Akvaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akvaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ali'nin Akvaryum Maceraları:Kasaya Giriş



---------------15 Ekim 2019---------------------

Son yaptığımız denemeler ve simulasyonlarda minik Raspberry sistemimizin ihtiyaclarimiza cevap vereceğini görmemizin ardından bugün biraz ciddi sayılabilecek bir kutu içerisine almaya karar verdim.

İlk önce elimde var olan bir kutunun arka tarafını gerekli giriş ve çıkış konektörlerine uygun şekilde kesip biçtim ve konektörleri taktim.


Tüm konektörlerin bağlantılarını yaptım arkasından. Sistemi zaten çalıştırdığımız için oldukça basit bir işlem oldu.


Çalışır durumdaki tüm bileşenlerin yerleşimini yaptık oğlumla. Ayrıca bir sonraki adımda hazırlayacağımız modülleri de monte ettik ancak bağlantılarını yapmadık.

Oğlanın uyku saati geldiği için çalışmalara ara verdik. Yarin ana tankımıza montaj yapacağız inşallah.

Projemizin ilk fazı bittiğine göre bir sonraki adımı geliştireceğiz artık.

Sıradaki adım ise biri boş biri dolu damacana kullanarak akvaryumdan su çekip, eksilen suyu doldurmak olacak. Bunu yaparken sisteme ve akvaryuma bir adet su taşma uyarı sistemi ekleyeceğiz. Böylelikle evde olmadığımız dönemlerde haftada bir su değişimini otomatik olarak yapmayı planlıyoruz.

Bu adımın ardından sisteme var olan kameralarımızdan birisini entegre edip uzaktan durumu kolaçan etme projemiz var.

En son ise yemleme isini uzaktan halletme işimiz var ki sanırım onun zaten hazır makineleri var. Uğraşmaya gerek var mi onu bilemiyorum şimdilik.


Projemizin ilk fazının testleri tamamlanınca akvaryumun altında kendisine ayrılmış yere konuldu.


Akvaryumun içerisine gerekli sensörler eklendi.

Bir sonraki adıma kadar biraz kullanalım artık. Gelişmeleri ve test sonuçlarını aktarmaya devam ederim...

Ali'nin Akvaryum Maceraları:1 Haftalık Gelişmeler



---------------09 Ekim 2019---------------------

İkinci isi sensörümüzü de denedik sonunda. Bir öncekinde delta aralığı çok hoşuma gitmedi ve değiştirdik. Su an daha sağlıklı şekilde odanın ve akvaryumun sıcaklığını ölçebiliyorum. İçime simdi.


İki sıcaklık sensörü kullanacağımız icin devremizi küçülttük. Devremizi PCB ye lehimleyecegiz artık.

Isı değerlerimizi evin dışında da okuyabilmek için gerekli ayarları da yaptım.

---------------10 Ekim 2019---------------------



Bugün işlerim erken bitince oğlum ile benim çalışma odamdaki minik akvaryumu elden geçirdik. Haftasonu taktığımız sensörleri yerinden çıkarttık. Şu sıralar bu akvaryum 6 adet Lepistes yavrumuza ev sahipliği yapmakta.

Haftasonu yeni denemeler öncesi hazır düzenlemisken bir fotoğrafını eklemek istedim. Çok minik bir akvaryum tabii ki. En azından yavrular için uygun atmosferi sağladığını umuyoruz. Deneme yanılma amaçlı.

---------------11 Ekim 2019---------------------

Yukarıda görünen minik akvaryuma, fitreye müdahale ettim azıcık. Alttaki su giriş bölümlerinin yarısını kapattım, tahliye bölümünü de içten darattım. Aslında en doğrusu pipo filtre herhalde ama sürpriz geldi haylazlar. Hazırlıksız yakalandık. Ama tank içinde filtre boyutunun çok altında bir akıntı var. Ha bu arada su seviyesini de tabii ki yükselttim...



Malum son dönemlerdeki ekonomik durgunluk her yeri sarınca bugün ofisimden erken geldim evime. Biraz çalıştım ve kafam dağılsın diye Pi projeme devam ettim.

