Advent Restorasyonu Yapılan İşler Listesi

Evet bir süredir yazmaya devam ettiğim Advent Restorasyon projesindeki yazıları bir listelemenin sırası geldi galiba. Şimdiye kadar toplam 8 bölüm boyunca hoparlörümüzün üzerinde bazı çalışmalar yapmıştık. Aşağıda tüm listeyi toplu halde bulabilirsiniz. Linklere tıklayarak ilgili konu başlığına gidebilirsiniz...
Bölüm I: İlk Tur Zımpara
Bölüm II: Ezik ve Vuruklar
Bölüm III – Ön Yağlama
Bölüm IV: Boya Rötuşları
Bölüm V: Büyük Rötuşlar
Bölüm VI: Büyük Yağlama
Bölüm VII Ayak Yapıyoruz Bölüm I
Bölüm VIII Ayak Yapıyoruz Bölüm II
Sanırım artık son bölümü yazmanın zamanı geldi. Son bölümde hoparlör ön koruyucularını yeniden yapacağız demiştik. Muhtemelen bir hafta içerisinde bu yazıyı da tamamlayıp Advent konusuna farklı açılardan devam edeceğiz.
Electron Luv 845

Josh Stippich, Amerikan hi-fi dünyasında son derece sevilen bir isim. Birçoklarına göre genç yaşına rağmen vakum tüpler konusunda "guru" olarak anılıyor. Aslında biz onu yukarıda fotoğrafı görülen "Electron Luv" tasarımları ile tanıyor olsak da, Stippich'in son derece zorlu tüplerle yaptığı amplifikatörler Amerikan yeraltı hi-fi dünyasında bayağı popüler. "Electron Luv" için yaptığı tasarımlar biraz daha ilgi çekici hatta fantastik olarak nitelendirilebilir. İlerleyen dönemlerde daha karmaşık tasarımlarını da bloğuma taşırım... Yukarıdaki ampli 2002 yılında yapılmış ve 45 tüpler ile sürülen 845'ler güç üretiyor...
Muppet Show - Who Put the Bomp in the Bomp Bomp Bomp
Who Put the Bomp (daha uzun ismiyle In the Bomp, Bomp, Bomp) 1960'ların modası Doo-wop stilinde bir şarkı. 1961 yılında Barry Mann tarafından kaydedilen şarkı ABC-Paramount plak firmasından yayınlanmış. Orijinalinin melodisini alıp bir çok farklı şekilde söylenen şarkı, şehir efsanelerine bakılırsa "Who Put the Bomp" isimli bir müzik dergisinden etkilenilerek yazılmış. Muppet Show versiyonu ise evlere şenlik....
Tertemiz Bir Graham Phantom

Geçtiğimiz günlerde bir Graham Phantom'un ayrıntılı fotoğraflarını sizlerle paylaşmıştım. Kolu tamamen söküp sorunlu olan yerlerini bulmaya çalışacağım demiştim. Sonunda küçücük bir lehim sorunu tespit ettikten sonra kolu eski güzel günlerine getirmeyi başardım. İlk bölümdeki kol fotoğraflarına göz attıysanız kolun biraz kirli olduğunu farketmişsinizdir. Kolun onarım sonrasında yeniden birleştirilmesi sırasında tüm parçaların elden geçtiği, yağlandığı operasyonun sonrasında paketinden çıktığı gün kadar olmasa da, ona yakın bir hale geldiğini düşünüyorum. Umarım daha uzun seneler görevini yerine getirecektir... Aradaki fark büyük...
İlk Hifi Televizyon Reklamı: Müzik Sisteminiz Prestijinizdir

