Nâzım Hikmet Büyük İnsanlık Kendi Sesinden Şiirler CD+Kitap


Bugün sizlere çok farklı bir CD'yi tanıtacağım. İlk önce CD'nin nasıl kaydedildiğinden bahsedeyim.1962 yılında Bedri Rahmi Eyüpoğlu ile Nâzım Hikmet Paris'te bir araya gelirler. Bedri Rahmi'nin yanında makara teybi de var bu sırada. Bedri Rahmi "Yalnız patırtı yapma şimdi" diyerek kayıt tuşuna basıyor. Okuduğu şiir "Mor" (1)

....
Mor deyip geçme belalı renk musibet
Yeryüzünde ne kadar insan varsa bir o kadar mor
Menekşenin moru mavzerin moru (2)
Suya dökülmüş mazotun moru
.....

Tasarım gerçekten son derece başarılı. CD deseni tıpkı bir manyetik bant gibi yapılmış

Bu şiirin ardından bir ses duyuluyor, "Başlayayım mı Üstat?" ve yanıt geliyor "Başla Reis" (3) ve Nâzım başlıyor okumaya,

.....
Bu dağlar ne dağları
bizim dağlara benziyor,
bıçak gibi boğazları, parça parça dağları, (4)
.....


Nâzım bu mısralardan başlayarak tam 55 şiirini kesintisiz okuyor.Sonra birazcık ara ve "Bir Yolculuk" (5) şiiriini okuyor. Kitaptaki notlara göre iki şiir ilk kez Türkçeleştirilmiş. Sadece bu açıdan bile ortaya çıkan eser önemli. Ancak asıl önemli olan şiirlerini Nâzım'ın sesinden dinlemek. Bedri Rahmi'nin payını her açıdan vermek gerekli. Kaydın başında Bedri Rahmi'nin kendi sesinden "Mor" şiirini okumasının bir sebebi var. O dönemde evlerini ziyaret eden polislere karşı aldığı bir önlem. İlk şiiri o yüzden kendisi okuyor, bir şekilde Nazım'ı gizliyor. O yıllarda bandı devamlı saklamış. Bazen yüklükte, bazen merdiven altında, bazen de oğlu Mehmet Eyüpoğlu'nun çekmecesinde. Bu süreç uzun zaman devam etmiş. Kayıt 50 yıl boyunca gizlenmiş. Bedri Rahmi, oğlu ve gelinine bu kaydın bir gün basılmasını vasiyet etmiş. Onlarda bu vasiyeti yerine getirmişler.



Bu kitapla birlikte ilk kez ortaya çıkan bir Nâzım portresi. Annesi Celile Hanım tarafından yapılmış

Kitabın ve CD'nin ortaya çıkması kitabın ön sözünde çok güzel anlatılmış. Yazılanlara göre bu kayıt ortaya çıktığında telif hakları konusu da ön plana çıkıyor. Varisleri bu konuda hiçbir önkoşul ortaya sürmemişler. Nazım Hikmet şiirlerini yayınlayan Yapı Kredi Yayınları ve  Bedri Rahmi eserlerini yayınlayan Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları da işbirliği yaparak bu CD ve kitabı beraberce yayınlamışlar. Çok da iyi yapmışlar. Ortaya çıkan iş mükemmel. Kitap, CD, notlar, baskı kalitesi, tasarım ve her şey çok başarılı. Fiyat ise kaçırılmayacak türden 14TL civarında olan set, indirimde 10,50TL gibi bir fiyata satılıyor ve her kuruşuna değer. Emeği geçen herkese teşekkürler.
Mutlaka edinin!


(1) CD'deki ile meraklıların bildiği ve okuduğu versiyonlar birbirlerinden son derece farklı.
(2) kasaturanın moru
(3) Nâzım ile Bedri Rahmi konuşuyor.
(4) İsviçre Dağları şiirinden
(5) Diğer ismi "Saman Sarısı"

Thorens TD125 ve Zebrawood


Thorens TD125 pikap için yapılan harika bir restorasyon çalışması. Kol SME 3009 II. Pikap için hazırlanan şasi Zebrawood ve harika bir cila atılmış. Yapılan restorasyon Artisan Fidelity firmasından Christopher Thornton'ın alamet-i farikası. Müthiş!


Jual S Şekilli Stand


İngiliz Jual Furniture'den ilginç bir tasarım daha. "S" şeklinde gerçek ağaç kaplama bu sehpanın fiyatı 250 Sterlin civarında. Son derece şık ama sıradışı bir tasarım olsa da, hifi meraklıları için cam pek sevilen bir malzeme değil. Benzer bir tasarım akrilik malzeme ile daha mantıklı olabilir.

