Playmobil 5377


Cocukluğumda en sevdiğim oyuncaklardan bir tanesi Playmobil idi. Bunların "çakmaları" ülkemizde mini mekanik diye satılırdı. Meşhur Kuzey kalesi, posta arabası gibi ürünlerin orijinalleri bambaşkaydı ve o dönemlerde de Playmobil çok geniş bir ürün yelpazesine sahipti. Ancak biz bunların bir çoğunu ülkemizde göremedik. Sanırım hala da yok...

Yukarıdaki set Playmobil 5377 koduna sahip. Set içinden çikolata renkli bir DJ arkadaşımız, turuncu kulaklıklar, 2 adet plak ve pikap seti çıkıyor ve fiyatı 3,99 Dolar.

Northside Records



Avusturalya'nın Melbourne şehrinden Northside Records adında bir plak mağazası. Gerek vitrin gerekse de iç tasarımı çok hoşuma gittiği için eklemek istedim. Aslında buna benzer mağazaları ülkemizde de görebiliyoruz artık...

MicGeek Q9 Bluetooth Karaoke Microphone


MicGeek firması tarafından üretilen Q9 bluetooth karaoke mikrofonu son dönemlerde teknoloji kanallarının bayağı ilgi gösterdiği bir ürün. Ürün bluetooth bağlantı ile herhangi bir cihazdan karaoke yapacağınız şarkıyı çalarken bir yandan sizin sesinizi de hoparlörler vasıtası ile verebiliyor. Ancak ürünün kalitesi bayağpı sorgulanabilir olduğu için ortaya çıkan sonuç facia olabiliyor. Son dönemlerde bu mikrofon çevresinde sağlam bir "makara" dönüyor. Tasarımda evlere şenlik :)

Vintage Ferguson Müzik Seti


Elden geçirilmiş bir müzik seti daha. 1970'lerden İngiliz Ferguson markalı sisteme bir de Garrard pikap eklenmiş. Mobilyası ise sonradan yapılmış. Genelde bu tarz vintage tasarımlara hairpin denilen (sanırım firkete diyoruz biz) metal ayaklar ekleniyor. Aslına bakarsanız alet edevat olsa yapılmayacak bir tasarım değil...

Yıkıntıların Arasında Plak Dinlemek


Yukarıdaki fotoğraftaki beyin ismi Mohammad Mohiedine Anis. Piposunu içerken gramofonda plak dinliyor. Fotoğraf yakın zamanda harabeye dönen Halep kentinde çekilmiş. Suriye İç Savaşına dair hüzünlü bir fotoğraf...

Plak Mağazası


Fotoğraf çekmek ayrı bir sanat. Bu blog içerisinde belki onlarca plak mağazası fotoğrafı var ama bazıları çok keyifli. Tıpkı yukarıdaki gibi. Zannedersem bol bol efekt var ama çok hoş bir fotoğraf olmuş. Mağazada pek keyifli bu arada...

Kumsal Keyfi



Artık yaz geldiğine göre bol bol kumsal fotoğrafı koymak lazım. Tabii ki içinde plak ve pikap olmak kaydıyla...

Lego Classic Coşkusu


Benim çocukluğumda Lego bir hayaldi. Daha yeni yeni yurtdışına açılan bir Türkiye'de Lego büyük bir lükstü. Ailem yurtdışına çıktıkça Lego alırdı ancak Türkiye'de hem zor bulunuyor hemde çok pahalıydılar. Bir çok Lego setini ancak kataloglarda görüp asla sahip olamamıştım. Sanırım bir çoğunuzda farklı değilsinizdir...


Yıllar geçip çoluk çocuk sahibi olunca o zaman sahip olamadığım Lego'ları kendi çocuğuma almak üzere kolları sıvadım. Yeni bir sürü seri çıkartmış Lego, eski güzelim Medieval serileri gitmiş yerine saçma sapan şeyler çıkmış. Yok Marvel, yok Batman derken Lego bambaşka bir yere gitmeye başlamış. Ancak eski dostlar, Classic serisi, Creator serisi veya City serileri hala var. Bunların yanında benim çocukluğumda olmayan Technic ve Mindstorms gibi serilerde var. Ben eski dostları toplamaya başladım. Araya da denk geldiğim zaman Technic atmaya çalışıyorum. 

