Ali'nin Akvaryum Maceraları: Hata Hata Üzerine


Yaşadığımız fanus faciasından sonra biraz daha mantıklı bir akvaryum kurmak üzere yola koyulduk. Ali'nin rahatlıkla görebileceği ve balıklarını besleyebileceği bir akvaryum kurulumu yapmak istedik. 60x22x35 boyutlarında bir akvaryum satın aldık. Bu boyutu tercih etmemizdeki amaç yukarıda görmüş olduğunuz çekmece ünitesine sığması idi. Bu ünite içerisine Ali kendi oyuncaklarını koyuyordu. Sağlam olması için iki üniteyi birbirine ve duvara sabitledim. Arkasında da duvara sabitleme işlemini yaptım. Aslında yaptık demem lazım, bu tarz işleri oğlan ile yapmaktan keyif alıyorum, o da aynı şekilde.

Siz siz olun çocuklarınızı bu tarz etkinliklerden uzaklaştırmayın. Aksi takdirde ileri de bir ampul değiştirmekten aciz bireyler yetiştirmiş olursunuz. En azından bence. Bu arada matkap vesaire kullanacağınız zamanlarda gerekli güvenlik önlemlerini almayı unutmayın!

Akvaryum dünyasında küçük akvaryumlar daha kırılgan olarak nitelendiriliyor. Bunun sebebi hacmi düşük olduğundan su değerleri vesaire çok çabuk bozulabiliyor. Acemiler için daha büyük boyutlu akvaryumlar daha mantıklı bir seçim. Ancak bunu bilsem de, ben kendimi kontrol ettim. Daha doğrusu Seçil'e kontrol ettirdim.

Akvaryum hacmi derken hemen bir tüyo vereyim. Dedim ya bizim akvaryum 60x22x35cm boyutlarında diye. Bu üç rakamı birbiri ile çarpıp 1.000'e bölerseniz akvaryum hacmini bulabilirsiniz. Bizim akvaryum yaklaşık 46 Litre bu hesaba göre. Ancak bu rakamdan ileride koyacağınız kum, kaya ve benzeri dekor ve aksesuarları çıkartacaksınız.

Hifi dünyasına bakarsak akvaryumculuk konusu ciddi şekilde ucuz. En azından giriş seviyesi için konuşayım. Tabii ki absürd kurulumlar, özel deniz akvaryumları vesaire de var ancak daha basit bir akvaryum kurmak gerçekten çok masraflı değil.

Yukarıda gördüğünüz akvaryum, ısıtıcı, iç filtre, kum, aksesuarlar ve diğer tüm ekipman ile beraber sanırım 250TL civarına mal oldu. İkinci el işine girerseniz bu tutarı yarı fiyatına bölün.

Şimdi bakıp aman ne güzel bir akvaryum oluyor diyorsanız benim gibi hata yapıyorsunuz demektir. Bir kere yapay bitki ve dekorlar akvaryum dünyasında sevilmeyen şeyler. Çünkü bunlar suya zaman içerisinde salınım yaparak balıklarınızı zehirleyebiliyormuş. Yani bşu boşuna satın almayın ilk baştan.

İkinci hata seçtiğimiz kum. Daha doğrusu bize verilen kum. Silis kumu tabir edilen kum defalarca da yıkasanız akvaryumun içini toz bulutu haline getirebiliyor. En basitinden dere kumu tarzı bir şey almak daha garanti. Birkaç kez yıkadığınızda en azından yukarıda görüldüğü şekilde toz bulutu sorunu yaşamazsınız.

Üçüncü hatamız seçtiğimiz ışık. Burada basit mavi renkli bir florasan lambası var. Yani akvaryum pavyon ortamına dönüşmüş halde. Çok basit mantıkla akvaryumda doğayı taklit edecek isek, mavi ışığın ne işi var demek lazım. Bunları yazıyorum siz bizim hatalarımızdan ders alın diye.

Teorik olarak şimdilik doğru yaptığımız şey ise, akvaryum ve tüm malzemelerini güzelce yıkamak. Dekoru bitirdikten sonra damacana suyu ile akvaryumu doldurup boş çalıştırmak diyebilirim. Bu arada damacana suyuna aslında gerek yok. Ancak bizim gibi ilk kez akvaryum kuruyorsanız evinizde dinlenmiş su olacağını pek zannetmiyorum.

