25 Dolara Bilgisayar: Raspberry Pi



Uzun zamandır beklediğim müthiş bir ürün piyasaya çıkıyor. Raspberry Pi isimli bir vakfın ürettiği PC sonunda satışa çıktı. Ortalık fena sallanacak gibi...

Kredi kartından biraz büyük olan devre kartının 2 farklı türevi var. A tipi ve B tipi. B tipinin A modelinden tek farkı ek USB ve Ethernet portlarına sahip olması. B tipinin fiyatı 35 Dolar A tipinin fiyatı ise 25 Dolar olarak belirlendi. Tabii bu fiyata bir kasa dahil değil. Örneğin ucuz yollu Hammond marka bir kasa alıp içerisine monte edebilirsiniz. Linux işletim sistemi ile çalışacak Raspberry Pi'yi basit bir şekilde SD kart ile boot edebiliyoruz.

PC'nin besleme sistemi 5V micro USB girişinden yapılacak ancak kısa zamanda farklı adaptörlerinde üretileceğine eminm. Hatta yanılmıyorsam 4 AA pil ile çalışabilen bir adaptör ortalıkta gezinmeye başladı.

Peki bu minik bilgisayarı ne için kullanabiliriz. Aklınıza gelen her şey için, benim düşüncem ise bu ufaklığı media server olarak kullanmak. Bir arkadaşımda televizyonun arkasına monte ederek televizyonunu bir anda smart TV+media player haline getirmek istiyordu. Çünkü söylenenlere bakılırsa sistem HD video oynatabiliyor. Aslında yapabileceklerimizin sınırı yok örneğin bu minik PC'yi monitörünüzün arkasına monte ederek çok kolay bir şekilde All-in-One PC'nizi kendiniz üretebilirsiniz.

Bugün satışa sunulan sitelerde ortalık birbirine girmiş durumda. Daha şimdiden kendi PC'lerini kurup Quake 3 oynayanlardan, ince ince modifikasyonlara girişenlere kadar her türlü acayipliğe giden yol açıldı.

Yaşasın!

Eimac 304TL



Sizlere arada sırada Eimac tüplerden bahsediyorum. Eimac aslında oldukça küçük bir firma olarak kurulmuş. San Francisco’da kurulan firma ilk önceleri amatör radyo pazarı için düşük voltajlı tüpler üretmeye başlamış. 1934 yılında ise firma yeniden yapılanır. Firmanın gerçek anlamda ilk ürünü 150T güç triodu. Bu tüp savaş sırasında Amerikan ordusu tarafından radar sistemlerinde kullanılmış. Savaşın bitiminden 1960′lara kadar tüp üretimine devam eden firma 2000′lerde iflas ediyor ve efsane sona eriyor. Yukarıda firmanın 304TL vakum tüpleri ile üretilmiş bir amplifikatör görüyorsunuz. Aşırı yüksek voltajlarda çalışan bu tarz ampliler genelde istek üzerine üretiliyor. Yukarıda Amerikalı bir üreticinin deposu görülüyor. Üretici derken tek bir kişiden bahsediyorum. Arka tarafta daha konvansiyonel 845 gibi tüplerle üretilmiş ampliler görülüyor.

Lazerli Pikap


Ana fikre dokunmadan sanırım şu şekilde çevirebiliriz... Diyelim ki, bir misafiriniz pikabınıza izinsiz dokundu. Buradaki silah onun bileğine bir lazer demeti ateşliyor. Misafiriniz böylelikle bir daha pikabınıza dokunmamayı öğreniyor. Karikatür ilk lazer okuyuculu pikaplar geliştirildiği dönemde hafiften tiye almak için yapılmış...

Baba Temalı Ev Sinema Sistemi



Bloğumda zaman zaman harika ev sinema sistemlerine yer veriyorum. Bu tarz sistemlere genelde Amerika'da denk geliyorum. Tüm bu sistemlerin en önemli gereksinimi büyük alanlar. Amerika haricinde pek az bu denli gösterişli ev sinema sistemleri ile denk gelmek mümkün. Bunun en önemli sebebi Avrupa'da ev boyutlarının daha küçük olması. Uzakdoğu ise hepten vahim durumda. Amerikalı bir vatandaş Godfather (Baba) serisine sevgisini ev sineması sistemine de taşımış diyeceğim de, kocaman poster hariç tema pek uymuyor sanki...



Pazar Sineması: Scrooge (1935)



Bir süredir Haftanın Filmi bölümüne bir şeyler ekleyememiştim. Bu kez seçtiğim film 1935 yılında. Scrooge, bir İngiliz filmi. Film Henry Edwards tarafından yönetilmiş. Konusu yılbaşından nefret eden iki kişinin hikayesini anlatıyor. Film Wikipedia'daki bilgiye göre Charles Dickens'ın klasik romanı "A Christmas Carol"ın ilk sesli uyarlamasıymış. Filmin bir kaç farklı versiyonu var. Bir versiyonu 63 dakika sürüyor. Yukarıdaki 78 dakikalık tam versiyonu...

Filmin tamamını yukarıda seyredebilirsiniz. Filmin telif hakları artık ortadan kalktığından bir çok dijital kütüphanede bulabilir eğer isterseniz bilgisayarınıza indirebilirsiniz..

Davone Grande



Bloğumda arada sırada Danimarkalı Davone firmasının ürünlerine yer veriyorum. Özellikle retro çizgilere sahip Ray modelini beğendiğimi de söyleyebilirim. Geçenlerde firmadan gelen bir bültende yeni ürünlerini duyurduklarını gördüm ve merak edip sitelerine bir bakayım dedim. Davone Grande, firmanın en yeni ürünü. O farklı çizgiler gitmiş yerine bir acayip hoparlör daha doğrusu bir "şey" gelmiş. Hoparlörün teknik özellikleri muhtemelen harikadır ama o güzel tasarımlardan sonra bu olmadı...

Taşınabilir Müzik Seti ve Hayaller

Plak Sergileme Aparatı



Plak mağazaları için üretilen bazı aksesuarlar son yıllarda meraklı tüketici kitlelerin beğenisine sunuluyor. Yukarıdaki ürün aslında bir promosyonel sergileme ünitesi. Kartondan üretilen ürünün fiyatı son derece uygun. Amaç satılmak istenen ürünleri tüketicilerin daha fazla görebilecekleri yerlere koymak. Ancak meraklılar bu tarz ürünleri evlerine satın alıp en sevdikleri plakları ev dekorasyonunun bir parçası haline getirebilirler.

