Albüm İncelemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Albüm İncelemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Russell Malone - Triple Play CD



Haydi gelin bugün sakin bir albümden bahsedeyim sizlere. Amerikalı gitarist Russell Malone'un 2010 yılında yayınladığı Triple Play. Doğuştan yetenekli bir müzisyen olan Malone daha çok swing ve bebop akımlarından etkilenmiş bir caz gitaristi. 1980'lerin sonlarında Jimmy Smith ile çalışan Malone ilerleyen yıllarda Harry Connick Jr ile çalışmış. Ancak geniş kitlelerce tanınmasını 90'larda Diana Krall ile alışmasına borçlu diyebiliriz.

Malone müzik hayatına annesinin aldığı oyuncak gitar ile başlamış. Doğuştan gelen yeteneği kısa sürede fark edilmiş. Erken yaşlarda B.B. King'ten etkilenen müzisyen daha 10'lu yaşlarında George Benson ile televizyon programlarında boy göstermiş. Bir süre çalıştığı Benny Goodman onun müzik kariyerini değiştirmiş. Ona Wes Montgomery ve efsanevi caz gitaristi Charlie Christian'ın plaklarını dinletmiş. Cazsever okuyucularımızın, Charlie Christian ismini eğer bilmiyorlarsa acil şekilde incelemelerini tavsiye ederim. Özellikle Benny Goodman ve Lionel Hampton orkestralarını dinlemeyi seven klasik dönem dinleyicilerinin bu dönem plaklarını dinlerken gitara kulak kabartmalarında fayda var. Cazda gitarın kullanımını derinden etkileyen kişidir Christian...

Malone, 80'lerin sonunda organcı Jimmy Smith ile albümler yapmış. Smith'in müziğini takip edenler onun gitarist Wes Montgomery ile yaptığı çalışmaları sevenler eminim ki Malone'un bu dönemini seveceklerdşr. 90'larda ise büyük orkestraların yanında Diana Krall ile çalışmalarından bahsetmiştim. Krall'ın meşhur "When I Look In Your Eyes" albümündeki gitarist Malone...



1990'ların başında solo albümlere imza atan Malone'un 2010 yılında Maxjazz plak firmasından yayınlanan “Triple Play” albümünü sizlere anlatmak istiyorum.. Albümün şarkı listesi şu şekilde,

1. Honey Bone 4:55
2. Butch And Butch 6:27
3. Pecan Pie 3:44
4. Sweet Georgia Peach 6:57
5. Do I Love You 3:16
6. Pocket Watch 4:53
7. The Witching Hour 6:38
8. Tailfeathers 6:15
9. The Kind Of Girl She Is 7:53
10. Mind Wine 5:29
11. Unchained Melody 4:20



Albümde Malone'a basçı David Wong ve davulcu Montez Coleman eşlik ediyorlar. Malone albümde kendi bestelerinin yanında bazı caz klasiklerine de yer vermiş. Oliver Nelson'dan "Butch And Butch", Cole Porter'dan "Do I Love You" Ron Carter'dan  Tailfeathers. Ayrıca çok bilinen bir şarkı olan "Unchained Melody"  ve Quincy Jones'tan "The Witching Hour" albümde yer verilmiş şarkılar. Çok sakin bir yapıdaki albümde zaman zaman müzisyenlerin ön plana çıktığı sololar duymak mümkün olsa da, çoğunlukla gitarı dinleyeceksiniz. Ancak tonlar öylesine seçilmiş ki, albüm olduğundan daha eski bile zannedilebilir. Bu dönemin cazını özellikle de gitar ağılıklı olanını dinlemeyi sevenlerin mutlak suretle kulak kabartmaları gereken bir albüm. Kayıt ise müthiş derecede başarılı.

Albümü severseniz Malone'un Live at Jazz Standard konser albümlerini de edinmenizi öneririm. İki ayrı CD olarak yayınlanan albüm, tarzı seven okuyucularımın hoşuna gidecektir.

Cradle Of Filth - Dusk... and Her Embrace CD



1994 yılında İzmir Stüdyo Ümit'te yeni gelen albümlerin kapaklarının asıldığı bölümde The Principle of Evil Made Flesh albümünün kapağını görmüştüm. Kapaktaki yazılar bana son derece karışık gelmiş ve topluluğun ismini bir türlü okuyamamıştım. Bu albüm pek normal bir şeye benzemiyor diyerek albümü çektirdim. Sanırım yaz aylarıydı ve albümü ilk kez Çeşme'de dinlemiştim. Albümü dinleyince çok şaşırmıştım. O döneme kadar dinlediğimiz tüm Nordik black metal topluluklarından çok daha farklıydı. Harika şarkılar içeriyordu; "The Forest Whispers My Name", "The Black Goddess Rises", "Summer Dying Fast" ve favori parçamız "To Eve the Art of Witchcraft". Tüm yaz boyunca bu aralar bir haller gelen ve bir türlü ulaşamadığım sevgili Murat ile bu albüm en iyi 5 listemizdeydi. Bu albümün ardından yayınlanan VEmpire (Or Dark Faerytales in Phallustein) ise kısa bir EP idi. "The Forest Whispers My Name" in harika yeniden kaydedilmiş bir versiyonunun yanında uzun "Queen of Winter, Throned" ve "Nocturnal Supremacy" gibi harika şarkılar içeriyordu. Bu iki albümle topluluğun Cacophonous ile sözleşmesi bitmişti. Bu oldukça küçük bir şirketti ancak albümlere yapılan yatırım dikkat çekiciydi. Albümlerin kapakları ve iç tasarımları bu kısıtlı imkanlara göre mükemmeldi...

Bu yıllar benim müzik dinleme açısından ciddi bir arayış içerisinde olduğum yıllardır. Bir yandan ekstrem müzik piyasasının altını üstüne getirirken, bir yandan klasik rock tarihinde yol alıyordum. Yavaş yavaş blues dünyasına da girdiğimi hatırlıyorum. O dönemlerden kalma çok sayıda blues kasedi duruyor elimde. Sanırım caz ile de bu yıllarda tanışmıştım ve yavaş yavaş caz plakları ediniyordum... Bir yandan da evde klasik müzik tınıları duyuyordum. Anlayacağınız tam bir müzikal karmaşa içerisindeydim...

Hemen her genç yaştaki insanda olduğu gibi içimde karmaşık duygular vardı. Üniversite yılları, iş hayatı, özel hayat... Her şey allak bullaktı...  Kendi içimde çok sinirli bir insan olmama rağmen, dışarıdan bu fark  fark edilmiyordu. Ender zamanlarda içimdeki karanlık ortaya çıktığında ise geri dönüşü olmayan sorunlar yaratıyordu. Bu siniri atmanın en iyi yolu müzik dinlemekti. O dönemlerde ekstrem metal, güzel bir boşalma aracıydı. Şimdilerde ise arşivimi karıştırırken elimi attığım albümlerle yaşanan bir nostalji...



Neyse... Dusk... and Her Embrace albümü 1996 yılında yayınlanmıştı. Yayınlanır yayınlanmaz hemen edinmiştim tabii ki. Albüm, Music For Nations plak şirketinden yayınlanmıştı. Dönemin en büyük plak firmalarından bir tanesi olan Music For Nations o yılların yükselen topluluğuna güzel bir yatırım yapmıştı. Albümün kapağından içerisine kadar her şey çok kaliteliydi.

Bu yatırımın karşılığını veren Cradle Of Filth müthiş bir albüme imza atmıştı. Şarkıların yapısı bugün bile dikkat çekici öğelerle dolu. Birden bire değişen melodiler, dramatik bayan vokaller, orkestral bölümler derken albüm o yıllarda bir bomba etkisi yapmıştı. Albümün en dikkat çekici noktalarından bir tanesi ise "Haunted Shores" şarkısında insanın tüylerini ürperten vokalleriyle Venom topluluğunun efsanevi solisti Cronos'tu.. Albümün şarkı listesi şu şekilde;

1. "Humana Inspired to Nightmare" (Instrumental) 1:23
2. "Heaven Torn Asunder" 7:06
3. "Funeral in Carpathia" 8:24
4. "A Gothic Romance (Red Roses for the Devil's Whore)" 8:35
5. "Malice Through the Looking-Glass" 5:30
6. "Dusk and Her Embrace" 6:09
7. "The Graveyard by Moonlight" (Instrumental) 2:28
8. "Beauty Slept in Sodom" 6:32
9. "Haunted Shores"


Arşivimde hatırladığım kadarı ile Cradle Of Filth'in bu albümleri vardı...

Bu albümün ardından Erzebeth Bathory'nin hayatını konu alan konsept "Cruelty and the Beast" albümü yayınlandı. hemen iki yıl sonra ise Midian. Benimde bu yıldan sonra genel olarak Cradle Of Filth takibim azaldı. Sonraki yıllarda yaptıkları "Damnation and a Day", "Nymphetamine", özellikle "Thornography" ve arkasından gelen "Godspeed on the Devil's Thunder" Black Metal'den Gotik müziğe doğru yol alan daha orta yollu albümlerdi. Darkly, Darkly, Venus Aversa'da eski günlere geri dönüş yapmak gibi bir istekleri olduğu görülen topluluk son aylarda "Evermore Darkly" isimli bir EP yayınlamış... Artık kafamın kaldıracağını düşünmüyorum...

Ozan Musluoğlu - 40th Day CD



Ozan Musluoğlu genç bir müzisyen. Yaşlarımız birbirine son derece yakın 1977'li. Kendi deyimiyle rock ile başlayan müzik macerası 2009 yılında yayınladığı “Coincidence” albümü ile ,solo kariyer boyutuna girmiş ve 2011 yılında yayınlanan 40th Day albümü ile devam etmiş. Sizlere bu yazımda “40th Day” albümünden bahsedeceğim.

Önce müzisyenin biyografisine bir göz atalım. 1977 yılında Almanya’ da doğan müzisyen 16 yaşında bas gitar çalmaya başlamış. Eğitimine Bilgi Üniversitesi Müzik bölümünde devam eden Musluoğlu, kontrbas eğitiminde Volkan Hürsever ve Kürşat And gibi müzisyenlerden dersler almış. Bir süre Athena topluluğu ile çalışmış ve topluluğun Eurovision macerasına da katılmış.



2009 yılı albümü "Coincidence” Musluoğlu'nun ilk solo albümü. piyanoda Ülkem Özsezen, saksafonda Engin Recepoğulları ve davulda Ferit Odman’dan oluşan bir dörtlü ile çaldığı albümü kendi quartetini oluşturdu ve bestelerini Coincidence adını verdiği ilk solo albümünü de edinmenizi öneririm. Bu albümü müzik marketlerde çok uygun bir fiyata alabilirsiniz.

Gelelim 2011 yılı albümü “40th Day”e...

