Living Voice firmasının Vox Olmpian hoparlörünü hifi dünyasında duymayan pek kalmamıştır herhalde. 300.000 (evet yanlış okumadınız yazıyla tam üçyüz bin) Dolarlık fiyatı pek az kişinin sahip olabileceği horn yapılı hoparlörün üretim kalitesi son derece üst sınıf. Ağaç ve metal işçiliği her türden övgüye değer. Tüm ağaç işlerinin lüks yatları yapan bir konusunda uzman kişilerce yapıldığını düşünürseniz ortaya çıkan manzarayı anlamak daha rahat olabilir.Ayrıntı fotoğraflarına bakar mısınız?
Müthiş gerçekten. 6Moons sitesinde hoparlörle ilgili çok ayrıntılı bir inceleme yazısı var. Ayrıca bol bol fotoğraf da var. Ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Yukarıdaki fotoğrafı bir arkadaşım gönderdi. Flickr'dan Slantsixx isimli bir kullanıcı çekmiş. Çok hoşuma gitti. Sizlerinde böyle fotoğrafları varsa, bana iletişim bölümümüzden gönderebilirsiniz.
Magma, herhalde Fransız progresif rock toplulukları içerisinde en önemli olanlardan bir tanesidir, hatta belki de en önemlisidir. 1969 yılında kurulan topluluğun kurucusu ve topluluğun beyni Christian Vander'dir. Vander, aslında klasik müzik eğitimi almış bir müzisyen olmasına rağmen, daha çok caz müzikten etkilenmiş. Bu arada Vander, ünlü Fransız piyanist Maurice Vander'in üvey oğlu ve soy ismi ondan geliyor. Vander, genç yaşlarında kafasını gelecek ile bozuyor ve kafasındaki anlatmak için yöntemler arıyor. Ancak kullandığı araç sadece müzik değil.
Bunun için sanal bir evren tasarlamaya başlıyor. Örneğin Lovecraft veya Tolkien gibi. Ben şahsen bu konsepti çok severim ve Lovecraft evreninin özellikle fanatiğiyim diyebilirim. Tabii ki Vander'in yaklaşımı ne Tolien kadar edebi, ne de Lovecrat gibi karmaşık. Hoş tabii ki, Magma yolundan giden sanal evreni son derece genişlettiler bu da bir gerçek.
Vander'in fantazyalarının temelinde, Kobaïa gezegeni var. Gezegenleri yok olan halkın diğer dünyalara yolculukları müziğin temelini oluşturuyor. Tabi Kobaïa'lılar dünyaya yola çıktıklarında insanlarla ve kendi aralarında sorunlar yaşıyorlar ve bu hikayeye giriş 1970 yılında yayınlanan Magma albümünde anlatılıyor. Bu albüm daha sonra Kobaïa olarak yeniden basıldı. Vander, bu hikayeyi daha ilgi çekici kılmak için Kobaïan (Kobaïa'ca diyelim) adında bir dil yaratıyor. Büyük ölçüde Almanca ve Slav dillerinden örnek alınarak ortaya çıkan dilde, müzikal bakış açısından bazı yapı değişiklikleri de yapılmış. Şu an itibarı ile bu dili kullanarak müzik yapan topluluklarında katkıları ile bir dil olmak aşamalarında büyük adımlar atılmış. Mantık, kelime kelime anlatmak yerine Japonca gibi dillerde olduğu gibi belli kelime -hatta heceler- ile bir duygu hali veya düşüncenin anlatılması esasına dayanıyor. Oturup Kobaïa'ca üzerinde araştırmalar yapan delilerde yok değil.
Magma'nın müziğinde vokal bölümlerindeki birinci etki Carl Orff. Özellikle 1973 yılı albümleri "Mekanïk Destruktïw Kommandöh"de kullanılan vokal tarzı ile Magma'nın ilerleyen albümlerindeki vokal sistemi oturtulur. Orff haricinde "Béla Bartók" ve "Igor Stravinsky" etkilerinden söz etmek mümkün. Ancak asıl etkilenme caz müziğinin önemli ismi John Coltrane'dir. Hatta bazı albümlerde ona atıflara da rastlamak mümkündür. (1)
eBay'den denk gelip aldığım 1976 Tomato baskısı. Normalde 40 Euro civarlarına satılan plağı 6 Euro gibi bir fiyata almak çok önemli bir şans oldu. Allah satıcıdan razı olsun
Gelelim üdü Wüdü albümüne. 1976 yılında yayınlanan albüm bir şekilde basçı Jannick Top'un solo projesi gibi görülebilir. Zaman açısından albümün büyük bölümünü Top'un besteleri kaplar. Özellikle plağın ikinci yüzünü kaplayan "De Futura"ya göz atarsak bu durumu daha iyi anlarız. Albümün şarkı listesi şu şekilde;
Meraklısına küçük bir note, Seventh Records tarafından yayınlanan Üdü Wüdü CD baskısında "Ëmëhntëht-Rê" albümünden bir ön izleme de eklenmişti. Özellikle Studio Zünd içeriğinde böyle sürprizlere denk gelmek mümkün.
