McIntosh MC7150


McIntosh MC7150. İlk üretim tarihi 1991. Kanal başı 150W güç üretebilen amplifikatörün ağırlığı yaklaşık 27 kilogram! Bu güzel ahşap kasa tabii ki dönemin bir çok McIntosh  gibi opsiyonel olarak sunulmuş...

Second Thoughts


Bir Gil Elvgren (1914-1980) çizimi. 1960'lardan...

Walkman TPS-L2



Geçenlerde burada Sony markasının önemli walkman'lerinden TPS-L2'den bahsetmiştim. Birkaç güzel fotoğraf ekleyeyim dedim. Çok güzel tasarım :)


Thorens Reklamı


Ne güzel reklam. İster pop dinleyen genç olun isterse de klasik müzik dinleyen bir baba Thorens sizi mutlu eder. Meraklılar pikabı tanıyorlardır. Peki ya hoparlör? Çok bilinmeyen Thorens HP 360 hoparlörler... Ne güzel bir tasarım değil mi :)

Accuphase M-1000


Accuphase M-1000 güç amplifikatörü. Üretim tarihi, 1981. Amplifikatör Kanal başı 1.000 watt güç üretebiliyor. Ağırlık ise 48kg. Amplifikatör dışarıdan son derece derli toplu gözüküyor. Ancak eğer internetten bakarsanız cihazın içerisi tam bir fabrika gibi. Kat kat devre levhaları, onlarca devasa kapasitör. Sanat eseri bir elektronik tasarım :)

American Dream



Yukarıdaki fotoğrafı görünce aklıma geldi aşağıdaki konser performansı. Walls Of Jericho'dan American Dream :)

Fallout T-51 Power Armor Bluetooth Speaker


T-51 Güç Zırhı Bluetooth Hoparlörü Fallout dünyasındaki meşhur power armor yani güç zırhının bir kopyası. 7 inç boyutundaki akıllı telefonunuzdan müzik akışı için Bluetooth ile uyumludur. Sesi kontrol etmek için elinizi yukarı ve aşağı, şarkıları değiştirmek için yana sallayın. Allah akıl fikir versin.  Gelelim fiyata. Sadece 150 Dolar.

Princess Deluxe



Zamanının mekanik harikaları Jukebox'lardan bir tanesi; Princess Deluxe. Modelin ismine uygun hanım ablamız reklamda gözükmüş. Tabii ki meşhur Rock-ola tarafından üretilmiş. 1968 üretilen modele, 100 adet plak yüklenebiliyor. Meşhur Shure M-77 iğne ile donatılan model zamanında çok sevilmiş.

El Piyanosu


Eskilerden güzel bir animasyon. Bir vatandaş GIF haline getirmiş bize de bloğumuza eklemek kaldı...

Denon/Columbia 4025


Denon/Columbia 4025 pikap. Üretim tarihi 1968. Bu cihazda Japonların Ohtori dediği devrin otomatik olarak düzenlenmesi veya durdurulmasına yarayan bir tasarım kullanılmış. Bazı Japon pikaplarında bu tasarımı görebilirsiniz.

Tempo II


Yukarıdaki model 1478 "Tempo II" modeli. 1960 yılında üretilen model sadece 45'lik plak okuyabiliyormuş. 120 plak yüklenebilir bu jukebox, 2 adet 6CG7 2 adet 6L6GB 1 adet 12AT7 1 adet 6BA6 ve 1 adet 5U4GB lamba ile donatılmış. Reklamda ayrıca güzelmiş :)

Plak Kapakları: Relaxing with Perry Como


Perry Como 1912-2001 yıllarında yaşamış bir müzisyen. Zamanında milyonlar satan ve birçok hit besteleye Perry Como aslında İtalyan asıllı bir müzisyen. Amerika'da çok sayıda plak doldurmuş ve televizyon kanallarında programlar yapmış. Önemli hit şarkıları Catch a Falling Star, Till The End of Time ve Magic Moments sayılabilir.

Plak kapaklarına gelince tabii dönem için güzel kapaklar kullanılmış.  Relaxing with Perry Como kapağına bakınca ben relaks hale geldim yahu :)

Zenith


Zamanının en prestijli markalarından bir tanesi olan Zenith'in Golden Jubilee serisi sistemlerinin reklamı. Sizden hoparlörlere iyi bakmanızı rica edeceğim. Bugünlerde binlerce Dolar'a satılan Bang Olufsen marka hoparlörlere benzetebilecek misiniz bakalım...

