Hifi Cihaz İncelemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hifi Cihaz İncelemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Rehber: Android Cihazınızı DAC Uyumlu Hale Getirmek (OTG)


Stereo Mecmuası'nda OTG USB kablosu kullanarak Android Cihazınızı DAC Uyumlu Hale Getirmek için güzel bir rehber yayınladık. Bir göz atmanızı tavsiye ederim... 

Bu yazımızda cep telefonumuzu veya tabletimizi elimizdeki bir DAC ile nasıl kullanılabilir hale getireceğimizi ele alacağız. İlk bakışta bu saçma bir fikir gibi görülebilir ancak bir kaç senaryoda gerçekten işe yarayan bir konu olduğunu söylemem lazım.
Birinci senaryo, telefonunuzu taşınabilir bir DAC ile kullanarak sabit olmadığınız durumlarda yüksek kalitede müzik dinlemek. Bu senaryoda MP3 gibi daha yaygın müzik formatları yerine 32-bit/384kHz çözünürlüğe kadar DSD, FLAC vesaire gibi daha üst sınıf medyayı kullanabilme şansınız oluyor.

İkinci senaryo ise daha yaygın bir kullanıma uygun olabilir. Bildiğiniz üzere günümüzde cep telefonları ve tabletlerin donanımsal olarak son derece kuvvetli hale gelmesiyle yüksek çözünürlüklü dosyaları işleyebilir hale geldiler. Devasa RAM oranları, güçlü işlemciler, neredeyse sonsuz bağlantı seçenekleri, DLNA gibi network uyumlulukları ile cep telefonları bir kaynak cihaz olarak kullanılabilir hale gelmiş durumdalar. Müzik sistemlerinde bilgisayar kullanmak istemeyenler için cep telefonları ve tabletler birer seçenek olabilirler.

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz. 

Section 8 Kulaklık Yorumu



Bir yerlerden bir yerlere giderken uzun zamandan beri yanımda müzik dinleyebileceğim bir cihaz taşırım. Geçmişte kasetçalarlar, sonrasında CD çalarlar ve son yıllarda taşınabilir müzik çalarlar. Yıllarca Palm cep bilgisayarımı taşınabilir müzik çalar olarak kullandıktan sonra bozulunca cep telefonumu hemen arkasından da Creative Zen Vision kullanmaya başladım. Uzun zamandır kendisiyle mutlu mesut yaşıyorum. Taşınabilir müzik çalar konusuna hiçbir zaman ek bir masraf yapmayı düşünmedim ya cihazları çok ucuza almışımdır veya değişim (takas) yoluyla elde etmişimdir. Benim elimde bu modası geçmiş cihazları görenler abi niye iPod veya daha kaliteli bir şeyler almıyorsun diye sorarlar hep. Cevabım ise rahatlığım içindir olur. Çünkü matah bir şey kullanmayınca düşmesi, çizilmesi veya bozulması sorun olmuyor. Parçalandı deyip geçebiliyorum...

Benzer bir seçimi kulaklılarım için de yaptığımı söyleyebilirim. Şimdiye kadar hep sıradan ürünler kullandım. Liste aslında pek uzundur sanırım. Birine hediye ederim, bir tane daha alırım, bozulur, bir yerleri kopar veya parçalanır. 20TL veya daha azına bir şeyler alır hayatıma devam ederim. Sonuçta bir yerlere giderken veya yürürken kullanıyorum dijital müzik çalar ve kulaklık kombinasyonunu.

Tüm bu karmaşanın içerisinde elde ettiğim ses kalitesi trafik gürültüsünden daha iyi. Ancak sadece o kadar, fazlası değil. Geçmişte evde kullandığım kulaklığa yaklaşmak için bir girişimim oldu ancak harcayacağım paranın gereksiz olduğuna karar verdim. Merak edenler hiç evde kulaklık olarak Stax'ın hiç fena olmayan bir kombinasyonunu kullanıyorum. Durum böyle olunca aynı kaliteye ulaşmak neredeyse imkansız ve son derece pahalı.



Geçenler Forum Bornova'daki Bimeks mağazasını ziyaret ettiğimde ilginç paketlerde satılan ve fiyat etiketi 9.90TL olan kulaklıklar gördüm ve hemen atladım üzerine. Üreticisi Sector 8 diye bir firmaymış. Şimdiye kadar ne duydum ne denk geldim. Ambalajları oldukça cazipti bende Ray Charles olanından alıverdim bir tane. Çeşit bayağı çok, KISS, Jim Morrison (Doors) rapçi Tupac için yapılan çeşitli modeller var. Sonrasında web sitesine baktığımda Jimi Hendrix ve The Who versiyonlarını gördüm. Keşke The Who'yu alsaydım dedim ama nasıl olsa bunun ömrü çok uzun olmaz bir tane daha alırım.

Ürünün ambalajı filan mükemmel. Mıknatıslı açılır kapak eklemiş olmaları bile şaşırtıcı. 10TL'lik bir üründe bu kadar süs püs olmaması lazım. Paketi açınca bir çift yedek pad (veya ismi neyse) eklenmiş ve bir de minik kartpostal koymuşlar. Kulaklığın kablosu da özel bir koruma içine eklenmiş. Kulaklığın üzerindeki alüminyum olduğunu tahmin ettiğim bölüm filan derken karşımızda gerçekten çok şık bir ürün var.



