Plak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Plak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Achtung!


Genelde yukarıdaki gibi fotoğrafları işçi maket veya oyuncakları ile çekiyorlar ama bu arkadaşımız asker figürleri ile çekmiş ve bence ilginç olmuş. Aslında benim elimde de çok asker figürü olduğu için ulan bende mi yapsam diye kaşınmadım değil.

Hatta aklımda bir sahnede var. II Dünya harbinin tetiklenmesine yol açan Almanların Polonya işgalinin başlangıcında sınırdaki engellerin kaldırıldığı meşhur bir fotoğraf vardır. Pikap kolunu kullanarak öyle bir şey yapılabilir aslında. Dur bir ara vaktim olduğunda oturup uğraşayım bari...

Deterjan İle Plak Temizlemek


Bugünlerde hifi dünyasında plak yıkamak ile alakalı çok sayıda farklı görüş var. Aslında plak temizlemek dersek daha doğru olur. Geçmişte de bu konu bol bol tartışılmış. 1960'larda Hifi and Electronics mecmuasında plak temizlemenin en iyi yolu deterjan ile temizlemek olarak görülüyormuş. Muhtemelen o dönemlerde yeni çıkan ve çocukların giysilerini yıkamaya yönelik ürünlerin kullanılması tavsiye ediliyormuş. Dreft günümüzde hala var olan bir deterjan markası. Bizdeki OMO gibi bir markadır Dreft.... 

Slip It In


Slip It In, Amerikalı punk grubu Black Flag'ın 1984 yılında yayınladığı bir albüm. Çizer bir arkadaşımız sevdiği albümleri kullanarak yukarıdaki harika siyah beyaz çizimi yapmış. Bir kenarda bulunsun...

Plak Toplayan Sekiz Farklı Kabile


Bu yazı bundan 4 sene önce 2014 yılında BBC'de yayınlanan bir radyo programındaki sohbetin yazılı bir özeti. BBC Magazine okurken denk geldim ve ilgimi çekti. Yazı her ne kadar yakın tarihli olsa da, 4 sene öncesinde plakların yükselişi ve dijital müzik indirme mevzuuları hala tartışılıyordu. Yazıda plak toplayan farklı gruplardan insanların görüşlerine yer verilmiş. Bende Türkçeleştirip yayınlayayım dedim. Keyifli okumalar... 
----------------------------------

Müzik severler ve plak meraklıları, İngiltere'nin yedinci yıllık Record Store Day (Plak Mağazası Günü) için toplanıyor. Plakların çöküşüyle ilgili birçok öngörüye rağmen, hiçbir zaman ortadan kaybolmadılar. Peki plakları satın almaya devam edenler kimler?

İşte plak alışverişi yapan sekiz grup.

Nostaljik koleksiyoncu

Sonja Bredgaard
Sonja Bredgaard bir okul kütüphanecisi, blog yazarı ve gazeteci. Vintage, retro ve kitsch (1) her şeye karşı bir tutku olduğunu söylüyor.

"Bu günler, yeniden plak toplama yapmaya başlamam için bana ilham kaynağı olan rockabilly (2)  olayı içerisindeyim - Kulüplerde orijinal plakları çalan harika DJ'leri görüyorum.

"Favorilerim blues boppers, skiffle ve hillbilly, hem de eski rock'n'roll.

"Bütün plaklarım yedi inç boyutunda ama beni sık ​​sık plak değiştirmekten kurtaracak iyi albümler satın alacağım. çn: malum 45'liklerde zırt pırt plak değiştirmek eziyet haline gelince 33'lüklerin kıymeti anlaşılıyor :)

"Pazar günleri öğleden sonraları rahatlamak için veya cumartesi geceleri içim kaynamaya başladığında plak dinliyorum.

"Pikabım şu anda yatak odamda oturuyor ve plak dinlemek bir mutluluk, çocuklar genellikle sesi alçaltmamı istiyorlar. Odamda plak dinlemek beni gençlik günlerime götürüyor.

"Rockabilly kulübü DJ olmak istemiyorum ama müziği duyulacak  şekilde dinlemekten hoşlanıyorum."

