Müzik Sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik Sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Vintage Ferguson Müzik Seti


Elden geçirilmiş bir müzik seti daha. 1970'lerden İngiliz Ferguson markalı sisteme bir de Garrard pikap eklenmiş. Mobilyası ise sonradan yapılmış. Genelde bu tarz vintage tasarımlara hairpin denilen (sanırım firkete diyoruz biz) metal ayaklar ekleniyor. Aslına bakarsanız alet edevat olsa yapılmayacak bir tasarım değil...

Güzel Bir Loft ve Hifi Sistemi



Sistem için çok güzel diyemem ancak loft çok keyifli. Yukarıda ülkemizde de gayet rahat bulacağınız türden bir sehpa var. Sistemde çok özellikli bir sistem değil ama mekan çok hoşuma gitti. Aşağıdaki fotoğraflarda mekanın oturma bölümü görünüyor.



Hoş Geldin, Hendrix!



Bu aralar sistemimde yeni bir hoparlör var. Şu sıralar dinleme alışma safhasındayım ancak yakın gelecekte ciddi bir modifikasyon sürecine gireceğim. Süreç hakkındaki ayrıntıları adım adım anlatırım her zamanki gibi. Sistemin görselinde ufak bir farklılık oldu dün gece. Ella Fitzgerald ile bir süreliğine vedalaşıp yerine Jimi Hendrix'i konuk aldık. Durum böyle olunca artık gece kapanış şarkısı değişmek zorunda, "Little Wing" mi olur "Castles Made Of Sand" mi olur bilemiyorum artık... Poster sevgili Nadir Ersan'ın (aka Ionian) hediyesi. Kendisine tekrar teşekkür ederim ;)

2012 Hi-fi Yapılacaklar Listesi



1- Stand konusunda bir devinim yaşamak. Çok uzun zamandır stand'ımı değiştirmek gibi bir düşüncem var. Aslında şöyle modern tasarımlı ucundan köşesinden hi-fi bakış açısına sahip bir şeyler tasarlamak istiyorum. Bendeki Michell Gyrodec biraz büyük olduğu için stand'ın üst bölümünün biraz geniş olması lazım. Buna amplimin ısınması eklenince dikey yerleşim biraz sorun haline geliyor. Aklımın bir köşesinde Timpani'de gördüğüm pARTicular stand'ler var. Ypsilon modeli senelerden beri çok hoşuma gider. Bunun yanında Finite Elemente ile Rethm hoparlörlerin tasarımcısı Jacob'ın tasarımları da şahsi favorilerim arasında. İnceden çizim masasına oturmak lazım. Hazır bir şey almak istemiyorum.

2- Michell Gyrodec restorasyon projesi. Bu senenin önemli bir diğer projesi Gyrodec'in zamana meydan okumakta zorlanmaya başlayan altın bölümlerinin yeniden kaplanması. Altın kaplama çok zor bir şey olmasa da, bu konuda iyi iş çıkartan bir yerler bulmak şart. Tasarımcı arkadaşım sevgili Deniz bu konuda zaten araştırmalar yapıyor. Bende onun arkasına takılacağım sanırım :) Bu iş için küçük bir bütçe yeterli olacak.

Gyrodec'in bendeki modelinin record clamp'i son derece değişiktir ancak ben buna hiçbir zaman sahip olamadım. Bu sene de geçmiş senelerde olduğu gibi orijinal parçayı arama çalışmalarım devam edecek. eBay deniz, ben kum aramaya devam.

3- SME V, tamamen sökülecek. Tüm parçalar yağlanacak özellikle de açık bulunan damp sıvısı havuzu elden geçirilecek. Sanırım en son bakımı bundan 5 sene kadar önce yapmıştım. Eh artık zamanı geldi.

4- Bu sene biraz kablo devinimi yaşayayım diyorum. Değişik bir şeyler denemek lazım. Sistemdeki hoparlör kabloları kalıcı, geri kalan her şeyi oynayabilirim. Belki DIY kabloların sarımlarını yeniden düzeltirim. 5-6 senedir onlara el atmıyordum bu sene biraz çalışmak lazım.

5- Havalar ısınınca Ankara'ya gidilerek yeni hoparlörler İzmir'e taşınacak. Bu kısmı bende heyecanla bekliyorum. Sevgili Tolga ehliyetini kaptırma bir zahmet! Bu sürecin ardından bir stand devinimi yaşamak şart olacak herhalde...