Şimdiye kadar basılan Üdü Wüdü plaklarının ayrıntılarını sıralamak gerekirse; (Basan plak şirketi - kod - ülke ve baskı yılı)
- RCA FPL1-7332 İngiltere 1976 - Utopia/RCA FL 11730, BUL 1-1730 Almanya 1976 - Tomato 9239-6001 Kanada 1976 - Utopia/RCA BUL 1-1730 Fransa 1976 - Decal LIK 18 UK 1988 Yeniden Baskı - Tomato TOM-6001 Amerika Baskı Yılı 1976
Albümden bilgilere bir göz atmak gerekirse; ekip; Christian Vander davul, piyano, klayve, perküsyonlar. Jannick Top - bas, üflemeli aranjmanları, vokal ve sintisayzırlar (3) Klaus Blasquiz, vokal, perküsyon. Alain Hatot - saksafon, flüt. Patrick Gauthier - piyano, sintisayzırlar. Bernard Paganotti - bas, vokal. Stella Vander (4) - vokaller. Lisa, Lucille Cullaz ve Catherine Szpira vokaller.
Peki bu albümün bende takıntı olmasının sebebi nedir sorunun cevabını gelirsek. Albümdeki iki şarkı bu noktada ön plana çıkıyor, "Soleil d'Ork" ve "De Futura" De Futura gerçekten önemli bir nokta. Müzik eleştirmeleri tarafından progresif rock ile Zeuhl müzik arasında kurulan önemli bir köprü olmasının yanında bana göre özellikle 1980'lerde ortaya çıkan "Heavy Metal" müzik alt türleri içinde önemli bir yapıtaşı. Hatta çok daha ekstrem müziklere açılan çok mühim bir kapı olarak addetmek mümkün.
İkinci ilginç konu, olaya hakim gözlerin kapakta görebilecekleri. Yukarıda ayrıntısını gördüğünüz kapakta normal koşullarda melek ve şeytan var diyebilirsiniz. Ancak resmedilenin klasik bir şeytan figürü değil Baphomet olduğunu, çizimin Eliphas Lévi orijinal çizimine asıl alınarak yapıldığını ve "Solve et Coagula" düsturunu simgeleyen el işaretlerinin unutulmamış olmaması meraklı gözlerden kaçmıyor. Magma'nın müziğine dikkatlice baktığınızda "Hermetik Altın Şafak" etkilerini de görebilmek mümkün.
Aşağıdaki videoda "De Futura"nın 1977 yılında Fransız devlet televizyonunda canlı çalınan müthiş bir versiyonunu seyredebilirsiniz.
(1) Örneğin 1974 yılı albümü Köhntarkösz'de "Coltrane Sündïa" şarkısı gibi
(2) Magma bu albümden "Zombies" ile Attahk albümünden "Rinde" karışımından "Ëmëhntëhtt-Rê" albümünde bir kompozisyona yer verilmiş. (3) Synthesiser'ın Türkçesini yazınca çok acayip oluyor. (4) Tahmin edebileceğiniz gibi Christian Vander'in eşi.
Geçenlerde nikahta çekilen bir video elime geçti. Youtube'e yüklemişken, bloğuma da ekleyeyim dedim. Videodan gözüktüğü üzere bizde bayağı eğlendik. Evlilik süreçleri genelde can sıkıcı olur derler, ne yalan söyleyeyim biz çok eğlendik. Bu arada kuzene selamlar...
1960'larda Crosley tarafından üretilen plak taşıma çantası üretilmeye devam ediliyor. 60 Dolar civarında fiyat etiketine sahip olan ürün sert malzemeden üretilmiş. Çanta 30 civarında plak alıyor.
Yukarıdaki şarkı John Zorn'un Naked City topluluğunun 1989 yılı Torture Garden albümünden Orijinal albümdeki vokaller Yamatsuka Eye tarafından yapılmış. Buradakileri de...
İngiliz Jual Furniture firmasından bir sehpa. Gerçek ahşap kaplamalı standın satış fiyatı 200 Sterlin dışında. Cam raflar tabii ki, işi bozuyor ama benzer bir tasarım akrilik siyah raflarla ve biraz modifikasyonla hifi uyumlu hale getirilebilir. Kendi standını yapmak isteyenler için bir başlangıç noktası olabilir.
