Hakancez Oyun Dünyasında: Oyuncu Cumhuriyetini Kuruyorum



Geçtiğimiz günlerde zaten işgalim altındaki salonda yeni bir absürd proje gerçekleştireceğimden bahsetmiştim. Seçil ile akşamın bir vakti sohbet edip müzik dinlerken salonun bir bölümünü "Oyuncu Cumhuriyeti" haline getiriyorum deyince kızcağız yine başıma ne gelecek diye düşünmüştür herhalde, demiştim :)

Tahmin edebileceğiniz gibi bu sohbet devam ederken aslında kafamda ne yapmak istediğim konusunda planlar vardı ve tüm siparişler yola çıkmıştı bile. Amacım oyun oynarken hobi odasına tıkılıp kalmak yerine salonun bir bölümüne çöreklenmek idi. Aslında bir çok insan gibi yer kaplamasın diyerek dizüstü bilgisayar kullanıyor olsam da, Hakancez cephesinde hiçbir şey klasik şekilde yürümez. Geçtiğimiz aylarda dizüstü bilgisayar alacak iken en önemli önceliğim ekranı büyük olsun idi. Tabii böyle bir "olmaz ile olmaz" ile yola çıkınca alınan dizüstü bilgisayar pek normal bir şey olamıyor.

Koskoca ekranlı bilgisayar yetmezmiş gibi geçmişte bir çok faydasını gördüğüm ikinci bir ekran kullanmayı tekrar canım çekince depodan eski monitörümü de çıkardım. İki adet 18 küsür inç ekran tahmin edebileceğiniz gibi bayağı bir yer kaplıyor zaten. Bu noktadan sonra ok yaydan çıktı zaten...



Dizüstü bilgisayarların ses sistemleri son yıllarda bayağı gelişti, hatta benim yeni oyuncağımda subwoofer'da dahil bayağı ciddi bir ses sistemi olsa da, oyun hengamesinde bu pek yeterli gelmiyor. Eh sisteme bir de monitör hoparlör ekleyince ortalık biraz daha kaos haline geldi. Her taraftan çıkan kablolar, elektrik bağlantıları derken salon bir anda matrikse dönüşüverdi. Tüm bu gelişimi Seçil korku dolu gözlerle seyrederken, siparişler yavaş yavaş elime geçmeye başladı. Oradan buradan gelen bir çok ekipmana ek olarak bir kaç küçük parça da ben sipariş etmiştim.

Kendimi bir anda o klavyemi daha iyi, bu klavye mi daha iyi testi yaparken buldum. Bir yandan fare için özel pad'ler, garip tasarımlı fareler derken her dakika ipin ucu kaçıyordu. En sonunda en rahat ettiğim ekipmanı seçip kendi "Oyuncu Cumhuriyeti"mi kurdum. Aşağıda biraz ayrıntı var,



1- Sony Tablet S: Bu tablet bence pek başarılı bir ürün değil. Aslında tablet konusu bence gereksiz. iPad ve Android tabletler için bunu söyleyebilirim. Zaman içerisinde şans eseri her iki tablete de sahip oldum. Belki Asus Transformer veya yakın gelecekte çıkacak Microsoft Surface daha fonksiyonel ürünler olur. Neyse... Tabletin bana tek faydası Blizzard firmasının oyunlarına güvenli giriş için kullanılan özel bir anahtar sistemini çalıştırması. Bu ürüne para verip satın alsam gerçekten üzülürdüm. Tableti Hürriyet'in Bumerang yarışmasında birincilik ödülü olarak almıştım.

2- İkinci mönitör. Alışkın olan insanlar için işleri bayağı hızlandırıcı bir fonksiyonu var. Ben en son CRT yani tüplü monitörler çağında kullanıyordum çift monitör teknolojisini. Yeniden olaya girince pek işime yaradı. Sol omuzunda şeytan ilerleyen dönemlerde bu işi abart diyor ama dinlemeyeceğim galiba :)

3- Dizüstü bilgisayar adıyla satılan ancak gayet taşınamayan bilgisayarım. Çok seviyorum kendisini. Biliyorsunuz bu sıralar trend bilgisayarların hafiflemesi. Apple'ın gerçekten başarılı Air modeli ile bu yeni dünyanın kapılarını araladı. Diğer bilgisayar üreticileri de "Ultrabook"lar trende uydular. Ancak benim açımdan bilgisayar dünyasında büyük her zaman iyidir mantığı daha doğru. Hoş taşınabilir değil dedim ama yaklaşık 5 kilogramlık bir yükle dolaşma kapasitesine sahipseniz fazla sorun olmuyor. Benim ruhumda hamallık yapmak var :)

4-Uzun süredir harici diskler hayatımızdalar. Artık çok gelişmiş yazılımlar ile tek tuşa basarak hatta basit bir program ile otomatik şekilde yedekleme yapabiliyoruz. Hayatımda bir kere veri kaybı yaşadım, toparlanmam 3 ay sürdü. Bu vahim deneyimden sonra masamın üzerinden mutlaka bir harici disk bulur. Sizde önemli verilerinizi her zaman yedekleyin.

