Bir Müzik Mağazası 1957


Bir müzik mağazası yer New York ve yıl 1957. Raflara şöyle bir göz gezdirince çok tanıdığım plağa denk gelemedim veya mekanın bir özelliği de yok. Ama tezgahın başındaki sarışın teyze hoşuma gitti. O yıllarda insanlar bu yıllara göre daha mı güzeldi daha mı güler yüzlüydü bilmiyorum ama o yılların mağazalarının ve insanlarının insana sıcak gelen bir tarafı var.

Ölümünün 17. Yılında Zeki Müren


Zeki Müren'in vefatının üzerinden tam 17 sene geçmiş. Türk müziğinin en önemli ismi midir derseniz muhtemelen değildir. Ancak bana sorarsanız en önemli ismidir, hep öyle kalmaya da devam edecek. Çok çok uzun yıllar önce anneannem hayatta iken en sevdiği şarkıcıydı Zeki Müren. Çocukken hayal olarak hatırlıyorum radyodan süzülen sesini. Hiç duymadığım ilginç bir diksiyon ve vurgular. Bir çok insan gibi bende büyülenmiş şekilde radyoyu dinliyordum. Seneler geçti sonra televizyonda sanırım özellikle yılbaşlarında TRT programlarında onun her ekrana çıkışı olay oluyordu. Ha bir de Nesrin Topkapı vardı. Tam gece yarısı dans ederdi elinde sopasıyla. Sanırım bugün her türden göbek dansı , burlesque veya pole dansı merakımı da Nesrin Topkapı'ya borçluyumdur. Ne olay oluyordu ama tüm memleket gece yarısını bekliyordu herhalde. Tek kanal dönemi işte. Daha sonra özel kanallar açılınca işin tadı kaçmıştı. Zaten sonraki dansözlerde Nesrin Topkapı değildi. Garip makyajlar, daha açık kıyafetler, saçma sapan hareketler. Olayın tüm estetiği ve zerafeti uçup gidiverdi.

Yaş ilerledikçe genç bir çocuk olarak farklı müzik türlerine merak saldım tabii ki. Heavy metal ile başlayan süreç daha ekstrem türlere gitmiş sonrasında ufak bir sakinleşme döneminin ardından avant garde müziği keşfedince ilşler daha da karışmıştı ama ne zaman Zeki Müren'in şarkı söylediğini duysam oturur dinlerim. İşin komik tarafı istemsizce söylemeye bile başlarım işte bazen. Aklıma kazınmış işte...


Mitleri veya hikayeleri biliyorsunuzdur zaten. O dönemin Türkiyesi acaba daha mı ileriydi veya hoşgörülüydü bilemiyorum. Günümüzde Zeki Müren o dönemlerde yaptıklarını yapsa veya o giydiği meşhur kıyafetleri giyse sanırım büyük olaylar çıkacaktır. Ama Zeki Müren o dönemlerde ne yaparsa yapsın, ne giyerse giysin insanlar onu sevmeye, dinlemeye ve alkışlamaya devam etmişler. Garip değil mi? Muhtemelen Zeki Müren'i kanıksamıştı insanlar. Tabii konserlerine bakınca durumu anlamak mümkün. Bir halk konserinde bile seyirci ile öyle kibar öyle tatlı bir dille konuşmuş ki, insanlar büyüsünün etkisinde kalıyorlarmış. Örneğin meşhur bir Bodrum konserinde Şimdi Uzaklardasın şarkısını söylemeden önce seyircilerden nakarat bölümlerine eşlik etmesini rica ettiği bir bölüm vardır. Seyirciyi öyle bir onurlandırır, öyle bir havaya sokar ki, kameralar seyircilere döndüğünde insanlar hipnotize olmuş gibidir. Ne evlerinde eşleri, ne anne babaları, ne işyerlerinde patronları veya çalışanları oradaki insanlara öylesine zarif şekilde konuşmamıştır muhtemelen. Haliyle insanlar kendilerine gösterilen zerafetin kat be kat fazlasını gösteriyorlardı Müren'e...

Rahmetli anneannem bana fuar zamanlarını anlatırdı. Hatta annemde hatırlıyor bazı şeyleri. O zamanlar İzmir Fuarı anlaşılan şimdiki gibi saçma sapan bir panayır değildi. Ben sanırım sonuna yetiştim dönemin. Zaten her şeyin en güzel olduğu dönemi kaçırmışım ne yazık ki. Hem gazinoları kaçırdım hemde pavyon çağının. Her ikisininde sonuna denk geldim. İşlerin rengi değişmişti ne yazık ki ben yetişene kadar. Neyse Fuar dönemi Zeki Müren'in çıkacağı gazino mahşer gününe dönermiş. Rahmetli hemen her sene seyrettiğinden bahsederdi Müren'i. O dönemin konserleri veya gazino programları da şimdinin konserleri gibi hatta daha ihtişamlıydı videolardan anlayabildiğim kadarı ile. Zeki Müren haliyle sahneye ön son çıkıyordu (bugünün headliner mevzuu gibi) ve istisnasız her şarkıcı sahne alırken önemli bir sunucu (genelde Halit Kıvanç) salonu bir dalgalandırırmış. Öncesinde güzel sözler söyleyip herkesin beklediği sanatçıyı sahneye çağırma konusu bence zarif bir şey. Youtube üzerinde çok güzel örneklerine denk gelebilirsiniz.

