Eşinizi Tanıyamamak: Değişen Psikoloji!



Bir önceki yazımda aşerme olayınını anlatırken eşinizin psikolojisinin değiştiğinden de bahsetmiştim. Hamileliğin bir kabusu hormonal değişiklikler. Bu hormonlar durduk yere hayatınızı karartabilecek etkiye sahipler.

Hiç olmadık anda ağlamalar, garip garip sorular gibi alışılmışın dışındaki her türlü olaya hazırlıklı olun. Bir baba olarak sizde de duygusal değişikliler olması lazım. Tabii eğer taştan yaratılmadıysanız.

Bu senaryo içerisinde sizin göreviniz evdeki sükunet ortamını sağlamak. Gerektiği zamanda çenenizi tutmayı bilmek, gerektiği zaman uygun şekilde davranmak gibi bu olayın bazı püf noktaları var.

Öncelikle evde eşiniz ile birlikte olduğunuz zamanlarda eğer televizyon seyretmeyi seven insanlarsanız iç kapatıcı her türlü programdan uzak durun. Türkiye gibi bir memlekette yaşadığınızı unutmayın ve haberleri de mutlaka pas geçin. Memleketimizde her dakika ya bir kadın öldürülür, ya başka b*ktan bir olay olur. Yani iyi havadis bulamazsınız haber bültenlerinde. Normalde kuru bir vah vah ile geçiştirilen tepkiler, ağlama krizlerine dönüşebilir. Aman dikkat!

Bu noktada eğlenceli bir şeyler seyretmenizde fayda var. Komedi dizileri iyi bir başlangıç olabilir. Hele içerisinde bebek mevzusu olan bir şeyler bulursanız daha da rahat edersiniz. Seyrettiğiniz şeyin sonunda, kısa bir sorgu suale hazır olun. Ben sana böyle yaptım mı, böyle davrandım mı gibi sorular sorulunca cevabınız hiç şüphesiz "hayır" olmalıdır. Anlık duraksamalar bile başınıza iş açar benden söylemesi.

Eşinizi tanımakta zorlanacaksınız zaman ilerledikçe. Her türlü acayipliğe şimdiden hazır olun :)


Konuyu değiştirme veya başka yere odaklama yeteneklerinizi geliştirin.

Bir arkadaşım kurtuluşu Bak Şu Konuşana (Look Who's Talking) filmlerinde bulmuştu. John Travolta ve Kirstie Alley'in başrollerini paylaştığı bu film, sıkıntılı günlerde kurtarıcınız olabilir. IMDB'yi kurcalayarak bu tarz filmleri bulun ve sizin için hangi format uygunsa edinin. Filmi seyretmekle kurtulmuş olmayacağınızı da hatırlatayım. Filmin arkasından bizim bebeğimizde böyle  konuşuyor mudur gibi son derece saçma sapan bir muhabbetin içinde bulabilirsiniz kendinizi. Sakın böyle saçmalık mı olur gibi bir yorum yapmayın, konuyu amiyane tabiri ile uzatın ve  gerekirse azıcık cıvıtın. Bu tarz filmler sayesinde bir geceyi daha atlatmış olacaksınız. Allah bereket versin...

Hamileliğin başında bu yetenekleri geliştirir ve kendinize iyi bir yol planı oluşturursanız hamileliğin belki de en zor dönemlerini güle oynaya geçirirsiniz. Bulacağınız stratejiler güzel günlere giden yolda en önemli yoldaşınız olacaktır....





Lojistik Kabus: Aşerme


Bir önceki yazımda hamileliğin fıtratında olan mide bulantısı ve kusma konusunu işlemiştim. Bu yazıda aşerme konusuna bir bakış atalım.

Aşerme aslında imkansızı bulmak diye alt açılımı olan bir kelime. Bu durum kadın milletinin her bireyinde farklı şekilde vücut bulur. Mesela benim eşim tüm hamileliği boyunca bir elin parmaklarından daha az şeye aşermişti. En zorlu görevim "acıbadem kurabiyesi" bulmak idi. O da çok zor olmadı. Büyük herhangi bir pastaneden bulabilmek mümkündü.

