Jack White ve Third Man Records


Zamanında televizyonlarda MythBusters programlarından tanıdığımız Adam Savage aslına çok yönlü bir adam. Yakından takip edenler bileceklerdir, amca, film "prop"larından, bir sürü alana kadar koleksiyonculuk konusunda delilik seviyesinde bir durumda. Kendisinin "Tested" diye bir yayını da var ve internetten takip edebiliyorsunuz. Neyse konumuz Adam Savage değil. Asıl olay Jack White...

Jack White veya tam ismiyle John Anthony Gillis, 1975 doğumlu Amerikalı müzisyen. Jack White'ın geniş kitleler tarafından tanınması 2011 yılında dağılan The White Stripes topluluğuyla olmuştur. Jack White ve Meg White tarafından kurulan White Stripes özellikle "Elephant" albümü ile kendilerine sağlam bir yer edinmişler ve albümden yayınlanan "Seven Nation Army" şarkısı ile modern rock şarkı listelerine sağlam bir giriş yapmışlardır. Topluluğun dağılmasının ardında bir dizi olaylar zinciri olsa da, dedikodulara göre Meg White'ın kasetinin (!) ortaya çıkması. Tabii Meg White'ın Jack White'ın eski eşi olduğunu da ekleyelim genel bilgi açısından. Jack White aynı zamanda The Raconteurs ve The Dead Weather topluluklarının da kurucu üyelerindendir. Bu toplulukların hepsi kendi türlerinde geniş dinleyici kitlelerine ulaşmış albümler yaptılar.

Jack White, son yıllarda "Third Man Records" diye plak firması kurmuştu. Yeni müzisyenlerin albümlerinin yanında American Epic serisi ile, Lead Belly, Blind Willie Johnson ve Mississippi John Hurt gibi blues efsanelerinin albümlerini de basıyorlar. İşin güzel tarafı Jack White bir analog meraklısı olarak "Third Man Records" tahmin edebileceğiniz üzere plak basıyor ve bunu kendi fabrikasında yapıyorlar. Yukarıdaki videoda Adam Savage amca "Third Man Records"u ziyaret ediyor...

Steven Levy Hackerlar ve ODTÜ Yayıncılık


Uzun zamandır bloğuma kitaplarla ilgili bir şeyler eklememiştim. Bu süre zarfında kitap okumadığımdan değil okuduğum kitapların belirli bir alana odaklanmış olması, okuyucuların pek ilgisini çekecek şeyler olmaması  ve çoğunlukla nadir olmaları sebebiyle idi. Malleus Maleficarum'un Cambridge Üniversitesi çevirisi veya Birinci Dünya Savaşı Alman Saldırı Birlikleri: Organizasyonları, Taktikleri, Silahları, Savaş Üniformaları (1) gibi kitaplar benim kendi bloğuma taşıdığım tarzda kitaplar değil. Ha tabii ki farklı platformlarda bu konularda bol bol yazışıp çizişiyoruz ama SM platformu bu işler için uygun değil. Neyse...

Eşim son dönemlerde farklı kitapevlerinden çocuk kitapları alıp bizim ufaklığın ilgisini neler çekiyor diye bakıyor. İlginç bir şekilde ODTÜ Yayıncılık aklına gelmiş veya bir yerlerden duymuş ve bir sipariş hazırlamış. Böyle bir sipariş verileceği araya kendi okuyacaklarını da ekler ve bana da haber verir. Eğer ilgimi çeken kitaplar olursa bende siparişe eklerim ve 1 taşla üç kuş vururuz. Siparişini hazırlayıp, "Hakan,  ODTÜ Yayıncılık'tan istediğin bir şey var mı" deyince biraz şaşırdım. Vallahi ne yalan söyleyeyim ODTÜ Yayıncılık konusunda en ufak bir fikrim olmadığı gibi varolduğunu bile bilmiyordum. Ayıp diyenler olacaktır ama tarih tarafında benim ilgilendiğim konularda herhangi bir yayınları olmadığı için bir yandan da gayet doğal bu cehalet hali(m)....

