Plak Koleksiyoncusunun Rehberi: İlk Baskılar



Ülkemizde son dönemlerde plak toplamak, plak dinlemek ve plak koleksiyonu yapmak konularını merak edenlerin sayılarındaki artış dikkat çekici. Bunun hem plak mağazaları, hem yazılarımın okunma sayıları, hemde Mecmua'ya gelen sorulardan çok rahatlıkla anlayabiliyorum. Bu tabii ki çok sevindirici bir durum. Ancak bazı satıcıların bilgisizliği -veya kötü niyeti- ve bazı alıcıların takıntılı isteklilikleri derken ortalıkta garip olaylar döndüğüne şahit oluyorum. Bu sıralar özellikle ilk baskılar konusunda bayağı ilginç hikayeler dinliyorum. Gelin ilk baskılar konusuna bir göz atalım.

İlk baskı nedir bununla başlayalım. Bir albümün ilk yayınlandığı anda yapılan baskısına ilk baskı denir. Albümün veya topluluğun popülerliği ve plak şirketinin beklentilerine göre ilk baskıda toplamda kaç adet plak basılacağı konusu belirlenir. Baskılar bazen bin adetten az, bazen binlerce adet olabilir. Bu adet ve albümün zaman içerisinde dinleyiciler nezdinde durumu nadidelik kriterinin belirlenmesinde önemli rol oynar.

Bazı albümlerde birden fazla ilk baskı söz konusudur. Özellikle 1970'lerde bazı albümler ,ki rock albümlerinde bu durumu sıklıkla görürüz, eş zamanlı olarak hem Amerika'da hem de Avrupa'da basılabilir. Bu durumda ortalıkta iki farklı ilk baskı olur. Bunların değeri adetlerinin yanında hangi fabrikada basıldığı gibi detaylar ile belirlenir. Bazı fabrikalar zaman içerisinde yaptıkları özenli baskılar ile müzik tarihine girmiştir.

İlk baskılar değerli olduğu bir diğer konu yapılan hatalardır. Bazı baskılar gözden kaçan bazı hatalar içerebilir. Bu hata plağın kendisinde olabileceği gibi, kapağında, etiketinde de yapılmış olabilir. Örneğin etiketi yanlış basılmış, örneğin plağın A yüzüne B yüzünün etiketinin basılması gibi durumlar bir anda plakların değerini arttırabilir. Eğer bu durumun farkına varılıp ikinci baskıda bu hata düzeltildiyse ilk baskı plaklar "defo"larından dolayı kıymete binebilir.

Bir diğer önemli konu ise plağın üretim sürecinde gizlidir. Plak basımında özel üretilmiş kalıplar kullanılır. Bu kalıplar belirli adetlerdeki plağı basarken kullanılır. Bunun sebebi baskı yaptıkça kalıbın aşınmasıdır. Bu aşınma, aynı kalıptan normalden fazla plak üretildiğinde tizlerde bir miktar kayıp, plakta dinleme esnasında oluşan çıtırtı ve hatta sesin boğuklaşması gibi sonuçlar doğurabilir. Plak şirketlerinin bir kalıptan kaç baskı yapılacağı konusunda farklı uygulamaları ve görüşleri vardır. Bazı şirketler her 1.000 adetlik üretimin arkasından yeni bir kalıp kullanırken bir diğeri bir kalıbın 3.000 plak basmak için optimal koşulları sunabildiğini iddia eder. Bu kalıpları üretmek maliyetli bir iş olduğundan özellikle küçük şirketler tek bir kalıptan binlerce plak üretmeye kalkışmışlardır. Hatta daha da ileri gidip ikinci ve daha sonraki baskılarda ilk baskının kalıpları kullanılmış ve üretilen plakların kalitesinde sıkıntılar oluşmuştur. Böylesi plak şirketlerinde ilk baskıları edinmek ses kalitesi açısından bir miktar kazanım elde etmenizi sağlayabilir. Özellikle ülkemizde 70'lerde basılan plaklarda bu durumu görebilirsiniz. Ancak sıkıntı hangi baskının ilk baskı olduğunu anlamanın neredeyse imkansız olmasıdır.

Önümüzdeki günlerde yayınlayacağım yazılarda ilk baskı konusunu enine boyuna tartışacağım.


Diablo 20 Yaşında Ve Müthiş Haberler


İlk Diablo yayınlandığında 1996 yılında alıp hemen oynamaya başlamıştım. Şu hayattaki en sevdiğim oyun olması muhtemeldir. Gotik atmosferi, her defasında yeniden yaratılan zindanları, hikayesi ile oynamaktan asla bıkmadım. Tabii sonra Diablo II yayınlandı.  O da muhtemelen en sevdiğim 2. oyun olabilir. Özellikle Necromancer ile deli gibi eğlenceli vakit geçirmiştim. Hatta eşim ile evde LAN üzerinden az oynamadık... Sonra 2012 yılında Diablo III yayınlandı. En sevdiğim 3. oyun ne yazık ki değildi çok basitleştirilmişti ama bunu da deli gibi oynadım. Oyun yayınlanan genişleme paketi Reaper Of Souls ile bayağı adam oldu doğrusunu söylemek gerekirse...