Burzum - Fallen LP


Burzum topluluğunun 2011 albümü Fallen, türü sevenlerde büyük bir sevinç yaratmıştı. Albüm ilk yayınlandığında Stereo Mecmuası Müzik Özel sayısında Tolga bayağı kapsamlı bir eleştiri kaleme almıştı. Buradan bir göz atabilirsiniz. O dönemde albüm elimde yoktu sonrasında CD'si elime geçti. Evet gerçekten albüm çok farklı ve güzeldi. Doğumgünü hediyelerimden bir tanesi Fallen plağı oldu. Mutlu mesut hemen plağı halde albümü dinledim. İlk olarak CD ile plak arasında muazzam bir fark var. Plak baskısı gerçekten çok başarılı. Albüm Avrupa'da Byelobog Productions, Amerika'da ise Candlelight Records tarafından CD formatında basılmıştı. Plak baskısını ise Back On Black yapmış. Şimdiye kadar toplam 3 adet farklı baskı yapıldı;

Fallen (LP, Album) Back On Black BOBV293LP UK 2011
Fallen (LP, Album, Ltd, Cle) Back On Black BOBV292LPLTD UK 2011
Fallen (LP, Album, Ltd, Fle) Back On Black BOBV291LPSE UK 2011


Bunlar şu an bulunabilir baskılar. Albüm çıktığında plağın özel bir kırmızı baskısı yapılmıştı. Aslında yukarıdakiler ile beraber yapılan tüm baskılar aynı sadece baskı adetleri farklı. Standart albüm için bir limit konulmamış. Şeffaf olan 3.000 adet, yukarıda bahsettiğim kırmızı olan ise toplam 1.000 adet basılmış durumda. Baskıların herhangi bir farkı yok, aynı bantlar kullanılarak hazırlanmış ve hepsi 180gr formatında.



Albümde biri girizgah birisi sonuç olmak üzere 7 adet şarkı var. Albüm Tolga'nın yazdığı üzere 1960′lardan kalma VOX AC50 amplifikatör, 1970′lerden kalma davul seti, Neumann M149 mikrofonlar gibi tür için son derece alışılmışın dışında bir ekipman kullanılarak yapılmış. Albümde Varg Vikernes'in normal sesini duymak ayrıca ilginç oldu. Senelerdir biz onun bağrış çağrışlarına (kısaca witch vokal deniyor) alışmıştık. Bünyemize ilaç gibi geldi. Şarkı listesi şu şekilde;

Fra Verdenstreet 1:03
Jeg Faller 7:51
Valen 9:22
Vanvidd 7:06
Enhver Til Sitt 6:16
Budstikken 10:10
Til Hel Og Tilbake Igjen

Tüm enstrümanları kendisi çalan Vikernes'ten çok yüksek virtüözite beklemek pek mümkün olmasa da, üst üste bindirilmiş gitarlar, çok aksamayan davul ile enteresan bir albüm Fallen. Plak kaydı şimdiye kadar yapılan tüm Burzum plaklarının bir adım ötesinde, sound ise müthiş.

Albüm benim açımdan tam anlamıyla bir nostalji oldu. Sanırım şimdiden en çok dinleyeceğim Burzum albümü olacak gibi...

Samsung HT-E6750W



Geçtiğimiz günlerde Samsung firmasının vakum tüpleri ürünlerinde kullanmaya başlayacağını ve konuda bayağı ciddi niyetleri olduğundan bahsetmiştim. İlk olarak taşınabilir dijital müzik sistemlerinde kullanılmaya başlayan tüpler şimdi ilk kez ev sineması sistemlerinde boy gösteriyor. Koreli firmanın  HT-E6750W kodlu müzik sisteminde Blu-Ray çalar +7.1 ampli kombinasyonunda da vakum tüpler var. Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da 13-17 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Samsung Forum'unda ürünün ilk gösterimi yapıldı. Haberdeki fotoğraflar Alman AreaDVD sitesinden...



Bu arada ülkemizdeki büyük firmaları da anlamak mümkün değil. Örneğin Samsung firmasından SM sitesinin alakası dışındaki hemen her türden haber elimize ulaşırken bu tarz şeyleri neden bir bülten olarak meraklılara göndermezler anlayamıyorum. Neyse...

Erkin Koray - Mechul / Rarities LP



Erkin Koray, Türk müzik tarihinin önemli isimlerinden bir tanesi. Ancak diskografisi ülkemizde tam olarak toplanmış değil. Sağolsun sevgili arkadaşımız Münir Tireli gibi bu konulara meraklı bir elin parmaklarından az sayıdaki insan senelerdir ellerindeki her türlü imkanı kullanarak Türk müziğinin özellikle Anadolu pop/rock döneminin kapılarını bizler için açıyorlar. Bir an gözlerinizi kapatıp Erkin Koray'ın yurtdışında doğmuş bir müzisyen olduğunu ve öncülük yaptığı konuları yine o yabancı diyarlarda da yaptığını düşünün, bugün hakkında yazılmış onlarca kitabı, diskografisinin yirminci otuzuncu (veya her neyse) yılı için yapılan özel baskıları konuşuyor olurduk.

1980'lerin ortalarından itibaren başlayan ancak 2000'lerde yoğunlaşan yabancıların Türk rock müziğine artan ilgisi sonucunda bugün Erkin Koray müziği ülkemizde görmediği ilgiyi yurt dışında görüyor. Hangi büyük prog/rock sitesine bakarsanız Erkin Koray plakları için makaleler okuyabiliyorsunuz. En azından müziğin evrensel olması böylesine isimlerin değerlerinin asla azalmamasını sağlıyor.

Erkin Koray müziği konusunda geniş kapsamlı yazılar yazacak kadar bilgili olduğumu zannetmiyorum. Ancak kendimi bildim bileli kasetlerini veya 45'liklerini buldukça satın alır zaman zaman keyifle dinlerim. Ancak geniş kapsamlı diskografisini elime geçirdiğimde bendeki Koray arşivinin buz dağının görünen yüzü olduğunu anlamıştım ne yazık ki. Tabii burada karmakarışık durumlarda söz konusu. Zamanında İzmir'de bir retail zincirinde (bu havalı ismi aslında bildiğiniz süpermarket işte) çalışırken Erkin Koray ile defalarca karşılaşmış ve plakları konusunda konuşmuştum. O dönemde müzik reyonundaki bazı albümlerin aslında kendisinden izinsiz basıldığını yani korsan olduğunu söylemişti ve o dönemlerde bu işlerin arkasında koşmaktan iyice sıkılmıştı. Bahsettiğim yıllar bence çok iyi bir geri dönüş albümü olan 1996 tarihli “Gün Ola Harman Ola” albümünün üzerinden 3-4 yıl sonrasıydı.



Bugün orijinal Koray LP'lerini ve 45'liklerini bulabilmek çok kolay değil, bulduğunuzda satın almak ise ayrı bir dert. LP'leri satın alıp çok iyi fiyatlarla yurtdışına satabileceğiniz konusunun anlaşılmasından sonra büyük miktarda plak göçü yaşandığını da söyleyebilirim. Yurtdışındaki ilginin artması çeşitli plak şirketlerinin özellikle de prog rock'a odaklanmış şirketlerin plak basma çalışmalarını ortaya çıkarttı. İspanya'da basılan “Tutkusu” “Erkin Koray 2” ve “Elektronik Türküler” basıldıktan çok kısa bir süre tükendi. Hatta 30-35 Euro fiyat etiketine sahip plaklar ülkemizde 200-250TL'ye kadar yükselen fiyatlarla satıldı. Garip :)

2011 yılında Amerikalı Sublime Frequencies firması Erkin Koray'ın 1970-77 yılında yaptığı çalışmaların orijinal Koray arşivindeki örneklerini kullanarak Mechul/Rarities adında bir plak bastı. Elimizde çok kapsamlı bilgiler olmamasına rağmen bildiğim kadarı ile şarkı listesi Koray'ın kişisel seçimleri doğrultusunda oluşturulmuş. Plağın satışını Forced Exposure adlı bir firma üstlenmişti. Tabii bu firma ile iletişim sorunları yüzünden ben dahil bir çok meraklı plağın başka yollarla peşine düşmüştük.