Dinlenmiş su dediğim şey, çeşmeden suyu uygun bir yere doldurarak içerisindeki klorun uçması için bir hafta bekletmek. Eğer bir akvaryum almak istiyorsanız 1 hafta önceden suyunuzu dinlendirebilirsiniz.

Neden akvaryumu boş çalıştırıyoruz ve balık koymuyoruz konusuna bilahare döneceğiz.

Bir Gelenektir....


İç çamaşırı ile plak dinlemek :)

Eski Zamanlar: 3 Dolara 8 Tane Plak


8 adet 10 inçlik plak üzerinde 16 en popüler Fox Trot ve Vals şarkıları. Tamamı 2.98 Dolar. Bunları gördükçe çok yanlış bir zamanda doğduğumu düşünüyorum. Bir kere dinleyecek bile olsam herhalde gözü kapalı satın alırdım bu plak setini.

Bu arada plak fiyatları gerçekten uçtu yahu. Plağa eskiden pahalı bir hobi derdik, şimdi facia oldu laf aramızda :)

Spigen Play 360 Designed For Apple iPad

Çocuklarımızı ne kadar teknolojiden uzak tutmaya çalışsak da, maalesef bu konuda çok başarılı olamıyoruz. En güzeli -en azından bizim bulduğumuz yöntem- gün içerisinde belirli saatlerde tablet ile uğraşmasına izin vermek. 2 kere 30 dakika gibi. Malum ülkemizin koşulları en çok tercih edilen Apple iPad'lerin fiyatları malum. Ellerinden düştüğü an mesela cam kırılsa tamir için ödeyeceğiniz tutar evlere şenlik. 

Bir arkadaşım bu ürünü tavsiye etti. Sağolasın Taşkın. İsmi, Spigen Play 360 Designed For Apple iPad olarak geçiyor. Defalarca elinden düşürmesine rağmen tableti her türlü hasardan korudu dolayısıyla tavsiye edebilirim gönül rahatlığı ile... 



Ali'nin Akvaryum Maceraları: Fanus İçinde İşkence Gören Japon Balıkları


Bundan çoook uzun zaman önce herhalde 2000'li yılların başında Seçil bana minik bir akvaryum satın almıştı.Bu küçük akvaryumda bilinçsiz bir şekilde bazı balık cinsleri beslemeye çalışmıştık birlikte. İlk olarak sarı prenses denilen çiklet balıkları ile başladık. Sonuç tam bir facia oldu maalesef. Devamlı balıklar birbirini öldürüyor her sabah ölü balıklar ile karşılaşıyorduk.

Meğerse gündüzleri aman ne güzel balıklar birbirini kovalıyor diye keyifle seyrettiğimiz şey, aslında birbirine rakip olan erkek balıkların birbiri ile kavgası imiş. Bir de bu balıklar sert balıklar olduğu için yanına ne atarsak atalım sonuç katliam oluyordu. Çok sonraları çiklet balıklarını beslemek istiyorsanız erkek ve dişi oranına dikkat edilmesi gerektiğini ve daha büyük akvaryumlarda beslenmeleri gerektiğini öğrenmiştik. Sonunda çiklet balıklarından vazgeçtik, kısa bir süre Lepistes besleyip yavru almayı başarmıştık. Ancak balık ölümlerinin devamı gelince, sinirlenip akvaryumu kaldırmıştım...

Ali dünyaya geldikten sonra Seçil, bir gün elinde minik bir akvaryum ile geldi. Minik derken minyatür demek lazım aslında. Bir torba içerisinde 3 adet Japon Balığı almıştı. Akvaryumun içerisine rengarenk taşlar satın almış. Aslında bu olayın başlangıcında bana sorarsanız suçlu biz değiliz. Evet bir şekilde bizim de hatamız var ama akvaryumdaki satıcının "arkadaş bu balıklar bu kadar küçük akvaryumda yaşamaz" demesi lazım. Neyse buraya geliriz.

Büyük bir hevesle taşları yıkayıp akvaryuma koyduk. Arkasından balıklarımız kıymetli ya, içme suyu ile akvaryumu doldurduk. Japon balıkları da cumburlop akyaryumun içerisine. Oğlan halinde memnun. Balıkları besliyor, bir yandan mutfak masasında rengarenk yüzen canlılar gerçekten keyifli.