Yeni Alıcı
Tom Kangro, Londra doğusundan Kent'te doğmuş bir mimar. 20 yılı aşkın bir süredir CD formatında albüm topluyor ve ilk pikabını bu yıl Ocak ayında satın aldı. Kangro, nişanlısı tarafından ayda iki plak alımı ile sınırlandırılmış. - bu sayede koleksiyonun evlerini işgal etmeyeceğini umuyor


"Toplam 10 plağım var. Evimde bir sürü CD var, albüm toplamak konusunda yeni değilim, sadece plağa yeni geçtim.

"Devamlı yeni albüm yayınlanmasını seviyorum, bir mimarım, görsel tasarım ve albüm kapağı sanatı tarafıyla da ilgileniyorum.

"Bir plak mağazasına veya yardım dükkanına (3) gidebilir ve eski plakları alabildiğiniz gerçeğini çok seviyorum. Bunu CD'lerle asla yapmazdım, plaklar benim için yepyeni bir çağ açtı."

Odyofil ve Plak Firması Sahibi
Darrel Sheinman, bir İngiliz bağımsız plak şirketi olan Gearbox Records firmasının sahibi. Firma genellikle nadir bulunan veya daha önce yayınlanmamış kayıtların sınırlı sayıda plaklarını basıyor. Sheinman'ın stüdyosundaki her şey analog. Blue Note plak koleksiyonu yüzlerce plaktan oluşuyor.

Darrel Sheinman ve plak kesim tezgahı

"Biz plak odaklı bir plak şirketiyiz. Ancak, plakları yüceltirken, dijitalin çöp olduğunu söylemiyoruz. Dijitalin kendi avantajları var, taşınabilir ve akış siteleri aracılığıyla birçok türde müzik dinleyebilmek için geniş imkanlar sağlar . Plak dinlemek ise bir ayin gibidir. İnsanlar plakların  sadece büyükbabaları için olduğunu söylüyorlar ve çöp olarak görüyorlar. Farklı müzik türleri ve yaşlar grupları arasında plak sevgisini tekrar canlandıran yeni gruplar var.

Genç Meraklı
Londonderry'den 16 yaşındaki Jake, plaklarla sevgisini Twitter üzerinden ilan ediyor. Akranlarının çoğundan farklı olarak, plakları dijital müziğe ve stream servislerine tercih ediyor.

"Bir yıldır plak topluyorum ve bence en iyi format" diyor. Daha önce CD'ler ve download servisleri ile müzik satın aldım ancak hiçbiri plak ile kıyaslanmıyor. Plakların ses kalitesi daha iyi ve daha ödüllendirici!

"Kayıtları toplama aşamasına geldiğimden beri,  dijital indirme sitelerini tamamen boykot ettim çünkü plaklar çok daha iyiler. Tabii bu durum güzel ama 16 yaşındayken cebindeki parayla zor.

"Benim ilk satın aldığım plak Foals grubunun Holy Fire albümü ki benim en sevdiğim albümdür. Doğumgünümde topladığım parayı ilk pikabımı almak için kullandım. Başlamak için çok ucuz bir pikap satın aldım ve bu benim ilk pikabımdı.

"Arkadaşlarımın plak toplamanın için biraz tuhaf olduğunu düşünmesine rağmen Record Store Day'e kadar bekleyemem."

Michael Kiwanuka, Glastonbury 2013 konserinde şarkı söylerken

Romantik Müzisyen
2012 yılının BBC Sound yarışmasının galibi Michael Kiwanuka, bir dergideki röportajında bedava bir Otis Redding CD'sinden ilham aldığını söylemişti. Londralı müzisyen, 24 yaşında Communion Records ile anlaşma imzalanmış ve hala eski kayıtları dinlemek onun için bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

"Plak müzik severler içindir"

"Bazı insanlar müzikten az çok hoşlanıyor ve sadece arka planda bir şeyler tıngırdasın uğruna dinliyor, ancak müziği gerçekten çok seven kişiler için, plak bunu yapmanın romantik yolu.  Çünkü müzik dinlemeye gerçekten dahil olabilirsiniz."

"Diğer rekreasyonlara benziyor - keyifle yenen bir yemek gibi. Herkes yüksek seviyeli Michelin yıldızlı restoranlara gitmiyor, herkes için uygun yerler var. Eğer üst sınıf yemek istiyorsanız, üst sınıf yerlere gitmelisiniz. Müzikte bunun gibi. Eğer müziği seviyorsanız, plak dinlemelisiniz eğer mümkünse iyi bir sistem kullanarak.