Sonunda çok az adetteki plak Equinox Music tarafından ülkemize ithal edildi, ithal edildiği gibi de bitti sanıyorum. En azından ben kendi kopyamı satın almayı başardım. Plak baskısı pek tanımadığım bir firma olan Sublime Frequencies tarafından yaptırılmış. Açık konuşayım gatefold (açılır kapak) şimdiye kadar gördüğümüz tüm Koray yeniden baskıları arasında en kalitelisi. Koray arşivinde yer alan iki adet fotoğraflar ve kendi yorumları ile çok keyifli hale gelmiş. Albümün adını veren şarkı 1968 yılındaki Altın Mikrofon'da ortaya çıkmıştı ancak 1970'de yayınlanan 45'lik çok daha farklı bir versiyon ile dinleyicinin karşısına çıkmıştı. Albümün en önemli şarkılarından bir tanesi 1974 yılında 45'lik olarak yayınlanan Krallar ise başlı başına bir olay. Albümün ön kapağı bu 45'liğin kapağı aynı zamanda. Şarkı listesi şu şekilde;

A Yüzü
Meçhul – 1970
Ve… - 1970
Kendim Ettim Kendim Buldum – 1970
Gün Doğmuyor – 1970
Goca Dünya – 1974
Krallar – 1974

B Yüzü
Cümbür Cemaat – 1976
Hadi Hadi Ordan - 1977
Düşünüş – 1977
Olmayınca Olmuyor – 1977
Sevdiğim – 1976



Baskı için gayet yeterli demek mümkün. Kapak kalitesi için mükemmel diyebiliriz. Zamanında basılan Türk plaklarında her zaman sorun olan yüksek frekanslar yine biraz eksik olarak karşımıza çıkıyor olsa da, bir miktar düzeltme yapılmış. Daha doğrusu abartmadan yapılmaya çalışılmış. İçerik bence çok çok iyi. Meçhul zaten başlı başına kült bir şarkı. "Krallar" ve "Olmayınca Olmuyor" aynı şekilde Koray severlerin çok nadiren denk gelebileceği 45'liklerde bulabileceği şarkılar. Bu plağı bir nevi az bulunur şarkıların toplandığı bir compilation olarak düşünmek lazım. Kaçırmayın alın.

Bu arada bu plağı ülkemize getirmeyi nasıl karar verdiğini bilmediğim ancak bir şekilde getirmeyi başaran Equinox Music'e de ayrıca teşekkür etmek lazım.

The Big Bang Theory



Bu sıralar çevremdeki herkes bir diziye tutturmuş gidiyor. Tüm dünyada da aynı durum var ki, hayatımda görmediğim kadar dizi var ortalıkta. Benim son dönemlerde seyrettiğim tek dizi "Death Note" idi. O da diziden sayılır mı bilemiyorum, animasyondu ama harikaydı doğrusu. Ha unutmadan bir de Star Wars'un çizgi dizi olarak fanlara sunulan "Clone Wars" dizisini takip ediyorum. Söz konusu Star Wars olunca yapacak bir şey yok. Bu hafta yani 24'ünde bayağı heyecanlı bir bölüm yayınlanacak ismi; Massacre... Bloğumu uzun zamandır takip edenler Star Wars ile ilgili durumun farkındadırlar sanırım :)

Neyse... Bu aralar bende bir diziye sarmış durumdayım, ismi "The Big Bang Theory" Konusu Kaliforniya'da bir üniversitede çalışan iki tane sivri zekalı fizikçinin ve oyuncu olma hayalleri kuran bir garson kızın etrafında dolaşıyor. Dizinin başrolündeki fizikçilerin yanında iki tane de evlere şenlik bilim adamı var. Bu arada fizikçilerden bir tanesi oldukça zeki ve sinir bozucu; Sheldon Cooper. Son yıllarda gördüğüm en iyi TV karakterlerinden bir tanesi...

Bu adamlar bir taraflarıyla teknoloji manyağı, bir taraflarıyla "inek" bolca bilimkurgu ve çizgi roman delisi. Zaten diziyi benim için ilginç kılan şeylerden bir tanesi bu çizgi roman deliliği. Dizi bir çok insan için fazlasıyla sıkıcı olabilir yani espriler öyle çok alışıldık türden değil. Bilim ve özellikle fizik muhabbetleri ise hepten evlere şenlik. Allah'tan dizinin bilim danışmanı David Saltzberg'in bir blogu var. Buradan dizinin bir bölümündeki fizik ve farklı bilim dallarındaki konular hakkında yüzeysel bile olsa bilgi alabilmeniz mümkün. Buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu arada bloğun en eski dönemine giderseniz izlediğiniz bölümündeki teorileri bulmak daha da kolaylaşıyor.

Şimdilik dizinin ilk sezonunun ortalarındayım ve bayağı hoşuma gitti. Eğer şimdiye kadar duymadıysanız veya seyretmediyseniz bir göz atın, belki seversiniz...

Vakum Tüpler ve Samsung. Garip Bir İkili; Samsung DA-E750



Samsung firması CES 2012'de vakum tüp kullanan ilk ürünlerini duyurdu ve ortalık birbirine girdi. Uzun yıllar sonra ilk kez bir tüketici elektroniği firmasının ürünlerinde vakum tüpler görülüyor. İlk olarak yukarıda görülen Samsung DA-E750 modeli dock sisteminde tüpler kullanılmış. Firma ilerleyen aylarda soundbar olarak bilinen ve yeni nesil ince televizyonların düşük ses kalitesini arttırmayı hedefleyen hoparlör sistemlerinde de vakum tüpler kullanmayı planlıyor.

Koreli firma işi abartıp yeni ev sineması sistemlerinde de vakum tüplü giriş katları kullanabilir. Bu durumu açıklama ihtiyacı duyan Samsung yöneticileri, vakum tüpleri farklı ürünlerinin pre-katlarında kullanmayı planladıklarını ve tüplerin ses kalitesine önemli bir katkı sağladığını söylüyorlar.

Olayın nereye varacağını şimdiden kestirmek güç ancak TechRadar gibi önde gelen teknoloji haber sitelerinin editörleri Samsung'un bu hamlesinin tüketici elektroniği pazarında rekabetten kaynaklanan bir domino etkisi yaratıp diğer büyük firmalarında benzer ürünleri pazara sunabileceğini söylüyorlar.

Son dönemlerde büyük tüketici elektroniği firmaları, hi-fi ve video pazarının daha küçük ancak daha karlı dilimlerine girmeye yönelik adımlar atıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Google'ın da evlerimizdeki eğlence sistemlerine yönelik adımlar atacağına dair bir haber yapmıştık. Görünen o ki, işler 2012'de bayağı kızışacak.