Neden Classic serisini seviyorum derseniz aslına cevabı fotoğraflarda. Classic serisinin şimdi hatırlamadığım bir kutusundan çıkan parçalar ile kasetçalar daha doğrusu boombox yapabiliyorsunuz. Hatta yapım şemasını bile vermişler.... 


Büyük coşku tabii... Hatta içinden kaseti bile çıkıyor. Boyutlarını kıyaslayabilmeniz için aşağıda 1TL ile fotoğraf çektim bir tane... 


Bu arada Lego hala ucuz değil özellikle de ülkemizde. Ancak günümüzün b*ktan ekonomik koşullarında zaten bu tarz ürünler aşırı lüks hale geldiği için satışlar tamamen durmuş anlaşılan. İnternet üzerinden yurtiçi firmalardan Avrupa'dan daha ucuza Lego satın alabilmek mümkün. Muhtemelen herkes likide dönmeye çalışıyor...



Bizim ufaklık çok küçük olduğu için Lego Duplo serisi ile oynaması lazım ama onları da ben sevmiyorum. Artık anne baba gözetiminde büyük parçalar ile oynuyoruz. Ha gün sonunda bunları bizim ufaklık için mi satın alıyorum yoksa kendim için mi orada bir muamma var ama Lego candır canandır...

Bir Mouse Tadilatı



Mad Catz kapandı haberinden sonra bir ufak DIY projesi ve aklımdan geçenler..

Mad Catz firmasının R.A.T. serisi mouse'larını bilmeyen yoktur sanırım. Benim bu mouse'lar ile aramda aşk ile kavga arasında gidip gelen bir ilişkim var... Dışarıdan bakıldığında bana sorarsanız​ oldukça agresif gözüken bu mouse'lar özellikle 7 modelinden itibaren elinize tam oturacak şekilde özellestirilebiliyor. Bence muhteşem bir özellik. Ben sanırım ilk çıktığı dönemden beri kullanıyorum. Evimde, bilgisayar çantamda, ofisimde, yazlığımda artı yedek olarak hep bu mouse'tan var...

Tavsiye eder misin derseniz iste orada işin kavga bölümü çıkıyor. Hayır etmem. Neden diye sorarsanız...

İlk revizyonlarında sensor sapıtması ile başlayan süreç, ikinci revizyonda bu sorunun ortadan kalkması ile normale döndüyse de, sıkıntılar bununla kalmadı. Çağdışı hatta ilkel yazılım, arada sırada mouse'un yazılımsal olarak ortadan kaybolması ve takıp çıkartmak gerekmesi, muhteşem yapım kalitesine uymayan switch'ler dolayısıyla çift tıklama gibi bir sürü sıkıntısı var.

Ama Allah var firmanın müşteri ilişkileri müthiş idi. Bendeki mouse'lar cok eski olmasına rağmen hala sarf malzemelerini ücretsiz gönderirler, bir şekilde sorunları çözmeye çalışırlar ama tüm bunlar RAT serisinin problemli olduğunu gerçeğini değiştirmiyor... Eğri oturup doğru konuşmak lazım..

Geçtiğimiz günlerde ilk satın aldığım R.A.T.  mouse'umda çift tıklama sorunu baş gösterdi. İçindeki switch i söküp oynadım ama pek kar etmedi... Böyle olunca switch'leri değiştirmeye karar verdim. Bu beni eski zamanlara götürdü..

Ben yaştakiler hatırlatacaktır. Özellikle C64'lerden itibaren joystick tamiratı hepimizin hayatının bir parçası olmuştur. Atari 2600'lerde joystick'ler nasıl kaya gibi sağlam idiyse, C64 döneminde joystick'lere özellik eklendikçe daha kırılgan olmuşlar ve joystick tamiratı hayatımıza girmişti.