Kazan DJ (4)
Keb Darge, ağırlıklı olarak Amerikan soul ve rockabilly müziği çalan İskoç bir Disk Jokey.  Kuzey Soul hareketinin öncülüğüne yardımcı oldu ve 1980'lerde bu akımı Londra'ya getirdi. Darge, yedi inçlik kayıtlardan oluşan geniş bir koleksiyona sahip; bunların çoğu "Deep Funk" tarzında ve Amerikadan.

"Plak toplamamın iki nedeni var" Öncelikle bir DJ olarak plak ile çalışmayı daha kolay buluyorum. Yeni inçlik plakları kutusunda hızlı şekilde tarayabiliyor ve bir sonraki çalacağım plağı etiket tasarımından kolaylıkla seçebiliyorum. İkincisi, 50'li ve 60'lı yıllardan devamlı yeni albümler arayışındayım. Bunları sadece yeni inç formatında bulabilmek mümkün. Bunların çok azını karışık CD'ler ve derleme albümler de bulabilirsiniz. "

Kazı Yapan Satıcı
80'li yıllarda, Gerald Short'un nadir soul, funk ve caz plakları merakı, eski LP'leri ve single'ları aramak için tüm Amerikayı dolaşmasına yol açtı. Plakları bol miktarda ve düşük fiyatlarla bulması  Londra'da bulunan Camden Market'te plak mağazası açmasına vesile oldu. İlerleyen yıllarda Amerikadaki fiyatlar yükseldi, bu yüzden 1998'de nadir bulunan ve izini sürdüğü plakları yeniden yayınlamak için Jazzman plak şirketini kurdu.

İnsanlar bu günlerde gerçekten plaklardan memnunlar.  Eğer bir iPod'tan müzik dinlemek ile plaktan müzik dinlemeyi kıyaslayacaksanız, bizler insanız ve görebildiğimiz, tutabildiğimiz ve dinleyebileceğimiz şeyleri severiz.

"Dijital download umurumda değil."

"Eski moda olabilirim ama plakları tercih etmem için pek çok sebep var ve buna katılan öylesine çok insan var ki. Benimki ve diğer  plak şirketleri, ezoterik ve çok bilinmeyen müzikleri sattıkça, bunlar plaklarda yaşamaya devam edecek ve bu durum yıllar boyu sürecek.

İç Çekişen Şüpheci
Garajında 150.000 plak bulunan efsanevi ev DJ'İ Carl Cox, formatın müzik dinleme şeklimize uyum yeteneğinden şüphe ediyor.


"Uzun yıllar önce yaptığımız gibi, albümleri plak formatında elde etmek çok zor." Geçmişte yerel mağazalara giderek, albümler için 200-500 sterlin harcardım. Artık herşey bilgisayardan hallediliyor ve posta ile gönderiliyor.

"Çocukluğumda HMV'den ilk albümümü satın aldığımı hatırlıyorum. Diana Ross'un "Love Hangover" albümü. Heyecanla eve koştum ve iğneyi plağın üzerine indirdiğimde "vay be, bu harika" diye düşünmüştüm.

"Bu heyecanı uzun yıllar önce yaşadım - şimdi maalesef yaşayamıyorum"

notlar
(1) Genel anlamıyla, yüzeysellik, ucuzluk, gösterişçilik, kendini olduğundan daha değerli ya da önemli gösterme hali
(2) 1950'lerde çok popüler hale gelen, rock'n'roll ile country müziği birleştiren bir müzik akımı
(3) charity shop. İngiltere'de bağışlanan kıyafet, plak ve diğer eşyaları satıp, yardım kuruluşlarına aktaran mağazalar
(4) Digging: Plak mağazalarında plak aramayı anlatan deyim; kazmak



Nereden Başlayayım!


Plaklarınızın önüne geçip dinleyeceğiniz bir şey bulamadığınız zaman veya nereden başlayacağınızı bilmediğiniz zamanlar mutlaka oluyordur. Where the F**k do i start yerine hokkalı bir küfür sallayanlara gelsin bu fotoğraf.

Olinka Berova Plak Seçiyor...


Çek asıllı Amerikalı aktrist Olinka Berova, 1967 yılında Londra'da plak seçerken. 1960'larda Berova özellikle Brigitte Bardot ve Ursula Andress ile kıyaslanırmış. Tahmin edebileceğiniz üzere sarışınlık ve vücut hatlarının etkisiyle tabii ki... Benim seyrettiğim tek Olinka Berova filmi muhtemelen "The Vengeance of She"dir. Klasik ikinci sınıf bir Hammer korku filmi işte...

