yönünü düşünerek yani ilerleyen yıllarda plaklarınız değerlenip bundan maddi bir kazanç sağlamak için de yapabilirsiniz. Ben olayın ikinci yönü ile ilgilenmiyorum ancak ilgilenenler var ise tabii ki saygı duyarım.

Listeyi oluşturduktan sonra işin araştırma bölümüne başlamak lazım. Burada Matriks Kodlarından tutun, plak baskılarının kronolojisine, ilk baskıyı diğer baskılardan ayıran özelliklere kadar bayağı bir külliyat okumanız gerekecektir.

Plakların değerleri arttıkça kötü niyetli satıcıların haksız kazançlar elde edebilmek için neler yapabileceğine inanamazsınız. Sahte Matriks Kod eklemekten tutun, plak etiketini değiştirmeye kadar aklınıza gelebilecek her türlü hile hurda yapan var. Bu durum sadece ülkemizden ziyade yurtdışından alışverişlerde başınıza gelebilecek bir olay. Ülkemizde ise genelde yanlış bilgi vermek üzerinden yürüyor olaylar.


Diyelim ki, The Beatles'ın "Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band" albümünün ilk baskısını edinmeye karar verdiniz. Bu durumda plağın etiketindeki yazılar, logolar ve hatta etiketin kalınlığı konusunda bilginiz olmalı. Ayrıca kapak birleştirilirken 1960'lı yıllarda nasıl bir yapıştırıcı kullanıldığı ve bunun ne şekilde sürüldüğüne dair bilginiz olması, alışverişinizde mutlu olabilmeniz için bilmeniz gerekenlerden sadece birkaç tanesi. Araştırma yapmadan ilk baskı toplamaya soyunursanız ve iyi niyetli olmayan bir satıcı ile denk gelirseniz 500 Dolar karşılığında 10 Dolarlık bir plak sahibi olursunuz veya uzun lafın kısası paranızı çöpe atmış olursunuz.

Peki tüm bunları nereden araştıracağım derseniz. Çok eski yıllarda farklı ülkelerde yayınlanan koleksiyonculara özel dergiler ve bunların yıllık özel sayıları en önemli kaynak idi. Ancak günümüzde internetin bu denli geliştiği  zamanlarda işine yarayan tüm bilgileri internetten bulabilmeniz mümkün. Discogs web sitesi başlangıç için harika bir seçenek. Yakın zamanda yayınlanan mobil uygulama ile elinizin altında her zaman bir referans olacaktır. Discogs'u nasıl kullanacağınız konusuna da ilerleyen günlerde el atacağım.


Bunun yanında gruplara özel topluluklar, web siteleri ve forumlar araştırma yapmak için gerçekten iyi imkanlar sunuyor. Hatta araştırma yaparken bir sürü ilginç şey öğrenebiliyorsunuz. Örneğin Frank Zappa plaklarının orijinal ilk baskılarını mı arıyorsunuz, detaylar için bakmanız gereken yer kesinlikle Zappa resmi web sitesinin forumları. Geçmişin tüm önemli grupları için resmi veya resmi olmayan harika fan siteleri var.

Tüm bu araştırmaların yanında özellikle alım yapacağınız satıcının şeceresini iyice araştırmak gerekli Bu konuda size eBay, Discgs gibi sitelerdeki kullanıcı yorum ve deneyimleri yol gösterecektir. Türkiye için ise yine yerel satış siteleri ayrıca sosyal medyayı tarayabilirsiniz.

Eh ne diyelim iyi avlar!


Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: İlk Baskılar



Ülkemizde son dönemlerde plak toplamak, plak dinlemek ve plak koleksiyonu yapmak konularını merak edenlerin sayılarındaki artış dikkat çekici. Bunun hem plak mağazaları, hem yazılarımın okunma sayıları, hemde Mecmua'ya gelen sorulardan çok rahatlıkla anlayabiliyorum. Bu tabii ki çok sevindirici bir durum. Ancak bazı satıcıların bilgisizliği -veya kötü niyeti- ve bazı alıcıların takıntılı isteklilikleri derken ortalıkta garip olaylar döndüğüne şahit oluyorum. Bu sıralar özellikle ilk baskılar konusunda bayağı ilginç hikayeler dinliyorum. Gelin ilk baskılar konusuna bir göz atalım.

İlk baskı nedir bununla başlayalım. Bir albümün ilk yayınlandığı anda yapılan baskısına ilk baskı denir. Albümün veya topluluğun popülerliği ve plak şirketinin beklentilerine göre ilk baskıda toplamda kaç adet plak basılacağı konusu belirlenir. Baskılar bazen bin adetten az, bazen binlerce adet olabilir. Bu adet ve albümün zaman içerisinde dinleyiciler nezdinde durumu nadidelik kriterinin belirlenmesinde önemli rol oynar.

Bazı albümlerde birden fazla ilk baskı söz konusudur. Özellikle 1970'lerde bazı albümler ,ki rock albümlerinde bu durumu sıklıkla görürüz, eş zamanlı olarak hem Amerika'da hem de Avrupa'da basılabilir. Bu durumda ortalıkta iki farklı ilk baskı olur. Bunların değeri adetlerinin yanında hangi fabrikada basıldığı gibi detaylar ile belirlenir. Bazı fabrikalar zaman içerisinde yaptıkları özenli baskılar ile müzik tarihine girmiştir.

İlk baskılar değerli olduğu bir diğer konu yapılan hatalardır. Bazı baskılar gözden kaçan bazı hatalar içerebilir. Bu hata plağın kendisinde olabileceği gibi, kapağında, etiketinde de yapılmış olabilir. Örneğin etiketi yanlış basılmış, örneğin plağın A yüzüne B yüzünün etiketinin basılması gibi durumlar bir anda plakların değerini arttırabilir. Eğer bu durumun farkına varılıp ikinci baskıda bu hata düzeltildiyse ilk baskı plaklar "defo"larından dolayı kıymete binebilir.

Bir diğer önemli konu ise plağın üretim sürecinde gizlidir. Plak basımında özel üretilmiş kalıplar kullanılır. Bu kalıplar belirli adetlerdeki plağı basarken kullanılır. Bunun sebebi baskı yaptıkça kalıbın aşınmasıdır. Bu aşınma, aynı kalıptan normalden fazla plak üretildiğinde tizlerde bir miktar kayıp, plakta dinleme esnasında oluşan çıtırtı ve hatta sesin boğuklaşması gibi sonuçlar doğurabilir. Plak şirketlerinin bir kalıptan kaç baskı yapılacağı konusunda farklı uygulamaları ve görüşleri vardır. Bazı şirketler her 1.000 adetlik üretimin arkasından yeni bir kalıp kullanırken bir diğeri bir kalıbın 3.000 plak basmak için optimal koşulları sunabildiğini iddia eder. Bu kalıpları üretmek maliyetli bir iş olduğundan özellikle küçük şirketler tek bir kalıptan binlerce plak üretmeye kalkışmışlardır. Hatta daha da ileri gidip ikinci ve daha sonraki baskılarda ilk baskının kalıpları kullanılmış ve üretilen plakların kalitesinde sıkıntılar oluşmuştur. Böylesi plak şirketlerinde ilk baskıları edinmek ses kalitesi açısından bir miktar kazanım elde etmenizi sağlayabilir. Özellikle ülkemizde 70'lerde basılan plaklarda bu durumu görebilirsiniz. Ancak sıkıntı hangi baskının ilk baskı olduğunu anlamanın neredeyse imkansız olmasıdır.

Önümüzdeki günlerde yayınlayacağım yazılarda ilk baskı konusunu enine boyuna tartışacağım.


