Pazar Sineması: Nosferatu, Eine Symphonie des Grauens
Nosferatu, Eine Symphonie des Grauens, 1922 yılında Almanya'da çekilmiş herkesin ortak görüşüyle korku sinemasının en önemli klasiklerinden bir tanesidir. Efsanevi yönetmen Friedrich Wilhelm Murnau'nun yönettiği film Alman dışavurumcu sinemasının en önemli örneklerinden bir tanesi. Sinemanın erken dönem önemli oyuncularından Max Schreck, Kont Orlok'u muhteşem oynamıştır. Filmin senaryosu Bram Stoker'ın Dracula romanından uyarlanmıştır ancak telif hakkı konusunda sorun yaşanınca (dikkat edin bu olaylar 1920'lerde yaşanıyor) film yayından kaldırılmıştır.
Nosferatu, Eine Symphonie des Grauens ilginç bir şekilde güzel bir aşk hikayesi ve vampirin ölümsüzlük yüzünden çektiği acıları yansıtır. Bu yönüyle Dracula'dan oldukça farklı bir şekilde konu işlenir.
Filmin telifi ortadan kalktığı için bir çok web sitesi üzerinden seyredilebilir. Yukarıdaki videodan filmin tamamını seyredebilirsiniz.
Plak Koleksiyonculuğu: İlk Serinin Sonu

Plak Koleksiyonculuğu yazı dizisine başlayalı ne kadar zaman oldu hatırlamıyorum. Ancak bu diziyi oluşturan yazılar bloğumda tüm zamanların en çok okunan yazıları arasında. En çok okunan derken bazı yazılar binlerce kez tıklanmış durumda. Şaşırtıcı! Ayrıca çok sayıda geri dönüşte aldım. Sosyal medya açısından ise yazılara orada burada pek değinen veya linkleyen olmadı. Stereo Mecmuası'nda her zaman yaşanığı gibi eminim ki bir süre sonra yazılara verilen linklerde artar. Ne olursa olsun dönüp baktığımda ilk seri yazılarda fena iş çıkartmadığımı söylemem lazım. Serinin ilk bölümü şu yazılardan oluşuyor;
Yazı 1: Yeniden Basılan Plağın Koleksiyonu Olur Mu?
Yazı 2: 45′lik Koleksiyonculuğunun Kökenleri.
Yazı 3: Plak Koleksiyonculuğu: Türkiye’de Plaklar
Yazı 4: Pikaplar Mevzuu
Yazı 5: Plak Standartları
Yazı 6: RIAA Öncesi Plak Özellikleri
Yazı 7: Pre-amp Mevzuu
Böylelikle serinin ilk bölümünü sonlandırıyorum. Bir sonraki yazıdan itibaren serinin ikinci bölümüne başlayacağım. Yeni seri daha çok yeni başlayanlar için rehber niteliğinde olacak.
Filmlerde Pikaplar ve Plaklar; Ghost World

Şaşırtıcı derecede iyi kadroya sahip büyük ölçüde Amerikan bağımsız sineması örneği sayabileceğimiz bir film Ghost World. Film aslında Daniel Clowes tarafından çizilen çizgi romanın bir uyarlaması. Film, Enid ve Rebecca adında liseden yeni mezun olmuş iki arkadaşın öyküsü anlatılıyor. Filmde Enid karakterini Thora Birch tarafından Rebecca karakteri ise Scarlett Johansson tarafından canlandırılıyor.