Geçenlerde İspanya'dan bir paket aldım. Paket, Eli Hanenya'dan geliyordu. Pakedi açtığımda yukarıdaki manzara ile karşılaştım. İlk etapta tıpkı sizler gibi bunların ne olduğunu anlayamadım. Açılabilir ambalajı araladığımda bunların bir çift bardak altlığına ev sahipliği yaptığını görünce şaşırdım. Bu son derece şenlikli ürün plak şeklinde tasarlanmış bir bardak altlığı. Balvi ürünlerinin bir çoğunun Türkiye'de bulunduğunu pek zannetmiyorum ama denk gelirseniz kaçırmayın. Çok eğlenceli.
Müge ve Eli'ye buradan da ailecek selamlarımızı gönderiyoruz...
Geçtiğimiz sene bizimkilere HP-Compaq 100EU modeli bir bilgisayar almıştım. Şu an makinenin farklı bir versiyonu piyasaya sürülmüş. Bizimki şimdiden eskidi. Bilişim dünyasında normal bir durum. Kullanım amacına uygun bir cihazdı ancak eksi ve artıları konusunda son derece açıklayıcı bilgiler vermiştim. Ürünün eksilerinde "bir arıza durumunda komple servise gitme zorunluluğu" şeklinde bir şey yazmıştım ve bilgisayar bozuldu. Elektronik biraz şans işidir biliyorsunuz. Ne yapalım deyip, HP firmasının müşteri hizmetlerini aradım.
Bir süre bekledikten sonra operatör yönlendirmesi ile yetkili bir bayana ulaştım. Makinenin bilgilerini verdikten sonra beni teknik servise bağladı. Buradaki arkadaşa makine verilerini okudum. İzmir Karataş'ta bulunan servis noktasına yönlendirildim. Buraya kadar sorun yok...
Servis noktasına ulaşınca makinenin kutusunu açtık. Seri numarasından yaptıkları araştırma sonucunda makineye kendilerinin bakmadığını Gazi Bulvarındaki servis noktasına gitmem gerektiği söylendi. Kendisine HP servis telefonundan buraya yönlendirildiğimi söyledim, oradaki bayan bir yerlere telefon etti ve kesin olarak Gazi Bulvarı servis noktasına gitmem gerektiğini söyledi. Tabii ki, HP müşteri hizmetlerine son derece kızdım. Kendi ürününün hangi servis noktasına yönlendirileceğini bilmeyen elemanlara sahip bir firma ilginç bir şey, ancak konu HP gibi bir firma olunca konu traji-komik oluyor.
Yapacak bir şey yok diyerek fazla sinirlenmeden Gazi Bulvarındaki HP servis noktasına gittim. Makineyi kutusundan çıkartınca yine ufak çaplı bir hareketlilik başladı. Ben de biraz gerildim ama sesimi çıkartmadım. Görevli bayan, yine bir yerleri aradı ve burada servise alınacağı teyitlendi. Gazi Bulvarı HP servisinde çalışan bayanlar son derece sempatik olduğundan, sinirim büyük ölçüde geçti. Müşteri ilişkileri çok mühim bir konudur, bir şekilde sinirli bir müşteriye nasıl davranacağınızı bilmelisiniz. Bunu bilirseniz hayat herkes için kolaylaşır. Mantıklı bir açıklama da yapıldı, makine son derece yeni olduğundan servis noktası konusunda sorun yaşanmış, kusura bakmayın dediler. Bu ürünler HP'nin tüketici sınıfı bilgisayarları içerisinde değil iş sınıfı bilgisayarları içerisinde konumlandırılmış. İzmir'de mesafeler kısa olduğundan iki servis arası mesafe sorun değil ancak İstanbul gibi bir kentte yaşıyorsanız bu konuya dikkat etmeniz gerekebilir. İyice emin olmadan yola çıkmayın.
Üründeki arıza işlemci fanı sorunu görünüyor. Geçtiğimiz hafta cep telefonuma gerekli parçaların yurtdışından tedarik sürecinde olduğuna dair bir mesaj geldi. Yeni bir ürün olduğu için şanssızlık diyelim. Neyse.. bu güzel bir hizmet ayrıca internet üzerinden ürün sorgulaması yapabiliyorsunuz. Ben beceremedim ama kesin bir şeyleri yanlış yapıyorum diye düşünüyorum.
Bir şekilde sorun çözülecek ancak HP'nin telefonla ulaşılan müşteri hizmetleri sınıfta kaldı. Karataş'taki tüketici elektroniği servis noktası açısından düşüncelerim pek olumlu değil. Gazi Bulvarındaki servis noktası için ise ilk gözlemim olumlu. Bugün yarın servise gitmemin birinci haftası doluyor. Bakalım macera nasıl bitecek. Ayrıntıları yazmaya devam ederim...