Stereo Mecmuası teknik ekibi her hafta sitemizin istatistiksel verilerini içeren raporları bize gönderiyor. Son bir haftadır bazı kelimelerdeki aramalarda ciddi bir artış dikkatimi çekti; "Müzik Seti" ve Extreme Audio ve türlü şekilde yazılmış hali:)
Allah Allah ne oluyor diyerek bu durumu bir araştırayım dedim. Bu tarz durumları kontrol etmek aslında kolaydır. İlk yapılacak iş raporlarda sitemize yönlendirme yapılan web sitelerini kontrol etmektir. Extreme Audio web sitesinden yönelen aşırı bir trafik olmayınca bu işin içinde bir iş var dedim. Tam bu sırada yanılmıyorsam NTV'de bir program seyreden Seçil, içeriden bağırdı, "Hakan televizyonda hifi reklamı gördüm" O anda bende jeton düştü. Meğer Extreme Audio bir televizyon reklamı hazırlamış. Reklamın sonunda şu cümle var;
"Müzik Sisteminiz Prestijinizdir" Extreme Audio
Bir anda "Müzik Seti" ve Extreme Audio anahtar kelimelerinin nereden geldiği belli oldu. Kuvvetle muhtemel o an televizyon seyredip reklamlara denk gelen kişiler "müzik seti" ve "Extreme Audio" kelimelerini aratıyorlar. Muhtemelen bir an duydukları Extreme Audio'yu da zaman zaman yanlış yazıyorlar. Örneğin Ekstrem (Xtrme, Extrem vs) Audio (Adio, Odyo vs...)
Reklamı bir şekilde bulup seyrettim. Hareketli görüntüler yerine statik görüntülerle hazırlanmış gerçekten ilgi çekici bir reklam. MBL ve özellikle Focal'in yukarıda da gördüğünüz fotoğrafı çok dikkat çekici. Benim bildiğim kadarı ile böylesine bir reklam televizyonlarda ilk kez dönüyor.
Valla ben çok beğendim. Açık konuşayım ucundan köşesinden Stereo Mecmuası'na da faydalı oldu. Eminim ki, geniş kitlelerin de ilgisini çekecektir. Hifi pazarının gelişmesi adına çok önemli bir adım benim gözümde. Reklam başarılı olur olmaz, ancak görünen o ki, farklı kitlelerin ilgisini çekmiş. Sonuçta hifi ile ilgilenen bir kişi Extreme Audio'yu mutlaka duymuştur. Bu kadar insan aramalarda firmanın adını yanlış yazıyorsa demek ki, daha önce hifi ile bir alakası olmamış gibi çok basit bir çıkarım bile yaptım :)
Reklamcılık konusunda uzman değilim ancak kardeşimin uzun senelerdir çalıştığı bir sektör olduğundan dağılım başarısı gibi önemli konuların bu şekilde de ölçüldüğünü en azından araştırıldığını biliyorum. Anlaşılan reklam başarılı olmuş gibi gözüküyor.
Bu işi kim düşündüyse gerçekten tebrik etmek isterim. Bence çok çok önemli bir adım...
not: video şimdilik Youtube üzerinde bulunmadığından ekleyemiyorum. Umarım kısa zamanda yüklenir. Belki de ben bulamadım :)
not2: Meraklısına yukarıdaki fotoğraftaki koltuk, Van Der Rohe ve Lilly Reich tasarımı. Yanılmıyorsam 1920'lerin sonlarında İspanya düzenlenen uluslararası bir fuarda yer alan Alman Pavyonu için tasarlanmış. Sonradan bir pop-art ikonu haline gelmiş. Hastasıyım...
Bir Restorasyon Projesi: Ayak Yapıyoruz Bölüm II

Geçen yazımızda hoparlörlerimizin ayaklarını hazırlamaya başlamıştık. İlk önce zımpara arkasından boyama işlemlerini yapmış ve kurumaları için bir kenara koymuştuk. Kuruma süreci tamamlandığında çok ince bir zımpara ile ayakları oluşturacak parçaları elden geçiriyoruz. Hemen ardından daha önce hoparlörlerimizi yağladığımız endüstriyel ürün ile ayaklarımızı parlatıyoruz. Burada dikkat edilecek şey, yağlama için kullandığımız pamuklu bezi çok bastırmamak.

Yukarıdaki fotoğrafta görebileceğiniz gibi ham ağaçtan oldukça farklı bir ton elde etmeyi başardık. Bunu orada burada kolaylıkla bulabileceğiniz malzemelerle yapmak son derece keyifli. Yağlama işlemi bittikten sonra ayaklarımız harika gözüküyor.

Şimdi tek yapmamız gereken ayakların kurumasını beklemek. Kuruduktan sonra ayakların alt ve üstünü hangi malzemeler ile kaplayacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Aklıma iki farklı malzeme geldi, kauçuk ve keçe. Bu konuda bir deneme yapmayıp direkt olarak keçe kullanmaya karar verdim. Doğal malzeme kullanmak her zaman en iyisidir:) Özel keçe parçalarından uygun ölçülerde kesip hızlı ve güçlü bir yapıştırıcı ile ayaklara yapıştırdım. Böylelikle ayaklarımı da tamamlamış oldum. Bir sonraki adımda hoparlör toz korumalarını sıfırdan yapacağım.
Devam edecek....
iLP

Geçtiğimiz hafta ION firmasının saçma duvara asılabilir pikabından bahsetmiştim. ION'un web sitesine baktığımda farklı tasarımlar dikkatimi çekti. Bunlardan bir tanesi iLP kodlu ürünleri. Aslında hikaye gene aynı, çaldığınız plağı bir arayüz vasıtası ile iPhone, iPod veya iPad'inize dijital formatta atabiliyorsunuz. Ancak tasarım dikkatimi çekti. Aslında son bir kaç aydır ION gibi firmaların özellikle Amerikan pazarında daha aktif olmasını sağlayacak tasarımlar yaptıkları dedikoduları vardı. Anlaşılan dedikoduların altında gerçek yapı varmış. Yukarıdaki modelde iPhone dock sistemini çıkardığınızda geriye kalan pikap giriş seviyesinde bayağı alıcı bulacaktır...
Ikea Hoparlör Ayağı