Akvaryumdaki LED'leri uzaktan açma kapatma ve zamanlama konusunda çalışmaya başladım. Farklı MosFet ve transistorler ile yaptığım denemeler beni tatmin etmedi.

En kolay ama masraflı yöntemi kullanmaya karar verdim. 5V relay board kullanarak bir devre oluşturdum. Bu arada masraflı dediğim şey 5TL. Belki simdi 10TL olmuştur.


Peki bu 5TL karşılığında ne elde ediyoruz. Ben akvaryum aydınlatmamı 2’ye böldüm. Sabah hafif aydınlatma ile başlayıp öğlen saatlerinde tüm ışıklar devreye girecek. Aksam saatlerinde ise tam tersi olacak. Ayrıca sistem gerektiğinde manuel olarak açılıp kapatabilme lüksüne de sahip olacağım böylelikle.

---------------12 Ekim 2019---------------------

Haftasonun başlaması ile çalışma odamıza geri döndük. Minik deneysel akvaryumumuz su an Lepistes yavruları tarafından işgal edildiği için denemelerimizi bilgisayar başında yapıyoruz. Bu da iyi bir simülasyon oluyor.

İlk olarak daha önceden yapmış olduğumuz bazı devreleri elden geçirdik ve daha stabil hale getirdik. Özellikle LED ışık kontrol tarafında bir miktar daha gelişim sağladık. Bu yeni hali ile simülasyonumuzu bitirirdik.


Daha sonra sistemi ev otomasyonunu kontrol için kullandığımız cihazlara taşıyıp uzaktan kontrol sistemini simüle ettik.

Arkasından basit makro uygulamalarımızı denedik. Makro derken örnekle anlatayım.

Benim kullandığım ısıtıcının termostat ayarı ile akvaryumun su sıcaklığı arasında fark oluşuyor. Sistemi su şekilde düzenledik,

Eğer akvaryum sıcaklığı 26 dereceden az ise ısıtıcı devreye girsin. 26 dereceye ulaştığı anda sistem ısıtıcıyı devre dışına alsın. Bu arada ısıtıcı 26 yerine 28 dereceye ayarlandı. Ancak kontrol ısıtıcı termostatı yerine minik bilgisayarımızda Akvaryum suyu ölçüm noktasında 26 derece olduğu an ısıtıcı sisteminin elektriği kapatılıyor sistem tarafından.


Ali'nin Akvaryum Maceraları: Işık Açma Kapatma


Pazar günü boş vaktimiz olduğunda Raspberry Pi ile uğraşmaya devam ettik. Deneme devre kartı üzerinde LED ışıklarımızın kontrol işlevine çalışmaya başladık. Malum bu arada bu tarz mini bilgisayarlar ile ilk yapılan işlerden bir tanesi de ışık açıp kapatma olayıdır... Bizde eksik kalmadık anlayacağınız...

Çok komplike bir ışık sistemimiz olmadığı için ekstra bir PWM kontrolcü kullanmadan Pi üzerindekileri kullanarak ışıklarımızı kontrol edebiliyoruz.

Bir sonraki adımda ışıklarımızın belirli saatlerde otomatik açılıp kapanması ve gün batımı/doğumu efektlerini ve/veya simülasyonunu denemek var.

Su an için yapabildiğimiz şeyler

1- Tank içi sıcaklık kontrolü
2- Odanın sıcaklık  kontrolü
3- Aydınlatmanın açılıp kapatılması
4- Yukarıdaki fonksiyonların cep telefonu  üzerinden kontrol edilebilmesi ve açılıp kapatılması



Bu arada balıklarımızın doğurması ufaklığı çok mutlu etti. Gözü gibi bakıyor balıklarına. Minik sistemimizin balıkları için faydalı olacağını düşündüğü için işlemleri hızlandırmak adına Lego'dan yukarıdaki kutuyu yapmış. El mahkum kullanacağız artık :=)


Ali'nin Akvaryum Maceraları: Otomasyona Giriş



Akvaryum hobisini daha eğlenceli ve "kolay" hale getirmek için bazı yollar bulmaya çalışıyorum.
—————————---------------------------------------------
Geçtiğimiz günlerde hobiyi kendime daha eğlenceli hale getirmek için olayın içerisine bilgisayar gireceğini yazmıştım. Evdeki çalışma odama minik bir akvaryum kurduk. Deneysel olacağı için abartmadık tabii ki, akvaryum 10 ila 15lt arası olmalı. Çalışmalarımız sırasında ana akvaryumdaki balıklarımızı korkutmayalım dedik. Hep çoğul kullanıyorum bu işleri çünkü oğlumla yapıyoruz.