Ancak her erkek bu kadar şanslı olamayabiliyor. Kışın ortasında bir arkadaşımla beraber kavunlu dondurma aramaya çıktığım geceleri bilirim. Buna göre eşinizin aşermesi durumunda ne isteyeceği tamamen hayal gücü ile sınırlıdır. Hayatında havyar görmemiş biri, havyara bile aşerebilir. Bu yüzden şaşırmayın ve görevinizi yapın.

Diyelim ki, eşiniz bulmanızın neredeyse imkansız olduğu bir şeye aşerdi. Mesela kış ortasında kavun istiyorum diye tutturdu. Aptal gibi karşısında oturup kışın ortasında kavunu nereden bulayım derseniz b*ku yediniz demektir. Şunu açıklıkla anlayın aşermenin bir mantığı yok. Mantığı olmayan bir şeye mantıkla yaklaşırsanız başınıza dert alırsınız.

Yapılacak şey çok basit, tamam deyip hemen kendinizi sokağa atın. Kışın ortasında belki büyük şehirlerde çok lüks manavlarda kavun bulmak mümkündür. Bu durum bütçenizi de ciddi halde sarsabilir. Ama her aramaya çıktığınız şeyi bulacaksınız diye bir kaide yok. Önemli olan iyi niyetinizi göstermek. Hemde bir nefes almış olursunuz.

Arzu ederseniz, sokağa çıkıp biraz dolaşıp geri dönüp bulamadım diyebilirsiniz. Veya gerçekten aşerilen malzemeyi arayıp bulamayabilirsiniz. Yöntem fark etmez. Ana fikir şu, sizin o an evden çıkıp aşerilen şeyin peşine düşmeniz lazım.

Merak etmeyin, bulamadım diye eve döndüğünüzde eşinizden fırça yemeyeceksiniz büyük ihtimal. Genelde tablo şu olacaktır, eşiniz duygusala bağlayıp "kıyamam ben sana" moduna girecektir. Bir kaç beylik laf edip durumu önünüzdeki günler için yatırım yapmak mantıksız bir hareket olmayacaktır. Öyle veya böyle, tebrikler büyük bir badireyi başarı ile atlatmış oldunuz.

Ancak hiçbir çaba sarfetmeyip bu mevsimde ben bunu nereden bulayım olayına girdiğinizde, eşinizin değişen psikolojisi ile "sen bana hiç değer vermiyorsun" ile başlayıp ağlamalı zırlamalı bir kabusun içerisine düşmüş olacaksınız. Bu dakikadan sonra harekete geçmenizin bir faydası yok. B*ku yediniz. Bu durum bir saatte sürebilir bir kaç günde.

Bu yüzden kafayı kullanıp şimşek hızıyla harekete geçin. Önemli olan niyet ve başarmaya çalışmak. Sonucu ne olursa olsun takdir görecek ancak bundan önemlisi büyük bir kaosun içerisine düşmekten kurtulmuş olacaksınız.





Yeni Hayatınıza Alışın: Mide Bulantısı ve Kusma


Şimdi hayatın gerçeklerinden konuşalım. Hamileliğin ilk üç aylık dönemi bazen sıkıntılı geçebiliyor. Açıkçası hamilelik olayının fıtratında bol bol mide bulantısı ve kusma var. Bunlara bonus olarak kanama gibi türlü terslikler eklenebilir. Baba olarak sizin göreviniz her zaman sağlam durmak. Bunlara ek olarak senelerdir evli olduğunuz eşinizi tanımayacak kadar huylarında değişim, ismine aşermek denilen ama aslında imkansızı başarmanız gereken bonus görevlerinizde oluyor.

Öncelikle her zaman sakin olmaya çalışın veya en azından dışarıdan sakin gözükmeye çalışın. Bir panik durumunda ortalığı daha beter kaos haline getirmenin bir alemi yok! Bir de şu var, bir terslik anında ister Allah yardım ediyor deyin, isterseniz vücut adrenalin basıyor deyin, bir şekilde üzerindeki takım elbiseyi yırtıp atan Superman haline gelebiliyorsunuz. Akabinde "ya Allah" deyip sorunlara dalıyorsunuz...

