Best Buy İkinci Ziyaret

Geçen hafta içerisinde Best Buy'a ikinci bir ziyaret yaptım. Ancak bu kez Seçil Hanımla beraber gittik. İnsanlar ilgilendiği konularda oldukça keskin bakış açılarına sahiptir. Bu noktalarda ikinci bir göz farklı değerlendirmeler yapabilir.

Best Buy'ın en kalabalık olacağı günlerden birinde gittik; Cumartesi. Gerçekten oldukça hatta bayağı kalabalıktı. Ancak ortada bir hengame yoktu. Benim mağazacılık yaptığım yıllarda özellikle animasyon alanlarında bir hengame yaşanırdı. Cumartesi kalabalıklığına rağmen böylesine bir hengame ortalarda yoktu. Herkes kendi halinde PS3, Wii gibi oyun platformlarının başında takılıyordu. Anlıyorum ki, aradan geçen senelerde müşterilerinde gözü doymuş. Eskiden bu alanlarda neler yaşandığını eski mağazacılar bilirler.

Best Buy ve MediaMarkt için ilginç bir tespitim oldu. Özellikle CD fiyatları, büyük müzik marketlere göre oldukça düşük sayılır. Raflarda hiç fena olmayan bir çeşitlilik var. Anlaşılan bu tarz teknoloji marketlerinin sayısı artınca başta D&R olmak üzere müzik mağazaları kendilerine çeki düzen vermeye başlayacaklar. Ben her zaman müzik mağazalarından alışveriş etmeyi seviyorum. Büyük ihtimalle spesifik ürünler aldığım için olabilir. Ancak sıradan müşterileri hatta aklında CD almak olmayan insanları bile tahrik edecek fiyat etiketleri olması bence çok önemli.

Seçil Hanımı Magnolia'ya götürdüm. Kadın gözüyle yorumlarını dinlemek istedim. Genel fikirlerini şu şekilde belirtti; "bu tarz bir mağazada özel bir bölüm konsepti oldukça ilgi çekici. Tasarımı, ışıklandırması hatta cihazların sergilendiği raflar bile özenle seçilmiş. Ancak sizin gibi hifi meraklıları ve odyofiller için yeterli olmayacaktır. Ama sizler gibi olmayan ve evine müzik sistemi veya ev sineması sistemi alacak insanları düşününce etkilenecekleri muhakkak"

Kesinlikle haklıydı. Benim düşüncelerim hala aynı ancak Seçil Hanımında haklı olduğu noktalar vardı. Sonuçta herkes bizler gibi değil. Normal bir müşteri için etkileyici bir görünüm olduğu ortada.

Best Buy'da bu kez özellikle mağaza personeli ile de çok sohbet etme fırsatı buldum. Arkadaşlar oldukça güleryüzle karşılıyorlar sizi. Amerikalılar bence olayı çok iyi çözmüşler. Maddi ve manevi açıdan personelimizi mutlu edelim, onlarda müşteriyi mutlu etsinler. Bu durumu görüyorsunuz. Personelin yaklaşımı, tarzı ve bilgi seviyesi gayet iyi. Hatta beraber çalıştığım bazı arkadaşlarımı da görmem beni çok mutlu etti.

Geçen yazımda eleştirdiği bir kaç nokta konusunda hala ısrarlıyım. Örneğin fiyatlar konusunda. Bir çok üründe farklı tekno-marketler çok daha uygun fiyatlara sahip. Magnolia konseptini ben sevmedim ancak hifi konusuna bulaşmamış insanlar açısından etkileyici olduğu konusuna da katılıyorum. Zaten konsept odyofilleri değil meraklıları hedefliyor. Bu arada AVM'nin sevimsizliği orada denk geldiğimiz birkaç dostumuzla da konuştuğumuz bir konu oldu. Personel ise bence Best Buy'ın en büyük silahı.


Etiketler: 0 yorum | |
İyi ki Doğdum..
"sonsuza kadar yatabilen
ölü değildir,
ve tuhaf uzak zamanlarda
ölüm bile ölebilir"

Evet hafta sonu itibarı ile bir yaşıma daha girdim. Artık bir sene daha yaşlıyım :) Doğum günü mini partimde güzel geçti. Sağ olsun uzaklardaki arkadaşlarım unutmayıp telefon ettiler, mesaj yolladılar. Ufak tefek bir kaç hediye aldım. Eh bundan iyisi can sağlığı.