1944'ten Bir Savaş Manzarası


Yukarıdaki fotoğrafı Reddit'in tarih bölümünde gördüm. II Dünya Savaşında 1944 yılında Alman ordusu yenilerek geri çekilmeye başlar Doğu cephesinde. Yukarıdaki askerler Birinci SS Panzer Bölüğünden. Bu bölük aslında Leibstandarte SS Adolf Hitler olarak biliniyor ve normalde Alman liderin kişisel koruması olması için kurulmuş ancak savaşın çetinleşmesi üzerine cepheye sürülmüşlerdi.

Savaşaın en çetin zamanlarında moral depolamak için Rusya'nın soğuğunda gramofon dinleyen askerler...

Plaklar Geldi


Bu fotoğraflara ne deniyor bilmiyorum ama eski devirleri konu alan böyle renkli fotoğrafları seviyorum. Yazılan çizilenlere göre özellikle 60 ve 70'lerde dönemin büyük müzisyenleri albüm yayınlayacakları zaman büyük olay olur ve türlü coşkular yaşanırmış. O dönemlerde özellikle de 60'larda müzik seti sahibi olmak önemli bir konuymuş. Yukarıdaki abimizde bakın kızlar Beatles'ın yeni albümü geldi, haydi atlayın benim evde dinleyelim moduna girmiş.


Velhasıl kelam şanssız bir nesilin evladıyız,  ne pul koleksiyonundan nede plak koleksiyonundan fayda sağlayamadık :)

Muhammad Ali, Cadillac ve Pikap


Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz büyük boksör Muhammad Ali, 1960'larda Cadillac marka otomobilindeki araba pikabında 45'likleri ile haşır neşir olurken...

Betül Dengili Atlı Söyleşi ve İmza Günü


Sizlere geçen hafta burada Betül Dengili Atlı Söyleşi ve İmza Günü etkinliğinden bahsetmiştim. Etkinlik oldu bitti, ben katılamadım ama birkaç fotoğraf ekleyeyim dedim. Sağolsun Fikret Çaylak arkadaşım benim içinde bir poster imzalatmış. Posterim gelince ayrıca paylaşırım.






Betül Dengili Atlı söyleşi ve imza günü


Bu ülkede plaklar ile uğraşıp "Betül Atlı" ismini duymamış olan yoktur demek isterdim. Ancak ne yazık ki, arşivcilik ve geçmişimizi kayıt altına alma konusundaki eksikliğimiz yüzünden genç okuyucularımız "Betül Atlı" kim diyeceklerdir.

Bir adam buna dur diyebilmek için uzun senelerdir uğraşıp didiniyor. Plak kapaklarını topluyor, arşivliyor ve topladığı bilgileri paylaşıyor. Sevgili arkadaşım Fikret Çaylak'tan bahsediyorum. Unutulmuş plak kapakları onun sayesinde yeniden geniş kitlelere ulaşıyor.

5 Kasım 2016 günü saat 13:00 ila 15:00 saatleri arasında geçmişten beri bir sürü insanın hayali olan şey gerçekleştiriyor; Betül Dengili Atlı söyleşi ve imza günü!!!



Can Hifi'da yapılacak etkinlik için tüm ayrıntılar düşünülmüş. Eğer elinizde hocanın çizdiği plaklardan yok ise ve o günü ölümsüzleştirmek isterseniz orjinal çizimlerden hazırlanan özel posterlere imza attırabilirsiniz. Bırakın imzayı, bunca yıldır ortalıklarda göremediğimiz Betül Hocanın kendi ağzından kendi cümleleri ile  o muhteşem çizimlerin hikayelerini, bir dönemin Türk müzik piyasasına dair anıları dinleyebileceksiniz. Belki de beraber bir fotoğraf çekilirsiniz...

Şu sıralar ailemdeki çeşitli sağlık sorunları ile uğraşmam nedeni ile maaselef ben etkinliğe katılamıyorum ancak İstanbul'daysanız ve 5 Kasım'da müsaitseniz  Betül Dengili Atlı söyleşi ve imza günü kaçırmayın.

