Gwilym Simcock - Good Days At Schloss Elmau CD



"Good Days At Schloss Elmau" albümü ilk elime geçtiğinde bir işlerle uğraşıyordum ve CD kitapçığını okumadım. Sadece dinledim ve hoşuma gidince bir kez daha dinlemek için kenara koydum.

Müzik setinin tekrar başına geçtiğimde albüm kitapçığını açıp okumaya başladım ve bir yandan da internet üzerinden araştırma yaptım. İsmini asla doğru yazabileceğimi düşünmediğim Gwilym Simcock geç bir müzisyen. 1981 doğumlu. CD kitapçığında bulunan resmine bakınca yaşının genç olduğunu anlamıştım.



Hem caz hemde klasik müzik çevrelerinde piyano çalma tekniği beğenilen bu genç müzisyen bol bol ödül almayı başarmış. İlk albümü olan Catalyst 2003 ylında yayınlanmış ve 8 sene içerisinde bayağı albüm yapmış. Gerçekten dopdolu bir diskografisi var. Simcock sanırım Galler kökenli ve çok erken yaşta piyano çalmaya başlamış. Galler kökenli olduğu sonucunu garip isminden anlamıştım zaten doğduğu kenti görünce tespitimin doğru olduğunu gördüm. Neyse.. Erken yaşta piyano çalmaya başlayan Simcock ilerleyen dönemlerde dikkat çekiyor ve çok iyi okullarda eğitim görüyor. Belki piyano çalma tekniğini bu denli geliştirmesinin sebebi hem caz hemde klasik müzik eğitimcilerinden dersler almış olması. Tüm bu sürecin sonunda Simcock, Kraliyet Müzik Akademisinden en yüksek derece ile mezun oluyor ve müzik kariyeri başlıyor.

2008'den itibaren en iyi salonlarda konser verme şansını yakaladığı gibi kendi trio'sunu kurma fırsatı buluyor. Hatta bu dönemde İngiliz devlet televizyonu BBC'de programlar bile yapmış. Kariyer başlangıcı için müthiş değil mi?

Kendi trio'su ile başarılı performanslara imza atan Simcock, sonunda Avrupa'da da ilgi çekiyor ve özellikle Almanya'da başarılı oluyor. Günümüzde bir çok önemli müzisyen ile çalışmalarına devam ediyor. Anlaşılan Simcock, caz yolunda devam edecek gibi...



Gelelim albüme. İlk önce şarkı listesi;

1. These Are The Good Days - 06:06 (Gwilym Simcock)
2. Mezzotint - 06:37 (Gwilym Simcock)
3. Gripper - 06:35 (Gwilym Simcock)
4. Plain Song - 05:49 (Gwilym Simcock)
5. Northern Smiles - 05:44 (Gwilym Simcock)
6. Can We Still Be Friends? - 12:17 (Gwilym Simcock)
7. Wake Up Call - 05:27 (Gwilym Simcock)
8. Elmau Tage - 09:28 (Gwilym Simcock)

Görebileceğiniz gibi tüm besteler Simcock'a ait. Bestelerde kendi çalış stilini ön plana çıkartmış. Olması gerektiği yerlerde olması gerektiği kadar nota anlayışı hemen ön plana çıkıyor. Abartıdan uzak son derece huzurlu bir albüm bu. ACT'ın Schloss Elmau kayıtları ilerleyen yıllarda herhalde solo piyano albümleri sınıfında referans kayıtlardan bir tanesi olarak tarihe geçecek. Kayıt yine mükemmel. Solo piyano albümlerinden sıkılıyorum diyenlerin dahi göz atması gereken bir çalışma. Gwilym Simcock ismini tanımaktan mutlu olduğum bir albüm oldu.

Steve Jobs Hifi 1982



Apple'ın patronu Steve Jobs emekliye ayırıldığı için bu aralar hemen her yerde onunla ilgili bir şeyler okuyabilmek mümkün. Benim neyim eksik? Yukarıdaki fotoğraf Diana Walker'ın "The Bigger Picture: 30 Years of Portraits" isimli kitabından alındı. Fotoğrafta Steve Jobs 1982 yılında evinde. Arka bölümde iyi bir müziksever olan Jobs'ın müzik sistemi görünüyor. Pikabı sanki Michell Gyrodeck gibi görülüyor. Cihazlardan bir tanesi de Mark Levinson sanki. Ayrıntıları bilen varsa aşağıdaki yorum kutusunu kullanarak bizleri aydınlatabilirler.

Eric Bibb - Troubadour Live CD



Eric Bibb, Stereo Mecmuası okuyucularının çok sevdikleri bir isim olunca hemen her sayımızda mutlaka bahsi geçiyor. Bu kez sizlere Staffan Astner ile birlikte yayınladıkları "Troubadour Live" albümünden bahsedeceğim...

Uzun yıllar önce Avrupa’ya taşınan Bibb gerek tribute albümleri gerekse de konser albümleri ile meraklıları mutlu ediyor. Stüdyo albümlerinin yanında ben özellikle canlı performanslarını çok daha fazla seviyorum. Nedense blues müzisyenlerinin eğer karşılarında iyi bir dinleyici kitlesi varsa canlı performansları tadından yenmiyor. “Troubadour Live” tamda böyle bir albüm işte...