Plak Koleksiyoncusunun Rehberi Yazı Indeksi



SON GÜNCELLEME: 04 NİSAN 2016

Son günlerde bir çok okuyucum yine “Plak Koleksiyoncusunun Rehberi” yazı dizisinin devam edip etmeyeceği ile ilgili sorular soruyorlar. Merak etmeyin yazı dizisine beşinci bir bölüm ile devam edeceğim. Yeni bölümün konusunu tam olarak belirlemedim. Sizlerden de fikirler bekliyorum. Konu teknik yönde mi ilerlesin yoksa daha genel konularda mı bahsedeyim. Tahminlerimin aksine üçüncü seri olarak yayınladığım  İleri Seviye Koleksiyoncular İçin Bilgiler çok okunan yazılar oldu. Yani teknik konulara girmek için cesaretim var artık :)

Beşinci seri  başlayana kadar eski yazıları okumak isterseniz aşağıdaki koyu renkli linkleri kullanabilirsiniz. Şimdi geçmişe dönüp bakıyorum da gerçekten çok iyi yazılar çıkmış ortaya umarım keyifle takip ediyorsunuzdur...  

Plak Koleksiyonculuğu / İlk Seri
Yazı 1: Yeniden Basılan Plağın Koleksiyonu Olur Mu?
Yazı 2: 45′lik Koleksiyonculuğunun Kökenleri.
Yazı 3: Plak Koleksiyonculuğu: Türkiye’de Plaklar
Yazı 4: Pikaplar Mevzuu
Yazı 5: Plak Standartları
Yazı 6: RIAA Öncesi Plak Özellikleri
Yazı 7: Pre-amp Mevzuu

Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: Acemiler İçin Öneriler / İkinci Seri
Yazı 1: Planlama
Yazı 2: Pikap Konusu
Yazı 3: Pikap Katı veya Phono Pre
Yazı 4: Lambalı Pikap Katı Mevzuu
Yazı 5: Plak Temizleme Konusu

Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: İleri Seviye Koleksiyoncular İçin Bilgiler / Üçüncü Seri
Yazı 1: Matriks Kodları
Yazı 2: Matriks Kodlarındaki Karmaşa
Yazı 3:  Bir Çözümleme Örneği – Bluenote
Yazı 4:  Bir Çözümleme Örneği Daha – Impulse!
Yazı 5: Bir Çözümleme Örneği Daha – Philips!
Yazı 6: Plaklardaki Gizli Mesajlar
Yazı 7: Farklı Bir Açıdan Çözümleme Örneği: Araştırma
Yazı 8 Farklı Bir Açıdan Çözümleme Örneği: Bir Diğer Araştırma
Yazı 9: Farklı Bir Açıdan Çözümleme Örneği: Yine Bir Araştırma Yapalım
Yazı 10: Son Sözler Plak Koleksiyonculuğu: Çok Konuşulmayan Formatlar

Plak Koleksiyoncusunun Rehberi:Çok Konuşulmayan Formatlar / Dördüncü Seri
Yazı 1: Girizgah
Yazı 2: Promo Copy
Yazı 3: Test Pressings (Ticari Olmayanlar)
Yazı 4: Test Pressings (Ticari Olanlar)

Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: Acemiler İçin Pikap Konusu Revisited / Beşinci Seri
Yazı 1: Philips, Denon, Pioneer, ION, Numark, Crosley ve Niceleri
Yazı 2: Eski Pikaplar Mevzuu
Yazı 3: İkinci El Pikap Satın Alma Rehberi




Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: İkinci El Pikap Satın Alma Rehberi



Bu yazımda ikinci el pikap almak isteyen ve bu konuda acemi olan meraklılara yönelik ipuçlarını paylaşmaya çalışacağım. Aslına bakarsanız böyle bir alışverişe eğer imkanınız var ise " bir bilen" ile çıkmanızı veya biraz daha fazla ödeyip güvenilir bir satıcıyı tercih etmenizi öneririm. Ancak işe başa düşerse bazı faydalı ipuçlarını bu yazıda bulabilirsiniz.

İlk olarak kollar ile başlayalım. Çarşıya pazara çıktığınızda klasik pivot yapılı veya gimbal yapılı kollar bulacaksınız.  İşin teknik kısımlarına girmeden hemen dikkat edilecek noktalara bakalım. Öncelikle tabii ki pikap kolunun yapısına bakmalıyız. Ezilmiş, yamulmuş veya zarar görmüş bir kolu bir acemi bile kolaylıkla fark edecektir. Ancak işler bu kadar basit dahil tabii ki, bakmanız gereken çok önemli bir yer var.


Yukarıda gimbal yapılı bir kolun ayrıntısını görüyorsunuz. Bizim pazarımızdaki örnekler aslında bir alttaki fotoğrafa daha çok benziyor olsa da, nadiren bu tarz kollar ile de denk gelebilirsiniz. Yukarıdaki kolda dikkat edilecek 3 önemli nokta var. İlki en üstte yeşil okla işaretlenmiş vida. Diğer ikisi ise kolun her iki yan tarafında bulunan vidalar. Bu vidalar standart bir vida olabileceği gibi yukarıdaki resimdeki gibi özel de olabilir. Bu vidaların hiçbir şekilde zorlanmamış olduğuna yüzde yüz emin olun. Ayrıca paslanma ve korozyon var ise o pikaptan uzak durmanız daha mantıklı olacaktır. 


Buradaki örnek ülkemizde satılan ikinci el pikapların bir çoğunda denk geleceğiniz türden bir kol. Burada da yeşil işaretli vidaların üzerinde iz olmadığına dolayısıyla oynanmadığına ayrıca paslanma ve korozyona dikkat edin. Bu vidalar fabrikada özel basınçlı anahtarlar ile kilitlenir ve açıldığı zaman aynı şekilde yeniden ayarlanması gerekir. Olması gereken baskı verisi ve özel araçlar çok az insanın elinde olduğu için bu vidalar bir kez açıldığında kol sakatlanmış olur. Eğer fazla sıkıldıysa içerisindeki kol tüpünü tutmaktan sorumlu safir veya metal sivri kısımlar zarar görür, az sıkıldı ise kolun hareket hassasiyeti azalır. Bu bölümlerdeki vidaların ellendiğini çok rahatlıkla anlarsınız. Bunların genelde kromajlı kaplamalamarı vardır ve tornavida değdiği anda bunlar dökülür. Bu tarz bir pikabı kesinlikle almayın, yüzde yüz sakatlanmış demektir. 

Bu kontrolün ardından kolun her iki eksene de (sağ-sol ve yukarı-aşağı) hareketinde sıkıntı olmadığını kontrol edin. Normal koşullarda herhangi bir takılma hissetmememiz gerekir. 


İkinci konu ise otomatik başlayıp duran pikaplarda yapılacak kontrollerdir. Satın almayı planladığınız pikapta eğer böyle bir özellik var ise mutlaka defalarca deneyin. En ufak bir sıkıntı varsa o pikaptan uzak durmak daha mantıklı olacaktır. Nedeni ise şu, genelde otomatik başlayıp durma mekanizmaları yukarıda görüldüğü gibi karmaşık mekanik yapıdadır. Yukarıdaki örnekte beyaz olan kısımlar gibi plastik parçalar zaman içerisinde özelliklerini yitirir ve parçalanır. Bunları tamir edebilmek çok zordur çünkü yedek parça bulmak çok çok zordur. Eğer teknik beceriniz var ise ve satın almayı düşündüğünüz pikabın diğer tüm fonksiyonları düzgün şekilde işliyor ise, bu mekanizmayı iptal ederek pikabı tamamen manuel hale getirebilirsiniz. Ancak kolay bir işlem değildir.

Bir ara not, kolu indirip kaldıran asansör sistemini de mutlaka kontrol edin. 1970'lerde bazı modellerde son derece karmaşık kaldırma indirme mekanizmaları kullanıldığından eğer bu tarz pikabı satın alacaksanız başınıza dert açabilirsiniz. Bu arada satıcıların aman efendim yağı eksik, ekleyince sıkıntı giderilir tarzı konuşmalarına bakmayın. Zaten bu sıkıntı giderilebilecek olsa kendilerini yapardı. Gerekirse bakımını yapın öyle deneyeyim deyin...