Çarşıdan Aldım Bir Tane, Eve Geldim Bin Tane



AK Müzik geçtiğimiz aylarda İdil Biret’in Beethoven külliyatı klasik müzik meraklılarına sunmuştu. Yukarıdaki gördüğünüz kutu içerisinde Beethoven’in otuz iki adet sonatını, beş adet piyano konçertosunu, koral fantezisini ve Liszt tarafından piyanoya uyarlanmış dokuz senfonisini içeriyor. Kutu içerisine bir de DVD eklenmiş. DVD içeriğinde 1980'lerin ortasından kaydın yayınlandığı tarihe kadar perde arkaları ve iki adet konser yer alıyor. Kayıtlar neredeyse 2 ay boyunca sürmüş ve ortaya muhteşem bir set çıkmış.



Yukarıdaki fotoğrafa bakınca "çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane" durumunu görebilirsiniz. İşin güzel tarafı 19 CD ve 1 DVD'den oluşan setin fiyatının oldukça makul olması. CD başına 1TL'den az ödeyerek seti satın alabilirsiniz.

Plakları Karıştırmak Bölüm I. İzmir - 45'lik Plak Evi

Özellikle Amerika'daki bir çok web sitesinde gördüğüm ve çok hoşuma giden yazı dizileri vardır; bir şehirdeki (hatta koskoca ülkedeki) farklı ikinci el plak mağazalarını gezip bunları okuyuculara anlatan yazı dizileri. Geçenlerde aldığım bir mesaj üzerine böyle bir şey yapmalıyım diye düşündüm. İşte ilk adım;

---------------------------------------------------------------------------------------------------------



45'lik Plak Evi, İzmir Hisarönü'nde küçük ve sevimli bir plak mağazası. Yerini bulmak çok kolay. Hemen tarif edeyim. Hisarönü Camii'ne giden meşhur yola giriyorsunuz. İlk sola dönen sokağın başında geçmişin meşhur tatlıcısı Mennan vardır. Bu sokağa kıvrılıyorsunuz, sokağın bitiminde bu kez sağa doğru devam ediyoruz. Hemen karşınızda balık adam kıyafetleri satan büyük bir mağaza göreceksiniz. Konak ve Kemeraltı bölgesindeki sayısız hanlardan bir tanesini bulmuş olduk; Mirkelam Han. Hemen hanın içerisine girin ve birkaç adım sonra 45'lik Plak Evi'ndesiniz.

Küçük ve sevimli bir dükkanda sizi Birol Üzmez karşılıyor. Dükkan benim sevdiğim tarzda yani plaklar üzerinize üzerinize gelmiyor. Karmaşanın içerisine girmeden plakları rahatlıkla inceleyebiliyorsunuz. Raflarda farklı müzik tarzlarında plaklar ayrı ayrı gruplanmış. Özellikle rock müzik dinleyicilerinin hoşuna gidebilecek ilgi çekici plaklar ilk bakışta göze çarpıyor. Pek zor bulunan Who'nun efsanevi Quadrophenia albümden Led Zeppelin plaklarına, ELP plaklarından Jethro Tull plaklarına kadar hiç fena olmayan seçenekler dikkat çekiyor. Caz plaklarında da ilginç seçenekler bulabilirsiniz. Ancak şunu unutmayın ikinci el plak mağazalarının ürün yelpazesi son derece dinamiktir. Benim gördüğüm plaklar bir bakarsınız siz gittiğinizde satılmıştır. Yani gittiğinizde kısmetinize ne çıkarsa onu alacaksınız:)



Türkçe plaklar konusunda bayağı bir plak vardı. Aynı şekilde 45'liklerde de çok ilginç seçeneklere denk gelebilirsiniz. 45'likler ülkemizde bayağı seviliyor ve talep görüyor. 45'lik Plak Evi'nin koleksiyonunda hiç fena olmayan 45'likler var ve fiyatları gayet makul görünüyor. 45'lik avcıları ziyaretlerinde 33'lük arayanlara göre daha fazla vakit ayırmalılar. Mağazayı ziyaretim sırasında Tanju Okan'ın çok iyi durumdaki “Öyle Sarhoş Olsam Ki” 45'liği çok makul bir fiyata satıldı örneğin. 45'lik avcılarının dikkatine :)

Birol Üzmez plak konusuna çok meraklı bir insan. Geçmişte ilginç işlere imza atmış. Örneğin Zonguldak'ta plak kapaklarından oluşan bir sergi açmış ve işin güzel tarafı merak ettiğiniz plakları dinleyebileceğiniz bir ortamda yaratmış. Şu sıralar kendisi Betül Atlı'nın çizdiği plak kapaklarını toplamakla meşgul. Plak dünyasında kendi koleksiyonunuzu oluşturmanın sınırsız şekli olduğundan hep bahsederim, alın işte farklı bir örnek.



Benim açımdan bir plak mağazasının olmaz ise olmazı alacağınız plağı dinlemektir. 45'lik Plak Evi'nde almayı düşündüğünüz plakları dinleyebilmeniz mümkün. Bu konuda hiçbir sıkıntı yok. Bu sayede plağın durumunu inceledikten sonra kendi kulağınızla dinleyebiliyorsunuz.



45'lik Plak Evi'ndeki tur sırasında plak raflarını incelerken bende kendime bir şeyler baktım tabii ki. Joni Mitchell'in 1972 yılı albümü “For the Roses”ın güzel bir kopyasını buldum. Biliyorsunuz bu albüm Mitchell'in müthiş eleştiriler alan Blue ve Court and Spark albümlerinin tam ortasında yer alıyor. Önemli bir geçiş albümüdür. Görüyorsunuz ya, nereden ne zaman ne bulacağınız belli olmuyor!

Plak meraklıları için keyifle ziyaret edebilecekleri, plaklara göz atarken sıcak müzik muhabbetleri edebilecekleri bir mekan 45'lik Plak Evi.

Facebook sayfası için buraya tıklayabilirsiniz.

Titi Robin – Gül Yaprakları CD


Geçtiğimiz günlerde elime geçen son derece keyifli bir albüm olan Thierry Robin veya bilinen ismiyle Titi Robin'in AK Müzik'ten yayınlanan ve Yaşar Kemal'e adanmış albümü "Gül Yaprakları" ile alakalı bir yazıyı Stereo Mecmuası Müzik sayfalarına ekledim. Robin albümü bizlere şu şekilde anlatmış; Gül Yaprakları’nı, müziğimi senelerdir besleyen Türk kültürüne bir vefa borcu olarak görüyorum. Kendi besteleme tarzımla bu toprağın müzisyenlerinin yorumunun harmanlandığı bu projeyi bir Türk müzik şirketiyle işbirliği yaparak hayata geçirdik.

Albüm incelemesi için buraya tıklayınız

Ring Audio Demo Odası



Dünyanın dört bir tarafından hifi mağazalarından hoşuma giden fotoğrafları sizlerle paylaşıyorum. Yukarıdaki mağaza aslında bir üretici demo odası. Hırvatistan'da yerleşik Ring Audio firması ilginç tasarımlı horn hoparlörleri ile dikkat çekiyor. Firma Avrupa'dan Amerika'ya kadar bir dağıtım ağına sahip. Firmanın karargahı Zagrep kentinde ve 19 yüzyıldan kalmış. Firma burada hem üretimine devam ediyor hemde demo odası olarak kullanıyor. Demo odası ayrıca zaman zaman bir sanat galerisi olarak da kullanılıyor(muş)

Son derece keyifli...