Hemen şöyle bir "Tarih" bölümüne baktım, ilgimi bir şey çekmedi. Sonra "Bilgisayar" kategorisini gördüm. Kevin Mitnick'in iki kitabının Türkçe'ye çevrilmiş olduğunu gördüm, şaşırdım. Bunları seneler önce okumuştum. Ancak asıl bomba okuma listeme eklediğim Steven Levy'nin Hackerlar kitabı oldu. Yakın zamanlarda eski bilgisayarlara kafayı fena halde takmış bir adamın okuma listesinde bu kitabın olması gayet doğal.


Steven Levy 1951 doğumlu Amerikalı bir gazeteci. Bilgisayar, teknoloji, kriptografi, internet, siber güvenlik ve internette gizlilik üzerine kitapları çok değerli. Levy, uzun yıllar Wired dergisinde kıdemli editör olarak müthiş yazılar yazdı. Meşhur Newsweek dergisinin uzun yıllar teknoloji editörü oldu. Macworld, New York Times, gibi bir sürü dergide yayınlanmış makaleleri var ve bu makaleler gerçekten içi dolu makalelerdir.

Apple firması ve dolayısıyla Steve Jobs ile ilginç bir ilişkisi vardır örneğin. Apple'ı sevdiğini hiç saklamaz. "The Perfect Thing" kitabında "iPod" konusunu bence çok mantıklı şekilde ele almıştır. Bazı eleştirmenler tarafından biraz taraflı bulunmuş bir kitap olduğu söylenir ama "iPod"un müzik endüstrisini kökten değiştirdiğini düşünürsek bence bu eleştiriler bayağı haksız. En azından ben sevmiştim kitabı ve taraflı da bulmamıştım doğrusu...

Neyse 1984'te bilgisayarların günümüzde bildiğimiz ve kullandığımız makinelere nasıl bir adım adım evrildiğini anlatmak için "Hackerlar: Bilgisayarın Devriminin Kahramanları"nı kaleme aldı. Özellikle bilgisayar hackerların "ahlakı"nı ele alıp, o dönemlerde hackerların "yaşamı daha iyi hale getirmek" ve "bilgiyi özgürleştirmek" mücadelelerini anlaşılır bir dille anlattı. Bu kitabın bir özelliği, kitapta adı geçen her önemli isimle röportaj yapıp, 1970'lerin bu müthiş zaman dilimine gerçekten ışık tutmuş olmasıdır.

Kitap, benim gibi bilgisayar meraklılarının elini ayağını titreten IBM TX-0 ve PDP-1 gibi erken dönem bilgisayarların başına üşüşen genç hackerları anlatmaya başlıyor. Arkasından "Spacewar!" gibi tarihi değiştiren oyunlardan, telefon hatlarının manipule edilmesinin hikayesine kadar tüm önemli olaylar son derece akıcı bir dille ve en önemlisi anlaşılır şekilde anlatılıyor. Bu aralar zaten acayip derecede takıntılı olduğum Altair 8800 ile bilgisayarların geniş kitlelere yayılmasından 1980'lerin başlarına kadar önemli olayları ele alıyor.

Yazdığım gibi bu kitap zaten okuma listemdeydi ve Türkçeleştirildiğini görünce balıklama atladım tabii. ODTÜ Yayıncılık, kitabın 2010 yılında güncellenmiş baskısını çevirmiş ve çok hayırlı bir iş yapmış. Güncellemelerde, Bill Gates ve Mark Zuckerberg gibi isimlerle yapılmış söyleşilerden bölümler var. Kitabın çevirisi gayet başarılı ve akıcı. Tabii ki ufak tefek hatalar var  ama konu bütünlüğünü bozan veya göze çarpan bir sorun yok. Çeviriyi yapan Emel Aslan'a kocaman teşekkürler.