Kol konusundaki son kontrol edilecek şey iğnenin veya daha doğru bir tabir ile kafanın takıldığı "headshell" denilen kısımdır. Normal koşullarda aşağıdaki grafikte gördüğünüz iki tip ana pikap kafası montaj standardı vardır. 1/2" standart kartuş ve P-Mount tabir edilen kartuşlar. Burada biraz daha fazlasını bulabilirsiniz. 




Bunlar haricinde farklı üreticilerin zaman içerisinde kullandığı montaj tipleri vardı. Bazılarını eski ELAC, Dual gibi üreticilerin pikaplarında görebilirsiniz. Burada dikkat edeceğiniz konu bence yukarıdaki seçenkeleriden bir tanesine sahip bir modeli seçmeniz. Eğer çok beğendiğiniz bir model var ve bu standartlara uymuyorsa iğnesinin bulunabilir olduğundan mutlaka emin olun. Bazı örneklerde standart dışı headshell'lere japon yapıştırıcısı ile monte edilmiş kafalara bile denk gelebilirsiniz. Aman dikkat! Bu arada şaka yapmıyorum!

Böylelikle kol kısmının kontrollerini tamamladık. Şimdi ise devir konusuna bakalım.


Bir pikabın devrini kontrol etmenin en etkili ve ucuz yolu kesinlikle strobe disk kullanmak veya yukarıdaki fotoğraftaki gibi platosunda devir kontrolü için gerekli araçları kullanmaktır. Aslında burada yöntem çok basit. Diyelim ki, 45 devri kontrol edeceksiniz, 45rpm ve 50hz'e denk gelen noktacıkları kullanacaksınız. Eğer 33 devri kontrol edecekseniz bu defa  33rpm ve 50hz'e denk gelen noktaları kullanmalısınız. 50Hz Türkiye için standart değerdir. Burada amaç izler sabit kaldığında yani izler ileriye veya geriye doğru hareket etmediği zaman devir sayınızı ayarlamış veya kontrol etmiş olursunuz. 

Eğer satın almayı düşündüğünüz pikabın platosu yukarıdaki gibi değilse basit bir yazıcıdan alacağınız çıktı bile işinizi görecektir. Stereo Mecmuası strobe disklerini indirerek kontrollerinizi yapabilirsiniz. Nasıl kullanılacakları indirdiğiniz belgelerde yazmaktadır. 33 Devir için strobe diski buradan, 45 Devir için strobe diski ise buradan indirebilirsiniz.

Hemen bir not: eğer imkan olursa bu denemenizi iğne plak üzerine inmiş halde iken ve mümkün olduğunca uzun süre yapın. Böylelikle hızın stabil olarak aktarılıp aktarılamadığını da anlamış olursunuz. 


Hız kontrol ettikten sonra platonun dönüşünü kontrol etmeliyiz. Mümkün olan her açıdan platonun üst kısmına odaklanarak düz bir çizgi halinde dönüp dönmediğini kontrol edin. Bu çok önemli bir sorunun habercisi olabilir. Eğer dönüşte bir yamukluk var ise iki önemli ihtimal söz konusu. Birincisi platonun yamuk olması ki, eğer pikaba kafayı taktıysanız bir şekilde tedarik edilebilir veya ikincisi "bearing"in yamulmuş olması. Eğer bearing dediğimiz platoyu tutan mil yamulmuşsa o pikaptan uzak durun. Yedek parçayı genelde ancak çıkma bir pikaptan bulabilirsiniz. Platonun yamukluğunu tespit etmek zordur, eğer şüpheleriniz var ise o pikabı satın almaktan vazgeçin.

Bu arada bu kontrolü yaparken platonun üzerinde kauçuk, keçe veya benzeri malzemelerden üretilmiş bir mat kullanıyorsa bu görüşünüzde sıkıntı yaratabilir, mümkünse kontrolünüzü mat'ı kullanmadan yapın.

Ayrıca motor sesini dinleyin. Genelde pikaplarda kullanılan motorlar çok güçlü değildir, zaten çok güçlü bir motora da ihtiyaç duyulmaz. Aşırı derecede ses yapan, veya titreşen bir motor sıkıntının habercisidir. Kulağınızı motora doğru yaklaştırarak sesi dinleyebilir ve elinizle titreşimi hissedebilirsiniz.

Direct drive modellerde ise kontrollerinizi biraz daha uzun tutun ayrıca ısınma konusunu da önemseyin!


Bir çok eski pikapta güç aktarımı kayış ile yapılır. Bugünlerde eBay gibi sitelerde farklı bir çok pikap için kayış bulabilmek mümkün. Siz alacağınız pikapta önceden bu kayışı kontrol etmeyi unutmayın. Eğer kauçuk yüzeylerde soyulmalar var ise veya kayış aşırı gergin veya gevşek duruyorsa kayışın değişme zamanı gelmiş demektir. Devir ile kayış doğrudan ilişkilidir, devrin doğruluğunu kontrol etmiş bile olsanız yine de kayışın durumunu kontrol ediniz.


Bazı eski pikaplarda devrin platoya aktarımı "idle wheel" denilen bir parça ile yapılıyordu. Yukarıdaki resimde bu parçayı görüyorsunuz. Bu metal bir merkezin etrafında genelde kauçuk bir dış halka şeklindedir. Bu kauçuk kısım zaman içerisinde özelliğini yitirerek devrin aktarımında sıkıntı yaratabilir. Eğer kauçuk üzerinde çatlamalar, ciddi bir yıpranma var ise benim tavsiyem konuya çok şüpheli yaklaşın. Çünkü bu parçanın yenisini tedarik etmek neredeyse imkansızdır. Garrard, Lenco ve eski Thorens modellerini bu genellemenin dışında tutmak isterim. Bu pikaplar için günümüzde 3. parti "idle wheel"ler hali hazırda üretilmeye devam ettiği için sıkıntı olmayacaktır. 

Bunlar haricinde pikabın ana fonksiyonlarını yerine getiren düğmeler, diğer bileşenlerin fiziksel durumlarını ve işlevlerini yerine getirip getirmediğini kontrol etmelisiniz. Kozmetik konular ise kullanıcıların beğenisine göre değişebilecek ve genelde pikabın mekaniksel işleyişinde önemi olmayan konulardır. 

Bu arada en önemli bir diğer konu son adımda pikabın sesini dinlemektir. Eğer "hum" dediğimiz gürültü var ise o pikaba çok ciddi anlamda şüphe ile yaklaşmalısınız. Pikabın gövdesini veya kolu ellediğinizde yükselen bir "hum" sesi, pikabın kablolamasında bir sıkıntı olabileceğine dair önemli bir işarettir. Ayrıca pikabın çıkış kablolarını da hafifçe oynatarak istenmeyen bir gürültü olmadığından emin olmalısınız... 


Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: Eski Pikaplar Mevzuu



Eski pikaplar, ikinci el pikaplar veya bazılarımızın kullandığı şekilde vintage pikaplar konusunda oldukça fazla soru geldiği için ayrıntılı bir yazı yazmaya karar verdim. Bu yazıda sahibinden.com gibi internet satış sitelerinde veya çeşitli sahaf/mağazalarda satılan ikinci el pikaplara değineceğim.

Öncelikle şuradan başlamak istiyorum. Okuyucularımızdan bir kısmının bana aktardığı bilgilere bakarak, piyasadaki bazı kişilerin itham ettiği üzere eski pikapları sevmeyen bir adam değilim. Sevmediğim şey, insanların asla toplanmayacak, düzeltilmesi tabiri caiz ise astarı yüzünden pahalıya çıkacak pikapları insanların satın alıp mutsuz olmasını önlemek.