Etkinliğin yapılacağı mekanın yeri aşağıda var. Lütfen fotoğraf ve düşüncelerinizi bizimle paylaşın. Burada yayınlayalım...





Vinylception veya Plakception


Fazla uzun bakmayın bir süre sonra gözleriniz manyak olabiliyor benden uyarması. Christopher Nolan'ın bazılarına göre kült bazılarına göre fazla abartılmış (overrated) filmi Inception'da malum olaylar rüya içinde rüya noktasında karmaşıklaştıkça karmaşıklaşıyordu. Ilerleyen dönemlerde her bir haltın inception versiyonu yapıldı, şaka amaçlı. Yukarıda Inception'ın plak dünyasına adapte edilmiş hali var,nam-ı diğer Plakception :)

Edith Piaf Plak Dinlerken


Edith Piaf yaşadığı zamanın Fransa'sında en sevilen sanatçılardan biriydi. Ancak çok da garip bir geçmişi vardı... Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Tiflis asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı, daha sonra babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderildi.Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmişti.

The Winner


Birinci Cihan Harbini Müttefikler kazanınca kutlama için yayınlanmış plaklardan bir tanesinin afişi. Çeşitli memleketlerde bu tarz plaklar basılmış. Benim elimden hiç geçtiğini hatırlamıyorum ancak özellikle İngilizlerde çok plak var böyle. Bizim "Estergon Kalesi" kıvamında harp türkülerinin toplandığı bu tarz plaklar aslında beni yavaş yavaş kaşımaya başladı. İlginç bir koleksiyon oluşturulabilir.

Kendin yaz kendin gaza gel olayı da ayrı bir olay!

KonstruKt ve Marshall Allen - Live At Sant'anna Aressi Jazz Festival LP


Sevgili okuyucum, bu bloğu takip ediyorsanız konstruKt ismine mutlaka denk gelmişsinizdir. Gerek konstruKt gerekse de ülkemizdeki bağımsız müzisyenleri ve oluşumları elimden geldiğince Stereo Mecmuası web sitelerine konuk etmeye çalışıyorum. Bu tarz işler öyle işler ki, ülkemizde az sayıda dinleyicisi olup ana akım medyada asla yer almayan işler. Ancak ülkemizdeki bir çok müzisyen, çok iyi albümler yapıyor ve bunları meraklılarla buluşturuyorlar. Bunun nasıl bir lüks olduğunu bu dünyanın içerisine girdikçe anlıyorsunuz...

Daha albümle alakalı bir şeyler yazmaya başlamadan önce açık açık konuşayım hatta sonda söyleyeceklerimi başta söyleyeyim. Elimde Türk müzisyenlerin İtalya'da verdiği bir konserin "Plak" kaydı var. Kaydın ikinci bölümüne efsanevi "Marshall Allen" konuk olmuş. Kayıt kötü olsa kötü deyip yerin dibine nasıl batırırsın, müzisyenler o gün doğru "mood"larında olmasa bu nasıl berbat deyip köşeye atarsın. İnsanın gönlü el vermez. Ülkenin dört bir tarafında bu tarz ilerici işlere imza atan müzisyenlerin konserlerinde beraber olduğumuz iki avuç insana yönelik bir yazı da olsa ne diyeceksiniz böyle işlere.



Açık konuşayım; Allah'tan böyle bir durum ortaya çıkmıyor. Bu tarz müzisyenlerin hepsine büyük saygı duyuyorum. Çünkü çok satan, çok sevilen müzisyenlerin kayıtlarına gösterdiği özenin daha fazlasını onlar belki dünya çapında 300-500 kişiye ulaşacak albümleri veya kayıtları için gösteriyorlar. Kapaklarından, şarkı içeriklerine kadar gösterilen özen, insanı mutlu ediyor ve duygulandırıyor. Sadece konstruKt için konuşmuyorum. Stereo Mecmuası sayfalarında yer verdiğimiz ve isimlerini bir çok meraklının duymadığı müzisyenlerin şarkılarını paylaştıkları sitelere gidip bir göz atın; kapağından içeriğine hatta imkanlar ölçüsünde kayıtlara nasıl bir özen var kendi gözlerinizle görün, kendi kulaklarınızla duyun.

