Betty Page ve Pikap



Fazla söze ne hacet. Betty Page, ufak bir pikapla beraber...

The Roses of Heliogabalus - Lawrence Alma-Tadema



Yukarıdaki tablonun adı “The Roses of Heliogabalus” veya Türkçesiyle “Heliogabalus'un Gülleri” ressamı ise Lawrence Alma-Tadema. Alma-Tadema ilginç bir ressam. 1836 yılında Hollanda'da doğan ressam 1870 yılında İngiltere'ye göç etmiş. Genel olarak klasik konuları resimlerinde işleyen ressamın benim ilgimi çeken yönü Roma İmparatorluğu dönemine olan ilgisi ve bu konularda çizdiği resimler. Tabii bu resimlerin bir kısmı daha bilindik konuları işlerken yukarıdaki örnek gibi son derece ilgi çekici resimleri de yok değil. “The Roses of Heliogabalus” Roma İmparatoru Elagabalus'u konu alıyor.

Elagabalus tüm Roma imparatorları arasında en tartışmalı olanlardan bir tanesi. Elagabalus saltanatını ilan etmeden önce rakiplerini yok etti. Tüm bunlar olurken İmparator daha ergenlik dönemlerindeydi. Düşmanlarını öldürdükten sonra Jıpiter'in yerine El-Gabal bir nevi güneş tanrısıydı ve İmparatorluğun uzak diyarlarındaki kültürlerin tanrıları ile Roma tanrılarının bir karışımı gibiydi. Bilgi olarak Roma İmparatorluğu Panteonu'nun ana tanrısı Jüpiter yüzyıllar boyunca önemini korudu. Din üzerinde bu değişiklikleri yaparken var olan tüm inançları alaşağı etti. Hayatlarını tanrıça Vesta'ya adamış rahibelerin evlenmesi kesinlikle yasaktı. Ancak Elagabalus bu kuralı değiştirdi hatta daha ileri giderek bir rahibe ile evlendi. Saltanatı döneminde her türden acayiplik yaşanmıştır. İşin güzel tarafı İmparator Elagabalus, tüm bu olan bitenleri 18-19 yıllık kısa ömrüne sığdırmayı başarmıştır. Bu güzel tablo, işte bu garip imparatoru ve çevresinde yaşananları çok güzel resmediyor. İmparator için Historia Augusta'nın Antoninus Heliogabalus (1) maddesine bir göz atabilirsiniz. Meraklısına orjiinal metin Latince olarak elimde mevcut. Edinmek için bir e-mail atabilirsiniz...

(1) Elagabalus için Heliogabalus ismi de kullanılır. İsmin kökeni eski Yunanca güneş kelimesinden türetilmiş.

Lautlos Rein Plak Temizleme Makinesi



Bir kaç gündür Stereo Mecmuası Forumlarında plak temizleme makineleri ile alakalı bir devinim yaşıyoruz. Her DIY projesinde olduğu gibi ilk önce beyin fırtınası ile başlayan bu devinim sonucunda bakalım somut bir şeyler ortaya çıkacak mı? Konuyla alakalı küçük bir araştırma yaparken yukarıda fotoğrafını gördüğünüz plak yıkama makinesine denk geldim. Lautlos Rein üründe ilginç bazı fikirler var. Tasarım ise başlı başına bir olay zaten. Fiyatı konusunda bir fikrim yok ama çok iyi bir pikap kadar pahalı olduğunu düşünüyorum... Forumdaki konu başlığına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Mum Diskografisine Bir Bakış Atalım



Múm, İzlandalı bir müzik topluluğu. Bu topluluktan Stereo Mecmuası'nda yayınladığımız “Screaming Masterpiece” DVD'siyle alakalı yazımda bahsetmiştim. Múm, çok ilginç bir müzik tarzına sahip. Bir yanıyla karanlık, bir yanıyla son derece yumuşak, bir yanıyla da deneysel.

Müziklerindeki en belirleyici özellik, kesinlikle vokaller. Bunun yanında görmeye alışkın olmadığımız ilginç enstrümanları elektronik öğelerle birleştiriliyor. Topluluğun kadrosu biraz karmaşık. Yazması ve okuması ölüm olan diğer üyelerden ziyade bence önemli iki kişiden habsedeceğim. İki kardeş Gyða ve Kristín Anna Valtýsdóttir, topluluğun karakteristik vokal tarzı ve ilginç enstrümanlarının bir kısmını çalarak bence Múm'un müziğinin omurgasını oluşturuyorlar(dı). Ancak iki kardeş, eğitim hayatı filan derken toplulukla ilişkilerini ilk dönemlerdeki kadar sıkı tutamıyorlar. Bence ilk albümlerden bugünlere gelirken müziklerindeki olumsuz dönüşümü bu şekilde açıklamak mümkün. İşin kötü tarafı topluluğun ilk 2 albümünü bulmak pek kolay değil. Arayışlarınıza dijital alanda devam etmek gerekiyor.