İki arkadaş, Amerikan'ın ortasında isimsiz ve son derece saçma sapan bir kasabada yaşamaktadırlar. Rebecca daha normal bir yaşama adım atar. Enid ise biraz garip bir kız ve hayatı, Steve Buscemi tarafından canlandırılan Seymour ile karşılaşınca hayatı değişir. Seymour bir plak koleksiyoncusu ve haliyle filmde gramofonlar, 78'likler bol bol görülüyor.
Film, 2001 yılında gösterime girmiş. Ülkemizde DVD formatında sanırım daha meraklılara sunulmadı. Film Amerikan toplum ve aile yapısına, sanatına ve ırkçılık gibi konulara bol bol atıfta bulunuyor. Bir şekilde edinilip seyredilmesi gereken bir film. Müzikler gayet başarılı, konu çekimler gayet başarılı. Eh Scarlett Johansson'da bonus :)
Vakum Tüplü Ampli Sahibi Olmanın En İyi Yanı :)

Aslında soruya verilecek cevap çok fazla. Vakum tüplü ampli sahibi olmanın en iyi yanlarından birisi tube rolling coşkusu. Geniş kapsamlı bir yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Bu aralar EF184'lerle oynuyorum. Keyifli :)
Plak Koleksiyonculuğu: Pre-amp Mevzuu

Plak Koleksiyonculuğu yazı dizime devam ediyorum. Serinin son yazısı Plak Koleksiyonculuğu: Plak Standartları‘nda belirttiğim üzere bu yazının konusu pikap katları veya pikap pre-amplifikatörleri. Bu yazımda hifi pazarından ziyade geniş plak koleksiyonları olan ve farklı yıllarda üretilmiş plaklardan oluşan bir arşivi olan meraklıların yaklaşımlarından bahsedeceğim. Plak Koleksiyonculuğu: RIAA Öncesi Plak Özellikleri yazımda farklı yıllarda üretilmiş plaklar konusunda geniş bir listeleme yapmış ve ayrıntılı (aynı zamanda herkes için çok gerekli olmayan) bilgilere yer vermiştim. Bu yazıyla yazı dizimin ilk bölümünün sonuna gelmiş oluyorum. Bundan sonraki bir kaç hafta boyunca boyunca Plak Koleksiyonculuğuna ilk adımlarını atan meraklılar için rehber niteliğinde yazılara yer vermeyi planlıyorum.
Şimdi isterseniz konumuza gelelim.
Yazının ilk paragrafında belirttiğim gibi plakların ortaya çıktığı dönemden bugüne o kadar farklı özelliklere sahip plaklar üretilmiştir ki, ciddi anlamda plak koleksiyonu yapan bir meraklı için bizim hi-fi pazarından tanıdığımız ürünlerden ziyade daha farklı özelliklerle donatılmış ürünler daha uygundur. Örneğin koleksiyonculara yönelik pikaplar konusunda oldukça kapsamlı bilgileri sizlerle paylaşmıştım. Tabii ki hi-fi pazarında bu ihtiyaçlara yönelik ürünler bulabilmek mümkündür ancak fiyatları son derece düşündürücüdür. Tanıştığım, yazıştığım ve sohbet etme fırsatı bulduğum bir çok plak koleksiyoncusu için öncelikler biraz farklı. Uyumluluk sihirli bir kelime gibi sanki.