Gelelim albüme!
A YÜZÜ
-Introduction
-Ateş
-Bulut
B YÜZÜ
- Anakara
- Toprak

Plağı pikabıma koyduğumda ilk anda volüm sanki biraz az gibi geldi. İlk bölüm "Introduction" yani takdim bölümü ancak hemen ardından ilk notalar hoparlörlerden süzülmeye başladığında her şey normale döndü. "A" yüzünün iki şarkısını da teorik olarak biliyoruz. Bulut plağının ilk yüzünde de bu şarkılara rastlayabilirsiniz. Ancak her iki şarkıyı da ilk anda çıkartabilmek kolay değil hatta mümkün değil. konstruKt ekibi canlı performanslarında zincirlerinden bir anda sıyrılıp çok acayip işlere imza atabiliyorlar. Bunun en uç örneğini Peter Brötzmann ve konstruKt'un 2014 sene içerisinde İstanbul Karga Bar'da çaldığı ve benim de bizzat şahit olduğum performansı için söyleyebilirim. Konseri kendi kulaklarımla dinledim ve sonrasında bazı kayıtları da gözden geçirdim, gerçekten canlı performanslarda işler tamamen kopuyor. Benzer bir durumu yine bizzat şahit olduğum konstruKt ve Joe McPhee İstanbul Babylon konseri içinde söyleyebilirim. Canlı performanslarda topluluk gerçekten tam anlamı ile parlıyor.



konstruKt'u ilk dinlediğim yıllardan daha doğrusu sevgili Reha Arcan sayesinde tanıdığım günlerden, bugünlere geldiğimizde en önemli gelişim, müzisyenlerin asıl enstrümanları dışında bazıları aynı aileden bazıları ise kendi asıl enstrümanlarından tamamen farklı ailelerden enstrümanlar konusunda kendilerini ne kadar geliştirdikleridir. Bu gelişimin yanında müzikal anlamda özellikle de şarkıların formunda da gelişim özellikle ülkemiz müzik tarihi açısından çok önemli olduğunu düşündüğüm Turkish Free Music kutu seti içerisindeki albümlerde özellikle de Bulut plağında kendisini gösteriyordu. Bazı müzik yorumcularının bile "aman canım free caz işte" deyip geçtiği bu müziğin kendi içerisinde meraklı kulakların duyabileceği son derece çalana özgü bir yapı olduğunu ve müzisyenler kendilerini geliştirdikçe bu yapının farklılaşıp, tonların ve notların dinleyiciyi daha fazla sarıp sarmaladığını söylemem gerekir. Özellikle ne dinleyeceğini bilen meraklılar için bu durum tadından yenmez bir durum haline gelir. Sözüm ona alakasız bir anda çıkılan solo, bazen bir nota dizisi, bir ton veya nefes , sizi bir yerlerden alır bir yerlere götürür ki, ne olduğunuza şaşarsınız. "Ateş" ve "Bulut" işte tam anlamı ile böylesine birer performans haline gelmiş... Her dakika bir sürpriz var. Ayrıntıya girmiyorum özellikle!



Plağın ikinci bölümünde ise konuk efsanevi Marshall Allen...

Marshall Allen denildiğinde benim için akan sular durur o kadar diyeyim size. Sun Ra Arkestra'nın önemli bir parçası olan ve 1990'larda bu orkestranın lideri haline gelmiş olması ayrı bir konu, bir çok müzik tarihçisinin benim de katıldığım görüşlerine göre savaş sonrası dönemin en kendisine özgü ve ayrık saksafoncusu olması ayrı bir konu. Marshall Allen çok sayıda enstrümanı çalabilen bir müzisyen ancak albümü dinlemeye başladığımda acaba çalmış mıdır dediğim bir enstrüman vardı özellikle; EVI.

Ve cevabı evet çalmış!

Plağın "B" yüzü dünyanın herhangi bir ülkesinden müzikseverler açısından ses çıkartılmadan dinlenilecek kıymettedir benim gözümde. Bulut plağının ikinci yüzünü kaplayan "Toprak" parçasına bir bakış atın arkasından konserde konstruKt'un zincirlerinden sıyrılmış halde Marshall Allen ile çaldığı versiyona bir bakış atın, neden ısrarla meraklılara konserlere gidin çağrıları yapmamızın sebebini anlayacaksınız.



konstruKt ve Marshall Allen "Live At Sant'anna Aressi Jazz Festival" albümü plak kaydı olması açısından konstruKt çevresel diskografisinin dördüncü üyesi. konstruKt ve Marshall Allen çalışmaları açısından ise ikinci kayıt olarak dikkatimizi çekiyor. Bildiğiniz üzere ilk kayıt "Vibrations Of The Day" Aradan geçen yıllarda, değişenleri önce bahsi geçen CD'yi arkasından "Live At Sant'anna Aressi Jazz Festival" plağını dinleyerek duyabilirsiniz. Haydi gelin doğrusunu söyleyelim, değişim değil gelişim demeliyiz buna!