Güzel Bir Ev ve Ocelia


6Moons geçtiğimiz senelerde Fransız hoparlör üreticisi Ocellia ile alakalı güzel bir yazı yayınlamıştı. Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Bu başlıktaki fotoğraflar firmanın patronu Samuel Furon'un evindeki sistemden. Gerçekten çok güzel bir ev ve hoş bir müzik seti.

Aşağıda Ocellia hoparlörlerde kullanılan PHY sürücülerden bir ayrıntı var. Firmanın bronz tiz sürücüsü ve meşhur full range sürücüsü açıklıkla görülüyor.


Ocellia firması zaman içerisinde hoparlörlerin yanında bazı elektronikler de üretmeye başladı. Aşağıdaki ampli ve pre-ampli firmanın Quaero serisinden. Özellikle güç amplifikatöri dışarısındaki ahşap bölümler, parlak krom şasileri ve beyaz renk trafoları ile çok şıklar...

Müzik Mağazası 1904


Bloomingdale’s Bros.müzik ve gramofon mağazası, fotoğrafın çekildiği yıl 1904. Mağaza New York kentinde bulunuyor. Bu arada duvardaki 78 devirlik plaklara dikkat.

Yuvarlak(ımsı) Hifi Standı


Yine Techlink firmasından bol kıvrımlı bir sehpa çözümü. Pek fonksiyonel gözükmüyor ama tasarım çok hoş. Yine keyifli renk seçenekleri bulunan üründe siyah, beyaz ve kırmızı renk seçenekleri mevcut. Fiyat 200 Sterlin civarında. Bu firmanın bütün ürünleri ne alırsan 200 tadında zaten...

Cabasse Artis Baltic Evolution


Bazı hi-fi ürünlerinin tasarımlarını çok beğeniyorum. Arada sırada beğendim tasarımları bloğuma ekleyeyim dedim. Cabasse bildiğiniz gibi Fransız kökenli bir hoparlör üreticisi. Firmanın Artis serisini tasarımları çok keyifli. Yukarıda bu seriden Baltic Evolution modeli hoparlörün fotoğrafları var. Gerçekten çok güzeller...

B.C.Rich Bich!


B.C.Rich'in en sevdiğim gitar formlarından birisi olan Bich. Tabii en güzeli buradakidir ama klasik versiyonu da fena değil hani :) Bu arada isim ve fotoğraf uyumu harika...

Kurban Olurum Darth Taloncum Sana!



Geçenlerde Figuratif forumlarına bir fotoğraf eklemiştim arşiv amacı ile kendi bloğumda da bulunsun. Yukarıdaki hanım kızımız Star Wars Expanded Universe (kısaca EU) karakterlerinden Darth Talon. Yukarıdaki figür Sideshow firmasının Exclusive Edition'ı. Gayet güzel bir figür evimde baş köşede duruyor her zaman.  Fotoğraf üzerinde biraz oynamaya yapıp ekledim tabii ki. Bu figür dünyası çok garip. Geçen gün dükkandayken bir ara girişeyim mi tekrar diyerek şöyle bir düşündüm. Sonra dedim kaşınma. Nasıl olsa istediğin hemen her şey elimin altında istediğim zaman gider kurcalarım.

SM sitesini takip eden dostlarımızdan figür işlerine meraklı kimse var mı?

All My Friend Here - Composed & Arranged by Arif Mardin CD


Arif Mardin, 1932 yılında Istanbul'da doğdu. Son derece köklü bir aileden geliyor. Ailesinde diplomatlar, başarılı iş adamları, askerler var. Arif mardin ise son derece farklı bir yol çizmiş kendisine. Yazılan çizilenlere göre gençliğinde Bing Crosby ve Glenn Miller gibi isimleri dinlemiş. Ancak kız kardeşi vasıtasıyla Türk caz hayatının renkli siması Cuneyt Sermet ile tanışınca yaşamının yönü değişmeye başlamış. Eğitimini İstanbul'da tamamlayan Mardin, ekonomi konusunda üst eğitimini tamamlamak için Londra'ya gidiyor.