Geçtiğimiz günlerde şans eseri Ikea'nın ürettiği bir hoparlör ayağından haberim oldu. Aslına bakarsanız tam anlamıyla şans! Shahinian Acoustic tarafından üretilmiş çeşitli hoparlörlerden bahsedilince web sitesine bakayım dedim. Burada firmanın ürettiği Super Elf kodlu biraz büyükçe -veya hormonlu- monitörlerin altında gördüğüm bir stand ilgimi çekti. Tasarımcı Ikea'da 25 Dolara satılan bu stand'lerin kullanılmasını önermiş. Ikea'da hoparlör stand'i satılıyor da, benim mi gözümden kaçtı diyerek başladım araştırmaya. Sonunda firmanın 1980'lerde ürettiği stand'lere ulaştım. Kompass kodlu stand'ler gerçekten 25 Dolara satılıyormuş. İlerleyen yıllarda ürünü yenilemişler ancak kalite düşünce popülerliğini yitirmiş ve sonunda üretim hattından çekilmiş. Yukarıda Kompass'ın nasıl bir ürün olduğunu görebilirsiniz. Aslında bugün kolaylıkla üretilebilecek bir yapısı var gibi...
Aşağıda ise Kompass stand üzerine yerleştirilmiş Shahinian Acoustic Super Elf hoparlör görülebilir.

The Dog Strikes Back
Geçen sene Volkswagen, minik bir Darth Vader kullandığı reklamları ile benim gibi Star Wars severlere sempatik bir selam göndermişti. Bu sene yeni çıkarttıkları Bettle modeli için yine Star Wars evrenine selam çakan bir reklam yapmışlar. Bu reklamın uzatılmış bir versiyonu. Yine oldukça keyifli. Bu arada iki kelime de araba için söyleyeyim, hiç beğenmedim :)
İzmir Ne Acayip Yersin...

Yahu mevsimlerin iyice kafası karıştı. İzmir'de 2 Şubat günü kar topu savaşı yaparken soğuktan canımız çıkmıştı çok değil 3 gün sonra neredeyse denize girilecek bir hava var. Pazar günü öğlen saatlerinde Çeşme'de mayonuzu giyip neredeyse güneşlenebileceğiniz bir hava vardı. Şu denize girilmez mi... Güneş ortalıktan kaybolunca hava soğudu tabii ama olsun...
Her şeyi garip memleketimin...
Bir Restorasyon Projesi: Ayak Yapıyoruz Bölüm I

Bir önceki yazımda hoparlörlerin sürücü bölümlerine bakmış ve ufak rötuşlar yapmıştım. Şimdi sırada hoparlör ayakları konusu var. Hoparlör ayağı için çeşitli denemeler yaparak olaya başladım. Kloss hoparlörlerin altına briket tarzı bir yükselti koyup dinlemeyi öneriyordu. Benim oturma ünitem yerden biraz alçak olduğundan bir briketin yüksekliği olan 8,5-9cm bana biraz fazla geldi. Bunun üzerine farklı yüksekliklerde denemeler yaptım hatta hoparlörü bir stand üzerine yerleştirdim. Anlaşılan o ki, bu hoparlör spike'lardan (hani o sivri ayaklar) pek hoşlanmıyor. Denemeler yaparken Cardas'ın Myrtlewood parçaları ile şaşırtıcı bir performans elde edince ayak yüksekliği belli olmuştu, yaklaşık 6.6 cm..
Hal böyle olunca elimde bulunan Myrtlewood'ları hoparlörlerin altına yerleştirmeye karar verdim. Ancak pre-amplimin altında duranları yerinden kaldırdığımda sistemin genel sesinde sorun oluştu ve böylelikle 3 adet Myrtlewood pre-amplimin altındaki yerlerine döndü. Durum böyle olunca hoparlörlerin arkasında frekans ayar bölümüne Cardas'ları yerleştirmeye karar verdim. Eksik olan bir adedi ise sağolsun sevgili Ali Erkol tedarik etti.

Ayakları yapmak için aklıma gelen çözüm ham ağaçtan uygun parçalar kestirmekti. Kayınpederimin tanıdığı bir marangoz bu işi benim için halletti. Aklınızda bulunsun bir marangoza ölçüler kesin ve kati şu olacak dediğinizde böylesine küçük işleri başlarından savıyorlar. Ancak 6.5-7cm arası deyince dakikada kesiyorlar. Ölçüler milimetrik değil ya:) Arada kalan fazlalığı evde kendi imkanlarınızla düzeltebilirsiniz. Benim ayakların bana maliyeti sıfır Lira oldu.

Ayaklar elime ulaşınca ilk işim bütün köşeleri yuvarlatmak oldu. Arkasından ağaçları güzelce zımparaladım. Zımparala işlemi bitince ağaçları hoparlöre uygun bir renge boyamam gerekiyordu. Bunun için yine ayakkabı boyası temelli bir karışım hazırladım. Kat kat boyama işleminden çok daha hızlı bir çözüm. Buradaki yazımda konuyla ilgili ayrıntılar bulabilirsiniz.