2000 yılında yayınlanan “Yesterday Was Dramatic” ve 2002 yılında yayınlanan “Finally We Are No One“ albümlerini edinmenizi tavsiye ederim. Adını okumanın imkansız olduğu ve ancak kopyala yapıştır ile yazabildiğim Kristín Anna'nın ayrılışından sonra yayınlanan 2007 yılı albümü “Go Go Smear the Poison Ivy” yine bir şekilde ortalamanın bayağı üzerinde bir albüm. Bu albümde vokaller tamamen değişik, müzik tarzında da farklılıkları görebilmek mümkün. Ancak 2009 yılı albümü “Sing Along to Songs You Don't Know” için pek olumlu konuşabilmem mümkün değil. Evet yine çok farklı bir albüm ama topluluğun ilk albümleri kadar etkileyici değil. Hatta sıkıcı olarak nitelendirebilmek mümkün...

Şarkıları teker teker ele aldığınızda sorun olmuyor ama albümü baştan sona dinlerken eh yeter artık diyebilme potansiyeliniz var. Aşağıda topluluğum 2009 yılı albümünden "Sing Along" parçasına çekilen video klip var.

Absürd Plak Kapakları: Marinella Stalia



Marinella Stalia, Yunan müziğinin en önemli kadın seslerinden bir tanesi. İlk önemli çıkışı 1950'lerde "Nitsa Elenitsa" şarkısı ile yapmış. Bir diğer önemli müzisyen olan Stelios Kazantzidis ile uzun süreli ortak çalışmalar yapan Stalia'nın en ilgi çekici özelliklerinden bir tanesi Eurovision şarkı yarışmasına katılan ilk Yunanlı müzisyen olması. Anlayacağınız Marinella Stalia Yunan müziği için önemli bir isim. Ancak yukarıdaki kapak olacak gibi değil. 1969 yılında yayınlanan Stalia adlı plağın kapak olacak gibi değil. Aşağıya bir klip ekleyetim dedim. İkisinin aynı kişi olduğuna inanmak bile güç :)

Hi-fi Dünyası 2011 Yaz Ayları



Arada sırada dünya hi-fi piyasasında neler oluyor neler bitiyor konusunu ele alıyorum. En son bu senenin başlarında bu konuyla alakalı biraz yazı yazmıştım. Güncel bilgiler ışığında yaza girerken neler olduğundan bahsedeyim...

Tüm dünyada satış alanında gözle görülür bir daralma olduğunu söyleyebilmek mümkün. Üretici firmalar bu daralmayı çeşitli yöntemlerle aşmaya çalışıyorlar.

Bu sıralar en popüler yöntem, internetten satış. Başta bir çok aksesuar üreticisi olmak üzere bir çok üretici kendi satış kanallarını açmaya devam ediyor. Bazı firmalar eBay gibi global sitelerden yararlanırken, bu aralar kendi satış sitesini açan üreticilerin arttığını gözlemlemek mümkün. Bu durumda yerel ve ülke dağıtıcıları etkisizleşiyor. Anlaşılan üretici firmalar ara dağıtım kanallarına ayrılan kar marjını, tüketiciye daha uygun fiyat etiketi için kullanmayı daha uygun buluyorlar.

Son dönemlerde üreticiler daha fazla satış için çok fazla dağıtım kanalı değiştirir oldu. Özellikle Avrupa'da temsilciler sıklıkla değişiyor. Ülkemizde de bu durumun özellikle bahar aylarında artacağını söyleyebilmek mümkün. Eskiden dağıtıcı/temsilci firmalar birbirlerinin markalarına saldırırken, şimdi üreticiler daha agresif davranıyorlar. Anlayacağınız bahar aylarında ülkemizdeki hi-fi pazarı fena halde karışacak. Bu durumun bazı yan etkileri var. El değiştiren markalarda ciddi bir likidasyon (1) süreci yaşanıyor. Sıfır ürünlerin fiyatları çok düşünce markanın ikinci el pazarı ölüyor ve tüketiciler ikinci el pazarı stabil olmayan ürünler konusunda alışveriş yapmaktan kaçınıyorlar.