Bende rahat durmayıp kendime ufak bir hediye aldım; JATP plağı daha doğrusu plak seti. İnsan kendisine hediye alır mı, alır. Niye almasın canım.

Bu haftanın pazartesi videosu benim için gelsin. Benim büyük bir keyifle kaç defa seyrettiğimi unuttuğum efsanevi Blues Brothers filminden Aretha Franklin'in Think videosu.



Herkese iyi haftalar...
Etiketler: 0 yorum | |
Dekorasyon Dergileri ve Kültür Arasında Zorlama Bağlantı

Uzun zamandır kafama takılan bir konu hakkında yazı yazmak istediğim bugün. Annem hemen her ay bir sürü ev dekorasyon dergisi alır. Home Style, Evim, Maison Française vesaire. Bende her ziyaretimde dergilere hızlıca bir bakarım. Bakma amacım genelde insanların evlerini merak ettiğimden değil insanların kültüre bakış açılarını anlamak içindir.

İlk baktığım şey genelde evlerde kütüphane olup olmadığıdır. Son yıllarda kütüphane sayısında ciddi bir artış olduğunu görüyorum. Ancak bunun sebebinin kitaba olan ilgiden çok, kütüphanelerin ıvır zıvır sergilemek için kullanılması olduğunu da biraz geç de olsa çözdüm. Genelde çeşitli mimari ve dekorasyon kitapları tercih ediliyor kütüphanelerde. Bu kitaplar oldukça pahalılar. Ancak bu kitapların kat ve kat fazlası biblo, çeşitli cam vesaire eşyalar kütüphaneleri dolduruyor. Tabii ki keyifli kütüphanelerde olmuyor değil ancak senede bir veya iki tane denk geliyor.

Bu konuya neden takıntılısın diye sorarsanız hemen açıklamaya çalışayım. Bu tarz dergilerde yer alan evler sizin benim evlerimiz değil. Ülkenin önde gelen zenginleri, müzik insanları anlayacağınız cemiyet insanlarının evleri. Genelde maddi imkanları bizim gibi vatandaşlarla kıyaslanamayacak kadar yüksek. Zaten evlerden ve içlerinden bu durum belli oluyor.

Bu arada komik bir şey anlatayım. Son bir yıldır hemen herkesin orta sehpasında, kütüphanesinde veya evinin bir köşesinde Louis Vuitton kitapları görünce, kendimden şüphe ettim. Mimarlık veya dekorasyonla çok alakam olmasa da, çevremde bu mesleklerden çok insan olduğu için en azından ismen duyardım diye düşündüm. Sonuçta herkesin evinde devasa Vuitton kitapları var ise "kesinlikle" önemli bir insandı. Merak edip internetten arayınca neredeyse şoka girdim. Meğerse Louis Vuitton süper pahalı çantaları son derece "trendy" olan moda sektörünün süper lüks markalarından birisiymiş.


Evlerde diğer baktığım şey acaba müzik seti var mı? Senelerdir toplam gördüğüm müzik seti, ev sineması sistemleri sayısı tüm evlerin %20'sinden fazla değildir. Bunların bir çoğunun yakınında ise sanki süs gibi duran müzik veya film koleksiyonları görmüşümdür. Beni şaşırtan helal olsun dediğim bir kaç ev olmuştur tabii ama genelde durum gerçekten vahim.

Hele en şaşırdığım şey, müzik insanıyım diye (ülkemizde bunlar kendilerine sanatçı diyorlar ama bu terim çok saçma şarkı söyleyen insana şarkıcı demek en doğrusu) ortalarda dolaşan hatta toplum tarafından önemli addedilen çoğunun evlerinde insanın gözleri ciddi bir CD arşivi veya müzik seti arıyor.

Bu arada müzik seti derken bizlerinki gibi özellikli olması da mühim değil. Hani biraz kalburüstü sayılabilecek bir markanın eli yüzü düzgün bir sistemine razıyım.

Şimdi düşünüyorum, ben şarkıcı olsam kendi söylediğim tarzda yurt dışında kimler varsa, ülkemizde kimler varsa hepsini dinlerim. Sonuçta değişik tarzlar duymak insanı geliştirir. Ha tabii ülkemizin önde gelen şarkıcıları çoktan rahmete ermiş geçmişin müzik devlerini yaşıyor zannediyor, bir çoğunun ismini bile bilmiyor ama onlar yine de sanatçı değil mi?