Şanslı insanların başına geldiği gibi bir karşılaşma Mardin'in hayatını değiştiriyor. 1956 yılında İstanbul konserinde Dizzy Gillespie ve Quincy Jones ile tanışıyor. Bu dönemlerde Amerika'da bir radyo istasyonunda çalışan arkadaşına (1) bazı kayıtlarının bulunduğu demo bantlarını gönderiyor. Arkadaşı bir şekilde Quincy Jones'a kayıtları ulaştırıyor ve Mardin'e meşhur Berklee Müzik Kolejinin yolu açılıyor. 1958'de Mardin Amerika'ya taşınıyor. 3 senelik eğitimin ardından mardin şansını denemek için New York'a taşınıyor. İşte tam bu yıllarda Atlantic Record'a adım atıyor. İlk işi Nesuhi Ertegün'ün asistanlığı. Mardin, plak şirketinde hızlı şekilde yükselmeye başlıyor. Ancak zaman içerisinde özellikle stüdyo çalışmaları ve aranjmanlar konusunda sektörün önemli isimlerinden bir tanesi haline geliyor. Zaten ilerleyen yıllarda Atlantic Records'un en üst koltuğuna oturuyor. Çalıştığı isimler say say bitecek gibi değil. Kısa bir liste vermek gerekirse; Margie Joseph, Carly Simon, Petula Clark, Bette Midler, Barbra Streisand, Bee Gees, Diana Ross, Queen, Patti Labelle, Aretha Franklin, Lulu, Anita Baker, Judy Collins, Phil Collins, Scritti Politti, Culture Club, Roberta Flack, Norah Jones, Chaka Khan, George Benson, The Manhattan Transfer, Modern Jazz Quartet, Willie Nelson, John Prine, Dusty Springfield, David Bowie ve çok çok daha fazlası. 2006 yılında kaybettiğimiz büyük müzik insanının yaşam hikayesi en kısa haliyle bu şekilde.

Kapak öylesine kaliteli ki, benim dandik fotoğraf makinemle çektiğim fotoğraflarda bile sanki Mardin'in resimleri veya hakkındaki belgeler ekrandan çıkacakmış gibi.

All My Friend Here böylesine bir yaşamın son noktası. 2010 yılında yayınlanan albüm yazılan çizilenlere göre Mardin hayattayken yapılan son kayıtlar. Yukarıda yazdığım isimlere baktığınızda farklı müzik tarzlarını fark edeceksiniz. All My Friend Her albümünde de böylesine bir çeşitlilik var. Ancak Mardin'in beste ve kompozisyonları farklı isimler ve farklı müzik tarzlarından müzisyenler tarafından yorumlanınca son derece zengin bir içerik ortaya çıkmış. Albümden bir ufak not, yapımda Mardin'in oğlu Joe Mardin'de ter dökmüş.

Albümün açılış parçası "The Greatest Ears In Town" Bette Midler tarafından seslendirilmiş. Belki de albümün en dikkat çekici şarkılarından bir tanesi. Norah Jones yorumu ile "Longing For You" geniş bir müzisyen topluluğunun dikkat çektiği "All My Friends Are Here" ve ayrıca Chaka Khan vokali ile "So Blue" ve Dr. John vokali ile "Chez Twang's" albümün dikkatle dinlenmesi gereken şarkıları. Şarkı listesine göz atmak gerekirse;

01. The Greatest Ears In Town (Bette Midler ve Barry Gibb) 4:40
02. So Blue (Chaka Khan ve David Sanborn) 4:59
03. No Way Out (Nicki Parrott) 5:32
04. Goodbye To Rio (Raul Midon) 4:15
05. No One (Dianne Reeves) 3:21
06. So Many Nights (Danny O'Keefe) 4:13
07. Calls A Soft Voice (Carly Simon) 5:41
08. Longing For You (Norah Jones, Joe Lovano ve John Faddis) 6:49
09. Dual Blues (Amy Kohn) 5:31
10. Chez Twang's (Dr. John) 5:38
11. Willie's After Hours (Lonestar Blues) (Willie Nelson ve Katreese Barnes) 5:58
12. All My Friends Are Here (Hall & Oates, Barry & Robin Gibb, The Rascals ve The Average White Band toplulukları, Phil Collins, Lalah Hathaway, Cisy Houston ve Randy Brecker) 4:32

Albümün kapağı açıldıkça açılan cinsten. Çok mutlu edici :)

Albüm 1940'ların müziğini modern anlayışla bugünlere taşıyan tarzda bir yapıya sahip. Farklı müzik tarzları ile uğraşan müzisyenlerin birlikteliği albümü öyle bir renkli hale getirmiş. Yorgun olduğunuz bir akşam için harika bir albüm. Son not ise albümün kitapçığına. Son yıllarda gördüğüm en keyifli tasarımlardan bir tanesine imza atılmış. Albüm büyük müzik marketlerde bulunabiliyor. Denk gelemezseniz Ekinoks Müzik'ten satış noktaları hakkında bilgi alabilirsiniz. Bu arada web siteleri yenileniyor, merakla bekliyorum ;)

(1) Tahir Sur
(2)  Mardin'in iki solo çalışmasından bahsedeyim. 1970 yılında "Glass Onion" ve 1975'de  "Journey" Özellikle 1975 albümünü klasik dönem caz müziğini seven okuyucularımız mutlaka edinsinler.