Bugün ben dahil en beklenmeyecek insnaların dahi Zeki Müren söz konusu olduğunda söyleyecekleri bir şeyler vardır. Genelde bunlar çok olumlu şeylerdir. Yani birçok kişi sever Müren'i. Hatırlarda o kadar sene geçmiş olmasına rağmen hala yer alır, unutulmamıştır.
Buraya kadar her şey iyi hoş. Ancak şimdi karanlık tarafa geçelim yavaş yavaş. Zeki Müren hakkında internet üzerinde veya yazılı olarak o kadar az bilgi var ki. Açın Wikipedia'nın Zeki Müren maddesini içler acısı durumu görün... Çekilen bir kaç belgesel var Allah'tan, bazı önemli bilgilere ulaşmak mümkün oluyor ama yaşıtları zamana yenik düşüp aramızdan ayrıldıkça bir çok hoş anı, anektod ortadan kayboluyor ne yazık ki...


Diğer rezillik ki, aslında daha fazlasını söylemek lazım böylesine sevilen bir insanın diskografisinin ortalıktan adım adım kalkmış olduğu gerçeği. Kayıtlarda 45'likler dahil 600 adet albümden bahsediliyor. Bunlardan pek azı ulaşılabilir durumda. Benim ve eşimin şahsi arşivlerimizde bir kaç yüze yakın 45'lik var sanırım. Ancak bunların daha güncel edisyonları sözgelimi CD formatında basılmamış veya yok olmuş gitmiş. Sadece Zeki Müren değil, Türk müziğine damga vurmuş önemli isimlerin şarkılarına albümlerine ulaşmak ne mümkün. Tabii ki özel arşivlerde ve koleksiyoncuların elinde harika parçalar olduğunu bizzat gördüm, biliyorum ama size bana bir faydası yok.

Son dönemlerde basılan bir kaç plak, ortaya çıkan bir kaç CD var. Hadi eğri oturup doğru konuşalım durum içler acısı. Tamam bende aldım hepsini ama düzgün şekilde re-master yapılmış bir albüme daha fazlasını vermeye hazırım. Hoş yayınlananların fiyatları yüksek ve o fiyatları hak ettiklerini pek düşünmüyorum. Bunların arasından sadece TTNet müziği pas geçebilirim. Bayağı güzel bir çalışma yapmışlar ve bayağı bir albümü meraklılara sunmuşlar. Kullanıcısı değilim ama liste gitgide genişliyor...

Zeki Müren deyince aklıma gelen şey anneannem ve hepsi güzel anılardır. Zeki Müren'in ölüm yıldönümünde her ikisini de anmış olayım. Nurlar içinde yatsınlar...

Plak Satışlarındaki Artış Devam Ediyor...


Yukarıdaki "infographic" 1993 yılından 2012 yılına kadar plak satışlarını basit bir grafikle gözler önüne sürüyor. Özellikle 2008 yılından itibaren artış büyük boyutlara ulaşmış durumda ve söylenenlere göre 2013 senesinde rekor bir rakam bekleniyor. Tabii ki rakamlar sene sonuna doğru ortaya çıkacaktır. Ancak bu basit grafik bile artışın boyutlarını bize çok kolay şekilde anlatıyor. Tek sıkıntı bu artışa rağmen plak fiyatlarının da artmaya devam etmesi. Hem ikinci el pazarında hemde yeni plak dünyasında özlenen fiyat düşüşleri bir türlü yaşanmıyor. Bakalım bu senenin ilerleyen aylarında durum ne olacak....

Böyle Restorana Can Kurban



Amerika San Francisco kentinde bulunan bir restorandan yukarıdaki kare. Chambers adlı restoranın en önemli özelliği duvarlarında yaklaşık 10.000 kadar plak bulunması. Plaklar tabii  süs olarak konulmamış. Restoranın disk jokeyleri bu plakları kullanarak müzik çalıyor(muş) Şahsen ben bu restorana gitsem yemeği bırakır plak koleksiyonuna el atardım herhalde. Hangi müzik sever böyle bir ortamda rahat durabilir ki?

Savaşa Giderken



Tarih ve müzik. Yukarıdaki fotoğraf Trafalgar meydanında 1915 yılında çekilmiş. Birinci Dünya Harbi'nin ikinci yılı ve savaş Avrupayı kasıp kavuruyor. Binlerce insan Fransa ile Almanya arasındaki siperlerde ölüyor ve yerlerine yenileri lazım. Yukarıdaki görüldüğü gibi noktalar oluşturuluyor ve asker alınıyor. Muhtemelen gramofondan dönemin marşları veya kahramanlık türküleri çalınıyordu. Askere yazılan bu adamda kuvvetle muhtemel savaşın şiddetini yaşamıştır. İnsanın içini garip duygularla dolduran bir fotoğraf...