Geçmişin aksine üreticilerin satış konusunda daha agresif olduklarını yazdım. Satışın kim tarafından yapıldığını çok önemsemeyen bazı üreticiler çeşitli ülkelerdeki temsilcileri vasıtası ile agresif fiyatlar sunuyorlar. Özellikle pahalı high end ürünlerde başlayan bu yeni trend ortalığı fena halde karıştırmış durumda. Özellikle güçlü Avrupa ve Uzakdoğu temsilcileri çok ilgi çekici indirimlerle pazara ürün basıyorlar. Üreticiler bu konunun kendileri ile alakası olmadığını iddia etseler de, bazı ülkelerde işler fena halde karışmış durumda hatta mahkemelik olan bazı firmalar olduğu söyleniyor. Bazı ülkelerde yerel dağıtıcı ve temsilciler isyan bayrağını çekmiş olsalar da, bu durum ilerleyen yıllarda daha da artacak gibi. Ülkemizdeki gümrük duvarları ve mevzuat dolayısıyla üst-giriş sınıf ürünlerde hareketlilik yok. Ancak üst-uç sınıf ürünlerde belirli bir hareketlilikten bahsedebilmek mümkün.

Benzer bir durum giriş seviyesi ürünlerde de yaşanmakta. Bu alanda Avrupa fena halde karışık durumda. Satış potansiyeli güçlü Almanya gibi ülkelerdeki temsilciler giriş seviyesinde diğer ülkelerdeki yerel firmaları zor durumda bırakacak fiyatlarla satış yapıyorlar. Avrupa'da gümrük duvarları olmadığı için isyan yavaş yavaş büyüyor. Bu durumun ülkemize de yansımaları orta vadede artacak gibi.



Tüketiciyi zorlayan konu gümrükler olsa bile, son dönemlerde yurt dışından kişisel ürün getirten çok sayıda meraklıya rastlıyoruz. Bu durum bana seneler önce bilişim sektöründe yaşananları hatırlatıyor. Notebook'ların ülkemizde pahalı olduğu dönemlerde çok ciddi miktarlarda cihaz yurt dışından gelmeye başlamıştı. İlk adımda bu duruma karşı durmak isteyen yerel dağıtıcılar, hemen servis silahına başvurdular. Türkiye'den alınmayan ürünlere servis hizmeti verilmemeye başlandı. Oysa bu durum uluslararası garanti koşullarının ihlali demekti. Bir şekilde servis hizmeti verilmeyince, yeni bir sektör ortaya çıktı. Yerel temsilcilerden bağımsız servis firmaları. Bu durumdan sonraki adım paralel ithalat (2) oldu. Sonunda bu durum üreticilere dokunmaya başlayınca servis sorunu çözülüverdi. Fiyat indirimleri de başladı. Sonuçta bazı markalarda fiyatlar Avrupa ile aynı seviyeye geldi. Bugün bazı markalarda yurt dışından aldığınız ürünlere ek bir ücret vererek Türkiye'de servis hizmeti alabiliyorsunuz. Bazı markalarda ise garanti hizmeti bilabedel şekilde sağlanıyor.

Bir süredir tüm bu gelişmelerden olumsuz etkilenen Güney Avrupa, Doğu Avrupa gibi pazarlarda neler konuşuluyor. Herkesin ortak görüşü hizmet kalitesinin arttırılması. Tüketicilere daha iyi hizmet vererek büyük dağıtım kanalları ile mücadele edebilmek mümkün. Bazı araştırmalar (bilişim sektörü için) tüketicilerin hizmet kalitesini göz önüne alarak bir ürüne %10-15 daha fazla ödeyebileceklerini işaret ediyor. Ülkemizde ise bu çıta gümrük duvarı ve mevzuatlar dolayısıyla %20 ila 35 seviyelerine kadar çıkıyor. Bu oranlar kabaca KDV+ÖTV şeklinde nitelendirilebilir. Bunun üzerindeki oranlarda markalar arası kayış veya farklı tedarik kanalları seçenekleri değerlendirilmeye başlanıyor.

Anlaşılan yaz ayları hi-fi dünyasında sessizliğin hakim olacağı ama fırtına öncesi sessizliğin hüküm süreceği bir dönem olacak. Bahar aylarında ise savaş kızışacak gibi. Ayrıca bazı dedikodulara göre çok büyük birkaç üretici firmanın el değiştireceği söyleniyor. Bu bahar ve kış dönemi ilginç olacak gibi. Hep birlikte bekleyelim ve görelim...