Filmlerde Pikaplar ve Plaklar; 45RPM



Bu bölümde her zaman filmlerin içerisinde denk geldiğimiz pikap ve plaklara yer veriyoruz ancak bu defa işler biraz farklı. Sizlere bahsedeceğim film tamamen plaklarla daha doğrusu 45'likler ile ilgili. Filmin ismi 45RPM. Amerika yapımı ancak independent yani bağımsız sinema filmi. Başrollerini Liza Burns ve Jason Thompson'ın oynadığı film bir kız ile bir erkeğin plaklar sayesinde kesişen hayatlarını ve ilişkilerini anlatıyor. Kızımız sanatçı ruhlu bir kızcağız ve yaptığı çalışmalar ile vefat eden babasının müziği arasındaki etkileşimi araştırıyor. Ancak bunun için babasının müziğini iyi anlaması lazım ve onun 45'liklerini arıyor. Bu arayış sırasında filmdeki erkek arkadaşla tanışıyor. O da obsesif bir plak koleksiyoncusu ve 1960'lardan bir Arkansas garaj topluluğunun 45'liği peşinde. İkilinini kaderleri böylelikle kesişiyor ve güneye doğru bir yolculuk başlıyor.

Şimdi gelelim sıkıntıya, benim bu filmi izlemem lazım. Ortalıkta DVD'si filan da yok.  Filmin yapımcısı Ozark Foothills Film. Bir şekilde elinde olan, denk gelen veya bulan olursa haber etsin lütfen. Yukarıda filmin resmi teaser'ını izleyebilirsiniz.

Yardımlarınızı bekliyorum...

Sound At Home: Zaman İçerisinde Yolculuk



Yine zaman ve mekan oryantasyonun kaybolduğu bir mekandan Sound At Home mağazasından bahsedeceğim sizlere. Aşağıda adresini bulabileceğiniz ve bir İzmir'li olarak Şehr-i İstanbul'un Anadolu yakasını bilmeyen birinin tarif etmesi zor bu mekanı. Sound At Home iki mağazadan oluşan ve insanın ağzının suyunu akıtan cihazların bulunduğu bir yer.

 
Soldan sağa: Savaş Arıhan, Hakancez, pikapları ile tanıdığımız Reşit Bey, Mustafa kardeşimiz

Bu mekanda öyle yoğun bir cihaz kalabalığı yok. Ancak meraklısının hayır diyemeyeceği az ve öz sayıda cihaz bulunuyor raflarda. Ben dükkana girer girmez hemen pikapları mercek altına aldım. Tertemiz bir Luxman arkasından bir Dual, Revox vs derken aşağıdaki pikap daha ilk saniyelerde dikkatimi çekti.

Technics markası altında üretilmiş üst model pikaplardan bir tanesi SL-M3

Technics SL-M3 firmanın zamanının üst model pikaplarından bir tanesi. Üzerinde çok kafa yorulmuş Linear Tracking bir kol var. O dönemin Japon pikaplarının geleneksel yapısı hemen hemen aynıydı. Harika ahşap kasalar, zaman meydan okuyan cilalar, devasa metal platolar ve ayrıntı üzerine ayrıntı. Ağzımın suyu akıyor akmasına ama bir kaç gün içerisinde Technics SP-10 ve EPA-100 kombinasyonu dinleyeceğim için heyecanlıyım. Bir dönemin en iyi pikaplarını dinleyip amiyane tabiri ile dibi düşen bir insan olarak böyle pikapları görünce insan heyecanlanıyor. Daha önce Micro Seiki MA-505 kol ve Luxman PD 444 kombinasyonunu anlatmıştım sizlere. O zamanda söylediğim gibi bu eski pikapları eski deyip kenara itmemek lazım...


Nasıl yani Diatone markalı bir pikap ve İstanbul'dayım. Zaman ve mekan karmaşası...

Technics'ten gözümü almayı başardığımda bu kez Diatone LT-1 modeline denk geliyorum. Bu pikabı daha önceden garip tanjansiyel kolundan biliyorum. Kol yapısı çok farklıdır ve bence ilginç bir çözüm olarak daha yaşama olasılığı olan bir modeldi ancak ne yazık ki 80'lerde CD'ler pikapları bitirmişlerdi ve altın dönem sona ermişti. İşin komik tarafı bu pikabı Japonya dışında sadece Mitsubishi markası ile bulabilmek mümkündü. Diatone markasıyla görmek çok değişik bir deneyim oldu. Hakan bunları nereden biliyorsun derseniz bende bilmiyorum, bir nevi obsesyon deyip konuyu kısa keselim :)


Sonu gelmez; iğneler, kafalar, headshell'ler. La Dolce Vita...

