Mağazacılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mağazacılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Harika Bir Gitar Mağazası: Ludlow


Fotoğraflar bloğumun müdavimi Aydın Eroğlu'ndan geldi. New York'tan çok sempatik bir gitar mağazası; Ludlow. Web sitelerinde satışta bulunan çok ilginç bir gitar yelpazesi görülebiliyor. Özellikle ampliler ve efekt pedalları bölümlerinde müthiş ürünler var. Göz atıp, ağzınızı sulandırmak için biçilmiş kaftan.

Markafonide Plaklar



Biliyorsunuz son yılların en önemli e-ticaret konseptlerinden bir tanesi Private Shopping veya Türkçesiyle kişiselleştirilmiş alışveriş. Türkiye'nin önde gelen bazı kişisel alışveriş siteleri çok kapsamlı olmasa da zaman zaman elektronik ve müzik dünyasına el atıyorlar. Daha önce sizlerle Limango'nun teknoloji ürünleri konusunda yaptığı açılımdan bahsetmiştim.

Bu kez Markafoni, ilginç bir ürün yelpazesini kullanıcılarının (daha doğru tabirle müşterilerinin) beğenisine sunmuş. Music Time adını verdikleri kampanyada plakları müşterileri ile buluşturan Markafoni 150 civarında albümü satışa sunmuş. Tamam fiyatlar çok cazip değil. Ancak plakların son yıllarda arkasına aldığı rüzgarı anlatmak için doğru bir örnek...

İlgi Çekici Bir Konsept; LimangoTECH


Son yıllarda ülkemizde de yaygınlaşan "kişiye özel" (private shopping) yaklaşımında değişik açılımlar yapılmaya devam ediyor. Sizlere geçtiğimiz aylarda konuyla ilgili ilk bilgileri bu linkte vermiştim. Limango bu kez farklı bir açılım yaparak teknoloji ürünlerine odaklı limangoTECH‘i duyurdu. Bu yeni oluşum içerisinde televizyon, cep telefonu, fotoğraf makinesi, kamera, ev eğlence sistemleri gibi teknoloji ürünlerine odaklanılacak. Görebildiğim kadarı ile önemli markaların tam anlamı ile hifi olmasa da, lifestyle ürünleri de konsept içerisinde yer alacak. Aslında bu bir yönüyle iyi bir yönüyle de olumsuz olabilecek bir gelişme. Olumsuzluk aslında hi-fi sektörünü uzun vadede etkileyecek olması. Sonuçta her yerde boy boy müzik setleri ve iPod gibi cihazlar için üretilmiş dock sistemleri gören özellikle genç tüketicilerin bu pazara yönelmesi, daha klasik müzik sistemlerine ilgiyi azaltabilir.Bir pazarın işlemeye devam edebilmesi için yeni jenerasyonların bu pazara ilgi duymasını gerektiriyor.

Bu durum bence yeni konsept arayışları gerektirecek bir açılım. Dikkatle takip etmek gerekli.

Best Buy Türkiye Pazarından Çekiliyor


Geçtiğimiz aylarda Best Buy ziyaretimle alakalı izlenimleri yazmıştım ve bazı tehlikelerden bahsetmiştim. Bu dönemlerde firmanın gelişim süreci devam ediyordu ve Best Buy bir süre sonra Ankara mağazasını açtı. Teknoloji marketlerde çok büyük bir rekabet olduğunu biliyoruz. Bu rekabette ön plana çıkan araç -Türkiye için- öncelikle fiyat. Arkasından çalışanlar, mağazanın yapısı, hizmet kalitesi gibi onlarca faktör sayılabilir. Tabii ki, hizmet kalitesinin ön plana çıktığını iddia eden anlayışlarda var ancak Türkiye pazarında bu anlayışla çıkılan maceraların başarısız olacağı geçmiş örneklerle görüldü.

Best Buy, büyüdükçe pazara güzel bir rekabet rüzgarı getirme potansiyeline sahip idi. Tabii bunun için hızlı şekilde gelişerek satın alma gücünü arttırması gerekiyordu. Olmadı ne yazık ki.. En üzüldüğüm şey, geçmişte birlikte çalıştığım belki ufak tefek bir şeyler öğretme fırsatı bulduğum bir çok genç arkadaşımın yani çalışanların emeklerinin uçup gitmesi. O mağazalar kimbilir ne emeklerle hazırlandı, raflar ne umutlarla dolduruldu. Açılış öncesinde kimbilir kaç gece çalışması yapıldı. Tüm bu yorgunluklar mağazacılığın kaderidir ancak mağazanın açılış günü gelip ilk müşteriler içeriye girdiğinde her şey unutulur. Yorgunluk bile... Ama bu kadar emekle açılan bir mağazanın kapanması insanda emin olun büyük bir yıkıntı yaratır. Ama her sektörde olduğu gibi bu sektörde de başarı ve başarısızlık hikayelerine bol bol rastlarsınız. Ama gerçek başarı hikayeleri pek azdır. Mağazacılık ne yazık ki işte böyle bir şey...