Ancak kısa zaman sonra ilk balığımız öldü. Küçücük çocuğa balık öldü diye anlatsan dert anlatmasan dert. Hadi bakalım diğerlerine dikkat edelim diye motivasyonumuz en üst düzeyde ancak birkaç içinde balıklarımızın tamamını kaybettik.

O zaman aramızda konuşuyoruz Seçil ile "ulan bu hayvanlara işkence yapıyoruz biz diye" Isıtıcı yok, havayı temizleyecek herhangi bir filtre yok. Tek yaptığımız hafta bir akvaryuma temiz su ilave etmek. Bu koşullarda bırak balığı hiçbir canlı yaşayamaz.

Gün sonunda o akvaryumu çöpe attık. Oğlanın biraz daha büyümesine karar verdik. Ancak bazı deneyimler elde ettik. Bunlardan en önemlisi şudur,

Balık satan esnafın "çoğunun" derdi, size uygun koşullarda balık besleyebileceğiniz bir ortamı sağlamak yerine, uygun fiyatla basit bir akvaryum hatta fanus satıp, asıl önemlisi balık satmak. Böylelikle kısa zamanda balıklarınızı öldürüp yenisini almak ile kendilerine ticari bir döngü oluşturmak. Bu son paragrafı unutmayın defalarca hatırlatacağım sizlere...




McIntosh MC7150


McIntosh MC7150. İlk üretim tarihi 1991. Kanal başı 150W güç üretebilen amplifikatörün ağırlığı yaklaşık 27 kilogram! Bu güzel ahşap kasa tabii ki dönemin bir çok McIntosh  gibi opsiyonel olarak sunulmuş...

Second Thoughts


Bir Gil Elvgren (1914-1980) çizimi. 1960'lardan...

Walkman TPS-L2



Geçenlerde burada Sony markasının önemli walkman'lerinden TPS-L2'den bahsetmiştim. Birkaç güzel fotoğraf ekleyeyim dedim. Çok güzel tasarım :)


Thorens Reklamı


Ne güzel reklam. İster pop dinleyen genç olun isterse de klasik müzik dinleyen bir baba Thorens sizi mutlu eder. Meraklılar pikabı tanıyorlardır. Peki ya hoparlör? Çok bilinmeyen Thorens HP 360 hoparlörler... Ne güzel bir tasarım değil mi :)

Accuphase M-1000


Accuphase M-1000 güç amplifikatörü. Üretim tarihi, 1981. Amplifikatör Kanal başı 1.000 watt güç üretebiliyor. Ağırlık ise 48kg. Amplifikatör dışarıdan son derece derli toplu gözüküyor. Ancak eğer internetten bakarsanız cihazın içerisi tam bir fabrika gibi. Kat kat devre levhaları, onlarca devasa kapasitör. Sanat eseri bir elektronik tasarım :)

American Dream



Yukarıdaki fotoğrafı görünce aklıma geldi aşağıdaki konser performansı. Walls Of Jericho'dan American Dream :)

Fallout T-51 Power Armor Bluetooth Speaker


T-51 Güç Zırhı Bluetooth Hoparlörü Fallout dünyasındaki meşhur power armor yani güç zırhının bir kopyası. 7 inç boyutundaki akıllı telefonunuzdan müzik akışı için Bluetooth ile uyumludur. Sesi kontrol etmek için elinizi yukarı ve aşağı, şarkıları değiştirmek için yana sallayın. Allah akıl fikir versin.  Gelelim fiyata. Sadece 150 Dolar.

Princess Deluxe



Zamanının mekanik harikaları Jukebox'lardan bir tanesi; Princess Deluxe. Modelin ismine uygun hanım ablamız reklamda gözükmüş. Tabii ki meşhur Rock-ola tarafından üretilmiş. 1968 üretilen modele, 100 adet plak yüklenebiliyor. Meşhur Shure M-77 iğne ile donatılan model zamanında çok sevilmiş.

El Piyanosu


Eskilerden güzel bir animasyon. Bir vatandaş GIF haline getirmiş bize de bloğumuza eklemek kaldı...

Denon/Columbia 4025


Denon/Columbia 4025 pikap. Üretim tarihi 1968. Bu cihazda Japonların Ohtori dediği devrin otomatik olarak düzenlenmesi veya durdurulmasına yarayan bir tasarım kullanılmış. Bazı Japon pikaplarında bu tasarımı görebilirsiniz.