Gelelim ses kalitesine. Şimdi burada karışık bir durum var, ürün ülkemizde 9.90TL'ye satılıyor. Yurtdışı satış fiyatı ise 19.90Dolar. Fiyatına bakarsak performans ve sunum müthiş diyebilirim. Ancak işin biraz ayrıntısına girersek ve fiyatı bir kriter olarak düşünmez isek, durum o zaman vahim. Baslar boğuk boğuk, tizler rezalet, orta frekanslar ise dostlar alışverişte görsün misali. Ancak bu segmentteki Sony, Philips ve benzeri Çin malı kulaklıklara göre kıyaslamak gerekirse bu ürün onların yanında high-end sayılır...

Benim gibi çok kulaklık parçalayanlar için güzel seçenek. Alın bir köşeye koyun bir tane...

Geçenlerde

Tertemiz Bir Graham Phantom



Geçtiğimiz günlerde bir Graham Phantom'un ayrıntılı fotoğraflarını sizlerle paylaşmıştım. Kolu tamamen söküp sorunlu olan yerlerini bulmaya çalışacağım demiştim. Sonunda küçücük bir lehim sorunu tespit ettikten sonra kolu eski güzel günlerine getirmeyi başardım. İlk bölümdeki kol fotoğraflarına göz attıysanız kolun biraz kirli olduğunu farketmişsinizdir. Kolun onarım sonrasında yeniden birleştirilmesi sırasında tüm parçaların elden geçtiği, yağlandığı operasyonun sonrasında paketinden çıktığı gün kadar olmasa da, ona yakın bir hale geldiğini düşünüyorum. Umarım daha uzun seneler görevini yerine getirecektir... Aradaki fark büyük...

Graham Phantom ve Bol Bol Fotoğraf



Geçmişten bugüne bir çok kol geçti elimden, bir çok pikap kolunu da incelemişimdir. Kol dünyasında bir noktadan sonra fiyatlar inanılmaz boyutlara çıkıyor. Ancak verilen binlerce doların karşılığını her zaman aldığımızı söyleyebilmek zor. Biliyorsunuzdur ben uzun zamandır SME Series V kullanıcısıyım. Mutlu mesut yaşıyoruz onunla. Bana sorarsanız verilen parayı hakeden bir koldur SME V. Bunun en önemli yapım kalitesi ve ödenen paranın karşılığında alınanlar. Ancak bu kolu bir çok pikap üzerinde kullandığınızda biraz soğuk bir ses elde ediyorsunuz. Ancak Gyrodec ve benzeri süspansiyonlu pikaplarda SME performansının en uç noktalarına ulaşıyor. Neyse konumuz SME değil ama konuyu SME'den bağlayacağım. Graham Engineering tarafından üretilen Phantom serisi benim gözümde verilen her kuruşu hakeden kollardan. 5.000 Dolar ve üzerindeki fiyat etiketi olan bir koldan beklentimiz her zaman şunlardır; ayarlar tutacak, elimizde her türlü ayar için gereken enstrümanlar olacak.

Fotoğraflardaki kol biraz kirli ancak kablolarında bir sorun olduğundan ilerleyen saatlerde tamamen sökülecek. Yapacaklarım bittiğinde tertemiz olacak :) Hazır kolla oynarken aşağıda çektiğim bir kaç fotoğraf var. Belki ilginizi çeker...



Yukarıdaki fotoğrafta plak dinlerken kolu yükseltmemize yarayan bölüm sağda görünüyor. Kol unipivot olmasına rağmen bu mekanizma mükemmel şekilde işliyor. Kolu neden yükseltmek gerekir derseniz, 180 veya 200Gr plaklar standartlar plaklara göre daha yüksektir ve optimal ayarlarla dinleyebilmek için kolu alçaltıp yükseltmek gerekir... Şart mı değil tabii ki...



Kolun yanal açısını optimize etmek için Graham mühendisleri mıknatıs kullanmışlar. Bu sistem anti-skating mekanizması ile de bağlantılı. bence mükemmel bir çözüm. Mıknatısların yüksekliğini ayarlayarak kolun yanal açısını optimize ediyorsunuz.



Ağırlık ayarlamak gerçekten çok kolay. Yukarıdaki fotoğrafta kolun arka kısmı var. Buradaki vidayı sağa sola döndürürerek ağırlığı ayarlamak çok basit. Ne sıkılacak bir allen ne de ek bir somun var. Hemde çok hassas ayar yapılabilmesi akıllıca bir çözüm.



Kolun unipivot olduğunu yazmıştım. Yukarıda pivot noktasını görüyorsunuz. Kol tasarımcıları ters unipivot bir kol yapısı geliştirmişler.



İstediğiniz zaman bu noktayı söküp takmak çok kolay. Yukarıdaki fotoğrafta pivot bölümü yerine yerleşiyor. Güzel tasarlanmış bir vida formu parçayı yerine çevirerek takmanız yeterli. Çok akıllıca...



Yukarıdaki fotoğrafta pivotun karşılığı yani oturduğu bölüm görülüyor. Buraya eğer isterseniz damping için özel bir sıvı eklemeniz mümkün. Damp ile veya dampsız arzu ettiğiniz gibi kullanmanız mümkün. Bu bölümün işçiliği bence birinci sınıf...



