Avrupa ve Amerika Hifi Pazarlarında Durum



Stereo Mecmuası'nı yayına soktuğum ilk yıldan bugüne her yıl yaz ayları durağan geçer, Eylül ayından itibaren ise ortalık şenlenirdi. Yazın azalan trafiğimizi arttırmak için, ekip olarak, çeşitli etkinlikler yapmaya çalışırdık. Bunlara Blitzkrieg adını vermiştik. Bu yaz, bu etkinlikleri düzenlemedik. Aslında bu senenin hifi piyasası adına pek keyifli geçeceğini düşünmüyordum, ancak bu kadarını da beklemiyordum doğrusu. Özellikle yaz aylarını tatsız geçeceği belli idi ancak baharın gelişiyle ortalık şenlenir diyordum.

Ancak kimsenin beklemediği bir durgunluk var. Ülkemizdeki durumla alakalı olarak elimde çok sağlıklı bilgiler olduğunu söyleyemeyeceğim. Çok sıklıkla olmasa da, ülkemizin dört bir tarafındaki firmalarla yazışıyoruz. Durumun pek parlak olmadığı söyleyebilirim. Ancak bu yazımda ülkemizden çok yurt dışına odaklanacağım.
Stereo Mecmuası'nın dışa açılma projeleri sayesinde bir çok firma ile direkt olarak yazışma şansına sahibim. Bazı üreticilerle daha yüzeysel ilişkilerimiz var, bazıları ile ise güzel dostluklar kurma şansım oldu. İsim vermeden, bir çok kişiden aldığım bilgilerin bir özetini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Aslında son bir yıldır, dünyanın en önde gelen bir çok hifi tartışma forumu, bloglar gibi dijital platformlardaki sessizlik meraklıların gözlerinden kaçmamıştır. Ancak üreticiler hakkındaki bilgiler normal bir meraklı için çok ulaşılabilir değil. Şunu söylemeliyim ki, Avrupa hifi pazarının şu an ülkemizden bile kötü durumda olduğunu düşünmeye başladım. Konuştuğum bazı satıcı firmalar, kira bedellerini karşılayamadığından mağazalarını taşıma ve küçültme yoluna gitmişler. Bazı ülkelerde ise ellerindeki malı nakde çevirmek için çok ilginç indirimler yapılıyor. Bu indirimler, önemli hifi satış sitelerinin yanında eBay gibi sitelere de sıçramış durumda. Böylesine indirim ve likidasyonlar söz konusu olunca bazı ülkelerdeki dağıtıcı ve distribütörlerde isyan etme noktasına gelmiş durumda. Özellikle ürünlerin serbest dolaşımının mümkün olduğu AB ülkeleri perdelerin arkasında ciddi kavga gürültünün koptuğunu biliyorum.

Bu sene içerisinde bazı üreticilerin tüketiciye direkt satış kanallarını açtığından bahsetmiştim. Görünen o ki, bu senenin sonraları ve gelecek senenin başlarında bu konuda bir patlama yaşanacak. Özellikle küçük üreticiler, ara dağıtım için ayırdıkları kar marjlarını, tüketiciye yansıtıp daha rekabetçi fiyatlarla pazarda ayakta durmaya çalışmak yolunu seçmişler.