Bugün ilk olarak akvaryum içi  sıcaklık ölçümü konusunda çalışmak istedim. Tüm çalışmaları oğlumla yapacağım için onun rahat söküp takabilmesi için ısı sensörüne pin bağlantısı lehimleyerek ise başladık.


Daha 4 yaşını yeni bitirdiği için çok ince işleri yapamıyoruz o yüzden pin lehimi önemli. Böylelikle devreleri veya sensorleri breadboard üzerine Lego ile oynar gibi takabiliyor. Lehimi de beraber yapıp makaron ile korumaya aldık.


Tabii ki bu işlemleri yaparken ufaklıkların elinin yanmaması için babaların elleri yanıyor Sağlık olsun. Lehim işlemini benim hobi odamda optimal havalandırma ve temizliği sağlanmış bir ortamda yapıyoruz. İnsanların lehim atığı solumaları uygun değil malumunuz, hele ki ufaklıkların. Aman dikkat!

Lehim islerinin akabinde breadboard üzerine basit bir devre kurduk. Oğluma hangi deliğe hangi renk pini yakacağını söyleyerek neredeyse devreyi ona yaptırdım. Uygun bir resistörü devremize dahil ettik. Bu işlemler için su geçirmez DS18B20 sensör ve 1 adet 4.7k'lık resistör kullandık.


Oğlanla çalışırken tabii ki ortalık biraz fazla dağılıyor. Görüntü icin kusura bakmayın.

Olayın yazılım tarafinda Reef Pi kullanacağımız için çok fazla şey ile uğraşmaya gerek yok. Tabii ki güncellemeler, Linux depolarından yazılım çekmek, sürücü yüklemek işler var ama sorun değil. Genel olarak basit işlemler sayılır.

Amacım akvaryumdan toplanan verilere istediğim yerden ulaşmak. Bu yüzden SSH kullanacağım ve ev network'ünde gerekli ayarları yaptım. Yukarıdaki fotoğrafta sol tarafta PI3 üzerinde sağ tarafta ise ana bilgisayar üzerinde uzaktan erişim ile ayni veriye ulaşabiliyorum.


Gerekli ayaları yaptıktan bu defa cep telefonu üzerinden verilere ulaşmak için gerekli ayarları yaptım. Akvaryum için sıcaklığı evin herhangi bir yerinden okuyabiliyoruz su an. Muhtemelen kısa zamanda vaktim olursa ayni veriyi ev dışından okumak için gerekli ayarları da yapacağım. Onu da bilahare anlatırım.

İlk gün için güzel bir çalışma yaptık Ali ile. Akvaryum ısısını herhangi bir noktadan okuyabilmek belki büyük bir olay değil ama bu sadece başlangıç tabii ki.

Bir sonraki adımda odanın ambiyant ısı ve nem değerlerini okumak için ayrıca bir sensör ve devre kuracağız. Sonraki adım akvaryum ışıklarının kontrolü ve otomasyonu olacak. Ondan sonrası hayallerimize kalmış; belki PH ölçümü, uzaktan akvaryum içinden görüntü almak, pompa sistemini açıp kapatmak, su taşma sensörü, otomatik su ekleme, iç akıntıyı ölçmek, uzaktan yem kontrolü ne bileyim aklınıza ne geliyorsa yapabilmek mümkün.

Bolca uğraşma, cüzzi sayılabilecek harcamalar, bolca vakit lazım. Gelişmeleri buraya yazmaya devam ederim.


Ali'nin Akvaryum Maceraları: Elden Geçirme


Geçtiğimiz haftalarda Cumartesi günü işlerimi halledince oğlumla akvaryumumuzda yapmak istediğimiz modifikasyonlara odaklandık. Daha önce Hagen kumu satın alıp güzelce yıkamıştım.