Argento Audio



Hi-fi sistemlerinde kablonun son dokunuş anlamında önemli bir etkisi olduğu bilinen bir gerçek. Ben şahsen kabloların dış görünüşleri ile ilgilenen bir insan değilim. Ancak ne zamandır Argento Audio'nun tasarımları çok hoşuma gidiyor. Tahmin edebileceğiniz gibi firma İskandinav kökenli, Danimarkalı. 1990'lı yıllarda kurulan firma Ulrik Gydesen Madsen tarafından kurulmuş ve çok sayıda çoook pahalı (veya kısaca high end) sistemde firmanın kablolarını görebilmek mümkün. Performanslarını bilemiyorum ama görüntüleri harika...

Gruppo Di Improvvisazione Nuova Consonanza - Azioni



Geçtiğimiz aylarda EMI tarafından yayınlanan Ennio Morricone Platinum Collection'dan konuya girip bir şekilde "Gruppo di Improvvisazione Nuova Consonanza”dan çıkmayı başarmıştım. O yazımdan bir kaç notu ekleyeyim;

Gruppo Di Improvvisazione Nuova Consonanza sanırım Türkçemize Yeni Uyum Emprovizasyon Topluluğu olarak çevrilebilir. Aslında topluluğun ismi müzik tarzını açıklıyor. Olayın ilginç kısmı Morricone’nin müzik kariyerindeki bu dönem pek kimseler tarafından bilinmiyor. Topluluğun 1970 öncesi ve başı yayınlanan albümleri RCA Victor, Deutsche Grammophon ve Cramps Records tarafından yayınlanmış. Bunlardan Cramps Records özellikle avantgarde caz ve progresif rock dinleyicilerin yakından tanıdıkları bir İtalyan firması. Hatta John Cage ve Area bu plak şirketinden yayınlanmış iki önemli isim veya müzik tarihinin önemli noktaları. Ancak RCA ve özellikle Deutsche Grammophon bu tarz müziğin yayını konusunda denk geldiğimiz plak şirketleri değil. Hatta Deutsche Grammophon kataloğunda İtalyan toplulukla alakalı kayıtlara ulaşmak mümkün değil. Meraklısına Azioni adlı bir 2CD+DVD seti Alman Die Schachtel (Referans DS13) plak şirketi tarafından yayınlanmış bir set var.

Evet bu set var ve sonunda dinlemeyi başardım. Albümün kutusu, içeriği, anlayacağınız her şeyi mükemmel. Eh o kadar olsun demek geliyor içinden, şaka değil, kutunun fiyatı neredeyse 50 Euro. Geçmişten bugüne benzer fiyatlarda berbat kutu setleri gömüş bir insan olarak Alman şirkete şapka çıkartıyorum. Albümün içeriğinde 2 adet CD, bir adet DVD ve 70 sayfayı geçen bir kitapçık var. Küçük bir posterde kutuya eklenmiş.

Gruppo Di Improvvisazione Nuova Consonanza'nın 60'lardaki efsane kadrosu bir arada; Ennio Morricone, Ivan Vandor, Roland Kayn, Franco Evangelisti, Walter Branchi, Mario Bertoncini ve John Heineman. Bu kadronun 1967 ila 1969 yılları arasındaki kayıtları set içerisinde toplanmış. Tüm bu kayıtlar ilk kez yayınlanıyor. Alman firma, 1967 Roma konseri öncesindeki hazırlıkları, sohbetleri ve konserden bölümleri DVD içerisine eklemiş. DVD çok keyifli ve öğretici. Bunun sebebi bu yıllarda günümüzün teknik imkanları, bilgisayarları olmadan böylesine sesler nasıl çıkıyor dediğinizde her şeyin cevabını DVD'de bulabiliyorsunuz. Çoğu zaman hadi canım dediğiniz oluyor.

Gruppo Di Improvvisazione Nuova Consonanza - Azioni seti meraklısı için gerçek bir hazine. Avant-garde ve free jazz severlerin yanında noise ve hatta abstract türleri sevenlerin balıklama atlaması gereken müzikal olarak ve enstrüman hakimiyeti anlamında üst seviye müzisyenlerin bir araya gelip yaptığı bu kayıtlar insanı ciddi anlamda düşündürüyor. İlerleyen yıllarda yayınlanmış kimi avant-garde dediğimiz bazı albümler ne yazık ki, büyük bir kandırmacaymış noktasına geliyorsunuz.

Evet Azioni normal bir müzik dinleyicisinin bir şarkıyı bile tamamlayacağı bir albüm. Ancak türe meraklıların defalarca şapka çıkartacağı bir içeriğe sahip. Set çok pahalı ancak fiyatını bence hak ediyor. Bu arada Alman firmanın kataloğunda çok acayip albümler var, bir şekilde (!) edinmek şart. Bazı kayıtların tükendiğini düşünürsek en iyi ihtimalle binlerce liralık bir yatırım gerektiriyor katalog. Üzücü...

Youtube'de bahsettiğim DVD'nin bazı bölümlerini gördüm. Aşağıya bir tanesini eklemedim. Bir göz atmanızı öneririm...

Müzik Seti Çanta



Yanınızdaki çanta bir anda bir müzik setine dönüşsün isterseniz bu çantaya göz atabilirsiniz. iPod ve iPhone uyumlu bu çanta üzerinde pil ile çalışan hoparlörler ve ekolayzır paneli var. Müzik çalarınızı çantanıza bağladığınız zaman hem ses veriyor hemde ekolayzırı yanıp sönmeye başlıyor. Çantanızı şarj etmek istediğinizde bilgisayarınızın USB port'una takmanız yeterli. Çanta yaklaşık 20 Dolara satılıyor. Belki bu baharda ülkemizde de görürüz.

Quadra CD Rafı



Yukarıdaki CD rafları Singapurlu tasarımcı Lui Honfay tarafından tasarlanmış. İsmi Quadra CD Rafı. Çeşitli tasarım yarışmalarında kendisini gösteren ürün, son yıllarda üretilen daha klasik tasarımlı rafların ana özelliklerini alıp ortasında kaotik bir bölüm oluşturulmasıyla oluşturulmuş. Tasarımcı Honfay, hem fonksiyonel hemde estetik bir ürün yaratmaya çalıştığını belirtmiş. tabii kişiden kişiye değişen bir durum. Mesela benim için orta bölüme koyamayacağım CD'ler dolayısıyla pek cazip değil ama tasarım gerçekten hoş gözüküyor...