Özellikle Quickshot markasının üst modellerinde yani yaylı ve ses çıkartan versiyonlarında tamirat neredeyse 15 günde bir yapılan bir rutin haline gelmişti. İlerleyen dönemlerde önce büyüklerimiz arkasında da biz çocuklar modifikasyonlara girişip Frankenstein joysyick'ler ortaya çıkartmaya başlamıştık. Vidalar yaylar derken menü de zengindi. Seneler sonra ecnebi arkadaşlarla muhabbet ettikçe onlarında bu tarz işlere giriştiğini öğrenmiştim.

Aradaki tek fark onlar daha iyi performans veya ergonomi diyerek bu modifikasyonları yaparken bizler yokluktan yapıyorduk... ;)

Seneler geçip hayatımıza mouse'lar girince onlarda da binbir türlü sıkıntı çıkmaya başlamıştı. O dönemlerde zaten bu zamanki gibi özel (daha doğrusu oyuncu) mouse kavramı yoktu ama pahalıydılar ve arıza durumda yenisini almak kolay olmuyordu. Tabii ki o dönemlerde birçoğumuz talebeydik ve kendi gelirimiz yoktu...

Üniversite çağında kendi işimi yaparken hafta sonları kuzenimin bilgisayar firmasında çalışırken bir sürü mouse geçti elimden. Bazılarını tamir ettim bazıları ise yapılamadı maalesef. O dönemin üreticileri bu zamanlarda olduğu gibi belirli üreticilerin parçalarını kullanmak yerine kendi parçalarını ürettiği veya ürettirdigi için tamirat en azından yedek parça anlamında kolay olmuyordu ancak bozuk mouse'lardan parçalar toplayıp, şanslıysanız tek bir sağlam mouse ortaya çıkartmak mümkündü...

Bu donemlerde yavaş yavaş Doom ve Quake gibi oyunların yayılması ile erken dönem oyunculuk çağı diyebileceğimiz bir dönem başladı. Tabii o zamanlar bu zamanki gibi özel klavyeler mouse'lar yoktu ama sıkı oyuncular klavye ve mouse'larında bazı modifikasyonlar yapıyordu. Galiba o dönemin ekipmanları daha sağlamdı. Bir de zor elde edildiğinden belki, mouse değiştirmek klavye değiştirmek diye bir mevzuu olmazdı, tamirat yapılırdı. Ekipman son nefesini verdiyse yenisini alırdınız. Bugünün anlayışından biraz farklı yani...



Neyse böyle bir dönemi yaşamış olmanın etkisiyle benim ilk  R.A.T.  mouse'um çift tıklama sorunu yaşatmaya başlayınca, tamirat yolunu seçip, mouse'u söküp switch'lerin kodlarına ve değerlerine ulaştım. Çin'de uygun bir switch bulup hemen sipariş ettim. Hazır almışken bol bol aldım. Hatta abarttım galiba. Bakınız aşağıdaki fotoğraf...



Bugün mouse'ların neredeyse tamamında hep aynı yapıda switchler kullanılıyor. Değerleri tuttuktan sonra farklı markalardan switch'leri kullanabilirsiniz. Hatta tıpkı klavyelerdeki gibi farklı renklerdeki switch'ler farklı tepkilere sahip. Elinizden biraz iş geliyorsa var olan bir mouse'u çok daha farklı hale getirmek mümkün...



R.A.T.7 üzerinde bol düğme olup küçük bir alana sahip olduğu için PCB'ler katman katman üretilmiş. Sökmek oldukça dertli bir is. Tüm katmanları sokup anakarta ulaşınca eski arızalı switch'i sökmeye başladım. Bunun için havye ve lehim sökme aparatı yeterli. Eğer gözünüz görmüyorsa benim gibi bir büyüteçte kullanabilirsiniz.

Bu switch'ler genelde 3 ayaklı oluyor, yani genelde 2 veya 3 lehim sökmeniz lazım. Arkasından yeni switch'i yerleştirip lehim yapmak lazım.