Albümde yer alan müzisyenlerin listesine bir bakış atalım. Ozan Musluoğlu – bas, Jeremy Pelt- trompet/flugelhorn. JD Allen- tenor saksafon. Danny Grissett – piyano ve Jonathan Barber – davul. Albüm toplam 7 şarkıdan oluşuyor. Şarkı listesi şu şekilde;

1. Requiem For K.C.
2. Coincidence
3. 40th Day
4. Wizard Lizard
5. Fake Promises
6. Enjoy Disappointments
7. Panic



Albümün açılış parçası Requiem For K.C.'nin hikayesi çok ilginç. K.C. Kamuran Cin'in kısaltması. Musluoğlu'nun babaannesi müziğe olan ilgisini ailesinde ilk fark eden insanmış. Beste hastanede tedavi gören babaannesi için bir şey yapamayınca içine düştüğü mutsuzluğun bestesi. Bu bestenin yapılmasının ertesi günü babaannesi vefat edince onun anısına şarkıyı “Requiem For K.C. “ olarak isimlendirmiş. Keşke benimde böyle bir kabiliyetim olsaydı. Aslında şöyle bir bakınca Musluoğlu'nun babaannesi için hissettiklerini bende rahmetli anneannem için hissediyorum. Çocukluğumun ve ilk gençliğimin tüm acayipliklerine rağmen beni olduğum gibi kabul eden tek kişi olan anneannemi ne yazık ki tedavisi olmayan bir rahatsızlık sebebi ile kaybetmiştim. Tek tesellim ruhunun yorgun bedenini terk ettiği dakikaya kadar yanında bulunmaktı. Her zaman alımlı bir kadın olan anneannemin birkaç sene içerisinde eriyip bitmesi belki o yıllarda ben yaştaki bir gencin kolay kaldıramayacağı bir şeydi ama güzel hemde çok güzel anılar o günleri atlatmaya yardımcı oldu. Anlaşılan göklerin ötesinden rahmet istediler. Mekanları cennet olsun... Bu arada Musluoğlu'nun bestesi ağır bir ağıt değil. Sanırım müzisyende benim gibi güzel anıları düşünmüş, onları hayal etmiş. Albüme ismini veren 40th Day ise rahmetli babaannesinin vefatının kırkıncı günü anısına yazılmış. Bu şarkı biraz melankoli izleri taşıyor. Çok başarılı...

Albüm son derece derli toplu bir albüm. Besteler gayet başarılı. Albümün bir diğer güzelliği ise şarkıların yapısı içerisinde çok keyifli sololar dinleyebilmeniz. Ancak abartıya kaçan bir şey yok. Üflemelilerin soloya girdiği anlarda davul, bas ve piyanonun arka bölümleri ilmek ilmek işlemesi, zaman zaman farklı tonlardan çalınan melodiler ve melodiler uzayıp monotonluğa girmesine izin vermeyen dört başı mamur sololar albümü renklendiriyor. Kayda katılan her müzisyenin sololarına yer verilmiş albümde... Bu arada “Enjoy Disappointments” şarkısındaki piyanoya dikkat derim!



Albümün kaydı gayet başarılı. Kitapçık ise tam sevdiğim gibi. Albümle ilgili her şey elinizin altında. Tasarımı da çok beğendim. Zaten yazıdaki fotoğraflarda ayrıntılı olarak görebilirsiniz. Açılışından bol swing'li kapanış parçası “Panic”e kadar Stereo Mecmuası okuyucularının keyifle dinleyeceklerini düşündüğüm bir albüm. Şiddetle tavsiye edilir...

not: Musluoğlu'nun fotoğrafı kendi web sitesinden alındı. Siyah-beyaz efektini ise bendeniz verdim... 

June Christy - The Cool School LP



June Christy ilginç bir Amerikalı caz vokalisti. Ülkemizde pek dikkat çekmediğini düşündüğüm Christy, 1925 yılında doğmuş 1990 yılında ise vefat etmiş. Asıl adı Shirley Luster olan Christy, çok sakin bir vokal tekniğine ve ipeksi farklı bir ses tonuna sahip olması ile tanınıyor. Özellikle cool jazz tarzını sevenler bir göz atmalılar. Şarkıcılık kariyeri meşhur Stan Kenton Orchestra'sında başlıyor. 1950'li yılların ortasından itibaren solo kariyerine başlıyor ve ilk albümü “Something Cool” ile önemli bir başarı kazanıyor.

Blues Brothers severlerin en sevdiği kentlerden olan “”Illinois”te doğan Christy, 13 yaşında ilk orkestra deneyimini kazanıyor. Ailecek Chicago'ya taşındıktan sonra Boyd Raeburn ve Benny Strong orkestralarında çalışan Christy, Strong'un orkestrasının New York'a taşınmasıyla orkestradan ayrılmak zorunda kalıyor.

Kariyerindeki asıl önemli adım meşhur Anita O'Day'in Stan Kenton Orkestrasından ayrılması sayesinde atılıyor. Seçmelere giden ve beğenilen June Christy bu yeni adımda ismini değiştiriyor. Kenton orkestrasında "Shoo Fly Pie and Apple Pan Dowdy," "Tampico" ve "How High the Moon" şarkılarına vokaliyle destek veriyor. Bu üç şarkı orkestranın en bilindik şarkılarıdır. Bu arada "Tampico" orkestranın hatta Kenton'un gelmiş geçmiş en çok satan albümüdür.

June Christy 1947 yılından itibaren kendi plağı üzerinde çalışmaya başlıyor. Ancak albüm 1954 yılında yayınlanıyor. 10"lik plağın adı Something Cool. Hiç fena olmayan bir müzisyen kadrosu ile yayınladığı plak bir yıl sonra 12” standart plak formatında yayınlanıyor.

Bu plak aslında bu tarzı sevenler için göz atılması gereken bir plaktır. Bu arada albüm stereo formatının ortaya çıkmasıyla 1960 yılında yeniden kaydediliyor. Bu versiyonu edinmenizi tavsiye ederim...



June Christy - The Cool School LP
Capitol PPAN T1938 LP Pure Pleasure LP

Gelelim “The Cool School” albümüne. 1960 yılında yayınlanan albüm aslında konsept olarak çok ilginç. Albümde June Christy çocuk şarkılarını yorumlamış. Christy'e Joe Castro Quartet eşlik etmiş. Hemen bir ufak not yukarıda gördüğünüz plak kapağındaki afacanlardan mavi önlüklü olanı Christy'nin kızı. Şarkı listesi şu şekilde;

1. “Give a Little Whistle” (Leigh Harline, Ned Washington)
2. “Magic Window” (Jimmy Van Heusen, Johnny Burke)
3. “Baby’s Birthday Party” (Ann Ronell)
4. “When You Wish upon a Star” (Leigh Harline, Ned Washington)
5. “Baubles, Bangles, & Beads” (Robert Wright, Chet Forrest)
6. “Aren’t You Glad You’re You” (Jimmy Van Heusen, Johnny Burke)
7. “Kee-mo, ky-mo” (Bob Hilliard, Roy Alfred)
8. “Scarlet Ribbons (For Her Hair)” (Evelyn Danzig, Jack Segal)
9. “Looking for a Boy” (George Gershwin, Ira Gershwin)
10. “Small Fry” (Hoagy Carmichael, Frank Loesser)
11. “Ding-Dong! The Witch Is Dead” (Harold Arlen, Yip Harburg)
12. “Swinging on a Star” (Jimmy Van Heusen, Johnny Burke)

Albümdeki isimler; June Christy – vokaller. Joe Castro – piyano. Howard Roberts- gitar. Leroy Vinnegar- bas ve Larry Bunker davullar.

Pure Pleasure tarafından basılan plak oldukça ilginç bir seçim. İlk bakışta hadi canım bunlar çocuk şarkısı demeyin. Zaten yukarıdaki şarkıların besteci kısımlarına baktığınızda olayın pek basit olmadığını görebilirsiniz. Şarkılar June Christy'nin ilginç ses tonuyla oldukça etkileyici hale gelmişler. Çok dikkat çekici bir albüm. Plak baskısı neredeyse her zaman ki gibi müthiş. Pure Pleasure için alışılmış bir durum. Farklı bir caz dinlemek isteyenler göz atabilirler....

IIro Rantala - Lost Heroes CD



Iiro Rantala, benim pek izmini duymadığım ama Finlandinya'nın dünyaca ünlü caz piyanisti. ACT plak firmasından yayınlanan şimdilik tek albümü Lost Heroes. Bu albüme geçmeden önce müzisyenden bahsedeyim. Rantala hem caz hemde klasik müzik eğitimi görmüş. Çeşitli topluluklarda çalışıyor olsa da, besteleri bir adım önde gidiyor sanırım. Finli müzisyenlerden oluşan Trio Töykeat ile oldukça fazla sayıda albümü var. Ayrıca Iiro Rantala New Trio gibi üçlülerin yanında solo çalışmaları da var.

ACT plak firmasının solo piyano albümlerinden daha önce sizlere bahsetmiştim. Gwilym Simcock'un Good Days At Schloss Elmau ve Danilo Rea'nın A Tribute To Fabrizio De André albümlerini sizlere ayrıntılı şekilde anlatmıştım. Hatta Danilo Rea'nın müthiş albümü ile alakalı olarak katıldığım bir radyo programında sevgili Aydın Eroğlu ile beraber bayağı keyifli bir sohbet yapmıştık.

Albümü CD çalarıma yerleştirdiğimde yukarıda saydığım albümlerin atmosferinin bir benzerini hemen hissediyorsunuz. Solo caz piyanosu seven müzikseverler bu iki albümü kaçırmamalılar. Hatta birazdan düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım “Lost Heroes”u da bir kenara not etmeliler.

Albüme genel olarak baktığınızda 10 şarkıdan oluşan ve her şarkının farklı bir konsepte sahip olduğunu görüyorsunuz. İsterseniz şarkı listesine bir göz atalım ve şarkıları birer birer ele alalım...

1. Pekka Pohjola - 07:36 (Rantala, Iiro)
2. Waltz For Bill - 06:04 (Rantala, Iiro)
3. Can’t Get Up - 03:08 (Rantala, Iiro)
4. Tears For Esbjörn - 05:28 (Rantala, Iiro)
5. Thinking Of Misty - 06:28 (Rantala, Iiro)
6. Jean And Aino - 07:22 (Rantala, Iiro)
7. Donna Lee - 03:36 (Parker, Charlie)
8. One More Waltz For Michel Petrucciani - 04:08 (Rantala, Iiro)
9. Bluesette - 04:04 (Thielemans, Toots)
10. Intermezzo - 05:50 (Rantala, Iiro)



Pekka Pohjola, ünlü bir Finlandiyalı besteci. Rockseverlerin belki tanıyacaklarını düşündüğüm Finli progressive rock topluluğu Wigwam ile de çalışan Pohjola, aynı zamanda klasik müzik eserleri ile de tanınıyor. IIro Rantala kendi ülkesinden çıkan bu besteci için yazdığı şarkıda son derece duygu yüklü notlara yer vermiş.

Waltz For Bill – Bill Evans'ın hatırası için yazılmış bir şarkı. Bill Evans'ın hatırasının yanında onu çok seven Finli bir müzikseverin ölümü de bu şarkıda anılmış. Şarkı ölümcül güzellikte.

Can’t Get Up – Amerikalı bas virtüözü Jaco Pastorius anısına yazılan bu şarkıda Finli piyanisttüm ağırlığı bas notlara vermiş ve bu oktavlarda gezinmiş. Çok ilginç bir çalışma...

Tears For Esbjörn - Tahmin edebileceğiniz gibi Esbjörn Svensson'un beklenmeyen ölümü üzerine yazılan bu şarkı son derece sade yapıda ve son derece sakin. Kuzey cazının etkilerini taşıyan şarkı albümünde genel çizgisini belirliyor.

Thinking Of Misty – Amerikalı büyük piyanist Erroll Garner anısına bestelediği bu şarkıda IIro Rantala o dönemin bol swing'li tarzına atıflarda bulunmuş. Çok fazla abartmadan ana temalar arası sololar ile renklenen şarkı son derece neşeli sayılabilir. Tabii kuzey cazına göre...

Jean And Aino - Fin İç Şavaşına atıflarda bulunan şarkı her haliyle Finlilerin milli bestecisi Sibelius'a atıflarla dolu. Fin İç Şavaşında özellikle çocukların yaşadığı dramı anlatan Rantala bir yandan savaş içerisindeki yaşanan insani duygulara ve aşka da yer vermiş..