Tüm bu tersliklere hazır olmakta fayda var. Örneğin acil bir durum için evinizin yakınındaki sağlık kurumlarınızı öğrenmenizde fayda var. Aynı şekilde bir panik anında otomobilinize atlamak yerine evinize yakın bir taksi durağının telefon numarasını da cep telefonunuza kaydedebilirsiniz.

Ayrıca hiçbir zaman "112" acil servisin varlığını unutmayın. Baktınız panik oluyorsunuz aramaktan çekinmeyin. Önemsiz bir şey bile olsa, görevliler sizi yargılamayacak ve ayıplamayacaklar. Bunları yapsalar da umurunuzda olmasın zaten, önemli olan doğacak çocuğunuz.

Mide bulantısı ve dolayısıyla kusma dediğim gibi hamileliğin fıtratında var. Ne kadar çabuk alışırsanız o kadar çabuk adapte olursunuz. Eminim ki, içimizde bırakın eşinizin kusmasını, kendi kusmasından tiksinen okuyucularımız vardır. Aslında denklem çok basit, eşiniz diyelim ki kustu, banyo battı. Ben tiksiniyorum diyerek kızcağızın eline viledayı tutuşturup temizletecek haliniz yok. Yok ben yaparım diyen varsa gitsin kendini camdan atsın bir zahmet!

Ultrason öz çekimi. Bendeniz, doktorumuz Semih Hızıroğlu ve o dönem hamile olan eşim, Seçilcez...

Eh bu durumda iş başa düşüyor. Baktınız sizde fena oluyorsunuz geçici bir çözüm bulun. En temiz yöntem en ucuzundan ıslak/kuru tabir edilen elektrik süpürgelerinden almak. Ben rezil olacağıma param rezil olsun diyorsanız alın size yöntem. Basın elektrik süpürgesini iki dakikada ortalık tertemiz.

Gecenin geç vakitlerinde kusma olayı varsa eşiniz zırt pırt tuvalete koşmasın diyerek annelerimizin yöntemi olan başucuna kova koyma yöntemini de deneyin. Panik halde yataktan kalkıp tuvalete koşarken uyku sersemi her türlü hengame başınıza geleceğine bu kova yöntemi hayat kurtarıcıdır.

Tabii iş bununla bitmiyor. Eşinizin midesi uzun bir süre allak bullak olacağından bu tarz durumlar için buzdolabınızda bazı yiyecekleri bulundurun. Beyaz tost, beyaz peynir mideyi yatıştıran güzide yiyeceklerdir. Fantaziye girip kepekli, tam buğdaylı ekmek gibi spesifik işlere girmeyin, başınıza iş açmayın. En güzeli bildiğiniz beyaz ekmek.

Ancaaak,

Hamilelik sürecinin daha doğrusu ilk 3 ayının değişmeyen bir besin maddesi var ki, onu evden eksik etmeyin. Ülker Çubuk Kraker. Çubuk krakeri evinize koli ile alın stok yapın. Eşiniz çantasına atsın, evin muhtelif yerlerinde bulunsun. En ufak bir mide bulantısı veya mide kazınması durumunda eşinizin en iyi dostu çubuk kraker olacaktır. Susamlısını sallayın, en güzeli klasik olanı...

Bunun yanında evinizde patatesi eksik etmeyin. Mideyi rahatlatmakta güzel bir besin. Bir şekilde hazırlaması da kolay. Kabuklarını soyun, düdüklüye atın 5 dakikada hazır. Düdüklü kullanmaktan bi- haberseniz, kabukları soyduğunuz patatesleri küçük küçük doğrayıp tencereye atın. Bütün haldeyken pişmesinden daha kısa sürecektir. Yanına bir dilim yağsız tarafından beyaz peynir. Mideyi yatıştıracak en güzel yemek...