Bu albüm Bibb'in stüdyo albümlerine bir ara verip canlı bir şeyler yapma isteği sayesinde 2010 yılında ortaya çıkmış. İsveçli gitarist Staffan Astner ile birlikte çalmaya karar vermişler. Astner'i eski Roxette'ten tanıyor olabilirsiniz. Biyografisine bakarsanız Ray Charles, Ian Hunter, Celine Dion ve Kim Richey gibi isimlerle çalışmış...

Albümün en keyifli yanlarından bir tanesi Glen Scott, Andre De Lange ve Paris Renita'dan oluşan gospel üçlüsü. Psalm4 isminde kendi toplulukları da bulunan müzisyenlere Bibb severler yabancı değillerdir. Bazı konser performanslarında ve stüdyo albümlerinde birlikte çalışmışlar.  Albüm toplam 12 şarkıdan oluşuyor, bunlardan 10 tanesi konser kaydı iki tanesi ise bonus şarkı.

1. The Cape 3:03
2. Introducing Staffan Astner
3. New Home 4:36
4. Troubadour 4:16
5. Shavin' Talk 3:40
6. Walkin' Blues Again 5:09
7. Tell Riley 5:32
8. Connected 7:25
9. New World Comin' Through 3:34
10. Thanks For The Joy 3:20
11. For You 6:08
---------------------------------------
12. Put Your Love First 2:48
13. If You Were Not My Woman 3:27



Albümün geneli tipik bir Bibb albümü gibi. Karmaşadan uzak, gayet sakin, gereksiz virtüözlük gösterilerinden kaçınarak söylemek istediklerini söyleyen Bibb hemen her albümünde olduğu gibi blues ustalarından bir tanesine selam göndermeyi unutmamış. Tell Riley" ile BB King'e selam göndermiş.

Kayıt, İsveç'te yapılmış. Seyircilerin alkışlarını duymasam bunun bir konser kaydı olduğunu anlayamazdım herhalde. Çünkü kayı neredeyse müthiş denilecek şekilde. Telarc her zmanki gibi güzel bir prodüksiyon yapmış. Albümde geçmişin önemli isimlerine selam çakılan Troubadour, "New World Comin' Through" ve "Walkin' Blues Together" şarkılarına özellikle dikkat! Aşağıda konserden bir enstantaneyi seyredebilirsiniz...

Müzik Bilmeceleri



Bu eski tarz pikap gibi tasarlanmış karton kutu içerisinde bir oyun barındırıyor. Kutu içerisindeki her kartta 1970'leri kapsayan müzik soruları ve cevapları var. İngilizler bunlara Trivia diyorlar. Aslında şöyle bir oyunu belki Stereo Mecmuası logosu ile Türkçeleştirerelk yayınlarız. Aşağıda sorulardan bazı örnekler var; 1970'lerde Amerika'da en çok satan müzisyen, Stevie Wonder Tamla Motown ile anlaşma yaptığında kaç yaşındaydı gibi sorularla akşamları müzik severler arkadaşlarınızla eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Sanırım buna Tabu'nun müziklisi diyebiliriz...  Bu tarz ürünlerin fiyatları 10 Dolar civarlarında..

WE 300B Kalmadı, Takatsuki TA-300B Verelim!



Biliyorsunuz 2A3 tüplü bir ampli kullanıyorum. Bloğumda bol bol NOS 2A3'lerden bahsediyorum. Bu tüpleri kullananlar diğer triyod güç tüplerini kullananlardan biraz daha şanslı. 2A3 diğer tüplere göre daha bulunur bir tüp. Özellikle askeri haberleşme amacıyla da kullanıldığından bol bol stok bulabilmek mümkün. Fiyatlarda genel olarak makul sayılır. Ancak 300B kullanıcıları için aynı şeyleri söylebilmek mümkün değil. Özellikle 1940'ların Western Electric 300B'lerin bir çiftine sahip olabilmek için binlerce dolar harcamanız lazım. Tabii bulabilirseniz.

Günümüzde bir çok üretici (özellikle de Çinli üreticiler) ürettikleri tüplerin birebir WE 300B replikası olduğunu söyleseler bile, kullanıcıların bir çoğu aynı fikirde değiller. Hatta yabancı forumlarda bu konularda bayağı kavga çıkıyor. Zaten bir çok kişi elinde bu değerli tüpler olmadan atıp tuttuğundan kavgaların dozajı sertleşiyor.



Şimdi WE 300B replikalarına yeni bir tanesi eklendi. Japon Takatsuki firması TA-300B kodlu tüpü üretmeye başladı. Daha yeni olmasına rağmen bir çok kullanıcı tüpe övgüler düzmeye başladılar. Eh övgüyü hak etmiyor değil. Özel ahşap kutusu, kutu içerisindeki belgeler ve ölçüm sonuçları, tüpün kendisi... WE 300B'den iyi olup olmadığını tabii ki bilmiyorum ama işin içinde Japonlar varsa kötü bir şeyin ortaya çıkma olasılığı pek yok.

Fotoğraflar Robert Hutton'a ait. Takatsuki için ise şu linke doğru alalım sizi...