Donna Lee. Bir Charlie Parker bestesi olan şarkı aslında Miles Davis eseriymiş. Ancak Parker ile özleşmiş bu şarkıyı çok seven Rantala şarkıyı Art Tatum'a adamış. Durup birkaç kere dinlemek gereken bir düzenleme olmuş. Tüm albüm boyunca sakin tarzıyla dikkat çeken Rantala burada tam anlamıyla kendinden geçmiş. Müthiş!

One More Waltz For Michel Petrucciani – Aslında isminden kendisini belli eden bir şarkı. Son derece ilginç bir tip olan Fransız piyanist Petrucciani'ye adanan eser Rantala'nın hayranı olduğu bir isme yazılmış bir methiye olarak nitelendirilebilir.

Bluesette – Toots Thielemans tarafından bestelenen bu komplike eseri Oscar Peterson'a adayan Rantala onun karmaşık tekniğini son derece dikkat şekilde dinleyicilere ulaştırıyor. Şarkı ve icra birinci sınıf...

Intermezzo – Rantala'nın klasik müzik kökeninin ön plana çıktığı eser Pavarotti anısına yazılmış. Albümün son şarkısı olarak tam anlamıyla bir final niteliğinde...

Albüm neredeyse müthiş olarak nitelendirebileceği bir kayda sahip. Yazının başında yazdığım Good Days At Schloss Elmau veya A Tribute To Fabrizio De André albümlerinden herhangi birini aldıysanız ve hoşunuza gittiyse mutlaka edinin. Şiddetle tavsiye ederim...

Univers Zero - Ceux du Dehors LP



Univers Zero, Belçikalı bir topluluk. Ama ne topluluk! Sonrasında gelen bir çok müzisyeni etkilediği gibi günümüzdeki bir çok müzik tarzında bu adamların ilk adımlarını hissetmek mümkün. Univers Zero adlınsa 20. yüzyılın klasik müziğinden özellikle de modern oda müziğinden etkilenip müziğini çok karanlık sulara doğru ilerletmeyi başarmış bir topluluk.

Baterist Daniel Denis tarafından 1974 yılında kurulan Univers Zero o dönemlerde RIO olarak anılan “ Rock in Opposition” akımının içerisinde yer alır. Hemen bir ara vermemiz gerekirse RIO hareketi 1970'lerin progressive topluluklarının müzik endüstrisine bir nevi başkaldırma hareketidir ve bloğumda bol bol yer verdiğim ve son dönemlerde çeşitli plaklarını edinmeyi başardığım İngiliz avant-rock topluluğu Henry Cow'un başlattığı bir harekettir. Hatta 1978 yılında çeşitli Avrupalı toplulukları İngiltere'ye davet edip "Rock in Opposition" isimli bir festival bile düzenlemişlerdir. Bu festivali düzenleyen Henry Cow'un yanında İtalya'dan Stormy Six, İsveç'ten Samla Mammas Manna, Belçika'dan Univers Zero ve Fransa'dan Etron Fou Leloublan katılmıştır. Bu arada Etron Fou Leloublan topluluğuna da ayrıca bayılıyorum. Bu topluluğu bir arkadaşım sayesinde öğrenmiştim. Aradan yıllar geçti hala en keyifle dinlediğim topluluklardan bir tanesidir.

Sonrasındaki dönemlerde liste genişlemeye başlar, Fransız Art Zoyd, Henry Cow'dan kilit elemanların bulunduğu Art Bears ve Belçikalı Aksak Maboul. Tabii ki bloğumda bol bol yer verdiğim Magma ve “Üdü Wüdü” plağında bahsettiğim Jannick Top/Infernal Machina gibi dönemin çok büyük toplulukları bu oluşum içerisinde yer almıştır.

Univers Zero'Nun ilk albümleri akustik sayılabilir ancak kısa bir süre sonra albümlerde daha fazla elektronik enstrüman kullanmaya başlarlar. “Heresie” albümü tam bu tanıma uymaktadır. Bazı eleştirmenler bu albümü en karanlık albümler listelerine almışlardır. Ancak bence “Ceux du Dehors”da bu listede kendisine kolaylıkla yer bulabilir.

Gelelim “Ceux du Dehors” albümüne. İlk önce şarkı listesi;
1- "Dense" (Daniel Denis) – 12:26
2- "La corne du bois des pendus" (Denis) – 8:42
3- "Bonjour chez vous" (Denis) – 3:52
4- "Combat" (Andy Kirk) – 12:53
5- "La musique d'Erich Zann" (Denis, Kirk, Guy Segers, Michel Berckmans, Jean Debefve, Patrick Hanappier) – 3:29
6-"La tête du corbeau" (Segers) – 3:11


Albüm öylesine garip bir albüm ki, çok karanlık bir atmosfere sahip olmasının yanında acayip bir müzikal zenginlik içeriyor. Albümün bir diğer özelliği kurucu üye gitarist Roger Trigaux'nun olmadığı ilk Univers Zero albümü olması. Roger Trigaux ayrılışının ardından “Present” isimli bir topluluk kurdu ve müzik yaşamına devam ediyor.

Albümdeki müzisyenler, Daniel Denis davul, perküsyon. Michel Berckmans bason, obua. Guy Segers bas, klarnet. Andy Kirk harmonium, organ, piyano, Yamaha CP70. Patrick Hanappier viyolin, viyola. Jean-Luc Aimé viyolin, viyola. Jean Debefve – hurdy-gurdy. Ilona Chale vokal. Thierry Zaboïtzeff çello. Aslında hemen her müzisyen çok sayıda enstrüman çalabiliyor ancak liste uzamasın diye kısalttım.

Albümde beni en ilgilendiren parça, "La musique d'Erich Zann" yani Eric Zann'ın müziği. Fanatiği olduğum yazar Howard Phillips Lovecraft'ın 1921 yılında yazıdğı bu ilginç öykü 1922 yılında “National Amateur” dergisinde yayınlanmıştı. Öyküyü merak edenler, Mitos Yayınlarından çıkan “Gotik Öyküler” kitabında Dost Körpe tarafından gayet başarılı şekilde çevrilmiş halini okuyabilirler.

Albüm belki çok kişiyi ilgilendirmeyebilir. Ancak Pink Floyd'un 1970'lerin en ilerici, en progressive, en avant-garde olduğunu iddia eden ve her cümlede Pink Floyd'tan örnek verenlerin Univers-Zero dahil olmak üzere bu yazıda bahsettiğim topluluklara göz atmasında fayda olacaktır. Herşeye yeniden başlamanız gerekli olabilir...

Slapp Happy Henry Cow Desperate Straights LP



Henry Cow ve Slapp Happy albümlerinde bir şeyler karalamak her zaman zordur... Aslında "Desperate Straights"ten bahsedeceksek durum biraz daha karışık. Aslında bu albümü çok rahatlıkla Slapp Happy hanesine yazabilmek mümkün. Zaten albümde ilk önce onların ismi yazılmış. Sonuçta bestelerin çoğunluğu bu ekibe ait. Aslında bu albümün yapısı biraz farklıdır. Bir şekilde pop müzikten progressive rock'a oradan da avant-garde'a uzanan bir yapısı var. Şarkılardaki düzenlemeler ve aranjmanlar akıllara durgunluk verecek türden. Albümdeki şarkılar şu şekilde;

A Yüzü
"Some Questions about Hats" (Moore, Blegvad) – 1:49
"The Owl" (Moore) – 2:14
"A Worm is at Work" (Moore, Blegvad) – 1:52
"Bad Alchemy" (Greaves, Blegvad) – 3:06
"Europa" (Moore, Blegvad) – 2:48
"Desperate Straights" (Moore) – 4:14
"Riding Tigers" (Blegvad) – 1:43

B Yüzü
"Apes in Capes" (Moore) – 2:14
"Strayed" (Blegvad) – 1:53
"Giants" (Moore, Blegvad) – 1:57
"Excerpt from The Messiah" (Handel, Blegvad) – 1:48
"In the Sickbay" (Krause, Blegvad) – 2:08
"Caucasian Lullaby" (Cutler, Moore) – 8:20



Slapp Happy ekibi (Peter Blegvad, Anthony Moore ve Dagmar Krause) bazı albümlerinde pop müziği oldukça sürrealist bir bakış açısıyla ele alır ve müziği bambaşka noktalara getirir. Bunda grubun kurucusu aynı zamanda bir ressam olan )plak kapağını da o tasarlamış zaten) Peter Blegvad 'ın etkisi büyüktür herhalde. Henry Cow ise belki beste yapıları açısından Peter Blegvad ve Anthony Moore kadar etkili değildi ancak iş bir şeyler anlatmaya geldiğinde topluluk çok cesurdu. Aslında açık açık belirli bir politik söylemleri vardı ve bunu gizlemek gibi bir düşünceleri yoktu. Aslında bu iki topluluğun müzik kariyeri birbiri ile paralel ilerliyordu. Albümlerde ortaya çıkan bu birliktelik farklı müzik türlerinden yoğun bir etkileşimi bir potada eritmek açısından çok ilginçtir. Bir tarafta sürrealist yaklaşımla ortaya çıkan dönemin popüler müziğinden oldukça ayrık bir tür, bir yandan Alman müziğinden etkileşimler, Bartok gibi ilerici bestecilerden esintiler ile ortaya çıkan müzik bu dönem için bile oldukça yenilikçi sayılır.

Albümde Slapp Happy ve Henry Cow ekibine ek olarak çok sayıda konuk müzisyende var. Albümde Dagmar Krause'nin hastalıklı vokalleri atmosferi çok farklı yerlere taşıyor. Krause bu albümde vokal tekniğinde farklı bir adım atarak, vokallerinde sertleşme ve dikleşmeler gerçekleştirmiş. Bunun sebebi Krause'nin içerisinde bulunduğu durum ile alakalı sanırım. Politik olarak keskin çizgilerden etkilenen Krause, bu albümün ardından Happy Slapp projesinden ayrılıyor. Zaten "In Praise of Learning"de bu durumu rahatlıkla görmek mümkün...



Açık konuşmak gerekirse bloğumda tanıttığım bir çok albüme göre dinlenmesi sabır gerektiren bir albüm. Arada sırada bu tarz topluluklardan bahsetmemin sebebi, ben nasıl bunları bazı arkadaşlarımdan duyup sevdiysem, belki benim sayemde birileri tanır ve sever dememdir. Bu albümleri internetten bulabilmek kolay değil hatta bazıları için ciddi açık arttırmaları göze almak gerekiyor.

Plakla uğraşma istemeyenler Recommended Records'un yaynladığı özel kutu setine göz atabilirler. Ondan da şurada bahsetmiştim. Ancak o günden bugüne muhtemelen kısıtlı sayıda basılan bu setin fiyatı da yükselmiştir. Günümüzde tüm bunların çaresi var.

Tim Berne, Jim Black, Nels Cline - The Veil CD



New York avant jazz sahnesinin üç önemli figürü Jim Black, Nels Cline ve Tim Berne bir arada. Bu üç önemli müzisyen birlikte BB&C trio'sunu oluşturmuşlar. Tahmin edebileceğiniz gibi ortaya çıkan iş son derece ilginç. Saksafon başta olmak üzere üflemelilerde Tim Berne, elektrik gitarda Nels Cline, davulda ve bilgisayar efektlerinde Tim Berne aslında bilindik isimler. Onları çok farklı projelerden tanıyor olabilirsiniz. Deneysel rock, progressive, caz hatta heavy metal dinleyicileri bu isimlerle denk gelmiş olabilirler. Bu üçlünün debut albümü bazı yorumcular tarafından kakafoni olarak tanımlanmış ancak farklı tarz bir kakafoni. Ancak bu yorumcuların halt ettiğini söylemem mümkün.

