
Video: Globe Unity Orchestra - Globe Unity 70
Aman nasıl performanstır böyle. 1970 Kasım'ından Almanya'dan bir konser kaydı. Kompozisyon bu aralar kafayı takmış olduğum Alexander von Schlippenbach'a ait. Globe Unity Orchestra ilk kez 1960'larda kurulmuş tabii ki piyanist Alexander von Schlippenbach'ın alamet-i farikası. Yukarıdaki performansta dinleyeceğiniz ve seyredeceğiniz müzisyenleri de kısaca yazayım... Derek Bailey - elektrik gitar. Heinz Sauer, Peter Brötzmann, Evan Parker ve Gerd Dudek saksafon türevleri. Bu arada isimlere bakar mısınız? Michel Pilz, bas klarnet, flüt. Kenny Wheeler, Bernard Vitet, Tomasz Stanko ve Manfred Schoof, trompet ve bazı diğer üflemeliler. Albert Mangelsdorff, Malcolm Griffith, Paul Rutherford, Buschi Niebergall trombonlar ve çok sayıda diğer enstrümanlar. Peter Kowald - tuba. Arjen Gorter - kontrbas, elektrik bas gitar. Paul Lovens davul. Han Bennink davul ve farklı perküsyonlar. Çok fena!
Zar CD Kutusu

Zar şeklinde bir CD kutusu. Az sayıda CD'si olanlar için salonlarında renkli bir seçenek olabilir. Bunların binbir çeşidi ve rengini bulabilmek mümkün. İstanbul'da "Karıca" benzeri mağazalarda denk gelebilmek mümkün.
Tube Rolling: Yeni Tura Hazırlık

2010 yılı içerisinde yazdığım "2A3 Tube Rolling Coşkusu" yazısı nedense son dönemlerde en çok okunan yazılarımdan bir tanesi haline geldi. Bu yazı çok ilginç bir şekilde en çok "Google Translate" kullanılarak çevrilen yazılarımdan bir tanesi. Hatta Amerika'dan Avrupa'ya hatta İran gibi hiç beklenmedik ülkelerdeki hi-fi forumlarında bu yazıdaki fotoğraflara rastlıyorum. Önümüzdeki günlerde ikinci bir tur tube rolling yapacağım. Sevgili Koray Abi'den (Nostubestore.com) gelecek paketi dört gözle bekliyorum. Bakalım bu kez neler olacak!
Lego Plak Kapakları: Lilly Allen

Geçenlerde Flickr'da "Christoph!" isimli bir kullanıcıya denk geldim. Süper eğlenceli işlere imza atan Christoph! bazı bilindik albümlerin kapaklarını Lego blokları ile yeniden yorumlamış. Bloğuma denk geldikçe eğlenceli örnekler ekleyeceğim. İlk plak kapağı Lily Allen'ın "It's not me, it's you" albümünden. Yukarıda Lego versiyonu aşağıda ise orijinal kapağı görebilirsiniz...
Filmlerde Pikaplar ve Plaklar: City Of God

Uzun bir süredir Filmlerde Pikaplar ve Plaklar bölümüne bir şeyler ekleyememiştim. Geçenlerde çok sevdiğim bir film olan City of God'ı (orijinal adı Cidade de Deus) seyrederken bir sahnede çalan pikabı görünce hemen ekran görüntüsünü aldım. Sizlerle daha önce bu ilginç filmin plağını da paylaşmıştım. Hemen her yazımda olduğu gibi yazı bayağı dallanıp budaklanmıştı. Bu yazıda filmin adının nereden geldiğinden, filmdeki hikayelere kadar bir çok şeyden bahsetmiştim. Tabii ki müziklerden bol bol bahsetmeyi unutmamıştım. Neyse isterseniz yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Sahne filmin en sevilen kötü adamı Benny ile sevgilisi Angélica'nın kafaları iyiyken Tanrı Kent'ten çıkıp bir çiftlikte yaşama kararını verdikleri an. Eh bunu yaparken plak dinlemekten daha iyi bir fikir aklıma gelmiyor benimde!
Bir Yıldız daha Kaydı: Amy Winehouse