Bu sene uygulanan bir diğer strateji, yeni ürünlerin duyurulması. Yaz aylarındaki durgunluğa rağmen, irili ufaklı bir çok firma, yeni ürünler tanıttı. Yeni bir ürün demek, potansiyel satış şansı demektir. Ancak özellikle Avrupa'da ülke dağıtıcılarının ellerinde şişen stoklardan dolayı, bir çok pazarda ürünler potansiyel alıcıları ile buluşamadı. Haklı şekilde distribütörler, ellerindeki ürünleri satmadan, stoklarına mal çekmek istemiyorlar. Amerika pazarından da benzer haberler geliyor. Amerika pazarı çok büyük olduğu için, bazı üreticiler, distribütör firmalar ile anlaşmalarını bozarak kendileri bu pazarda daha fazla boy göstermeye başladılar. Ancak anlayabildiğim kadarı ile birçoğu beklediği satış rakamlarına ulaşamamış durumda. Tabii ki hem Avrupa hemde Amerikan pazarında başarılı firmalar mevcut. Ancak benim konuştuğum bir çok üreticinin keyifleri oldukça kaçmıştı. Bu arada Almanya pazarında bir miktar hareketlenmenin başladığı söyleniyor. Ancak hareketlenme orta-üst ve üst segment ürünlerde yaşanıyor. Hal böyle olunca ortaya düşük fiyatlara alınabilecek üst sınıf ürünler piyasaya doluyor. Alman ikinci satış sitelerini takip edenler, dergimizde de incelediğimiz bazı üst sınıf ürünlerin ikinci el fiyat etiketlerini şaşkınlıkla izliyorlardır. Bugün giriş seviyesinin üzerinde bir ampli fiyatına, üst sınıfa yaklaşan 3-4 senelik ürünler bulunabiliyor. Yukarıda yazdığım gibi bu durum AB üyesi ülkelerin kendi iç pazar dinamiklerini etkiliyor. Firmalar farklı stratejiler uygulasalar da, sonuçlar pek tatmin edici değil sanırım.
Amerika ve Avrupa'da yaşanan durgunluğun aksine, Uzakdoğu'nun oldukça hareketli olduğu söyleniyor. Yıldızı parlayan ancak "nispeten" küçük pazarlar olan Tayvan, Malezya, Singapur gibi ülkelerin yanında Japonya ve Çin pazarlarında yaşanan hareketlilik, bu ülkelerde etkin faaliyet gösteren üreticilerin ayakta kalmasını sağlıyor. Bu arada Avrupa'lı çok bilindik bazı üreticilerin markalarını, başta Çinli gruplar olmak üzere Uzakdoğu'lu gruplara satacağı konuşuluyor. Bazı çok büyük firmaların el değiştirmesi her an mümkün.

Üretimdeki kayma ise son hızla devam ediyor. Takip edebildiğim kadarı ile Vietnam bir kaç yıl içerisinde bir çok hifi firmasının üssü haline gelecek. Demir perdenin ayakta kalan son üyelerinden olan Vietnam anlaşılan hifi sektöründe ismi çok duyulur bir ülke haline gelecek.

Özellikle Avrupa'lı firmaların yeni stratejilerinden bir tanesi, nüfusu yüksek potansiyel yeni pazarlara açılma çalışmaları. Herhalde ülkemizdeki bir çok firmaya, üreticilerden mesaj yağmuru yağıyordur. Bu yağmurun yanında çok sayıda üreticinin de, el altından temsilci değiştirmek üzere girişimler yaptığı haberleri geliyor. Ülkemizin haricinde, özellikle Avrupa'da hızlı bir temsilci değişikliği trafiği var. Bu bültenleri haberler bölümlerimizde yayınlamıyoruz ancak çeşitli global siteleri takip edenler, değişim trafiğini fark etmişlerdir.

Son günlerde tanıştığım bir diğer strateji ise, potansiyel ülkelerin basın kuruluşlarına test amaçlı gönderilen veya gönderilmek istenen ürünler. Dışarıdan bakıldığında ülkemiz 70 milyonu geçen nüfusu ile büyük bir pazar sayıldığından bu test amaçlı ürün gönderimi konusunda Stereo Mecmuası'na da çok sayıda mesaj gelmeye başladı. Benzer bir ürün gönderim isteği trafiğinin ülkemizdeki hifi firmalarına da yansıdığını tahmin ediyorum. Tabii ki, bazı diğer hifi platformlarımıza da benzer bir gönderim istemi trafiği yaşanıyor. İlerleyen günlerde bol bol test yazısı okuruz herhalde. Özellikle kablolar konusunda.

Neden mi kablolar. Ülkemizin imza attığı gümrük sözleşmelerine göre test amaçlı bir ürün gönderimi bile, kişisel ithalat ile mümkün. Özellikle elektronik ürünler konusunda böyle bir işle yapmak dahi ciddi bir tutar demek. Ancak aksesuar ve kablolarda durum, elektronik ürünlere göre daha esnek. Bu yüzden ülkemizde temsil edilmeyen bir çok marka ile alakalı yazıyı orada burada daha çok göreceğiz. Stereo Mecmuası'nda ise bu konuda bir prensip kararı aldık, ilginç ve/veya meraklıların kolaylıkla ulaşabilecekleri ürünler haricinde yazı yayınlamayacağız. Aklımda sadece çok merak ettiğim bir elektronik firmasının ürününü test etmek var ki, gerekli işlemleri yapabilecek maddi kaynağa sahip olmadığımız için muhtemelen bu inceleme suya düşecek. Ben zaten prensip olarak ülkemizde satılan ürünleri mercek altına almak istiyorum. Kasım ayından itibaren bu konuda çok daha aktif olacağız inşallah.

Şimdilik bu kadar dedikodu yeter. İlerleyen günlerde yazının ikinci bölümünü kaleme almaya çalışacağım.

resim: Bir Alex Varanese illüstrasyonu

Hiç yorum yok :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...