Bu arada ben daha ecnebilerin "clicky" dediği bir switch takmak istedim. Biraz daha sesli ancak tepkisi daha hızlı bir switch. Farklı türlerde sipariş verdiğim için zaman içerisinde denemeler yapabilme şansımda var. Benim gözlerim çok iyi görmemesine rağmen tüm bu işler 5 dakika civarında sürdü. Yeni switch'lerin takılmış hali aşağıda...



Neden bu kadar uzun bir yazı oldu. Özellikle genç arkadaşlar için yazıyorum; bugünlerde internette hemen her ürünün ayrıntılarını öğrenebileceğiniz tamirat veya modifikasyon videoları var. Klavye veya fare hatta farklı ürünleri bile atıp yenisini almak yerine kolayca tamirat yapabilir hatta kendi kullanımınıza göre özelleştirebilirsiniz. Biraz merak azda olsa el becerisi hariç pek bir şeye de ihtiyacınız yok...

Mad Catz Kapandı


Arada yazıp çiziyorum, belki de benim sistemin fotoğraflarında da denk gelmişsinizdir senelerden beri Mad Catz firmasının R.A.T. serisi farelerini kullanıyorum. Çokta memnundum ancak firmada bir süredir işler maalesef iyi gitmiyordu. Uzun zamandır şirket maddi sıkıntılarla mücadele ediyordu ve bazı bölümlerini satışla çıkarttılar. Geçen sene şirketin kalanı satışa çıktı ancak kimse satın almaya hevesli olmadı. Böylelikle bilgisayar tarihinin tozlu raflarına gömüldü Mad Catz... Çok yazık oldu...

1944'ten Bir Savaş Manzarası


Yukarıdaki fotoğrafı Reddit'in tarih bölümünde gördüm. II Dünya Savaşında 1944 yılında Alman ordusu yenilerek geri çekilmeye başlar Doğu cephesinde. Yukarıdaki askerler Birinci SS Panzer Bölüğünden. Bu bölük aslında Leibstandarte SS Adolf Hitler olarak biliniyor ve normalde Alman liderin kişisel koruması olması için kurulmuş ancak savaşın çetinleşmesi üzerine cepheye sürülmüşlerdi.

Savaşaın en çetin zamanlarında moral depolamak için Rusya'nın soğuğunda gramofon dinleyen askerler...

Snowden, Tails ve HakanCez


Edward Snowden ismini muhtemelen duymuşsunuzdur. NSA çalışanı olan Snowden, Amerikan devletinin kişisel verilere nasıl eriştiğini, tüm dünyayı nasıl izlediğini ayrıntıları ile anlatmış, ortaya kanıtlar koymuş ve tüm dünyayı birbirine sokmuştu. Snowden'ın hikayesi oldukça ilginç ve benim çok ilgimi çekiyor. Adamcağız bir yandan Amerikan tarihinin en büyük vatan haini iken bir yandan da bir kahraman! Tabii ki hepimizi de manyak etmiştir. Acaba izleniyor muyuz, acaba dinleniyor muyuz? Bunların cevabı evet...

Bu konuda bir çok kitap okudum, belgesel seyrettim. Bunların bir kısmı fazlasıyla teknik olduğu için çok insanın ilgisini haklı olarak çekmeyebilir. O yüzden konu hakkında güzel bir film olan Oliver Stone'un yönettiği Snowden filmini tavsiye edebilirim.  IMDB linki burada, filmin fragmanı da aşağıda. Biraz daha belgesel tadında bir şeyler seyretmek isterseniz Citizenfour belgeseline bakabilirsiniz. Daha fazla bilgi için IMDB linki ahanda burada :)



Gerek belgesellerde gerekse de filmde Snowden'in kullandığı bir işletim sistemi var. Adı "Tails" veya açık adıyla The Amnesic Incognito Live System (Türkçesi: Unutkan Gizli Kimlikli Canlı Sistem) Bloğumu takip edenler veya beni kişisel olarak tanıyanlar farklı Linux sürümlerine merakım olduğunu bilirler. 

Bu çok ilginç bir Linux sürümü. Girdiğiniz çıktığınız sitelerde, kullandığınız bilgisayar üzerinde herhangi bir iz bırakmaz. Yazılan çizilenlere göre geliştirilmesine en fazla Tor Projesi finansal olarak katkıda bulunmuş ve tamamen ücretsiz ve açık kaynaklı bir yazılımdır. 