Adım adım ağaç parçaların tüm yüzeylerini boyadım. Bu işlem biraz pis bir iş. Ayaklarda kullanacağınız parçalar aslında gözükmeyecek normal koşullarda çok özenmenize gerek yok. Ancak bende bir kere yapıyorum tam yapayım mantığı olduğundan ağaç damarlarını ortaya çıkartacak şekilde koyu ve açık tonları birbirine yedirerek yavaş yavaş boyama işlemi yaptım. Tüm boyama bittiğinde parçaların kuruması için bir kaç gün bir kenarda bırakın...
Devamı gelecek...
Heyo! Nice Mutlu Yıllara...
“sonsuza kadar yatabilen
ölü değildir,
ve tuhaf uzak zamanlarda
ölüm bile ölebilir”
Bugün itibarı ile kırkıma bir adım daha yaklaştım. geleneksel olduğu itibarı ile kendime bir doğumgünü videosu seçtim. Bu bloğu takip edenlerin binbir versiyonuna denk geldikleri Magma'nın "De Futura"sı oldu seçimim. Bu versiyonunun çekim kalitesi biraz kötü olmakla birlikte basçı Bernand Paganotti'nin yine enstrümanının başında olması ve ayrıca kemancı Natalia Ermilov'un da sahnede olması meraklılar için güzel bir sürpriz. Ayrıca iki davul ve perküsyonlar da işi daha da güzelleştiriyor.
Ne diyeyim, iyi ki doğdum yahu :)
Graham Phantom ve Bol Bol Fotoğraf

Geçmişten bugüne bir çok kol geçti elimden, bir çok pikap kolunu da incelemişimdir. Kol dünyasında bir noktadan sonra fiyatlar inanılmaz boyutlara çıkıyor. Ancak verilen binlerce doların karşılığını her zaman aldığımızı söyleyebilmek zor. Biliyorsunuzdur ben uzun zamandır SME Series V kullanıcısıyım. Mutlu mesut yaşıyoruz onunla. Bana sorarsanız verilen parayı hakeden bir koldur SME V. Bunun en önemli yapım kalitesi ve ödenen paranın karşılığında alınanlar. Ancak bu kolu bir çok pikap üzerinde kullandığınızda biraz soğuk bir ses elde ediyorsunuz. Ancak Gyrodec ve benzeri süspansiyonlu pikaplarda SME performansının en uç noktalarına ulaşıyor. Neyse konumuz SME değil ama konuyu SME'den bağlayacağım. Graham Engineering tarafından üretilen Phantom serisi benim gözümde verilen her kuruşu hakeden kollardan. 5.000 Dolar ve üzerindeki fiyat etiketi olan bir koldan beklentimiz her zaman şunlardır; ayarlar tutacak, elimizde her türlü ayar için gereken enstrümanlar olacak.
Fotoğraflardaki kol biraz kirli ancak kablolarında bir sorun olduğundan ilerleyen saatlerde tamamen sökülecek. Yapacaklarım bittiğinde tertemiz olacak :) Hazır kolla oynarken aşağıda çektiğim bir kaç fotoğraf var. Belki ilginizi çeker...

Yukarıdaki fotoğrafta plak dinlerken kolu yükseltmemize yarayan bölüm sağda görünüyor. Kol unipivot olmasına rağmen bu mekanizma mükemmel şekilde işliyor. Kolu neden yükseltmek gerekir derseniz, 180 veya 200Gr plaklar standartlar plaklara göre daha yüksektir ve optimal ayarlarla dinleyebilmek için kolu alçaltıp yükseltmek gerekir... Şart mı değil tabii ki...

Kolun yanal açısını optimize etmek için Graham mühendisleri mıknatıs kullanmışlar. Bu sistem anti-skating mekanizması ile de bağlantılı. bence mükemmel bir çözüm. Mıknatısların yüksekliğini ayarlayarak kolun yanal açısını optimize ediyorsunuz.

Ağırlık ayarlamak gerçekten çok kolay. Yukarıdaki fotoğrafta kolun arka kısmı var. Buradaki vidayı sağa sola döndürürerek ağırlığı ayarlamak çok basit. Ne sıkılacak bir allen ne de ek bir somun var. Hemde çok hassas ayar yapılabilmesi akıllıca bir çözüm.

Kolun unipivot olduğunu yazmıştım. Yukarıda pivot noktasını görüyorsunuz. Kol tasarımcıları ters unipivot bir kol yapısı geliştirmişler.

İstediğiniz zaman bu noktayı söküp takmak çok kolay. Yukarıdaki fotoğrafta pivot bölümü yerine yerleşiyor. Güzel tasarlanmış bir vida formu parçayı yerine çevirerek takmanız yeterli. Çok akıllıca...

Yukarıdaki fotoğrafta pivotun karşılığı yani oturduğu bölüm görülüyor. Buraya eğer isterseniz damping için özel bir sıvı eklemeniz mümkün. Damp ile veya dampsız arzu ettiğiniz gibi kullanmanız mümkün. Bu bölümün işçiliği bence birinci sınıf...

Kolun tüp kısmını çıkartmak mümkün. Bu bölüme zaman içerisinde farklı armtube'ler takabiliyorsunuz. Alüminyum yerine sermaik ve titanyum seçenekleri var. Tabii fiyatlar oldukça yükseliyor...