Eski headshell'ler, iğneler de İstanbul ziyaretimde bol bol denk geldi. Benim de bu tarz iğnelere karşı özel bir afilitem vardır. Ancak tek sıkıntı şu an kullanmakta olduğum kol ne yazık ki headshell'i çıkan bir yapıda değil ve böyle giderse gaza gelip yeniden 3009 günlerime geri dönesim var. Onu çıkar bunu tak bundan güzel hayat mı var?

Mustafa, Hakancez, Reha Arcan

Mekanda pikaplardan başımı kaldırınca daha neler gördüm neler. JBL Ti serileri, harika makara teypler, McIntosh'lar derken insanın ağzı sulanmaya başlıyor bir anda. Aralara baktıkça ilginç bir şeyler görüyorsunuz. Ancak pikaplardan çarpılmış durumdayım. Kendime gelebilmek için biraz vakte ihtiyacım var :)


Sony ES serilerine özel bir ilginiz varsa bu fotoğrafa bakmayın :)

Pikaplardan kafayı kaldırınca karşı duvarda Sony ES serilerinden oluşan bir kule gördüm. Bu seriler ülkemizde de meraklılar tarafından çok seviliyor ve makul fiyatlarda sattım dediğiniz anda satılıyor. Görebildiğim kadarı ile Sound At Home mağazasında fiyatlar makul ve mantıklı, sahipleri müşterilere yardımcı olmaya çalışıyorlar. Hakan sakin ol diye diye ikinci mağazaya geçiyoruz hep birlikte.


Emre Seneoğlu, Hakancez, Mustafa Bey, Savaş Arıhan ve Reşit Bey.

İkinci mağazaya yürüyüş mesafesinde bir dakikadan az uzaklığı. Kapıdan girer girmez Lafayette marka bir amplifikatör kutusu açılıyor. Lafayette deyince hemen herkes Paris'te erkeklerin kabusu devasa mağazayı düşünür ama bizler gibi delilerin aklına hemen amplifikatörler geliyor. Hemen içeriye dalıyorum...


Vu-metre sevmeyen var mı?

Mağazanın içerisinde yine az ve öz sayıda cihaz var. Gözüm yukarılarda duran Dynaco pre-power sete takılıyor. Zamanın ötesinden gelmiş gibi. Ön yüzünde bir çizik bile yok. Dikkatli gözlerin hemen fark edeceği bir kaç önemli cihazın yanında mağazanın içerisinde plakta mevcut. Arkadaşlarımın söylediğine göre hiç olmayacak şeylerin denk geldiği oluyormuş arada. Bende tabii ki şöyle bir kurcalıyorum. Nasipte yokmuş bu kez bir şey bulmak :)


Eski püskü demeden her şeyi kurcalamak lazım...

Sound At Home ziyaretimde yine zaman içerisinde güzel bir yolculuk yaptım ve görmeyi hiç ummadığım bazı cihazlara denk geldim. Sağolsun Mustafa Bey ilgilendi gayet güzel bizlerle. Bir sürü cihazı kurcalayıp güzel tınılar duydum. Özellikle aradığınız bazı cihazları da sağlayabiliyor Sound At Home firması. Zaman içerisinde yolculuk yapmak isteyenler mutlaka ziyaret etsinler..

Adresi bulur bulmaz buraya ekleyeceğim...

Edit: Meraklılar için adres bilgileri şu şekilde;

Sound At Home
Erenköy Kazasker Çelebi Sokak No 9/b Yurdakul Apartmanı.
Telefon: 0216 369 18 37

En Sonunda Avantgarde Trio



Senelerdir Avantgarde Trio söyledir böyledir diye bir sürü yazı okumuşumdur. Bundan çok uzun seneler önce Rainer Leroy isimli bir odyofile ait bir sistemin fotoğraflarını sizlerle paylaşmıştım. Hem Tintin figürlerine hemde hoparlörlere bayılmıştık o zaman ailece. Seneler geldi geçti Avantgarde'ın bazı hoparlörlerini dinleme fırsatım oldu ancak Trio Classico'yu dinlemek yeni nasip oldu. Devasa bir mekanda harika tasarımlı objeler ve mobilyaların olduğu bir ortamda sonunda dinledim bu hoparlörleri.  Dinlediğim hoparlörler beyaz ama pearl tabir edilen renkteydi. Muhteşem görünüyorlar.



Sesi sorarsanız mekan devasa olunca manzara müthiş seste öyle. EL84 vakum tüplü son derece basit bir amplifikatör ile dinlediğim Classico'ları. Evimde büyük bir salon olacak, tavanlar yüksek olacak benim 2A3 ile nasıl bir ses elde ederim hiç hayal bile edemedim. Sanırım muhteşem olurdu.



Seçil Hanım'da bayıldı hoparlörlere. Keşke aynı formun daha ufaklığı bir şey olsa hiç düşünmez eve alırdık bir tane. Tabii fiyatının da makul olması şartıyla ;) Acaba çizim masasına otursak mı yavaş yavaş ...