6- EMT'nin pikap iğnelerinin büyük bir bölümünü dinledim. Beni fena etkiledi. Bütçede biraz ayarlama yapıp uygun fiyat etiketi olan modellerden bir tanesi alınmaya çalışılacak. Şimdiden TSD serisinin fiyat performans oranının mükemmel olduğunu düşünüyorum. Bakalım benim sistemle uyum sağlayacak mı?

7- Ev/ofis sistemi için küçücük bir tüplü ampli yapılacak. Ne bileyim EL84 gibi bir tüp gayet sempatik olabilir. İkinci el pazarında denk gelirse belki uğraşmadan satın alınabilir. Bir yerlerde bu işler için ayırdığım eski bir radyo vardı. Belki bir başlangıç noktası olur. Depoda onu bulmak lazım...

8- RCA 2A3 tüplerden bir çift daha satın alınacak. Aslında torunlarımın bile kullanacağı kadar tüp stoklamış olsam da, kendimi durduramıyorum bir türlü. Bu da ayrı bir fetişizm...

9- Revox B-77 bu sene yeniden toplanacak, arızaları giderilecek. Ufak tefek elektronik ihtiyacı mümkün ise yurt içinden yok olmuyorsa yurt dışından karşılanacak. Sanırım bu konuda biraz profesyonel yardım almam gerekecek gibi.

10- Liste daha uzar uzamasına da galiba bu sene en çok yatırımı yine plaklara yapacağım. Aklımda almak istediğim bayağı bir şey var.

Haydi Müzik Setimizi Temizleyelim...



Ülkemiz nedense anormal tozlu bir memleket. İklimden veya bitki örtüsünden mi yoksa şehirlerimiz veya yaşadığımız yerden mi bilemiyorum. Ancak yazın evin bir çok bölümünü tozdan arındırmak için ekstra bir uğraş gerekiyor. Tozdan müzik setlerimizde nasibine düşeni alıyor tabii ki.

Seviyesi ne olursa olsun, basit veya karmaşık tüm müzik sistemlerinin arada sırada temizliğe ihtiyacı vardır. Temizlik deyince bazılarımız cihazları silmek olarak anlayabilir ama benim temizlikten kastım bayağı kapsamlı bir olay. Ben hemen her sene iki kez tüm sistemimi baştan aşağı temizlerim. Bunu bir zorunluluktan ziyade bir keyif olarak görmeye başladığımdan beri eskisi kadar söylenmeyi de bıraktım. Ne yaptığıma gelince.

Önce tüm sistemimin kablolarını sökmekle başlıyorum. Aslında bunları geri takmak tam bir kabus ama yapacak bir şey yok. Tüm kabloları söktükten sonra cihazları yerlerinden kaldırıyorum. Hemen her elektrikli cihazda olduğu gibi müzik sistemlerimizi oluşturan cihazlar tozları kendilerine çekerler. Örneğin bir ampliyi kaldırdığınızda altında oluşan toz sizi her zaman şaşırtmayı başarır. Cihazları kaldırdıktan sonra önce stand'ımı iyice temizlerim ve ahşap cilasını atarım. Bu sayede stand'ınız ilk günkü kadar olmasa da yine de keyifli bir hale gelir. Bunun öncesinde stand ile duvar arasındaki boşluğu da iyice temizlerim. Bu bölge genelde bol bol toz toplar. Eh bir çoğumuz eğer evine geliyorsa temizlik görevlisi veya eşlerimizin (veya ev ahalisinde temizlikten sorumlu kim ise)  sistemlerimize yaklaşmasını pek sevmediğimizden senede birkaç kez bile olsa bu tarz temizliği kendimizin yapması gerekiyor. Bence yani...


Ahşap bölümleri cilalamak biraz uğraştırır ama sonuç keyiflidir...