Tüp kısmını kolaylıkla ana gövdeye takabiliyorsunuz. Buradaki tek soru; bir kol üzerinde bu kadar konektör iyi bir şey mi değil mi? Kolun genel performansına bakılırsa, Graham işi bir şekilde çözmüş :)

Kolun anti-skating mekanizması çok zekice tasarlanmış. Diğer tarafta yukarıda gösterdiğim mıknatıslı bölümle bağlantı sağlanmış. Kaldıraç bölümünün sonundaki ağırlığın yönü oynanarak merkez kuvveti önleniyor. Tabii bunu yaparken kolun ana bloğu da hareket halinde...
Eh artık kolun sökülme zamanı geliyor. Merak etmeyin söküm aşamaları adım adım sizlerle paylaşmayacağım. Oldukça hassas bir iş olacak ve bu ruh hastası işlemin sanırım kimseye faydası olmayacaktır. Belki ilerleyen günlerde kolun elden geçmiş halini sizlerle paylaşırım.
İzmir'de Kar Coşkusu

2 Şubat'ta yani dün uzun seneler sonra keyifle kartopu oynamak nasip oldu. Kordon'da genç yaşlı hemen herkes birbirine kartopu fırlatırken bütün sorunları unuttuk, bol bol eğlendik. İnsanlar bol bol fotoğraf çektiler ama benim aklıma gelmedi. Yukarıdaki fotoğraf valide sultanın yani Şehzanecez'in objektifinden :)
Umarım bir sonraki kar coşkusu için bir on sene daha beklemeyiz.
2012 Hi-fi Yapılacaklar Listesi

1- Stand konusunda bir devinim yaşamak. Çok uzun zamandır stand'ımı değiştirmek gibi bir düşüncem var. Aslında şöyle modern tasarımlı ucundan köşesinden hi-fi bakış açısına sahip bir şeyler tasarlamak istiyorum. Bendeki Michell Gyrodec biraz büyük olduğu için stand'ın üst bölümünün biraz geniş olması lazım. Buna amplimin ısınması eklenince dikey yerleşim biraz sorun haline geliyor. Aklımın bir köşesinde Timpani'de gördüğüm pARTicular stand'ler var. Ypsilon modeli senelerden beri çok hoşuma gider. Bunun yanında Finite Elemente ile Rethm hoparlörlerin tasarımcısı Jacob'ın tasarımları da şahsi favorilerim arasında. İnceden çizim masasına oturmak lazım. Hazır bir şey almak istemiyorum.
2- Michell Gyrodec restorasyon projesi. Bu senenin önemli bir diğer projesi Gyrodec'in zamana meydan okumakta zorlanmaya başlayan altın bölümlerinin yeniden kaplanması. Altın kaplama çok zor bir şey olmasa da, bu konuda iyi iş çıkartan bir yerler bulmak şart. Tasarımcı arkadaşım sevgili Deniz bu konuda zaten araştırmalar yapıyor. Bende onun arkasına takılacağım sanırım :) Bu iş için küçük bir bütçe yeterli olacak.
Gyrodec'in bendeki modelinin record clamp'i son derece değişiktir ancak ben buna hiçbir zaman sahip olamadım. Bu sene de geçmiş senelerde olduğu gibi orijinal parçayı arama çalışmalarım devam edecek. eBay deniz, ben kum aramaya devam.
3- SME V, tamamen sökülecek. Tüm parçalar yağlanacak özellikle de açık bulunan damp sıvısı havuzu elden geçirilecek. Sanırım en son bakımı bundan 5 sene kadar önce yapmıştım. Eh artık zamanı geldi.
4- Bu sene biraz kablo devinimi yaşayayım diyorum. Değişik bir şeyler denemek lazım. Sistemdeki hoparlör kabloları kalıcı, geri kalan her şeyi oynayabilirim. Belki DIY kabloların sarımlarını yeniden düzeltirim. 5-6 senedir onlara el atmıyordum bu sene biraz çalışmak lazım.
5- Havalar ısınınca Ankara'ya gidilerek yeni hoparlörler İzmir'e taşınacak. Bu kısmı bende heyecanla bekliyorum. Sevgili Tolga ehliyetini kaptırma bir zahmet! Bu sürecin ardından bir stand devinimi yaşamak şart olacak herhalde...
6- EMT'nin pikap iğnelerinin büyük bir bölümünü dinledim. Beni fena etkiledi. Bütçede biraz ayarlama yapıp uygun fiyat etiketi olan modellerden bir tanesi alınmaya çalışılacak. Şimdiden TSD serisinin fiyat performans oranının mükemmel olduğunu düşünüyorum. Bakalım benim sistemle uyum sağlayacak mı?
7- Ev/ofis sistemi için küçücük bir tüplü ampli yapılacak. Ne bileyim EL84 gibi bir tüp gayet sempatik olabilir. İkinci el pazarında denk gelirse belki uğraşmadan satın alınabilir. Bir yerlerde bu işler için ayırdığım eski bir radyo vardı. Belki bir başlangıç noktası olur. Depoda onu bulmak lazım...
8- RCA 2A3 tüplerden bir çift daha satın alınacak. Aslında torunlarımın bile kullanacağı kadar tüp stoklamış olsam da, kendimi durduramıyorum bir türlü. Bu da ayrı bir fetişizm...
9- Revox B-77 bu sene yeniden toplanacak, arızaları giderilecek. Ufak tefek elektronik ihtiyacı mümkün ise yurt içinden yok olmuyorsa yurt dışından karşılanacak. Sanırım bu konuda biraz profesyonel yardım almam gerekecek gibi.
10- Liste daha uzar uzamasına da galiba bu sene en çok yatırımı yine plaklara yapacağım. Aklımda almak istediğim bayağı bir şey var.
Bir Restorasyon Projesi: Hoparlör Sürücülerine Bakalım