Amy Jade Winehouse veya tanıdığımız ismiyle Amy Winehouse vefat etti. 27 yıllık kısacık bir ömür ve harika 2 albüm. Keşke daha devamı gelseydi. Muhtemelen 2000'lerde R&B, soul ve caz müziği en iyi harmanlayan ve geniş kitlelere tanıtan isimdi.
Benim Winehose ile tanışmam İngiliz bağımsız müzik endüstrisi dergisi Mojo sayesinde oldu. 2003 yılında Frank yayınlanmadan önce bile dergi sayfalarında kendisine yer buluyordu. Daha sonra ilk single'ı "Stronger Than Me" ile dikkat çekti. Hemen arkasından ilk albümü “Frank” yayınlandı.
Winehouse'u bu kadar değerli kılan şey bence soul müziğin önemli kadın solistlerine olan ilgisi sayesinde müziğinde yakaladığı çizgidir. Müzik tarihini incelemeyen, müzik dinlemeyen bir insanın böylesine bir karışımı elde etmesi mümkün değildir. Winehouse tahmin edebileceğiniz gibi iyi bir müzik dinleyicisidir aynı zamanda... Bunun yanında dünya müziğinde gitgide geriye düşen İngiliz müziğinin yeniden başarıdan başarıya koşmasını sağlaması önemlidir. 2000'lerde İngilizlerin dünyaca çok tanınmayan ama kaliteli müzik dergileri sıralamasında en başlarda kendilerine yer bulabilecek bağımsız müzik dergilerinde Winehouse rüzgarı öyle bir esiyordu ki, bu dergileri okuyanların onun müziğini merak etmemesi imkansız gibi bir şeydi. Bu dönemlerde de Winehouse'un kimyasallarla arasının iyi olduğu biliniyordu ancak ölümcül sorunlara yol açması olasılığı pek yoktu. Müzik dünyasının görünen yüzünden daha derinlere girdikçe konuşulmayan gerçekler vardır. Hemen herkes bu gerçekleri bilir ama küçük ve bağımsız hareket eden müzik dergileri, dinleyiciler ve müzisyenler arasında adı konulmamış bir sessizlik yemini vardır.

Winehouse, İngiltere'de musevi bir ailenin kızı olarak doğdu. Çok küçük yaşlarda caz müziğe ilgisi başladı. Kendisinden büyük iki kardeşi vardır. Winehouse'un. Bir tanesi eczacı diğeri ise taksi şoförüdür. Yazılan çizilenlere göre ilk önce Frank Sinatra ile tanışmıştır cazın büyük isimlerinden. Ondan sonrasında da şarkı söylemeye başlamış, o dönemde öğretmenleri tarafından asla durdurulamamıştır.
İlkokul sırasında problemleri ortaya çıktıkça büyükannesi onu bir sanat okuluna yazdırır. Okuldaki hocaları Winehouse'un durmadan şarkı söylemesinden bıkmışlardır. Winehose sanat okulunda kendisini yeniden keşfeder. Tüm ergenlik yaşındaki gençler gibi ilgi çekebilmek için dönemin popüler müziklerine el atar. 10'lu yaşlarında “Sweet 'n' Sour” isminde bir topluluk kurar. Kendi röportajlarında projenin çok kısa soluklu olduğundan bahseder ve o dönemlerde şaşırtıcı şekilde rap müzik yaptıklarını söyler. Müzik eğitimine devam eden Winehouse gitar çalmaya başlar. İlk bestelerini yapmaya başlar. O dönemlerdeki erkek arkadaşı soul şarkıcısıdır ve yerel topluluklarda Winehouse'a işler ayarlar. Bu arada erkek arkadaşı Tyler James, Winehouse'un demo kasetlerini çeşitli plak firmalarına gönderir. 20'li yaşlarına gelen Winehouse çeşitli underground toplulukların yanında bazı radyo, televizyon programlarına da katılır. Bu dönemlerde Winehouse fena halde 1960'ların kız topluluklarına kafayı takmıştır. İlginç saç stilini ve Kleopatra makyajını 1960'ların ünlü The Ronettes topluluğundan alır... Bu dönemlerde büyük plak firmalarının Winehouse'un potansiyelini keşfetmesi ile hayatında değişiklikler başlar. İlk albümünü yapmaya hazırlanırken plak şirketleri, menajerler arasında savaş çıkar. Tüm bunlar Winehouse'un hassas psikolojini etkiler.

