Ronnie James Dio öldü!

Gecenin saat 01:00'de telefonunuz çalarsa sanırım hepiniz tedirgin olursunuz. Benim şu an ki psikolojim ile tedirginliği bırakın korkarsınız. Telefonu açmadan önce inşallah bizimkilerden değildir diye geçirdim aklımdan, sonra bir baktım ki Doğan (Deicidium) arayan. Sağlam bir küfür edip açtım telefonu. Gecenin bu vaktinde deli misin, ne oldu? Gelen cevapla yumruk yemiş gibi oldum.

- Ronnie James Dio öldü!
Bir süredir kanserle savaşan, müzik tarihinin önemli kilometre taşlarından olan bu küçük adam ölmüştü. Sonisphere festivali açıklandığında Heaven & Hell ismini görünce almıştım biletimi. Ne de olsa Rainbow, Black Sabbath ve kendi grubuyla yaptığı albümlerle tarihe ismini altın harflerle kazıyan Dio'yu seyredecektim. Çocuk gibi heyecanlanmıştım ne yalan söyleyeyim. Sonuçta senelerce bu tarz müzik dinlemiş bir insan olarak bir tarihi dinleyip, görecektim. İlk önce konser iptal oldu. Dio düzelsin nasıl olsa seyrederdik ama olmadı... Olamadı...

Dio, benim sert müzik dinlemeye başladığım dönemlerde tanıştığım bir isimdi. İlk önce müziği ile değil, logosu ile tanımıştım. Komik ama gerçek. Dio logosunu tersine çevirince resmen Devil yazısı görünüyordu. Venom, Bathory dinleyen bir insan olarak kesmemişti beni o dönemde Dio'nun müziği.

Seneler ilerledikçe metal müziğin köklerine inmeye başlayınca her taşın altından çıkıyordu Dio ismi. Yaş büyüdükçe ısınmıştım, öğrenmeye başlamıştım. Seneler içinde müzik zevkim değişse de, takibe devam ettim. Hatta Heaven & Hell topluluğunun albümünü alınca gözlerim fırladı yerinden. Neredeyse 70 yaşına gelen adamlar nasıl böyle bir müzik yapabilirlerdi. Ne güzel canlı canlı dinleyecektim. Olmadı.

Eskiden ölümler beni hiç etkilemezdi doğrusu. Bırakın senelerce dinledim insanları, çevremdeki ölümlerden bile etkilenmezdim. Bugün yani 30 küsür sene sonra artık ölümlerden etkilenir hale geldim. Sebebini gerçekten bilmiyorum. Ama etkileniyorum işte. Sıranın çevremdeki insanlara gelmekte olduğunu hissettirdiğinden mi, koca bir adam olsam da sevdiği şeyler elinden aldığında tepki veren bir çocuğun halet-i ruhiyesine sahip olmamdan mı, yoksa başka sebepleri mi var bilmiyorum!

Kısaca Hayatı (wikiden alıntıdır)
Asıl ismi Ronaldo Giovanni Padovan olan Ronnie James Dio, 10 Temmuz 1942'de ABD'nin New Hampshire eyaletinin Portsmouth kentinde doğmuş bir heavy metal vokalistidir. Vokalistliğini yaptığı gruplar arasında Black Sabbath, Rainbow gibi klasik isimler ile kendi grubu olan Dio bulunmaktadır. Ronnie James Dio, ayrıca, artık metal müziğin sembolü haline gelmiş olan devil horns işaretinin bulucusu olarak kabul edilmektedir.

Ronnie James Padavona, Dio takma adını Johnny Dioguardi adlı mafya babasından almıştır. Dio'nun bu takma adını ilk kullanışı, 1960lı yılların başına denk gelir.