(1) stok temizleme odaklı yüksek fiyat indirimi
(2) Paralel ithalat, resmi prosedürler izlenerek bir ülkedeki resmi ithalatçı veya temsilci kanalı ile değil üçüncü kişi veya firmalar tarafından yapılan ithalatlara deniyor.

Finite Elemente Hohrizontal 51



Finite Elemente firmasını çok severim. Tasarımları çok keyiflidir. Fotoğraflar firmanın bir çok tasarım ödülü almış Hohrizontal 51 isimli ürününün fotoğrafları. Bu aslında bir raf gibi gözüküyor ama aynı anda bir iPod ve iPhone dock sistemi. Sadece Apple ürünleri değil hemen her türden ekipman bu sisteme bağlanabiliyor. Sistem daha doğrusu raf içerisine hoparlörlerde gizlenmiş. Çok yaratıcı bir fikir. Bu arada sistemin bin bir çeşit rengi mevcut...

Pazar Sineması: Frankenstein (1910)



Frankenstein, 1910 yapımı bir film. Film, o dönemin Edison stüdyoları tarafından çekilmiş. Filmin senaryosu orijinal romana sadık kalarak J. Searle Dawley tarafından yazılmış. Aynı zamanda filmin yönetmeni de Dawley. 1910 yapımı bu film sinema tarihinde bol bol çekilecek Mary Shelley romanı tabanlı Frankenstein filmlerinin birincisi. Bu arada filmin bazı ilginç noktaları var. İlki filmin yapımcısının meşhur Thomas Edison olduğu söylentisi. İkincisi ise filmin kaybolması. İlk kez 1963 yılında izine rastlanmış. Filmin orijinal bandı, 1950'lerde Amerikalı bir film koleksiyoncusu tarafından satın alınıyor. Ancak o dönemde filmin ne olduğunu anlamıyor ta ki 1970'lere kadar. 2010 yılında filmin yeniden onarılmış bir kopyası 100. yılı dolayısıyla gösterime giriyor.

100. yaşını geçen filmin telifi ortadan kalmış durumda. Filmin tamamını yukarıda seyredebilirsiniz.

Şaşkınlık: Fallen!



Tolga, Stereo Mecmuası'nın 28. sayısında Burzum topluluğunun Fallen albümünü öve öve bitiremeyince, merak ettim ve mesaj attım. Zaten hemen arkasından CD bana kargolanmıştı bile. Burzum'un daha doğrusu Varg Vikernes'in yaptığı bütün işler istisnasız elimde vardır. Eskisi kadar dinliyor musun derseniz, hayır, ama arada sırada nostalji de fena olmuyor doğrusu. Albüm elime geçince gerçekten şok oldum. Çok ilginç bir sound'un yanında bayağı hoş bir albüm vardı elimde. Tolga konuyu özetlemiş zaten; "Albümde çok ilginç ekipmanlar kullanmış ve bu durum sayesinde sound müthiş. Basına verilen ve albümde paylaşılan listeye göre 1960'lardan kalma VOX AC50 amplifikatör, 1970'lerden kalma davul seti, meşhur lambalı Neumann M149 mikrofonlar gibi tür için son derece alışılmışın dışında bir ekipman kullanmış"

Gerçekten şaşırtıcı bir albüm... Bunu yazacağım aklıma bile gelmezdi. Albümün ayrıntılı incelemesi işte burada!

Quadraspire Sunoko-Vent T



Quadraspire, İngiliz bir üretici. Genelde hi-fi stand'leri üretiyor. Firmanın Sunoko-Vent T modeli bayağı ilginç gözüküyor. Katlara özel delikler açılmış, böylelikle havalandırma konusunda avantaj sağlıyor. Bir şekilde DIY projesi ile yapılabilecek iyi fikirlere sahip bir ürün.

Mutlu Bir Odyofil



Halinden mutlu bir odyofil. Ne kadar çok cihaz o kadar fazla mutluluk... Mu acaba?

Pixar Stüdyolarına Gidesim Geldi:)



Tamam, bu yazımın hi-fi ile uzaktan yakından alakası yok. Eight Hour Day adlı bir blogta denk geldiğim fotoğrafları paylaşmak istedim. Pixar Stüdyolarını bilirsiniz, bir çok meşhur animasyonu yaptılar. Toy Story, Finding Nemo, Monsters, Cars gibi. Bunlar çocukların yanında büyüklerinde keyifle seyredebileceği filmlerdir ki, biz ailecek çok severiz. Eight Hour Day bloğunuu şanslı yazarları Pixar Stüdyolarını ziyaret edip fotoğrafları çekmişler. Kim böyle bir ortamda çalışmak istemez ki?