Bunları neden yazdım. Dünyada müzik konusunda istatistikler tutuluyor. Örneğin İngiltere'de ev başına 200CD düşüyormuş. Ben ise hangi müzik marketi veya müzik firması ile konuşsam satışların kötülüğünden bahsediyorlar. Onların bahsetmelerine bile gerek yok zaten istatistikler ortada.

Yukarıda bahsettiğim evlerin sahipleri ülkemizin zenginleri, cemiyetin önde gelenleri. Eğer dergilerde evlerinin dinleme veya sinema odalarını göstermiyorlar ise (ki hiç zannetmiyorum bir çok kişi evinin her tarafını göstermeye son derece meraklı) ülkemizdeki müzik piyasasının durumu yine oldukça iyi sayılır. Tabii bu dergilere çıkmayan bir sürü zengin, cemiyetin önde gelenler vardır yukarıdaki tanımlara uymayan ama ben şimdiye kadar çok fazla görmediğimi itiraf edeyim.

Hal böyle olunca ülkemizde müzik endüstrisinin içerisinde bulunduğu vahim durumu daha iyi anlıyorum. Müzik dinlemek, kitap okumak insanları geliştiren şeyler. Bırakın kültür olayı olarak bakmayı aslına bakarsanız sosyalleşme sürecinin bile bir parçası olarak görebiliriz bunları. Memleketin en kaburüstü kesimlerinde durum böyle ise zaten çok uzatmaya gerek yok :(

not1: Cemiyetin önde gideni nedir bir türlü anlamıyorum. Bu bahsettiğim dergiler yüzünden tanıştığım bir terim. Mühim bir şey olduğu belli, cemiyetin önde geleni. O yüzden aynen kullandım. hangi cemiyettir bana değil, bu tarz dergilere sorun.

not2: Mutlaka yazımda bahsettiğim tarzın çok dışından insanlar vardır. Hatta bir kısmını bizzat tanıyorum. Onlar ön planda gözükmeyi sevmediklerinden bu tarz yayınlarda pek yer almıyorlar sanırım. Aslında tam tersini yapsalar belki Vuitton'dur falandır filandır "trendleri" yerine daha hayırlı "trendler" moda olur :)

not3: resimleri arkadaşlarımın retro sitesinden arakladım :)


Etiketler: 0 yorum | |
La Tragédie Cathare'ı Beklerken


Geçtiğimiz ay Jordi Savall'ın "La Croisade Contre Les Albigeois - La Tragédie Cathare" başlıklı konsept albümü yayınlandı. Ben dört gözle bu albümün ülkemize ithal edilmesini bekleyenlerdenim. Albüm Kathar'lar üzerine düzenlenen haçlı seferinin öncesini ve sonrasını anlatıyor. Aslında Kathar terimi ülkemizde özellikle Ordre du Temple (Tapınak Şövalyeleri) muhabbetlerinden (tarihsel konuları uzun uzun yazmayı severim biliyorsunuz ancak ülkemizde Tapınak Şövalyeleri konusu öyle bir sündürüldü ki insanın içinden bir şey yazmak gelmiyor) sonra tanınır oldu. Albüm gelene kadar Stille Volk'un müziklerini dinleyebilirim. Konunun birbiri ile alakası nedir derseniz, tamam bağlantı kurmak zor ama yok değil. Neyse bu yazı başlarsa bitmez şarkı ilginizi çekerse şuraya ve şuraya göz atabilirsiniz.
Etiketler: 0 yorum | |
Tapatalk Nedir Sorusu ve Stereo Mecmuası Tapatalk'ta!
Bildiğiniz gibi iPhone gerçekten son derece popüler ve insan hayatını kolaylaştıracak özelliklere sahip. Telefonun en önemli özelliği 3. parti yazılımlarla zenginleştirilebilmesi. Tüm bunları yazıyorum ama benim telefonum tarih öncesinden kalma antika olduğundan bir yandan bu yazdıklarıma iç geçirmiyor değilim :)

Konumuz Tapatalk

Geçtiğimiz günlerde Stereo Mecmuası forum kullanıcılarından Sn İbrahim Turfanda'nın bir mesajı ile bu programdan haberdar oldum. iPhone kullanıcıları için forum gezmeyi hem keyiflendiren hemde hızlandıran bir uygulama.

Program meşhur Apple Apps Store'dan indirilebiliyor veya satın alınabiliyor. Programın bedava versiyonunda çok sayıda foruma ulaşabiliyor, hızlı görüntüleme yapabiliyor ve özelleştirilebilir kullanıcı arayüzü ile kendinize daha rahat okuma imkanı sağlıyorsunuz.