Ayrıca soda da dolabınızda mutlaka bulunması gereken bir içecektir.

Sizde eşinizin durumuna göre dolapta olması gerekenler listesi hazırlayın ve eksik etmeyin. Unutmayın alışveriş sizin lojistik sağlama görevlerinizden sadece bir tanesi...




Baba Olacağım Müjdesini Aileye Verme Coşkusu



Baba Olacağım Müjdesini Verme Coşkusu. İşte bu başlı başına büyük bir olay. İlk öncelikle şunu önceden belirteyim, bu seneler boyu yaptığım gözlemlere dayanan bir yazı olacak. Yoksa hem benim hemde eşimin ailesi son derece rahat ve anlayışlı insanlar. Anlayacağınız ben bu noktada hiçbir sorun yaşamadım. Ancak gözlemlerime dayanan tespitlerim, bir kısmınızın hayatını kurtaracaktır! 

Evet gelelim müjdeyi verme coşkusuna. Bu süreçte tüm lojistik görevlerini üstlenen kişi yani baba olarak her türlü ayrıntıyı düşünerek hareket etmelisiniz. Milletçe övündüğümüz özelliklerimizden olan aile olayı, aslında kırılgan iplerle oluşmuş bir yumaktır. Hal böyle olunca baba olacağım diyerek mutlulukla haykırmak isterken, derin bir planlamanın içerisinde bulursunuz kendinizi. 

Sorun şu; mümkün ise tüm ailenize aynı anda müjdeyi verin. Kazaran kendi annenize haber verip kaynananıza haber vermediyseniz ve yine kazaran kaynananız müjdeyi annenizden alırsa bir kabusun içerisine düştünüz demektir. Tam tersi de bir kabus olacaktır. 

İş sadece bununla bitmiyor. Birden fazla kardeşiniz varsa ve eşinizin de aynı şekilde bir durumu varsa haber verilecekler sayısı bir anda katlanmış durumda. Örneğin abinize haber verdiyseniz ve siz diğer kardeşinizi aramadan, abiniz işgüzarlık yapıp  olaydan haberdar olmayan kardeşinize "gözümüz aydın birader" diyerek bir telefon açtığı an çoğu Türk ailesinde b*ku yediniz demektir. 

Bir diğer önemli mevzuu, aileden kimlere bu müjdeyi vereceğiniz. Aileniz büyük ise bol bol eş dost varsa birine haber ver diğerine verme olmaz. Olmayacağı gibi ortalığı savaş alanına çevirirsiniz. Bu işin mantıklısı ilk önce çekirdek aileye haber vermektir. Ondan sonrasında, itikat ve inanç olayından destek alarak geri kalan kalabalıklara ilerleyen aylarda açıklarız diyerek sıyrılabilirsiniz. Bu noktada ailenizin yapısına göre yemin verdirmek denilen kavramı devreye sokun. Benim gözlemlerime göre genelde hamileliğin 3. ayından önce haber verilmez gibi bir durum var. Bunu sonuna kadar kullanın. 

Hal böyle olunca adım adım gitmeniz gerekiyor. İlk önce müjdeli haber ne zaman verilmeli konusu var. Bir kısımına göre  Hamilelik Testinin hemen sonrasında müjdeli haber verilmeli. Ancak bu testlerin sonucu %100'lük oranda bir kesinliğe sahip olmadığı için bu riske girmeyin. En kesin çözüm kandan yaptırdığınız Gebelik Testinin sonucunda çıkan duruma göre hareket etmektir. 

Gebelik Testinin sonucunda müjdeli haberimizi vermeyi kararlaştırdınız diyelim. Kafanızdaki sıralamaya göre hem eşiniz hemde siz, ilk önce kardeşlerden başlayarak müjdeli haberi vermeye başlayın. Siz kendi kardeşlerinizi ararken, eşiniz de kendi kardeşlerini arasın. Kardeşlerden başlama sebebimiz, konuyu kısa tutup bir sonraki telefonu hızlıca arama şansınızın olmasıdır. Bu arada konuşmanın sonunda 10-15 dakika haber verdiğiniz kişinin diğer kardeşleri veya anne-babanızı aramaması için uyarın. Konuştuğunuz kişi eşek değilse dediğinizi yapacaktır. 