Tüm bu karmaşa arasında anlaşmalar sağlanır ve bir şekilde Frank albümünü yayınlar. Frank albümü soul ve caz müziğin çok başarılı bir birleşimidir. Albüm ilk dönemlerde geniş kitleler tarafından pek ilgi görmez. Bu dönemde kendisine bağlı hayran kitlesi edinmiştir; onu her haliyle kabul eden ve müziğini beğenen.. Albüm yayınlandıktan neredeyse bir sene sonra Winehouse'un kariyerinde önemli değişiklikler olur. 2004 yılındaki tüm önemli İngiliz müzik ödüllerini toplar.
Bu albüm yayınlanırken Winehouse çok mutlu değildir. Müzik endüstrisinin dişlilerinin içine girdiğini anlamıştır. Albümde görmeyi çok istediği bazı şarkılar yerine plak firmasının istediği şarkılara yer vermek zorunda kalmıştır. Daha sonra yayınlanacak Frank albümünün özel versiyonunda (2 CD'den oluşur) çok keyifli şarkılar vardır. Bir şekilde ticari başarı gelince Frank'i istediği şekilde yayınlamayı başarmıştır. Bu arada sizlere Frank'in çift CD'lik uzatılmış versiyonunu almanızı öneririm. Ülkemizde en son baktığımda bu CD saçma sapan fiyatlara satılıyordu. Yurt dışında ikinci el CD satan sitelerde daha mantıklı fiyatlara edinebilirsiniz.

Tüm bu hengame ortasında Winehouse bir kez daha yönünü cazdan 1950 ve 60'ların kız topluluklarına çevirir. İlk işi Sharon Jones'un müzik topluluğu Dap-Kings'i kiralamak olur. Hem stüdyo çalışmalarında hemde turnelerde arkasını çok iyi müzisyenlerle takviye etmiş olur. 2006 yılında ikinci albümü yayınlanmadan önce bazı şarkıları radyolarda çalınmaya başlar. Ortalık bir anda birbirine girer. Gelen tepkiler müthiştir. Daha sonra “Back to Black” yayınlanır. Tüm dünya çapında büyük bir başarı kazanır. Bu noktada Winehouse çeşitli röportajlarında albümden çok mutlu olmadığını söyler. Yine bir çok iyi şarkı hazırlamıştır. Ancak çeşitli sebeplerle bu şarkılar albümde yer almamıştır. Albümün yayınlanmasından bir sene sonra "Back to Black"in uzaltılmış versiyonu yayınlanır. B side şarkılar, canlı performanslarla desteklenen bonus disk son derece başarılıdır. Özellikle "Valerie" ve "Cupid" isimli parçaların farklı versiyonları son derece başarılıdır. Ticari başarı açısından “Back to Black”in marş şarkıları kadar başarılı olamamıştır ama Winehouse bunu Hiçbir zaman umursamaz. Geniş kitlelerin müziğin geneline değil şarkılara baktığının farkındadır ve bunu söylemekten pek geri durmaz.
"Back to Black"in başarısının ardından sonu gelmez turneler devam ederken bateri öğrenmek konusunda bayağı başarılı olur. Ayrıca efsanevi caz solisti Tony Bennett'in yeni düetler albümü için caz marşı "Body and Soul"u kaydetmeye hazırlanmaktadır. Bu arada üçüncü Winehouse albümününde hazırlıkları devam etmekteydi.
Winehouse'un özel hayatı son derece karmaşıktır ne yazık ki. Kötü ilişkiler, müzik endüstrisinin yok edici dişlileri ile birleşince zorlu bir süreç başlar Winehouse için. Ayrıca popüler olunca basın üzerine çok gelir. İlişkileri kurcalanır, peşinde muhabirler dolaşır. İngilizlerin meşhur -ve bir o kadar iğrenç- tabloid gazetelerine bol bol konu edilmek istenir. Karmaşık ve fırtınalı yaşamı bol bol malzeme verir çevresinde dolaşanlara. O underground dönemleri çok özlediğini söylemiştir hep. Winehouse'un müziğine baktığınızda son derece içseldir. Popülerlik, geniş kitlelerce tanınmak gibi takıntısı olmadığı bellidir. Ama ona yüklenen misyon, pek kendi istediği gibi olmamıştır. Sonunda da bizleri daha uzun yıllar mutlu edecek albümlere imza atamadan bırakıp gitmiştir. Yazık oldu...
Stax SRM-T1 ve SR-Lambda Signature