Hemen her Linux sürümünde olduğu gibi yükleme ve kullanma konusunda tabii ki, sıradan bir Windows kullanıcısını zorlayacak bir çok konu olacaktır. Ancak yönergeleri adım adım izlediğiniz zaman aslında olayların çok zor olmadığını anlayacaksınız. Kurulum için tek gereksinim iki adet USB disk sürücü. 4GB seviyelerinde olmaları yeterli. Zaten hepimizin elinin altında bir sürü disk var. Ben Nuh Nebi'den kalma bir Kingston bellek kullandım. Hız konusunda hiç sorun yaşamıyorum. Yani boşuna USB 3.0 disklerinizi kullanmayın. 


İşletim sistemi arkasında iz bırakmadığı için her girişte ayarlarınızı tekrar yapmanız gerekiyor. Buna kablosuz ağ bağlantılarından diğer tüm ayarlara kadar herşey dahil. Aslında bunları diskin şifreli bir bölümünde tutmakta mümkün ama tavsiye edilmiyor. Kurulumun ardından Tor ağına girdiğiniz zaman sansür, yasaklanma vesaire hiçbir şey sizi etkilemiyor. İstediğiniz gibi internette gezebilirsiniz... 

Her Türk Vatandaşı Hacker'dır önermesini doğrulamak lazım değil mi... Millet bu tarz yazılımları casusluktur, gizlenmedir veya derin internette gizli saklı işler yapmak için kullanırken, bizler Wikipedia'ya erişmek için kullanıyoruz :) Allah Devletimize zeval vermesin (*), bilişim uzmanı olacağız hepimiz yakında!

(*) Bu arada gerçekten milletimize zeval gelmesin! 

Her Türk Vatandaşı Hacker'dır :)


Enteresan bir memlekette yaşıyoruz. Bir gün uyanıyoruz hiç beklenmedik web siteleri yasaklanıyor. Sosyal medyaya erişimin engellenmesi maalesef şaşırmadığımız bir olay haline geldi. Hatta geçtiğimiz günlerde dünya çapında yaşanan WhatsApp sıkıntısında biz Türkler hiç şaşırmadık ve hemen cihazlarımızın ayarlarına daldık. VPN'ler DNS'ler havalarda uçuşmaya başlayınca görüldü ki, sorun Türkiye'den kaynaklanmıyormuş. Hatta BTK resmi bir açıklama yapmak zorunda kaldı. WhatsApp'ta global bir sorun var, vallahi billahi biz yasaklamadık dediler :)

Vatandaş DNS değiştirme konusunda uzmanlaştıkça devletin savunma, sansür veya ne derseniz deyin mekanizması da bu duruma göre pozisyon almaya başladı. DNS'ler yasaklanmaya başladı. Bunun üzerine vatandaşlar VPN teknolojisine giriş yaptılar. Bu durumda devlet belli başlı VPN servislerine kafayı takıp bunlara erişimi engelledi. Peki bundan sonraki adımı nedir...

İşte bu noktadan sonra işler karışmaya başlıyor. OpenVPN servisleri, kişisel VPN server'lar, karanlık web'in -veya deep web'in- kapısı TOR ağları derken bilişim teknolojisinin bir sonraki adımına geçmek gerekiyor. Şunu da eklemek lazım sansür vesaire mekanizmaların en üst noktası denilebilecek "Great Firewall of China" yani Çin devletinin internetteki teknoloji harikası duvarı bile aşılabiliyor. Bir şey yasaklanıyor, bir çözüm bulunuyor ve bu döngü böyle devam ediyor...

Her Türk Vatandaşı Hacker'dır başlığı biraz garip ama yalanda değil. Bugün gelişmiş veya medeni diyebileceğimiz herhangi bir ülkenin vatandaşına DNS veya VPN deseniz suratınıza boş boş bakar. Adamın hayatı boyunca bunlara ihtiyacı olmamıştır. Türkiye'ye gelince köşedeki bakkal Mehmet Efendi, sucu Hasan Amca, komşunuz Melahat Teyze en azından bunların ne olduğunu bilir ve muhtemelen kullanır.