Yeni Plaklar = Yeni Yazılar



Bu aralar müzik arşivimin rock bölümünde biraz kıpırtı var. Bayağı ilginç plaklar edindim bir şekilde ve son dönemlerde bu albümleri hatim etmekle meşgulüm. Pek az okuyucuyu ilgilendirebilecek albümler de olsa vakit buldukça albümleri sizlere tanıtmaya çalışacağım. Bu albümleri bulmak pek kolay değil hatta bazılarının sadece fotoğraflarını bulmak mümkün. Albümlerden bir tanesini geçenlerde yazdım belki denk gelmişsinizdirFranck W. Fromy – Quatre Axes Mutants  Devamı gelecek. Hemde çok fena gelecek....



Bu aralar daha fazla okuyucumu ilgilendirdiğini düşündüğüm caz albümlerinden de fırsat buldukça bahsedeceğim. Mümkün olduğunca geneli ilgilendiren albümlere yer vermeye çalışacağım. Zaten son dönemlerde ülkemizde de bulunan ACT kayıtlarının incelemelerinden olumlu geri dönüşler alıyorum. Aynı hızda devam edeceğim yazılarıma... Bu arada free-jazz arşivimde de bazı kıpırtılar olacak gibi. Bazı özel baskılara el atmış durumdayım. Denk gelir mi gelmez mi bilemiyorum...



Ah keşke "Süper Loto" filan kazansam bu aralar...

Naamah Ağırlıkları



Geçen hafta Naamah projesinin ilerlemeye başladığından bahsetmiştim. Kolun arka bölümü ile alakalı olarak bazı denemeler yaptım. Üretilen parçaların testleri devam ediyor. Tabii ki proje ilerledikçe yapı değişecek. Bunlar prototip :)

TOP 10: Ağustos 2011



Ne zamandır TOP-10 listesi yayınlamıyorum. Bu hafta en çok dinlediklerim şu albümler oldu;

1- Univers Zero - Ceux du Dehors 1980 yılında yayınlanan albümün plağını edindim. Gökten düştü yani. En iyi Univers Zero albümü hangisidir derseniz kesinlikle adaylardan bir tanesi. "La musique d'Erich Zann" şarkısı her yönüyle düşündürücü. Hikayeyi biliyorsanız daha da düşündürücü. Şu albümle ilgili bir şeyler karalayayım bir ara!

2- Last Exit - Headfirst Into The Flames: Live In Europe. Peter Brötzmann, Bill Laswell, Ronald Shannon Jackson ve Sonny Sharrock birlikteliğiyle 1992 yılından canlı performans. Neredeyse tüm "Last Exit" plaklarında olduğu gibi. "Lizards Eyes" nakavt garantili!

3- Electric Masada - 50th Birthday Celebration, Volume 4. Bir yerlerden elime Tzadik Records'un 50th Birthday Celebration serisi geçti. Evirip çevirip dinliyorum. John Zorn'un işleri işte.

4- AALY Trio & Ken Vandermark - Live at the Glenn Miller Café Mats Gustafsson'un AALY Trio'su ile Ken Vandermark'ın ikinci albümleri. 1999 yılında yayınlanan albümde Albert Ayler'e saygı duruşu olarak "Ghosts"un çok güzel bir varyasyonu var.

5- Ornette Coleman – The Shape of Jazz to Come. Cazın serbestleşmesi (mecazi anlamda tabii) sürecindeki önemli bir albüm. Bu aralar raftaki yerine girmekte direniyor. Buraya tıklayıp albüm incelemesine ulaşabilirsiniz.

6- Gruppo di Improvvisazione Nuova Consonanza ne bulursam.Sizlere daha önce Azioni adlı bir 2CD+DVD setinin Alman Die Schachtel (Referans DS13) plak şirketi tarafından yayınlandığından burada bahsetmiştim. Yakın bir zamanda dinleme şansım olacak. Şimdilik ön hazırlık yapıyorum...

7- Youn Sun Nah – Same Girl . Aslında bu hafta evde ailecek müzik dinlerken en çok dinlediğimiz albüm bu. “Kangwondo Arirang“ isimli şarkı adamı mahvediyor. Youn Sun Nah’ın ülkesine özlem duyduğundan mıdır bilememekle beraber bu şarkıda dili anlamamanıza rağmen bir duygu fırtınasına yakalanıyorsunuz. Albümün incelemesi burada
8- Sonore - No One Ever Works Alone. Peter Brötzman artı Mats Gustafsson + Ken Vandermark = Kaos. Neredeyse yarım saati bulan "Elements Of Refusal", "Trees After A Fire" ve harika "Broken Hymn" kombosunu atlatabilirseniz "Hammer Requiem"e özellikle dikkat edin...

9- Ornette Coleman - Dancing In Your Head. Ornette Coleman diskografisinde bu albüm ne denli önemlidir tartışılır ama Ramazan boyunca bizim mahallenin davulcusunun ritmi nedense bu albümdeki Midnight Sunrise şarkısına çok benzediğinden bu albümü bol bol dinledim. Nasıl güzel bir şarkıdır.

10- Don Cherry - The Sonet Recordings (disc 2: Live Ankara) Aslında Sonet Recordings, Don Cherry'nin Eternal Now ve Live Ankara performanslarını içeren bir yeniden baskı. Albümün ikinci diski Cherry'nin 1969 yılında Ankara'da verdiği konseri kapsıyor. Konserde ritm grubu Türk müzisyenlerden oluşuyor ve melodiler (veya melodi kırıntıları) bayağı tanıdık.