Ben işi biraz abartıp her sene bir veya iki kez cihazlarımın içlerini de açarım. Bu sayede hem iç temizliğini yapar hemde cihazların iç durumlarını kontrol etme fırsatı bulurum. Tabii sizin cihazlarınız yeni ise bununla uğraşmanıza gerek yok ama benim amplifikatörüm en az 10 yaşında. Belki de daha yaşlı. 5 senedir benimle beraber tabii bunun öncesi de var. Pre-amplifikatörüm içinde benzer bir durum söz konusu. Anlayacağınız sistemimde 5 yaşından daha genç bir cihaz yok. İç temizliği yaparken bir yandan devre kartlarını, kapasitörleri ve diğer elektronik bileşenleri kontrol ederim. Bu süreç bir çok insan için sıkıcı gibi görünebilir ama devreleri okumayı öğrendiğinizde veya buna heves ettiğinizde inanın keyifli olabiliyor. Kullandığınız cihazların tasarımcılarının mantıklarını görebiliyorsunuz. Bir yandan da ileride sorun çıkartabilecek bileşenleri de kontrol etmiş oluyorsunuz. Temizlik işlemleri için güzel bir fırça her zaman en iyisidir. Eğer çevrenizde varsa bir kompresör tabii ki işinizi çok kolaylaştırır. Ben genelde elektrik süpürgesi ile fırça kombinasyonunu tercih ediyorum. Fırça ile tozları kaldırırken uzaktan elektrik süpürgesi ile tozları alabilirsiniz. Aman dikkat edin elektrik süpürgesini cihazınızın içerine değdirmeyin. Hassas parçaları statik elektrik ile haşır neşir etmek iyi bir fikir değildir. Aynı şekilde kendi üzerinizdeki elektriksel yükü arada sırada boşaltmayı unutmayın. Volüm pot'ları tozlanmaya çok heveslidir. Çeşitli markaların temizleyicileri ile bunları tertemiz yapabilirsiniz. Temizlik malzemeleri için bilgisayar sektörüne göz atın. Özellikle Philips'in temizleyicileri benim senelerden beri keyifle kullandığım ürünler ve şimdiye kadar hiçbir sorun yaşamadım. İç temizlik bittikten sonra cihazların dış bölümlerini ise Pronto'nun anti-statik temizleyicisi ile güzelce parlatıyorum. Anti-statik kısmı sanki biraz hikaye gibi ama ürünün hem kokusu çok güzel hemde cihazları gerçekten ilk günkü gibi temizliyor. Cihazların iç ve dış temizliği bittiğinde genelde kablolara geçerim.

Kabloların koruma bölümlerini genelde evlerimizde kullanılan temizleyicilerle hallediyorum. Konektörlerde ise daha endüstriyel ürünlere göz atmak lazım. Aslında imkanınız varsa ProGold Conditioning Treatment veya bu iş için Cardas'ın ürettiği özel sıvılar en iyileridir. Ancak elinizin altında bunlar yoksa yapı marketlerde satılan özel temizleyiciler iş görür. Eğer üşenmezseniz cihazlarınızın giriş, çıkışlarını da güzelce temizlemenizi tavsiye ederim. Kulak çubukları bu işler için ideal malzemelerdir. Kalitelisini kullanın ki, pamuk kalıntıları kalmasın. Ancak bu iş için asıl güzel malzeme rimel sürmekte kullanılan özel fırçalardır. Eşinizden bir tane araklayın veya ona bir tane aldırın. Bu tarz şeyleri genelde kozmetik ürünleri satan mağazalarda bulabilirsiniz. Ben rimel fırçası istiyorum deyince ilginç bakışlarla sizi süzebiliyorlar. Bu tarz olayları yaşamak istemeyenler alışveriş kısmını eşlerine havale edebilirler. Ben kendi adıma amiyane tabiri ile biraz "makara yapmak" için kendi alışverişimi kendim yapıyorum. Neyse...  İlk bakışta deli saçması gibi gözükebilir ama küçücük alanlardan çıkan pisliğe inanamayacaksınız. Odyofil mantığı açısından bakarsanız, tüm bu kir konektörlerin geçirgenliğini yani sinyal aktarımını bir ölçüde azaltacaktır. Artık hangisi sizin için daha önemlidir bilemem ancak fazladan bir yarım saatinizi ayırıp temizlik yapmanızın kimseye zararı olmayacaktır. CD çalar gibi mekanik parçalar bulunan cihazlarınızı ise temizlemek onların sağlıklı çalışması için önemlidir. İsterseniz mekanik bölümlerdeki yağları (genelde özel gresler kullanılır) uygun olanlar ile yenileyebilir lazer göz üzerindeki tozları da temizleyebilirsiniz. Bir parça alkollü pamuk bu iş için yeter artar. Kullanacağınız alkol tabii ki isopropil alkol olmalı...