Vatandaşı olmasak çok komik memleket aslında!

Yeniden Yola Koyulalım....


Sanırım Şubat ayından beri kişisel bloğum, kişisel ve hobi sitelerim ile yaklaşık 3 aydır hiç ilgilenemedim. Belki farkındasınızdır belki de fark etmemişsinizdir. Bu 3 aylık dönem hayatımın hiçbir döneminde yaşamadığım kadar stresli bir dönem oldu maalesef. Aynı şeyleri küçük ailemiz için de söyleyebilirim. Ancak bir şekilde o günleri arkamızda bırakmayı başardık ve hızlı bir normalizasyon sürecine girdik. 

Yaklaşık 1 aydır kişisel işlerimi düzenlemeye çalışıyorum. Malum hayatımıza devam edebilmek için gelirimizin olması lazım :) Sağolsunlar iş ortaklarımın sayesinde işlerimizi de yoluna koymayı başardım. Hoş bu dönemlerde işleri yerine koysanız ne olur ne olmaz diyebilirsiniz. Malum ekonominin hali ortada. Her şeye rağmen yaşamaya devam yapacak bir şey yok... 

Geçtiğimiz hafta içerisinde hobi sitelerimizi de elden geçirip yeniden aktive ettim. İlk tarih tarafı ile başladım (*) Artık sıra kendi bloğuma ve Stereo Mecmuası'na geldi. Mecmua'da yeni yayın akışı başladı ancak önümüzdeki haftalarda hızlanarak eski performansına geri dönecek. Müzik sitesini de kısa zamanda eski canlılığına kavuştururuz sanırım. Bu 3 aylık dönemde "manyak" gibi müzik dinledim ama dinlediğim albümler yaşadığım sürecin karanlığına uygun albümlerdi. Yaza merhaba demek için daha eğlenceli albümleri ele almak daha iyi bir fikir gibi :)

Başta Raspberry Pi projeleri olmak üzere yapacak çok şey var. Yaz döneminde keyifle kullanılacak bir çok ürünü mercek altına alacağız. Günün ekonomik şartlarında fiyat performans oranı yüksek ürünleri bulmaya çalışacağız. İşimiz çok... 

(*) n/a

JBL Everest


Yahu şu JBL Everest'lerin tasarımlarına hastayım. Hem retro gözüküğü hemde alabildiğine modern bir tasarımın yanında bir çok insan tarafından JBL firmasının son 20 yılda yaptığı en iyi hoparlörler olarak görülüyor. Ha siz bu fotoğraflarda küçük gözüktüğüne bakmayın, fazlası ile büyük hoparlörler ama boyutları çok güzel oldukları gerçeğini değiştirmiyor.

Güzel Bir Sistem Ama


Basit ve güzel gözüken bir sistem kurmak çok güzel ama müzik dinlemeyecekseniz. Ahşap bir kasa veya sandık al, üzerine bir receiver veya ampli oturt. Pikabı ekle ve eğer elinde varsa vintage görünümlü bir kulaklığı da mekana koymayı unutma. Elindeki plaklardan ortama biraz serpiştir. Buraya kadar herşey tamam. Yahu arkadaş bu sistemin hoparlörü nerede, elektrik kabloları nerede. Bunları eklemeye başlayınca ortalık karışıyor işte. Böyle fotoğraflar çekiyorsunuz, tamam güzel gözüküyor da, biraz gerçekçilik yahu.

Kaykay


Valla yukarıdaki animasyon akıllıca yapılmış. En azından farklı diyelim. Bu arada kaykay görünce tüylerim ürperiyor. O kadar istekli olmama rağmen bir türlü becermedim kaymayı. Kafamı gözümü yardım ama olmayınca olmuyor...

Halı, Plaklar ve Pikap


O çorapları giyip ben fotoğraf çekilsem etmediğiniz lafı bırakmazsınız. Bende aynı şekilde...