Son dönemlerde müzik dinleme olayını abarttığım için bir kulaklık arayışım var. Geceleri birbirinden avant-garde albümleri dinlemek gayet keyifli oluyor ancak ses açmak konusunda ciddi bir sıkıntı yaşıyorum. Apartmanda yaşayınca komşulara cinnet geçirmemek lazım. Sabaha karşı saat dört sularında Alexander Von Schlippenbach - Globe Unity Orchestra dinlerken ses açmak pek doğru bir davranış olmaz.
Durum böyle olunca kulaklık arayışına girdim. Bu konuya çok fazla bütçe ayırmak gibi bir planım yok. Bu aralar bazı denemeler yapmaya çalışıyorum. Geçen gün bir arkadaşımdan Stax SRM-T1 kulaklık amplifikatörü ve yine Stax SR-Lambda Signature kulaklıklarını ödünç aldım.
Aslında fena bir hata oldu...

Bunun en önemli sebebi Stax'ın kulaklık konusunda aşmış bir firma olması. Zaten firma kendisini kulaklık üreticisi olarak tanımlamıyor. Earspeaker yani kulak hoparlörü üretici terimini bulmuşlar. Japon firma ne iddia etse hakkıdır. Detay seviyesinden tutun sahneye kadar çok acayip bir etkisi var bu kulaklıkların. Hatta sahne beyninizde oluşuyor. Yukarıda Stax SR-Lambda Signature kulaklığın pardon kulak hoparlörünün ayrıntısı var...

Kulaklılar elektrostatik yapıda. Yukarıda kulaklığın içini çekmeye çalıştım. Pek belli olmasa da, ayrıntıları görebiliyorsunuz. Kulaklık amplisi ise ayrı bir hikaye. Vakum tüplerle donatılan ampli tam Japon ayrıntı deliliğinin bir örneği. Adamlar hemen her şeyi düşünmüşler. Önümüzdeki günlerde bu kombinasyonla alakalı bir yazı yazmayı planlıyorum...
Singapurdan Güzel Bir Mağaza

Singapur'dan hoş bir plak ve hi-fi mağazası. Anlayabildiğim kadarı ile mağazanın ismi "Vinlylucky Music & Audio" Bir mağazam olsa sanırım böyle olmasını istedim. Bu arada vitrindeki Thorens'lere dikkat. 124 ilk bakışta hemen fark ediliyor...