Bu Hagen denilen kum çok acayip bir mevzuu Türk akvaryum camiasında.. Aslında ortalıkta Hagen kum diye bir şey yok. Siyah renk kumlara bu isim veriliyor ancak üreticileri ve özellikleri hep farklı farklı.. Bir de üzerine bunun hileli olanları varmış. Zaman içerisinde salınım yapıp balıklarınızı bir güzel öldürüyor. O yüzden mıknatıs testi öneriliyor. Konunun derinliklerine akvaryum.com sitesinden dalabilirsiniz. Ben işimi şansa bırakmayıp gidip İzmir Malawi Akvaryumdan satın aldım.

Yine akvaryum.com  sitesinden kolay bakılabilir bitkiler konu başlığını okuyup bitki konusunda bir strateji belirlemiştik daha önce. Bakımı kolay, göreceli olarak arsız Egeria Densa ve saz bitkilerinin bizim gibi acemiler için uygun olacağına karar verip. Hazırlıklarımızı yaptık.

Oğlumla 4 adet Molly'nin akvaryum dışına alınacağı konusunda anlaşmıştık. Ancak vatoz ve çöpçüler konusunda olay çok sıkıntılı. Balıklarına her birine ismi ile hitap edecek kadar bağlanmış durumda. Bıyıklı çöpçü, çılgın vatoz gibi isimleri var. Bu durumda bu balıkları akvaryumdan çıkartmak maalesef mümkün olmayacak ki bu durum ebebeyn olarak benim hatam.

Keşke araştırıp alsaymışım, satıcıyı dinlemeseymişim. Akvaryumdan balıkları ayırmak için ufak çocuklar nasıl kafalanır gibi bir rehberde yok sitede maalesef :)

Buradaki seçeneğimiz pek yok gibi. Ya akvaryum büyütülecek veya olay şansa kalacak... Eşimde bende işimizi şansa bırakmak konusunda hemfikiriz. Karakter olarak akvaryumculuk hobisinin derinliklerine dalmak istemiyorum. Hem diğer hobilerimden dolayı ekstra vakit yaratmam mümkün değil, hemde olaya -amiyane tabiri ile- sararsam uzmanlaşmadan rahat etmem mümkün değil. Artık o noktadan sonra deniz akvaryumuna mı girişiriz bilemiyorum. Eşimde durumu bildiği için aman Hakan diyor... Ufaklıkta akvaryum bu kadar sahiplenmişken hevesini kırmak istemiyoruz.

İşlemleri benim gibi acemi arkadaşlar açısından bilgilendirme olması açısından kısaca yazayım. Hatalarımız varsa -ki vardır- daha deneyimli arkadaşlar düzeltirler. İlk önce plastik konteynırı temizleyip akvaryumdan çektiğimiz su ile doldurduk. Akvaryumu ilk kurarken satın aldığım iç filtreyi de konteynıra taktık. Konteynır oğlumun yedek oyuncaklarına ev sahipliği yapıyordu. Akabinde balıklarımızı dikkatlice yakalayarak konteynır içerisine koyduk. Dış filtremizi kapattık.

Akvaryumdaki kalan suyu boşalttık. Kirli su balkondaki bitkilere, temiz olan katman ise geri konulmak üzere kovaya ayrıldı. Kumları oğlanın oyuncak küreği ile boşalttık. Bunları yaparken oğluma eldiven giydiriyorum. Keza bende aynı şekilde. Sonunda akvaryum kaldırılabilecek ağırlığa düşünce güzelce temizliğimizi yaptık. Hagen veya artık gerçekte neyse kumumuzu ekledik. Bitkilerimizi diktik. Görsel olarak evet daha düzgün bir şeyler yapılabilirdi ancak tüm işlemleri oğlum yaptığı için kendi beğenisine göre yaptı. Bizde olduğu gibi kabul ettik tabii ki.