Güzel haberleri vermek için aile meclisi toplanabilir. Bu fotoğrafı sadece hoşuma gittiği için ekleyeyim dedim, Cezayirli ve Tokatçık Family Together :)

Olaya kardeşlerle başlamak avantajlıdır. Dediğim gibi konuşma kısa sürer. Ama iş, anne babalara geldiğinde konuşma uzadıkça uzayacak ve mutlaka eşinizle de konuşmak isteyeceklerinden durumun vehameti artacaktır. Kardeşlerinize laf anlatmak daha kolay olduğundan daha sonra ayrıntılı konuşuruz deyip kesip atabilirsiniz ama anne-babalarla bu pek mümkün değil. 

O zaman nefes almadan kardeşler arandığına göre siz kendi anne-babanızı, eşinizde kendi anne-babasını arayıp müjdeli haberi verin. Tercihen bunu ziyaret ile yapmak daha makbuldür. Eğer aynı şehirlerde yaşanmıyorsa telefondan başka çare yok tabii..

Ancak aynı şehirlerde yaşıyorsanız hızlı bir ziyaret ile her iki aileyi de bilgilendirmeye çalışın. Eğer ailenizde önce ona gittin bana gelmediğin tatsızlığı yaşanacak bir durum varsa, hep birlikte olunacak bir etkinlik ayarlayıp haberi verin. 

Bir baba olarak yaratıcılık size kalmış. Buradaki yaratıcılığınızın başınızın daha az ağrıması için önemli bir faktör olduğundan, plana karar verdikten sonra şimşek gibi hızlı hareket edin. 

Hadi gazanız mübarek olsun! 

Biz ne yaptık konusunu da özetleyeyim. Ben kendi kardeşim olan OkanCez'i aradım aynı anda Seçil'de kendi ablasını aradı. Uzun uzun konuştuk. Arkasından evleri daha yakın olan benim anne-babama gittik. Mutlu haberi verdik. Birlikte biraz oturduktan sonra eşimin ailesine doğru yola çıktık. Aynı şekilde haberi verdik ve herkesi mutlu mesut şekilde arkamızda bırakıp evimize döndük. 

Aman dikkat! Anne-babalarınıza haberi verirken, "bir havadisimiz var acaba nedir nedir gibi" saçma sapan işler yapıp konuyu sündürüp insanların kalbine indirmeyin. Kısa ve öz şekilde haberi verin ve olacaklarla yüzleşin. Bizim açımızdan durum şuydu, iki aile içinde ilk torun olduğundan büyük coşku yaşandı. Ama çok güzel bir gün geçti... 

Sizin de bunu diyebilmeniz için güzel bir planlama yapmanız şart! 

Bu sürece ilerleyen aylarda yeniden döneceğiz çünkü olayın bir de arkadaş boyutu var... 






En İyi Dostunuz: Kadın Doğum Uzmanınız



Kadın doğum uzmanı dediğimiz doktor türü genelde eşlerimizin zaten ziyaret ettiği bir insandır. Eşlerimiz, normal koşullarda kadınlara özgü rahatsızlıkların önceden tahmini için bu amca veya teyzeleri ziyaret ederler. Ayrıca doğum kontrol yöntemleri konusunda da bu doktor türünden düstur alınarak yola çıkılır. Muhtemelen evlenmeden önce veya sonra bir şekilde eşinizle bu amca veya teyzeyi ziyaret etmişsinizdir. Yok alakam olmadı diyorsanız muhtemelen ayakta uyuyorsunuz demektir.

Eşinizin kendini rahat hissettiği bir kadın doğum uzmanı varsa şanslısınız. Eğer yoksa zaten kadınlar kendi aralarındaki iletişim ile hızlı bir liste oluşturup bir kaç gitme gelme sonrası kendisini rahat hissettiği bir doktoru bulabiliyor. Bu özel bir doktor olabileceği gibi devlet hastanesinden bir doktorda olabilir.