Private Shopping ve Hifi? Acaba Olur mu?


Private Shopping veya kişiselleştirilmiş alışveriş yepyeni bir kavram. Internet'in popüler olması ile hayatımıza giren bu kavram, eminim ki bir çok okuyucumuza yabancı değil. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım "Limango" adındaki alışveriş sitesinde seni ilgilendirebilecek ürünler var diyerek bir mesaj attı. Amerikalı Klipsch firmasının ürünlerinden daha geniş kitleleri ilgilendirebilecek iPod dock'ları Limango sayfalarında boy gösterdi. Aslında ses sistemleri dünyası genel olarak "önce dinle sonra satın al" prensibi üzerine kurulu olsa da, çevremde gördüğüm kadarı ile bazı ürün gruplarında internetten satın alma son derece yaygın.

Klipsch örneği belki bir ilk ancak konseptin genel olarak mantıklı olduğunu düşünüyorum. Sanırım yakın gelecekte çeşitli Private Shopping sitelerinde popüler hifi ürünlerini daha sık görebileceğiz.

Best Buy İkinci Ziyaret


Geçen hafta içerisinde Best Buy'a ikinci bir ziyaret yaptım. Ancak bu kez Seçil Hanımla beraber gittik. İnsanlar ilgilendiği konularda oldukça keskin bakış açılarına sahiptir. Bu noktalarda ikinci bir göz farklı değerlendirmeler yapabilir.

Best Buy'ın en kalabalık olacağı günlerden birinde gittik; Cumartesi. Gerçekten oldukça hatta bayağı kalabalıktı. Ancak ortada bir hengame yoktu. Benim mağazacılık yaptığım yıllarda özellikle animasyon alanlarında bir hengame yaşanırdı. Cumartesi kalabalıklığına rağmen böylesine bir hengame ortalarda yoktu. Herkes kendi halinde PS3, Wii gibi oyun platformlarının başında takılıyordu. Anlıyorum ki, aradan geçen senelerde müşterilerinde gözü doymuş. Eskiden bu alanlarda neler yaşandığını eski mağazacılar bilirler.

Best Buy ve MediaMarkt için ilginç bir tespitim oldu. Özellikle CD fiyatları, büyük müzik marketlere göre oldukça düşük sayılır. Raflarda hiç fena olmayan bir çeşitlilik var. Anlaşılan bu tarz teknoloji marketlerinin sayısı artınca başta D&R olmak üzere müzik mağazaları kendilerine çeki düzen vermeye başlayacaklar. Ben her zaman müzik mağazalarından alışveriş etmeyi seviyorum. Büyük ihtimalle spesifik ürünler aldığım için olabilir. Ancak sıradan müşterileri hatta aklında CD almak olmayan insanları bile tahrik edecek fiyat etiketleri olması bence çok önemli.

Seçil Hanımı Magnolia'ya götürdüm. Kadın gözüyle yorumlarını dinlemek istedim. Genel fikirlerini şu şekilde belirtti; "bu tarz bir mağazada özel bir bölüm konsepti oldukça ilgi çekici. Tasarımı, ışıklandırması hatta cihazların sergilendiği raflar bile özenle seçilmiş. Ancak sizin gibi hifi meraklıları ve odyofiller için yeterli olmayacaktır. Ama sizler gibi olmayan ve evine müzik sistemi veya ev sineması sistemi alacak insanları düşününce etkilenecekleri muhakkak"

Kesinlikle haklıydı. Benim düşüncelerim hala aynı ancak Seçil Hanımında haklı olduğu noktalar vardı. Sonuçta herkes bizler gibi değil. Normal bir müşteri için etkileyici bir görünüm olduğu ortada.

Best Buy'da bu kez özellikle mağaza personeli ile de çok sohbet etme fırsatı buldum. Arkadaşlar oldukça güleryüzle karşılıyorlar sizi. Amerikalılar bence olayı çok iyi çözmüşler. Maddi ve manevi açıdan personelimizi mutlu edelim, onlarda müşteriyi mutlu etsinler. Bu durumu görüyorsunuz. Personelin yaklaşımı, tarzı ve bilgi seviyesi gayet iyi. Hatta beraber çalıştığım bazı arkadaşlarımı da görmem beni çok mutlu etti.