Ronnie James Dio (kısaca Dio), aktif müzik hayatına 1957 yılında The Vegas Kings adlı grupla başlamıştır. 1958 yılında Ronnie & The Rumblers (bu grubun adı 1961 yılında Ronnie Dio and the Prophets olarak değiştirilecektir) adlı grubu kurmuş, 1967 yılında bu gruptan ayrılıp The Elves (bu grubun adı 1970'in ortalarında Elf olarak değiştirilecektir) adlı grubu kurmuştur.Bu grubu Ritchie Blackmore'un dikkatini çekmiş ve pek çok turnede Deep Purple grubuna alt grup olarak eşlik etmiştir. Dio, 1974 yılında Ritchie Blackmore'un kurduğu Rainbow'a geçmiş, 1979 yılına kadar bu grupla adını tüm dünyaya duyurmuş Hard Rock ve Heavy Metal müziğinin en ünlü vokallerinden birisi olmuştur.1979 yılında bu gruptan ayrılıp Black Sabbath'a geçmiştir. 1983 yılında Black Sabbath'tan ayrılıp kendi grubu Dio'yu kurmuş, 1991'de tekrar Black Sabbath'a dönmüştür. 1993'te tekrardan Black Sabbath'tan ayrılıp kendi grubu Dio'ya geçmiştir. Son olarak Heaven & Hell de Bulunmuştur.

Diskografi:
Rainbow ile albümleri
Ritchie Blackmore's Rainbow (1975) Rising (1976) On Stage (1977) Long Live Rock 'n' Roll (1978) Finyl Vinyl (1986) Live in Germany (1996)

Black Sabbath ile albümleri
Heaven and Hell (1980) Mob Rules (1981) Live Evil (1982) Dehumanizer (1992) The Dio Years (2007) Live at Hammersmith Odeon (2007)

Kendi grubu ile albümleri
Holy Diver (1983) The Last in Line (1984) Sacred Heart (1985) Intermission (1986) Dream Evil (1987) Lock up the Wolves (1990) Strange Highways (1994) Angry Machines (1996) Inferno - Last in Live (1998) Magica (2000) Killing the Dragon (2002) Master of the Moon (2004) Evil or Divine - Live In New York City (2005) Holy Diver - Live (2006)

Heaven & Hell ile albümleri
The Devil You Know (2009)


Yukarıda 2009 yılında Almanya'daki bir konserden görüntüler var. Heaven and Hell.


 

Huzur İçinde Yat Dio!

Ne Alemdir Japonlar, Naikaku'da Öyle



Japonları çok seviyorum. Her yönden ilginç -hatta bayağı absürd- bir toplum. Çok iyi müzik grupları da var. Benim en sevdiklerimden bir tanesi Naikaku. Stereo Mecmuası'nın ilk sayılarında Wheel Of Time albümleri ile ilgili kısacık bir yazı yazmıştım. İsterseniz buradan okuyabilirsiniz. Geçenlerde bir vesile ile bir kaç Japon müzikseverle internet üzerinden muhabbet ederken Naikaku'nun ismi geçti.

 Wheel Of Time albümünü dinledim, üzerine bir de Shell'i tabii ki. Her iki albümü bulması biraz zor. Üzücü... Sonra internette bu adamlar ne yapıyorlar acaba deyince karşıma bir kaç video çıktı. Yukarıdaki video topluluğun 10. yıl kutlaması için verdikleri bir konserden evlere şenlik "Please" yorumu. Nasıl evlere şenlik olmasın.. Tam anlamı ile kaos var. Dedim ya Japonlar son derece ilginç insanlar diye.. Sahnede Cosplay (anime severlere selam), müzikal karmaşa her şey birbirine girmiş durumda. Bir nevi kavram karmaşası! Bu yetmemiş Satoshi Kobayashi devamlı bir şeyler yiyor. Bunun sebebini daha çözemedim. Sadece bu konsere özgü bir şey değil, bu şarkıda devamlı yiyor bir şeyler. Aşağıdaki video ise şarkının albümdeki versiyonun canlı kaydı. Satoshi Kobayashi boş durmayıp yine atıştırıyor. Bir şekilde bu underground -hatta ötesi- topluluğun albümlerini edinin. Progresive rock, jazz artı kaos severler kesinlikle mutsuz olmayacaklardır. Bu arada Kazumi Suzuki'nin flütünden ortalığa süzülen tınılar grubun müzik türüne birde etnik Japon melodilerini ekliyor.