Tempo II


Yukarıdaki model 1478 "Tempo II" modeli. 1960 yılında üretilen model sadece 45'lik plak okuyabiliyormuş. 120 plak yüklenebilir bu jukebox, 2 adet 6CG7 2 adet 6L6GB 1 adet 12AT7 1 adet 6BA6 ve 1 adet 5U4GB lamba ile donatılmış. Reklamda ayrıca güzelmiş :)

Plak Kapakları: Relaxing with Perry Como


Perry Como 1912-2001 yıllarında yaşamış bir müzisyen. Zamanında milyonlar satan ve birçok hit besteleye Perry Como aslında İtalyan asıllı bir müzisyen. Amerika'da çok sayıda plak doldurmuş ve televizyon kanallarında programlar yapmış. Önemli hit şarkıları Catch a Falling Star, Till The End of Time ve Magic Moments sayılabilir.

Plak kapaklarına gelince tabii dönem için güzel kapaklar kullanılmış.  Relaxing with Perry Como kapağına bakınca ben relaks hale geldim yahu :)

Zenith


Zamanının en prestijli markalarından bir tanesi olan Zenith'in Golden Jubilee serisi sistemlerinin reklamı. Sizden hoparlörlere iyi bakmanızı rica edeceğim. Bugünlerde binlerce Dolar'a satılan Bang Olufsen marka hoparlörlere benzetebilecek misiniz bakalım...

Panasonic Record Player


Zaman ilerleyip lambaların hükümranlığı sona ermeye başladığında Solid State yani transistörlü cihazlar meraklılara sunulmaya başlandı. Yukarıdaki reklam o dönemlerden; Panasonic Record Player

Yine Bir Müzik Konsolu


Müzik konsollarını sevdiğimi bilirsiniz. Yukarıdaki fotografı aslında hifi kızları için düşünmüştüm ancak konsolun tasarımı beni çok etkiledi. Pikabın yuvarlak koruması ise beni benden aldı. Çok beğendim... Ne acaba bu. Yoksa özel bir tasarım mı? Araştırmalarım devam ediyor :)

Grundig Majestic


Grundig tarafından üretilen erken dönem Majestic müzik konsolları bir dönem önce Avrupa piyasasının arkasından tüm dünyayı etkilemişti. Popüler kültürün hemen her alanında görebildiğimiz bu zarif konsollar hala insanların ilgisini cezbetmeye devam ediyor...

Pikap Tshirt


Valla çok fazla pikap tremalı tshirt'üm oldu ve tasarım gördüm ama bu ilgimi çekti. En azından desen. Meraklı gözler o çatal gibi kolu eminim ki bir yerlerden tanıyacaklardır.. Hele ki bu bloğun okuyucuları :)

Pioneer SC-70


Pioneer SC-70 amplifikatör. Kanal başı 20w güç üretebiliyor. Ağırlığı yaklaşık 4 kilogram! Üretim tarihi 1969. Bu cihazların en önemli özelliği kompakt tip stereo ön yükselticisi olması. Ekolayzer yükselticisi, FET ton kontrol devresi, ton kontrolü iki adet Phono girişi ve bir adet AUX girişi var.. Çok güzel bu cihazlar...

Toshiba Taşınabilir Radyo


1970'lerin hippi ruhu insanların kırları, taşrayı keşfetmesinin yolunu aralamıştı. O dönemlerde hemen her şey taşınabilir hale gelmişti. Radyolar gibi. Yukarıdaki çizin bir Toshiba reklamından...

Dikey Pikap


Günümüzde dikey yapıdaki pikaplar yavaş yavaş popüler olmaya başlıyor. Ancak hem dikey, hem taşınabilir hemde küçük yapılı pikap deyince akla gelen birkaç model var. Yukarıdaki de onlar bir tanesi değil mi...

Grundig Dolby Serisi


Dolby System, zamanının hifi piyasasına yeni bir buluş olarak bomba gibi düşmüştü. Hemen her firma kendi ürünlerine bu yeni teknolojiyi entegre edip meraklılara sunmuştu. Grundig firmasının bu reklamında Dolby System uyumlu yeni ekipmanları görüyorsunuz. Meşhur Studio serisi müzik konsolu ve Hifi Box hoparlörler insanın ağzını sulandırıyor...