New Audio Point: Şükrü Beyin Harikalar Diyarı!



İstanbul'un Anadolu yakasını fazla bilmem. Bir kaç ana arteri ve semti bilirim. Bunların dışına çıktığımda, zaman ve mekan oryantasyonum kaybolur. Serin bir İstanbul gününde Kadıköy taraflarında bir hifi mağazasına doğru yola çıktık. Bu öyle bilindik tarzda bir mağaza değil. Hani hifi tarihinin yattığı mağazalardan bir tanesi. İzmir'de bulamadığımız ancak olmasını arzu edeceğimiz türden bir mağaza. Bu tarz dükkanlarda ciddi bir mal yığını olur genelde. Pek çoğumuz burun kıvırırız bu tarz cihazlara. Ancak dikkatli gözlere ve birazcık bilgiye sahipseniz çok ilginç şeyler ile karşılaşmaya hazır olmalısınız.



Mağazaya girer girmez karşıma çıkan görüntü yukarıda. Dışarıdan bakıldığında bir sürü hoparlör ve cihaz görüyorsunuz ama ben bu kalabalığa bakınca ortada duran beyaz toz korumalı hoparlörleri fark ediyorum. KLH yani Henry Kloss hoparlörler ile tanışın. Bahsettiğim şey tam anlamı ile bu bu cihaz kalabalığına nasıl gözler ile baktığınız önemli. Bismillah deyip kapıdan içeri bir adım atınca bu hoparlörler ile karşılaşınca daha neler denk gelecek bakalım diye içimden geçirdim.


Raflar dolusu cihaz. Bakmayı bilince çok güzel parçalar olduğunu fark edebilirsiniz.

Mağazanın sahibi Şükrü Bey ile tanışmadan önce kendimi kaybedip cihaz kalabalıklarının arasında buldum kendimi. Daha ilk bakışta ADC marka bir ekolayzır ünitesi dikkatimi çekiyor. Sound Shaper serisi olması lazım. Bu cihaz nereden çıkmış olabilir ki diye düşünürken eski Japon firmalarının üst seri amplileri, pre-amplileri bir anda radarıma giriyor. Bu tarz mağazaların en güzel yanı sizlerle aynı zevki taşıyan insanlarla sohbet olanağı sunması. Aynı dili konuştuğunuz bir vahanın içerisindesiniz.


soldan sağa Savaş Arıhan, bendeniz Hakancez, Şükrü Bey

ADC ekolayzır sistemi ilgimizi çekti ancak daha neler neler var. Şükrü Bey bazı ürünleri gösteriyor. Yukarıda görüldüğü gibi ağzım açık. Yamaha ve Sharp markalı iki üst sınıf ekolayzır çıkıyor ortaya. Vintage sitelerde gördüğüm ve zamanında kullananların yazdıklarını okuduğumda ağzımın suyunun aktığı cihazlar. Parametrik ekolayzır gibi mevzuular günümüzde çok popüler değiller. Ama room correction adı altında hifi dünyasında yaşamaya devam ediyorlar. Aslına bakarsanız ikisinin aynı şey olduğunu söylemek mümkün. Ancak parametrik ekolayzır out, room correction in! Ben bunları düşünürken ADC ekolayzır deneme amacı ile yola çıkmış durumda. Aklımdan Soundcraft diye geçirirken karşı raftan bana el sallayan Soundcraft güç amplisini görüyorum. Bugün buradan çıkamayacağım galiba diye düşünüyorum...


soldan sağa Emre Senemoğlu, Savaş Arıhan, Hakancez, Şükrü Bey

Daha ilk odanın içerisinde saatler geçirecek kadar incelenecek mal var. En yukarıdan en alta kadar hemen her yere bakmak şart. Son bir kaç yıldır kendime hiçbir cihaz almadığımı düşünüyorum bir yandan. Bir şeyler denk getirip alayım mı diye aklımdan geçiyor ince ince. Hakan tut kendini diyorum. Fiyatlar hiç abartı değil hatta gayet makul seviyelerde. Eskiden vitrinlerin arkasından ağzımın suyu akarak seyrettiğim cihazlara ulaşmak mümkün bir şekilde :)


Şükrü Bey, Hakancez, Reha Arcan...