Mike Yine Kayıt Peşinde



Geçtiğimiz günlerde Mike, Türkiye'ye gelince buluştuk. Bu aralar yine rahat durmayıp kayıtlara devam ediyormuş. Bu kez bas kaydı yapıyor. Gelirken bana yaptığı yeni kayıtlardan bazı örnekler getirmiş. Oldukça ilginç şeyler var. Bu arada yukarıdaki müzisyen, Londra Filarmoni'nin önde gelen müzisyenlerinden bir tanesi.. Çok yakında sizlere de sürprizlerim olacak.






Plak Yerinde Olmak İsteyen Var Mı?

Garip Bir Pikap



Garip ve Eğleceli Ürünler bölümümüzde bazen çok ilginç ürünler yayınlıyorum. Bazen de ürünleri tasarlayanları tam dayaklık olarak tanımlıyorum.  Geçenlerde Cardboard Record Player isminde bir ürün yayınlamıştım. Eğer bu garip ürünle pikaplarınızı haşat edemezseniz RD Silver firması tarafından tasarlanan Nothing But Scratch isimli pikapla bu amacınıza ulaşabilirsiniz. Aşağıda bunun yöntemleri resimlerle anlatılmış. Yine tam dayaklık bir ürün.

iPhone Çılgınlığı


Tüm dünyada ve ülkemizde de iPhone gerçek bir çılgınlık haline gelmiş durumda. Eh bu konuda insanlar haksız değiller doğrusu. Gerçekten güzel özellikleri var. Her ne kadar bu aralar çevremde Android vs iPhone muhabbeti çok yapılıyor olsa da, Apple'ın ürünlerinin arkasında müthiş bir pazarlamanın yanında inanılmaz bir aksesuar desteği var.

Geçenlerde bir arkadaşım iPhone'u için kapak (veya ismine ne deniyorsa) ararken yukarıdaki kapağa bulmuş. Hatta kendine iPhone alırsan kapağı ben hediye edeceğim dedi. Benim iPhone'um yok. Hatta almayı da planlamıyorum. Cep telefonu dünyasına Ericsson T-bilmem kaç modeli telefonum bozulunca küstüm.. O telefonu çok büyük bir beğeniyle almıştım ancak bir kaç sene içerisinde hem arızalandı hemde haşat oldu. Tıpkı bilgisayar dünyasında olduğu gibi çok iyi bir şey almanız, onu sonsuza kadar kullanacağınız anlamına gelmiyor. Bir kaç sene sonra sıkıntılar başlıyor.

Ama yukarıdaki kapağı görünce kıskanmadım değil. Benim külüstüre böyle bir şey bulabilir miyim dedim ama araştırma yaptığım web siteleri bile demode modellere ürün satmıyoruz ekranı ile kovaladılar beni...

Rengarenk CD Rafları



Megan Searle tarafından tasarlanan "Curve Squared" isimli modüler depolama sistemi. Kendi içerisinde aydınlatmaya da sahip olan bu ilginç tasarım özellikle CD'ler için ideal. Küplerin farklı renkleri var ve istediğiniz gibi bir kombinasyon yapabiliyorsunuz. harika...

Deniz, Güneş ve Issız Bir Çeşme



Son yıllarda Çeşme ülkemizde moda haline geldi. Ancak biz İzmirliler için Çeşme ne olursa olsun o bildiğimiz Çeşme'dir. Bu sene erken bir dönemde Çeşme'ye gittik Seçil ile. Sezon açılmamış, her yer bomboş, deniz harika. Eh bundan daha iyi tatil olamaz. Şimdi Eylül ayını bekliyoruz tekrar, Çeşme yine boşalsın diye. Aralarda da boş bırakmayacağız tabii ki :)

Bu arada Çeşme'ye gelip saçma sapan yerlerde yemek yiyip bir sürü para ödemek yerine Imren Lokantasına mutlaka uğrayın. Harika zeytinyağlılardan tadın ve eğer mevsimi ise kabak çiçeği dolmasını mutlaka sipariş edin. Şiddetle tavsiye edilir..

