Max Roach & Martin Luther King - I Have A Dream ve Kişisel Çeşitlemeler

Ne zamandır peşinde olduğum bir kayıttı sonunda tekrar buldum. Efsanevi davulcu Max Roach, Martin Luther King'in yüzyılın en önemli konuşmalarından bir tanesi olan "I Have A Dream" üzerine davul çalıyor. I Have A Dream aslında Martin Luther King, Jr'ın 28 Ağustos 1963 yılında Washington'da yaptığı 10 dakikalık konuşmaya verilen isim. O yıllarda Amerika'da süren ırk ayrımına karşı yapılan sivil mücadelenin belki de en çok hatırlanan konuşması. Umarım yukarıya eklediğim videoyu dinleme şansınız olur.
Max Roach zaten müthiş bir davulcu. Müzisyen 1960'larda ırk ayrımcılığına karşı mücadele eden bir aktivist olan Oscar Brown'ın sözlerinden hareketle We Insist! - Freedom Now plağını yapar. Bu bence çok önemli bir plaktır. Ancak dinlemesi birazcık derece zordur. Plak ülkemizde de bulunuyor. Pure Pleasure plak şirketi tarafından basıldığından fiyatı biracık yüksek ama ön yargısız müzikseverlerin arşivlerinde bir şekilde oması gereken bir albüm bence... Neyse... We Insist! - Freedom Now albümünün, müzik anlayışı açısından 1960'ların biraz ilerisinde bir yapısı var. İçerdiği fikirler ve düşünceler ise çok daha ilerici. Roach, 1960'larda ülkesinin o dönemde bulunduğu politik durumdan son derece etkilenmiş ve aktif olarak ayrımcılığa karşı mücadele etmiş bir müzisyen. Şimdi yazacaklarım biraz tepki çekecek eminim ki ama yine de yazacağım. Ülkemizde bir kısım caz dinleyicisi, nedense 1960-70'lerde politik hareketlere katılan, 1980'lerde de özellikle free-jazz hareketinin içerisinde görülen müzisyenlere karşı anormal önyargılı. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi Cüneyt Sermet hocamızın kaleme aldığı ve ülkemizde hali hazırda bu konudaki en kapsamlı kitap olan "Cazın İçinden" Bu kitap ön sözünde de yazıldığı gibi Cüneyt Sermet'in bakış açısından caz tarihine bir bakış atıyor. Bu kitabı bende defalarca okudum ancak her yazılanı kural kabul etmek çok yanlış. Eminim ki Cüneyt Sermet de kitabı bu amaçla yazmamıştır. Bir kitap onun yazarının fikirlerini verir. Bu yüzden okuduğumuz kitaplara göre ön yargılarımızla hareket etmemeliyiz. Dinleyip, farklı kaynaklardan araştırıp, kendi kararlarımızı vermeliyiz. Ben şahsım adına müzikal gelişime inanırım. Max Roach'ın ortaya çıktığı 1940'lardan, ilk solo çalışmalarını yaptığı 1950'lere, 1960'larda Amerika'nın politik durumundan etkilenerek yaptığı albümlere, 70 ve 80'lerdeki çalışmalarına (özellikle de Avrupa'da yaptığı çalışmalara) göz attığınızda hiç birisine ön yargı ile yaklaşmadan incelemek ve dinlemek lazım. 1980'lerde free jazz çalıyor diyerek ön yargılı olursak örneğin "Homage to Charlie Parker", "Bright Moments" veya "In The Light" gibi harika albümleri kaçırırız.

Yani uzun lafın kısası, müzik eleştirmenleri, kitaplar, ansiklopedilerin yazdıklarını okuyalım ancak ön yargılı şekilde yaklaşmayalım. Müzik son derece kişisel bir şeydir. Hiç beklemediğiniz bir anda, bir solo, bir pasaj sizi  yüreğinizden vurur. Bir bakarsınız o şarkı, ön yargıyla dinlemediğiniz müzisyenlerden bir tanesinin çıkar.

Hiç yorum yok :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...