Odanın içerisinde cihazları gördükçe günümüzde müzik dinlemeye meraklı gençlerin ne kadar şanslı olduğunu düşünüyorum. Ben üniversitede okurken hatta sanırım lise talebesiyken biriktirdiğim para ile cihaz alabilmem çok çok zordu. İlk düzgün müzik sistemimi üniversite zamanı kazandığım para ile almıştım. Aslında hep iyi cihazlarım olmuştu bütçeme göre. Ama hani o "deck sistem" hayallerimiz vardır ya ancak üniversite zamanı yavaş yavaş alabilme imkanım olmuştu. Bugünün gençleri ise çok şanslı. Bizim hayallerimizi süsleyen cihazları biraz tasarruf yaparak harçlıklarınız ile alabilmeniz olası. Hatta öyle ki, çok makul bütçelerle gelip gayet güzel bir sistem edinebilirsiniz. Seslerine bugün ne derseniz deyin, rock dinleyen bir insan Technics'in alt seviye cihazları ile mutlu olabilir. Ben senelerce böyle müzik dinledim. Hatta kendi sistemimi tanıdık bir arkadaşa sattım ki istediğim zaman dinleyebileyim diye. Hala mutlu olabiliyorum o eski cihazlarla. Detay, sahne, katman bunlara çok takılmayıp mutluluğu arayanlar için ve özellikle de bütçesi sıkıntı olan okuyucularım için böyle mağazalarda mutluluğa giden kapı açılabilir...



Şimdi bir sonraki odadayım. Daha girer girmez Platinum hoparlörler dikkatimi çekiyor. Bu hoparlörleri pek kimse bilmez mesela. Raf tipi hoparlörler üreten firma bundan çok uzun seneler önce bas çözünürlüğü denilen konunun dibini görmüştür. Günümüzde pek az firma bu seviyeye ulaşabildi benim gördüğüm kadarı ile. Bu seviyeye ulaşmak için vereceğiniz para binlerce Dolar seviyesindeyken burada yatıyor bu güzelim hoparlör. Kaşıntı yeniden başlıyor, sakin ol Hakan.


Orta raftaki karartı bir tasarım harikasıdır. Bence gelmiş geçmiş en güzel tasarımlı CD çalar. Sesini sormayın :)

Rafları incelerken Audiomeca Mephisto'yu görüyorum. Tanrım bunun kadar güzel bir CD çalar tasarımı yapılıp yapılmadığı konusunda emin değilim tarih boyunca. Pierre Lurné'nin işleri işte. Sadece dokunmak bile yeterli oluyor mutlu olabilmek için. Olaya gerçekçi bakarsam benim gibi hardcore müzik dinleyicisi için bu tarz CD çalarlar başa dert. Sanırım bir kaç gün içerisinde iflas ederler. Ancak rafımın bir köşesinde dursa sanırım fena olmazdı :) Raflarda bilinmedik bir sürü mücevher var. Daha üst sınıf cihazlar, daha alt segment cihazlar. Hemen her bütçeye uyabilecek bir sürü cihaz, hoparlör ve pikap...


JBL monitörler ağzımın suyunu akıtıyor. Aşağıda da güzelim bir Nakamichi CR-7 yatıyor :)

Saatler sonra son odanın içerisindeyim. Yukarıya kafamı kaldırdığımda gördüğüm JBL monitörler zaman makinesine girmiş gibi. Tek bir çizik yok üstlerinde. Ağzımın suyu fena halde akıyor. Allah'tan benim aradığım şey bu değil. Benim hayalim hep 4430 sahibi olmaktı ama merak etmeyin onu da görüp dinleme şansım oldu. Ancak bir mağazada değil sevgili Savaş abinin evinde. Hemen listeye adımı yazdırdım. Bir gün hoparlörü elden çıkartacak olursa sanırım birinci sıradayım. Böyle bir sıra bekleme coşkusu sevgili Koray abinin Altec hoparlörlerinde de var. Bu tarz efsanevi cihazlara sahip olmasam bile çevremde birilerinde olması harika bir şey. İstediğim gibi dinleyip kurtlarımı dökebilme şansım var. Sanırım çok şanslı bir insanım. Bu odanın içerisinde de harika şeyler denk geliyor. Bir Audio Technica iğne ile denk geldik mesela. Daha sonra dinleme fırsatım oldu. Gerçekten bayıldım. Bildiğim bir modeldi ama internet sayfalarından... Arkalarda bir Nakamichi CR-7 yatıyor. Uzun senler boyunca peşinde koştuğum, üniversite zamanı raflarda görüp ağzımın sulandığı ancak asla o parayı veremedim harika bir kasetçalar. Bir gün Fil Elektronik Hamdi Beyin evinde gördüm ve uzun senelerdir süren dostluğumuza güvenerek bunu senden çalacağım demiştim. Dediğimi yapacağımı bilen Hamdi Bey, bana güzelim bir CR-7 bulup hediye etmişti ve muradıma ermiştim. O da kendi CR-7'sini kullanmaya devam ediyor :)

Yaz yaz bitmez gördüklerim ve dinlediklerim...