 

Kasaların İçerisinde Kazmak, Roland Loesslein

Kasaların İçerisinde Kazmak projesinin amacı örnekleme kültürünü oranların, karakteristiklerin ve etkileşimlerin tüm yönleri ile anlatmaktır. Sadece yaratıcılık sürecini bir zanaat olarak anlamak değil aynı zamanda çaba ve yaratıcı süreçleri örnekleme ile otantik ilişkili olduğunu anlamaktır. Projenin mimarı Roland Loesslein, konuyu böyle özetliyor. Nasıl çok karışık değil mi? Aşağıdaki resim projenin işleyiş mantığını anlatıyor. Videoda ise durum biraz daha netlik kazanıyor. Buradaki pikabı bir nevi kontrol ünitesi olarak görünce insanın aklına ilginç fikirler geliyor doğrusu..

Alper Maral - Elektroakustisch! CD


AK Müzik'ten yayınlanan Alper Maral - Elektroakustisch! albümü ile ilgili bülten elime geçtiğinde Alsancak yollarına koyuldum. Zaten bülteni burada da yayınlamıştık. Albüm ilgimi çekmişti ve tabii ki aldım. Bu arada artık eskisi gibi müzik marketlere gidip yeni çıkan albümleri göremiyorsunuz, bilgi alamıyorsunuz. Müzik marketlerde çalışan bir çok arkadaşımız günün popüler örnekleri dışında yeni albümler hakkında pek bilgili olmuyorlar. Sanırım bunun sebebi merak eksikliğinin yanında tüketicilerinde popüler albümlere ilgi göstermesi. Tabii ki iyi müzik mağazaları da yok değil. Bunlar yaşam ile ölüm arasında gidip geliyorlar ne yazık ki. Eğer çevrenizde bu tarz mağazalar varsa üç kuruş beş kuruşun hesabını yapmayıp, onlardan alışveriş edip yaşamalarına katkı da bulunun. Çünkü onlar ortadan kaybolduğunda popüler müzik satan, gösterişli ama ruhsuz zincir mağazalara kalacağız.

Alper Maral'ın ismini duyarım. Ancak çok kapsamlı bir bilgi sahibi olmadığımı söyleyebilirim. CD kitapçığına göz gezdirdiğinizde tahmin ettiğimden daha şahsına münhasır bir insan olduğunu anladım. Stüdyo İmge'de kendisi ile ilgili hoş bir yazıda var. Biz göz atabilirsiniz. Ayrıca CD kitapçığındaki sözlük'e bir göz atmanızı tavsiye ederim. Gelelim albüme...

Albüm Maral'ın 1990 sonlarından günümüze yaptığı bestelerden oluşuyor. Bilmeyenler için ekleyeyim, Maral bir çok film ve tiyatro oyunu için müzikler yapmış. Çeşitli üniversitelerde hocalık yapan, çok sayıda enstrüman çalabiliyor ve kayıt teknolojisinin içerisinde bulunmuş. CV gibi oldu sanırım. Neyse... Albümde tüm bunlardan esintiler görmek mümkün. Şarkılara şöyle bir atarsak,

1. Beynini Patlatırım! Alper Maral bas blokflüt'le icra ediyor. Kerem Altuğ'un İstanbul - New York filminde kullanılmış.

2. SHO - Yamaha SY99 için hazırlanmış. Synthesizer Alper maral tarafından çalınmış. Müzik Ethem Özgüven'in Sizofreni Hastalığı filmi için hazırlanmış.

3. bbk - Benim Bütün Kabuslarımın kısaltması. Ethem Özgüven'în bir enstalasyonu için hazırlanmış. Farklı elektronik piyano ve ekipman Maral tarafından çalınmış edilmiş.