Bir süredir restorasyonuna devam ettiğim Large Advent'in sürücülere ev sahipliği yapan bölümünde çok fazla çalışma yapmama gerek yoktu. Bendeki Advent'in seçeresine baktığımda son nesil ceviz kaplamalı yuvarlatılmış çerçeveli modellerden olduğunu biliyorum. Bu modellerin en karakteristik özelliği "fried egg" (pişmiş yumurta) denilen tiz sürücüsü. Bunun yanında 12" boyutundaki bir metal çerçeve içerisine yerleştirilmiş 10" mid/bas sürücü hoparlörün karakteristik özelliği. Bu hoparlör Kloss'un Advent markası altında tasarladığı son hoparlör. İyileştirilmiş kros-over ve daha iyi bir toz örtüsü hoparlörün diğer bilinen farklılıkları. Kloss hakkında bilgiye buradan ulaşabileceğiniz hatırlatıp konuya devam edeyim...
Sürücüler gayet iyi durumda olduğu için bu bölümde fazla bir işim yok. Sadece sürücüleri çıkartıp kontrol ettim, kros-over üzerinde arızalanmış veya yıpranmış bir komponent var mı diye baktım. Kontrollerim bitince tüm aksamı yerine taktım.
Siyah kabin yüzeyindeki hataları rötuşladım ve hoparlörün metal çemberinde dökülmüş bir yeri zımparalayıp yeniden boyadım. Böylelikle bu bölümdeki çalışma bir kaç saat içerisinde bitti.
Hoparlör üzerinde herhangi bir modifikasyon yapmayacağım. Bu konuda bence bir sıkıntılı durum var. Genel görüş, hoparlör içi kablolamanın değişmesinin veya kros-over üzerindeki kapasitörlerin değişmesinin, hoparlörleri fersah fersah ileriye götürdüğü düşüncesi. Ben bu konuda pek emin değilim. Hi-fi dünyasında öğrendiğim en önemli şey, bir şeyin getirisi olduğu kadar götürüsünün de olduğudur. Bir anda bu tarz değişiklikler yapmak yerine ille bir şey yapılacaksa bunun adım adım yapılması ve her halükarda geriye dönüş olasılıklarının ortadan kaldırılmaması önemlidir. Ben önümüzdeki dönemlerde hoparlörü şu an ki şekliyle kullanmayı planlıyorum. Belki uzun seneler sonra biraz oynama yaparım...
Bir sonraki yazımda hoparlör ayaklarına girişiyorum...
Absürd Plak Kapakları: Elliot Lawrence

Elliot Lawrence döneminin meşhur yapımcısı Stan Lee Broza'nın oğlu. Lawrence müzik kariyerine erken yaşlarda başlamış, daha 20'li yaşlarında bir dans müziği orkestrası kurmuş. İlerleyen yıllarda caz müziği orkestraları kurup çeşitli plak şirketleri için kayıtlar yapmış. 1950'lerin ortasında yayınladığı Elliot Lawrence Band Plays Gerry Mulligan plağı ile ilgi çekmiş ve hemen arkasından yayınladığı 1956 tarihli Music of Elliot Lawrence plağında bazı bilindik caz müzisyenleri ile çalışmış. Sonrasında ise yukarıdaki gibi plaklarla kariyerini devam ettirmiş. Aslında kapağa bakınca bayağı esprili :)
Hakancez Kulaklıkların Büyülü Dünyasında: Stax Coşkusu

Stax, Japonların kulaklık dünyasındaki en egzotik temsilcisi. 1960'lardan itibaren ürettikleri ilginç kulaklıklar ile tüm dünya tarafından tanınan firma, kulaklıklarını, kulak hoparlörü olarak nitelendiriyor. Firma geleneksel olarak ürettiği kulaklıklarda ilginç teknolojiler kullandığı için, kulaklılarını çalışmak için gereksinim duyduğu voltaj ve empedans değerlerini karşılayabilecek özel ampliler üretiyor.

Firmanın bir çok kulaklığını kendi ürettiği özel amplilerle kullanmaktan farklı bir seçeneğinizin olmaması belki ilk adımda düşündürücü olabilir ama Japon firma, amplilerinde her türden ayrıntıyı düşündüğünden ve oldukça üst sınıf bileşenler kullandığından endişelenmenin gereksiz olduğunu anlıyorsunuz. Zaten kulaklıları kulağınıza taktığınızda tüm endişeler yerini keyfe bırakıyor.
Stax kulaklık amplisinde hibrid bir yapı kullanıyor. Genel olarak giriş katında 2 adet 6FQ7/6CG7 tüp kullanılıyor, çıkış katı ise solid state yapıda. 6FQ7 tüplerle oynamak büyük keyif. Ancak standart üretimler yerine General Electric'in 1960 sonralarında ürettiği tüpleri denk getirirseniz tüm arayışlarınızın sona ereceğini söyleyebilirim. Bu güzel tüpler, çok düşük mikrofoniğe ve dip gürültüye sahip. Eğer denk gelirse benimki gibi eşlenmiş bir çift tüp ile hayat boyu bir daha tube-rolling yapmanıza gerek yok. Bu tüpler zamanında bol bol üretildiğinden çok pahalı değiller. Mükemmel bir çiftini 100 Dolara satın alabilirsiniz. Tabii ki daha özel bazı tüpler de mevcut ancak bunlar zaman içerisinde şansınız var ise denk gelebilecek türden.