Bonus olarak Japon progressive rock topluluğu Naikaku'nun ikinci albümü Shell. Bu tam anlamı ile bir yol albümü benim için. İlk albümlerinde de yer alan "Crisis 051209" şarkısının bu albümdeki yorumu müthiş.

Haftanın Güzeli Yine Cici James


Amerikalı Blues/Soul şarkıcısı Cici James’in Jacob Blickenstaff tarafından çekilen bir diğer fotoğrafı

Apple Çılgınlığı



Son dönemlerde Apple çılgınlığı gerçekten çok ilginç boyutlara ulaştı. Geçtiğimiz yıllarda iPod ile müzik piyasasını tamamen değiştiren firma zaman içerisinde iPod'ları geliştirmeye devam etti. Ancak bu gelişim son yıllarda biraz yavaşlamıştı. Apple'ın akıllı stratejileri sayesinde iPod'un yerini kısa zamanda farklı bir alternatif aldı; iPhone. Aslına bakarsanız bir telefondan istenebilecek hemen her türlü özelliği içerisinde barındıran bu ilginç tasarımın bu denli popüler hale geleceğini kimse düşünmemişti. Ancak Apple uzun yıllardır bu piyasanın hakimiyetini elinde bulunduran oyuncuları geçip ürününü yine trend haline getirmeyi başardı. İphone'daki yeni nesil özellikler ise iPod'lara adapte edildi ve ortaya iPod Toch gibi yeni nesil ürünler çıktı. Apple'a tüm bunlar yetmeyince iPad ile tablet pazarının altına üstüne getirdi. Tüm bunları bilişim sektörü açısından yorumlamaya gerek yok. Çeşitli teknoloji blog ve sitelerinde konuyla alakalı harika makaleler okuyabilirsiniz.

Benim dikkat çekeceğim konu Apple ürünlerini destekleyen aksesuarlar. Pazar öylesine değişti ki, bugün ev sinema receiver'larında Apple iPhone ve iPod ürünlerine özel dock sistemleri neredeyse standart haline geldi. En kötü ihtimalle uygun bağlantı noktaları mutlaka ürünlerde bulunuyor. Arzu ederseniz siz gerekli ek parçaları opsiyonel olarak satın alabiliyorsunuz. Büyük hi-fi üreticileri çok şık dock sistemlerini ürün yelpazelerinde mutlaka bulunduruyorlar. Hatta çok üst düzey hifi üreticileri özel Apple dock/DAC sistemleri üretiyor. Kulaklık pazarı ise altın günlerini yaşıyor. Hemen her gün bir firmanın bülteni ulaşıyor elimize. Ben bile bıktım artık...

Son günlerde iPad'ler için üretilen yeni bir çok ürünle denk geldim. Özel dock sistemlerinden tutun, stand'lere, hoparlör sistemlerine kadar inanılmaz bir ürün yelpazesi mevcut. Geçmişten bugüne milyonlarca telefon, dijital müzik çalar üretilmiş bir çok firmanın çok iyi ürünleri için asla böylesine bir çeşitlilik görmemiştik. Buradaki sihir alıcı kitlesinin gelir düzeyi ile belki açıklanabilir. Bazı teknoloji siteleri ise cevabı farklı yerlerde arıyorlar; Apple müşterilerinin bir çoğu cihazları için para harcamayı seviyorlar ve kişi başına düşen aksesuar alımı çok ciddi boyutlarda. Bugün çeşitli üreticiler, Android, Linux ve benzeri işletim sistemlerine sahip tabletler, akıllı telefonlar ve benzerlerini üretiyor olsalar da, pazarda bunlara özel üretilmiş aksesuar üretimi açısından hiçbir kıpırdama yok!

Yakın gelecekte ucuz iPhone'lar duyurulduğunda bakalım neler olacak. Bu çılgınlık herhalde artarak devam edecek...

Animasyonlu Albüm Kapakları: Morrissey - The More You...



1190'ların ortalarında yayınlanmış bir Morissey single'ı olan "The More You Ignore Me, the Closer I Get"in plak kapağı. Yukarıda hareketli görüntüyü aşağıda ise orijinal kapağı görebilirsiniz…

Huzura Doğru


Bir süredir edinmek istediğim 1940'ların sonunda yayınlanan "Doğru Yol" ve "Hakka Doğru" dergilerini toplu halde ele geçirmeyi başardım sonunda. 1950'lerin başında ülkemiz siyasetini yakından ilgilendiren bazı hareketleri daha rahat anlamayı sağlayacak bu dergilerin ele geçirilme operasyonunda emeği geçenlere bir kez de buradan teşekkürler...

Triode Corp veya Kısaca Tri



Bu aralar ortalık Triode Corp. (kısaca Tri) ürünleri ile çalkalanıyor. Bu bir Japon firması ve vakum tüplü amplifikatörler üretiyorlar. Son dönemlerde 6Moons gibi önemli Avrupa ve Amerikalı sitelerde kendisine bol bol yer bulan firma ilginç ürünleri ve uygun fiyatları ile dikkat çekiyor. Örneğin yukarıdaki 300B entegre amplifikatörün Avrupa satış fiyatı 2.000 Euro'nun biraz üzerinde. Son dönemlerde Japon hi-fi pazarında önemli bir hareketlilik var ve yeni bir çok firmanın ürettiği ürünler alınabilir ölçülerde. Anlaşılan Uzakdoğu'daki rekabet fiyatlarda genel bir gerilemeye yol açtı. Tri'nin tasarımları belki çok özel değil ama gövde ve trafolarda kullanılan kırmızı-bordo karışımı renk amplileri çok hoş gösteriyor.