4. Haller/ Aggregates Alto saksofon Jorgen Pettersson tarafından çalıyor. Jorgen Pettersson, Stockholm Saxophone Quartet dolayısıyla son derece tanınmış bir müzisyen .

5. Tentürdiyot - Yine çeşitli elektronikler. Yamaha VL7

6. The Devil’s Dictionary - Ambrose Bierce'in aynı adlı eserinden metinlerin yanında La Folia Ensemble ve Maral ortak icrası. The Devil’s Dictionary'i satanik bir şey zannedenler olduğundan küçük bir not ekleyeyim . Eserin tamamına Project Gutenberg'den ücretsiz erişebilirsiniz. Merak edenler buraya tıklayabilir. Bu arada La Folia Ensemble ile Alper Maral birlikteliği çok ilgi çekici olmuş. Şu an diskografileri inceliyorum ortak başka çalışmalar var mı diye!

7. Çocuklarımı Hemen Öldürüp Bu Şehirden Uzaklaşmalıyım - Albümü ilk elime aldığımda nasıl yani dediğim bir şarkı ismi. Sonrasında Euripides'in Medea uyarlaması için hazırlanan müzikler olduğunu kitapçıktan öğrendim. Hoş öyle olmasa bile Bengi Heval Öz tarafından okunan metin her şeyi açıklıyor.

8. Çocukların (Bıçakla) Biçilmesi, Çocuklarımı Hemen Öldürüp Bu Şehirden Uzaklaşmalıyım ile birlikte ele alın, şarkının ismine takılmayın!

9. Topografia dell’anima calma e matura şarkıdaki klavsenler Leyla Pınar tarafından icra edilmiş.

10. Altyazı/ Esas Takip - Efe Öztezdoğan'ın Altyazı filminin müziklerinden.

11. Uranüs’te Bir Satürnlü - Mert Topel ve Alper Maral icrası. Albümde en beğendiğim şarkıların başlarında yer alıyor.

12. Büluğ Çağı Yamaha VL7 Maral tarafından kullanılmış. Harika bir şarkı...

13. Psikopat Çokkafa  Yine Efe Öztezdoğan'ın Altyazı filminin müziklerinden. Ses işlemcileri ile neler yapılabildiğini görmek son derece ilgi çekici. Şarkının başında elektro gitarı kim çaldı acaba derken ortada elektro gitar filan yokmuş meğerse.

14. bush!agamemnon Sophokles'in Elektra tragedyasının şarkı müziklerinden olarak not düşülmüş. İsim tam anlamıyla harika! Ama Truva savaşındaki Agamemnon, ismi geçen zatın yanında melek sayılır o ayrı...

15. git! / 16. MO /  yine Maral'ın elektronik çalışmaları
1
7. Sonar  Bu kez Jorgen Pettersson bas saksofonda. Mutlaka kulak kabartılmalı..

18. müzik - klavsenler Leyla Pınar tarafından icra edilmiş. Mutlaka kulak kabartılmalı.. Ben bayıldım.

Bonus
Das Klingende Alphabet, Ney M. Fatih Kademoğlu tarafından icra edilmiş. Tam anlamıyla bonus olmuş.

Albüm nasıl adlandırılır inanın bilmiyorum. Deneysel, elektronik... Belki de bültende yazanlar en doğrusu. "Elektronik ve akustik birlikteliğin ötesinde bir karmaşa vaat ediyor" Evet bu cümle kesin doğru ve ek olarak gözünüzü kapattığınızda size bir şeyler anlatıyor. Albümün kaydı son derece başarılı ama olmasaydı da benim için sorun olmazdı doğrusu.

Şimdi merak ettiğim şey şu! Alper Maral bu albümü hazırlamış, AK Müzik basmış. Çok iyi yapmışlar. Ancak çevreme baktığımda bu tarz müzik dinleyen çok fazla insan yok. Belki taşrada (eskiden bu lafa bende kızardım ama özellikle kültürel hayata göz attığımızda ülkemizde İstanbul dışına taşra denmesine artık kız(a)mıyorum) yaşadığımdan dolayı böyle düşünüyor veya hissediyorum. İşin içinden çıkamadım. Sanırım bu ülkenin bir yerlerinde benim gibi düşünenler vardır. Nerelerdesiniz ses versenize!