Stax SRM-T1, 1980'lerin sonlarında üretimine başlanan bir ampli. Ampli ufak farklılıklarla 90'ların sonuna kadar üretilmiş. Benim kullandığım modelde 2 adet RCA girişine yer verilmiş. Daha sonraki versiyonlarda 1 adet RCA bir adet XLR giriş kullanılmış. Her iki giriş birbirine paralel yapıda. Girişler arasında geçiş yapmak için herhangi bir selektör konmamış.

Preamplinin en hoşuma giden özelliklerinden bir tanesi ses kontrolü. Stax mühendisleri, çok ilginç bir tasarım yaparak eğer istenirse sağ ve sol kanalın ayrı ayrı ayarlanmasını sağlamış. Biraz irice kontrolöre ilk bakışta bu ayrıntıyı göremiyorsunuz. Ancak zaman içerisinde cihazı kurcaladıkça fark etmemeniz mümkün değil.

Preamplinin ön bölümünde 2 adet Pro, 1 adet Normal kulaklık girişi var. Bu girişler Stax'ın 5 veya 6 pin'li girişleri. Stax SRM-T1 aynı anda iki adet kulaklılığı kullanmanıza izin veriyor. Bir adet kulaklığı zar zor bulmuşken ikincisi benim için biraz lüks olacaktır açıkçası :)

Kulaklık ise bambaşka bir alem. Stax, elektrostatik yapıyı kulaklıklarına uygulamakta başarılı olmak için neredeyse 20 sene boyunca araştırma geliştirme yapmış. Yazılan çizilenlere göre 1980 ve sonrasındaki ürünlerde bambaşka bir yere gelmiş tasarımcılar. Tüm bu gelişim süreci sırasında Stax'ın ürettiği bir de hoparlör var. Elektrostatik yapıdaki bu hoparlör neredeyse tüm Uzakdoğulu odyofillerin kutsal kasesi. Bu ilginç hoparlörleri dinleyen hemen herkes çok etkilenmiş.
Yazılan çizilenlere göre QUAD'ın meşhur ESL-57'si ve Author Janszen'in 1960'larda yaptığı tasarımla beraber elektrostatik hoparlör dünyasının en önemli tasarımlarından bir tanesi olan bu hoparlör hakkında çok az bilgi bulabiliyorsunuz. ESS-3A, ESS-4A, ESS-6A , ESS-12 modelleri için ise daha fazla bilgi bulabilmek mümkün.
Tüm bu süreç boyunca Stax mühendisleri elektrostatik panelleri iyice küçültmeyi ve mükemmelleştirmeyi başarmışlar. SR-Lambda Signature bu sürecin 1980'lerin sonlarındaki temsilcisi. Çok başarılı olan model ufak tefek geliştirmelerle 90'ların sonlarına kadar üretimde kalmış.

Kulaklık son derece büyük yapıda. Klasik bir kulaklıktan daha büyük olmasına rağmen oldukça hafif. Bunda kullanılan plastik parçaların büyük etkisi var. Fotoğraflarda gördüğünüz kulaklıkların 30 yaşından büyük olduğunu göz önüne alırsanız malzeme kalitesini birazcık hayal edebilmeniz mümkün. Stax günümüzde bile eskiden ürettiği tüm modellere desteğini sürdürüyor. Kulaklık pad'leri EP-234BR başta olmak üzere hemen her yedek parçayı bulabilmek mümkün. Kulaklığın belirli bölümleri deri ve süet kullanılarak üretilmiş. Bunun en önemli sebebi insan derisinin hassasiyetine uygun malzemeler kullanmak. Bu arada deri ve süet kısımlardaki hastalık derecesindeki ayrıntılar insanın hayranlığını artıran cinsten. Her kulaklığın sağ ve sol bölümlerindeki dikiş sayısı ve dikiş noktaları aynı. Nasıl malzemeler kullanıldıysa aradan geçen yıllarda en ufak bir sorun oluşmamış.
Kulaklık kullanıcılarının en önemli sorunları ergonomidir. Bunun yanında benim gibi gözlük kullananlar açısından kulaklığın gözlük çerçevesine yeterli boş alanı yaratması mühimdir. Sanırım Japonya'da gözlük kullanımının oldukça yoğun olması sebebi ile bu noktaya özel önem verilmiş. Ancak ne olursa olsun benim gibi kulaklıkla çok rahat edemeyen insanların 40-45 dakikada bir küçük bir ara vermesi iyi oluyor. Benim gibi plak dinliyorsanız kulaklığı çıkartıp plak değiştirmek iyi bir fikir olabilir.