Rek-O-Kut Re-Equalizer, çok özellikli bir pikap katı; 350 Dolar. Esoteric Sounds'taki dostlarımızdan ilginç bir yaklaşım
Tabii ki imkanı olan plak koleksiyoncularında üst uç sınıf hi-fi sistemlere sahip olduklarını da görüyoruz. Neyse. 1950'liler öncesinde Amerika için, 1960'lar öncesi Avrupa için ve 1975 öncesi dünyanın kalanı için ortak bir plak standardından bahsedemiyoruz. Durum böyle olunca standartlara uymayan plakları keyifle dinleyebilmek için kilit bileşen pikap katları.
Bu amaca uygun plak katlarının olmazsa olmazı yüksek frekanslara yükseltme (aslında patlama demek lazım) yapabilme ve alt frekanslarda kapsamlı bir oynama yapabilme imkanı sunmaları. Bu sayede belirli bir yıl üretilmiş bir plağı bugünün standartlarında dinlemek mümkün oluyor. Anlayacağınız olaya eskiden kullandığımız ekolayzırlara benzeyen bir mantıkla yaklaşmak lazım. Sadece bu kadar değil. Dikey modülasyon kullanılarak üretilen plakları dinlemek için (Pathé/Edison) standardın son derece dışında ayar seçeneklerine ihtiyacımız var. Bunlar tabii ki yeterli değil, Stereo ve Mono ayarlarının yanında özellikle Mono için farklı seçeneklerde olmaz ise olmaz. Mono sağ ve sol kanal, Mono sadece sol kanal, Mono sadece sağ kanal ilk aklıma gelenler.
Tüm bunların dışında pikap katınız ile iğnenizin uyumu çok mühim. Bildiğiniz gibi MM standardında bir pikap kafası kullandığımızda pikap katımızı MM moduna alırız. Ancak MC yani Moving Coil'ler işin içerisine girdiğinde çok daha farklı ayarlar yapmamız gerekir. Basit bir pikap katında MC moduna geçtiğinizde standart bir ayarlama yapılır. Ancak özel bir MC kafa kullanıyorsanız, gain, yükleme empedansı ve omaj olmak üzere farklı bir çok ayar seçeneği ile uğraşmanız gerekir.

Vadlyd MD12. Neredeyse aklınıza gelecek tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek bir ürün. Fiyat: 1.000 Doların üzerinde
Tüm bunların sonunda tahmin edebileceğiniz gibi ortaya çıkan pikap katının üzerinde bol bol düğme olması gerekli. Bir taraftan kafa/iğne için gereken ayarları yaparken, bir taraftan ses frekansı üzerinde ayarlar yapmamız ayrıca diğer bazı özelliklere göre ek seçeneklere ihtiyacımız olacak. İşler karışıyor değil mi?
Ancak şunu unutmayın, muhtemelen ülkemizdeki bir plak meraklısı bu tarz farklı üretilmiş plakları belki de hiç göremeyecektir. Bu yüzden tüm bu yazdığım çizdiğim konuların üzerinde çok fazla kafa yormayın. Eğer bir gün bu denli geniş bir koleksiyonunuz olursa bu tür yazılara geri dönersiniz :)

EMT JPA-66. Eğer yeterince paranız varsa pikap katlarının kutsal kasesi. Hayalimiz :)
Bu tarz ürünlerin neredeyse hepsinin ortak özelliği son derece çirkin olmaları :) Üzerinde o kadar fazla düğme olan bir cihazı tasarlamak son derece zordur. Zaten koleksiyoncuların dünyasında cihazların güzel gözükmesi gibi bir beklenti yok. Ancak yazımın sonunda pikap katlarının kutsal kasesinden bahsetmek istiyorum.
İlk örneği 1940 yılında üretilen JPA-66, pikaplarına, iğnelerine ve neredeyse ürettikleri tüm ürünlere hayran olduğum ve kesinlikle hayır diyemeyeceğim Alman EMT firmasının bir ürünü. Aslında yayıncılık için kullanılan EMT ürünleri haliyle 1950'ler öncesindeki plak standardı karmaşasının içerisinde tasarlanmaya başlamıştır. EMT koleksiyoncularla aynı sorunları yaşayan başta radyo olmak üzere yayın endüstrisine müthiş ürünler armağan etmiştir. Günümüzde EMT efsanevi pikap katı JPA-66'nın yeni versiyonlarını üretmeye devam ediyor. Neredeyse her standardı destekleyecek ayar seçeneklerini üzerinde barındıran ürüne 4 adet (evet yanlış okumadınız tam dört adet) pikap kolu bağlanabiliyor ve her biri için ayrı ayar yapılabiliyor. Tüm bunları okuyunca acaba alınabilecek bir şey mi diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet alınabilir bir ürün ama 10.000 Doların oldukça üzerinde bir tutar cüzdanınızda var ise :)
Haftanın Güzeli 06 Mayıs 2011

Amerikalı Blues/Soul şarkıcısı Cici James’in Jacob Blickenstaff tarafından çekilen bir fotoğrafı
Ereshkigal Dönüyor, Dönüyor...