Panasonic Record Player


Zaman ilerleyip lambaların hükümranlığı sona ermeye başladığında Solid State yani transistörlü cihazlar meraklılara sunulmaya başlandı. Yukarıdaki reklam o dönemlerden; Panasonic Record Player

Yine Bir Müzik Konsolu


Müzik konsollarını sevdiğimi bilirsiniz. Yukarıdaki fotografı aslında hifi kızları için düşünmüştüm ancak konsolun tasarımı beni çok etkiledi. Pikabın yuvarlak koruması ise beni benden aldı. Çok beğendim... Ne acaba bu. Yoksa özel bir tasarım mı? Araştırmalarım devam ediyor :)

Grundig Majestic


Grundig tarafından üretilen erken dönem Majestic müzik konsolları bir dönem önce Avrupa piyasasının arkasından tüm dünyayı etkilemişti. Popüler kültürün hemen her alanında görebildiğimiz bu zarif konsollar hala insanların ilgisini cezbetmeye devam ediyor...

Pikap Tshirt


Valla çok fazla pikap tremalı tshirt'üm oldu ve tasarım gördüm ama bu ilgimi çekti. En azından desen. Meraklı gözler o çatal gibi kolu eminim ki bir yerlerden tanıyacaklardır.. Hele ki bu bloğun okuyucuları :)

Pioneer SC-70


Pioneer SC-70 amplifikatör. Kanal başı 20w güç üretebiliyor. Ağırlığı yaklaşık 4 kilogram! Üretim tarihi 1969. Bu cihazların en önemli özelliği kompakt tip stereo ön yükselticisi olması. Ekolayzer yükselticisi, FET ton kontrol devresi, ton kontrolü iki adet Phono girişi ve bir adet AUX girişi var.. Çok güzel bu cihazlar...

Toshiba Taşınabilir Radyo


1970'lerin hippi ruhu insanların kırları, taşrayı keşfetmesinin yolunu aralamıştı. O dönemlerde hemen her şey taşınabilir hale gelmişti. Radyolar gibi. Yukarıdaki çizin bir Toshiba reklamından...

Dikey Pikap


Günümüzde dikey yapıdaki pikaplar yavaş yavaş popüler olmaya başlıyor. Ancak hem dikey, hem taşınabilir hemde küçük yapılı pikap deyince akla gelen birkaç model var. Yukarıdaki de onlar bir tanesi değil mi...

Grundig Dolby Serisi


Dolby System, zamanının hifi piyasasına yeni bir buluş olarak bomba gibi düşmüştü. Hemen her firma kendi ürünlerine bu yeni teknolojiyi entegre edip meraklılara sunmuştu. Grundig firmasının bu reklamında Dolby System uyumlu yeni ekipmanları görüyorsunuz. Meşhur Studio serisi müzik konsolu ve Hifi Box hoparlörler insanın ağzını sulandırıyor...


Thor’s Hammer Mjolnir Bluetooth Speaker



Yeni çizgi film uyarlama filmleri geldikçe saçma sapan ürünlerde geliyor. Bu haftaki örneğimiz Thor’un Hammer Mjolnir Bluetooth Hoparlörü. Diğer Bluetooth hoparlörler gibi, müzik dinleyebilir, telefon görüşmeleri yapabilirsiniz. Akıllı telefonlara, tabletlere ve bilgisayarlara kablosuz olarak bağlanabilir ve şarj kablosu ile şarj edilebilir. Ses kalitesi tabii ki tahmin edeceğiniz gibi müthiş. Thor’un Hammer Bluetooth Hoparlörün fiyatı sadece 60 Dolar(cık)

Dalida


Dalida'nın hayatı karmaşıktır....  İtalyan bir ailenin kızı olarak 1933 yılında Mısır'ın başkenti Kahire'de dünyaya geldi. Babası Kahire Operası'nın baş viyolonistiydi ve müzik bu nedenle Dalida'nın hayat yolunu belirledi. Ama önce terzi olan annesinin izinden gidip modaya yöneldi. 1950 yılında Miss Ondine isimli güzellik yarışmasına katıldı, birinci seçildi ve ülkenin büyük modaevleri için mankenlik yapmaya başladı.