Ereshkigal'in Videosu!



Ereshkigal'in çalışır ve çalar haldeki videosu. Çekim kalitesi biraz kötü olsa da, vakit geçer diye düşünüyorum. Videoda tabii ki rahat durmayıp biraz cıvıttım. Sadece bir kaç saniye. Bu aralar kafa dağıtmaya oldukça ihtiyacım vardı. İyi geldi.

Herkese iyi haftalar

Güle Güle Recep Kaya Baydurcan!


Bundan seneler önce Balçova Kipa açılışında mağaza için genç bir ekip kurulmuştu. O ekibin bir parçası da bendim. Yaş ve konum itibarı ile büyük egoları olan genç ekibin başına bir dönemde Real Hiper'lerinde çalışmış genç bir adam grup müdürü olarak atanmıştı. Bir gün uzun boylu, bol kilolu, yüzünde büyük bir gülümseme olan bir adam çıkıp geldi. Daha ilk anda tüm işyerlerinde yaşanan güç gösterisi oldu tabii ki. Biliyorsunuz ilk diş geçirmeler önemlidir, karşı tarafı sindirmek istersiniz. Recep Kaya Baydurcan'la işte ilk tanışmam böyle olmuştur. O dönem Sn. Kelami Ertan ve Sn. Esra Zengel tıpkı benim gibi işleri iyi yapan ama klasik müdür ilişkisi ile ezilebilecek türden tipler değildi. En deli olan hangimizdik bilmiyorum, ama Recep Abi dahil, normal insanlar olduğumuzu söylemek zordu. Zaten daha ilk tanışmamızda dakika bir gol şeklinde ilk tartışma yaşandı. Sonunda kimse birbirine diş geçiremeyince birbirimizi daha yakından tanımaya başladık. Ve sonunda tüm ekip olarak güzel işler yaptık. En önemlisi çok güzel günler geçirdik!

O dönemde bile benim gibi müzik delisi bir adam olan Recep Kaya Baydurcan sonraları radyolarda DJ olarak çalışmış. Eminim onu tanıdığım günlerde çok sevdiği Cengiz Kurtoğlu şarkılarını dinleyicilerine bol bol çalmıştır. Gittiği yerde de onu dinlemeye devam edeceğine eminim. Mekanın cennet olsun!

Salak saçma şeyler yüzünden hepimiz birbirimizi kırıyoruz bazen. Bazen iş için, bazen hobilerimiz için.. Ama değmez. İnsanlara ne zaman ne olacağı belli olmuyor. Ondan kırgınlık olarak ayrılmamak lazım insanlarla. Bu aralar hiç yazasım yoktu ama bir güle güle demek istedim.

Güle Güle Recep Kaya Baydurcan!

Kasetler Yeniden In!


Kasetler günümüzde unutulmaya başlandı. Ancak yerin altından gizli gizli kaset merakı yeniden filizlenmeye başlıyor. Özellikle Amerika'da şu an ciddi bir hareketlilik söz konusu. Bir çok ünlü hifi dergisinden tutun, müzik dergilerine, bazı ilginç bloglara kadar bu yeni hareketliliğin izlerini görebilmek mümkün.

Peki bunun sebebi nedir?

En önemli sebep bence fiyat. Bugün internet üzerinde satılan yasal bir MP3 şarkının değeri 1 dolar civarında. Ancak kasetler çoğu zaman 1 dolar civarında fiyatlara satıldığı gibi günümüzde stok temizleme adı altında yapılan lot satışlarda 1 doların çok altında kaset alabiliyorsunuz.