Schimmel Pegasus



Alman Schimmel firmasından müthiş bir piyano tasarımı. Firma klasik piyanolarının yanında bir de Art Collection ismini verdikleri özel bir seri üretiyor. Bu seride yukarıdaki Pegasus modeli gibi ilginç tasarımlar göze çarpıyor. Müthiş değil mi?

Garrard 301 OMA + Thomas Schick



Yine güzel bir restorasyon. Ancak bu kez pikap gerçek bir star'lar topluluğunun eseri. Pikabın gövdesi ilginç horn hoparlörleri ile tanıdığımız Oswalds Mill Audio (OMA) tarafından yapılmış. Pikap kolu ise Thomas Schick'in ürettiği 12" kolu. Bu kol SME 3012'lerin oldukça elden geçirilmiş bir versiyonu olarak düşünülebilir. Ancak bayağı sade yapıda hatta bias sistemine bile yer verilmemiş.

2011: Şeker Bayramı



Herkesin bayramını kutlarım. Bazıları için uzun bir tatil, bazıları içinse Pazartesi ve Cuma çalışacakları için işten bir kaç günlük bir uzaklaşma olacak ama öyle veya böyle tatilin kötüsü olmaz.  Herkese iyi tatiller ve/veya iyi dinlenmeler. Bayram boyunca bloğumda mesaj trafiği devam edecek ama ben tatilde olacağım. Gelecek hafta kaldığımız yerden canlı canlı devam edeceğiz.

not: Her sene Şeker Bayramı yazdığım için bir sürü eleştiri geliyor. Aslı veya olması gereken Ramazan Bayramıdır diyorlar.  Bunu bende biliyorum da, bizim buralarda bu bayrama Şeker Bayramı denir. Anladığımız şey aynı olduğuna göre isimler üzerinde fazla durmaya gerek yok... 

Toy Story Ev Sineması Sistemi



Sizlerle geçmiş aylarda Pixar stüdyosundan fotoğraflar paylaşmıştım. Anlaşılan Pixar stüdyolarını çok seven insanlar var. Amerikalı bir aile ev sineması sistemlerini özellikle "Toy Story" filmlerinden etkilenerek tasarlamışlar.  Neredeyse kullanılşa her şey özel üretilmiş. Maliyeti konusunda pek bir bilgi yok ancak çok farklı gözüküyor. Renkler, tasarımlar gerçekten harika...



Like A Rolling Stone



Son dönemlerde devam ettiğim "tube rolling"te en hoşuma giden kombinasyonu sonunda buldum. Benim amplimde fazla kullanılmayan bazı tüpler var. Ancak benzer tüpleri kullanan bazı meraklılar olduğunu bildiğimden ben kendi kombinasyonlarımda şöyle bir sıralama yapabilirim. Tabii bu benim sistemimdeki durum. Mimariden mimariye veya sistemden sisteme değişiklikler olabilir. Benimki gevezelik işte...

EF184:
HP Computer Grade (Aslında Amperex'in 1960'larda ürettiği tüpler. Ancak tolerans değerleri mükemmele yakın. Bulabilmek neredeyse imkansız.. Siemens EF184 (1960'ların ortasında üretilen ürünler. harika mesh plate yapıları var seyri bile büyük keyif) 1960'larda Avrupa'da üretilen Philips ve benzerleri 4- 1960'ların sonu 1970'lerin başında yine Avrupa'da üretilen farklı etiketlerdeki ürünler. Siemens'ler ülkemizde de dünyada da bulunabiliyor. Sadece bazı özel amplilerde kullanıldığından genelde fiyatları ECC83 vs gibi pahalı değil. Denk gelirse şiddetle tavsiye edilir.

6Y6
Bazı özel Japon amplilerinde de kullanılan daha sonraki dönemlerde televizyonlarda da gördüğümüz bir rektifiyer. 1940'lardan General Electric muhtemelen alabileceğiniz en egzotik tüp. Görüntüsü tam anlamı ile fetiş. 1950'lerin RCA'ları ve National Union'ları da keyifli. Ancak GE tam anlamı ile eşsiz bir performans gösteriyor.

GZ34
Bir rektifiyer tübün sesi bu kadar değiştirebileceğine kesinlikle inanmazdım ancak değiştiriyor. 1950'lerin sonları ile 1960'ların başlarında Mullard'ın ürettiği biraz şişmanca tüpler herkesin gözdesi. İki tanesinin fiyatı neredeyse bir ampli fiyatı ve benim deneme fırsatım olmadı. 1970'lerden Sylvania'nın tüpleri ile denk geldim ve aldım. Yine oldukça şişman tüpler. Fiyatları Mullard'lar kadar pahalı değil ama kaliteleri çok benzer. Hatta bazıları Mullard üretim bandından çıkmış. Seri numaraları çok şey anlatıyor. Daha önce elimde bulunan GZ34'lerle uzaktan yakından alakası yok performans açısından. Daha küçük kesitlere sahip GE, RCA ve Rus üretimlerini bir kenara koymak lazım. Bu şişman GZ34'ler felaket bir etki yarıyor. . her sisteme lazım...