Eğer 3 dolarlık fiyatıyla programın tam versiyonunu alırsanız yukarıdaki özelliklere ek olarak, mesaj yazmaktan tutun, özel mesajlarınızı görüntülemeye kadar aklınıza ne geliyor ise yapabiliyorsunuz.

Stereo Mecmuası Forumlarında da gerekli teknik düzenlemeler geçen hafta yapıldı ve Tapatalk network'une üye olduk. iPhone kullanıcıları, Stereo Mecmuasi (Stereo Mecmuasi Muzik ve Hifi Forumlari) şeklinde forumlarımıza ulaşabilirler.

Daha fazla resim ve bilgi için tıklayınız
CES 2010
Bu senede geleneği bozmayıp CES'e özel mini bir bölüm açtık. Bu sene bölümümüz oldukça küçük. Bunun en önemli sebebi bu sene Las Vegas'da düzenlenen fuara ülkemizden katılanlardan fotoğraf alamamamız. Bu seneki fotoğraflarımızın tamamını hemen hemen her fuarda olduğu gibi Sn Adnan Arduman tarafından gönderildi. Web sitemizdeki CES 2010 fotoğrafları için burayı, forumumuzadaki CES 2010 bölümü için burayı tıklayın.
Haftanın Videosu: Canlı Yayın Kazaları




Türk televizyonlarında zaman içerisinde yaşanan canlı yayın kazalarının toplandığı keyifli bir video. Keyifli haftalar!
Etiketler: 0 yorum | |
Century + Bafa = Güzel Bir Cuma Akşamı
Normalde haftasonu akşamları bilgisayarımı açıp bloğuma yazmak gibi bir alışkanlığım pek yok. Hele Cuma günü akşam müzik dinlemeye başlamışsam blogla filan uğraşmayı sevmiyorum. Bugün iki albüm almak için Alsancak'a indim. Bu hafta Timuçin Şahin'in yeni albümü Bafa ve Akıncı, Baylan, Küçükyıldırım, Reigle ortak çalışması Century raflara girmişti. Haftasonu albümleri dinlemek için Cuma gününden alışverişimi yapayım dedim. Timuçin Şahin'in albümünü dayanamayıp yurt dışından alan bir arkadaşım sayesinde (ülkemizde iki hafta kadar geç yayınlandı) zaten dinlemiş ve çok beğenmiştim. Kaç gündür albümü çıkınca alın diye yazıyorum zaten. Bu arada bunca konserdir dinlediğimiz Bafa şarkısı bir olmuş ki. Of diyorum başka bir şey demiyorum. Harika :)

Century için ise fazla bir beklentim yoktu. Özellikle fazla bir araştırma da yapmadım. Albümü CD çalarıma yükledim. Dakika bir gol bir oldum resmen. Gayet agresif bir davul solosunun ardından ipler koptu. Nasıl güzel bir albümdür bu! Şu an albümün ikinci turu dönüyor. Avant garde, free jazz, deneysel jazz artık bu albümün tarzına ne denir bilmiyorum. Çokta umurumda değil, albüm müthiş çünkü! Bu soğuk günlerde Cumartesi akşamı dışarılarda dolaşmak yerine gündüz gidin bu iki albümü alın, akşama en sevdiğiniz içkinizi önünüze alın, müzik setinizi açın, kız arkadaşınızı (veya eşinizi) yanınıza alın. Her iki albümünde keyfine varın.

Bu son bir kaç aydır çıkan Türk müzisyenlerin albümlerinde çıta gitgide yükseliyor. Son sayıda yer verdiğim Tolga Tüzün'ün Periphery, Oğuz Büyükberber'in Ara albümü (en kısa zamanda yazmalıyım bu albümü de) üzerine 2010'un ilk iki albümü olan Century ve Bafa'yı ekleyince dinleyiciler ne dediğimi daha iyi anlayacaklardır. Ha tabii Önder Foçan'ın 36mm Biometric'ini ve Volkan Hürsever'in Hediye albümü de unutmalıyım. 2010 böyle başladıysa, devamı nasıl gelecek kimbilir.

Albümlerde çalan, emeği geçen herkese teşekkür ederim. Yazı biraz gaz oldu sanırım ama albümleri dinleyenler hak vereceklerdir. Tabii bu arada bizler (S.M. yazarları) profesyonel eleştirmenler, yorumcular veya müzik tarihçileri değiliz. Tıpkı okuyucularımız gibi müzikseverleriz. Hani bir albüm alıp iyi çıkınca insan sevinir ya, bende öyle bir halet-i ruhiye de yazıyorum. Neyse eş kenar üçgenimin ortasına gideyim artık.