Albüm elime geçtiğinde -ki burada Yeşim Hanım'a bir selam göndermek farz- dinlenecekler bölümüne koydum. İlk adımda BB&C ismi bende pek bir şey ifade etmedi. İlerleyen günlerde dinlenecekler bölümünden albümler seçerken albümün arka kapağını gördüğümde irkildim. Koskoca harflerle Jim Black, Nels Cline ve Tim Berne isimlerini görünce albüm hızlı şekilde CD çaların içerisine girdi.

The Veil, bu üçlünün 2011 yılı albümü. Pek bilinmedik bir plak şirketi olan Crypto Gramophone'dan yeni yayınlanan albümün yanında plak firmasının kataloğunda çok garip isimler var. Bir ara mercek altına almak lazım. Neyse gelelim süperstar üçlümüze.

Albüm "Railroaded" şarkısı ile fırtına gibi açılıyor. Bu noktada her üç müzisyenin geçmişte kurdukları veya parçası oldukları son derece az bilinir topluluklar insanın aklına geliyor hemen. Özellikle Nels Cline'In gitar tonları ölümcül. Aslında Wilco topluluğunun kurucularından olan Cline'ın çok enteresan projelerde de parmağı olduğundan deneysel hemen her tarzda çalabilme yeteneğine sahip. Saksafoncu Tim Berne ve davulcu Jim Black'in geçmişlerinde de acayip deneysel topluluklar var. Bu üçlünün bir araya gelmesiyle ortaya ne çıkar derseniz, cevabı “Railroaded” şarkısı. Çok fena!

Impairment Posse şarkısında -ki ikinci şarkı- kontrolü Tim Berne alıyor ve işler bir anda değişiyor. Albümde hemen her şarkıda saniye saniye izlenen yol değişebiliyor. Unutmadan şarkı listesini vereyim;

1. Railroaded 6:11
2. Impairment Posse 3:37
3. Momento 6:05
4. The Barbarella Syndrome 9:32
5. Dawn Of The Lawn 5:50
6. Rescue Her 8:30
7. The Veil 5:23
8. Tiny Moment Pt. I 5:01
9. Tiny Moment Pt. II 8:17



“Momento," ise ayrı bir alem bilgisayardan yükselen sıfır ve birlerden oluşan gürültü eşliğinde modifikasyona uğramış tenor saksafon karanlığın notalarını çalıyor. “The Barbarella Syndrome," ise ayrı bir alem. Arka tarafta davul inişli çıkışlı yollardayken önde gitar ve saksafon birbiri ile savaşıyor. “Rescue Her" sanki sevgili eşim için yazılmış. Albümü beraber dinleme başladığımızda bu şarkıya kadar dayanabildi. Ancak albümün asıl bombası iki bölümden oluşan iyaklaşık 14 dakikalık “Tiny Moment," Bu çok ilginç bir parça. Ritm zaman zaman durma noktasına gelse bile iyi müzisyenlerin minimal alanlarda ne kadar ilginç kompozisyonlar ortaya çıkartabildiğini gösteriyor. Nels Cline bu alanda tam anlamıyla bir uzman. Cline ile birlikte Jim McAuley ve daha sonrasında Rod Poole mikrotonal emprovizasyon denilen türde çok ilginç çalışmalar yapmışlardı. Şimdi bu alana BB&C'de el atmış görülüyor. Sonuç mükemmel...

Gelelim son sözlere, bu albüm ülkemize gelmiş durumda. Eğer yukarıda saydığım müzisyenler sizleri heyecanlandırıyorsa ne yapın edin edinin. Albüm, Equinox Müzik tarafından ülkemize getirilmiş. Aman dikkat gözden kaçmasın!

Gwilym Simcock - Good Days At Schloss Elmau CD



"Good Days At Schloss Elmau" albümü ilk elime geçtiğinde bir işlerle uğraşıyordum ve CD kitapçığını okumadım. Sadece dinledim ve hoşuma gidince bir kez daha dinlemek için kenara koydum.

Müzik setinin tekrar başına geçtiğimde albüm kitapçığını açıp okumaya başladım ve bir yandan da internet üzerinden araştırma yaptım. İsmini asla doğru yazabileceğimi düşünmediğim Gwilym Simcock geç bir müzisyen. 1981 doğumlu. CD kitapçığında bulunan resmine bakınca yaşının genç olduğunu anlamıştım.



Hem caz hemde klasik müzik çevrelerinde piyano çalma tekniği beğenilen bu genç müzisyen bol bol ödül almayı başarmış. İlk albümü olan Catalyst 2003 ylında yayınlanmış ve 8 sene içerisinde bayağı albüm yapmış. Gerçekten dopdolu bir diskografisi var. Simcock sanırım Galler kökenli ve çok erken yaşta piyano çalmaya başlamış. Galler kökenli olduğu sonucunu garip isminden anlamıştım zaten doğduğu kenti görünce tespitimin doğru olduğunu gördüm. Neyse.. Erken yaşta piyano çalmaya başlayan Simcock ilerleyen dönemlerde dikkat çekiyor ve çok iyi okullarda eğitim görüyor. Belki piyano çalma tekniğini bu denli geliştirmesinin sebebi hem caz hemde klasik müzik eğitimcilerinden dersler almış olması. Tüm bu sürecin sonunda Simcock, Kraliyet Müzik Akademisinden en yüksek derece ile mezun oluyor ve müzik kariyeri başlıyor.

2008'den itibaren en iyi salonlarda konser verme şansını yakaladığı gibi kendi trio'sunu kurma fırsatı buluyor. Hatta bu dönemde İngiliz devlet televizyonu BBC'de programlar bile yapmış. Kariyer başlangıcı için müthiş değil mi?

Kendi trio'su ile başarılı performanslara imza atan Simcock, sonunda Avrupa'da da ilgi çekiyor ve özellikle Almanya'da başarılı oluyor. Günümüzde bir çok önemli müzisyen ile çalışmalarına devam ediyor. Anlaşılan Simcock, caz yolunda devam edecek gibi...



Gelelim albüme. İlk önce şarkı listesi;

1. These Are The Good Days - 06:06 (Gwilym Simcock)
2. Mezzotint - 06:37 (Gwilym Simcock)
3. Gripper - 06:35 (Gwilym Simcock)
4. Plain Song - 05:49 (Gwilym Simcock)
5. Northern Smiles - 05:44 (Gwilym Simcock)
6. Can We Still Be Friends? - 12:17 (Gwilym Simcock)
7. Wake Up Call - 05:27 (Gwilym Simcock)
8. Elmau Tage - 09:28 (Gwilym Simcock)

Görebileceğiniz gibi tüm besteler Simcock'a ait. Bestelerde kendi çalış stilini ön plana çıkartmış. Olması gerektiği yerlerde olması gerektiği kadar nota anlayışı hemen ön plana çıkıyor. Abartıdan uzak son derece huzurlu bir albüm bu. ACT'ın Schloss Elmau kayıtları ilerleyen yıllarda herhalde solo piyano albümleri sınıfında referans kayıtlardan bir tanesi olarak tarihe geçecek. Kayıt yine mükemmel. Solo piyano albümlerinden sıkılıyorum diyenlerin dahi göz atması gereken bir çalışma. Gwilym Simcock ismini tanımaktan mutlu olduğum bir albüm oldu.

Eric Bibb - Troubadour Live CD



Eric Bibb, Stereo Mecmuası okuyucularının çok sevdikleri bir isim olunca hemen her sayımızda mutlaka bahsi geçiyor. Bu kez sizlere Staffan Astner ile birlikte yayınladıkları "Troubadour Live" albümünden bahsedeceğim...

Uzun yıllar önce Avrupa’ya taşınan Bibb gerek tribute albümleri gerekse de konser albümleri ile meraklıları mutlu ediyor. Stüdyo albümlerinin yanında ben özellikle canlı performanslarını çok daha fazla seviyorum. Nedense blues müzisyenlerinin eğer karşılarında iyi bir dinleyici kitlesi varsa canlı performansları tadından yenmiyor. “Troubadour Live” tamda böyle bir albüm işte...

Bu albüm Bibb'in stüdyo albümlerine bir ara verip canlı bir şeyler yapma isteği sayesinde 2010 yılında ortaya çıkmış. İsveçli gitarist Staffan Astner ile birlikte çalmaya karar vermişler. Astner'i eski Roxette'ten tanıyor olabilirsiniz. Biyografisine bakarsanız Ray Charles, Ian Hunter, Celine Dion ve Kim Richey gibi isimlerle çalışmış...

Albümün en keyifli yanlarından bir tanesi Glen Scott, Andre De Lange ve Paris Renita'dan oluşan gospel üçlüsü. Psalm4 isminde kendi toplulukları da bulunan müzisyenlere Bibb severler yabancı değillerdir. Bazı konser performanslarında ve stüdyo albümlerinde birlikte çalışmışlar.  Albüm toplam 12 şarkıdan oluşuyor, bunlardan 10 tanesi konser kaydı iki tanesi ise bonus şarkı.

1. The Cape 3:03
2. Introducing Staffan Astner
3. New Home 4:36
4. Troubadour 4:16
5. Shavin' Talk 3:40
6. Walkin' Blues Again 5:09
7. Tell Riley 5:32
8. Connected 7:25
9. New World Comin' Through 3:34
10. Thanks For The Joy 3:20
11. For You 6:08
---------------------------------------
12. Put Your Love First 2:48
13. If You Were Not My Woman 3:27



Albümün geneli tipik bir Bibb albümü gibi. Karmaşadan uzak, gayet sakin, gereksiz virtüözlük gösterilerinden kaçınarak söylemek istediklerini söyleyen Bibb hemen her albümünde olduğu gibi blues ustalarından bir tanesine selam göndermeyi unutmamış. Tell Riley" ile BB King'e selam göndermiş.

Kayıt, İsveç'te yapılmış. Seyircilerin alkışlarını duymasam bunun bir konser kaydı olduğunu anlayamazdım herhalde. Çünkü kayı neredeyse müthiş denilecek şekilde. Telarc her zmanki gibi güzel bir prodüksiyon yapmış. Albümde geçmişin önemli isimlerine selam çakılan Troubadour, "New World Comin' Through" ve "Walkin' Blues Together" şarkılarına özellikle dikkat! Aşağıda konserden bir enstantaneyi seyredebilirsiniz...

Yeni Plaklar = Yeni Yazılar



Bu aralar müzik arşivimin rock bölümünde biraz kıpırtı var. Bayağı ilginç plaklar edindim bir şekilde ve son dönemlerde bu albümleri hatim etmekle meşgulüm. Pek az okuyucuyu ilgilendirebilecek albümler de olsa vakit buldukça albümleri sizlere tanıtmaya çalışacağım. Bu albümleri bulmak pek kolay değil hatta bazılarının sadece fotoğraflarını bulmak mümkün. Albümlerden bir tanesini geçenlerde yazdım belki denk gelmişsinizdirFranck W. Fromy – Quatre Axes Mutants  Devamı gelecek. Hemde çok fena gelecek....



Bu aralar daha fazla okuyucumu ilgilendirdiğini düşündüğüm caz albümlerinden de fırsat buldukça bahsedeceğim. Mümkün olduğunca geneli ilgilendiren albümlere yer vermeye çalışacağım. Zaten son dönemlerde ülkemizde de bulunan ACT kayıtlarının incelemelerinden olumlu geri dönüşler alıyorum. Aynı hızda devam edeceğim yazılarıma... Bu arada free-jazz arşivimde de bazı kıpırtılar olacak gibi. Bazı özel baskılara el atmış durumdayım. Denk gelir mi gelmez mi bilemiyorum...



Ah keşke "Süper Loto" filan kazansam bu aralar...

Ornette Coleman - The Shape of Jazz to Come



Ornette Coleman, 1930 yılında doğmuş Amerikalı bir müzisyen. Saksafon, trompet, keman çalabilen Coleman 1960'lardaki free jazz hareketinin en önemli isimlerinden hatta öncülerinden bir tanesidir.