2A3
Ülkemizde pek az meraklının sahip olduğu bir tüp. Böylelikle alımda pek rekabet olmuyor. RCA'nın 1930'larda ürettiği mono-plate'lerden, 1940'lardan 60'lara kadar ürettiği double-plate'lerden paranız hangisine yetiyorsa alınız. 1940'ların 50'lerin National Union'ları veya 1960'ların sonunda çeşitli markalarla piyasaya sürülen tüplere göz atılabilir. Ancak söylemem lazım ki, eskiye gittikçe işin rengi fena halde değişiyor. RCA'lar gerçekten müthiş.

Aslında bir çoğumuz genelde pre katı ve power katındaki tüplerle daha çok oynarız ve yatırımlarımızı bu yönde yaparız. Ancak rektifiyer kullanılan amplilerde özellikle güç tüplerinin anot ve filamanlarının elektriği rektifiyerlerden geçiyorsa iyi tüp ile performans çok ilginç yerlere doğru gidiyor. Örneğin sisteminize çok üst seviye bir güç sağlayıcı takmak gibi... GZ34 gibi genelde çok kullanılan tüplerde fiyatlar biraz yukarıya doğru gidebiliyor. Hele modern üretim alternatiflere bakınca ancak aradaki fiyat farkına rağmen iyi ki almışım dediğiniz farklar oluşabilir.

Ben son dönemlerde neredeyse farklı modellerden neredeyse 20-25 çeşit tüp denedim... Kurcaladığım toplam tüp sayısı 100'leri geçmiş olabilir. Fark oluyor olmuyor, değer değmez konularını bir kenara bıraksak bile büyük bir keyif oldu... Her mimarinin kendisine göre güzellikleri var ama bana sorarsanız SET'ler her türlü sorunlarına ve kısıtlamalarına rağmen bambaşka bir yerdeler... Tüp mevzuu ise zaten bambaşka bir keyif. Ben sanırım onlarsız bir hayat düşünemiyorum...

SM Forumlarındaki konu başlığı için tıklayınız

Naamah Yükselmeye Devam Ediyor!



Sizlere aylar önce bloğumda Naamah Pikap Kolu projemden bahsetmiştim. Yavaş yavaş denemelerime devam ediyorum. Geçtiğimiz haftalarda yeni parçalar elime ulaştı. Şu an için bazı parçalar özgün diğerleri ise çıkma. Ancak ilerleyen zamanlarda tamamen özgün parçalardan oluşacak Naamah projesi...

Animasyonlu Albüm Kapakları: Janis Joplin in Concert



Bu kez konuğumuz Janis Joplin’in In Concert albümü. Bu albüm 1972 yılında Joplin'in ölümünden sonra yayınlandı. 2 plaktan oluşan albümün ilk plağında Big Brother and the Holding Company, ikincisinde ise Full Tilt Boogie Band ile birlikte gerçekleştirilen performanslar var... Yukarıda hareketli görüntüyü aşağıda ise orijinal kapağı görebilirsiniz…

Ornette Coleman - The Shape of Jazz to Come



Ornette Coleman, 1930 yılında doğmuş Amerikalı bir müzisyen. Saksafon, trompet, keman çalabilen Coleman 1960'lardaki free jazz hareketinin en önemli isimlerinden hatta öncülerinden bir tanesidir.

Coleman'ın müzik kariyeri oldukça ilginç. İlk olarak çeşitli blues topluluklarında müzik yapıyor. 1950'lerin sonunda kendi topluluğunu kuruyor. İlk albümü “Something Else!!!!: The Music of Ornette Coleman” Bu albümde trompetçi Don Cherry dikkat çekiyor. Albümün çok başarılı olup olmadığı tartışılabilir ancak bu albümü bir nevi geleceğin sinyal olarak kabul etmek gerekli.

Zaten bu albümün üzerinden daha bir yıl geçmeden “Tomorrow Is the Question!” albümü yayınlanır. Davulları Shelly Manne gibi çok önemli bir isim çalmıştır. 1959 yılında Coleman'ın dörtlüsünde önemi değişiklikler olur. Don Cherry, kornet ve trompet. Charlie Haden, double bas ve Billy Higgins davul. Coleman bu dönemde Contemporary plak firması ile anlaşmasının da sonuna gelmiştir. Atlantic Records ile bir anlaşma imzalar.