Aslına bakarsanız bende oldukça eski ve neredeyse 20 yaşında bir pikap kullanıyorum. Özellikle ilk gençlik dönemlerimde bende hemen herkes gibi Dual pikaplar ile vakit geçirdim ki, zaten bu yüzden Stereo Mecmuası'nda Dual pikaplara özel bir bölümümüz var. Eski pikaplara karşı herhangi bir ön yargım yok ancak ne alacağınızı veya neler yapabileceğinizi bilmeniz lazım.

İsterseniz şimdi ayrıntılara girelim...

Öncelikle pikapların mekanik yapılı cihazlar olduğunu anlamak çok önemli. Mekanizmalar yıllar içerisinde bakımları yapılmadıkça işlevlerini yaparken zorlanır hale gelir. Pikap kolu dediğimiz şey de mekanik bir yapıdır. Bunun yanında motor gibi elektronik bileşenlerde pikapların vazgeçilmez parçalardır. Tüm bu alt bileşenlerin sağlıklı çalışması, pikabınızın sağlıklı çalışmasına giden yoldur!

Eski bir pikap almaya karar verdiğiniz zaman ilk önce internet üzerinden bir araştırma yapmak ile işe başlayın. Pikabın modeline göre yedek parça bulup bulamayacağınıza bakmanız gerekir. Örneğin belt drive bir pikap alacaksınız. Size en gerekli olacak şey kayış olacaktır. Kayışlar yıllar içerisinde yıpranır ve devir konusunda sıkıntılar yaratmaya başlar. Hal böyle olunca değiştirilmesi gerekir. İlk bakacağınız şey kayışının tedarik edilip edilemeyeceğidir.



Bir diğer önemli konu, kolun yapısı ve kullanılabilecek iğnelerdir. Bazı eski pikaplarda özel kafalar kullanılır ve sadece bu kafaların ucunu değiştirerek kullanabilirsiniz. Bu kısma "stylus" deniyor. Alacağınız pikabın iğnesinin yedeği veya muadili konusunu mutlaka kontrol edin. Günümüzde iki tip kartuş üretimi devam ediyor. Yukarıda görebileceğiniz grafikte işaret edilen 1/2" standart kartuş ve P-Mount tabir edilen kartuşlar. Almayı planladığınız pikap eğer yukarıdaki tiplerde bir kartuş kullanıyorsa bir şekilde muadilini bulabilirsiniz. Ancak bunlar haricinde de standart dışı kartuşlar kullanan pikaplar vardır. Bunların yedeklerinin tedariği mutlaka araştırılmalıdır.

Örneğin Bang & Olufsen (kısaca B&O) pikaplar tamamen kendisine özgü kafalar kullanırlar. Birçok modelde sadece kendi iğne ve kafalarını kullanmanız gerekir. eBay gibi sitelerde geçmişte üretilmiş ve hiç kullanılmamış (bunlara NOS denir) kafalar ve iğneler bulabileceğiniz gibi günümüzde Amerika'da yerleşik Soundsmith firması bu kafaları yeniden üretmektedir. Bu bilgileri kısa bir araştırma ile internet üzerinde bulabilirsiniz. Demek ki B&O marka bir pikap için iğne sorunu yaşamayacaksınız... 
Eski bir pikap satın alırken, yapmanız gereken şeylerden bir diğeri pikabı fiziksel olarak kontrol etmektir. Internet üzerinden satın almayı planladığınız pikaplarda satıcının insafına kalırsınız. Ülkemizde herkes sattığı malın son derece temiz olduğunu iddia eder. Ancak çoğu zaman pikap konusunda bilgisiz insanlar dış görünüşüne göre pikaplarını temiz olarak satışa sunar. Tabii ki ülkemizde de çok iyi satıcılar var. Pikapları elden geçirerek, gerekli bakımlarını yaparak satışa sunuyorlar. Böyle satıcılardan alışveriş yapmaya özen gösterin. Belki muadillerine göre %20-25 daha fazla para ödersiniz ancak başınız ağrımaz ve karşınızda çoğu zaman bir muhatap bulursunuz.

Aksi takdirde teknik anlamda bilginiz yok ise ve üzerine yedek parça tedarik edemezseniz satın aldığınız pikap elinizde patlar. Bu durumda fazladan para verip düzgün bir şekilde elden geçirilmiş bir pikap alın veya sıfır bir pikap almaya çalışın.


Geçtiğimiz aylarda Stereo Mecmuası'nda 30 yaşının üzerinde bir pikap üzerinde yapmış olduğum bir restorasyonu hakkında kapsamlı bir yazı yayınladım. Körlemesine bir alım yaptığınızda EMT 948 pikabın restorasyonu sırasında yaşadığım zorlukların bir çoğunu yaşayabilirsiniz. Böyle bir alım yaparken değecek bir pikap olduğuna ve bu tarz bir çalışmanın altından kalkıp kalkamayacağınıza emin olun. Bahsettiğim yazıda bir çok konuyu derinlemesine yazmaya veya incelemeye çalıştım, bir göz atmanızı tavsiye ederim. 


Ülkemize özgü bir diğer durum ise eski müzik setlerinde kullanılan pikapların ayrı şekilde satılması. Tabii ki bunlar genel anlamda tüm işlevlere sahip pikaplar olsa da, bir çok meraklı internet üzerinde bu pikaplar hakkında bilgi bulamayıp bana mesaj atıyorlar. Bu tarz pikaplar konusunda genel olarak benim de bilgim yok ve araştırma yapabilmek mümkün değil. Bu tarz müzik seti çıkması pikapların yedek parçalarını, çoğu zaman kendilerine özel iğnelerini bulabilmek mümkün olmadığı için elinizde patlama olasılığı çok çok yüksek. 

Basit bir ipucu vereyim sizlere. Günümüzde pikaplar hakkında yazılıp çizilmeyen pek az şey kalmış durumda. Bir pikap hakkında internet araması yaptığınızda karşınıza çok fazla bilgi gelmiyorsa hatta hiçbir şey bulamıyorsanız, o alışverişten vazgeçip daha farklı modellere bakın. 

Bir sonraki yazıda ikinci el pikap almaya gittiğinizde neleri kontrol etmeniz gerektiğini anlatacağım... 



Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: Philips, Denon, Pioneer, ION, Numark, Crosley ve Niceleri


Plak Koleksiyoncusunun Rehberine ilk başladığım günlerden beri özellikle zincir mağazalarda satılan ve fiyatı göreceli uygun pikap modelleri hakkında çok soru soruluyor. Bu pikapların tam olarak neden üretildiği, yapım kalitesi ve hangi koşullarda kullanılması gerektiği konusunu detaylı şekilde yorumlama ihtiyacı olduğuna karar verdim. Piyasada bulunan ION, Numark gibi markaların pikaplarını gidip zincir mağazalarda tek tek inceledim. Geçmişten bugüne sorulan yüzlerce soru ışığında bu markalara genel olarak bir bakış atalım. 

CROSLEY

Geçmişin önemli radyo üreticilerinden olan Crosley zaman içerisinde dönüşüm yaşadı ve ne yazık ki daha sıradan ürünlere imza atan bir firma haline geldi. Crosley ürünleri bazı "pahalı" perakende mağazaları tarafından ülkemize ithal edilerek fahiş fiyatlardan satılıyor olsa da, yurtdışında çok ekonomik fiyat etiketlerine sahip olduğu için ülkemizden meraklıların da ilgisini çekiyor. 

Crosley ürün yelpazesinde birbirinden şık çok sayıda pikap modeli var. Ancak bunların bir çoğuna dikkatlice bakarsanız pikapların mekanik aksamlarının, kollarının ve iğnelerinin aslında aynı olduğunu ancak kozmetik görünüşlerinin yani kasalarının farklı olduğunu kolaylıkla fark edebilirsiniz. 