Coleman'ın müzik kariyeri oldukça ilginç. İlk olarak çeşitli blues topluluklarında müzik yapıyor. 1950'lerin sonunda kendi topluluğunu kuruyor. İlk albümü “Something Else!!!!: The Music of Ornette Coleman” Bu albümde trompetçi Don Cherry dikkat çekiyor. Albümün çok başarılı olup olmadığı tartışılabilir ancak bu albümü bir nevi geleceğin sinyal olarak kabul etmek gerekli.

Zaten bu albümün üzerinden daha bir yıl geçmeden “Tomorrow Is the Question!” albümü yayınlanır. Davulları Shelly Manne gibi çok önemli bir isim çalmıştır. 1959 yılında Coleman'ın dörtlüsünde önemi değişiklikler olur. Don Cherry, kornet ve trompet. Charlie Haden, double bas ve Billy Higgins davul. Coleman bu dönemde Contemporary plak firması ile anlaşmasının da sonuna gelmiştir. Atlantic Records ile bir anlaşma imzalar.

1959 yılında Atlantic'ten yayınlanan ilk plağı “The Shape of Jazz to Come” caz tarihinde yeni bir akımın yükselme döneminin başlangıcını müjdeleyen albümlerden bir tanesidir. Albümdeki şarkılar şu şekilde;

A Yüzü
"Lonely Woman" – 5:02
"Eventually" – 4:22
"Peace" – 9:04

B Yüzü
"Focus on Sanity" – 6:52
"Congeniality" – 6:48
3 "Chronology" – 6:03



Albümde objektif gözle bakarsanız çok ilginç bir kadro vardır. Bu kadro ortaya öylesine bir albüm çıkartır ki, ortalık karışık. Coleman, nota hatlarıyla bezenmiş klasik anlamda hiçbir yapıya yer vermemiştir. Tabii ki bu kendisine özgü yepyeni bir yapının ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Hemen her şarkıda belirli bir melodi hissedilir. Ancak standart bir caz şarkısında olduğu gibi belirli mezürlerde ritm belirli mezürlerde solo şeklinde bir beste yapılmamıştır. Ana ritmin hissettirilmesinin ardından tamamen doğaçlama solo bölümleri gelir. Zaman zaman “örneğin "Lonely Woman" şarkısında olduğu gibi) solo bölümlerinin ardından ritm tekrar edilir ve ana solo ve onun etrafındaki doğaçlamalarla şarkı bitirilir. Okuduğunuz zaman belki çok ilginç gözükmüyor olabilir ancak 1950'lerin caz albümlerine baktığınızda “The Shape of Jazz to Come”ın oldukça farklı olduğunu anlayabilirsiniz.

Albüm yayınlandığında tepkiler oldukça sert olmuş. Özellikle müzisyenler özellikle de dönemin büyük müzisyenleri albümü yerden yere vurmuşlar. Ancak bir gerçek var ki, 1960'larda özellikle de 1970'lerde avant-garde akımlar yükselmeye başlamış ve günümüzde de gelişim devam etmektedir.

“The Shape of Jazz to Come” albümünün önemi burada karşımıza çıkıyor. Eğer avant-garde müziğin tarihinde geriye doğru bir arayışa girecekseniz, karşınıza çıkacak ilk albümlerden bir tanesi budur.

Albüm ülkemizde plak formatında bulunabiliyor. 180Gr'lık baskının hem fiyatı gayet makul hemde baskı kalitesi gayet iyi. Avant-garde caz sevenler plaklar tükenmeden bu önemli albümü koleksiyonlarına eklesinler...

Josefine Cronholm - Songs Of The Falling Feather CD



Bugün sizlere yeni tanıştığım bir isimden bahsetmek istiyorum. Josefine Cronholm 1971 doğumlu İsveçli bir müzisyen. İsveçli olmasına rağmen Danimarka'da Kopenhag şehrinde yaşıyor. Aslında her iki ülkede de tanınıyor. 2002 ve 2004 yıllarında Danimarka'nın yerel Caz Grammy'sini kazanmış. 2003 yılında ise kendi ülkesi İsveç'te en iyi caz solisti seçilmiş. Cronholm'un ilk albümü “Wild Garden” İskandinav coğrafyasında bayağı başarılı olmuş. Bu yıllarda babasını kaybetmiş ve ikinci oğlu dünyaya gelmiş. Hal böyle olunca müzik kariyerine bir ara vermiş.

Cronholm, Avrupa açılımını ACT plak firması ile yapmaya karar vermiş. ACT'tan yayınlanan ilk albümü “Songs Of The Falling Feather”ı sizlere tanıtayım.

Albümü ilk elime aldığımda nedense albümle ilgili hislerim sıcaktı. Belki de kitapçığın içerisindeki fotoğraflar hoşuma gitmişti. Sayfa içerisindeki bir fotoğraf bana biraz Björk'ü hatırlattı. Anlayacağınız CD çekmeceye yerleşmeden önce bir beklenti oluşmuştu bende. İlk notalar duyulmadan önce umarım müzik Björk'ün müziğine benzer diye düşündüm..



İlk şarkı Paralysed ve bingo! Albüm tam beklediğim gibi çıktı. Cronholm, İsveç'in ormanlarla kaplı coğrafyasında büyümüş ve CD kitapçığındaki ifadesine göre bu sessiz, dingin ortamda kimse onu duymadan şarkı söylermiş. Albüm tam anlamıyla öylesine bir albüm, son derece dingin ve sakin bir yapıda. Josefine Cronholm neredeyse fısıldar gibi söylemiş şarkıları. Bütün sözler ve besteler kendisine ait ve tüm albümde bahsettiğim sakin hava etkili. Vokaller oldukça ilginç. Bazen müzik ile fasılalı bir nevi aksak yapıda ilerliyor, bazen de sanki enstrümanmış gibi kullanılıyor. Sözler biz sıcak ülke insanları için biraz depresif sayılabilir. Ancak insanın içini kesinlikle geçirmiyorlar...

1. Paralysed - 04:02 (Cronholm, Josefine)
2. Seagulls - 05:05 (Cronholm, Josefine)
3. Fountain - 06:01 (Cronholm, Josefine)
4. Mermaids - 03:09 (Cronholm, Josefine)
5. Winter Princess - 04:55 (Cronholm, Josefine)
6. Angel - 05:34 (Cronholm, Josefine)
7. Quiet - 03:29 (Cronholm, Josefine)
8. Sailor - 06:14 (Cronholm, Josefine)
9. Lonely Is The Heart - 06:14 (Cronholm, Josefine)
10. Mystery - 07:04 (Cronholm, Josefine)

Albümün müzikal düzenlemeleri de vokal tarzına uygun yapıda. Öyle sizi uçuracak sololar, başarılı bölümler beklemeyin. Albümün genel konseptine uygun, vokallere uygun alt yapıyı sunan son derece sakin düzenlemeler yapılmış. Albümde dinleyeceğiniz müzisyenler şu şekilde listelenmiş.

Henrik Lindstrand, piyano, gitar, klavye ve bilgisayar programlama. Gustaf Ljunggren gitar. Gunnar Halle trompet. Thommy Andersson bas ve Per Ekdahl davul.



Albümü ilginç kılan bir diğer özellik atmosferi desteklemek için kullanılan yaylı çalgılar. Yaylı dörtlüsü şu isimlerden oluşuyor; Julie & Emilie Eskær, Anna Gwozclz ve Iben Teilmann. Böylesine bir albüme gerçekten çok yakışmış ve zorlama olmamış. Ben çok beğendim.

Akşam sakin bir albüm dinlemek isterseniz “Songs Of The Falling Feather” sizi kesinlikle mutlu edecektir. Kayıt çok başarılı. ACT plak firmasının albümlerine gösterdiği özenin zaten hayranıyım. Kitapçık, kapak ve iç tasarım zaten başarılı. İyi kayıt ve iyi müzik bir araya geldiğinde ACT yapımları çok keyifli hale geliyor.

Ray Charles - Genius + Soul = Jazz LP



Genius + Soul = Jazz, Ray Charles'ın 1961 yılında Impulse plak şirketi için yayınladığı bir albüm. Tam adıyla Ray Charles Robinson 1930 yılında doğmuş ve 2004 yılında vefat etmişti. Hepimiz onu sahne ismiyle yani Ray Charles olarak tanıyoruz. Ray Charles bir şekilde soul müzik akımının 1950'lerdeki en önemli temsilcisidir hatta başlatan kişidir. Soul müziği, rhythm and blues, dini bir müzik olan gospel, ve blues ile karıştırarak ve harmanlayarak ilklere imza atmıştır. Meşhur Atlantic Records yıllarında parlamış ve kariyerinin ilerleyen dönemlerinde geniş kitlelerce çok sevilen bir müzisyen haline gelmiştir. Charles, asıl ağırlığı yukarıda saydığım müzik türlerine vermiş olsa da, caz, blues ve Amerika'nın yerel country müziğinden de etkilenmiştir. Ancak kendisine özgü piyano stili ile caz çaldığı zamanlarda bile Charles'ın parmaklarının piyanoda olduğunu anlamak mümkündür.

Müzisyenin uzun müzik kariyerinden bahsetmeye kalkarsak yazı bitmeyeceği için 1950'lerin sonlarındaki müzikal yaşamına göz atalım isterseniz böylelikle Genius + Soul = Jazz albümünü daha iyi anlatabilirim diye düşünüyorum.



1950'lerin sonlarında Charles'ın Atlantic Records ile kontratı biter ve farklı plak şirketleri ile anlaşmalar yapar. ABC-Paramount Records ile yaptığı anlaşma önemlidir. Charles artık bir star'dır ve hem ekonomik hemde kurumsal imkanları çok daha fazladır. Günümüzde de bol bol seslendirilen "What'd I Say" şarkısı satış rekorları kırınca ABC'nin alt kuruluşu Impulse! İçin bir albüm hazırlığına başlar. Kaydedilmeye başlanan albüm Genius + Soul = Jazz'dır. 1960 yılında başlayan kayıtlar tamamlanınca albüm yayınlanır. Ancak bir gerçek vardır ki, Charles'ın dinleyicisi onun vokal yapması sevmektedir ve Genius + Soul = Jazz başarılı olsa da, hemen bir yıl sonra yayınlanan “Modern Sounds in Country and Western Music” Genius + Soul = Jazz'ın unutulmasına sebep olur.

Genius + Soul = Jazz albümü aslında Charles'ın kendisi için yaptığı bir albüm diyebiliriz. O dönemin popüler müziğinin dışında Charles'ın caza da duyarsız kalmadığını gösteren bir albüm olarak tanımlayabiliriz.

Albümde çok büyük isimler var. Bu çok bilindik şarkıların aranjmanları iki büyük isim tarafından yapılmış; Quincy Jones ve Ralph Burns. Düzenlemeler Charles'a özel olarak yapılmış onun stili ön plana çıkartılmak istenmiş. Ayrıca Charles'ın her zaman etkilendiğini söylediği Count Basie'nin müthiş 1940 orkestrasına atıfta bulunan bol bol blues etkileşimi olan bir sound yaratılmak istenmiş. Zaten şarkılara bakarsanız seçimlerin tesadüf eseri olmadığını anlıyorsunuz. Şarkı listesi demişken hemen ekleyeyim;

A Yüzü
1-"From the Heart" – 3:30
2-"I've Got News for You" (Ray Alfred) – 4:28
3-"Moanin'" (Bobby Timmons)– 3:14
4-"Let's Go" – 2:39
5-"One Mint Julep" (Rudy Toombs) – 3:02

B Yüzü
1-"I'm Gonna Move to the Outskirts of Town" (William Weldon/Roy Jacobs) – 3:38
2-"Stompin' Room Only" – 3:35
3-"Mister C" – 4:28
4-"Strike Up the Band" – 2:35
5-"Birth of the Blues" – 5:05

ayrıca ek olarak “Let The Good Times Roll” – 2:51”



Yaratılmak istenen sound Count Basie'nin orkestralarının sound'u olunca geniş maddi imkanlar kullanılarak öylesine bir müzisyen ekibi albüme katkıda bulunmuş. Bu isimlerin bir çoğunu Basie orkestralarından tanıyoruz zaten..