1959 yılında Atlantic'ten yayınlanan ilk plağı “The Shape of Jazz to Come” caz tarihinde yeni bir akımın yükselme döneminin başlangıcını müjdeleyen albümlerden bir tanesidir. Albümdeki şarkılar şu şekilde;

A Yüzü
"Lonely Woman" – 5:02
"Eventually" – 4:22
"Peace" – 9:04

B Yüzü
"Focus on Sanity" – 6:52
"Congeniality" – 6:48
3 "Chronology" – 6:03



Albümde objektif gözle bakarsanız çok ilginç bir kadro vardır. Bu kadro ortaya öylesine bir albüm çıkartır ki, ortalık karışık. Coleman, nota hatlarıyla bezenmiş klasik anlamda hiçbir yapıya yer vermemiştir. Tabii ki bu kendisine özgü yepyeni bir yapının ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Hemen her şarkıda belirli bir melodi hissedilir. Ancak standart bir caz şarkısında olduğu gibi belirli mezürlerde ritm belirli mezürlerde solo şeklinde bir beste yapılmamıştır. Ana ritmin hissettirilmesinin ardından tamamen doğaçlama solo bölümleri gelir. Zaman zaman “örneğin "Lonely Woman" şarkısında olduğu gibi) solo bölümlerinin ardından ritm tekrar edilir ve ana solo ve onun etrafındaki doğaçlamalarla şarkı bitirilir. Okuduğunuz zaman belki çok ilginç gözükmüyor olabilir ancak 1950'lerin caz albümlerine baktığınızda “The Shape of Jazz to Come”ın oldukça farklı olduğunu anlayabilirsiniz.

Albüm yayınlandığında tepkiler oldukça sert olmuş. Özellikle müzisyenler özellikle de dönemin büyük müzisyenleri albümü yerden yere vurmuşlar. Ancak bir gerçek var ki, 1960'larda özellikle de 1970'lerde avant-garde akımlar yükselmeye başlamış ve günümüzde de gelişim devam etmektedir.

“The Shape of Jazz to Come” albümünün önemi burada karşımıza çıkıyor. Eğer avant-garde müziğin tarihinde geriye doğru bir arayışa girecekseniz, karşınıza çıkacak ilk albümlerden bir tanesi budur.

Albüm ülkemizde plak formatında bulunabiliyor. 180Gr'lık baskının hem fiyatı gayet makul hemde baskı kalitesi gayet iyi. Avant-garde caz sevenler plaklar tükenmeden bu önemli albümü koleksiyonlarına eklesinler...

Sade ve Basit



Sizlere bir ara Finite Elemente Hohrizontal 51 sisteminden bahsetmiştim. Bu hoş sistemi kullanarak oluşturulmuş bir müzik sistemi. Müzik sistemi fotoğrafta televizyonun hemen altında. Koltuklarda pek hoşmuş bu arada :)

Hakanwork Orange Coşkusuna Devam!



Sağolsunlar çevreden Hakanwork Orange çizimlerine eklemeler gelmeye devam ediyor. Bu kez Anthony Burgess tarafından yazılmış romanın kapağının bir uyarlaması geçti elime. Gökhan'a bir kez de buradan teşekkürler ;)

Herkes İçin Müzikal Eğlence

Reklamı, yine “Retro ve Vintage” sitemizden arakladım. Sitemizi Eylül ayında sitemizi yeniden aktif hale getirmeyi planlıyoruz.

Bu Hafta Otomatiğe Bağlıyorum



Bu hafta pek keyifli başlamıyor. Pek keyifli olmayan işlerle uğraşacağımdan dolayı bu hafta otomatiğe bağlanmış şekilde devam etmek zorundayım bloğuma. Bu hafta tüm girişler otomatik olarak yapılacak. Sadece vakit bulursam geçen hafta yaşadığımız bandwidth sorunu ile alakalı bir kaç kelam yazmak istiyorum...

Böyle Khaos a Can Kurban!



Sizlere daha önce Khaos isimli bir firmadan ve ürettiği gerçekten müthiş kütüphaneden bahsetmiştim. Firmanın ilginç bir stand çözümüne de denk geldim. Aslında bunlar hifi içinde kullanılabilir ve gayet şık olur gibi geliyor bana. Bu arada arkada kütüphane yine bana göz kırpıyor. Sonunda zorla alacağım bir tane galiba :)

Speciman XL Horn



Bunların gerçekten hoparlör olduğuna inanmak çok zor değil mi? Ancak Speciman XL Horn adı verilen bu hoparlörler bir müzisyen olan Andrew Bird için özel üretilmiş. Bas performansı çok iyi olarak tanımlanan ürünü kim alıp evine koyar orası ayrı mesele. Bu arada Andrew Bird konserlerinde gerçekten bu hoparlörleri kullanıyor. İnanmıyorsanız bakınız aşağıdaki fotoğraf;

Absürd Plak Kapakları: Sterling Blythe



Kapağa baktığınızda Sterling Blythe'ın country müzik yaptığını anlamak için müneccim olmaya gerçekten gerek yok ancak neden dalda gitar çalmaya çalıştığını anlamak için müneccim ötesi bir şey olmak lazım. Tam anlamıyla komedi...

Western Electric Müzesi



Sizlere daha önce Koreli Silbatone firmasının sahiplerinin eski Western Electric ürünlerinin fanatiği olduklarından burada bahsetmiştim. Fanatik olmalarının yanında uzun yıllardır bu ürünleri topladıklarını ve Kore'de firmanın üretiğim yaptığı tesislerde çok ciddi bir Western Electric müzeleri olduğunu öğrendim. Stereo Mecmuası Forumlarına çok hoş bir resim galerisi ekledim. Müzeden ayrıntılı fotoğraflara ulaşmak için tıklayınız...

Animasyonlu Albüm Kapakları: Radiohead - OK Computer



İlk olarak geçen hafta başladığımız bölümümüzü geliştirmeye devam edelim. Bu kez konuğumuz Radiohead'in harika OK Computer albümü. yapılan animasyon benim çok hoşuma gitti :) Yukarıda hareketli görüntüyü aşağıda ise orijinal kapağı görebilirsiniz...