Alchemist Freya ve Bragi


Hiç dinleme fırsatım olmayan ancak internette bayağı yazı okuduğum Alchemist markasından bir kaç ürün daha... Alchemist Bragi pikap katı ve Alchemist Freya pre-amplifikatör. Bu cihazlar Alchemist "The Mono" APD25 güç amplifikatörü ile firmanın ilk ürün serisini tamamlıyordu. İlginç tasarımlar...

Darısı Hepimizin Başına


Yukarıdaki manzarayı görünce darısı başımıza dedim başka bir şey diyemedim. Aslında basit gibi gözüken şey o kadar zor ki. Haydı diyelim ki, o plakları topladınız. Bu kadar güzel bir raf sistemini koyacak yere ihtiyacınız var. Hatta salonun ortasında olmasını isteriz değil mi? Boyutları gitgide küçülen evlerimizde bunlar sadece güzel birer hayal! 

Yine Müzik Dolabı



Sizlere geçen hafta modernize edilen müzik dolaplarından bahsetmiştim. Bazı firmalar bu tarz müzik dolaplarını alıp restore ediyor. Restorasyonda ahşaplara harika cilalar atılırken, cihazların içindeki ampliler değiştiriliyor ve modern özellikler kazandırılıyor. Yukarıdaki modelde bluetooth bağlantısı bile var... Yukarıda bu tarz modernizasyonlara bir örnek daha var...

Vintage ve Şıklık!


Yine basit ve güzel bir sistem. Formül aslında hep aynı, IKEA Kallax rafı al. Plaklarını yerleştir. Tepesine pikabını ve elektronik cihazlarını koy. Her iki yanına da birer hoparlör. Bitti.. Burada hoşuma giden şeylerden, 70 ve 80'lerde kullanılan metal ve açılı hoparlör stand'ları oldu. Bunların modası günümüzde yok ama bu tarz alçak hoparlörlerin tiz sürücülerini kulak hizasına yükseltmenin alternatif bir çözümü ve çok şıklar!

Pioneer Pikap ve Işıklı Vu-metreleri


Pioneer PL-560 zamanında PL-C590 modelini satın alamayanlar için daha ekonomik bir çözümdü. Ekonomik dediğime bakmayın o zamanlarda da bu pikaplar ucuz değildi. Bu pikapların son derece şık gözüken vu-metreleri aslında devir daha doğrusu pitch kontrolü için kullanılıyordu. Kozmetik açıdan tek sıkıntı bu modellerde  PL-C590 gibi ahşap bir kasanın olmamasıydı bence :)

Buldun da...

Bu Plak Rafı Eğrilir!


Yukarıdaki raf sistemi küçük küçük kutucuklardan oluşturulmuş. Aslında genişleme imkanları açısından mantıksız değil ama sıkıntı o raflar plaklarla doldukça, inceliklerinden dolayı eğrilebilirler gibi geliyor bana. Biz ne olur olmaz IKEA Expedit pardon Kallax ile hayatımıza devam edelim bence... Bu arada eğer Kallax çözümünü kullanıyorsanız güçlendirmeyi unutmayın...

Vintage Mania

Bu görüntü içinizi kıpır kıpır ettiriyorsa sizde ruh hastasınız demektir. Şaka bir yana eski cihazların seslerin, tonlarını bir kenara bırakalım, tasarımları müthiş gözükmüyor mu sizce de. Artık ahşabın sıcaklığımı, tasarım dilimi bilemiyorum ama insanı kendisine çeken bir şeyler var. Buradaki cihazları tek tek sayacak insanlar da aramızda yok değil bu arada...

Zippo Technics


Benim çakmak merakım pek yoktur muhtemelen çok kaybettiğim için. Yukarıdaki Zippo çakmağı ilk gördüğümde herhalde birisi özel olarak kendisi için üretti zannettim ama küçük bir araştırma yapınca orijinal olduğunu anladım. Technics SL1200 pikapların 30 yılı anısına özel üretilmiş bir Zippo. Meraklısına duyurulur...