Kitabın Türkçe çevirisinin kapağını çok sevmedim. Benim favorim en son baskının yukarıda görülen kapağı. "Hakan Bey manyak mısınız nelere takıyorsunuz"  diyenler olduğuna eminim ama böyleyim ne yapalım :)

Şimdi gelelim işin aksiyon tarafına :) 

Eşim  ODTÜ Yayıncılık'a siparişini verdikten bir gün sonra kargo elimize ulaştı. Bizim ufaklığı uyutup hemen kitabı okumaya başladım. 48. sayfaya geldiğimde kitap bir anda 113. sayfaya geçince bir an aptallaştım sonra da bastım küfrü tabii ki. Yaklaşık 65 sayfalık bir eksiklik söz konusu idi. Kitabın iki bölümü komple eksikti ve kronolojik ilerleyen bir kitapta atlama yapabilmek mümkün değil. Gece yarısı durumu anlatan bir mesaj gönderdim bir kaç tane de fotoğraf ekledim. 

Uzun zamandır büyük internet kitap satıcılarından bir şey satın almıyorum. Kitaba sıradan bir "mal" gibi yaklaşıyorlar ve yaşanan sorunlarda nedense empati yapmak yerine işleri yokuşa sürüyorlar. Ne kredi kartı slibinizi mi attınız, o zaman kitabınız arızalı (evet bunu kulağımla duydum) da olsa değiştiremeyiz gibi saçmalıkları duymanız mümkün. "Nah değiştiremezsiniz" deyince de kızıyorlar bir de.

Aslına bakarsanız hem ben hemde Seçil Hanım, kitapları, kitapçılardan satın almayı severiz. Ancak son yıllarda internet üzerinden satılan fiyatlarla, kitapçılardaki fiyat etiketleri arasında uçurumlar oluşmaya başladı maalesef. İnsanlar tabii ki ceplerini düşünecekler -ki buna bizde dahiliz- ama bu durum o sevdiğimiz kitapçıların kapanmasına veya meraklılara sunabildikleri kitapların azalmasına yol açtı. Her sektörde yaşanan şeyler işte. Ancak işin kötü tarafı internet üzerinden kitap satışının köşe başlarını büyük firmalar tutmaya başladılar ve bir sürü saçmalık ile uğraşmak zorunda kalmaya başladık. Bu yüzden yayınevlerinden alışveriş etmeyi tercih ediyoruz. En azından kitaplarına "mal" gözüyle bakmıyor bir çoğu... 

Bakalım ODTÜ Yayıncılık ile nasıl bir macera yaşayacağız derken, 15-20 dakika sonra bir mesaj geldi. Bu arada saat gece yarısını geçmiş durumda! Can  Bey diye birisinden geliyor; "kusura bakmayın, yarın yenisini kargoya vereceğiz" minvalinde bir mesaj, bizim memlekette alıştığımız bir olay değil. 

Ne kredi kartı slibi isteyen var, kitabı önce geri gönderin, inceleyip uygun görürsek yenisini gönderelim diyen var. Bizim memlekette böyle şeylere alışkın değiliz yahu. Velhasıl kelam Pazartesi günü kitabım elime ulaştı keyifle okudum. Şimdi ikinci tur ayrıntılı okumamı yapıyorum. Teşekkürler  ODTÜ Yayıncılık! 

Benim gibi bilgisayarların geçmişine meraklı herkese tavsiye edeceğim bir kitap. Fiyatı gayet makul, çevirisi gayet başarılı, içerik zaten müthiş. Bu yazıyı yayınladığımda 17TL'nin aşağısına satılıyordu bu kitap ki, hatırladığım kadarı ile İngilizcesi 3 katı daha pahalı olması lazım. Bir de herşeyin ötesinde bir sorun yaşandığında onu çözecek hemde kısa zamanda çözecek birileri var karşınızda. Eh daha ne olsun. 