Bu dönem Miss Egypt'e katılıp birinci seçilmesiyle sona erdi. Çünkü yarışma sırasında Dalida'nın farklı güzelliğinden etkilenen Fransız yönetmen Marc de Gastyne, ona kariyerini Fransa'nın başkenti Paris'te sürdürmesini önerdi. Sinemada başarılı olamadı ama plakları tüm dünyada tanınmasını sağladı...

BASF 90 Chrome


Zamanının efsane BASF kasetlerinin reklamı. Malum standart kaset “Type I” olarak geçen demir oksid kasetlerdi. En ucuzları bunlardı. Arkasından meşhur krom ve kobalt kasetler çıktı. Bunları “Type II” olarak adlandırmışlardı. Hemen herkes bu kasetlere daha iyi kayıt yapıldığını söylerdi. Bunun sebebinin aslında ekolayzır düzenlemelerinde ve gerekli kayıt bias’larından dolayı olduğunu öğrendik ama sonuç fark etmiyordu, gerçekten daha kaliteliydiler ve tabii ki daha pahalı… İlerleyen senelerde “Type III” olarak bilinen “ferrichrome” kasetler çıkmış. Çıkmış diyorum bu kasetler ortaya çıktığında ben daha doğmamıştım. Kaset döneminin alamet-i farikası ise metal kasetlerdi. “Type IV” olarak bilinen metal kasetler çok pahalıydı ve her kasetçalarda optimal şekilde çalınamıyorlardı.

Kasetler hakkında keyifli olduğunu düşündüğüm bir yazı serisi için buraya tıklayabilirsiniz.

Walkman'ler..


Bazıları mana ne güzel Walkman'ler bunlar diyecektir. Ama sağ taraftaki mavi model unutulmazlar arasındadır. 1979 yılında üretilen ilk Walkman TPS-L2 model numarasıyla adlandırıldı. Stereo kasetçaları ve mini kulaklık ucu bulunan bu ürün, MDR-3L2 kulaklık ile birlikte satılıyordu. Ürünün üzerinde yer alan turuncu tuş ile kaset üzerine ses kaydı yapmak mümkündü. Efsane bir modeldir... Zamanında hepimizin hayallerini süslerdi...

Sitskie OPEN 45 Credenza




Hep müzik konsollarından bahsediyoruz malum. Yukarıda modern bir konsept var. Sitskie OPEN 45 Credenza adı verilen müzik konsolu tahmin edebileceğiniz üzere özel bir tasarım. Çooook beğendim... 

Gamble On


Solaryum Bazen Gereklidir


Aydın'a teşekkürler :)

HakanCez Yeni Bİlgisayar Macerası Episode IV Galeri




Tüm bu çalışmaların ardından arzu ettiğim zaman arzu ettiğim pavyon modunu aktive edeceğim bir sistemim oldu. O günkü haleti ruhiyeme göre çalışma masamı özellikle başında olmadığım zamanlarda istediğim renge döndürebiliyorum. En azından pavyon trendini ucundan köşesinden yakalamış olduk anlayacağınız..




HakanCez Yeni Bilgisayar Macerası Episode III Küçük Yükseltmeler


Küçük Upgrade'ler ve başa açtığı dertler. :)

Yeni bilgisayarımı kurmak için ayırdığım bütçenin bir kısmını Cyber Monday vesaire gibi indirimlerden dolayı harcayamayınca merak ettiğim bazı şeyleri satın almaya karar verdim. Bunlardan ilki NVMe M.2 SSD oldu.

Model olarak Samsung 970 Evo aldim. 250GB lik model. Minicik olması, ek kablo gerektirmemesi gerçekten harika. Daha önceki sistem diski olan Sandisk'i çıkarttım. Doğruyu söylemek gerekirse gerek Windows açılışı gerekse de kullanım açısından hiçbir artı fayda hissetmedim. Mutlaka bir etkisi vardı kağıt üzerinde ancak deneyim olarak bence hiçbir fayda sağlamıyor. Boşu boşuna heves etmemek lazım özellikle de benim gibi sıradan bir kullanıcı iseniz.