Mojo Ödüller 2011

Bana kalırsa müzik dünyasının en keyifli dergilerinden bir tanesi -hatta birincisi- olan Mojo bu seneki müzik ödüllerini açıkladı. Bu sene Glenfiddich sponsorluğunda yapılan ödül töreni bayağı şenlikli olmuş. Ortam pek öyle büyük müzik dergileri ve televizyonlarının müzik ödüllerine benzemiyor zaten. Ödül alanlarda muhtemelen çok kişinin tanımadığı isimler. Mojo'nun yayınlarını göz önüne alırsak durum gayet normal. Bu senenin en iyi albümü Arctic Monkeys'in dördüncü albümü "Suck It And See"ye gitti. Yılın en iyi albümü müdür değil midir pek emin değilim ama albüm Amerikalı yorumculara göre ortalama, Avrupa'lı yorumculara göre ortalamanın üzerinde, İngiliz müzik piyasasına göre başarılı bir albüm. Primal Scream'in 1991 albümü Screamadelica ise bence güzel bir klasik albüm seçimi olmuş. Bu albümün kapağı çok önce Kraliyet posta pullarının klasik albüm kapakları listesine alınmıştı. Yani her yönüyle ilginç bir albüm. Bu sene en iyi şarkı ödülü Nick Cave'in müthiş yan projesi Grinderman'in ikinci albümü Grinderman II'den "Heathen Child" şarkısına gitti. Ben albümü çıktığı anda "Yılın Albümü" seçmiştim aslında Mojo'nun da benzer bir ödül vereceğini düşünüyordum. Olmadı... Listede onur ödülü "Martha And The Vandellas"a gitti. Listenin kalanına göre değişik gözükebilir ama Mojo okuyucuları için durum gayet doğal. Eski Motown/Tamla albümlerinin Mojo'nun başının üzerinde yeri vardır. Meraklısına tüm liste aşağıda;
En İyi Performans – Rumer
Yılın Şarkısı – ‘Heathen Child’, Grinderman
Outstanding Contribution – Public Image LTD
Klasik Albüm Ödülü – ‘Screamadelica’, ¬Primal Scream
Onur Ödülü – Martha And The Vandellas
En İyi Albüm– ‘Suck It And See’, Arctic Monkeys
Etkileme Ödülü – Gary Numan
En İyi Canlı Performans – John Grant
En İyi Toplama Albüm – Sweet Inspiration: The Songs Of Dan Penn & Spooner Older
Les Paul Ödülü – Steve Cropper
MOJO Madalyası – Bob Harris
Klasik Söz Yazarı – Squeeze
Vizyon Ödülü – Upside Down: The Creation Records Story
Katalog Yayını – ‘Coals To Newcastle’, Orange Juice
MOJO Maverick – Donovan
MOJO Kahramanı – Eddie Floyd
MOJO Ikon – Ringo Starr
MOJO Ünlüler Salonu – Brian Wilson
Ayrıca Mojo ödülleri gecesinden videoları Mojo web sitesinde seyredebilirsiniz. Ben bu senenin en iyi şarkısı ödülünü alan ayrıca benim gönlümde en iyi albüm ödülünü de alan Grinderman'den Heathen Child videosunu bloğuma eklemek istiyorum. Video, gençler için uygun olmayan içeriğe sahip olduğundan Youtube üzerinden kayıt yaparak seyrediliyor. Aşağıda seyredemezseniz bilgisayarınızın ayarları ile oynamayın, sadece Youtube sitesine giriş yapın!
Ella in Berlin: Mack the Knife

Ella in Berlin müthiş bir konser albümü. 1960 yılında Almanya Berlin Deutschlandhalle'de kaydedilen albüm aynı yıl Verve tarafından yayınlanıyor. Albümde iki ölümcül özellik var. Birincisi caz klasiği "How High the Moon" şarkısında Fitzgerald'ın yaptığı emprovize scat bölümü. Scat neyin nesi derseniz caz müzikte bol bol rastladığımız belirli anlam taşımayan kelimelerle sesin tıpkı bir müzik enstrümanı gibi kullanılıp zaman zaman eşlik zaman zamanda solo amacıyla kullanılması. Olması gerektiği şekilde yapıldığında tadından yenmeyen scat tekniğine en çok rastlayacağınız albümler kesinlikle Cab Calloway albümleridir. Ancak insanı fena halde sıkar. Bir süre sonra çekilmez hale gelir. Ancak tadında yapıldığında scat büyük bir keyif ve bu işin tarihteki en önemli isimlerinden bir tanesi -hatta en önemlisi- Ella Fitzgerald. Bu konser kaydındaki performans ise caz tarihine geçmiş bir performans. Sadece bunun için plak alınır. İkinci özellik ise "Mack the Knife" şarkısında sözleri unutması. Bunun neresi ölümcül özellik diyeceksiniz. Unuttuğu yere yaptığı emprovizasyonu dinleyince bana hak vereceksiniz. Zaten bununla ilgili yazılmış makaleler var. Benim yazmış olmam çok önemli değil....
Haydi gelin incelememizde bu kez bir değişiklik yapalım ve konserde seslendirilen caz klasiklerinin ayrıntılarına bakalım.