Crosley ürün yelpazesinde plak dinlemek isteyen ve bunu yaparken biraz daha dikkatli olmak isteyen meraklılar için iki tane pikap dikkat çekiyor. Crosley C10 modeli ProJect firması tarafından üretilmiş bir pikap. Giriş seviyesi için başarılı bir kol, şasi uyumuna sahip bir model. İllaki Crosley marka pikap almak isteyenler için ilk seçenek olarak göze çarpıyor. Ancak bir not, aynı ürünün ProJect versiyonuna ülkemizde çok daha uygun bir fiyata sahip olabilirsiniz. İkinci ürün ise Technics SL-12xx serisi DJ pikaplarının varyasyonu olan Crosley C100 modeli.   Bu pikapta donanım olarak daha ileriye dönük kullanım açısından uygun şekilde donatılmış bir ürün. Ülkemizde de Technics SL-12xx varyasyonu farklı marka modelleri satın alabilmek mümkün. Tabii ki vergiler dolayısıyla biraz daha yüksek bir fiyata... 

Crosley ürün yelpazesinde bulunan istisnasız tüm diğer pikaplar bir şekilde birbiri ile teknik anlamda benzeşen görünüş itibarı ile farklı modeller. Eğer seneler içerisinde plak arşivinizi genişletmeyi düşünüyor veya değerli plaklara sahipseniz veya arşivinizi sıfırdan yeniden basılmış plaklar ile oluşturacaksanız bu modellerin hiçbirini tavsiye etmiyorum. 

Eğer elinizde az sayıda plak var, bunları dinlemek istiyorsanız ve müzik sistemine de ayrıca bütçe ayırmak istemiyorsanız bu markanın kendi hoparlörü olan farklı modellerini satın alabilirsiniz. Ancak şunu unutmayın bu pikaplarda herhangi bir kol ayarı yapılmadığı için hep aynı iğneyi kullanmak zorundasınız ve teknik anlamda bu tarz kollar plaklarınıza zarar verebilir. 

Bir nevi evimde nostaljik göze hoş görünen bir obje olsun, arada sırada plakta çalarım diyorsanız Crosley markasını tercih edebilirsiniz. 

NUMARK

Numark aslında profesyonel müzik pazarına yönelik ürünler sunan bir firma ve bazı pikap modelleri DJ'ler tarafından tercih edilen bir markadır. Firmanın ülkemizde PT-01USB modeli büyük müzik marketlerde satışa sunulmuş durumda. Bu pikabın üretim amacı aslında DJ'ler veya müzik meraklıları için gittikleri bir ikinci el mağazasında satın almayı düşündükleri plakları dinlemekten ziyade bir göz atmak amacı ile üretilmiş, pille çalışabilir ve taşınabilir bir pikap olması.   Bu pikabın mekanik yapısı da kolu da son derece basit ve özenle oluşturulacak bir arşivdeki plakları layıkı ile çalması mümkün değil. Zaten dikkat ederseniz bu yazıda bahsettiğim tüm pikapların kolları birbirleri ile neredeyse birebir aynı aynı zamanda kullanılan iğne de (ki ucuz modellerde kırmızı renk, biraz daha pahalı olanlarda beyaz renk. Ayrıntısına şimdilik girmiyorum) aynı. PT-01USB modelini eğer taşınabilir amaçla kullanacaksanız evet satın alın ancak evime koyayım da plak dinleyeyim diyorsanız uzak durun.

Firmanın PT01 Touring modeli de ülkemizde boy gösteriyor. Bu pikap yukarıda bahsettiğim Crosley pikaplar ile aynı fabrikada üretilmiş ve kozmetik hariç teknik özellikleri aynı. 

Numark markasından pikap almak isteyenler TT250USB, TTXUSB veya TTUSB modellerine göz atabilirler. Bunlar daha klasik DJ pikapları ve farklı ayar seçeneklerine sahipler. Bir şekilde muadilleri de var pazarımızda. Fiyatı uygun denk getirildiğinde gönül rahatlığı ile satın alıp kullanabilirsiniz. 


ION

Uygun fiyatlı pikapları ile ülkemizde boy gösteren bir diğer marka ION. ION markasında da iki ana ürün grubu mevcut. Bunlardan ilki tıpı Crosley tarzı kendinden hoparlörlü veya müzik seti şeklindeki pikap modelleri. Bu ürünlerin tamamına baktığınızda bu sayfada bahsi geçen tüm diğer markalarda olduğu gibi aynı fabrikadan çıktığını ve aynı iğneler ile donatıldığını görebilirsiniz. Crosley bahsinde yazdıklarım birebir bu ürünler içinde geçerli.  

ION Classic gibi daha özgün modellere baktığımızda ise her ne kadar Türkçe web sitelerinde ayarlanabilir vesaire gibi yazılarda okusanız aslında bu pikaplar, diğerleri ile aynı mekanizmayı ve kolları kullanıyor. Ayarlanıyor denilen şey aslında anti skating dediğimiz ayardır ki, biz aslında kolun farklı iğnelere göre ayarlanabilmesini istediğimiz için bu modellerde oyuncak statüsünden ileriye ne yazık ki gidemiyor. 

 
PIONEER

Ülkemizde elektronik veya müzik zincir mağazalarında Pioneer markasının PL-990 modeli satılıyor. Bu pikap sadece üzerinde Pioneer yazması sebebi ile kaliteliymiş algısı yaratsa da, işin aslında yukarıda bahsettiğim  markaların pikapları ile aynı ölçüde bir model. Kolun ayarlanamaması, stabil olmayan plastik mekaniği ile genişleyecek plak arşivlerine sahip olmak isteyenler için uzak durulması gereken bir ürün. 

İlle Pioneer markasından bir pikap satın almak istiyorsanız Pioneer PLX-1000 modelini ise şiddetle tavsiye edebilirim. Şu an dünya pazarında Technics SL-12xx varyasyonu DJ pikapları arasında mekanik ve donanım olarak en iyi modellerinden bir tanesi belki de en iyisi. Tabii ki fiyat yüksek. Giriş seviyesinde farklı markalardan daha makul ürünler tabii ki mevcut. Ancak bu Pioneer PLX-1000'in çok kaliteli bir pikap olduğu gerçeğini değiştirmiyor!

DENON

Okuyucularımızdan Stereo Mecmuası'nı takip edenler Denon markasının analog ürünleri DL103 ve 103R iğneler için yazdığım bir çok yazıyı hatırlıyorlardır. Analog tarihinin en önemli yapıtaşlarından olan bu iki iğne için ne kadar olumlu şey yazabiliyorsam tam aksini DP-29F modeli için pikapları için yazmak zorundayım. Aslında yazmaya gerek yok. Lütfen yukarıdaki Pioneer modeline bakın ve şimdi Denon'a bakın. iğnesinden koluna ve mekaniğine kadar aynı pikabı görüyorsunuz.  Dolayısıyla uzak durmanızı tavsiye ederim.  

Yine firmanın DP-200USB modeli içinde aynı şeyler geçerli. İlle Denon markalı bir pikap almak istiyorsanız satın alabileceğiniz ve gelecekte  farklı seçenekler ile donatabileceğiniz tek model DP-300F modeli.

PHILIPS 

Son dönemlerde Türkçe birçok bilişim sitesinde incelemesini okuduğunuz veya videosunu seyrettiğiniz OTT2000 modeli hakkındaki yorumlara bakarsanız muhteşem olduğunu düşünebilirsiniz. Hayatında plak dinlememiş insanların yaptığı yorumlara bakarak ve Philips markasına güvenerek OTT2000 alacaksanız bu pikabın aslında bu sayfada bahsettiğimiz Crosley ve benzeri markaların ürünlerinden bir farkı yok. Tüm olumsuz düşüncelerim bu model içinde geçerli... 

Bir sonraki yazımızda ikinci el pikaplar konusundan devam edeceğiz. 


Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: Acemiler İçin Pikap Konusu Revisited



Plak Koleksiyoncusunun Rehberi yazı dizisinde geçmişte pikaplar konusuna bazı yazılar yazmıştım. İlk önce genel bir bakış arkasından da acemilere yönelik bazı öneriler kaleme almıştım. Ancak aradan geçen zamanda çok fazla soru soruldu. Bazı konularda ciddi kafa karışıklıkları olduğunu görmem sebebi ile pikap konusuna yeni giriş yapacak meraklılar için mini bir rehber hazırlamaya karar verdim. Bu mini rehber serisinde pazarda bulunan bazı pikapları mercek altına alacağız. Bunun haricinde eski pikapları alırken nelere dikkat etmeliyiz konusunu irdeleyeceğim. Ayrıca çok sorulan bazı ürünlere de çok detaylı olmasa da bir bakış atacağız. Umarım keyifle okursunuz...

Çok Konuşulmayan Formatlar: Test Pressings (Ticari Olanlar)



Geçen yazımda sizlere test basımları ile ilgili bilgiler vermiş ve ticari olmayan özellikle de firma içi deneme plaklarının çok değerli olduklarından bahsetmiştim. Şimdi ise test baskılarının daha ticari amaçlarla yapılmış onlarına bir göz atalım. Bazı plak firmaları, plak koleksiyoncularının bitmez tükenmez istekleri ve arayışlarını iyi anlayarak, bu yolla test baskılarınından bile para kazanabiliyorlar. Bu baskılar yine de az sayıda yapılıyor ve bir çok zaman test baskısı, piyasaya çıkacak plak kadar pahalı hatta ondan daha pahalı olabiliyor. Söz gelimi yukarıdaki plağı ele alalım. Louis Armstrong'un etkilendiği isimlerden birisi olan King Oliver şarkılarını çaldığı bu plak basılmadan önce her yüzde birer şarkı olacak şekilde test baskısı yapılmıştı. Yukarıdaki fotoğrafta görebileceğiniz üzere 12 inçlik bir plak olmasına rağmen "dead wax" dediğimiz kısım plağın büyük kısmını kaplıyor yani plak bir şarkı hariç boş bırakılmış.

Bu tarz plaklar bazı Amerikan çevirimiçi plak satış sitelerinden alınabiliyor. Denk gelmek gerçekten çok zor. Denk geldiğiniz fiyatlar evet pahalı. Gerekli bir şey mi tabii hayır.. Ancak insanı mutlu etme faktörü çok yüksek. Çünkü bunların her birinden en fazla 10-20 bilemediniz 50 adet üretilmiş. Anlayacağınız sınırlı baskıdan bile sınırlı...



Firmalar bunu meraklılardan gelecek tepkiyi ölçmek için yaptıkları gibi bunu bir pazarlama aracı da kullanabiliyorlar. Örneğin bu tarz plaklara olan merakı iyi anlayan firmalardan birisi olan Classic Records zaman zaman müşterilerine bedava test baskıları dağıtıyordu. Bunun için bazı özel plaklardan çıkan yukarıdaki gibi kartları doldurup, firmaya göndermeniz gerekiyordu. Ben şimdiye kadar hiç bu piyangoyu kazanamadım o ayrı :)

Test baskıları değerlidir ve özeldir. Denk gelmek gerçekten çok zordur. Ancak denk geldiğinizde çok aradığınız bir plağı bulmuş kadar insanı mutlu etme potansiyeli vardır bu plakların. Aklınızda bulunsun...

Çok Konuşulmayan Formatlar: Test Pressings (Ticari Olmayanlar)



Test Pressing veya test baskısı, bir plak firması tarafından seri üretim öncesi deneme amaçlı basılan plaklardır. Bu plaklar bazen dağıtılır veya satılır. Ancak bir çoğu sadece firma içerisinde kalmak üzere üretilir. Asıl değerli olanlar işte bunlardır. Son yıllarda çeşitli plak firmaları farklı plak formatlarında baskılar yapıyorlar. Bu baskıların amacı daha farklı ve daha kaliteli ses elde etmek. Bu baskılar bazen hiç duyulmadık malzemeler üzerine yapılırken bazen de, pazarda beklenmedik şekilde popüler olan materyaller kullanılarak yapılıyor. Ticari veya herhangi bir başka isimle dağıtılmayan bu özel kopyaların, plak firmaları dışarısına çıkartılması kesinlikle yasak. Bu yüzden hem matriks kodu hemde etiket üzerine bazı ibareler düşülüyor. Her kopyanın kime gittiği belli olduğundan, bu plak firma dışına çıktığında sızıntının kim veya kimler tarafından yapıldığı bulunabiliyor.

Yukarıdaki plak işte bu türden bir baskı. Matriks kodunun olduğu bölümü ve etiket üzerindeki yazı kısmını saklamak zorunda kaldım. Çünkü bu test sürümü toplam 20 adet üretilmiş ve numaralandırılmış. Ben bir şekilde edinmeyi başardım ayrıntıları sormayın.

Ülkemizde bu tarz bir plak bulabileceğinizi zannetmiyorum ancak olur da denk gelirseniz ve etiket üzerinde test amaçlıdır veya özel bir kod numarası varsa ne yapın edin satın alın. Bu tarz plakların ne kadar değerli olabileceğiniz hayal edemeyecek bir çok okuyucumuz olduğunu düşünüyorum.

Ben kuyuya bir taş atayım, gerisi size kalmış...


Çok Konuşulmayan Formatlar: Promo Copy



Promotional recording, promo copy veya kısaca promo. Bunu dilimize belki reklam veya promosyon kopyası olarak çevirebiliriz. Ben "Promo Copy" tanımını sevdiğim için aynen kullanacağım.  Promo Copy bir albüm yayınlanmadan önce ticari faaliyetler hariç, plağın radyolarda çalınması veya müzik basınına gönderilmesi için hazırlanmış özel kopyalardır. Aslında albümün birebir aynısı olmasına rağmen satılmasını önlemek için etiket kısımlarında yukarıda gördüğünüz gibi promosyon amaçlıdır veya satılmaz ibaresi eklenir. Bu plaklar genelde renksiz kapaklara konur. Renksiz derken, albümlerin orijinal kapaklarının içerisinde Promo Copy gönderilmesi adetten değildir, bu yüzden düz beyaz veya düz siyah kapaklara konulur bu plaklar.

Promo Copy'ler her ne kadar satılmasa da, bir şekilde plak meraklılarının peşinde koşturduğu plaklardır. Onları özel yapan şey az sayıda bulunmalarıdır. Ses kalitesi olarak normal bir plaktan farklı olmasa da, bir çok önemli şirket Promo Copy'lerini baskıların ilk serilerinden seçer. Bu durumda plak üzerindeki izler aynı baskının sonraki plaklarından daha kaliteli olabilir. Bu bir genelleme değildir ancak plak koleksiyoncularının genel görüşü bu şekilde.

Promo Copy'lerin asıl değerli olanları ise yayınlanmamış albümlerin veya yayın sırasında değiştirilen albümlerin kopyalarıdır. Çok nadiren plak firmaları aldıkları eleştirilere göre ek maliyete katlanarak albümlerde değişiklik yaparlar. Hatta bazı albümlerin Promo Copy'leri basıldığı halde gelen eleştiriler üzerine albüm yayınlanmaz. İşte bu plaklar gerçekten çok değerlidir.



Promo Copy'lerin üzerinde orijinal etiket ve orijinal kapaklarının olmadığından bahsetmiştim. Genelde iç kapakları üzerinde albümün kodu ile alakalı bazı bilgiler el yazısı ile yazılır. Yukarıdaki fotoğraflar kendi arşivimden. İkinci fotoğrafta gördüğünüz üzere plak firması kodunu iç koruma kılıfına el yazısı ile yazmış. Eğer elinizde bol Promo Copy var ise kapaklarına en azından bir etiket üzerine ufak bir not düşün. Çünkü zaman içerisinde plaklar birbirine karışabiliyor. Tecrübe ile sabittir.