Trompetlerde Thad Jones, Joe Newman, Phil Guilbeau, Snooky Young ve Jimmy Notthingham. Trombonlarda, Henry Coker, Urbie Green, Al Grey, Benny Powell ve George Matthews. Alto saksafonlarda Marshall Royal, Frank Wess ve George Dorsey. Tenor saksafonlarda Frank Foster, Billy Mitchell, Budd Johnson ve Seldon Powell. Bariton saksafonda Charles Fowlkes ve Haywood Henry. Gitarda Freddie Green. Basta Eddie Jones ve Joe Benjamin. Davullarda ise Roy Haynes ve Sonny Payne. Tabii bu isimler dönüşümlü olarak kayıtlara katılmış.

Ortaya çıkan albüm altyapı olarak çok ilginç. Çalınan eserler caz tarihine damga vurmuş bazı eserler olduğu için karşılaştırma yapmak ilginç oluyor.

Albüm için şöyle demek mümkün çok iyi müzisyenlerin harika bir alt yapı oluşturduğu ve Ray Charles'ın bu alt yapıya müdahil olduğu bir albüm. Son derece kendisine özgü yorumlar. Albüm Charles'ın yaptığı ve caz kalıpları içerisinde kaldığı bir elin parmaklarını geçmeyecek albümlerden bir tanesi. Charles'ın müziğini seviyorsanız, böylesine müthiş müzisyenlerle ortaya çıkarttığı albümü sevmeniz çok mümkün. Interplay tarafından yapılan baskı gayet iyi. Tam anlamı ile meraklısına hitap eden bir albüm... Bu arada Interpay baskısına “Let The Good Times Roll” şarkısını da bonus olarak eklemiş.

Yellowjackets - Timeline CD


Sizlere geçtiğimiz ay içerisinde Stereo Mecmuası Müzik Haberleri bölümümüzde Mack Avenue Records albümlerinin ülkemize gelmeye başladığından bahsetmiştim. Tabii ki neler oluyor bitiyor diyerek listeleri incelemeye başladım. Mack Avenue Records çok büyük bir plak şirketi değil ancak kataloğunda ilginç isimler var. Firmanın kayıtlara gösterdiği özende genel olarak takdir topluyor. Bu plak şirketinin kataloğundan elime geçen ilk albüm Yellowjackets topluluğunun 2011 yılı albümü Timeline.

İsterseniz Yellowjackets topluluğunu yakından tanıyalım. Orijinal topluluk 1977 yılında kurulmuş. O dönemlerde ismi The Robben Ford Group imiş. Tahmin edebileceğiniz gibi Robben Ford önderliğinde Russell Ferrante, Jimmy Haslip ve Ricky Lawson tarafından kurulmuş. Ford topluluğu kurarken ilginç bir kontrat yapmış. Kontrat, hem topluluğun tamamını hemde üyelerinin bağımsız anlaşmalar yapabilmesine imkan veriyormuş. Durum böyle olunca toplulukta bayağı kadro değişikliği yaşanmış. En sonunda topluluğun kurucusu Ford yerine saksafoncu Marc Russo gelmiş. Ricky Lawson ise farklı müzisyenlerle çalışmak için 1986 yılında topluluğu terk etmiş.



1981 yılında gitarist Robben Ford, R&B tarzını da kapsayacak bir müzik yapmak üzere yeni bir topluluk kurma kararı almış. Ancak Yellowjackets topluluğunda çok geçmeden yeni kadro değişiklikleri olmuş. Alto saksafoncu Marc Russo, klavyeci Russell Ferrante, basçı Jimmy Haslip yollarına devam ederken aralarına davulcu William Kennedy katılmış. Bu dönemlerde topluluğumn müziği Joe Zawinul'un bariz etkisi altındaymış.

80'lerin sonlarına doğru plak firmalarını değiştirmişler ve albümleri genelde iyi tepkiler almış. Topluluğun iki şarkısı Star Trek IV: The Voyage Home filminde de kullanılmış. 90'lara gelindiğinde devinim yeniden başlamış. Marc Russo asıl topluluğu “ Doobie Brothers”a daha fazla zaman ayırmaya karar vermiş ve yerine Bob Mintzer gelmiş. Bu değişikle topluluğun sound'u R&B'den caza doğru kaymaya başlıyor. Bu süreçte plak şirketi değişiklikleri birbirini izliyor. Aslında bu süreç topluluğa önemli bir ivme kazandırıyor. “Lifecycle” albümleri çok başarılı oluyor ve 2009 Grammy'lerinde en iyi caz albümü kategorisinde aday gösteriliyorlar.



Nasıl bir devinim değil mi? “Timeline” topluluk için bir nevi yeni bir başlangıç ve bu devinimin kendileri de farkındalar. Çok özenli hazırlanmış CD kitapçığında basit bir kronolojiye yer verilmiş. Ancak basit dediğim kronoloji bile 3 sayfa sürüyor. Bakınız yukarıdaki fotoğraf :)

1- Why Is It
2- Tenacity
3- Rosemary
4- Timeline
5- Magnolia
6- A Single Step
7- Indivisible
8- Like Elvin

Topluluğun 2011 albümü “Timeline” bir açıdan özel bir albüm. Tüm bu devinimin ilk başında varolan adam Robben Ford bu albümde konuk müzisyen olarak gitar çalmış. Ayrıca John Daversa konuk müzisyen olarak "Tenacity" ve "Like Elvin" şarkılarında trompet çalmış. Albümdeki Yellowjackets kadrosu ise şu şekilde; Russell Ferrante - klavye ve sintizaysır. Jimmy Haslip - bas. Bob Mintzer - saksafon, bas karnet. Will Kennedy - davul ve perküsyonlar.

Albüm son derece yumuşak dokulardan oluşan jazz fusion veya smooth jazz olarak sınıflandıırlabilir bir tarzda. Kayıt oldukça iyi. Topluluğun 1980'lerden beri süre macerasında yayınladığı albümlerden daha caza yakın, çok inişlere çıkışlara yer verilmemiş bir albüm. Mack Avenue Records ile tanışmak için iyi bir fırsat...

Franck W. Fromy - Quatre Axes Mutants LP



Bazen elinize bazı albümler geçer ve hayatınız söner ya, işte size tam böyle bir hikaye anlatacağım. Albüm, Franck W. Fromy veya tam ismiyle Frank-William Fromy'nin solo albümü Quatre Axes Mutants. İlginç bir şekilde Franck W. Fromy hakkında fazla bilgiye ulaşabilmek pek mümkün değil.

Araştırmaların gösterdiği ortak nokta Shub-Niggurath. Bu aslında Fransız bir topluluğun ismi. Fransızların meşhur Art Zoyd, Magma ve Univers Zero döneminin hemen arkasından kurulan topluluğun son derece garip bir müziği vardır. 1983 yılında kurulan topluluk 1990'ların ortalarına kadar aktif idi. Ancak topluluğun kurucusu Allan Baullaud vefat edince toplulukta dağıldı. Topluluk ilk albümleri olan "Les Morts Vont Vite" ile bir anda parlamışlar ve efsanevi statüsüne girmişlerdir.. Saydığım toplulukları dinleyip seven okuyucularım mutlaka bir göz atsınlar.



"Les Morts Vont Vite" albümünün yayınlanmasından kısa bir süre sonra gitarist Frank-William Fromy topluluğu terkediyor ve kendi solo albümünü yayınlıyor. 1988 yılında yayınlanan albüm "Shub-Niggurath" albümleri ile bazı benzerlikler taşıyor. Ancak... 1988 yılında Musea plak şirketinin alt kuruluşu "Musea Parallele" tarafından yayınlanan albümün atmosferi gerçekten çok acayip. Kasvet ve karanlık albümü tanımlamak için söylenebilecek en uygun sözler!

1 Ligeia - Ou Le Ver Conquérant 20:45
2 Beata Dolores 13:24
3 Le Chant Des Pierres 2:56
4 Parapets Impulsifs 7:52

Daha albümü dinlemeden şarkı listesine bakınca bir şeylerin ters gittiğini hemen alıyorsunuz. "Ligeia" aslında Edgar Allan Poe'nun meşhur öykülerinden birisi. Aslında erken dönemde yazdığı öykülerden bir tanesi. Öykü son halini alana kadar bir kaç kez değişmiş. Hikaye anlatıcısının güzel ve kuzgun (Poe söz konusu olunca takıntıdır malum) renginde saçları olan eşi ölüyor ve bir kez daha evlenen anlatıcının ikinci eşi de ölüyor. Ancak ikinci eş yeniden diriliyor. Yeniden dirilirken Ligeia olarak diriliyor. Neyse ilk eşin ölürken yazdığı bir şiir var. Bu şiir albümün ilk şarkısının temelini oluşturuyor. Bir şeylerin ters gittiği  "Shub-Niggurath"tan ve "Ligeia"dan belli dedim. "Shub-Niggurath" en sevdiğim yazarlardan bir tanesi olan Howard Philips Lovecraft'ın Cthulu mitos'unda sık sık bahsedilen eski kadim tanrıçalardan bir tanesi. Solo albüm  Edgar Allan Poe'dan bir şiir ile başlayınca bu konulara meraklı (Gotik Edebiyat) kişilerde bir pür dikkat kesilme durumu oluyor haliyle!



Poe'nun öyküleri Fransızcaya Charles Baudelaire tarafından çevrilmiştir. Ben kendi adıma anlamakta zorlandığımdan hemen İttaki Yayınları tarafından yayınlanan Edgar Allan Poe'nun "Bütün Hikayeleri" kitabına baş vurdum. Dost Körpe sağ olsun çok güzel bir çeviri yapmış. Kitabın ilk baskısında sayfa 179'da hikayenin tamamını, sayfa 184'te ise bahsettiğim şiiri bulabilirsiniz. Şarkıda vokaller "Lucie Ferrandon" tarafından yapılmış. Albümdeki isimlerin ayrıntılarına girdikçe işin içinden çıkmak zorlaşıyor. Mesela Ferrandon şu an önemli bir Fransız konservatuarında profesör. Durum böyle olunca haliyle albümdeki müzikal performans çok üst düzey. Bu arada Ligeia - Ou Le Ver Conquérant şarkısı plağın ilk yüzünü tamamen kaplıyor. Yani neredeyse 20 dakika sürüyor!

Beata Dolores isimli şarkı ise ayrı bir uzmanlık alanının devreye girmesini gerektiriyor. María de los Dolores López ismindeki bu kadın karanlık İspanyol engizisyon döneminde bizzat kardinal Torquemada tarafından sorgulanan bir cadı. F. Martinelli tarafından yazılan İspanyol Engizisyonu isimli kitaptan esinlenilerek yapılan şarkıda, Franck W. Fromy, Torquemeda'yı, Laurence Kopelovitch  ise Beata Dolores'i seslendirilmiş. Bu aslında bir nevi düet sayılabilir ama bildiğiniz düetleri unutun. Atmosfer cadıların çekici (1) gibi..

Albümün üçüncü parçası enstrümantal ve bas ile çalınmış. Yazının başlarında bahsettiğim "Shub-Niggurath"ın kurucusu Allan Baullaud tarafından çalınmış. Albümün son parçası "Parapets Impulsifs"in metni Gilbert Dauger tarafından yazılmış. Piyano eşliğinde Franck W. Fromy tarafından seslendirilmiş. Metin son derece karmaşık ve karanlık, tabii ki şarkı farklı değil....