Kolun tüp kısmını çıkartmak mümkün. Bu bölüme zaman içerisinde farklı armtube'ler takabiliyorsunuz. Alüminyum yerine sermaik ve titanyum seçenekleri var. Tabii fiyatlar oldukça yükseliyor...



Tüp kısmını kolaylıkla ana gövdeye takabiliyorsunuz. Buradaki tek soru; bir kol üzerinde bu kadar konektör iyi bir şey mi değil mi? Kolun genel performansına bakılırsa, Graham işi bir şekilde çözmüş :)



Kolun anti-skating mekanizması çok zekice tasarlanmış. Diğer tarafta yukarıda gösterdiğim mıknatıslı bölümle bağlantı sağlanmış. Kaldıraç bölümünün sonundaki ağırlığın yönü oynanarak merkez kuvveti önleniyor. Tabii bunu yaparken kolun ana bloğu da hareket halinde...

Eh artık kolun sökülme zamanı geliyor. Merak etmeyin söküm aşamaları adım adım sizlerle paylaşmayacağım. Oldukça hassas bir iş olacak ve bu ruh hastası işlemin sanırım kimseye faydası olmayacaktır. Belki ilerleyen günlerde kolun elden geçmiş halini sizlerle paylaşırım.

Hakancez Kulaklıkların Büyülü Dünyasında: Stax Coşkusu



Stax, Japonların kulaklık dünyasındaki en egzotik temsilcisi. 1960'lardan itibaren ürettikleri ilginç kulaklıklar ile tüm dünya tarafından tanınan firma, kulaklıklarını, kulak hoparlörü olarak nitelendiriyor. Firma geleneksel olarak ürettiği kulaklıklarda ilginç teknolojiler kullandığı için, kulaklılarını çalışmak için gereksinim duyduğu voltaj ve empedans değerlerini karşılayabilecek özel ampliler üretiyor.



Firmanın bir çok kulaklığını kendi ürettiği özel amplilerle kullanmaktan farklı bir seçeneğinizin olmaması belki ilk adımda düşündürücü olabilir ama Japon firma, amplilerinde her türden ayrıntıyı düşündüğünden ve oldukça üst sınıf bileşenler kullandığından endişelenmenin gereksiz olduğunu anlıyorsunuz. Zaten kulaklıları kulağınıza taktığınızda tüm endişeler yerini keyfe bırakıyor.



Stax kulaklık amplisinde hibrid bir yapı kullanıyor. Genel olarak giriş katında 2 adet 6FQ7/6CG7 tüp kullanılıyor, çıkış katı ise solid state yapıda. 6FQ7 tüplerle oynamak büyük keyif. Ancak standart üretimler yerine General Electric'in 1960 sonralarında ürettiği tüpleri denk getirirseniz tüm arayışlarınızın sona ereceğini söyleyebilirim. Bu güzel tüpler, çok düşük mikrofoniğe ve dip gürültüye sahip. Eğer denk gelirse benimki gibi eşlenmiş bir çift tüp ile hayat boyu bir daha tube-rolling yapmanıza gerek yok. Bu tüpler zamanında bol bol üretildiğinden çok pahalı değiller. Mükemmel bir çiftini 100 Dolara satın alabilirsiniz. Tabii ki daha özel bazı tüpler de mevcut ancak bunlar zaman içerisinde şansınız var ise denk gelebilecek türden.



Stax SRM-T1, 1980'lerin sonlarında üretimine başlanan bir ampli. Ampli ufak farklılıklarla 90'ların sonuna kadar üretilmiş. Benim kullandığım modelde 2 adet RCA girişine yer verilmiş. Daha sonraki versiyonlarda 1 adet RCA bir adet XLR giriş kullanılmış. Her iki giriş birbirine paralel yapıda. Girişler arasında geçiş yapmak için herhangi bir selektör konmamış.


Preamplinin en hoşuma giden özelliklerinden bir tanesi ses kontrolü. Stax mühendisleri, çok ilginç bir tasarım yaparak eğer istenirse sağ ve sol kanalın ayrı ayrı ayarlanmasını sağlamış. Biraz irice kontrolöre ilk bakışta bu ayrıntıyı göremiyorsunuz. Ancak zaman içerisinde cihazı kurcaladıkça fark etmemeniz mümkün değil.



Preamplinin ön bölümünde 2 adet Pro, 1 adet Normal kulaklık girişi var. Bu girişler Stax'ın 5 veya 6 pin'li girişleri. Stax SRM-T1 aynı anda iki adet kulaklılığı kullanmanıza izin veriyor. Bir adet kulaklığı zar zor bulmuşken ikincisi benim için biraz lüks olacaktır açıkçası :)



Kulaklık ise bambaşka bir alem. Stax, elektrostatik yapıyı kulaklıklarına uygulamakta başarılı olmak için neredeyse 20 sene boyunca araştırma geliştirme yapmış. Yazılan çizilenlere göre 1980 ve sonrasındaki ürünlerde bambaşka bir yere gelmiş tasarımcılar. Tüm bu gelişim süreci sırasında Stax'ın ürettiği bir de hoparlör var. Elektrostatik yapıdaki bu hoparlör neredeyse tüm Uzakdoğulu odyofillerin kutsal kasesi. Bu ilginç hoparlörleri dinleyen hemen herkes çok etkilenmiş.