"That Old Black Magic"
Bu çok bilindik bir şarkıdır. Müziği Harold Arlen, sözleri ise Johnny Mercer tarafından yazılmış. Şarkının ilk yayınlanması 1942 yılı. Şarkıyı ilk söyleyen ise Judy Garland. Yıllar içerisinde bir çok önemli isim bu şarkıyı yorumlamış. Çok iyi yorumlardan bir tanesini Ella Fitzgerald'ın "Ella Fitzgerald Sings the Harold Arlen Songbook" albümünde bulabilirsiniz. Meraklılar bu plağı Speakers Corner kataloğunda bulabilirler. Ayrıca Frank Sinatra'nın "Come Swing with Me!" albümüne de bir göz atmanızı avsiye ederim. Bu albümde ülkemizde bulunuyor.
"Our Love Is Here to Stay"
Müzikler George Gershwin, sözler ise Ira Gershwin imzalı şarkı 1938 yapımı The Goldwyn Follies filmi için bestelenmiş. Film, George Gershwin'in ölümünden hemen sonra yayınlanmış. Şarkıda seneler içerisinde bir kaç değişiklik olmuş. Özellikle ismi defalarca değişmiş! Müzik tarihindeki önemi George Gershwin'in tamamlanmış son bestesi olması. Farklı bir yorum için, Ella Fitzgerald'ın "Ella Fitzgerald Sings the George and Ira Gershwin Songbook" albümüne bir göz atabilirsiniz. Meraklılar bu plağı Speakers Corner kataloğunda bulabilirler. Ayrıca Frank Sinatra'nın "Songs for Swingin' Lovers!" ve Billie Holiday'in "All or Nothing at All" albümlerinde müthiş yorumlara denk gemek mümkün. Ancak bunlardan daha iyisi de var, Ella Fitzgerald ve Louis Armstrong birlikteliğinin ikinci perdesi "Ella and Louis Again" albümüne de göz atın hatta mümkünse edinin!
"Gone with the Wind"
Aynı adlı filmi hatırlayanlar bu şarkıya hemen atlamasınlar. Nedeni ise birazdan... Şarkının bestesi Allie Wrubel, sözleri ise Herb Magidson imzalı. 1937 yılında yayınlanan şarkı "Gone with the Wind" yani "Rüzgar Gibi Geçti" romanından etkilenmiş. Ancak sözlerinin kitapla pek alakası yok ve bu yüzden filmde kullanılmamış. Bildiğim kadarı ile Ella Fitzgerald'ın klasik repertuvarında çok rastlanmayan bir şarkı. Ancak Billie Holiday'in "Music For Torching" albümünde müthiş bir yorumuna denk gelebilirsiniz. Albümün plağı Speakers Corner etiketi ile ülkemizde bulunabiliyor. Almanızı öneririm.
"Misty"
Piyanist Erroll Garner'ın bestesi. Sözler ise Johnny Burke imzalı. İki yorum üzerinde durmakta fayda var, bir tanesi Sarah Vaughan'ın "Vaughan and Violins" albümü diğeri ise Frank Sinatra'dan. Sinatra'nın geniş kapsamlı toplama albümlerinde bu şarkıya denk gelebilirsiniz.
"The Lady Is a Tramp"
1937 tarihli Rodgers ve Hart müzikali "Babes In Arms"tan bir şarkı. Şarkı kısa sürede süper popüler hale geliyor. Şarkının bir çok yorumu var. Klasik caz döneminin haricinde Supremes'in "The Supremes Sing Rodgers & Hart" albümüne bir göz atın derim. Belki plak olarak değil ama ucuz CD'sine denk gelirseniz alıp kenara atmanızı öneririm...
"The Man I Love"