Korhan Futacı, Umut Cağlar, Özun Usta ve Korhan Argüden'den oluşan konstruKt'ten yine başarılı bir performans ve tüm kalbimle söylüyorum göğsümüzü kabartan bir albüm. Albümün plak baskısı başarılı, zaten başarısız olsa da kimin umurunda o da ayrı mesele. Kapak pek keyifli. Bazı yorumcular şimdiden pizza kapaklı albüm tanımlamasını yapmışlar, ben ilk baktığımda mandala mı acaba demiştim.. Kapak, baskı, kayıt işin detayları asıl önemli olan müzik şahane... Meraklısı kaçırmasın! Elinize, kolunuza emeğinize sağlık, büyük üstadında ellerinden saygıyla öperim!

SPACE IS THE PLACE!

Not: Albümü satın almak isteyenler için buraya tıklayabilirler... 

Clockwork Orange Plakları



Artık benim "Clockwork Orange" manyaklığımı bilmeyen kalmamıştır herhalde. Müziklerini de ayrıca severim; Müziklerin çok müthiş olduğundan değil, ne zaman dinlesem filmden kareleri aklıma getirmesinden dolayı. Ha diyeceksiniz Hakan manyak mısın, bu filmden neden bir şeyleri hatırlamak isteyesin ki! Eh sizde haklısınız. Manyaklık işte. Geçtiğimiz aylarca plağın kapağının Fransızca ve İngilizce edisyonlarını edinmiştim. Almanca edisyonu ise sevgili Reha Arcan'ın evinde denk geldi. Sonucu mu merak ediyorsunuz...

Sizce?

Tabii ki benim evde kardeşleriyle beraber duruyor. Reha Arcan'a bir tane Clockwork Orange plağı borcum oldu ama kesikleme izni için bir kez de buradan teşekkürler.

Superman Plağı



Geçtiğimiz haftalarda sizlere bir Batman plağından bahsetmiştim. Bu defa Superman'lisi denk geldi. zamanında radyoda piyes olarak seslendirilen Superman macerası artı şarkısı varmış plakta. Geçen defa yayınladığım aslında daha havalıydı içerisinde bol bol ıvır zıvır vardı ama farketmez, o yıllarda çocuk olsam bu plağı edinebilmek için de annemin babamın kafasını ütülerdim. Bunu da çok beğendim. Acaba eBay'den alsam mı kendime bir tane!

Batman Plağı



Vay be zamanında önemli çizgi roman karakterleri için ne güzel plaklar yapılmış. Bunların hiçbirisinden elimde yok ama eğlenceli olmaları gerçeğini değiştirmiyor. Yukarıdaki plak Batman ve Robin maceralarını içeriyor ve hikayeyi anlatıyor. Hediye olarak Batman yüzüğü, Batman düğmesi ve Batman fan kulübüne üyelik kartı ve şifreleme kartı varmış. Herhalde o yıllarda çocuk olsam bu plağı edinebilmek için annemin babamın kafasını ütülerdim. Pek güzel çok beğendim...

Haydi France Gall Plağı Seçelim


Yukarıdaki animasyon France Gall plakları kullanılarak yapılmış. France Gall veya gerçek ismiyle Isabelle Geneviève Marie Anne Gall Fransa doğumlu bir müzisyen. Tanınması Michel Berger ile yaptığı işbirliği ile sayesinde oluyor. Yaptığı müzik tarzına Fransızlar Yé-yé popu diyorlar. Bu ne derseniz içerisinde bol bol evet evet muhabbeti geçen pop müziğin en kötü akrabası olarak düşünebilirsiniz. Youtube üzerinden örneklerine bakıp içinizi kaldırabilirsiniz. France Gall nasıl oluyorsa 1965 yılında Lüksemburg adına Eurovision müzik yarışmasına katılıyor. Neyse güzel kadın, animasyonda keyifli. Müziğinden ise uzak duru. En azından bence...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...