Yazılan çizilenlere göre QUAD'ın meşhur ESL-57'si ve Author Janszen'in 1960'larda yaptığı tasarımla beraber elektrostatik hoparlör dünyasının en önemli tasarımlarından bir tanesi olan bu hoparlör hakkında çok az bilgi bulabiliyorsunuz. ESS-3A, ESS-4A, ESS-6A , ESS-12 modelleri için ise daha fazla bilgi bulabilmek mümkün.

Tüm bu süreç boyunca Stax mühendisleri elektrostatik panelleri iyice küçültmeyi ve mükemmelleştirmeyi başarmışlar. SR-Lambda Signature bu sürecin 1980'lerin sonlarındaki temsilcisi. Çok başarılı olan model ufak tefek geliştirmelerle 90'ların sonlarına kadar üretimde kalmış.



Kulaklık son derece büyük yapıda. Klasik bir kulaklıktan daha büyük olmasına rağmen oldukça hafif. Bunda kullanılan plastik parçaların büyük etkisi var. Fotoğraflarda gördüğünüz kulaklıkların 30 yaşından büyük olduğunu göz önüne alırsanız malzeme kalitesini birazcık hayal edebilmeniz mümkün. Stax günümüzde bile eskiden ürettiği tüm modellere desteğini sürdürüyor. Kulaklık pad'leri EP-234BR başta olmak üzere hemen her yedek parçayı bulabilmek mümkün. Kulaklığın belirli bölümleri deri ve süet kullanılarak üretilmiş. Bunun en önemli sebebi insan derisinin hassasiyetine uygun malzemeler kullanmak. Bu arada deri ve süet kısımlardaki hastalık derecesindeki ayrıntılar insanın hayranlığını artıran cinsten. Her kulaklığın sağ ve sol bölümlerindeki dikiş sayısı ve dikiş noktaları aynı. Nasıl malzemeler kullanıldıysa aradan geçen yıllarda en ufak bir sorun oluşmamış.

Kulaklık kullanıcılarının en önemli sorunları ergonomidir. Bunun yanında benim gibi gözlük kullananlar açısından kulaklığın gözlük çerçevesine yeterli boş alanı yaratması mühimdir. Sanırım Japonya'da gözlük kullanımının oldukça yoğun olması sebebi ile bu noktaya özel önem verilmiş. Ancak ne olursa olsun benim gibi kulaklıkla çok rahat edemeyen insanların 40-45 dakikada bir küçük bir ara vermesi iyi oluyor. Benim gibi plak dinliyorsanız kulaklığı çıkartıp plak değiştirmek iyi bir fikir olabilir.



Ben biraz şans eseri Stax'ın orijinal uzatma kablosunu da kullanıyorum. Buna rağmen arada sırada ara vermek iyi oluyor :)

Gelelim ses performansına.

Ben Stax SRM-T1 ve SR-Lambda Signature kombinasyonunu sistemime bağlı şekilde kullanıyorum. Audio Analogue Bellini preamplifikatörün pre-out çıkışı Stax'ın girişlerinden bir tanesine bağlı durumda. CD çalarım ise ikinci pre-out ile SRM-T1'e doğrudan bağlı. Bellini'nin pre-out'unu kullanma sebebim pikap katı olarak bu cihazı kullanmam. Pikap ise Gyrodeck Mk III üzerinde SME Series V kol ve Goldenote Boboli Signature iğne.

Şimdi açık konuşmak gerekirse benim önceliğim her zaman müzik setim. Bunun en önemli sebebi müziğin bizim evimizde önemli bir yeri olması. Ailecek müzik dinlemeyi sevdiğimizden kulaklığın asosyal tarafı benim için pek uygun değil. Ancak gecenin ilerleyen vakitlerinde etrafı rahatsız etmeden müzik dinlemek için kulaklık benim için olmaz ise olmaz. Aslında bir Grado SR 80i almak için yola çıkmışken denk geldik Stax kombinasyonu ile. Beklentim oldukça iyi performans alacağım yönünde idi ancak böyle bir şey beklemiyordum doğrusu. Kulaklıklığın detay performansı neredeyse çok üst sınıf hoparlörler düzeyinde. 30 senelik bir kulaklık bu performansta ise yenileri nasıldır diye düşünmeden edemiyorum. En şaşırtıcı şey ise bas performansı. Kağıt gibi bir panelden böyle bir bas nasıl elde edilir hiçbir fikrim yok. Kulaklığı ne kadar iyi bir kaynak ile dinlerseniz performansı o derece artıyor.

Stax geçmişten bugüne her zaman ilginç kulaklıkları ile bu dünyanın farklı bir yerinde olmuş olabilir. Evet pahalılar ancak imkanı olanlar bu dünyaya hiç korkmadan girebilirler.



Kulaklık dünyası müzik dinleme alanında oldukça kendisine özgü bir yere sahip. Günümüzde düşen fiyatlar ve artan performanslar ile iyi bir ampli fiyatına çok iyi bir kulaklık sistemi kurabilmeniz mümkün. Uzun süre kulaklık kullanmaktan rahatsızlık duymuyorsanız bambaşka bir dünya ile mutlaka tanışın.