Ben gaza geldim kitabı satın alacağım derseniz buradan ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz. Bu arada çocuğunuz varsa ilgili bölüme de bakmayı unutmayın derim... 


(1) German Assault Troops of World War I: Organization Tactics Weapons Equipment Orders of Battle Uniforms, Thomas Wictor amcanın yazdığı uzuuun bir araştırma kitabı diyebiliriz. Siper savaşı hengamesinin içerisinde karşı tarafa baskın yapabilmek için geliştirilen taktikler ve kullanılan ekipmanlar konusunda merakınız varsa müthiş bir kitap... 

Dünyanın En Sevimli Pikap Kolu



Muhtemelen dünyanın en sevimli pikap kollu.

AEG Magnetophon 1944


Alman AEG firmasının Magnetophon modeli. Üretim yılı 1944. Bu ürünlerin ataları ilk kez 1935 yılında Berlin Radio Show'unda gösterilmişti. AEG bu dönemlerde bu ilginç cihazları ilk kez üretmiş ve hiç durmaksızın geliştirmeye başlamıştı. İlerleyen yıllarda Alman firmaları hızlı şekilde manyetik teyp çalarlar konusunda uzmanlaştılar. Çok uzun seneler bu alandaki liderliği de kimseye bırakmadılar...

Plak Kolisi Bulmak!

Luxman K-04


Luxman K-04 kasetçalar. Ben hiç denk gelmedim ama tasarımı oldukça keyifli...

Raspberry Pi Maceraları


Stereo Mecmuası'nın uzun soluklu yazı dizilerinden olan "Raspberry Pi Maceraları"nın ikinci bölümü tamamlandı. İlk bölümde Allo Audio firmasının Boss DAC kartını mercek altına alıp, 5 yazı boyunca kurulum ve optimizasyonları yapmış ve arkasından ses performansını mercek altına almıştık.

Bu defa ise yine aynı firmanın Piano 2.1 DAC ve Kali re-clocker kartlarına bir bakış attık. Yeni seri yazılara buradan ulaşabilirsiniz. Devamı tabii ki gelecek...

Plak Rafı Yapımı



Youtube'da takip ettiğim bazı kanallar var. Bunlardan bir tanesi Alman Laura Kampf isimli bir hanım kızımızın kanalı. Bu hanım kızımızın on parmağında on marifet var. Farklı malzemeler kullanarak çeşitli mobilyalar, ekipmanlar ve aksesuarlar üretiyor ve bunları harika video'lar ile meraklılara sunuyorlar. İnsanın aklına bazen harika fikirler geliyor. Yukarıya plakları için yaptığı bir raf sistemi yaptığı videosunu ekledim ama isterseniz kanalına üye olup eklediği videoları takip edebilirsiniz...

Denon/Columbia MAT-3


Denon/Columbia MAT-3 amplifikatör. Kanal başı 50w güç üretebiliyor. Ağırlığı yaklaşık 5 kilogram! Üretim tarihi 1968.

O yıllarda farklı pazarlarda farklı markalar kullanılıyormuş. Özellikle Japon firmaları o yıllarda ucuz ve dolayısıyla dandik imajını ortadan kaldırabilmek için farklı markalar kullanıyormuş özellikle de Amerikan pazarında. Bu dönemlerin akabinde o dandik ve ucuz Japon malı algısı tabii ki değişerek kaliteli imajı geldi. Günümüzde Çinliler aynı yoldan ilerliyorlar...

Tandberg Reklamı


Tandberg firmasının reklamı. Bu reklam 1990'larda yayınlanıyormuş. Belki bizim memleketimizde çok popüler olmuş bir marka değil ama yurtdışında özellikle kayıt ekipmanları ile bayağı tanınan bir firmaydı Tandberg. Ancak tüm bunlar firmanın batmasını engelleyemedi maalesef...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...