SM 28. Sayı



Stereo Mecmuası'nın yeni sayısını sonunda yayınlamayı başardık. Bu sayının kapağında, Fransız ressam William-Adolphe Bouguereau’nun Elegy adlı tablosundan bir bölüm kullandım. Resim sanatı ile çok ilgili olduğum için değil bu sayıda Tolga'nın incelediği Burzum'un Fallen albümünün kapağınında aynı resmi kullandığı için özellikle seçtim. Yeni sayıda Burzum, Dimmu Borgir gibi uç metal örneklerinden Müzik Hayvanı, Mutant, KonstruKt gibi ülkemizden popüler müziğin son derece dışında örneklere, John Zorn, Dewey Redman gibi çok popüler olamayan isimlere kadar popüler bir yayının yer veremeyeceği her türden müziğe yer vermeye çalıştık. Yeni sayımızı buradan indirebilirsiniz veya web sitemiz üzerinden okuyabilirsiniz. Bir göz atmanızı öneririm :)

Müzik Hayvanı



Yazımızın başlığı biraz şaşırtıcı değil mi? Müzik Hayvanı. Müzik Hayvanı bağımsız bir müzik oluşumu. Yurtdışında bu tarz oluşumlara independent label deniliyor yani bağımsız bir plak şirketi. Ancak ülkemizde bu tarz bir yapı pek bilinmediğinden müzik oluşumu bence Müzik Hayvanı’nı anlatmak için uygun terim.

Müzik Hayvanı oluşumundan ilginç bir şekilde haberim oldu. Biliyorsunuz geçmiş aylarda Yakaza Ensemble’ın A’mâk-ı Hayâl albümünü öve öve bitirememiştim. Hala da aynısını düşünüyorum. Bence son yıllarda dinlediğim -kendi türünde– en başarılı 5 albümden bir tanesiydi. Bu topluluğun bir parçası olan Eray Düzgünsoy vasıtası ile Facebook’tan öğrendim Müzik Hayvanı’nı. Oluşum albümlerini meraklılarla ücretsiz olarak paylaşıyor. İnternet üzerinden indirmek seçeneğinizin yanında CD olarak edinmenizde mümkün. Çeşitli müzik marketlerde Müzik Hayvanı yapımlarını edinebilmeniz mümkün. Şimdilik edinebileceğiniz noktaların tamamı İstanbul’da ancak internetten de indirme seçeneğimiz olduğundan bu büyük bir sorun olmuyor.

Albümleri edinip beğenirseniz yazımın sonunda bulacağınız web adresi linkini kullanarak bağış yapabilirsiniz. Zorunluluk yok, alt miktar yok. Canınız nasıl istiyorsa o şekilde davranabilirsiniz. Ama albümleri indirip hoşunuza giderse karınca kararınca destek olmaya calışın derim...

Bu tarz oluşumların en önemli özelliği bence müzisyenlerin hiçbir baskı olmadan arzu ettikleri şekilde yani serbest olarak istediğini yapabilme özgürlüğünü sağlamasıdır. Ancak her müzisyenin yaşamaya ihtiyacı olduğundan dinleyicilerin onlara destek vermesi gerekli. Bugün her alt türden deneysel müzik tarzları, ilerici, serbest performansa dayanan müzikler, pek fazla seyirci ve dinleyici bulamıyor kendisine. Bu sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde böyle maalesef. Hal böyle olunca müzisyen ve dinleyicilerin buluşmasını ve karşılıklı etkileşimini sağlamak için bazı formüller gerekiyor. Müzik oluşumları, web siteleri, blog’lar bu amaçla kullanılabilecek enstrümanlar. Ben Türkiye için Stereo Mecmuası’nı da bu statüde görüyorum. En azından elektronik derginin yönetimi bende olduğu sürece bu durum böyle devam edecek.



Müzik Hayvanı’ndan yayınlanan iki albümü sizlere tanıtayım. İlk albüm Eray Düzgünsoy’un “Şifalı otlar için postlüdler” başlığını taşıyan albümü. Albüm neredeyse 27 dakikalık bir süreye sahip. Emeği geçenler ise oldukça kalabalık. Haydi gelin listeye göz atalım. Beste Özensoy: Obua. Bora Çifterler: Timpani, Trampet, Vibrafon. Ceren Erendor: Viyolonsel, Piyano. Emrah Yilgin: Saksofon. Eray Düzgünsoy: Gitar. Ertan Sahin: Tuba. Ezgi Kaki: Korangle. Hülya Uysal: Flüt. Kamucan Yalçın: Klarinet. Kerem Murat Özdemir: Keman. Merve Darcan: Kontrabas. Serkan Emre Çiftçi: Trompet. “Şifalı otlar için postlüdler” toplam 16 şarkıdan oluşuyor. 16 şarkının 27 dakikalık bir albüm oluşturduğunu düşünürseniz, şarkılar çok uzun değil. Ancak bazı şarkıların çok daha uzun olmasını isterdim doğrusu. Örnek vereyim mesela Enginar veya Nar!