Benim içim ise geç saatlerde müzik dinlememe olanak sağlayan ve müzik sistemimin bir parçası kulaklık sistemim. Ancak bazı günler akşam olsun da kulaklıklarımın takıp müzik dinlemeyeyim dediğim de olmuyor değil.

Mobile Fidelty Geodisc



Mobie Fidelty firmasını sanırım herkes yaptıkları plak baskıları ile tanıyordur. Ancak firmanın bazı ilginç aksesuarları da var. Bunlardan en tanınmışlarından bir tanesi Geodisc. Çok basitçe pikap ayarlarınızı yapmanız için gerekli protractor ihtiyacınıza yönelik bir ürün diyebiliriz. Geodisc'i ne zamandır merak ediyordum ve sonunda deneme fırsatım oldu. Düşüncelerimi Stereo Mecmuası'nın bir sonraki hi-fi sayısına yazmayı planlıyorum. Şimdilik bir kaç fotoğraf paylaşayım dedim...



Audiophile Phonobox



Yeni bir pikap katı edindim. Fil Elektronik'in ürettiği Audiophile Phonobox ürünü. 250TL'nin altına satılan bu minik pikap katı ayrı güç kaynağına sahip ve bayağı hoş gözüküyor. Alüminyum şasinin altına ve üstüne akrilik levhalar eklenerek modeli ve özellikleri yazılmış. Ürünün en ilginç özelliği MC ve MM pikap kafalarını desteklemesinin yanında empedans ayarına da izin vermesi. Stereo Mecmuası'nın gelecek hifi sayısında bu ürününü incelemesine yer vereceğim. Ancak ilk izlenimlerim son derece olumlu. Son günlerde yerel üretim haberleri geliyor. Hifi piyasamızda bir şeyler oluyor :)

Video: Dynavector DV 507 MkII



 Stereo Mecmuası'nın 27. sayısında sizlere bahsettiğim Dynavector DV 507 MkII pikap kolu ile alakalı kısa bir video hazırlamıştım. Ancak seste ufak bir kayma olmuş nedenini çözemedim şimdilik. Ancak ses ile alakalı bir miktarda olsa fikir sahibi olmak mümkün. İyi seyirler...

Pacific RIAA



Stereo Mecmuası'nın geçmiş sayılarında Pacific RIAA'dan bahsetmiştik. Ayrıntıları buradan okuyabilirsiniz. Bu ilginç yapılı pikap katından bir tanesini sistemime ekledim. Deneme sonuçlarını foruma yakın zamanda eklemeyi planlıyorum.

Pikap Katları Hakkında


Phono kati, bir cok muziksever icin onemle ihtiyac duymadiklari bir ekipmandir. Yillardan beri plak dinlenme aliskanliginin kaybedilmesi sonucunda yavas yavas belirli bir merakli topluluk haric adi bile anilmamaktadir. Eski donemleri hatirlarsaniz neredeyse satin aldiginiz her tur amplifikatorde en kotu ihtimal ile bir MM phono kati bulunmaktaydi ve buna neredeyse tum ev sinemasi amplifikatorleri de dahildi. Bu phono katlarinin basarisi nasil olursa olsun, pikabiniza bir baglanti sundugundan fazla bir arayisa gerek kalmazdi. Zaman icerisinde muzik kulaginiz ilerleyip, artik ne duymak istediginize dair arayislara girisirseniz ve bir pikap kullanicisi iseniz mutlak suret ile oynama yapacaginiz ekipmanlarinizdan biri olacaktir phono katiniz. Piyasada rahatlik ile bulabileceginiz "stand alone" tarzda phono katlari mevcut. Burada en dikkat edilmesi gereken ozellik igne turunuz. Cunku seciminiz buna gore degisecektir. Ben kendi deneyimlerim acisindan soylemek istiyorum, bir sekilde pikaba, ignesine ve diger tum bilesenlerinize giris seviyesinde bir yatirim yaptiysaniz veya yapmayi planliyorsaniz sizin icin dogru karar "moving magnet" yani MM olacaktir. Genel olarak audiophile yapiya daha siki sikiya bagli olan ozelliklere sahip igne "moving coil" yani MC'dir ama bu tarz hassas igne kullanimi tum sisteminizin buna gore optimize edilmesi gereksinimi duyar ve bu ciddi bir yatirim gerektirir.