Eğer bir gün bir yerlerde uygun fiyata hatta mümkünse ölü fiyatına Promo Copy ile denk gelirseniz kaçırmayın. Neyin ne kadar değerli olabileceğini araştırmadan asla bilemezsiniz.

Plak Koleksiyonculuğu: Çok Konuşulmayan Formatlar



Son bir kaç aydır devam ettiğim "İleri Seviye Koleksiyoncular İçin Bilgiler" yazı dizisi çok önemli şekilde dikkat çekti ve yazılar çok okundu. İlginize çok teşekkür ederim. Şimdi serinin dördüncü bölümüne başlamak istiyorum. Bu mini yazı dizisinde çok konuşulmayan formatlar konusunda bilgiler vermeye çalışacağım. Okurken keyif alacağınızı düşünüyorum. İlk yazıyı sanırım bu hafta yayınlayacağım. Fikir ve düşüncelerinizi bekliyorum.


İleri Seviye Koleksiyoncular İçin Bilgiler: Son Sözler


Plak Koleksiyoncusu Kimdir? Bir Kavram Karmaşası başlığının üzerinden bugüne kadar plak koleksiyonculuğunun fazla konuşulmayan yönlerini sizlerle paylaşmaya çalıştım. Umarım keyif almışsınızdır. Bu yazı dizisinde plaklar konusunda bayağı ilginç araştırmalar yapabileceğimizi ve bundan keyif alabileceğimizi göstermeye çalıştım. Tüm bu yazılarda bahsettiğim önemli bir nokta kaynak bulma sorunu. Ancak internetin hayatımıza girmesiyle bu konuda da bayağı faydalı bilgilere artık daha rahat ulaşıyoruz. Geçmişte bu bilgiler Record Collector Magazine gibi basılı dergiler ve kataloglardan faydalanılarak edinilebiliyordu. Bugün ise bir çok bilgiye ulaşmak mümkün. Tabii bu bilgilerin bir kısmı kapalı topluluklarda veya forumlarda  bulunabiliyor. Eğer az bir İngilizceniz varsa bile size çok yardımcı olabiliyorlar.

Ufak bir not düşmek istiyorum bu serideki yazıları yazarken amacım sizleri işin pek bilinmeyen yönlerine götürmek idi. Ben bir adım attım artık gerisi sizlerde. Okuyucularımdan ricam -geçmişte sık sık başıma geldiği gibi- hiç araştırma yapmadan armut piş ağzıma düş hesabı beni mesaj yağmuruna tutmamanız. Eğer gerçekten bir noktada sıkıştıysanız yardımcı olmaya çalışırım ancak danışmanlık hizmeti vermeye hiç niyetim yok :)

Bunu özellikle yazdım özellikle Amerika'da plaklar konusunda paralı danışmanlık hizmeti veren insanlar var. Aslında Avrupa'da da mevcutlar ancak Amerika'da daha çok. Ben bir kaçıyla tanıştıp yazışma fırsatı buldum. Tüm bu deneyimden sonra bu merakın gerçekten son nefes verilene kadar devam edecek kadar uçsuz bucaksız olduğunu anladım. Fakat bir o kadar da, keyifli olduğunu itiraf etmeliyim.

Yeni seride buluşmak üzere...


Farklı Bir Açıdan Çözümleme Örneği: Yine Bir Araştırma Yapalım



Billie Holiday – Body And Soul albümünü eminim ki bilirsiniz. Billie Holiday’in 1957 yılı albümüdür. Kariyerinin döedüncü albümünde müzisyene çok iyi bir kadro eşlik ediyor. Ben Webster, tenor saksafon. Harry ‘Sweets’ Edison, trompet. Jimmy Rowles, piyano. Barney Kessel, gitar. Red Mitchell, bas. Larry Bunker- Alvin Stoller davul. Albüm aslında çok garip bir zamanlamaya sahip. Vücudunun alkol ve uyuşturucu tarafından yokedildiği ve arkadaşlıklarının çöktüğü bir dönemde caz standartlarını seslendiriyor. Evet plak önemli bir plak. Verve plak firmasından albüm için önemli plak kataloglarında firmanın ayrıntılı verilerini bulabilmek mümkün. İsterseniz hemen göz atalım,

İlk önce yapmamız gereken şey plağın ayrıntılarını nasıl aramamız gerektiğini çözmek. Plağın yayın kodu her zmaan başlamak için en uygun nokta. Yukarıda kendi arşivimden plağı görüyorsunuz. Aradığımız kod hemen sol tarafta MG V-8197. Bu kod bize MG-V 8100 serisine bakmamız gerektiğini söylüyor. Verve plak firmasından kodlar dört hanenin sol tarafındaki ilk iki haneye göre incelenir. Katalog araştırmamızın sonucunda edindiğimiz bilgiler şu şekilde;
MGV 8197 Billie Holiday - Body And Soul
Harry Edison (tp) Ben Webster (ts) Jimmy Rowles (p) Barney Kessel (g) Red Mitchell (b) Alvin Stoller (d) Billie Holiday (vo)
Los Angeles, CA, January 3, 1957
20499-7 Moonlight In Vermont / same personnel
Los Angeles, CA, January 4, 1957
20503-4 Comes Love  / same personnel
Los Angeles, CA, January 7, 1957
20505-3 Darn That Dream
20507-1 Body And Soul / Larry Bunker (d) replaces Stoller
Los Angeles, CA, January 9, 1957
20565-3 They Can't Take That Away From Me
20566-1 Embraceable You
20567-4 Let's Call The Whole Thing Off
20568-5 Gee Baby, Ain't I Good To You?

Verve kayıtları bize plak kapağındaki bilgilerden daha fazlasını veriyor. Orijinal plak kodu ve plağın tam isminin altında müzisyenlerin listesine ulaşıyoruz. Akabinde tek tek her şarkı için ayrıntılar var. Şarkının Verve plak şirketindeki kodu, hangi stüdyoda kimler ile ne zaman kaydedildiği bilgilerine ulaşıyoruz. Örneğin plak kapağı üzerinde albümün ne zaman kaydedildiğine dair herhangi bir bilgi olmamasına rağmen kataloglarda bu bilgi yukarıda göreceğiniz üzere mevcut.

Gördüğünüz üzere bu kez plak üzerindeki kod sayesinde albüm hakkında orijinal bilgiye ulaştık. Sizlere tavsiyem bu tarz bilgileri daha doğrusu dokümanları arşivinize kaydetmeniz. İnternette bir bulduğunuzu bir daha bulamamak mümkün veçok sık rastlanan bir durumdur...

Farklı Bir Açıdan Çözümleme Örneği: Bir Diğer Araştırma



İleri Seviye Koleksiyoncular İçin Bilgiler: Bir Çözümleme Örneği Daha – Impulse! başlığında matriks kodlarını nasıl çözeceğimizi uzun uzun anlatmaya çalışmıştım. Yazıdaki örnekte plak firmasının kataloğundaki kayda bakarak Oliver Nelson The Blues and the Abstract Truth plağını çözümlemeye çalışmıştık.

Matriks kodlarını incelerken her zaman plak firmalarının kataloglarına baktığımızı söylemiştim. Şimdi bir örnek olarak Impulse! kataloglarında 9200 serisi için bir kaç kayda bakalım. Böylelikle araştırma konusunun ne kadar önemli olduğunu anlayacağız. Çok ayrıntıya girmeden 9200 serisinden bir kaç kaydı ele alıp konuyu ayrıntılı şekilde ele alalım.