II. Geleneksel Sevgililer Günü Şarkıları Listesi :)

Stereo Mecmuasında 14 Şubat Sevgililer günü coşkusundan eksik kalmamak için geçtiğimiz sene Top 5 Sevgililer Günü şarkıları listesini bloğuma eklemiştim. Geleneksel II. Sevgililer Günü kutlamaları çerçevesinde yine aynı şarkıları dinleyelim. Belki seneye listede bir değişiklik yaparım :)


What A Wonderful World - Louis Armstrong


More Than Words - Extreme


Baby, I Love Your Way - Peter Frampton


Can't Help Falling In Love - Elvis Presley


My Funny Valentine - Frank Sinatra

Magma Coşkusu



Sanırım geçen sene arkadaşım Deniz Karaşahin, Fransa'ya gittiğinde bir FNAC mağazasında yeniden basılmış Magma plaklarını gördüğünü söylemişti. Hadi canım öyle şey mi olur dediğimi hatırlıyorum. O kadar yakından takip ettiğim bir topluluğun plakları basılacak ve benim haberim yok olacak iş değildi. Sonra FNAC web sitesine bakınca bir anda hayatım söndü. Gerçekten de basılmıştı. Hemen araştırmaya başladım. FNAC haricinde Amazon Fransa'da bu plaklar vardı ancak yol parası öyle böyle tutmuyordu. Nedense Fransa'dan gelen paketlerde posta ücretleri bir acayip oluyor. Birde bunun üzerine plakların tutarı bizim gümrük üst limitlerini geçiyor. Bu sayede iki kez posta ödeyeceğim. Olacak iş değil..

Bir yandan plakları almam lazım bir yandan bu posta ücretini ödemek istemiyorum derken aradan bir sene geçti. En son Magma'nın 1976 yılı albümü Üdü-Wüdü'yü almak için çektiğim eziyetleri düşündükçe bir yandan da korkuyorum. Plaklar kesin kısıtlı limitlerle üretilmiştir kesin satılır diyerek. Bu süre zarfında plaklar daha bilindik (ve normal postalama ücretleri uygulayan) alışveriş sitelerine de düşmedi. Hatta Universal'in Back To Black kataloglarında ismi yok. Anlayacağınız karman çorman bir durum söz konusu.

Allah'tan Fransızlar bize çok benziyorlar. Magma gibi bir sürü altın değerindeki topluluğun albümlerini daha doğrusu plaklarını elden çıkartmışlar. Benim gibi meraklılar alışverişlerini İngiltere, Amerika veya Uzakdoğu'dan yapmak zorunda. Yeni jenerasyon Fransızların da bu tür müzikle anlaşılan pek alakası yok. Bu durumu neye benzetiyorum biliyor musunuz?

Erkin Koray'ın "Elektronik Türküler"ine. Bu albüm neresinden bakarsanız bakın Türk müzik tarihinin en önemli albümlerinden bir tanesidir. Zamanında ülkemiz şartlarında çok satılmış bir albümdür. Ancak ne olduysa bu plakların çoğu yurtdışına çıkmıştır. Albüm bir çok yerde "Turkish rock gem" olarak geçer. Ülkemizde satın almak için küçük bir servet ödemelisiniz. Nedeni basit, yok gerçekten de yok!

Hatta yurtdışındaki talebi karşılamak için elin İspanyol plak firması albümü yeniden basmış, ülkemizdeki bir avuç meraklı albüm çıkar çıkmaz edinme şansına kavuşmuştur. Magma plaklarının da durumu çok farklı değil.

Geçtiğimiz ay sevgili Aydın Eroğlu, Paris'e gidiyorum bir şey lazım mı deyince "kalacağın otel nerede" diye sordum. Neden dedi. FNAC'a yakın mı ona göre siparişim var dedim. Forum des Halles'e yakın bir otelde kalıyormuş. Orada FNAC var diyerek hemen atladık konuya zaten. Neyse siparişleri verdim. Magma'nın plaklarını istiyorum dedim :)

Sağolsun operasyonu gerçekleştiriverdi sevgili Aydın. Hatta "Mekanïk Destruktïw Kommandöh"ün picture disk baskısını gözü tutmayınca Champs Elysées'deki meşhur FNAC'tan albümün gatefold baskısını alıvermiş. Memlekete dönüşte hemen plaklarımı aldım. Universal Music France şimdilik ilk üç albümün baskısını yaptı. Bu arada not olarak sen beni sevindirdin Allah'ta seni sevindirsin diyorum :)

Basılan plaklar şunlar. İlk albüm 1970 tarihli Magma/Kobaia, 1971 tarihli 1001° Centigrades ve 1973 tarihli alamet-i farika Mekanïk Destruktïw Kommandöh albümü. Bu albüme bir Fransız/Amerikan firması olup genelde İngiltere'de plak basan Celluloid yukarıda bahsettiğim picture disc versiyonunu basmış.

Bu albümlerin muhtelif yıllarda basılan CD'lerini dinledim ancak kendime referans olarak "Seventh Records"un baskılarını alıyorum. Zaten ilk albüm olan Kobaia'da baskının kalitesi, hemen belli oluyordu. Albüme adını veren şarkı insanı alıp başka evrenlere götürüyordu. Bu aslında çok basmakalıp bir deyimdir ancak söz konusu olan Magma olunca deyim gerçek oluyor...



Plaklardaki özen müthiş. Kobaia'yanın gatefold (açılabilir) kapağı her kuruşa helal olsun dedirtiyor. 1001° Centigrades'ta ise metalik gri kapağa alışan bünyelere orijinal 1971 Philips baskısının kapağı ilaç gibi geliyor. Magma'nın müziğinden bahsetmeye sanırım gerek yok hem blog içerisinde hemde ana web sitesi üzerinde bir çok yazı bulabilirsiniz.

Zaten bu yazıda bir albüm incelemesinden çok, Magma plaklarını edinme hikayesi gibi bir yazı oldu. Şimdi Universal France'ın daha sonraki albümleri basmasını beklemek ve ben dahil bu baskılar yapıldığında Fransa'ya gidecek birilerini bulmak gerekiyor. Özellikle 1975 tarihli "Live" albümü ile hemen ardından yayınlanan Üdü-Wüdü'yü basarlar ise çok iyi olur...

Toygan Eren - Münferit /Individual

Advent Restorasyonu Yapılan İşler Listesi





Evet bir süredir yazmaya devam ettiğim Advent Restorasyon projesindeki yazıları bir listelemenin sırası geldi galiba. Şimdiye kadar toplam 8 bölüm boyunca hoparlörümüzün üzerinde bazı çalışmalar yapmıştık. Aşağıda tüm listeyi toplu halde bulabilirsiniz. Linklere tıklayarak ilgili konu başlığına gidebilirsiniz...

Bölüm I: İlk Tur Zımpara
Bölüm II: Ezik ve Vuruklar
Bölüm III – Ön Yağlama
Bölüm IV: Boya Rötuşları
Bölüm V: Büyük Rötuşlar
Bölüm VI: Büyük Yağlama
Bölüm VII Ayak Yapıyoruz Bölüm I
Bölüm VIII Ayak Yapıyoruz Bölüm II

Sanırım artık son bölümü yazmanın zamanı geldi. Son bölümde hoparlör ön koruyucularını yeniden yapacağız demiştik. Muhtemelen bir hafta içerisinde bu yazıyı da tamamlayıp Advent konusuna farklı açılardan devam edeceğiz.