Deneysel bir albümden bahsetmek her zaman zordur. Albümler genelde son derece içseldir. Belli bir forma sahip olmadıkları için bir dergi yazarı için okuyuculara albümü anlatmak kabus gibidir. En kolay yönü alın dinleyin demektir. Müzik Hayvanı albümleri için bunu söylemek çok kolay. Zaten albümleri edinmek için ücret ödemenize gerek yok. Bilgisayarınıza özgürce indirerek dinleyebilirsiniz. Bu tarz müziğe yabancı olan okuyucularımız için bir kaç öneri de bulunayım. Eminim ki bir çok insan web sitesine göz atacaktır. Bu tarz albümleri dinlerken herhangi bir beklenti içine girmeyin. Müthiş bir birliktelik, müthiş bir solo duymaya çalışmayın. Gözlerinizi kapatın ve müziğin sizi bir yerlere götürmesini bekleyin.

Ne alaka diyeceksiniz ama zihninizi özgür bırakın. Bakalım siz neler düşünecek, neler hayal edeceksiniz.

Sizlere bahsetmek istediğim ikinci mini albüm “Fragments” adını taşıyor. Emir Emre’nin kendi bestelerini içeren albüm toplam 5 şarkıda oluşuyor. Şarkılar Emre’nin gitarının elektronik öğelerle zenginleştirilmesi, çeşitli efektler ve bilgisayar bölümleriyle desteklenmesi ile oluşturulmuş. “Boğaz 953” isimli şarkıda Ertan Şahin destek vermiş. Bu şarkı pek güzel olmuş. Şarkılar şaşırtıcı derece de uzun ve karmaşık yapıdalar. Açıkçası ben çok beğendim. Yine zihninizi serbest bırakabileceğiniz yapıdalar. Siz ne anlatmasını istiyorsanız şarkılar onu anlatıyor.

Siz bu satırları okurken Ömer Sarıgedik’in “Anomali” albümü bilgisayarıma iniyordu. Bu albümle alakalı düşüncelerimi de kendi bloğumda yayınlarım yakın zamanda. Ayrıca çok yakında Eray Düzgünsoy’ün “Works” ismini verdiği albümü yine Müzik Hayvanı üzerinden meraklıların beğenisine sunulacak. Eğer albümleri beğenirseniz web adreslerini sık kullanılanlarınıza atmanızı öneririm. Önyargılarınızdan sıyrılıp aşağıdaki linkleri kullanarak Müzik Hayvanı web sitesine doğru yol almanızı tavsiye ederim...

Müzik Hayvanı
Web sitesi: www.muzikhayvani.com
Blog: http://muzikhayvani.wordpress.com

not: Resim 1 ve 2'deki çalışmalar sırasında çekilmiş fotoğraflar ve yayınlanan albümlerin kapakları Müzik Hayvanı web sitesinden alındı.

Absürd Plak Kapakları: Aimable



Fransız orgçu ve akordiyoncu Aimable'ın Grands Boulevards albümü. Albümlerinde genelde çok bilindik şarkıları yorumlar, valsler, chanson'lar. Müzik her zaman fena halde vasat veya vasatın altındadır ama plak kapakları son derece külttür. O yüzden plak fiyatlarının ucuz olduğu dönemlerde denk geldikçe satın aldım. Plak, Monde Disques'ten yayınlanmış. Kod: Collection Universelle MDINT 9132

Rocket Ayna



Bu haftanın Rocket ürünü bir ayna. Yaklaşık 70 Dolar fiyat etiketine sahip olan ürünün farklı renk seçenekleri var. Firmanın tüm ürünleri müzik ile alakalı dikkat edeceğiniz gibi :)

Absürd Plak Kapakları: The Reflections



The Reflections isminde çok müzik grubu var. Bizim konumuz olan Reflections 1970'lerde New York'ta kurulan bir grup. Müzik tarzından bahsetmeye gerek olduğunu hiç zannetmiyorum. Love On Delivery topluluğun ilk LP'si 1975 yılında EMI tarafından basılmış. Kodu: EMI E-ST 11460. Arka kapak özellikle dikkat çekici :)

Art Ensemble Of Chicago ve Cecil Taylor 1984



Art Ensemble Of Chicago konseri konuk müzisyen ise Cecil Taylor. Görüntüler 1984 yılından Paris, Fransa'dan.