Geçen yazımda eleştirdiği bir kaç nokta konusunda hala ısrarlıyım. Örneğin fiyatlar konusunda. Bir çok üründe farklı tekno-marketler çok daha uygun fiyatlara sahip. Magnolia konseptini ben sevmedim ancak hifi konusuna bulaşmamış insanlar açısından etkileyici olduğu konusuna da katılıyorum. Zaten konsept odyofilleri değil meraklıları hedefliyor. Bu arada AVM'nin sevimsizliği orada denk geldiğimiz birkaç dostumuzla da konuştuğumuz bir konu oldu. Personel ise bence Best Buy'ın en büyük silahı.

Best Buy Ziyaretim, Magnolia Konsepti ve Düşüncelerim


Marmariste yaşayan sevgili dostum Burak'ın ve İzmir dışında yaşayan meraklıların ısrarları sonucunda Best Buy İzmir mağazasını gezdim. Görüşlerimi kendi penceremden sizlerle paylaşacağım.

Best Buy, Türkiye'deki ilk mağazasını bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl içerisinde İzmir'de açtı. Bu aralar İzmir'in gözde moll (biz AVM diyelim AlışVeriş Merkezi) semti Balçova'daki mağazaları kendileri açısından Türkiye'deki rekabetin mikro ölçeklisini yaşayabilecekleri bir konumda. İsterseniz konuma kısaca bir göz atalım. Bu bölgede yeni açılmış bir MediaMarkt, Migros, Agora alışveriş merkezi içerisinde bir Teknosa, İzmir'in teknoloji ürünleri açısından uyuyan devi Kipa-Tesco hatta biraz daha ilerde Özdilek, Best Buy'ın rekabet yaşayacağı diğer markalar.

Migros aslında tam anlamıyla bir elektronik mağazası değil ancak dönem dönem promosyonlarında yer verdikleri ürünler ile dikkat çekiyorlar. Kipa-Tesco için ise ne yazık ki aynı şeyi söylemek zorundayım. Tesco öncesinde Kipa başlı başına bir bilişim sektörü rekabeti yaratabilecek kadar güçlüydü. Eski müşteriler özellikle telefon, elektronik ve bilgisayar (aslında beyaz eşyada eklenebilir) alanlarında bu durumu hatırlayacaklardır. O güzel dönemlerde bende bir Kipa çalışanı olduğumdan bunu rahatlıkla yazabiliyorum. Ülkemizin farklı kentlerinde Kipa-Tesco'yu birleşme sonrası tanıyanlar böyle bir şeyi hayal bile edemeyeceklerdir. Özdilek'te tıpkı Migros gibi dönem dönem ilgi çekici ürünlere promosyonlarında yer verebiliyor.

Best Buy'ın rekabet edeceği en önemli rakip MediaMarkt. MediaMarkt bir açıdan elektronik sektöründe hard discount denilebilecek agresiflikte fiyatla oynayabilen, oldukça zengin bir ürün yelpazesi olan ve en önemli özelliği rekabete çabuk uyum sağlayabilen bir yapıya sahip. Daha önce büyük ümitlerle Türkiye pazarına giren ve sonu üzücü şekilde biten Alman EP (Electronic Partner) grubunun yaptığı hataların hiçbirisini yapmamaları bence çok önemli. Laf arasında EP'in (Electronic Partner) neden adını geçirdin diyenler varsa hemen bir not düşeyim. Ben bir süre EP'de İzmir mağazasında yönetici çalıştım. İzmir mağazasının açılışı sırasında sorumlu olduğum reyonlar bitmiş son düzenlemeleri yaparken işinin profesyoneli olduğunu anlatan bir Alman yönetici haftalar boyu çok güzel olmuş dediği rafların açılışa bir kaç gün kala aslında yanlış olduğunu fark etmiş ve değiştirmemizi istemişti. Bende zaten canı çıkmış personelimin önünde adamla biraz tartışmıştım. Sonuçta neredeyse bunun benim hatam olduğu sonucuna varan bir tartışmanın sonucunda bunlardan mağazacı olmaz, Türkiye operasyonu en geç 6 ay sürer deyip işimden ayrılmıştım. Zaten sonuç tamda benim söylediğim gibi çıkmıştı. Neyse MediaMarkt diğer Alman rakibinin aksine Türkiye rekabetini iyi özümsemiş ve çok kısa zamanda tüketici elektroniği konusunda bende varım demeyi başarmış. MediaMarkt Türkiye bir alkışı hak ediyor bence bu konuda. Teknosa için ise bir şeyler karalamaya gerek bile yok. Hemen herkesin alışveriş yaptığı bir mağazalar zinciri.