Unutmayın siz sadece bir konu mankenisiniz. Yapacağınız tek çenenizi kapayıp eşinizle beraber doktora gitmektir. Özel doktor ise ücreti vesaire konularda eğer karşılayabiliyorsanız eşinizle polemiğe hiç girmeyin. Paranızı ödeyin mutlu olun. Ancak özel doktor bütçenizi allak bullak edecek ise durumu anlatın. Unutmayın ki, masraflarınız daha yeni başlıyor. Boşu boşuna kendinizi zorlamanın bir alemi yok!

Bizim doktorumuz benim yazlıktan tanıdığım bir abimdi. Bir sürü arkadaşımın çocuklarını kendisi doğurttu. Kanda Gebelik Testi coşkusunun hemen akabinde Semih abiyi (Hızıroğlu) arayıp, yola koyulduk.  Rahmetli babası, babamın yazlık komşusuydu. Annesi de annemin yazlık arkadaşı. Ailecek tanışırız yani. İyi insan olmalarının yanında ailenin tüm çocukları bir şekilde tıp sektörü ile alakalı. Doktor olmayanı bile bir doktorla evlenmiş :)

Kendisinin doktorluğunun ne düzeyde olduğunu bazı arkadaşlarımdan biliyorum. Özellikle sevgili Ebru ve Savaş Paykoç'un oğulları Onur'un doğumu sırasında tüm bu sürece yakından şahit oldum. Hayatımın en inanılmaz günlerinden bir tanesiydi Onur'un doğduğu gün. Babası ile beraber ufaklığın ilk dakikalarında bizim kucağımızdaydı. Allah yolunu açık etsin. Şu satırları okuduğunuzda koca bir adam olma yolunda hızlı adımlar atıyor.

Yukarıda bahsi geçen Onur Paykoç. Koskocaman adam oldu kerata :) Darısı bizimkini başına....

Benim doktoru tanımam veya arkadaş olmam, eşimin doktorun yanında ve kontrolünde rahat olması için yeterli değil. Bu noktada biz erkeklere düşen çenemizi tutup kenara çekilmek. Eşinizin karar vermesi önemli. Semih abi,  uzmanı olduğu konuda gerçekten çok bilgili bir adam ve bilgilerini gayet akıcı ve en önemlisi anlaşılır şekilde karşısındakine aktarabilen bir insan. Bu da bence bir kadın doğum uzmanında olması gereken en önemli özellik.

Seçil, doktoru ile kendini rahat ve güvenli hissedince, tüm yolu beraber yürüdük. Bence çok da iyi yaptık. Merak edenler için tam ismi Semih Hızıroğlu ve web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Doktorumuz Semih Hızıroğlu ile eşim, Seçil... 

Baba olmak kolay değil. Bir gün içerisinde yaşanan koşuşturmaya bakın. Sabah bir doz hamilelik testi, arkasından Kanda Gebelik Testi ve en sonunda doktor ziyareti. Muhtemelen şu dakikalarda baba olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya başlamanız lazım.

Şimdi iki dakika kahvehane muhabbeti yapayım; "ya arkadaş teknoloji ne gelişmiş"

Evet değerli okuyucum teknoloji gerçekten çok gelişmiş. 4-5 yıl önce baba olan arkadaşlarım ile konuştukça bunu daha iyi anladım. Özellikle ultrason makinelerindeki gelişmeler ile göreceğiniz manzaralar bir nevi bilim kurgu filmi gibi olacak. Bir bilim kurgu filminin figüranı olmaya hazır olun. Başrolde eşiniz ve karnında taşıdığı çocuğunuz, yardımcı rolde kadın doğum uzmanı... Siz ise konu mankeni...

Hakan kardeşinizden rolünüzde bir yükselme sağlayacak bir ipucu. Doktordaki ilk kontrolünüze giderken eşinizin bol bol su içmesini sağlayın. Ultrasonda görüntü almak çok rahat oluyor. Bunu söyleyerek konuyu bildiğinizi ve önemsediğinizi hissettirebilirsiniz. Aksi de olsa eşek gibi önemser hale geleceksiniz, merak etmeyin...