Bu albüm günümüzde doom veya atmosferik gibi tanımlamalar yapılan albümlerin bir nevi üst düzey müzikaliteye sahip atası gibi.  Karanlık atmosferli albümleri seven, deneysel ve ilerici çalışmaları takip eden hatta karanlık akım klasik müziğe ilgi duyan okuyucularımın ilgisini çekebilecek bir albüm. Aslında bloğumu okuyan ve bu tarz müziği dinleyen çok az sayıdaki insanı ilgilendirebilir. Zaten bu yazıyı yazarken okunmasından çok kendim için yazdım. Albümü edinmek isteyenler bir umut Musea web sitesine gireceklerdir. Burada 4 Euro civarına albümü alabileceğinizi zannediyorsunuz ancak stoklarda yok. CD formatında yayınlandığına dair bir not bulamadım. Ancak bir şekilde edinmek mümkün gözüküyor.

(1) Bakınız: Malleus Maleficarum

Bohuslan Big Band - Don’t Fence Me In - The Music Of Cole Porter CD



Caz dünyasında büyük orkestralar dönemi bambaşka bir alemdir. Ben seneler önce bu alemin içerisine girmiştim ve hala çıkmak mümkün olmadı. Muhtemelen -yaşarsam- 50 sene sonra yine aynı şeyleri yazarım. Bu şaşalı dönemin sonu çeşitli sebeplerle geldi ancak büyük orkestra geleneği caz dünyasında yaşamaya devam ediyor.

Bu yazımda sizlere kuzeyli bir büyük orkestradan bahsedeceğim; Bohuslan Big Band.

Bu topluluğun kalbinde Nils Landgren var. Müzik direktörü olarak görev aldığı toplulukta kendi albümlerinden farklı tarzlara da el atıyor. Bohuslan Big Band’ın repertuarı oldukça geniş. Albümlerinde farklı isimlerden besteler çaldıkları gibi bazı albümleri de tek bir müzisyenin bestelerini içeriyor. Liste bayağı uzun Duke Ellington, Frank Zappa, Avishai Cohen, James Brown, Lew Soloff, Kenny Wheeler, Gil Evans, Bob Mintzer, Steely Dan, George Gershwin ve daha fazlası. Bugün sizlere tanıtacağım albüm “Don’t Fence Me In” ismiyle yayınlanmış. Ancak Zappa albümünü de en kısa zamanda edineceğim. Neyse... Sizlere bugün bahsedeceğim albüm Cole Porter'ın eserlerinden oluşuyor.

Cole Albert Porter'dan bahsetmeden geçmeyelim. 1891 doğumlu müzisyen en bilinen Amerikalı bestecilerden bir tanesi. Klasik müzik eğitimi alan Porter, ilk başarısına 1920'lerde yani 30'lu yaşlarında ulaşır. Ancak 1930'larda Cole fırtınası başlar ve Broadway müzikallerinin aranan bestecisi olur. Porter'ın en önemli özelliği hem beste yapabilmesi hemde söz yazabilmesidir. 1930'larda geçirdiği bir kaza sonucu vücudunun sol kısmı felç olmuştur. 40'larda bu kazanın etkisiyle çok başarılı olamamış ancak 1947'de “Kiss Me, Kate” müzikali ile sanatının en üst noktasına ulaşmıştır. Müzik tarihi boyunca onun eserlerini yorumlayan çok önemli müzisyenler vardır. Bakalım İsveçli müzisyenler neler yapmış...

Bohuslan Big Band kendi biyografilerine göre 1800'lerin başına kadar uzanan bir tarihe sahip. Bohus tümeninin orkestrası İsveç'in en eski askeri bandolarından bir tanesi. 1950'lerde İsveç'in önde gelen 2 büyük orkestrasından birisi olarak öne çıkıyor diyelim ve kısa bir ara verelim.

Bohus aslında bir kale. Günümüzde yanılmıyorsam Norveç ile İsveç sınırına yakın bir yerlerde yer alıyor. Kuzey ülkelerini aslında kısaca İskandinavya olarak tanımlasak da, bu ülkeler tarih boyunca birbirleri ile didişmişler. En sonunda birbirlerine diş geçiremeyince savaşmaktan vazgeçip barışta karar kılmışlardır. Bu ülkelere gittiğinizde İsveçlilerin ve Norveçlilerin hala birbirlerini pek sevmediklerini görürsünüz. 16 yüzyılda 7 yıl süren savaşlarının yanında hiç durmadan birbirlerine yaptıkları sınır tacizlerinde Bohus kalesi İsveçliler için önemli bir dayanak noktası olmuş. Sonunda 17 yüzyılda Norveçliler kaleyi düşürmeyi başarmışlar. Aslında bu kale öyle büyük bir kale değil. Ancak o dönemlerde İskandinavya'daki savaşlara katılan ordularında çok büyük olmadığını düşünmek lazım. Bu dönemlerde Avrupa'nın merkezinde yapılan ve bazen yüzbinlere yaklaşan insanın katıldığı meydan savaşlarını düşünürseniz ortada mantıklı bir oran/orantı var...



Albüme gelirsek, ilk önce şarkı listesi;

1. From This Moment On - 05:20 (Porter, Cole)
2. Too Darn Hot - 06:14 (Porter, Cole)
3. What Is This Thing Called Love - 03:58 (Porter, Cole)
4. I Love Paris - 08:14 (Porter, Cole)
5. Begin The Beguine - 09:53 (Porter, Cole)
6. Love For Sale - 09:11 (Porter, Cole)
7. Prelude To Miss Otis Regrets - 01:37 (Porter, Cole)
8. Miss Otis Regrets - 06:32 (Porter, Cole)
9. Don’t Fence Me In - 05:27 (Porter, Cole)
10. I’ve Got You Under My Skin - 06:35 (Porter, Cole)
11. I Get A Kick Out Of You - 06:25 (Porter, Cole)
12. Every Time We Say Goodbye - 06:36 (Porter, Cole)

Albümde çalan müzisyenlere bir bakış atmak gerekirse; tromptler ve flügelhorn'larda; Lennart Grahn, Samuel Olsson, Staffan Svensson ve Jan Eliasson. Trombonlar; Magnus Svedberg, Christer Olofsson, Karin Hammar ve Niclas Rydh. Saksafonlar ve türevleri; Johan Borgström, Joakim Rolandson, Ove Ingemarsson, Mikael Karlsson ve Alberto Pinton. Piyano Tommy Kotter. Bas Yasuhito Mori. Perküsyon Ebba Westerberg ve davullar Göran Kroon. Tüm düzenlemeleri Colin Towns yapmış. Albümdeki vokaller ise Nils Landgren'den...

Albüm ilginç bir seçkiye sahip. Bazı çok bilindik şarkıların yanında pek bilinmeyen şarkılara da yer verilmiş. Büyük orkestra düzenlemelerini yapan Colin Towns bazı ilginç işlere imza atmış. Albüm genel olarak daha düşük tempolu şarkılardan oluşturulmuş. Ancak swing'i bol şarkılar aralara serpiştirilerek albümün genelinde bir denge oluşturulmuş. Ayrıntılara göz attığınızda sololara baktığınızda çok abartıya kaçılmadan mainstream müzik dinleyicisinin daha fazla hoşuna gidecek bir tarz elde edilmiş. Bu şarkıların bir çoğunu müzik tarihinin önemli orkestra ve müzisyenlerinden dinlediğimiz için vokallerde abartıya kaçılmadan müzik daha fazla ön plana çıkartılmış. Kayıt ise çok başarılı. Abartıdan uzak baştan sona keyifle dinlenebilecek iyi bir hafta arası iş sonrası yorgunluk atma albümü...

Youn Sun Nah - Same Girl CD



Youn Sun Nah, Koreli bir müzisyen. ACT plak firması ile kontrat imzalayan ilk şarkıcı olan Youn Sun Nah ilginç vokal tekniği ile dikkat çekiyor. Zorlanmadan çok dik tonlardan şarkı söyleyebilen Koreli müzisyen dinleyicilere çok farklı bir caz albümü sunuyor. Son derece duygusal ve sakin yapılı olan albümün ismi “Same Girl” 2010 yılında yayınlanan albüm daha yeni elime geçti. Anlayacağınız 1 sene gecikmeli bir albüm eleştirisi bu!

Youn Sun Nah müzisyen bir aileden geliyor. Babası orkestra şefi annesi ise müzikal aktrisitiymiş. Müzik kariyeri erken yaşlarda başlayan şarkıcı oldukça dikkat çekici bir eğitim almış ve 23 yaşında ilk önemli performansına imza atmış. Kore Senfoni Orkestrası ile gerçekleştirdiği performans ülke çapında dikkat çekmiş. Bu performans ona kariyerinde yepyeni kapıla açmış. Belki de ACT ile yaptığı kontratta bu performansın bir etkisi vardır...

Kore'de müzik eğitimini tamamladıktan sonra 1995 yılında Fransa Paris'e giden Youn Sun Nah, burada caz ve chanson eğitimi almaya başlamış. Türünün en eski ve en prestijli müzik okullarından bir tanesi olan National Music Institute of Beauvais'ye (Beauvais Milli Müzik Enstitüsü) kabul edilmesiyle müzikal hayatında önemli değişiklikler olmuş. Bu süreç devam edereken ayrıca “Nadia ve Lili Boulanger Konservatuvarında eğitim alma şansı bulmuş. Kabiliyeti kısa zamanda kabul edilen Youn Sun Nah, kendisine Fransız caz dünyasında yer edinme şansı bulmuş ve çok sayıda caz kulübünde konser vermiş. Tüm bunlar olurken ülkesi ile bağlarını koparmamış ve ülkesinde de bazı önemli müzisyenlerle konserler vermiş.

Tüm bunlar olurken 2009 yılı albümü olan ‘Voyage’ ile Fransa caz listelerinde başarılı olmuş. Bu albüm ile Fransa ve Kore'de bir çok ödül almış. Çeşitli festivallere katılmış ancak en dikkat çekici konser dizisini Ulf Wakenius ile birlikte verme şansı bulmuş. Böylesine tanındık bir isimle yaptığı bu turne ile dünya çapında tanınma fırsatı bulmuş. Tüm bu başarılı dönemin ardından bu yazımda sizlere bahsedeceğim “Same Girl” albümü ortaya çıkmış. Albümün şarkı listesi oldukça iddialı. Şağıdaki listeye bakınca sizde bu tespitime hak vereceksiniz;

1. My Favorite Things - 04:00 (Rodgers, Richard / Hammerstein II, Oscar)
2. My Name Is Carnival - 04:02 (Franck, Jackson C. / Franck, Jackson C.)
3. Breakfast In Baghdad - 05:56 (Wakenius, Ulf)
4. Uncertain Weather - 03:22 (Nah, Youn Sun / Nah, Youn Sun)
5. Song Of No Regret - 03:45 (Hall, Lani / Mendes, Sergio / Hall, Lani / Mendes, Sergio)
6. Kangwondo Arirang - 04:06 (traditional / traditional)
7. Enter Sandman - 04:52 (Hammet, Kirk / Hetfield, James / Ulrich, Lars / Hammet, Kirk / Hetfield, James / Ulrich, Lars)
8. Same Girl - 04:14 (Newman, Randy / Newman, Randy)
9. Moondog - 04:10 (Cox, Terry / Cox, Terry)
10. Pancake - 03:36 (Nah, Youn Sun / Nah, Youn Sun)
11. La Chanson d'Hélène - 05:07 (Sarde, Phillipe / Dabadie, Jean-Loup)

Albümde benim için en dikkat çekici şarkı parça “Enter Sandman” Bu şarkı aslında Metallica'nın hiç sevmediğim siyah kapaklı albümünde yer alıyor. Youn Sun Nah şarkıyı orijinalinden çok farklı yorumlamış ve pek güzel olmuş. Albümde Ulf Wakenius bestesi "Breakfast in Baghdad” şarkısı da çok dikkat çekici. Youn Sun Nah çok farklı vokal tekniği ile şarkıyı bambaşka bir yere götürüyor. Nah burada son derece duygulu neredeyse fısıldama tadında bir teknik ile performansını sergiliyor. Albümün açılış parçası olan My Favorite Things ise ayrı bir konu. Şarkının daha açılışta müthiş bir düzenlemeye sahip olduğunu hemen anlıyorsunuz. İcra gerçekten çok başarılı. Bu durum Youn Sun Nah'a eşlik eden müzisyenleri gözden geçirince gayet doğal!