Akabinde daha önceden akvaryumdan çektiğimiz suyu akvaryuma geri koyduk. Akvaryumun içindeki su ile konteynır içerisindeki su arasındaki eksik suyu hesaplayarak damaca su kullanarak tamamladık. Bu işlemin ardından dış filtrenin çalışabileceği su seviyesini elde ettiğimiz için sistemi çalıştırmaya başladık. İçerisine Seachem Stability sıvısı ekledik.

Bir gün sonra ilk önce damlama yöntemi ile konteynıra ana akvaryum suyunu geçirirken, konteynırdaki suyu da yine aynı yöntemle akvaryuma geri pompaladık. En sonunda balıklarımızı yakalayıp ana tanka geri koyduk. Balıkların kepçe ile yakalanması işlemi oğlanın en çok hoşuna giden şey özellikle de vatozlar. Sonunda elini suya daldırıp yakalamaya bile çalıştı. Seyretmesi çok zevkli bir süreç. Akabinde normal işleyişimize geri döndük tabii ki..

Bundan sonra su değişimi vesaire gibi gündelik işlemler ile 2 ay civarı balıklarımızı yaşatmaya çalışırız. Akabinde dış filtre içerisinde modifikasyon yaparız herhalde. Elyaf değişimi, seramik vs... O konuda ayrıca görüş teatisi yaparız.. Ha bir de eğlence olsun diye Reef-Pi otomasyon sistemi yapacağım. Led lambaları kontrol etme, sıcaklık kontrolü gibi özellikleri çok gerekli olmasa da, eğlenceli vakit geçirmek için ideal gibi gözüktü bana.

Tüm bu süreçte anladığım iki şey var.. Benim gibi beli çok sağlam olmayan insanlar için akvaryum hobisi biraz "zul" haline gelebiliyor. Daha doğrusu bu tarz işlemler. Yoksa karşısına geçip oturmakta sıkıntı yok. Eğer evinizde 4-5 yaşlarında bir ufaklık varsa kaya gibi sağlam sinire ihtiyacınız var. Her işi yapmak istedikleri için ciddi bir koşuşturma ortamı oluyor. Ayrıca heyecan faktörü de ufaklıklarda maksimize oluyor. Benim açımdan bu büyük eğlence ama herkes için olmayabilir. O yüzden dikkat diyeyim.


Ali'nin Akvaryum Maceraları: Sehpamızı Elden Geçirelim


Akvaryum ekipmanlarının genelde elektrik kabloları kısa olduğundan elektrik çoklayıcı sistemler veya çoklu prizler akvaryuma yakın yerlere ekleniyor. Su ve elektrik birlikteliği, benim korktuğum bir kombinasyon olduğundan tüm elektrikli cihazların kablolarını uzatmaya karar verdim.

Hazır tatil günü iken çalışmaya giriştim Ali ile...

Herbir kabloyu güzelce kesip biçerek, yeni kablolar lehimleyip makaron ile kapladım ve özel bir kablo kılıfı içerisine yerleştirip akvaryumdan uzağa konumlandırdım.  Tüm akvaryum elektronik sistemi de elimde fazla bulunan bir güç sistemine bağladım.

Hem akvaryum çevresi kablodan arındırılmış oldu hemde olası bir su damlamasi, akması vs gibi durumda zarar verici bir tablo çıkması önlenmiş oldu.


Akvaryumu Ali'nin isteği üzerine basit bir IKEA dolap daha doğrusu komidin sisteminin üzerine koyduk. Boyu alçak olduğu için akvaryumda ne olup ne bittiğini hem rahatlıkla görebiliyor hemde etkileşime giriyor. Akvaryum gelmeden mobilya duvara sabitlenmiş idi. Ne olur ne olmaz diyerek...

Dış filtre sistemini ortalıkta gözükmesin diyerek komidin içerisine ekledim. Bunun için çekmece sistemini modifiye ettim azıcık. Normalde çekmecelere Ali oyuncaklarını koyuyordu. Akvaryum aşkına boşalttı raflarını.

Akvaryum motorunun altına titreşim sönümlendirici malzeme koyunca titreşim bayağı azaldı. Motorun bulunduğu bölümü de ses yalıtıcı ile kaplayacağım bugün. Aslında modern akvaryum elektronikleri normal koşullarda bayağı sessiz ancak tahmin edeceğiniz üzere benim -ve bir çok okuyucumuzun-  duyma eşiği biraz farklı.