Pikap temizliği bitmiyor bende bir türlü.. Gyrodeck'in ardından Ereshkigal var sırada...

Tüm ara bağlantı, hoparlör ve elektrik kablolarını da temizledikten sonra ben genelde pikap bakımına geçerim. Ortalamanın biraz üzerindeki tüm pikaplarda belirli zaman aralıklarında bearing'teki yağı değiştirmek gerekiyor. Aslında değiştirmeseniz de kısa vadede bir sorun yaşamazsınız. Ancak uzun vadede toz ile bütünleşen yağ, yuvalarda ufak tefek sorunlara yol açabilir. Yağ için üreticinizin tavsiye ettiği yağı kullanmakta fayda var. Bearing'in içerisini pamuklu bir bez ile temizleyip yeniden yağ basmak biraz pis bir iş ama bunu senede bir kere yaparsanız iyi olur. Ben bu işlemi senede iki kez yapıyorum. Birincisinde tamamen yeni yağ basıyorum ikinci kontrolde ise yağ miktarını ve temizliğini kontrol ediyorum. Sizde 6 ayda bir gerekli kontrolleri yapın derim. Ayrıca pikap kolunuz bir damping kullanıyorsa veya lift mekanizması özel bir madde ile hareket ediyorsa bunları da eliniz değmişken bir kontrol edin. Örneğin SME V'te silikon bir damping havuz vardır (ben kullanmıyorum) ve lift mekanizması özel bir silikon ile çalışır. Sizde kendi kol üreticinizin önerdiği malzemeleri kullanın...


Hem temizlik hem tüp rolling. Bu arada Slyvania'nın GZ34'leri mükemmelmiş...

Benim gibi vakum tüplü ampli kullananlar tüplerini de çıkartıp ayaklarını temizleyebilirler. Kullandığım bazı tüplerin 40-50 yaşında olduğunu düşünürsek metal ayakları kontrol etmek ve eğer mümkünse temizlemek kimseyi kesinlikle üzmez. Bu işlem biraz ince işçilik gerektirir ama faydasını göreceğinize eminim. En azından ben görüyorum...

Hoparlörler ise temizlenmesi en kolay parçalar. Bas refleks portlarını güzelce silebilir, arka konektörlerini temizleyebilir ve eğer istiyorsanız kabininize güzelce bir cila çekebilirsiniz. Yine Pronto'nun bu işler için ürettiği güzel bir ürün var. Hemen her markette bulabilirsiniz...

Tüm bu süreç benim yaklaşık yarım günümü alıyor. Tüm sistemin sökülmesi, temizlenmesi ve yeniden kurulması. En az bir altı ay sisteme tekrar dokunmama gerek kalmıyor. Böyle kapsamlı temizliklerin ardından gözlemlediğim şey sistemin çok daha iyi çaldığı. Bunun psikolojik olup olmadığını çok uzun zaman anlamaya çalıştım. Aynı şekilde o yorgunluğun üzerine ne dinlerseniz iyi geleceğinin de farkındayım. Ancak bunları ötesinde bir şeyler oluyor. Sanki sistem daha iyi çalıyor.

Tüm bunları yapmak için gerekenler, bolca vakit, biraz yorulmayı göze almak ve çeşitli satış noktalarında kolaylıkla bulabileceğiniz 10 ila 20TL tutarındaki temizlik malzemesi. İyi çalıp çalmama konusundaki yorumu size bırakıyorum ama sisteminizin tertemiz olacağı garanti. Bu arada ev ahalisinden çok teknik olmayan konularda -örneğin stand silinmesi veya cihazların dışının temizliği gibi- yardım alırsanız hem işiniz kolaylaşır hemde birlikte iş yaptığınız için belki ev ahalisini hifi konusunda sizi daha anlayan bir hale getirebilirsiniz. Kendi evinizdeki durumu en iyi bilen siz olduğunuzdan kendinize göre taktikler belirleyebilirsiniz.

Amerika'dan Güzel Bir Ev ve Sistem



Amerikalı Anthony Pearson'ın evi. Plak koleksiyoncusu olan Pearson'ın son derece minimal ama bir o kadar güzel gözüken bir hi-fi sistemi de var. Pikabın Linn LP-12 olduğu belli ama ampli ve hoparlörleri tanımıyorum. Aşağıda oturma odasından bir fotoğraf var. Fotoğraflar Noah Webb tarafından çekilmiş...