Thor’s Hammer Mjolnir Bluetooth Speaker



Yeni çizgi film uyarlama filmleri geldikçe saçma sapan ürünlerde geliyor. Bu haftaki örneğimiz Thor’un Hammer Mjolnir Bluetooth Hoparlörü. Diğer Bluetooth hoparlörler gibi, müzik dinleyebilir, telefon görüşmeleri yapabilirsiniz. Akıllı telefonlara, tabletlere ve bilgisayarlara kablosuz olarak bağlanabilir ve şarj kablosu ile şarj edilebilir. Ses kalitesi tabii ki tahmin edeceğiniz gibi müthiş. Thor’un Hammer Bluetooth Hoparlörün fiyatı sadece 60 Dolar(cık)

Dalida


Dalida'nın hayatı karmaşıktır....  İtalyan bir ailenin kızı olarak 1933 yılında Mısır'ın başkenti Kahire'de dünyaya geldi. Babası Kahire Operası'nın baş viyolonistiydi ve müzik bu nedenle Dalida'nın hayat yolunu belirledi. Ama önce terzi olan annesinin izinden gidip modaya yöneldi. 1950 yılında Miss Ondine isimli güzellik yarışmasına katıldı, birinci seçildi ve ülkenin büyük modaevleri için mankenlik yapmaya başladı.

Bu dönem Miss Egypt'e katılıp birinci seçilmesiyle sona erdi. Çünkü yarışma sırasında Dalida'nın farklı güzelliğinden etkilenen Fransız yönetmen Marc de Gastyne, ona kariyerini Fransa'nın başkenti Paris'te sürdürmesini önerdi. Sinemada başarılı olamadı ama plakları tüm dünyada tanınmasını sağladı...

BASF 90 Chrome


Zamanının efsane BASF kasetlerinin reklamı. Malum standart kaset “Type I” olarak geçen demir oksid kasetlerdi. En ucuzları bunlardı. Arkasından meşhur krom ve kobalt kasetler çıktı. Bunları “Type II” olarak adlandırmışlardı. Hemen herkes bu kasetlere daha iyi kayıt yapıldığını söylerdi. Bunun sebebinin aslında ekolayzır düzenlemelerinde ve gerekli kayıt bias’larından dolayı olduğunu öğrendik ama sonuç fark etmiyordu, gerçekten daha kaliteliydiler ve tabii ki daha pahalı… İlerleyen senelerde “Type III” olarak bilinen “ferrichrome” kasetler çıkmış. Çıkmış diyorum bu kasetler ortaya çıktığında ben daha doğmamıştım. Kaset döneminin alamet-i farikası ise metal kasetlerdi. “Type IV” olarak bilinen metal kasetler çok pahalıydı ve her kasetçalarda optimal şekilde çalınamıyorlardı.

Kasetler hakkında keyifli olduğunu düşündüğüm bir yazı serisi için buraya tıklayabilirsiniz.

Walkman'ler..


Bazıları mana ne güzel Walkman'ler bunlar diyecektir. Ama sağ taraftaki mavi model unutulmazlar arasındadır. 1979 yılında üretilen ilk Walkman TPS-L2 model numarasıyla adlandırıldı. Stereo kasetçaları ve mini kulaklık ucu bulunan bu ürün, MDR-3L2 kulaklık ile birlikte satılıyordu. Ürünün üzerinde yer alan turuncu tuş ile kaset üzerine ses kaydı yapmak mümkündü. Efsane bir modeldir... Zamanında hepimizin hayallerini süslerdi...

Sitskie OPEN 45 Credenza




Hep müzik konsollarından bahsediyoruz malum. Yukarıda modern bir konsept var. Sitskie OPEN 45 Credenza adı verilen müzik konsolu tahmin edebileceğiniz üzere özel bir tasarım. Çooook beğendim... 

Gamble On


Solaryum Bazen Gereklidir


Aydın'a teşekkürler :)

HakanCez Yeni Bİlgisayar Macerası Episode IV Galeri




Tüm bu çalışmaların ardından arzu ettiğim zaman arzu ettiğim pavyon modunu aktive edeceğim bir sistemim oldu. O günkü haleti ruhiyeme göre çalışma masamı özellikle başında olmadığım zamanlarda istediğim renge döndürebiliyorum. En azından pavyon trendini ucundan köşesinden yakalamış olduk anlayacağınız..