Yine Gershwin kardeşlerin önemli bir şarkısı. Billie Holiday, Sarah Vaughan gibi isimler şarkıyı yorumlamış olsalar da, Ira Gershwin, Ella Fitzgerald'ın "Ella Fitzgerald Sings the George and Ira Gershwin Songbook" albümündeki yorumu duyunca, "tanrım ben bu şarkının bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum" demiştim. Eh bu yorumun üzerine fazla alternatif aramaya gerek yok sanki....
"Love for Sale"
Cole Porter'ın "The New Yorkers" müzikali için bestelediği şarkılardan bir tanesi. Şarkının ilginç yorumlarına denk gelmek mümkün. İlki Billie Holiday'in aynı adlı 45'liği. Bunu bulabilmek pek mümkün değil ama bir çok kapsamlı toplama albümde denk gelebilmeniz olasılık dahilinde. Ella Fitzgerald'dan "Ella Loves Cole" albümüne bir göz atabilirsiniz. Ancak Tony Bennett'in "The Beat of My Heart" albümündeki yorumu da bambaşkadır. Tony Bennett'in 50'lerin sonu ve 60'larda yaptığı albümlere mercekle bakmayı caz vokali sevenlere önerim...
"Just One of Those Things"
Cole Porter'ın 1935 yılında Jubilee müzikali için bestelediği önemli bir şarkı. Frank Sinatra ve özellikle Mel Torme yorumlarının yanında neredeyse tüm önemli kadın caz solistlerin söylediği bir şarkı. Hatta bir marş...
"Summertime"
Yine bir Gershwin kardeşler bastesi. "Porgy and Bess" müzikali için bestelenen şarkının sözleri DuBose Heyward tarafından yazılmış. En bilinen caz standartlarından...
"Too Darn Hot"
Cole Porter'ın 1948 yılında "Kiss Me, Kate" müzikali için bestelediği önemli bir şarkı. Bu şarkının çok üst düzey bir yorumu " Ella Fitzgerald Sings the Cole Porter Songbook" albümünde bulunabilir.
"Lorelei"
Tekne kazaları ile meşhur bir kayalık. Ne alaka diyeceksiniz ama şarkı bu kayalıklarda geçen olaylarla alakalı. 1933 yılında "Pardon My English" müzikali için yazılmış. Müzik George Gershwin, sözler Ira Gershwin imzalı. Şarkının en müthiş yorumu için bakmanız gereken yer yine Ella Fitzgerald songbook'ları...
"Mack the Knife"
Müzik Kurt Weill ve sözler Bertolt Brecht imzalı. Müthiş isimler gerçekten. 1920'lerin sonunda bestelenen eser 1950'lerde İngilizce'ye çevrilmiş ve çok popüler olmuş. Popüler olmasında en büyük katkı sahibi Louis Armstrong'tur çünkü ilk İngilizce sözlerle söyleyen kişi Armstrong. Benim için en güzel yorumu Dagmar Krause'nin ölümcül "Supply and Demand" albümünde bulunuyor.
"How High the Moon"
Herkes tarafından bilinen sevilen bir şarkı. Sözleri Nancy Hamilton, müzik ise Morgan Lewis imzalı. 1940 yılında "Two for the Show" isimli bir gösteri de kullanılmış. Ondan sonrası zaten malum. Söylemeyen, yorumlamayan caz müzisyeni yok.
Albüm plak formatında ülkemize geldi. AK Müzik tarafından ithal edilen albümün kayıt kalitesi ve fiyat oranı gayet başarılı. Bu yazıdan sonra bir çok meraklı plaklara ilgi göstereceğinden bence arayı uzatmadan hemen satın alın...
Absürd Plak Kapakları: Handsome Beasts