Samsung 970 Evo tabii ki başıma bir dert açtı. Şöyle ki, kullandığım anakartta M2 slotunu kullaninca 5 ve 6 numarali SATA portlari iptal oluyormuş. Ben 2 diskimi kabloları düzenlemek daha rahat olsun diye bahsi geçen portlara takmistim. Bir anda ortalıktan kaybolunca ne oluyoruz dedim. Kullanım kılavuzunu okuyunca acı gerçek ile karşılaştım. Allahtan kalan 4 SATA yuvasi yetiyor bana ama anakart alırken bir seye daha dikkat edilmesi konusunda bir ders oldu... Zaten bu sistemin toplanma amacı da bu...

Aslında ekran kartımı da upgrade etmek istiyordum. Bir yandan RTX 2060 ilgimi çekerken bir yandan da yeni Navi'leri beklemek istiyordum. Aslında RX470 benim her işimi görüyordu ancak cebimden neredeyse para çıkmadan RX580'e upgrade yapabilme şansı denk gelince ekran kartımı değiştirdim.


Sapphire RX 580 sisteme dahil oldu. Hayatında ne değişti derseniz koca bir hiç. Oyunlar açısından özellikle. Bu kartın kendi backplate'i olması ve kullanılan renklerin benim sistemin temasına uygun olması görsel manada önemli bir upgrade oldu. Ancak...

Benim eski RX470, 6 pin güç isterken Sapphire RX 580 6+8 pin güç girişi kullanıyordu. İşi gücü bırakıp yeniden kablo sleeve'ledim. Bu defa ise 8 kabloyu tutacak bir kablo tutacağı yapmam gerekti. Bu da neredeyse bana bir buçuk güne mal oldu. Ama sonuç güzel oldu bana sorarsanız;


Yukarıda görüldüğü üzere tam herşey ne kadar güzel oldu diye düşünürken NZXT H500 ün ekran kartına güç sağlamak için hazırladığı delik benim sleeve'lediğim kablolar ile istediğim görüntüyü sağlamadı.

Bunun üzerine ekran kartı kablolarını farklı bir yerlerden geçirmeye karar verdim. O ortadaki deliği ise SSD'leri kaydırarak kapatmaya karar verdim. O kabloları zaten dar deliklerden geçirmek için bayağı uğraşmış iken kendi kendime yeni bir dert açmış oldum.


Bir şekilde işi tamamladım ama bu defa da başıma ayrı bir dert açıldı. H500'ün PSU koruması delikli olduğu için sarı siyah ve kırmızı kablolar daha doğrusu içeri tıktığım tüm kablolar delikten görünür hale geldi. Tahmin edeceğiniz üzere yine sinirim bozuldu. Bunları gizleyebilmek için elimde bulunan siyah dekotadan PSU Shroud altında ayrıca bir katman yapacak bir parça hazırladım. NZXT bu delikleri hava alma amaçlı mı yaptığını bilemediğimden bende dekotanın üzerine delikler açtım. Kendi yaptığım RGB çoklayıcısının son kalan yerine ekstra bir RGB şerit hazırlayıp orijinal panel ile kendi yaptığım panel arasına taktım. Sonuç güzel oldu bana sorarsanız. Aşağıda görebilirsiniz sonucu...


HakanCez Yeni Bilgisayar Macerası Episode II Görsel Dokunuşlar


Görsel dokunuşlar veya seffaf kasanın başa açtığı dertler... Artık neresinden bakarsanız :)

Sistemin görsel tasarımına ilk önce kablolar ile başladım. Sistemin tüm kablolarını kaplamak sıkıntı olacağından görünen yerlerdeki kabloları kaplamaya karar verdim. DIY Hifi pazarı için kullanılan sleeve'lerden elimde bol bol olduğu için bunları kullanmaya karar verdim ve hata yaptım. Bu sleeve'lar bilgisayar tarafında kullanılan sleeve'lerin aksine oldukça sertler ve eğilip bükülmeleri sorun maalesef. Aslında yaparken iyi hoştu. Kabloları konektörlerinden çıkartıp sırasını karıştırmadan kapladım ve Loctite super attack ile konektörlerin içine yapıştırdım. Bilgisayarı toplamaya başlayınca dönme konusunda ciddi sıkıntı oldu. Isı tabancası yardımı ile kabloları eğip bükerek gerekli yerlerden geçirerek bağlantıları yaptım. Bu işler sanırım 4 gün kadar sürdü.