Bugün Blizzcon başladı. Bu Diablo'nun yapımcı firması Blizzard'ın bir nevi konferansı denilebilecek bir etkinlik. Bir yandan Diablo'nun 20. doğumgünü kutlanırken bir yandan oyuna gelecek yenilikler tanıtıldı.

En büyük bomba, "The Darkening of Tristram" adından ilk Diablo gibi 16 katlı bir zindanda savaşıp bölüm sonunda Diablo ile karşılaşacağız. Tahmin edeceğiniz üzere Tristram katedralinde geçecek bir bölüm. Görsel filtrelerle bu yeni bölümlere retro havası verilecek ve eskisi gibi sadece 8 yöne hareket şansımız olacakmış. Ha tabii gönül isterdi ki, Paladin ile oynayalım ama Diablo I'i modern grafiklerle oynamak yeterince heyecanlı olacaktır. Bu yeni bölüm ücretsiz patch olarak haftaya geliyor. Yani ben haftaya ortalarda yokum...


İkinci bomba ise Diablo II'yi senelerce oynadığım karakterim oyuna geri dönüyor. Necromancer sınıfı oyuna 2017 içerisinde eklenecek. Daha doğrusu ek bir paket olarak satılacak. Ecnebilerin dediği gibi Shut up and take my money!!! Aşağıda ilk video var. Heyecan bastı yahu :)



Ahşap ve Retro


Son zamanlarda çeşitli sosyal platformlarda gençlerin eski cihazlar ile harika sistemler kurduklarını çektikleri fotoğraflardan anlıyoruz. Bir nevi bir pazarına yurtdışında da nur yağmış. Ancak fiyatlar öylesine makul ki, çok ucuz fiyatlara yukarıdaki gibi sistemler kurabilmek mümkün. Türkiye'de böyle bir sistemi kurmaya kalksanız saçma sapan paralar ödemek zorunda kalırsınız muhtemelen.

Plaklarım ve Pikabım :)


Bir Teknik Servis Hikayesi: Mad Catz


Senelerden beri Mad Catz firmasının R.A.T. serisi farelerini kullanıyorum. İlk  R.A.T. 7 faremi sağolsun bir arkadaşım Amerikalardan valizinde getirmişti. Sonrasında o fare firmanın ilk jenerasyon ürünlerindeki üretim hatası sebebi ile Amerika'ya gitti geldi. Elim  R.A.T. 7'ye çok alışınca birkaç tane daha satın aldım. Hala ilk aldığım fare çalışıyordu ancak altındaki ayaklar zaman içerisinde aşınınca performans düşüklüğü yaşamaya başladım. 

Malum memlekette Paypal kullanılamayınca eBay gibi sitelerden bu tarz ıvır zıvırları satın almakta zorluk çekiyoruz. Dolayısıyla elim kolum bağlandı. Bende bir umut üretici Mad Catz firmasına mail atıp durumu izah ettim. Eğer imkan varsa ayakları sizden satın alayım dedim. 

Aynı gün içerisinde geri dönüş yapıldı. Mouse'u nereden aldığımı sordular Amerikan Amazon'u şeklinde cevap verdim. Bu cevabın arkasından bir mesaj daha geldi, ürünü Amerika'dan aldığım için yedek ayakların yarın sabah Amerika'dan yola çıkacağını söylediler. Sonrasında bir mesaj daha geldi. Amerika'dan yedek parçaların gelmesi uzun sürebilir mağdur olmayın diyerek İngiltere'den yola çıkartıyoruz dediler. Ben tabii şoklardayım. Bizim memleketin servislerine alışınca insan yerine konulduğunuzda afallıyorsunuz. 

Bu arada ecnebi memleketlerde garanti süresi 1 yıl. Benim mouse ise herhalde 6-7 senelik. Garanti filan hak getire! Neyse yaklaşık 1 hafta sonra yedek ayaklar elime ulaştı... 


Tek yapmak gereken eski ayakları yerinden çıkartmak.  R.A.T. 7 komple metal şasiye sahip olunca bu çok zor bir operasyon değil. Ayak yuvalarını da isopropil alkol ile sildim. Tertemiz oldu. 


Arkasından üreticinin gönderdiği ayakları yerine taktım. Tıpkı ilk aldığım günkü performansına geri geldi  R.A.T. 7. Belki bir fareye 100 Dolar vermek mantıklı değil gibi gözüküyor ama 6-7 sene kullanıp üzerinde çizik bile yapamamışım, bir de üzerine üreticisi bu denli eski bir ürüne hala destek veriyor. 

Allah'tan  R.A.T. mouse'ların üreticisi Mad Catz Türkiye'de yok. Üç kuruşluk ayaklar için muhtemelen kavga gürültü olur sonunda mouse'u bir kenara atardım herhalde....