5- Yazının başlarında yazdığım gibi her ne kadar yeni nesil bilgisayarların ses sistemleri gayet başarılı olsa da, oyun oynarken yetmiyor. bende daha önce Stereo Mecmuası'nda incelediğim ve sonunda bir çift satın aldığım Edifier R1900TII aktif hoparlör setini oyun sistemime dahil ettim. İncelemeye buradan ulaşabilirsiniz. Aklınızda bulunsun bu tarz monitörlerden daha başarılı performans almak için tiz sürücülerini kendi kulak hizanıza doğru ayarlayın.

6- Medya kontrol ünitesi. Benim düzüstü bilgisayarın touchpad denilen kısmı istendiğinde yerinden çıkıyor ve hem imleci kullanabiliyorsunuz hemde tüm medya kontrollerini bu cihaz üzerinden kullanabiliyorsunuz. Ben işi biraz abartıp küçük bir ağ kurdum ve bir çok kontrolü bu touchpad daha doğrusu uzaktan kumanda sistemine atadım. Zihni sinir işi oldu ama keyifli...

7- Fare ve fare pad'i veya altlığı. Geçtiğimiz ay içerisinde bayağı eğlendim bu konuda. Razer, Logitech ve en son Cyborg firmalarının ürettiği farklı fareler ve bir sürü fare altlığı denedim. Bir fare ile uyum gösteren pad diğeri ile pek uyumlu olmuyor. Bayağı bir kurcalamak lazım. Seçtiğim fare evlere şenlik, bir ara karalarım hakkında bir şeyler.

8- Geçenlerde "Dizüstü Soğutmasında Doğrular Yanlışlar" diye bir yazı yazmıştım. Yaz sıcaklarında performans bilgisayarlarını soğutmak gerçekten önemli. Benim battal dizüstü için piyasada fazla seçenek yok. Şans eseri Xigmatek firmasının Shield modeli soğutucularının en büyüğünü buldum. Haftasonu indirimi filan derken saçma sapan bir fiyata satın aldım. Mutluyum kendisiyle. Eğer büyükçe bir bilgisayarınız varsa şiddetle tavsiye edilir.

9- Klavyeler konusunda yeni bir sürü şey öğrendim. Mekanik klavye denilen gerçekten performanslı bir kaç ürün geçti elimden. Ancak hiçbirisinde Türkçe tuş olmadığı için benim işime yaramadılar. Sonunda bir kısmını geri gönderdim veya elden çıkarttım. Sonunda çok uygun bir fiyat etiketine sahip Logitech G105 kullanmaya karar verdim. Fiyatı makul sayılır, Türkçe tuşları da var, bir de ışığı var. Ben abartacağım derseniz klavyelerin binbir türü var piyasada.

Aslında şu sistemi komple Çeşme'ye taşısam mı diye düşünmüyor değilim ama yaz tatili boyunca deniz kıyısındayken mümkün olduğunca bilgisayarımı yanıma almıyorum. Oyuncu Cumhuriyet'ini kurduk kurmasına da, oyun oynayacak zaman pek yok gibi. Kışa başından kalkmam ben bunun. Ama hazır yaz gelmişken denize girmek varken, oyun başında vakit harcamak pek mantıklı değil.

[itiraf mod=on] Hoş bunu yazıyorum da, inanan kim :) [/itiraf mod=off] 

Ohmmmmm!

Çok Özledik Be Abi!



Bugün 3 Temmuz 2012. 2000 yılında aynı gün vefat etmişti Kemal Sunal. 12 sene olmuş. Dün gibi hatırlıyorum o günü. Allah rahmet eylesin...

Hakancez Oyun Dünyasında: Sudan Çıkmış Balık Olmak



Bu sene yaz ayları öncesinde hemen hemen bütün projelerimi bitirmenin vermiş olduğu rahatlıkla, tatil yapmaya karar verdiğimi yazmıştım. Yazın günlerinin bir çoğunu Çeşme'de geçirecek olsam da, şehir yaşamından çok fazla kopamıyoruz malum. Hemen hepimizin bir sürü işi var ve hayat devam ediyor.

Kış aylarında canım oyun oynamayı bayağı çekmişti doğrusu. The Big Bang Theory dizisinin bir bölümünde sabaha kadar süren oyun partisi bölümü bana geçmişi hatırlatmış, yaş her ne kadar 40'a dayanmış olsa da, içimdeki oyun canavarını gizlendiği yerden çıkarmaya karar vermiştim.

Benim sıkı daha doğrusu sıkıya yakın oyuncu olduğum günlerden bugünlere gelirken her şey değişmiş. Oyun sektörü başlı başına bir sektör haline gelip meşhur Hollywood sinemasının cirolarını geçer hale gelmiş. Bir yanda oyun konsolları bir yanda bilgisayarlar ile oyun çılgınlığı giderek artıyor. Endüstri de boş durmayıp bu yepyeni pazara yönelik bir çok ürün geliştirmiş. Ürünler gerçekten bambaşka dünyalardan gelmiş gibi gözüküyor. Standart donanımlara göre çok daha pahalılar ancak hifi dünyası ile karşılaştırdığımda durum vahim değil. Tabii bunu bugünkü imkanlarımla söylemek kolay. Genç bir okuyucumuzun özellikle de ailesinden harçlık alanlar için bahsi geçen tutarlar oldukça pahalı.