Dala Müzik Sistemi





Son derece garip bir müzik sistemi. Bradley Paulet tarafından tasarlanan Dala sistemi sanki bir kuşa benziyor değil mi? Her iki uçta bulunan kanat gibi görünen bölümler aslında özel bir hoparlör sistemi. Cihazın ortasında ise bir plak çalar bulunuyor. İlginç bir şekilde iğne aşağı bölümde bulunuyor. Sistemin ortasındaki logo ise aynı zamanda uzaktan kumanda. Bu ürünün üretilmesi biraz zor olacak gibi gözükmekte.

Loft ve Güzel Bir Sistem


Litvanya'dan çok güzel bir ev ve sistem. Aslında sistemden ziyade ev çok hoş. Son yıllarda ülkemizde de moda olan Loft tarzı bir ev. Sistemin elektronikleri Arcam, ilginç yapılı hoparlörler ise Eclipse markasından seçilmiş. Pileksi sallanan koltuk harika.

Sadelik İyidir



Hoparlör üreticisi Marten Design'ın bloğundan bir iskandinav bayilerinin demo odasından olduğunu tahmin ettiğim bir sistem. Çok sade ve şık. Zaten şu İskandinavların tasarım anlayışlarına bayılıyorum...

Minimal ve Şık



Audiogon'dan Extra_action isimli bir kullanıcının sistemi. Gerçekten çok minimal ve şık. Computer Audio sayesinde sistemlerin küçülmesinin önü açılıyor. Ampliler DIY ve Krell KSA-50 baz alınarak yapılmış. Hoparlörde DIY. Çok sade ve güzel görünüyor..

Bu Hafta Gyrodec Çalsın:)


Bu hafta biraz nostalji yaşamaya karar verdim. Kendi yaptığım Ereshkigal pikabımı bir haftalığına emekli edip, Michell Gyrodec pikabımı kurdum. Tabii ki pikaba SME Series V'i taktım. Yine ne zamandır tadını özlediğim Denon DL-103'ü de kutusundan çıkartıp hemen kola taktım. Bu kolun seveni de sevmeyeni de çoktur. ancak şöyle ayrıntılı baktığımda günümüzde bu üretim kalitesine ulaşabilen ancak bir kaç pikap kolu var ne yazık ki. Rahmetli John Michell, pikap değil sanat eseri üretmiş bence. Pikabın dönüşünü izlemek bile başlı başına keyif. Benim en kısa zamanda yeni bir stand almaya veya yaptırmaya ihtiyacım var. Bir tarafta Ereshkigal dursun, diğer tarafta da Gyrodec. Galiba ben bu ikisinden de vazgeçemeyeceğim! Fotoğraflar dün akşamdan...

Sizce de güzel gözükmüyor mu?

Denon DL-103. Zamanın eskitemediği eski dinazorlardan!

Odyofil Devlet Başkanı


Geçenlerde Ahu Ünalp (Mikrop Gramofon) bir haber göndermişti. Bloğuma ekleyeyim dedim. Yukarıda Dmitry Medvedev müzik sisteminin başında görülüyor. Haberde 200.000 Dolarlık müzik sisteminin ayrıntıları verilmiş. Pikap Avid'in Acutus Reference modeli, hoparlörler 75.000 Dolarlık İsviçre'li Daniel Hertz M1 hoparlörü. Diğer ayrıntılar verilmemiş. Tabii Rus blogger'lar hemen tepki vermişler, Rusya'da bir çok ucuz ve kaliteli marka varken neden bu ürünler seçilmiş diye. Başkan Medvedev başta Deep Purple olmak üzere rock müzik dinliyormuş.

Bu arada Başkan Medvedev'in çok ilginç ve özel üretilmiş bir Simon Yorke pikabı da var. Hem üreticinin kendi sitesinden hemde çok yakın bir arkadaşım dolayısıyla bu konu kesin gibi. Demek ki, farklı bir yerde bir müzik sistemi daha var. Bu arada yukarıdaki resim Medvedev ve Putin görüşmesi sırasında çekilmiş. Medveyev yazdığım gibi  rock dinlerken, Putin vatansever Rus şarkılarını dinlemekten hoşlanıyormuş.

Vay be, odyofil devlet başkanı bile varmış!

Resim: Dmirty Asttakhov/EPA
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...