Basit bir araştırma ile Impulse! plak şirketinin kayıt dökümlerini internet üzerinden basitçe bulabiliriz. Hatta Wikipedia'da bile aradığımız bilgiler mevcut. Bu arada 9200 serisi dememizin sebebi plak kodlarının ilk iki hanesinin 92 olması. Akabinde 01'den itibaren rakamlar ekleniyor. En basit şekliyle elde ettiğimiz liste şu şekilde;
9202 John Coltrane Live in Seattle
9203 Alice Coltrane Journey in Satchidananda
9204 Gábor Szabó His Great Hits

Bu listeyi elde etmemiz kod-plak doğruluğunun sağlamasını yapmak için gerekli. Ancak plak firmasının yayınladığı kaynak bilgiler aslında daha kapsamlı. Ben sadece 9202 numaralı John Coltrane Live in Seattle plağının kaydını aşağıya ekleyeceğim. Hemen göz atalım
AS 9202-2 John Coltrane Featuring Pharoah Sanders Live In Seattle
Donald Garrett (bcl, b) John Coltrane (ss, ts) Pharoah Sanders (ts) McCoy Tyner (p) Jimmy Garrison (b) Elvin Jones (d)
"The Penthouse", Seattle, WA, September 30, 1965
91198 Cosmos
91200 Evolution
Tapestry In Sound
91199 Out Of This World, Pt. 1&2
** also issued on Impulse GRD 2-146.

Dikkat edeceğiniz üzere asıl kayıtlarda albümün kodu daha ayrıntılı şekilde verilmiş. Bu matriks kodu çözerken bize yardımcı olabilecek bir ayrıntı. Plağın tam adının bulunduğu kısmın hemen altında plaktaki müzisyenlerin listesi var. Bu listede müzisyenlerin çaldığı enstrümanların kısaltmalarına parantez içinde yer veriliyor. Hemen arkasından albümün kaydedildiği stüdyonun kodu var. Bu Impulse! için çok önemli değil ancak daha büyük plak firmalarında kaydın yapıldığı stüdyo ile master'ın basıldığı fabrika arasında bir ilişki kurulabiliyor. Bunun hemen arkasından şarkı listesi var. Burada dikkat edilecek şey, şarkıların kodlarının olması. Yine Impulse için önemli değil ama bazı plak firmalarının matriks kodlarında bu tarz rakamlara rastlamak mümkün.

Buradaki en önemli bilgi ise plağın Impulse GRD 2-146 koduyla da basılmış olması. Yani plak kabında farklı kod görüp matriks kodu farklı tespit edersek ortalıkta bir sorun yok. Bu arada yukarıdaki etiket, klasik Impulse etiketinden farklı. Bunun sebebi 1970'teki yeniden yapılanma hareketi. Sözün kısası yukarıdaki plak tam koleksiyon işi :)


Farklı Bir Açıdan Çözümleme Örneği: Araştırma



Geçtiğimiz yazılarımda plak şeceresi araştırmalarında matriks kodlarının öneminden bahsetmiş ve bir çok çözümleme yapmaya çalışmıştık. Şimdi daha yeni üretilmiş plaklarda nasıl araştırma yapabileceğimiz ile alakalı bilgilerden bahsedeyim. Bu yazıda John Pette'den çok faydalandım kendisine teşekkür etmek istiyorum (Thank you John...)

Nirvana topluluğunu muhtemelen duymuşsunuzdur. Topluluğun ilk albümünün adı Bleach. Bleach topluluğun diskografisinde çıktığı zaman plağı basılan ilk albüm. Diğer albümler zaman içerisinde basılmıştı ancak Bleach ilk olarak plak sonrasında kaset ve CD formatlarında basıldı. 1989 yılında yayınlanan albüm Seatlle'daki bağımsız bir plak Sub Pop tarafından basıldı. Albüm basıldığı dönemde çok büyük ses getirmemiş olsa da, Nirvana “Smells Like Teen Spirit” albümü ile büyük bir patlama yaşadı.

Sub-Pop bağımsız bir plak şirketi olsa bile bastığı albümlerle ilgili bilgileri paylaşmış durumda. Aslına bakarsanız büyük veya küçük bir çok firmanın listeleri ve ayrıntıları bugün ulaşılabilir durumda. Şimdi bu bilgileri bulduğumuzu var sayarak hemen bir çözümleme yapmaya çalışalım.

Albüm yayınlanmadan önce 3 tur test baskısı yapıldığını biliyoruz. Bu test baskılarının tam olarak basım adetleri belli değil ancak oldukça nadir olduğunu biliyoruz. Bu test baskılarının bir kısmı arızalı. Bu baskıların bir çoğu zaman içerisinde piyasaya çıktı ve elden ele dolaştı. Günümüzde büyük kısmı koleksiyoncuların ellerinde. Yukarıda ilk test baskının fotoğrafı mevcut.

Plak şirketinin açıkladığı verilere göre ilk baskı 1.000 adet yapılmış. Bu 1.000 adet baskının yaklaşık %10 ila %20 arasındaki bölümünde bir poster eklenmiş. Bu ilk baskı düz beyaz plak üzerine yapılmış. Bu plağın kodu Sub Pop SP34 olarak geçiyor. İlk baskıların posterli olanlarının değeri diğerlerine göre tabii ki daha fazla.

Bu baskının hemen ardından ikinci baskı yapılıyor. İkinci baskı toplam 2.000 plağı kapsıyor. Bu baskının bir çoğu poster ile geliyor. Plak rengi ise siyah renk. Tabii uyanık arkadaşlar, ikinci baskıdan bir plak alıp içerisindeki posteri ilk baskı ile birleştirip satmayı düşünebilirler ancak ilk baskının posterli olan edisyonlarının içerisinde plak firmasının 45'liklerini tanıtan bir ek kitapçık var. İkinci baskılarda buna yer verilmemiş ve ilk baskıların bir çoğunda yok. Bu durumda ilk baskı bir plağın değerini yapay yoldan yükseltmek mümkün gözükmüyor.

Üçüncü baskı için ise rakamlar tam olarak belli değil. Bunun en önemli sebebi farklı renklerde basılmış olmaları. Plak şirketinden gelen bilgilerde sadece kırmızı/beyaz olanın 500 adet basıldığı bilgisi var. Bu durumda bu baskı diğerlerinden daha değerli.

Ayrıca üçüncü baskı sırasında bir sorundan dolayı siyah-beyaz renkli plaklara ilk test basımlarındaki beyaz etiketlerin basıldığı tamamen yanlış bir edisyon da var. Bu edisyon ilk baskılardan daha pahalı fiyatlara satılabiliyor. Aslında hatalı bir baskı söz konusu ama tüm koleksiyon camialarında olduğu gibi en değerli şey, hatalı baskılardır.

Üçüncü baskıda da siyah plak üzerine basılmış albümler var. Ancak bunları da ikinci baskılar ile karıştırmak mümkün değil. Bunun sebebi bu albümlerin kapaklarında barkod olması ve plak firmasının web sitesinini adresinin eklenmesi. Ayrıca kapaktaki logoda ufak bir farklılık bulunuyor.

2009 yılında plağın yeniden baskısı yapılıyor. Bu esnada katalo numarası değişiyor. Ayrıca bu edisyona “Deluxe Edition" deniyor. Bu baskı çift plaktan oluşuyor ve ikinci plakta canlı performanslara yer verilmiş. Bu baskıya bugün Amazon gibi çevirim içi alışveriş sitelerinden ulaşmak mümkün...

Gördüğünüz üzere eğer Matriks kodlarından hareket edemiyor isek, sağlam bir araştırma yaparak plak şecerelerine ulaşmak mümkün. Ancak caz, rock ve klasik müzik meraklılarının işi biraz daha zor. Aslında zor değil ancak kapsamlı araştırma yapmaları gerekiyor. Yakın yıllarda basılan albümler hakkındaki bilgileri internet'ten edinmek daha kolay.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...