Ali'nin Akvaryum Maceraları: Hataları Düzeltmek ve Yenilerini Yapmak


Burada bahsettiğim gibi akvaryumumuzu kurarken bazı hatalar yapmıştık. Hatamızı farklı platformlar ve özellikle de akvaryum.com forumu sayesinde anlamaya başladık. Özellikle balık kaybı yaşamadan sorunları çözmek için adımlar atmaya başladık.

İlk önce akvaryumuzun  ısıtıcısını 50W gücündeki bir ısıtıcı ile değiştirdik. Arkasından SunSun HW603B dış filtre ile akvaryumumuzun filtrasyon sistemini değiştirdik. Varolan "pavyon styla" neon mavi ışığı söküp beyaz LED aydınlatmaya döndük. Tüm yapay süsleri çıkarttık.

Akvaryum malzemeleri konusunda birkaç kelam edeyim. Çinlilerin pazara girmesi ile oldukça uygun fiyatlı malzemeler piyasaya girmiş. Bunların bazıları gerçekten başarılı ürünler. Örneğin bu benim satın aldığım dış filtre Türkiye şartlarında fiyat performans ürünü olarak geçiyor.

Aslına bakarsanız hi-fi dünyasına bakarak akvaryum dünyası özellikle de bizimki gibi basit tatlı su akvaryumu kurmak son derece ucuz bir şey. Arzu ederseniz sektörün en önde gelen markaları olan Eheim, Fluval ürünleri bile tercih etseniz gün sonunda fatura anormal boyutlara gelmiyor. Tek bir lamba için binlerce Dolar telaffuz ettiğimiz bir dünyaya alışınca 140TL'lik bir filtre haliyle ucuz hale geliyor ancak ülkenin şartları sözkonusu olunca ucuz bir hobi diyemem maalesef.

Akvaryumu kurarken silis kumu seçmiştik onu da ilerleyen zamanlarda değiştireceğiz gibi gözüküyor. İlk başlarda akvaryumun suyu oldukça puslu iken haftada bir dip temizliği ile berrak bir su elde ettik. Tabii ki bahsettiğim platformlardan öğrendiklerimiz sayesinde.

Yazının başlığı "Hataları Düzeltmek ve Yenilerini Yapmak"  idi. Peki Hakan Bey ne halt ettiniz yine derseniz hemen açıklayayım,

Balık konusunda Ali daha küçük olduğu için biraz karışık bir seçim yaptık. Balıklarımızı renklerine göre seçtik. Geçmiş deneyimler ışığında en azından dişi erkek dengesine dikkat etmeye çalıştım. 3 adet Lepistes, 5 adet Zebra Danio, 2 çöpçü, 2 adet vatoz ve tam olarak cinsini hatırlamadığım 3 adet daha balığı satın aldık. Bu karmaşık seçimden sağladığımız en önemli fayda hangi balığı besleyeceğimize karar vermek oldu diyebilirim. Ancak bu da tabii ki yanlış bir düşünce imiş...

Zebra'lar oldukça hareketli ve seyretmesi eğlenceli balıklar. İlerleyen dönemlerde bu balıklar ile devam edeceğiz diye düşündük.

Forumlarda okuduğum kadarı ile bizim kullandığımız silis kumu Zebraların seveceği bir kum türü imiş. Ancak bizim kum ne hikmet ise çok fazla salınım yapıyordu. O dönem yaptığım araştırmalara bakarak kumu Hagen ile değiştireceğiz gibi gözüküyor. İçeriye doğal taşlardan birkaç dekor yapmayı planlıyoruz. Bir de Karbondioksit (CO2) takviyesi gerektirmeyen bir bitki ekleyeceğiz.

Bir de akvaryumun arkasındaki resim hoşumuza gitmiyor ve devamlı içine su alıp çok kötü gözüküyor. Bunu da değiştireceğiz.