Öncelikle Şükrü Beye ev sahipliği için İzmir'den selamlar. Gerçekten hem güzel ağırlandım hemde hifi tarihi içerisinde bedava bir tur yaptım. Dediğim gibi bu tarz dükkanlar ne aradığını bilen insanlar için birer hazine değerinde. Bunun yanında özellikle genç okuyucularımızın bir yerlerden başlamak için bir göz atmaları gereken mekanlar.

Kısa bir zaman içerisinde mekanı işaretleyeceğim bir Google haritasını aşağıya eklerim. Eminim ki bir çok okuyucumuz nerede diye soracaktır. Bana birazcık zaman verin :)
edit: Adres bilgileri şu şekilde;
New Audio Point
Altıntepe Değirmen Yolu Cad. Bayramoğlu Apt. No:7 Dükkan:1 Bostancı / Kadıköy / İstanbul
Telefon: 0216 367 77 30


Daha Büyük Görüntüle

DOTA 2 Davetiyesi, Oynamayı Öğrenmek vs...



Stereo Mecmuası takipçileri arasında DOTA 2 davetiyesi gönderebilecek olan var mı? Eğer gönderecek olursa Steam'de de Hakancez kullanıcı adım :) Aslında davetiye gerekli mi tam emin değilim. Oyunu indirdim ancak sadece gözlem yapabiliyorum. Steam üzerinde bir pack'ten bahsedilmiş oynamak için onu mu satın almam lazım. Aslında sorularım çok :)

Bu arada DOTA 2 oynayan okuyucularımızdan oyununa dair bazı bilgiler alabilirsem çok mutlu olurum. Hatta bir kaç tur beraber oynayıp olayı çözmeme yardımcı olan birileri çıkarsa çok sevinirim. Kesinlikle bulaşma diyenleriniz olacaktır ama MOBA olayını merak ediyorum, bir denemem lazım... Merak işte ;)

Edit Davetiye bulundu ! Sn Gokberk NUR'a teşekkürler...

Serdar Kuzuloğlu İle Ortak Noktamız: Plaklar



Serdar Kuzuloğlu'nu bizim okuyucu kitlemizden genç olanlar mutlaka tanırlar ancak yaşları biraz daha büyük olan okuyucularımız büyük ihtimal tanımayabilirler. Sn Kuzuloğlu bloğunda yazdığı üzere Çarşamba günleri Radikal gazetesindeki köşesinde trendleri takip ediyor, Cumartesi geceleri TRT Haber’de Sosyal Medya adlı TV programını hazırlayıp sunuyor, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde (Sosyal Medyada İletişim / Pazarlama ve Yeni Tüketici ve Değişen Tüketici Davranışları başlıklı) yüksek lisans dersleri veriyor. Ancak geçmişi internet üzerinden başarılı projelerle dolu aslına bakarsanız internet üzerinde erken dönemlerde kendisine haklı bir yer edinmiş bir insan. Bunlar tabii ki bizim okuyucularımızı pek ilgilendiren şeyler değil.

Sn Kuzuloğlu, geçtiğimiz haftalarda plaklar ve pikaplar konusunda yazmaya başladı. Meraklı bir insan olarak kendi deneyimlerini ve görüşlerini yazdığı blog yazılarında gayet geniş kitlelere ulaşmayı başardı. Zaten geniş bir okuyucu kitlesi olan bir kişi Sn Kuzuloğlu. Yazılarının bir tanesinde kendi dilimizde fazla kaynak olmadığını yazınca bizim okuyuculardan bir kaç kişi kendisine sitemizin linklerini göndermişler. Bende ufak bir yazı yazdım ve bir sonraki yazısında sağolsun benden ve sitemizden övgü dolu cümlelerle bahsetmiş. Tekrar selam edelim buradan kendisine...

Hakan Bey, bunu neden yazdın dediğinizi duyar gibiyim. Evet bugün yerli ve yabancı bir çok sitede Stereo Mecmuası incelemelerini, fotoğraflarını hatta bizlerin farklı dillerdeki makalelerini okuyabiliyor meraklılar. Ancak hifi dünyası dışından insanların plaklar ve pikaplar konusunda kendi deneyimlerini paylaşmalarını çok önemsiyorum. Evet teknik açıdan Sn Kuzuloğlu'nun yazılarında ufak tefek hatalar olabilir ancak önemli olan tutku.  Yazdığı yazılar genç kitleleri müziğin fiziksel medya tarafına dikkatini çekmesi açısından önemli. Bu hobiye hatta yaşam biçimine merak duyanlar arttıkça daha iyi cihazlar, daha fazla plak görebiliriz ülkemizde. Bu çok önemli bir konu.

Sn Kuzuloğlu'na yazıları için teşekkür ediyorum ve yazılarının devamını merakla bekliyorum...