Doktorunuzda alacağınız gerekli gereksiz bilgilerin arkasından hasta bakıcı abla gelip eşinizi yanınızdan alıyor ve başka bir odadaki ultrason cihazında kontrol için hazırlıyor. Sizde doktorunuzla erkek erkeğe kalıp kafanızda varsa soru işaretlerini sorabilirsiniz. Doktorlar zaten her soruyu yüzlerce hatta binlerce kez duymuş olmanın verdiği rahatlıkla, bilmeniz gereken kadarını size özet geçiyorlar.

Bir kaç dakika sonra kendinizi karanlık bir odada buluyorsunuz. Ultrason cihazının parlayan ışıkları, cihaza bağlanmış bir televizyon, yatan eşiniz ve tuşlara basan doktor amca. Bilim kurgu filminin seti bu şekilde.

Bir süre sonra baktığınız ekranda eşinizin vücudunun derinlikleri görüntülenmeye başlıyor. Ve voila...

Doktor size çocuğunuzun ilk görüntüsünü gösteriyor. Eşimin hamile olduğunu öğrendiğim zaman 5. hafta içerisindeydik. Ekranda gördüğüm "şey" minicik bir hücre gibiydi. Boyu 3,5cm olan bir şey!

Kalbinin atışı, gelişmekte olan organları gördüğünüz, sizin çocuğunuz! Bilirsiniz bizim memlekette kimse sorsanız televizyonda ne seyrediyorsun diye, herkes belgesel der. Muhtemelen bu görüntüyü belgesellerde görmüşsünüzdür yani...

Meşhur ultrason  ekranı böyle bir şey işte... 

Ama o gördüğünüz tablodaki şeyin, sizin bir parçanız olduğunu bilmek acayip bir duygu. Eğer gözlerinizden bir kaç damla yaş dökülüyorsa, erkekliği bir kenara bırakın dökülen dökülsün. Zaten ortam karanlık ve eşiniz ekrandan karnındaki çocuğun yansımalarına bakıyor pür dikkat. Siz arada kaynar gidersiniz.

O enstantane de, inançlarınıza göre bir yorum geçebilir kafanızdan. Allah'ın bir mucizesi, bir tabiat olayı veya evrimin bir adımı. İsmi ne olursa olsun bir mucize olduğunu kabul etmek lazım. Yaradılışın önemli bir anına şahitlik ediyorsunuz. Ve yeni hayatınızın başlangıcına.

Sanırım bu tabloya en uygun müzik, Kubrick'in "2001 a Space Odyssey" filminin tema müziği olurdu bana sorarsanız. Saatlerce salak gibi o ekrana bakıp durabilirdim beni bıraksanız. Ama her güzel şey gibi bunun da bir sonu var ve yoğun geçen günün ardından artık eve gidebilirsiniz.

Evde sohbet muhabbetin ne olacağı belli aslında. Gittiğiniz doktor ve sağlık kurumuna göre değişiklik gösteriyor olsa da, elinize bu enstantanelerin bir fotoğrafını, videosunu veya her ikisini birden verebiliyorlar. Yok vermiyorlarsa eğer doktorunuz izin verirse cep telefonunuza bir kaç görüntü almayı unutmayın. En kötü ihtimalle monitör veya televizyondan çekersiniz.

El ayak çekilip uyuma zamanı gelince eğer ediyorsanız dualarınızda önemli yer tutacak bir varlık daha var hayatınızda artık. Daha cinsiyeti, ismi bile belli olmayan parçanız, dualarınızın en başında yer alacak;  Allah kucağıma sağlıkla almayı nasip etsin!

En zorlu günlerden bir tanesini atlatmış olduk... Şok üzerine şok yaşanan bu tarz günlerde insan nasıl uyuyor hiç anlamıyor. İç huzur ile alakalı sanırım.

Maceralar yeni başladı. Yakında devamı gelir...