Hollandalı fotoğrafçı Peter Kemp'in Musica serisi fotoğraflarından "His Masters Voice" fotoğrafları. Fotoğraflardaki modelin ismi Raffaella Huizinga. Harika fotoğraflar.
Bir yıldız daha kaydı. 2011 pek hoş başlamadı. 4 Nisan 1952'de doğan Kuzey Irlandalı gitar ustası Gary Moore, 6 Şubat 2011'de vefat etti.1960'larda başlayan müzik kariyeri boyunca öylesine isimlerle birlikte çalma fırsatı buldu ki.
Okul günlerinde Phil Lynott ve Brian Downey gibi isimlerle çalmaya başlayan Moore'un asıl yükselişi İrlandalı rock topluluğu Thin Lizzy ile çalmasıdır. Bir çok insan Moore'un farklı dönemlerinden bahseder ve sever. Eh bu gayet normal rock, jazz, blues, country, electric blues, hard rock ve heavy metal el attığı müzik tarzları. Solo kariyerinin yanında B.B. King, Albert King, Colosseum II, Greg Lake ve Skid Row (1) gibi döneminin önemli müzisyenleri ve toplulukları ile harika albümler yapmıştır. Bana sorarsanız en keyifli albümleri Colosseum II albümleri. Colosseum II ilk oluşumun küllerinden yeniden doğmuştu. Biliyorsunuz Moore'un yanında Don Airey, John Mole ve Jon Hiseman topluluğun temel taşları. Göz atmak gerekirse Colosseum II albümleri şunlar;
-Strange New Flesh (1976)
-Electric Savage (1977)
-War Dance (1977)
Moore, Belfast'ta doğmuş. Erken yaşta gitar ile tanışmış. 8 yaşında akustik gitar çalmaya başlayan Moore, 14 yaşında ise ilk elektro gitarını edinmiş. Bu arada Moore aslında solak ama sağ gitarlar daha çok bulunduğundan ve sol gitarlara göre genelde ucuz olduğundan büyük ihtimal sağ gitar çalmaya başlamış. 1968 yılında 16 yaşındayken Dublin'e taşınmış. Bu dönemde Albert King, Elvis Presley ve Beatles plakları dinlerken Jimi Hendrix ve John Mayall's Bluesbreakers'ı canlı seyredince özellikle blues-rock tarzlarına yönelmeye başlamış. Sonrasını zaten hepimiz biliyoruz. Onlarca albüm... Bir çok başarılı performans.
Moore dendiğinde ilk aklımıza gelen şeylerden bir tanesi de, Gibson Les Paul gitarları. İlk kez 1959 yılında Gibson ile tanışan Moore, öldüğü güne kadar ağırlıklı olarak Gibson gitarları kullandı. Yukarıda gördüğünüz gitar Gibson'ın usta gitarist için tasarladığı Gary Moore BFG Signature modeli. Bu arada bir çok kullanıcı Gibson sayfalarında Moore'un ölümünün ardından 1 gün geçmesine rağmen bir başsağlığı mesajı bulunmamasını ciddi şekilde protesto ediyorlar. Buna karşılık müzisyenin kullandığı bir diğer önemli marka olan Marshall daha ilk saatlerde bir başsağlığı yayınlamıştı. (2)
Bir müzisyeni anmanın en iyi yolunun arkasından methiyeler düzmek yerine onun müziğini dinlemek olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden ülkemizde hala çok sevilen Moore'un 1990 yılı albümü "Still Got the Blues"a ismini veren parçanın videosunu eklemek istiyorum.<
Bu albümden benim daha fazla sevdiğim bir parça olan "Oh Pretty Woman"ın videosunu da bonus olarak ekleyeyim. Blues devi Albert King (3) de videoda bizzat görünüyor. Toprağı bol olsun. Müziği ile Gary Moore her zaman anımsayacağız! (1) Bu Skid Row meşhur Amerikalı Glam topluluğu değil. Sadece isim benzerliği :) (2) Bu satırları okuduğunuz sırada bir yazı yayınlandı ancak Moore severlerin tepkisi sanırım bir süre daha devam eder. (3) Albert King (1923 – 1992) B. B. King ve Freddie King ile birlikte üç önemli elektrik blues gitaristen bir tanesi olarak tanınır. Rahmetlinin sol Gibson Flying V gitarının da büyük fanıyım. Genelde hard rock ve heavy metal topluluklarının gözdesi olan bu gitar, Albert King'in eline çok çok yakışıyor.
Joseph-Marie Lo Duca, Italyan ve Fransız karışımı kökene sahip bir yazar. Film meraklıları (ki ben kendimi bu sınıfa pek sokamam) belki onu Fransız "Les Cahiers du Cinéma" dergisinden hatırlayabilirler. Bu dergi Fransız sinemasındaki yeni akım (1) içerisinde önemli bir etkiye sahip, hatta Jean-Luc Godard, François Truffaut, Éric Rohmer, Jacques Rivette ve Claude Chabro gibi bazı önemli isimler ilk yazılarını bu dergi için ele almışlar. Neyse. Bazı metinleri anlayabilmek veya daha doğrusu yorumlayabilmek için yazarın -uzun isimli- L'Histoire de l'érotisme - Direction de la bibliothèque internationale d'érotologie kitabına hızlı bir giriş yaptım. Kitap isminden anlaşıldığının pek ötesinde bir kaynak kitap. Ben kitabın 1968 Fransa baskısını edinmeyi başardım. Bu arada elinde " Les Mines de Sodome" olanlar bana haber versinler!
(1) 1950'lerin sonlarındaki la Nouvelle Vague akımı
Hoparlör üreticisi Marten Design'ın bloğundan bir iskandinav bayilerinin demo odasından olduğunu tahmin ettiğim bir sistem. Çok sade ve şık. Zaten şu İskandinavların tasarım anlayışlarına bayılıyorum...
Geçtiğimiz günlerde Techlin firmasının çok hoş bir sehpasını burada sizlerle paylaşmıştım. Firmanın tasarımlarını inceledikçe hoşuma giden bazı diğer modelleri de bloğuma ekleyeyim dedim. Yukarıdaki sehpa firmanın Ovid serisinden ve fiyatı 200 Sterlin civarında. Siyah, beyaz ve kırmızı renk opsiyonları var. Tabii ki hepsi parlak cilalı.
B.C.Rich'in bu modelinin adı Beast. Gitarın kafasının (headstock) adı da aynı şekilde. Bu gitarın en önemli dezavantajı, askısız kullanmanın son derece zor olması :) Gövdenin alt bölümü de pek rahat değildir.
Yukarıdaki fotoğraf plak dinleyen hemen herkesin hayalini kurduğu bir şeydir. Özellikle de gözleri bozuk olup yan yüzlerden isimleri okumakta zorlananların. Keşke evlerimiz yeterince büyük olsa da, plakları bu şekilde stoklayıp, aradığımızı kapaklara bakarak bulabilsek.