Electronic Drum Kit Shirt



Son dönemlerde denk geldiğim ilginç ürünlerden bir tanesi. Electronic Drum Kit Shirt adıyla satılan ürün sesli. Örneğin zile dokunduğunuzda zil sesi, trampete dokunduğunuzda trampet sesi veriyor. Toplamda davulun 7 noktasında farklı sesler çıkıyor. Bunu sağlamak için tshirt içerisine küçük bir hoparlör eklemişler. Tabii ki ses kontrolünü de unutmamışlar. T-shirt 3 adet AAA pil ile çalışıyor ve yaklaşık 29 Dolara satılıyor....

Josefine Cronholm - Songs Of The Falling Feather CD



Bugün sizlere yeni tanıştığım bir isimden bahsetmek istiyorum. Josefine Cronholm 1971 doğumlu İsveçli bir müzisyen. İsveçli olmasına rağmen Danimarka'da Kopenhag şehrinde yaşıyor. Aslında her iki ülkede de tanınıyor. 2002 ve 2004 yıllarında Danimarka'nın yerel Caz Grammy'sini kazanmış. 2003 yılında ise kendi ülkesi İsveç'te en iyi caz solisti seçilmiş. Cronholm'un ilk albümü “Wild Garden” İskandinav coğrafyasında bayağı başarılı olmuş. Bu yıllarda babasını kaybetmiş ve ikinci oğlu dünyaya gelmiş. Hal böyle olunca müzik kariyerine bir ara vermiş.

Cronholm, Avrupa açılımını ACT plak firması ile yapmaya karar vermiş. ACT'tan yayınlanan ilk albümü “Songs Of The Falling Feather”ı sizlere tanıtayım.

Albümü ilk elime aldığımda nedense albümle ilgili hislerim sıcaktı. Belki de kitapçığın içerisindeki fotoğraflar hoşuma gitmişti. Sayfa içerisindeki bir fotoğraf bana biraz Björk'ü hatırlattı. Anlayacağınız CD çekmeceye yerleşmeden önce bir beklenti oluşmuştu bende. İlk notalar duyulmadan önce umarım müzik Björk'ün müziğine benzer diye düşündüm..



İlk şarkı Paralysed ve bingo! Albüm tam beklediğim gibi çıktı. Cronholm, İsveç'in ormanlarla kaplı coğrafyasında büyümüş ve CD kitapçığındaki ifadesine göre bu sessiz, dingin ortamda kimse onu duymadan şarkı söylermiş. Albüm tam anlamıyla öylesine bir albüm, son derece dingin ve sakin bir yapıda. Josefine Cronholm neredeyse fısıldar gibi söylemiş şarkıları. Bütün sözler ve besteler kendisine ait ve tüm albümde bahsettiğim sakin hava etkili. Vokaller oldukça ilginç. Bazen müzik ile fasılalı bir nevi aksak yapıda ilerliyor, bazen de sanki enstrümanmış gibi kullanılıyor. Sözler biz sıcak ülke insanları için biraz depresif sayılabilir. Ancak insanın içini kesinlikle geçirmiyorlar...

1. Paralysed - 04:02 (Cronholm, Josefine)
2. Seagulls - 05:05 (Cronholm, Josefine)
3. Fountain - 06:01 (Cronholm, Josefine)
4. Mermaids - 03:09 (Cronholm, Josefine)
5. Winter Princess - 04:55 (Cronholm, Josefine)
6. Angel - 05:34 (Cronholm, Josefine)
7. Quiet - 03:29 (Cronholm, Josefine)
8. Sailor - 06:14 (Cronholm, Josefine)
9. Lonely Is The Heart - 06:14 (Cronholm, Josefine)
10. Mystery - 07:04 (Cronholm, Josefine)

Albümün müzikal düzenlemeleri de vokal tarzına uygun yapıda. Öyle sizi uçuracak sololar, başarılı bölümler beklemeyin. Albümün genel konseptine uygun, vokallere uygun alt yapıyı sunan son derece sakin düzenlemeler yapılmış. Albümde dinleyeceğiniz müzisyenler şu şekilde listelenmiş.

Henrik Lindstrand, piyano, gitar, klavye ve bilgisayar programlama. Gustaf Ljunggren gitar. Gunnar Halle trompet. Thommy Andersson bas ve Per Ekdahl davul.



Albümü ilginç kılan bir diğer özellik atmosferi desteklemek için kullanılan yaylı çalgılar. Yaylı dörtlüsü şu isimlerden oluşuyor; Julie & Emilie Eskær, Anna Gwozclz ve Iben Teilmann. Böylesine bir albüme gerçekten çok yakışmış ve zorlama olmamış. Ben çok beğendim.

Akşam sakin bir albüm dinlemek isterseniz “Songs Of The Falling Feather” sizi kesinlikle mutlu edecektir. Kayıt çok başarılı. ACT plak firmasının albümlerine gösterdiği özenin zaten hayranıyım. Kitapçık, kapak ve iç tasarım zaten başarılı. İyi kayıt ve iyi müzik bir araya geldiğinde ACT yapımları çok keyifli hale geliyor.