Electron Luv 845


Josh Stippich, Amerikan hi-fi dünyasında son derece sevilen bir isim. Birçoklarına göre genç yaşına rağmen vakum tüpler konusunda "guru" olarak anılıyor. Aslında biz onu yukarıda fotoğrafı görülen "Electron Luv" tasarımları ile tanıyor olsak da, Stippich'in son derece zorlu tüplerle yaptığı amplifikatörler Amerikan yeraltı hi-fi dünyasında bayağı popüler. "Electron Luv" için yaptığı tasarımlar biraz daha ilgi çekici hatta fantastik olarak nitelendirilebilir. İlerleyen dönemlerde daha karmaşık tasarımlarını da bloğuma taşırım... Yukarıdaki ampli 2002 yılında yapılmış ve 45 tüpler ile sürülen 845'ler güç üretiyor...

Muppet Show - Who Put the Bomp in the Bomp Bomp Bomp



Who Put the Bomp (daha uzun ismiyle In the Bomp, Bomp, Bomp) 1960'ların modası Doo-wop stilinde bir şarkı. 1961 yılında Barry Mann tarafından kaydedilen şarkı ABC-Paramount plak firmasından yayınlanmış. Orijinalinin melodisini alıp bir çok farklı şekilde söylenen şarkı, şehir efsanelerine bakılırsa "Who Put the Bomp" isimli bir müzik dergisinden etkilenilerek yazılmış. Muppet Show versiyonu ise evlere şenlik....

Tertemiz Bir Graham Phantom



Geçtiğimiz günlerde bir Graham Phantom'un ayrıntılı fotoğraflarını sizlerle paylaşmıştım. Kolu tamamen söküp sorunlu olan yerlerini bulmaya çalışacağım demiştim. Sonunda küçücük bir lehim sorunu tespit ettikten sonra kolu eski güzel günlerine getirmeyi başardım. İlk bölümdeki kol fotoğraflarına göz attıysanız kolun biraz kirli olduğunu farketmişsinizdir. Kolun onarım sonrasında yeniden birleştirilmesi sırasında tüm parçaların elden geçtiği, yağlandığı operasyonun sonrasında paketinden çıktığı gün kadar olmasa da, ona yakın bir hale geldiğini düşünüyorum. Umarım daha uzun seneler görevini yerine getirecektir... Aradaki fark büyük...

İlk Hifi Televizyon Reklamı: Müzik Sisteminiz Prestijinizdir


Stereo Mecmuası teknik ekibi her hafta sitemizin istatistiksel verilerini içeren raporları bize gönderiyor. Son bir haftadır bazı kelimelerdeki aramalarda ciddi bir artış dikkatimi çekti; "Müzik Seti" ve Extreme Audio ve türlü şekilde yazılmış hali:)

Allah Allah ne oluyor diyerek bu durumu bir araştırayım dedim. Bu tarz durumları kontrol etmek aslında kolaydır. İlk yapılacak iş raporlarda sitemize yönlendirme yapılan web sitelerini kontrol etmektir. Extreme Audio web sitesinden yönelen aşırı bir trafik olmayınca bu işin içinde bir iş var dedim. Tam bu sırada yanılmıyorsam NTV'de  bir program seyreden Seçil, içeriden bağırdı, "Hakan televizyonda hifi reklamı gördüm" O anda bende jeton düştü. Meğer Extreme Audio bir televizyon reklamı hazırlamış. Reklamın sonunda şu cümle var;

"Müzik Sisteminiz Prestijinizdir"  Extreme Audio

Bir anda "Müzik Seti" ve Extreme Audio anahtar kelimelerinin nereden geldiği belli oldu. Kuvvetle muhtemel o an televizyon seyredip reklamlara denk gelen kişiler "müzik seti" ve "Extreme Audio" kelimelerini aratıyorlar. Muhtemelen bir an duydukları Extreme Audio'yu da zaman zaman yanlış yazıyorlar. Örneğin Ekstrem (Xtrme, Extrem vs)  Audio (Adio, Odyo vs...)

Reklamı bir şekilde bulup seyrettim. Hareketli görüntüler yerine statik görüntülerle hazırlanmış gerçekten ilgi çekici bir reklam. MBL ve özellikle Focal'in yukarıda da gördüğünüz fotoğrafı çok dikkat çekici. Benim bildiğim kadarı ile böylesine bir reklam televizyonlarda ilk kez dönüyor.

Valla ben çok beğendim. Açık konuşayım ucundan köşesinden Stereo Mecmuası'na da faydalı oldu. Eminim ki, geniş kitlelerin de ilgisini çekecektir. Hifi pazarının gelişmesi adına çok önemli bir adım benim gözümde. Reklam başarılı olur olmaz, ancak görünen o ki, farklı kitlelerin ilgisini çekmiş. Sonuçta hifi ile ilgilenen bir kişi Extreme Audio'yu mutlaka duymuştur. Bu kadar insan aramalarda firmanın adını yanlış yazıyorsa demek ki, daha önce hifi ile bir alakası olmamış gibi çok basit bir çıkarım bile yaptım :)

Reklamcılık konusunda uzman değilim ancak kardeşimin uzun senelerdir çalıştığı bir sektör olduğundan dağılım başarısı gibi önemli konuların bu şekilde de ölçüldüğünü en azından araştırıldığını biliyorum. Anlaşılan reklam başarılı olmuş gibi gözüküyor.

Bu işi kim düşündüyse gerçekten tebrik etmek isterim. Bence çok çok önemli bir adım...

not: video şimdilik Youtube üzerinde bulunmadığından ekleyemiyorum. Umarım kısa zamanda yüklenir. Belki de ben bulamadım :) 
not2: Meraklısına yukarıdaki fotoğraftaki koltuk, Van Der Rohe ve Lilly Reich tasarımı. Yanılmıyorsam 1920'lerin sonlarında İspanya düzenlenen uluslararası bir fuarda yer alan Alman Pavyonu için tasarlanmış. Sonradan bir pop-art ikonu haline gelmiş. Hastasıyım...

Bir Restorasyon Projesi: Ayak Yapıyoruz Bölüm II



Geçen yazımızda hoparlörlerimizin ayaklarını hazırlamaya başlamıştık. İlk önce zımpara arkasından boyama işlemlerini yapmış ve kurumaları için bir kenara koymuştuk. Kuruma süreci tamamlandığında çok ince bir zımpara ile ayakları oluşturacak parçaları elden geçiriyoruz. Hemen ardından daha önce hoparlörlerimizi yağladığımız endüstriyel ürün ile ayaklarımızı parlatıyoruz. Burada dikkat edilecek şey, yağlama için kullandığımız pamuklu bezi çok bastırmamak.



Yukarıdaki fotoğrafta görebileceğiniz gibi ham ağaçtan oldukça farklı bir ton elde etmeyi başardık. Bunu orada burada kolaylıkla bulabileceğiniz malzemelerle yapmak son derece keyifli. Yağlama işlemi bittikten sonra ayaklarımız harika gözüküyor.