Tabii ki, audiophile seviyesi MM ignelere de rastlamak mumkun olsa da, ben ve benim gibi belirli butce dahilinde hareket etmek isteyenler icin ben genel bir MM phono kati degerlendirmesi yapmak istedim. Su noktada MM ve MC kisaltmalarini da cokca duyacaginiz icin kisa bir hatirlatma yazmakta fayda var. MM ignelerin ana ozelligi, hareket halindeki miknatislara sahip olmasidir. Igne bu miknatislara baglidir ve sinyaller, bu hareket sayesinde uretilirler, MC'lerde ise tam tersine miknatislar sabit durumda olup, ignenin bagli oldugu bobinler, sabit miknatislar icerisinde hareket ederek sinyali uretmektedirler. Oncelikle neden phono kati kullaniyoruz sorusuna kisa bir aciklama getirmek istiyorum. Her kaynak cihazin (CD Player, teyp vesaire) bir cikis sinyali uretir. Bu standart sinyal gucu amplifikatore giris yaparak burada yukseltilerek hoparlorlere aktarilir. Bu noktada pikaplarin sinyal gucu tum diger kaynaklardan daha azdır. Bu yuzden once yukseltilip amplifikatore o sekilde aktarilmalidirlar. Bu noktada karmasa tabii ki bitmiyor. Yukarida anlatmis oldugum MM ve MC igneler icin farkli yukseltme seviyeleri bulunmasi gerekir. MC'lerin yapilarindan kaynaklanan sinyalin daha da az kuvvetli olma ozelligi bu tip igne ile donatilmis pikaplarin daha fazla yukseltme ozelligine sahip phono katlari ile kullanilma durumunu ortaya cikartir. Klasik bir MM ve MC ignelerinden gelen sinyal ozellikleri ise su sekildedir;

MM igne
Empedans: 47kohm
Gain (1kHz'de): 34 dB
Cikis hassasiyeti 2,5mV

MC igne
Empedans: 100kohm
Gain (1kHz'de): 56 dB
Cikis hassasiyeti 0,3mV

ProJect Phono Box


Test edilen cihazlar icerisindeki en eski phono kati olan ProJect ProJect Phono Box, ilk aldiginizda bulk bir kutu icinde geliyor. Biraz kalitesiz adaptoru ile elektirige baglanti yapiyorusnuz. Cihazin en sacma ozelligi MM ve MC ayarini kasasini sokup, cesitli jumper'larin yerlerini degistirerek yapiyorsunuz. Tabii her dakika MC, MM kartus ayari yapmak sacma olabilir ama daha kullanici dostu bir tasarim yapilabilirdi. Zaten ProJect pikaplari haricindeki elektronik komponentlerin estetik tasarimi konusunda bence basarili degil. Oyle veya boyle bir pikap kullanicisi icin gerekli tum ozellikleri uzerinde bulundurmasi buyuk bir avantaj. Ses performanisina gelince, bu nokta da tum estetik kaygilari unutun sese, fiyata gore kesinlikle cok basarili. Dip gurultu mumkun oldugunca az, ozellikle mid ve bas tonlar basarili. Frekans cevabina baktigimda dip gurultuyu azaltabilmek icin sanirim yuksek frekanslarda oynama yapilmis diye dusunuyorum. Giris seviyesindeki bir cihazdan beklenmeyecek bir performansi var. Benim gorusum bu cihazin ozellikle mid ve bas agirlikli muzikler dinlemek icin ideal oldugu. Amplifikatorunuzde eger bir phono kati varsa bile bir denemenizde fayda var. Standart bir phono katindan kesinlikle cok daha basarili oldugu muhakkak. Kisaca;

+iyi fiyat performans orani
+mid ve bas seslerde fiyatina gore cok basarili
-estetik tasarimi kotu
-MM/MC ayari cok ugrastirici
-beraberinde gelen adaptor cok kalitesiz.

NAD PP2


Gene cikis tarihi olarak testimizin eskilerinden sayilabilecek bir phono kati olan PP2, NAD'in geleneksel tasarim yaklasimini yansitiyor. Basit bir PCB uzerine insa edilmis olan PP2, bir acma kapama dugmesine sahip degil fakat arkasindaki bir switch vasitasi ile MM/MC ayari kolayligi sunuyor. Giris seviyesindeki her urun gibi biraz kalitesiz bir adaptor ile gelen urunun ses performansina diyebilecek bir sey yok. Gayet sicak ve detayli bir ses sunan urun, iyi bir amplifikatorun dahili phono kati yerine bile dusunulebilir. Ozellikle amplifikatorden uzak bir yere koydugunuzda gercek performansi alabiliyorsunuz. Dinledigim her plakta istedigime yakin performans veren bir urun. Almayi kesinlikle hakediyor. Kisaca,

+cok iyi fiyat performans orani
+genel olarak her tur muzik icin uygun
+MM/MC ayari rahatlikla yapilabiliyor.
-kapama dugmesi de olsa eksikligi kalmayacakti
-beraberinde gelen adaptor cok kalitesiz.

ProJect Phono Box 2


En yeni urunumuz gene ProJect'ten. Sanki benim tasarim konusundaki serzenislerimi duyup, tasarimlarini duzeltmisler. Acikcasi duzgun bir kutu icinde gelen urunu actigimda oldukca sasirdigimi ifade edeyim. Tasarim kucultulmus, biraz yuvarlanarak derli toplu hale getirilmis. En onemli yenilik MM/MC seciminin bir dugme ile yapilabilmesinin saglanmasi olmus. Ayrica testimizde renk opsiyonu olan tek urunde bu, ister siyah istersenizde gumus rengini kullanabilirsiniz. Ses performansi da eski versiyonuna gore kesinlikle oldukca basarili. Tizlerdeki eksikligi Phono Box 2'de hissetmeniz mumkun degil. Ayrica benim acimdan giris seviyesinin en iyi urunu olan NAD ile ayni seviyeye gelmis. ProJect'i tebrik etmek lazim, bir cok firmanin yeni urunlerinde rastlanmayan derecede eski versiyonun tum tartismaya acik noktalarini duzeltmisler. Urun su hali ile kesinlikle bu sinifta zirveye oturuyor.