İkinci sebep ise nostalji. Tıpkı ülkemizde yaşanan plak çılgınlığı gibi şu an Amerika'da bir kaset çılgınlığı yaşanıyor ki bu çok normal. Aslına bakarsanız kaset olayı başlı başına bir alt kültürdür. Güzel bir karışık kaset çekmenin kendine göre kuralları olduğu gibi, çok nadir plaklardan kaydedilen kasetler sayesinde müziğin daha geniş kitlelere ulaşmasında çok önemli bir oyuncu olmuştur.

Ben uzun zamandır bir kasetçalara sahibim ve ara ara kaset almaya devam ediyorum. Özellikle karışık kaset bulduğumda eğer durumu iyiyse alıyorum ve bu gerçekten keyif.

Kargacık burgacık yazılarla yazılmış kaset kapakları, daktilo ile yazılmış kapaklar, ilk dönem bilgisayarlar ile yazıcılardan alınan çıktılarla oluşturulmuş kapaklar derken olay bambaşka yönlere gidiyor. Hele birde çeşitli dergilerden kesilen fotoğraflarla hazırlanmış kapaklar var ki, bulduğunuzda tadından yenmiyorlar.
Bu konuyla ilgili Stereo Mecmuası forumlarında bir konu başlığımız var. Yorumlarınız olursa isterseniz forumumuza isterseniz bloğuma ekleyebilirsiniz.

Kasetler konusunda yazmaya devam edeceğim...

Ereshkigal in Prototip Halleri :)



Günden güne hepimizin pikabı haline gelen :) Ereshkigal'in son haline ulaşmasından önceki dönemdeki prototip halinden 2 fotoğraf. Bu fotoğraflar sevgili Tansu Oktar tarafından çekildi. O dönemde platonun pleksi olmasını planlıyordum. Dikkatle bakılırsa ayaklar da oldukça farklı..Motor ise ahşap bir deneme platformunda duruyor. Bu sayede motorun titreşimini daha iyi hissedip uygun motor korumasını tasarladım.

Magma Döndü! Ëmëhntëht-Rê



Stereo Mecmuasında zaman zaman Magma'dan bahsediyoruz. Hatta toptan bahsettiğimiz Studio Zund albümünün incelemesini buradan okuyabilirsiniz. Bu setin iki CD'si Kobaïa, diğer ikisi ise Archiw I ve II'yi içeriyor. Bunun yanında 1001° Centigrades, Mekanïk Destruktïw Kommandöh, Köhntarkösz, Ẁurdah Ïtah, Üdü Wüdü, Attahk, Merci ve Köhntarkösz Anteria kutuda bulunan albümler. Set toplam 12 CD'den oluşuyor. Durum böyle olunca bir kerede tüm önemli Magma diskografisini almış oluyorsunuz. Konuyla ilgili verdiğim linkte zaten bu ayrıntılar bulunuyor. Uzatmayayım...

Topluluk tam 5 sene sonra  Ëmëhntëht-Rê ile geri döndü. Albüm çok fena. İlk şarkı Ëmëhntëht-Rê giriş bölümü Magma'nın Live/Hhaï ve Attahk albümünden, Ëmëhntëhtt-Ré II şarkısı Üdü Wüdü'den Extrait n' deux ve Live/Hhaï albümünden Hhaï ve üzerine Üdü Wüdü'den Zombies şarkılarının bir karışımı. Anlayacağınız Christian Vander ve Fransız müzisyenler fena halde uçmuşlar. Ellerine kollarına sağlık. Verilen her kuruşu hak ediyor.

Aşağıda grubun yeni şarkılarından oluşan bir canlı performans var. İyi seyirler.

DIY Turntable ile Yaşam Geçer Mi? Evet Geçer :)





Pikap projem tamamlanınca keyfini sürme dönemim başladı. İlk işim Ereshkigal'i Michell Gyrodec'in yanına almak oldu. Bu iyi bir karşılaştırma oldu. Pikabın sesi tam istediğim gibi. İnsanı müziğin içerisine alıyor ve bu durumdan çok mutluyum. Yukarıda bir kaç fotoğraf var...