Ayrıca ebebeynlere bu dünyayı anlatabilmek pek kolay değildir sanırım. Düşünsenize “baba bana bir fare alır mısın” diye sorduğunuzda babanızın bu yeni nesil oyun farelerinden haberi olmadığı için fiyatı duyduğunda gözlerinin faltaşı gibi açılması gayet doğaldır. Çevremizi kuşatan teknoloji marketlerinde 10TL'ye bir fare alabilirken 50 Dolar'a bir fareyi almak ailelerimiz açısından anlaşılması pek kolay olmasa gerek. Eminim ki, alacağınız cevap “ikisi de aynı işi yapmıyor mu, ne gerek var bu kadar parayı vermeye” olacaktır. Eh hepimiz bu yollardan geçtiğimiz için genç dostlarıma tavsiyem kendi paralarını kazanana kadar bu duruma alışmaları.



Neyse uzun lafın kısası oyuncu ekipmanı açısından birim başına ortalama 50Dolar'dan hesaplarsak ortaya çıkan tablo, konuya meraklı bir insan için pek ulaşılamayacak rakamlar değil. Bu bahsettiğim fiyat aralıkları neredeyse türünün high-end sınıflamasına koyabileceğimiz ürünlerin fiyatları. Fare, klavye, mat ve hoparlör (veya kulaklık) için bu bahsettiğim tutarlara türünün en iyi örneklerinden bir set düzebilmek mümkün. Birim başına 100 Dolar ve yukarısını harcadığınızda ise muhtemelen en iyileri masaüstüne sıralayabilirsiniz.

Tabii buna oyun için üretilmiş bilgisayarlar ve artık başlı başına bir maliyet halime gelen oyunları eklersek tablo biraz iç karartıcı hale geliyor. Hemen her çağda olduğu gibi genç olmak zor...

Neyse bu dünyayı biraz anlamayı başlayınca bende içerisine şöyle ucundan bir bakış atmaya karar verdim. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım Asus'un oyunculara yönelik ürettiği ROG logolu ürünlerden bir tane aldı. Hoş başına gelmedik iş kalmadı ama ROG kısaltması çok hoşuma gitti. Açılımı; Republic Of Gamers yani Oyuncu Cumhuriyeti.



Geçtiğimiz günlerde zaten işgalim altındaki salonda Seçil ile sohbet ederken salonu Oyuncu Cumhuriyeti haline getiriyorum deyince kızcağız yine başıma ne gelecek diye düşünmüştür herhalde. Büyük bir korkuyla “nasıl yani” dediğinde yakında görürsün dedim. Tabii bu esna da, memleketin dört bir köşesinden kargolar eve doğru yola çıkmıştı. Hatta bir kısım ekipman Amerika'dan İzmir'e doğru yola çıkmıştı bile. Aradaki zamanı boş geçirmemek için Steam üzerinde de alışveriş tam gaz devam ediyordu...

Geçenlerde yazdığım gibi kısa bir süre içerisinde internet sitelerinde gördüğüm bir çok ürün elimden geçti. Razer, Steelhead, Logitech denemeleri derken kafamda sahip olmak istediğim ürünlerin bir kısa listesi vardı.

Kısa bir süre sonra Cumhuriyeti ilan edecek ekipman elime ulaşacaktı...

not: Yazıdaki fotoğraflardaki cihaz Razer firmasının Blade modeli dizüstü bilgisayarı. Tahmin edebileceğiniz gibi binlerce dolar değerinde...

Sedatcezin Bahçeleri



Peder Bey daha doğrusu Sedatcez, her zaman çiçeklere meraklıydı ama bu sene gerçekten kendisini aşmış. İzmir'de evden çıkıp yaklaşık 1 saat sonra yazlığa gidebildiğim için bu sene fırsat buldukça Çeşme'ye gidiyorum. Bu arada 1 saat aslında uzun sayılabilir çünkü ben otomobil kullanmadığım için toplu taşıma teknolojileri ile haşır neşir olmak zorundayım. Muhtemelen otomobil kullananlar 30 dakikada gidebilirler. Neyse bu sene yazlık neredeyse bir çiçek bahçesine dönmüş. Normalde çiçeklerle aram iyi değildir malum polen alerjisi olanlar beni anlayacaklardır. Çiçeklerin cinsini pek bilmiyorum ancak sanırım bir çoğu "japon gülü" tarzında çiçekler. Renkleri filan gerçekten müthiş...



Sarılar, kırmızılar, maviler, bahçe rengarenk...



Bir de çiçekçilik camiasında yerini sevmek denilen bir olay varmış. Bir çiçek ekiyorsunuz, yerini severse öylesine büyüyor ki, inanamazsınız. Örneğin aşağıdaki çiçek bu sene dikilmiş ve yerini sevmiş. Cinsi nedir bilmiyorum ama mis gibi de kokuyordu.



Doğa güzel şeymiş be günlük....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...