Albümde gitarları Ulf Wakenius çalmış. Bu önemli isimle daha tanışmadıysanız Ulf Wakenius Signature Edition albümüne mutlaka göz atın. Zaten bu albüme göz attıktan sonra bir çok albümünü edinmek isteyeceğinize eminim. Basların yanında çello'yu yine ACT firmasının bir çok kaydından tanıdığımız Lars Danielsson çalmış. Perküsyonlarda ise Xavier Desandre-Navarre var. Albümün sürpriz şarkılarından bir tanesi olan La Chanson d'Hélène'de anlatıcı olarak Roland Brival'ı dinleyebileceksiniz. Yazının başlarında Kreli müzisyenin Fransa'ya geldiğinden ve caz ve chason eğitimi aldığından bahsetmiştim. İşte chanson eğitiminin doğal bir sonucu olarak “ La Chanson d'Hélène”de çok farklı bir tat var.

“Kangwondo Arirang“ ise Kore'den geleneksel bir şarkı. Youn Sun Nah'ın ülkesine özlem duyduğundan mıdır bilememekle beraber bu şarkıda dili anlamamanıza rağmen bir duygu fırtınasına yakalanıyorsunuz. Alah'tan hemen arkasında gelen şarkılarla melankoliyi geride bırakıyoruz. Albümdeki en eğlenceli şarkı ise Youn Sun Nah'ın bestesi olan "Pancake"

Albümün kaydı ACT kalitesinde. Az enstrüman, çok çok iyi vokaller ile ailecek dinlenebilecek bir albüm. Özellikle eşleri ile birlikte müzik dinlemek konusunda sıkıntılar yaşayan dostlarıma bu tarz albümleri özellikle tavsiye ediyorum. Bu tarz albümler sayesinde eşlerinizin müzik sistemlerinize neden yatırım yaptığınızı anlamaları bir miktar kolaylaşabilir.

Çok farklı vokal tarzlarını içeren, iyi müzisyenlerin destek verdiği, farklı türler arasında sizleri sıkmadan yolculuğa çıkartabilecek bir albüm. Kayıt çok başarılı. Listenize not etmenizi öneririm...

Ella in Berlin: Mack the Knife



Ella in Berlin müthiş bir konser albümü. 1960 yılında Almanya Berlin Deutschlandhalle'de kaydedilen albüm aynı yıl Verve tarafından yayınlanıyor. Albümde iki ölümcül özellik var. Birincisi caz klasiği "How High the Moon" şarkısında Fitzgerald'ın yaptığı emprovize scat bölümü. Scat neyin nesi derseniz caz müzikte bol bol rastladığımız belirli anlam taşımayan kelimelerle sesin tıpkı bir müzik enstrümanı gibi kullanılıp zaman zaman eşlik zaman zamanda solo amacıyla kullanılması. Olması gerektiği şekilde yapıldığında tadından yenmeyen scat tekniğine en çok rastlayacağınız albümler kesinlikle Cab Calloway albümleridir. Ancak insanı fena halde sıkar. Bir süre sonra çekilmez hale gelir. Ancak tadında yapıldığında scat büyük bir keyif ve bu işin tarihteki en önemli isimlerinden bir tanesi -hatta en önemlisi- Ella Fitzgerald. Bu konser kaydındaki performans ise caz tarihine geçmiş bir performans. Sadece bunun için plak alınır. İkinci özellik ise "Mack the Knife" şarkısında sözleri unutması. Bunun neresi ölümcül özellik diyeceksiniz. Unuttuğu yere yaptığı emprovizasyonu dinleyince bana hak vereceksiniz. Zaten bununla ilgili yazılmış makaleler var. Benim yazmış olmam çok önemli değil....

Haydi gelin incelememizde bu kez bir değişiklik yapalım ve konserde seslendirilen caz klasiklerinin ayrıntılarına bakalım.



"That Old Black Magic"

Bu çok bilindik bir şarkıdır. Müziği Harold Arlen, sözleri ise Johnny Mercer tarafından yazılmış. Şarkının ilk yayınlanması 1942 yılı. Şarkıyı ilk söyleyen ise Judy Garland. Yıllar içerisinde bir çok önemli isim bu şarkıyı yorumlamış. Çok iyi yorumlardan bir tanesini Ella Fitzgerald'ın "Ella Fitzgerald Sings the Harold Arlen Songbook" albümünde bulabilirsiniz. Meraklılar bu plağı Speakers Corner kataloğunda bulabilirler. Ayrıca Frank Sinatra'nın "Come Swing with Me!" albümüne de bir göz atmanızı avsiye ederim. Bu albümde ülkemizde bulunuyor.

"Our Love Is Here to Stay"
Müzikler George Gershwin, sözler ise Ira Gershwin imzalı şarkı 1938 yapımı The Goldwyn Follies filmi için bestelenmiş. Film, George Gershwin'in ölümünden hemen sonra yayınlanmış. Şarkıda seneler içerisinde bir kaç değişiklik olmuş. Özellikle ismi defalarca değişmiş! Müzik tarihindeki önemi George Gershwin'in tamamlanmış son bestesi olması. Farklı bir yorum için, Ella Fitzgerald'ın "Ella Fitzgerald Sings the George and Ira Gershwin Songbook" albümüne bir göz atabilirsiniz. Meraklılar bu plağı Speakers Corner kataloğunda bulabilirler. Ayrıca Frank Sinatra'nın "Songs for Swingin' Lovers!" ve Billie Holiday'in "All or Nothing at All" albümlerinde müthiş yorumlara denk gemek mümkün. Ancak bunlardan daha iyisi de var, Ella Fitzgerald ve Louis Armstrong birlikteliğinin ikinci perdesi "Ella and Louis Again" albümüne de göz atın hatta mümkünse edinin!

"Gone with the Wind"
Aynı adlı filmi hatırlayanlar bu şarkıya hemen atlamasınlar. Nedeni ise birazdan... Şarkının bestesi Allie Wrubel, sözleri ise Herb Magidson imzalı. 1937 yılında yayınlanan şarkı "Gone with the Wind" yani "Rüzgar Gibi Geçti" romanından etkilenmiş. Ancak sözlerinin kitapla pek alakası yok ve bu yüzden filmde kullanılmamış. Bildiğim kadarı ile Ella Fitzgerald'ın klasik repertuvarında çok rastlanmayan bir şarkı. Ancak Billie Holiday'in "Music For Torching" albümünde müthiş bir yorumuna denk gelebilirsiniz. Albümün plağı Speakers Corner etiketi ile ülkemizde bulunabiliyor. Almanızı öneririm.

"Misty"
Piyanist Erroll Garner'ın bestesi. Sözler ise Johnny Burke imzalı. İki yorum üzerinde durmakta fayda var, bir tanesi Sarah Vaughan'ın "Vaughan and Violins" albümü diğeri ise Frank Sinatra'dan. Sinatra'nın geniş kapsamlı toplama albümlerinde bu şarkıya denk gelebilirsiniz.

"The Lady Is a Tramp"
1937 tarihli Rodgers ve Hart müzikali "Babes In Arms"tan bir şarkı. Şarkı kısa sürede süper popüler hale geliyor. Şarkının bir çok yorumu var. Klasik caz döneminin haricinde Supremes'in "The Supremes Sing Rodgers & Hart" albümüne bir göz atın derim. Belki plak olarak değil ama ucuz CD'sine denk gelirseniz alıp kenara atmanızı öneririm...

"The Man I Love"
Yine Gershwin kardeşlerin önemli bir şarkısı. Billie Holiday, Sarah Vaughan gibi isimler şarkıyı yorumlamış olsalar da, Ira Gershwin, Ella Fitzgerald'ın "Ella Fitzgerald Sings the George and Ira Gershwin Songbook" albümündeki yorumu duyunca, "tanrım ben bu şarkının bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum" demiştim. Eh bu yorumun üzerine fazla alternatif aramaya gerek yok sanki....

"Love for Sale"
Cole Porter'ın "The New Yorkers" müzikali için bestelediği şarkılardan bir tanesi. Şarkının ilginç yorumlarına denk gelmek mümkün. İlki Billie Holiday'in aynı adlı 45'liği. Bunu bulabilmek pek mümkün değil ama bir çok kapsamlı toplama albümde denk gelebilmeniz olasılık dahilinde. Ella Fitzgerald'dan "Ella Loves Cole" albümüne bir göz atabilirsiniz. Ancak Tony Bennett'in "The Beat of My Heart" albümündeki yorumu da bambaşkadır. Tony Bennett'in 50'lerin sonu ve 60'larda yaptığı albümlere mercekle bakmayı caz vokali sevenlere önerim...

"Just One of Those Things"
Cole Porter'ın 1935 yılında Jubilee müzikali için bestelediği önemli bir şarkı. Frank Sinatra ve özellikle Mel Torme yorumlarının yanında neredeyse tüm önemli kadın caz solistlerin söylediği bir şarkı. Hatta bir marş...

"Summertime"
Yine bir Gershwin kardeşler bastesi. "Porgy and Bess" müzikali için bestelenen şarkının sözleri DuBose Heyward tarafından yazılmış. En bilinen caz standartlarından...

"Too Darn Hot"
Cole Porter'ın 1948 yılında "Kiss Me, Kate" müzikali için bestelediği önemli bir şarkı. Bu şarkının çok üst düzey bir yorumu " Ella Fitzgerald Sings the Cole Porter Songbook" albümünde bulunabilir.

"Lorelei"
Tekne kazaları ile meşhur bir kayalık. Ne alaka diyeceksiniz  ama şarkı bu kayalıklarda geçen olaylarla alakalı. 1933 yılında "Pardon My English" müzikali için yazılmış. Müzik George Gershwin, sözler Ira Gershwin imzalı. Şarkının en müthiş yorumu için bakmanız gereken yer yine Ella Fitzgerald songbook'ları...

"Mack the Knife"
Müzik Kurt Weill ve sözler Bertolt Brecht imzalı. Müthiş isimler gerçekten. 1920'lerin sonunda bestelenen eser 1950'lerde İngilizce'ye çevrilmiş ve çok popüler olmuş. Popüler olmasında en büyük katkı sahibi Louis Armstrong'tur çünkü ilk İngilizce sözlerle söyleyen kişi Armstrong. Benim için en güzel yorumu Dagmar Krause'nin ölümcül "Supply and Demand" albümünde bulunuyor.

"How High the Moon"
Herkes tarafından bilinen sevilen bir şarkı. Sözleri Nancy Hamilton, müzik ise Morgan Lewis imzalı. 1940 yılında "Two for the Show" isimli bir gösteri de kullanılmış. Ondan sonrası zaten malum. Söylemeyen, yorumlamayan caz müzisyeni yok.

Albüm plak formatında ülkemize geldi. AK Müzik tarafından ithal edilen albümün kayıt kalitesi ve fiyat oranı gayet başarılı. Bu yazıdan sonra bir çok meraklı plaklara ilgi göstereceğinden bence arayı uzatmadan hemen satın alın...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...