HakanCez Yeni Bilgisayar Macerası Episode III Küçük Yükseltmeler


Küçük Upgrade'ler ve başa açtığı dertler. :)

Yeni bilgisayarımı kurmak için ayırdığım bütçenin bir kısmını Cyber Monday vesaire gibi indirimlerden dolayı harcayamayınca merak ettiğim bazı şeyleri satın almaya karar verdim. Bunlardan ilki NVMe M.2 SSD oldu.

Model olarak Samsung 970 Evo aldim. 250GB lik model. Minicik olması, ek kablo gerektirmemesi gerçekten harika. Daha önceki sistem diski olan Sandisk'i çıkarttım. Doğruyu söylemek gerekirse gerek Windows açılışı gerekse de kullanım açısından hiçbir artı fayda hissetmedim. Mutlaka bir etkisi vardı kağıt üzerinde ancak deneyim olarak bence hiçbir fayda sağlamıyor. Boşu boşuna heves etmemek lazım özellikle de benim gibi sıradan bir kullanıcı iseniz.



Samsung 970 Evo tabii ki başıma bir dert açtı. Şöyle ki, kullandığım anakartta M2 slotunu kullaninca 5 ve 6 numarali SATA portlari iptal oluyormuş. Ben 2 diskimi kabloları düzenlemek daha rahat olsun diye bahsi geçen portlara takmistim. Bir anda ortalıktan kaybolunca ne oluyoruz dedim. Kullanım kılavuzunu okuyunca acı gerçek ile karşılaştım. Allahtan kalan 4 SATA yuvasi yetiyor bana ama anakart alırken bir seye daha dikkat edilmesi konusunda bir ders oldu... Zaten bu sistemin toplanma amacı da bu...

Aslında ekran kartımı da upgrade etmek istiyordum. Bir yandan RTX 2060 ilgimi çekerken bir yandan da yeni Navi'leri beklemek istiyordum. Aslında RX470 benim her işimi görüyordu ancak cebimden neredeyse para çıkmadan RX580'e upgrade yapabilme şansı denk gelince ekran kartımı değiştirdim.


Sapphire RX 580 sisteme dahil oldu. Hayatında ne değişti derseniz koca bir hiç. Oyunlar açısından özellikle. Bu kartın kendi backplate'i olması ve kullanılan renklerin benim sistemin temasına uygun olması görsel manada önemli bir upgrade oldu. Ancak...

Benim eski RX470, 6 pin güç isterken Sapphire RX 580 6+8 pin güç girişi kullanıyordu. İşi gücü bırakıp yeniden kablo sleeve'ledim. Bu defa ise 8 kabloyu tutacak bir kablo tutacağı yapmam gerekti. Bu da neredeyse bana bir buçuk güne mal oldu. Ama sonuç güzel oldu bana sorarsanız;


Yukarıda görüldüğü üzere tam herşey ne kadar güzel oldu diye düşünürken NZXT H500 ün ekran kartına güç sağlamak için hazırladığı delik benim sleeve'lediğim kablolar ile istediğim görüntüyü sağlamadı.

Bunun üzerine ekran kartı kablolarını farklı bir yerlerden geçirmeye karar verdim. O ortadaki deliği ise SSD'leri kaydırarak kapatmaya karar verdim. O kabloları zaten dar deliklerden geçirmek için bayağı uğraşmış iken kendi kendime yeni bir dert açmış oldum.


Bir şekilde işi tamamladım ama bu defa da başıma ayrı bir dert açıldı. H500'ün PSU koruması delikli olduğu için sarı siyah ve kırmızı kablolar daha doğrusu içeri tıktığım tüm kablolar delikten görünür hale geldi. Tahmin edeceğiniz üzere yine sinirim bozuldu. Bunları gizleyebilmek için elimde bulunan siyah dekotadan PSU Shroud altında ayrıca bir katman yapacak bir parça hazırladım. NZXT bu delikleri hava alma amaçlı mı yaptığını bilemediğimden bende dekotanın üzerine delikler açtım. Kendi yaptığım RGB çoklayıcısının son kalan yerine ekstra bir RGB şerit hazırlayıp orijinal panel ile kendi yaptığım panel arasına taktım. Sonuç güzel oldu bana sorarsanız. Aşağıda görebilirsiniz sonucu...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...