Ben biraz şans eseri Stax'ın orijinal uzatma kablosunu da kullanıyorum. Buna rağmen arada sırada ara vermek iyi oluyor :)
Gelelim ses performansına.
Ben Stax SRM-T1 ve SR-Lambda Signature kombinasyonunu sistemime bağlı şekilde kullanıyorum. Audio Analogue Bellini preamplifikatörün pre-out çıkışı Stax'ın girişlerinden bir tanesine bağlı durumda. CD çalarım ise ikinci pre-out ile SRM-T1'e doğrudan bağlı. Bellini'nin pre-out'unu kullanma sebebim pikap katı olarak bu cihazı kullanmam. Pikap ise Gyrodeck Mk III üzerinde SME Series V kol ve Goldenote Boboli Signature iğne.
Şimdi açık konuşmak gerekirse benim önceliğim her zaman müzik setim. Bunun en önemli sebebi müziğin bizim evimizde önemli bir yeri olması. Ailecek müzik dinlemeyi sevdiğimizden kulaklığın asosyal tarafı benim için pek uygun değil. Ancak gecenin ilerleyen vakitlerinde etrafı rahatsız etmeden müzik dinlemek için kulaklık benim için olmaz ise olmaz. Aslında bir Grado SR 80i almak için yola çıkmışken denk geldik Stax kombinasyonu ile. Beklentim oldukça iyi performans alacağım yönünde idi ancak böyle bir şey beklemiyordum doğrusu. Kulaklıklığın detay performansı neredeyse çok üst sınıf hoparlörler düzeyinde. 30 senelik bir kulaklık bu performansta ise yenileri nasıldır diye düşünmeden edemiyorum. En şaşırtıcı şey ise bas performansı. Kağıt gibi bir panelden böyle bir bas nasıl elde edilir hiçbir fikrim yok. Kulaklığı ne kadar iyi bir kaynak ile dinlerseniz performansı o derece artıyor.
Stax geçmişten bugüne her zaman ilginç kulaklıkları ile bu dünyanın farklı bir yerinde olmuş olabilir. Evet pahalılar ancak imkanı olanlar bu dünyaya hiç korkmadan girebilirler.

Kulaklık dünyası müzik dinleme alanında oldukça kendisine özgü bir yere sahip. Günümüzde düşen fiyatlar ve artan performanslar ile iyi bir ampli fiyatına çok iyi bir kulaklık sistemi kurabilmeniz mümkün. Uzun süre kulaklık kullanmaktan rahatsızlık duymuyorsanız bambaşka bir dünya ile mutlaka tanışın.
Benim içim ise geç saatlerde müzik dinlememe olanak sağlayan ve müzik sistemimin bir parçası kulaklık sistemim. Ancak bazı günler akşam olsun da kulaklıklarımın takıp müzik dinlemeyeyim dediğim de olmuyor değil.
Psvane WE300B

300B tüp kullanan ampli sahiplerinin hepsinin hayali birgün bir set Western Electric 300B'ye sahip olmaktır. Hele ki 1940′ların Western Electric 300B’lerin bir çiftine sahip olabilmek hiç kolay değil. Aslında bundan 6-7 yıl önce Amerika'daki Western Electric üretim hatlarından bir parti 300B meraklılara sunulmuştu. Bu dönemlerde ortalık birbirine girdi tabii ki. Üretilen ürünler bir anda bitince hemen herkes bu üretimin devam edeceğini zannederken işler hiç öyle yürümedi ve 2012 itibarı ile herkes Western Electric'in yeni üretimlerini bekliyor. Benim aldığım duyumlara göre 2012 senesinde de WE 300B görmeme olasılığımız çok yüksek durumda. Aslında bu sene üretim planlanıyor dedikoduları vardı ancak anlaşılan bir sorun var ortada.
Bekleyiş uzadıkça meraklılara yeni ürünler sunuluyor. Bunların herbiri orijinal 300B'lerin birebir kopyası olduğu iddiasında. Sizlere daha önce Japon Takatsuki firmasının ürettiği WE 300B kopyaları TA-300B'den burada bahsetmiştim.
Şimdilerde yeni bir seçenek daha beliyor ufukta. Çinli Psvane firması orijinal tüplerin birebir kopyası olduğunu iddia ettiği 300B'leri pazara sürmeye hazırlanıyor. Yazılan çizilenlere göre kullanılan malzeme, işçilik, iç ve dış boyutlar hatta vidalara kadar her ayrıntı orijinal Western Electric üretimleri ile aynı(ymış)
Şu sıralar ön siparişlerin alınmaya başlanmış. İki lambadan oluşan ve özel kutularda satışa sunulacak 300B tüplerin fiyatı bir çift için 1.000 Dolar seviyesinde...
Meraklılara duyurulur :)
Stereo Mecmuasına Yeni Duvar Kağıdı

Stereo Mecmuası'nın eski arka planındaki Williamson amplifikatör devre şemasından artık gına gelmişti ve değiştirmeye karar vermiştik. İnternette boş boş gezinirken yukarıdaki duvar kağıdına rastladım ve pek hoşuma gitti. Hemen sitemize ekledim tabii ki. Şu an bu illüstrasyonla ilgili bilgileri arıyorum. Son derece keyifli bir çalışma yapılmış. Belki daha fazla bilgi bulabilirim...
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
