DIY projem Ereshkigal çeşitli bloglarda ve sitelerde boy gösteriyor. Bu duruma biraz alıştım. Dünya gerçekten küçüldü. Sevgili Reha Arcan bir blog'ta denk gelmiş Ereshkigal'e. Bir ekran görüntüsü aldım anı olması için. Buraya da ekleyeyim.
Bu arada bu durum hoşuma da gitmiyor değil. İtiraf edeyim :)
Etta James - At Last Plak

Etta James (asıl ismi Jamesetta Hawkins) 1938 doğumlu Amerikalı blues, soul, R&B, rock & roll, gospel ve caz şarkıcısı ve ayrıca söz yazarı. Müzik kariyeri boyunca pek çok önemli ödül alan ve meşhur “ Rock & Roll Hall of Fame” ve “Blues Hall of Fame”e ismini altın harflerle kazımış. Hiç şüphe yok ki, 1950'ler ve 60'lar boyunca blues ve R&B dünyasının süper yıldızıydı. Bir çok şarkısı günümüzde hala popüler.
O yıllardaki bir çok müzisyende olduğu gibi James'in hayat hikayesi de son derece şaşırtıcı. Los Angeles, California'da evlilik dışı bir ilişkinin sonucunda doğmuş. Babası ise bir beyaz. Hayatının önemli bir bölümünde onu Yalnız bıraktığı için babasına bir öfke ile büyüyor. Doğuştan gelen ilgi çekici sesi daha 5 yaşına gelmden dikkat çekiyor ve James Earle Hines gibi efsane bir isimden vokal tekniği dersleri alıyor. Bu dersleri çeşitli kiliselerde koroda yer alması takip ediyor. 1950'lerde ailesi San Francisco kentine taşınınca müzik hayatına farklı bir şekilde devam etmeye karar veriyor ve küçük bir grup kuruyorlar. (1)
Bu dönemde James, sadece 14 yaşında olmasına rağmen ilk plak kaydını yapıyor. Bir ölçüde başarı geliyor ve topluluğun ismi “The Peaches” şeklinde değişiyor. 1950'ler küçük bir grup, ilk plak ve küçük başarılar ile sona erip 60'lar geldiğinde James için şartlar değişmeye başlıyor. Bu değişikliğin başlangıcı Chess Records'un alt şirketi olan Argo Records ile yaptığı sözleşme. Sözleşmesini imzalayınca Chess Records'un pazarlama stratejisine uygun şekilde hit şarkılar ve turnelerle geçen ilk yılın ardından James ülke çapında şöhret basamaklarını tırmanmaya başlıyor. İlk hit şarkısı "All I Could Do Is Cry" hemen arkasından gelen "My Dearest Darling" listelerde önemli başarı kazanıyor. Bu dönemlerde tüm Chess müzisyenleri işbirliği halinde. Chuck Berry'nin önemli hit şarkısı "Back in the USA"de James geri vokalleri yapıyor örneğin. Bu sürecin sonunda James'in ilk albümünün yayınlanması için uygun zaman gelmiştir artık. Bu dönemle ilgili keyifli bir film olan Cadillac Records'tan bahsetmeden geçmeyeyim. Hem Chess Records'un tarihçesi hemde film hakkında ayrıntılar için Cadillac Records yazıma bir göz atabilirsiniz.
Gelelim albüme, At Last! Bir müzisyenin kariyerine başlamak için olabilecek en başarılı albümlerden bir tanesidir herhalde. 1960 ila 1961 yılları arasında yayınlanan hit'lere ek olarak albüm Lena Hornes'un üç tane klasik şarkısı ile desteklenmiştir. "Stormy Weather", "I Just Want to Make Love to You" ve "A Sunday Kind of Love". Albümün yapımcıları ve aynı zamanda Chess'in sahipleri Phil ve Leonard Chess albümle bizzat ilgilenmişlerdir. 1960'lardaki başarılı albüm öncesi dönemde yapımcılar James'in sesinin popülerleşme potansiyelini görmüşler ve tam anlamı ile bir R&B albümü yerine Pop listelerini de hedefleyen bir yapıma imza atmışlar. Şarkı listesine bir göz atmak gerekirse;