Herkese iyi hafta sonları :)
Etiketler: 0 yorum | |
Itü Sözlük'te Stereo Mecmuası Entry'si
müzik ekseninde "kalite" adına ne varsa ayarsız tiplerin çıkardığı e-dergi

bu ayarsız tiplerin (diğer bir tabirle manyakların) buluştuğu bu ortamda pikaplar, plaklar, gramafonlar, hi-fi sistemler, amplifikatörler, radyolar vs adına ne ararsanız bulabiliyorsunuz neredeyse. siteye ilk girişte çok birşey yok gibi görünse de forumlara ve makalelere takıldığınız zaman koca bir pazar gününüz gidebilir. pikapları basit bir metal iğneden gelen sesten ibaret zannedenlerin o iğnenin milimetreden küçük kalınlıklarda sesi değiştirdiğinden tutun da kabloların nasıl kullanılması gerektiğine kadar dehşete kapılacağı bu sitede en nadir bulunan eserlerin de isimlerini bulacak, müzik konusunda ne kadar geniş bir derya olduğunu farkedeceksiniz. binlerce plaklık arşivleri olanlar, yüzlerce kulaklık sahibi olnalar, hayatınızda duymadığınız donanım isimleri ve markaları, bir kablonun nelere kadir olduğunu, şimdiki harika dijital sistemlere "o ne lan, yürü git eheh" diye bakanları görecek, kendinizi kaybedeceksiniz.

pek anlatamayacağım sanırım ama "analog" kelimesinin bu kadar sevildiği bir ortam görmedim sanırım. yalnız meraklılarının bu oyuncaklara muazzam paralar (10.000 euroluk pikaplar), geniş evler (40.000 plak ne demek) hatta kimisinin komple hayatını (evlenmemiş adam ya) ayırdığını belirtmek gerekir sanırım. pek güzel pikap alma hayali ile siteyi tavsiye eden kişiye de selam ederim.
Sözlükler günlük hayatımızın bir parçası haline geldi son yıllarda. Ekşi Sözlük ile başlayan süreç sonrasında farklı tarzlarda keyifli sözlükler açıldı. Geçen günlerde ego search yaparken listeye takılan bir sözlüğü bloğuma konuk etmek istedim. Sözlüğün adı İtü Sözlük. Bu sözlükte yazar olan Sn. cd temizleme bezi (sözlük nickleri bazen ilginç olabiliyor gerçek adını öğrenmek isterdim yazarın) Stereo Mecmuası ile ilgili bir madde açmış. İsterseniz buradan görebilirsiniz. Bizim açımızdan bu tarz konular önemli. Kendimiz, kendimize bakmakta zorlanabiliyoruz. Bu tarz yazılar dışarıdan nasıl gözüktüğümüzü bize daha iyi anlatıyor. Sağolsun Sn cd temizleme bezi dostumuz, tüm içtenliği ile görüşlerini dile getirmiş. Ufak tefek yanlışlar yok değil (100lerce kulaklığı olan kimse yok sitemizde) ama yazı çok keyifli. Özellikle "analog kelimesinin bu kadar sevildiği bir ortam görmedim sanırım" cümlesi gerçekten Stereo Mecmuasını anlatıyor. Ellerinize sağlık diyorum ve teşekkür ediyorum.
200.000 Okuyucu Sınırı Aşıldı!


Ocak aynın başlarında burada yazdığım bir yazıda Stereo Mecmuası flash sayfa görüntüleme sayısının 2.000.000 sayfayı geçtiğinden bahsetmiştim. En sonunda bu sene için kalan son psikolojik sınırı da arkamızda bırakmayı başardık.

Toplam okuyucu sayısı: 215.357
Sayfa görüntüleme: 2.404.285

Bu sene sonu hedeflerimizi de yenilememiz gerekecek sanırım. Yıl sonunda 3.000.000 ve 250.000 barajlarını geçmeyi planlıyoruz. Önümüzdeki bir kaç ay boyunca e-dergi yayınlamayacağız. Bunun yerine yazılarımızı web sitemizden yayınlamayı planlıyoruz. Bakalım 2011'de hedeflerimize ulaşabilecek miyiz?

Bu yazımda Stereo Mecmuasının önünde yeni ufuklar açan Müzik Özel I sayısının flash versiyonunu eklemek istedim yazıma. Nostalji olsun !