PSU'dan çıkan tüm kabloları plastik kelepçeler toplayıp tabir yerinde ise PSU korumasının altına tıktım. O da sonra başıma ayrı dert açtı. Cable management işine önem verdim kendimce. Aslında olay kullanabildiğin kadar plastik kelepçeyi al her kabloyu ortadan kaldır şeklinde ilerledi benim için.


Kabloları tutmak için akrilikten tutacaklar yaptım. Daha önce anlatmıştım kopyala yapıştır yapmak gerekirse,
Kalin bir aktilik parcadan yaklasik olcuye gore kesim yapilacak. Biraz fazla kesmek en iyisi. Arkasindan delik olacak yerleri havye ile delmek gerekiyor. Cok kolayca oluyor. Havye kullanmak istemezseniz matkap ucu ile delebilirsiniz ama ucun kaymamasi icin punch ile ucun tutunabilecegi delik acmak lazim. Matkap hizli olursa catlama yapiyor en guzeli havye. Delikleri deldikten sonra yuvarlak ege ile delikleri duzeltmek mumkun. İslak calisirsaniz ortalik pislenmez. Delik isinden sonraki adim yanlari düzeltmek kalin zimpara ile veya ege ile yapabilirsiniz. Eger seffaf istiyorsaniz su zimparasi ile son islem yaparsaniz cok temiz goruntu elde ediliyor. Siyah boyayacaksaniz o kadar ugrasmaya gerek yok. islem bittiginde ben WD40 ile parlattim mikro fiber bez kullanarak. Eger daha hatasiz görülsün derseniz Tamiya nin maketler icin ozellikle seffaf bolumler icin ozel bir pastasi var. Dremel varsa mob bez zimpara ile parlatilabilir

Ki ben sonradan baska yöntem buldum tatbik etmedim ama daha kolay. Cable modun yaptigi gibi akrilik panel kesilir. Bu defa sadece delik acilir. Kablolar sleeve lendikten sonra bu deliklerden gecirilir ve konektore lehimlenir. Burada ege ve zimpara isi yuzde 70 olcusunde dusecektir


Aslında tüm bu ürünlerin hazırları var. CableMod vesaire gibi markalardan extention cable diye arzu ettiğiniz renklerde bu tarz kablolar sipariş edebilmek mümkün. Ben işin DIY tarafını sevdiğimden oturup manyak gibi uğraştım. Sonuç görsel anlamda tatmin edici oldu.

Işıklandırma -ki genelde masadan kalkınca açıyorum- standart 5050 şerit LED ile yapıldı. Anakart üzerinde bir adet RGB header olması dolayısı ile basit bir çoklayıcı yaptım. Anakart maksimum 3A desteği sunduğu için çoklamak konusunda bir sıkıntı görmedim. Basit bir lehim işleminin ardından 1 adet RGB header 3 adet RGB aksesuar bağlayacak kıvama geldi. Kasanın üst kısmına bir adet 5050 LED serit ile yapılmış aydınlatma hazırladım. Diğer bir çıkış ise su soğutma sisteminin RGB aydınlatmasında kullanıldı. Son kalan çıkış ise ilerleyen dönemde işime yaradı. Aslında bu çoklayıcıların da hazırları var. 20 30TL gibi tutarlara alınabiliyor.

Görsel tasarım işleri devam ederken benim ekran kartının arkasında backplate olmaması asabımı bozdu. İlk önce kendim yapmaya çalıştım ama olmadı. Sonunda uygun bir pleksi parçayı kesip üzerini boyatarak aşağıda görülen backplate'i yaptırdım. Ancak boyanın tabiatından kaynaklanan hatalar gözümün önüne geldikçe sinirim zıpladı.


Yurtdışında bu tarz backplate'ler anormal paralara satılıyor iken Sahibinden. com sitesinde şuradaki arkadaşı buldum. 40TL karşılığında gayet güzel bir backplate yaptı. Sonuç içime sindi. Resmi aşağıda görülebilir.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...