Çok vahim bir plak kapağı. Uyarı levhasında; lütfen hayvanları beslemeyiniz yazıyor. Tamam da hangisini?
Eski Wurlitzer Reklamlarını Severim Çok!

Eski Wurlitzer reklamlarının hastasıyım. Yıllar önce o kadar hoş tasarımlar yapmışlar ki, bugün bile keyifle bakıyorum. Reklamı, "Retro ve Vintage" sitemizden arakladım. Bu arada Eylül ayında sitemizi yeniden aktif hale getirmeyi planlıyoruz.
Vertibra 5

Hifi dünyasında metal ve cam kullanılarak üretilmiş rack'ler pek sevilmez. Eh pek haksız bir tespit değil bu. Bu kombinasyon ses üzerinde her zaman hoş etkiler yapmıyor. Yukarıdaki stand aslında bir endüstriyel tasarım. 7even Systems firmasının Vertibra 5 modeli. Bayağı keyifli...
PVC Boru Hoparlör

Ikyaudio PVC borulara fena sarmış. Firmanın borudan üretmediği ürün yok gibi. Firmanın son ürünü PVC boru görünümlü plastik malzemeden yapılmış bir hoparlör sistemi. Bu hoparlöre utanmadan 200 Dolar istiyor. Anlayacağınız hoparlör her haliyle boru gibi :) Aslında çok basit bir DIY projesiyle yapılabilecek ürünü alıp kim evine koyar konusunu hiç açmıyorum bile. Allak akıl fikir versin...
Yarasa Adamın Mağarası

İlginç ev sineması sistemlerine bloğumda yer vermeyeli uzun zaman oldu. Bu kez Batman temalı bir ev sineması sistemini ekledim. Mağara şeklinde tasarlanan sinema odası bayağı keyifli olmuş. Sistemin fazla fotoğrafını bulamadım ama varolanlar durumu anlatıyor. Bu arada koltuklar harika...
KonstruKt & Peter Brötzmann İstanbul Konser 2011 Uzun Video
KonstruKt'teki dostlar bu sene istanbul Nublu'da düzenlenen Peter Brötzmann konserinden daha uzun bir performans videosunu eklemişler. Hemen bloğuma da ekleyeyim dedim. Konserin -bayağı- uzun yorumuna ise buradan ulaşabilirsiniz.. İyi seyirler...
Eğlenceli Atelier du Triode Tasarımları

Atelier du Triode, Fransızca isimli ama İtalyan bir hi-fi firması. Piero & Stefano tarafından üretilen vakum tüplü amplifikatörler gerçekten çok eğlenceli. Elime fotoğraf geçtikçe bloğuma ekleyeceğim...
Pazar Sineması: Dr. Jekyll and Mr. Hyde (1920)
Dr. Jekyll ve Mr. Hyde, 1920 yapımı sessiz bir korku filmi. Film sessiz ama müzikleri çok acayip. Tahmin edebileceğiniz gibi film, Robert Louis Stevenson'un meşhur Dr Jekyll ve Mr Hyde'ın Şaşırtıcı Hikayesi öyküsünün bir uyarlaması. Filmin ilgi çekici yönlerinden bir tanesi oyuncu John Barrymore. Performansı 90 yıl öncesini düşünürseniz müthiş! Film, John S. Robertson ve yardımcısı Nita Naldi tarafından yönetilmiş. Öyküden uyarlanmış senaryo ise Clara Beranger imzalı. Malum öykünün ve dolayısıyla filmin konusu Dr. Jekyll'in bölünmüş kişiliği. Bir nevi iyilik ve kötülük Dr Jekyll'da vücut buluyor. Filmde makyajlar, oyunculuk dikkat çekici. Konu gayet ilginç...
Filmin tamamını yukarıda seyredebilirsiniz. Filmin telif hakları artık ortadan kalktığından bir çok dijital kütüphanede bulabilirsiniz.
Ekolayzır Hoparlör

Ekolayzır hoparlörler ilk olarak eğlenceli bir proje olarak ortaya çıkmış. Hoparlörü her gören çok sevince sonunda seri üretime karar verilmiş. Sistem toplam 6 adet hoparlörden oluşuyor. Her birini istediğiniz yüksekliğe getirebiliyorsunuz. Bakalım ne zaman raflarda göreceğiz. Alır mısın derseniz, almam o ayrı :)
Yeni Plaklar

AK Müzik yeni bir plak ithalatı yaptı son günlerde. Çeşitli kentlerimizde satış noktalarına ulaşan plaklardan bende bir kaç tane edindim. Hem kayıtları hemde albümleri kısa zamanda ayrıntılı şekilde ele alacağım. Fiyatlar makul, listeler hiç fena değil. Plak severler satış noktalarına bir göz atsınlar....
Haftanın Güzeli ve Mantık Hatası

Kızımız güzel olmasına güzel ama pikap iğnesi plak üzerine gelmeden nasıl scratch atılır noktasında kocaman bir muamma var! Fena saçmalamışlar :)
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)