Plak Rafları


Bu fotoğraftaki raflar dikkatimi çekti. Aslında mantık çok basit rafların en sağ ve sol tarafındaki plaklar aslında rafın duvar dikmelerini gizlemek üzere kullanılmış. Bunların arasındakiler ise gerçekten plak. Alt kısma ise metalden son derece ince ama dayanıklı bir plaka kesilmiş ve ortaya bu güzel manzara çıkmış.

Yine Bir Araba Pikabı Denemesi


Geçen hafta arabasına pikap kuran Amerikalı bir arkadaşı konu etmiştim. Bu kez Avrupalı bir başka arkadaş arabasına pikap kurmuş. Bu kez Crosley'in portatif pikabını kullanmışlar ama yine olmamış demek lazım. En azından yer anlamında daha az yer kaplıyor ancak yine bu pikapta titreşimlerde plak çalma yeti ve kabiliyetine sahip değil.

Güzel Bir Konsol


Yine hoş ve sade bir sistem konsepti. Sisteme pek laf etmeyeceğim çünkü büyük ihtimalle fotoğraf çekimi için kurulmuş gibi. Son zamanlarda ülkemizde de çeşitli mağazalarda yukarıdaki gibi konsollar görüyorum. Bir ara Mudo bu tarz şeyler satardı. Tabii öyle fahiş fiyatlara satıyorlardı ki, ulaşmak mümkün değil hatta pek mantıklı değildi. Artık daha uygun mağazalarda da bu tarz ürünlere denk geliyoruz. Küçük bir sistemi böyle bir konsolun içerisine kur, mutlu mesut yaşa işte...

Sosyal Ağlar


Yukarıdaki afiş der ki, bilgisayarlarınızın başından kalkın ve orijinal sosyal ağlara yönelin. Ben tabii yaş yüzünden çok hatırlamıyorum ancak Türkiye'de bile eskiden plak mağazaları bir toplanma ve görüşme merkeziymiş. Benim gençliğimde kelimenin tam anlamı ile plak mağazası kalmamıştı ama müzik mağazaları gerçekten bu görevi üstlenmişti. İzmir'de her Cumartesi işi gücü bırakıp mutlaka Stüdyo Ümit'e giderdik. Müzik muhabbetleri ve sohbetlerin hala tadı damağımdadır...

Modernize Edilen Müzik Dolapları


Yukarıdaki fotoğrafa bakıp aa ne güzel bir vintage müzik dolabı diyebilirsiniz. Ancak Amerika'da yeni yeni başlayan bir trend bu ezberi bozacak gibi. Bazı firmalar bu tarz müzik dolaplarını alıp restore ediyor. Restorasyonda ahşaplara harika cilalar atılırken,  cihazların içindeki ampliler değiştiriliyor ve modern özellikler kazandırılıyor. Mesela yukarıdaki modelde bluetooth bağlantısı bile var...

Gelde Kıskanma


Normalde insanların sahibi olduğu müzik sistemlerine bakar, keyifle kullansın der geçerim de, buradaki arkadaşı kıskandım. İki adet farklı dönemin Thorens Prestige modeli, Nakamishi Dragon ve EMT 930'u bir arada görünce insan kıskanıyor hafiften. İnsan delirir bu pikaplarla, hangisini dinleyeceğini bilemez yahu...

Plak ve Kulaklık


Hanım kızımıza hiç laf yok, giyinmiş kuşanmış pardon tam tersi, süslenmiş püslenmiş plak dinlemeye başlamış da, o pikapla o kulaklığı birlikte kullanmak için araya bir sürü ek cihaz ve modifikasyon lazım. Buradan neyi anlıyoruz çok bilmek iyi bir şey değil... Fotoğrafa bak, ne güzelmiş de geç işte...

Pop Art Pikap Sistemi


Yukarıdaki pikap sistemini kimin ürettiğini bulamadım ancak son zamanlarda bu tarz pop-art döneminde tasarlanmış ürünler ile daha fazla denk gelmeye başladım. Yukarıdaki sistemin sağ ve sol tarafına hoparlörler yerleştirilmiş gövdenin içinde ise amplifikatör buluyor. Zannedersem ürün Avrupa menşeili...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...