+guzel tasarim
+silver renk secenegi var
+cok iyi fiyat performans orani
+MM/MC ayari rahatlikla yapilabiliyor.
-beraberinde gelen adaptor cok kalitesiz.

ProJect Tube Box


Hem MM, hemde MC kartuslari destekleyen Tube Box bu tarz cihazlar (pikaplar konusunda degil) konusunda tasarimlarini zevksiz buldugum ProJect markasinin tasarimindaki zevksizligi, calistigi zaman muzige yaptigi katki ile tamamen unutuluyor. 2 adet 12AX7 lamba ile donatilmis cihaz her kanal icin ayri devre yapisina sahip. Demoda oldukca kaliteli bir kombinasyonla dinledigimden, gene ayni markanin standart ProJect Phono Box 2 urununu sisteme takinca cihazin gercek performanisini anlayabildim. Sese inanilmaz derecede, sahne ve derinlik katmasinin yanisira iyi bir igne, kol ve pikap kombinasyonunu bu fiyata gercekten vazgecilmez bir hale getiriyor. Belki lambali yapisindan kaynaklanan bir onemli durumu sizler ile paylasayim. Eger eski, biraz cizik bir plak dinlemeye kalkistiginizda bir cok baska phono katindan daha fazla bir cizilti duyuyorsunuz. Bu nokta da eger plak kolleksiyonunuzda bu tarz plaklar cogunlukta ise, daha once duymadiginiz kadar cizilti duymak sizi rahatsiz edebilir. Fakat yeni veya temiz bir plakta sese hayran olmamak elde degil. Sanirim gene lambalardan kaynaklanan bir detay seviyesi artisi var ki, asil keyif inanin bu. Belki ilk testte solid state bir ampli kullandigimiz icin seste detay ve sicaklik artisi hissettim ama soylenebilecek tek sey, eger iyi bir sisteminiz varsa hic dusunmeden satin alinabilecek bir urun. Ayni basariyi kendi sistemimde de gostermis olmasi cihazin kalitesini anlatiyor. Ileriye yonelik MM'den MC'ye gecis icinde ikisini birden desteklemesi onemli bir arti. Tum phono katlarinda gozlemledigim elektriksel yapidan uzaklastirmanin avantajli oldugu noktasini en az bu phono kati icin soyleyebilirim. Oldukca iyi bir izolasyon veya kasa yapisi kullanilmis sanirim elektrik kablosunun yanina bile koysaniz kesinlikle hissedilir bir bozulma farkedemiyorsunuz. Urunun ilginc bir eksisi, markanin isi her zaman zorlastirmak adina yaptigi islerden bir tanesi. Eger lamba degistirecekseniz gene elinize tornavidanizi alip, ust kafesi acmaniz ve akabinde tekrar takmaniz gerekiyor. Acikcasi bu alan biraz dar, ve fazladan isinma yaratmakta. Cihazin omurunden bir sey kaybeder mi bilmem ama pisme suresi bu cihazda sanirim bayagi kisa surecektir. Saka bir yana kisaca,

+sese kattigi inanilmaz detay ve sicaklik
+hem MM hemde MC destegi
+taktigimiz her sistemde harikalar yaratmasi
+cok iyi fiyat performans orani var
-tasarimi bence basarisiz.
-lambalari degistirmek biraz maharet gerektiriyor
-cizik plaklarla kullanmamak gerekiyor.

Antique SoundLab Mini Phono II


Kutusundan cikarttiginiz anda tasarimi dikkatinizi ceken urunun en ilgi cekici yani, guc kaynagi. Kendisinden pahali bir cok urunde bile bulunmayan veya ekstra odeme yaparak alabildiklerinize benzeyen parca hem iyi hemde bazi dertler yarattigindan biraz sikici. Urun iki parcadan olusuyor. Bu guc kaynagi ve phono kati. Problem phono katina giden guc kablosunun, guc kaynaginda sabit olusu ve bu kablonun uzunlugunun yaklasik bir metre olmasi. Eee, bunda ne sorun var diyebilirsiniz belki. Sorun, bu iki parcanin yanyana pek durmayi sevmemesi ile ilintili. Iki parca birbirinden uzaklastigi an dip gurultu neredeyse yokoluyor ve cihazin gercek performansi ortaya cikiyor. Yeri kisitli veya duzen seven insanlar icin birazcik kabus bir durum. Ayrica guc kaynagini yere koymak isterseniz cok yuksek olmayan bir sehpa kulanmaniz lazim ki, kablo mesafesi yeterli olsun. Bence kesinlikle kablo ayrilabilir tasarlanmali idi tipki, ana guc kablosunda yaptiklari gibi. Transistorlu ve lambali phono katlari arasinda detay seviyesi kesinlikle farkediyor. Sese katki olarak, bence en onemli noktasi orta frekanslarda inanilmaz guzel bir sicaklik olusturmasi. Bu noktada kendi kullandigim cihazlar ile cok iyi bir uyum sagladi diyebilirim. Yalniz ilk aldiginiz hali ile dinlerken bir donem baslarda bir eksiklik hissetmeniz oldukca olasil ve lambalar pismeden sesteki sicaklik gerektigi gibi hissedilemiyor. Ben biraz hile yapip, elimdeki eski lambalarimdan bir set taktim ki, imkani olanlar icin cihazdan erken keyif alma sansini yakalayabilirsiniz.. Bazilari icin bas seslerde sorun var denilebilecek bir cihaz. Cok derin bir bas efekti duyamayabilirsiniz, ama inandiricilik acisindan sorun yok. Bu nokta da lambada farkli arayislar ile bunu da cozebilirsiniz. Cihazdaki en onemli nokta sadece MM kartus destegi bulunmasi, alisveris listenize eklerken bu noktayi gozonune alin. Bir diger yapisal eksiklik, lambalar icin bir koruma duzenegi yok. En azindan ufak bir kafes eklenmeli idi diye dusunuyorum. Sonuc olarak bu kadar ugrasacaksam niye baska bir seye bakmiyorum derseniz, fiyat anlaminda testimizin galibinden ucuz olmasina ragmen ona yakin bir performansi var. Benim gorusum orta frekansta daha bile basarili. Ileride MC kartus kullanirim derseniz ProJect Tube Box daha iyi bir opsiyon olarak karsiniza cikabilir.