Ali'nin Akvaryum Maceraları: Hata Hata Üzerine


Yaşadığımız fanus faciasından sonra biraz daha mantıklı bir akvaryum kurmak üzere yola koyulduk. Ali'nin rahatlıkla görebileceği ve balıklarını besleyebileceği bir akvaryum kurulumu yapmak istedik. 60x22x35 boyutlarında bir akvaryum satın aldık. Bu boyutu tercih etmemizdeki amaç yukarıda görmüş olduğunuz çekmece ünitesine sığması idi. Bu ünite içerisine Ali kendi oyuncaklarını koyuyordu. Sağlam olması için iki üniteyi birbirine ve duvara sabitledim. Arkasında da duvara sabitleme işlemini yaptım. Aslında yaptık demem lazım, bu tarz işleri oğlan ile yapmaktan keyif alıyorum, o da aynı şekilde.

Siz siz olun çocuklarınızı bu tarz etkinliklerden uzaklaştırmayın. Aksi takdirde ileri de bir ampul değiştirmekten aciz bireyler yetiştirmiş olursunuz. En azından bence. Bu arada matkap vesaire kullanacağınız zamanlarda gerekli güvenlik önlemlerini almayı unutmayın!

Akvaryum dünyasında küçük akvaryumlar daha kırılgan olarak nitelendiriliyor. Bunun sebebi hacmi düşük olduğundan su değerleri vesaire çok çabuk bozulabiliyor. Acemiler için daha büyük boyutlu akvaryumlar daha mantıklı bir seçim. Ancak bunu bilsem de, ben kendimi kontrol ettim. Daha doğrusu Seçil'e kontrol ettirdim.

Akvaryum hacmi derken hemen bir tüyo vereyim. Dedim ya bizim akvaryum 60x22x35cm boyutlarında diye. Bu üç rakamı birbiri ile çarpıp 1.000'e bölerseniz akvaryum hacmini bulabilirsiniz. Bizim akvaryum yaklaşık 46 Litre bu hesaba göre. Ancak bu rakamdan ileride koyacağınız kum, kaya ve benzeri dekor ve aksesuarları çıkartacaksınız.

Hifi dünyasına bakarsak akvaryumculuk konusu ciddi şekilde ucuz. En azından giriş seviyesi için konuşayım. Tabii ki absürd kurulumlar, özel deniz akvaryumları vesaire de var ancak daha basit bir akvaryum kurmak gerçekten çok masraflı değil.

Yukarıda gördüğünüz akvaryum, ısıtıcı, iç filtre, kum, aksesuarlar ve diğer tüm ekipman ile beraber sanırım 250TL civarına mal oldu. İkinci el işine girerseniz bu tutarı yarı fiyatına bölün.

Şimdi bakıp aman ne güzel bir akvaryum oluyor diyorsanız benim gibi hata yapıyorsunuz demektir. Bir kere yapay bitki ve dekorlar akvaryum dünyasında sevilmeyen şeyler. Çünkü bunlar suya zaman içerisinde salınım yaparak balıklarınızı zehirleyebiliyormuş. Yani boşu boşuna satın almayın ilk baştan.

İkinci hata seçtiğimiz kum. Daha doğrusu bize verilen kum. Silis kumu tabir edilen kum defalarca da yıkasanız akvaryumun içini toz bulutu haline getirebiliyor. En basitinden dere kumu tarzı bir şey almak daha garanti. Birkaç kez yıkadığınızda en azından yukarıda görüldüğü şekilde toz bulutu sorunu yaşamazsınız.

Üçüncü hatamız seçtiğimiz ışık. Burada basit mavi renkli bir florasan lambası var. Yani akvaryum pavyon ortamına dönüşmüş halde. Çok basit mantıkla akvaryumda doğayı taklit edecek isek, mavi ışığın ne işi var demek lazım. Bunları yazıyorum siz bizim hatalarımızdan ders alın diye.

Teorik olarak şimdilik doğru yaptığımız şey ise, akvaryum ve tüm malzemelerini güzelce yıkamak. Dekoru bitirdikten sonra damacana suyu ile akvaryumu doldurup boş çalıştırmak diyebilirim. Bu arada damacana suyuna aslında gerek yok. Ancak bizim gibi ilk kez akvaryum kuruyorsanız evinizde dinlenmiş su olacağını pek zannetmiyorum.