Danimarka'dan Müzik Mağazası



Danimarka'dan şık bir müzik mağazası. Arka tarafta kitaplarda gözüktüğüne göre aslında büyük bir perakende mağazası olma olasılığı daha yüksek. Çok güzel :)

Technics SP-10 Restorasyonu



Sizlerle daha önce burada Thorens TD125 pikap için yapılan harika bir restorasyon çalışmasının fotoğraflarını paylaşmıştım. Bu kez yine Artisan Fidelity firmasından Christopher Thornton’ın elini değdiği belli olan bir Technics SP-10 pikabı paylaşmak istiyorum. Özel kızıl renk cilanın içerisinde sizce de müthiş gözükmüyor mu?



Rocket Masa



Geçen hafta sizlerle Rocket'in gitar şeklinde tasarladığı bardaklığı paylaşmıştım. Firmanın bir de orta masası varmış. Yine gitar şeklinde ve akriliken üretilmiş. Fiyatı yaklaşık 400 Dolar ve renk seçenekleri var.

Kütüphane'de Hayalet Avlayalım

Sizlere burada Improv Everywhere topluluğunun vukatlarından bahsetmiştim. Arkadaşlar bu kez New York'taki Halk Kütüphanesinde Ghostbusters filminden bir sahneyi canlandırmışlar. Yine kimsenin haberi olmadan yapılan bir canladırma ve kütüphanedeki vatandaşların tepkisi son derece sempatik. Çok keyifli...

Davone Ray



Danimarkalı hoparlör üreticisi Davone'dan Ray modeli hoparlör. Retro çizgiler taşıyan çok hoş bir raf tipi hoparlör

Amerika'dan Güzel Bir Ev ve Sistem



Amerikalı Anthony Pearson'ın evi. Plak koleksiyoncusu olan Pearson'ın son derece minimal ama bir o kadar güzel gözüken bir hi-fi sistemi de var. Pikabın Linn LP-12 olduğu belli ama ampli ve hoparlörleri tanımıyorum. Aşağıda oturma odasından bir fotoğraf var. Fotoğraflar Noah Webb tarafından çekilmiş...

Oedipe et le Sphinx - Gustave Moreau



Gustave Moreau (1826 – 1898), Fransız sembolist ressam. Eserlerinde genelde mitolojiden etkilenmiştir. Ayrıca İncil'deki bazı öykülerde onun resimlerinde işlediği konulardandır. Moreau, resminde çoğunlukla edebiyattan etkilenmiştir. Bazı öyküler veya hikayelerdeki küçük ayrıntıları alıp onları resmeder. Sembolizm etkisi, resimden edebiyata sıçrayınca bir çok yazar onu öncü kabul etmiştir. Oedipe et le Sphinx veya Türkçeleştirilmiş haliyle Oedipus ve Sfensk resmini 1864 yılında yapmış.

Bu eserde Yunan mitolojisinden etkilenmiştir. Hikayaye göre Sfenks, bir Yunan şehir devleti olan Thebes'e ulaşan yolda yaşar ve geçenlere bir soru sorarmış. Doğru cevap veremeyenleri cezalandırmış. Bu arada resimdeki Oedipus, Thebes kralıdır. Bir kehanete göre o babası kralı öldürecek ve annesi ile evlenecektir. Tüm bunlara inanmaz ancak kehanetteki olayların tamamı başına gelir. Freud'un meşhur (ama bir o kadar tadsız bir olayı açıklayan) "Oedipus Kompleksi"nin adı işte bu kraldan gelir.

Filmlerde Pikaplar ve Plaklar; Superman



1952 yılında yayınlanmaya başlayan Adventures of Superman (Süperman'in Maceraları) dizisinden bir enstantane. Superman taşınabilir bir gramofon ile tanışıyor. Çok keyifli bir kare :)

Amerika'dan Hoş Bir Plak Mağazası



Amerika'dan bir diğer müzik mağazası  Hoş!

Stereo vs Pets


Her ikisi de 30 kuruş, hangisini alırsınız?

Absürd Plak Kapakları: Sheli ve Yoram



Shalom from Sheli and Yoram. Great Hits From Israel and Jerusalem Songs. Veya Sheli ve Yoram'dan selamlar. İsrail ve Kudüs'ten önemli şarkılar. Plak 1976 yılında HED-Arzi Records tarafından yayınlanmış.

Eğlenceli; Çizgi Makara Teyp



Tintin çizgi filmlerini sevmeyen var mıdır bilmem. Bu başlıktaki sahneler Tintin Lake of Sharks çizgi filminden alıntı. Çizgi bir makara teyp. Resimler Reel To Reel World bloğundan...

Sun Ra Arkestra 1981



Sun Ra ve meşhur Arkestra'ı 1981 yılında Chicago Jazz Festival'inde. Seyredilesi :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...