A Yüzü
"Anything to Say You're Mine" – (Sonny Thompson) 2:35
"My Dearest Darling" – (Eddie Bocage, Paul Gayten) 3:01
"Trust in Me" – (Milton Ager, Jean Schwartz, Ned Weaver) 2:57
"A Sunday Kind of Love" – (Barbara Belle, Anita Leonard, Louis Prima, Stan Rhodes) 3:14
"Tough Mary" – (Lorenzo Manley) 2:24
B Yüzü
"I Just Want to Make Love to You" – (Willie Dixon) 3:04
"At Last" – (Mack Gordon, Harry Warren) 3:00
"All I Could Do Was Cry" – (Billy Davis, Gwen Fuqua, Berry Gordy, Jr.) 2:57
"Stormy Weather" – (Harold Arlen, Ted Koehler) 3:07
"Girl of My Dreams" – (Sunny Clapp) 2:20
Bu düşünce özellikle albüme ismini veren "At Last" şarkısında çok ön plana çıkıyor. Zaten albüm yayınlanır yayınlanmaz "At Last" tam anlamıyla patlamış ve hit haline gelmişti. Günümüzde bile büyük bir keyifle dinlenebiliyor. Şarkı hemen her yeni nesi R&B şarkıcısı tarafından da yorumlanmıştır. Albümde "At Last" gibi orkestral bir alt yapıya sahip olan "Trust in Me." yine hem R&B hem de Pop listelerinde çok başarılı olmuştu. Albümde en dikkat çekici durum, albümün tam anlamıyla R&B değil aynı zamanda blues ve caz tarzlarına göz kırpan şarkılarda bulunmasıdır. "Stormy Weather" ve "A Sunday Kind of Love," caza göz kırpan şarkılar, "I Just Want to Make Love to You" ise başlı başına bir blues klasiği. Albüm baştan sona saydığım müzik türlerine ilgi duyan herkesin seveceği türde.
Speakers Corner, bir süre önce sessiz ve sedasız şekilde Chess kataloğundan yeniden baskılar yapmaya başlamıştı. Bu seriyi yakından takip ediyorum ve her yeni çıkanı almaya çalışıyorum. Plaklar üzerinden yapılan çalışma gerçekten çok başarılı. Etta James - At Last'te de durum farklı değil. Ses kalitesi çok çok başarılı.. Plak ülkemizde de bulunuyor.
(1) Bu yıllarda son derece popüler bir müzik tarzı olan Doo-wop tarzını icra ediyorlar. Bu garip isimli akım rhythm and blues diye bildiğimiz müziğin farklı vokal teknikleri ile geliştirilmiş bir versiyonu. 190'larda ortaya çıkıyor, 1950'lerde çok popüler oluyor. R&B içinde en mainstream akımlardan bir tanesidir
Hakanwork Orange :)

Son zamanlarda hiç bu kadar çok gülmemiştim. Artık klasikleşmiş "Clockwork Orange" afişini alıp isim bölümünde yapılan değişiklik bile yeterliydi ama gözün üzerine bir gözlük kondurmak (1) olayı, tam anlamı ile ruh hastası bir hale getirmiş. Ne dediğinizi duyar gibiyim, aynı şeyi bende söylüyorum zaten; "Allah akıl fikir versin"
(1) Gözlük taktığımı biliyorsunuzdur ama ben yine de hatırlatayım.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
