+tasarimi cok guzel
+guven veren bir guc kaynagi
+kolay iyilestirme opsiyonları
-sadece MM igneleri desteklemesi
-yerlestirmesi biraz sorunlu
-ortalama fiyat/performans orani
-lambalari koruyacak bir kafesi yok

Gryphon Black Exorcist


Sizlere ilk tanıtacağım ürün Danimarka'lı ünlü firma Gryphon'un Black Exorcist isimli ürünü. Black Exorcist'in bir benzeri olan standart Exorcist, Stereo Mecmuası'nın geçmiş sayılarında incelenmişti. Bu incelemeyi web sitemizde de bulabilirsiniz. Black Exorcist, bahsi geçen ürün gibi manyetik etki konusunda fayda sağlayan bir ürün. Çok kısaca bahsetmek gerekirse, bu ürünün hedefi pikaplarımızın iğnesinde oluşan manyetik etkiyi yok etmek yani de-manyetize etmek. Bu işlemi çok kısa bir sürede gerçekleştiren ürün gelenekselleşmiş Gryphon tarzını yansıtıyor. Yapmanız gereken tek şey bir kaç kablo sökmek ve Black Exorcist'i çalıştırmak. Bildiğim kadarı ile bu güzel ürün artık üretilmiyor. Ama çeşitli açık arttırma sitelerinden satın alabilmeniz mümkün. Ürünü bende kullandığım için gayet etkili ve şaşırtıcı sonuçlar verebildiğini söylemek isterim.

Black Exorcist artık üretilmediği için şu an üretilen ve denemelerim sonucunda benzer etkileri gösterdiğini bildiğim bir ürün olan “Aesthetix MC Cartridge Demagnetizer” belki daha fazla ilgi çekebilir. Aesthetix daha çok başarılı pre ve pikap katları ile tanıdığımız bir firma. Ürettikleri iğne de-manyetize edici çok küçük bir metal kutu olduğundan internet sitelerinde satış fiyatını gördüğünüzde oldukça şaşırabilirsiniz.

Bu yazının devamını okumak için www.stereomecmuasi.com

Pikap bileşenleri seçimi hakkında kısaca bilgi


Benim şahsi görüşüm olmak üzere yatırımın ağırlığı ilk öncelik kaynağın en önemli parçası olan pikap şasisine yapılmalıdır. Daha sonra sıra ile kol ve en sonda iğne geri kalan bütçeden pay almalı. Eğer alt bileşenler tek tek seçilmeyip bir paket olarak değerlendirilecek ise alınabilecek en yüksek pikap kombinasyonu alınmalıdır.

Pikap presinin önemine katılmakla beraber, seçilecek iğneye göre pikap presi seçiminin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Eğer MM yapıda veya yüksek çıkışlı bir MC iğnede karar kılınır ise, çift fonksiyonlu bir pikap presi yerine daha kaliteli bir MM pikap katı alabilmek mümkün. İleri de MC iğne kullanılmak istenmesi durumunda bir Step up transformer (MC pre pre diye de geçer) kullanılabilir. Bu durum benim de aralarında bulunduğum bazı pikap kullanıcıları tarafından özellikle düşük çıkışlı MC iğnelerin kullanılmasında da önerilmekte. Özellikle Denon DL103 ve benzeri egzotik iğneler kullanan meraklılara da step-up transformer kullanmayı değişik bir tad alma açısından şiddetle öneririm. Bazı çok karmaşık olmayan hesaplamalar sonucunda uygun transformatör yükseltim değeri bulunarak sisteme eklenmesi çok keyifli sonuçlar ortaya çıkartabiliyor. Normalde bileşenler arasında en kısa yolun izlenmesi önerilirken, pikapların ve diğer yan bileşenlerin kendilerine özgü yapıları bu önermeyi bir miktar geçersiz kılmaktadır. Ayrıntilar için Stereo Mecmuası web sitesinde analog bölümünü inceleyebilirsinşz
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...