İşte Best Buy bu şekilde bir ortamda ayakta durmaya çalışacak. Gelelim ziyaret notlarıma. Best Buy oldukça sevimsiz bir AVM olan Ege Park binasında kapılarını açtı. AVM aslında bir iş merkezi olarak tasarlandı ancak uzun zaman inşaat halinde kaldı. Best Buy ile ilk tanıştığınız an vitrinleri ile oluyor. Gayet şık ve etkileyici. Ana kapıdan içeriye girdiğinizde Geek Squad masası sizi karşılıyor. Buna bir nevi müşteri hizmetleri servisi diyebilirsiniz ancak mağazanın girişinde tam karşınızda kalan turuncu renkli ve şık bir düzenlemeye sahip bu servisin ismi bence çok itici. Mağaza içerisinde birazcık dolandım hemen. Sunum oldukça şık, mağazadan çok sanki bir fuar alanı gibi. Hemen her ürünün denenebilmesi için alanlar oluşturulmuş. Çoluk çocuk herkes cihazların özellikle de konsolların başına geçmiş bir durum gözlemledim. Örneğin ben bir tüketici olarak bu tarz bir gürültü ve karmaşadan nefret ederim. Ama sevenlerde vardır. Ancak Türk tüketicisini tanıyorsam bu deneme alanlarının çoğu ailecek hafta sonu eğlenmek amacı ile çocukları ile Best Buy'a gelenler tarafından işgal edilecektir. Çocuklarını baba bana Wii almadan Wii almış kadar mutlu edecek çözümler Best Buy tarafından tüketicilere sunulmuş. Kısacası ailenizle mağazaya gidip hiç bir şey satın almadan saatlerinizi rahatlıkla geçirebilmeniz mümkün. Meraklısına duyurulur.

Bilişim sektöründeki ürünlerden en dikkat çekici olan Alienware tabii ki. Alienware benim uzun zamandır takip ettiğim bir markadır. Bildiğiniz gibi çok uzun olmayan bir süre önce Dell tarafından satın alındı. Best Buy bu ürünü ülkemize getirmiş. (Aslında muhtemelen Dell getirmiştir) Dikkate alınmayan en önemli nokta Alienware ve benzeri ürünlerin özelleştirilebilme opsiyonlarının tüketicilere cazip gelmesi. Fiyat etiketleri 5.000TL olan masa üstü bilgisayarları veya 8.000TL olan dizüstü bilgisayarları alacak meraklıların ülkemizde oldukça az olduğunu düşünüyorum. Zaten bu denli harcama imkanı olan bir çok meraklı ürünü Avrupa'daki Alienware satış noktaların satın alabilirler ki zaten bir çoğu böyle yapıyor. Raflardaki diğer ürünler ise genelde bir çok bilişim mağazasından farklı değildi. Elektronik reyonlarında ise ciddi bir renklilik söz konusu. Ülkemizde yine ilk kez gördüğümüz bazı ürünler ülkemize gelmiş. Bu ürünlerden bazılarının tamamen prestij amacı ile getirildiği belli. Umarım ilgi görür bu tarz ürünler. Bu ürünlerin ülkemize getirilmesi bence çok olumlu. İnşallah satış baskısından dolayı ürünler ilerleyen dönemlerde raflardan kaldırılmaz.

Best Buy üzerinde en çok konuşulan şey Magnolia konsepti idi. Magnolia en basit anlatımla şu, kendinizi evinizde hissedebileceğiniz özel bir demo odası. Bu durum özellikle forumlarda oldukça gürültü koparttı ancak günümüzde bir çok firmanın kendi demo odaları var. Burada sattıkları ürünlerle ilgili benzer ortamları müşterilerine sunabiliyorlar. Örneğin İzmir'de Egemen Montrö mağazasında, Fonetik mağazasında bu tarz konsept demo alanları mevcut. Hatta bir çok firma özellikle üst düzey sistemlerde ev demoları da düzenleyebiliyorlar. Durum İzmir'de böyle iken İstanbul'da daha da yaygın durumda. Magnolia konseptinin ilkel kalacağı demo odaları ülkemizde mevcut. Anlayacağınız Magnolia bu tarz ürünleri almak isteyen insanlar için zaten çok önemli bir kriter değil. Neden mi?