Şimdi tek yapmamız gereken ayakların kurumasını beklemek. Kuruduktan sonra ayakların alt ve üstünü hangi malzemeler ile kaplayacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Aklıma iki farklı malzeme geldi, kauçuk ve keçe. Bu konuda bir deneme yapmayıp direkt olarak keçe kullanmaya karar verdim. Doğal malzeme kullanmak her zaman en iyisidir:)  Özel keçe parçalarından uygun ölçülerde kesip hızlı ve güçlü bir yapıştırıcı ile ayaklara yapıştırdım. Böylelikle ayaklarımı da tamamlamış oldum. Bir sonraki adımda hoparlör toz korumalarını sıfırdan yapacağım.

Devam edecek....

iLP



Geçtiğimiz hafta ION firmasının saçma duvara asılabilir pikabından bahsetmiştim. ION'un web sitesine baktığımda farklı tasarımlar dikkatimi çekti. Bunlardan bir tanesi iLP kodlu ürünleri. Aslında hikaye gene aynı, çaldığınız plağı bir arayüz vasıtası ile iPhone, iPod veya iPad'inize dijital formatta atabiliyorsunuz. Ancak tasarım dikkatimi çekti. Aslında son bir kaç aydır ION gibi firmaların özellikle Amerikan pazarında daha aktif olmasını sağlayacak tasarımlar yaptıkları dedikoduları vardı. Anlaşılan dedikoduların altında gerçek yapı varmış. Yukarıdaki modelde iPhone dock sistemini çıkardığınızda geriye kalan pikap giriş seviyesinde bayağı alıcı bulacaktır...

Ikea Hoparlör Ayağı



Geçtiğimiz günlerde şans eseri Ikea'nın ürettiği bir hoparlör ayağından haberim oldu. Aslına bakarsanız tam anlamıyla şans! Shahinian Acoustic tarafından üretilmiş çeşitli hoparlörlerden bahsedilince web sitesine bakayım dedim. Burada firmanın ürettiği Super Elf kodlu biraz büyükçe -veya hormonlu- monitörlerin altında gördüğüm bir stand ilgimi çekti. Tasarımcı Ikea'da 25 Dolara satılan bu stand'lerin kullanılmasını önermiş. Ikea'da hoparlör stand'i satılıyor da, benim mi gözümden kaçtı diyerek başladım araştırmaya. Sonunda firmanın 1980'lerde ürettiği stand'lere ulaştım. Kompass kodlu stand'ler gerçekten 25 Dolara satılıyormuş. İlerleyen yıllarda ürünü yenilemişler ancak kalite düşünce popülerliğini yitirmiş ve sonunda üretim hattından çekilmiş. Yukarıda Kompass'ın nasıl bir ürün olduğunu görebilirsiniz. Aslında bugün kolaylıkla üretilebilecek bir yapısı var gibi...

Aşağıda ise Kompass stand üzerine yerleştirilmiş Shahinian Acoustic Super Elf hoparlör görülebilir.

The Dog Strikes Back



Geçen sene Volkswagen, minik bir Darth Vader kullandığı reklamları ile benim gibi Star Wars severlere sempatik bir selam göndermişti. Bu sene yeni çıkarttıkları Bettle modeli için yine Star Wars evrenine selam çakan bir reklam yapmışlar. Bu reklamın uzatılmış bir versiyonu. Yine oldukça keyifli. Bu arada iki kelime de araba için söyleyeyim, hiç beğenmedim :)

İzmir Ne Acayip Yersin...



Yahu mevsimlerin iyice kafası karıştı. İzmir'de 2 Şubat günü kar topu savaşı yaparken soğuktan canımız çıkmıştı çok değil 3 gün sonra neredeyse denize girilecek bir hava var. Pazar günü öğlen saatlerinde Çeşme'de mayonuzu giyip neredeyse güneşlenebileceğiniz bir hava vardı. Şu denize girilmez mi... Güneş ortalıktan kaybolunca hava soğudu tabii ama olsun...

Her şeyi garip memleketimin...

Bir Restorasyon Projesi: Ayak Yapıyoruz Bölüm I



Bir önceki yazımda hoparlörlerin sürücü bölümlerine bakmış ve ufak rötuşlar yapmıştım. Şimdi sırada hoparlör ayakları konusu var. Hoparlör ayağı için çeşitli denemeler yaparak olaya başladım. Kloss hoparlörlerin altına briket tarzı bir yükselti koyup dinlemeyi öneriyordu. Benim oturma ünitem yerden biraz alçak olduğundan bir briketin yüksekliği olan 8,5-9cm bana biraz fazla geldi. Bunun üzerine farklı yüksekliklerde denemeler yaptım hatta hoparlörü bir stand üzerine yerleştirdim. Anlaşılan o ki, bu hoparlör spike'lardan (hani o sivri ayaklar) pek hoşlanmıyor. Denemeler yaparken Cardas'ın Myrtlewood parçaları ile şaşırtıcı bir performans elde edince ayak yüksekliği belli olmuştu, yaklaşık 6.6 cm..

Hal böyle olunca elimde bulunan Myrtlewood'ları hoparlörlerin altına yerleştirmeye karar verdim. Ancak pre-amplimin altında duranları yerinden kaldırdığımda sistemin genel sesinde sorun oluştu ve böylelikle 3 adet Myrtlewood pre-amplimin altındaki yerlerine döndü. Durum böyle olunca hoparlörlerin arkasında frekans ayar bölümüne Cardas'ları yerleştirmeye karar verdim. Eksik olan bir adedi ise sağolsun sevgili Ali Erkol tedarik etti.



Ayakları yapmak için aklıma gelen çözüm ham ağaçtan uygun parçalar kestirmekti. Kayınpederimin tanıdığı bir marangoz bu işi benim için halletti. Aklınızda bulunsun bir marangoza ölçüler kesin ve kati şu olacak dediğinizde böylesine küçük işleri başlarından savıyorlar. Ancak 6.5-7cm arası deyince dakikada kesiyorlar. Ölçüler milimetrik değil ya:)  Arada kalan fazlalığı evde kendi imkanlarınızla düzeltebilirsiniz. Benim ayakların bana maliyeti sıfır Lira oldu.



Ayaklar elime ulaşınca ilk işim bütün köşeleri yuvarlatmak oldu. Arkasından ağaçları güzelce zımparaladım. Zımparala işlemi bitince ağaçları hoparlöre uygun bir renge boyamam gerekiyordu. Bunun için yine ayakkabı boyası temelli bir karışım hazırladım. Kat kat boyama işleminden çok daha hızlı bir çözüm. Buradaki yazımda konuyla ilgili ayrıntılar bulabilirsiniz.



Adım adım ağaç parçaların tüm yüzeylerini boyadım. Bu işlem biraz pis bir iş. Ayaklarda kullanacağınız parçalar aslında gözükmeyecek normal koşullarda çok özenmenize gerek yok. Ancak bende bir kere yapıyorum tam yapayım mantığı olduğundan ağaç damarlarını ortaya çıkartacak şekilde koyu ve açık tonları birbirine yedirerek yavaş yavaş boyama işlemi yaptım. Tüm boyama bittiğinde parçaların kuruması için bir kaç gün bir kenarda bırakın...

Devamı gelecek...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...