Dinlenmiş su dediğim şey, çeşmeden suyu uygun bir yere doldurarak içerisindeki klorun uçması için bir hafta bekletmek. Eğer bir akvaryum almak istiyorsanız 1 hafta önceden suyunuzu dinlendirebilirsiniz.

Neden akvaryumu boş çalıştırıyoruz ve balık koymuyoruz konusuna bilahare döneceğiz.

Ali'nin Akvaryum Maceraları: Fanus İçinde İşkence Gören Japon Balıkları


Bundan çoook uzun zaman önce herhalde 2000'li yılların başında Seçil bana minik bir akvaryum satın almıştı.Bu küçük akvaryumda bilinçsiz bir şekilde bazı balık cinsleri beslemeye çalışmıştık birlikte. İlk olarak sarı prenses denilen çiklet balıkları ile başladık. Sonuç tam bir facia oldu maalesef. Devamlı balıklar birbirini öldürüyor her sabah ölü balıklar ile karşılaşıyorduk.

Meğerse gündüzleri aman ne güzel balıklar birbirini kovalıyor diye keyifle seyrettiğimiz şey, aslında birbirine rakip olan erkek balıkların birbiri ile kavgası imiş. Bir de bu balıklar sert balıklar olduğu için yanına ne atarsak atalım sonuç katliam oluyordu. Çok sonraları çiklet balıklarını beslemek istiyorsanız erkek ve dişi oranına dikkat edilmesi gerektiğini ve daha büyük akvaryumlarda beslenmeleri gerektiğini öğrenmiştik. Sonunda çiklet balıklarından vazgeçtik, kısa bir süre Lepistes besleyip yavru almayı başarmıştık. Ancak balık ölümlerinin devamı gelince, sinirlenip akvaryumu kaldırmıştım...

Ali dünyaya geldikten sonra Seçil, bir gün elinde minik bir akvaryum ile geldi. Minik derken minyatür demek lazım aslında. Bir torba içerisinde 3 adet Japon Balığı almıştı. Akvaryumun içerisine rengarenk taşlar satın almış. Aslında bu olayın başlangıcında bana sorarsanız suçlu biz değiliz. Evet bir şekilde bizim de hatamız var ama akvaryumdaki satıcının "arkadaş bu balıklar bu kadar küçük akvaryumda yaşamaz" demesi lazım. Neyse buraya geliriz.

Büyük bir hevesle taşları yıkayıp akvaryuma koyduk. Arkasından balıklarımız kıymetli ya, içme suyu ile akvaryumu doldurduk. Japon balıkları da cumburlop akyaryumun içerisine. Oğlan halinde memnun. Balıkları besliyor, bir yandan mutfak masasında rengarenk yüzen canlılar gerçekten keyifli.

Ancak kısa zaman sonra ilk balığımız öldü. Küçücük çocuğa balık öldü diye anlatsan dert anlatmasan dert. Hadi bakalım diğerlerine dikkat edelim diye motivasyonumuz en üst düzeyde ancak birkaç içinde balıklarımızın tamamını kaybettik.

O zaman aramızda konuşuyoruz Seçil ile "ulan bu hayvanlara işkence yapıyoruz biz diye" Isıtıcı yok, havayı temizleyecek herhangi bir filtre yok. Tek yaptığımız hafta bir akvaryuma temiz su ilave etmek. Bu koşullarda bırak balığı hiçbir canlı yaşayamaz.

Gün sonunda o akvaryumu çöpe attık. Oğlanın biraz daha büyümesine karar verdik. Ancak bazı deneyimler elde ettik. Bunlardan en önemlisi şudur,

Balık satan esnafın "çoğunun" derdi, size uygun koşullarda balık besleyebileceğiniz bir ortamı sağlamak yerine, uygun fiyatla basit bir akvaryum hatta fanus satıp, asıl önemlisi balık satmak. Böylelikle kısa zamanda balıklarınızı öldürüp yenisini almak ile kendilerine ticari bir döngü oluşturmak. Bu son paragrafı unutmayın defalarca hatırlatacağım sizlere...






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...