Öncelikle Magnolia konseptinde oda akustik olarak düzenlenmemiş ve odanın içi hoparlör dolu. Bu durumda çıkan sesi tahmin etmek gayet basit. On tane pasif subwoofer'ın çalıştığı bir ortam. İşin en acı olan tarafı seslerini çok iyi bildiğiniz hatta sevdiğimiz markaların hoparlörlerinin berbat çalıyor olması. Ne olduğunu bilmeyen bir meraklının aklında kalacak ilk imaj açısından durum oldukça vahim. Ortalık tam anlamıyla bir bas ses yığını ile doluyor, tizler ve midler ise ortalarda yok. Bu noktada benim özellikle hifi alanında faaliyet gösteren değerli dostlarımıza ufak ve dostça bir önerim olacak. Seneler boyu büyük uğraşlarla piyasada yerini sağlamlaştırmaya uğraştığınız markalarınızın ürünlerini bu tarz marketlere vererek belki (orası da meçhul) ilk adımda iyi bir satış yakalayabilirsiniz. Ancak uzun vadede özellikle ev sineması ve hifi alanında daha üst modellere yönelecek müşterilerin algılarında ilk duydukları ses referans kalacağından marka imajı açısından geri dönülmez sorunlar yaşanabilir. Dünyada bu konsepti bilen bazı üreticiler bu tarz mağazalar için özel ürünler üretirler. Yine marka aynıdır ancak ürünler sadece bu tarz zincir mağazalarda bulunur. Bu tarz çalışmaları ben sizlerin yerinde olsam bu tarz ürünlerle yapmaya çalışırdım. Tabii ki bunlar benim görüşlerim. Katılmayanlarda mutlaka olacaktır.

Magnolia raflarındaki elektronikler standart sistemlere bağlanıyor ve otomatik şekilde üründen ürüne geçiş yapılabiliyor. Bu durumda raflardaki üst modelleri almayı düşünen müşterilerin kablo denemeleri vesaire konusundaki hayalleri de suya gömülmüş oluyor. Özellikle orta ve üstü sınıflarda ürünleri almayı planlayan meraklıların Best Buy vesaire gibi zincir mağazalarla değil direkt olarak butik mağazalara yönelmesi gayet normal olacaktır ve muhtemelen kendi hayırlarına olacaktır.


Bu arada iki üzücü hususu da ekleyeyim. Birincisi Focal'in üst serisi Maestro Utopia'sının demodaki hali. Yan taraftaki elektronik reyonundan gelen ses karmaşasının içerisinde bu güzel hoparlörler başları önlerinde duruyorlar. Bu hoparlörlerin büyük abisini İstanbul'da Extreme Audio Villa'da Gryphon'un üst düzey elektronikleri ile dinleme fırsatım olmuştu. Serinin bookshelf'ini de Accuphase ürünleri ile dinlemiştim. (bu konuyla ilgili ayrıntıları İstanbul Özel Sayımızda bulabilirsiniz. Ulaşmak için tıklayınız Focal'i seversiniz veya sevmezsiniz. Ancak hakkını vermek gerekir ki, Utopia serileri daha ilk örneklerinden beri her zaman etkileyici hoparlörler olmayı başarmışlardır. Çeşitli forumlarda meraklılar bu hoparlörle ilgili oldukça kötü yorumlar yapıyorlar. Best Buy'da iken bende bu kötü yorumlara katıldım ancak hoparlörleri layık oldukları şekilde sürdüğünüzde ortaya çıkan sonucun Best Buy'daki ile uzaktan yakından alakası yok! İmkanınız olursa Extreme Audio'da bu hoparlörlere kulak verin, sizde bana hak vereceksiniz.

İkinci üzüldüğüm nokta ise oldukça uygun fiyatla satışa sunulmuş olan Audioengine hoparlörlerin yeri ve konumu ile alakalı. Bu hoparlörler hifi piyasasında fiyat/performans oranı ile fırtına yaratmış ürünler. İyi bir ortamda şaşırtıcı performanslar ortaya koyuyorlar. Best Buy'daki sunumda hoparlörler üstte bir rafta bir nevi fon olarak yerleştirilmişti ben gördüğümde. Ancak bir yerden haber alıp gidip ürünü bulmanız gerekiyor. Öylesine saçma sapan ürünler ortalıkta atılırken bence Audioengine daha fazla ilgiyi hak ediyordu. Bence yazık olmuş.

Şimdilik bu kadar yeter sanırım. Bir kaç gün sonra son değerlendirmemi sizlerle paylaşırım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...