Lojistik Kabus: Aşerme


Bir önceki yazımda hamileliğin fıtratında olan mide bulantısı ve kusma konusunu işlemiştim. Bu yazıda aşerme konusuna bir bakış atalım.

Aşerme aslında imkansızı bulmak diye alt açılımı olan bir kelime. Bu durum kadın milletinin her bireyinde farklı şekilde vücut bulur. Mesela benim eşim tüm hamileliği boyunca bir elin parmaklarından daha az şeye aşermişti. En zorlu görevim "acıbadem kurabiyesi" bulmak idi. O da çok zor olmadı. Büyük herhangi bir pastaneden bulabilmek mümkündü.

Ancak her erkek bu kadar şanslı olamayabiliyor. Kışın ortasında bir arkadaşımla beraber kavunlu dondurma aramaya çıktığım geceleri bilirim. Buna göre eşinizin aşermesi durumunda ne isteyeceği tamamen hayal gücü ile sınırlıdır. Hayatında havyar görmemiş biri, havyara bile aşerebilir. Bu yüzden şaşırmayın ve görevinizi yapın.

Diyelim ki, eşiniz bulmanızın neredeyse imkansız olduğu bir şeye aşerdi. Mesela kış ortasında kavun istiyorum diye tutturdu. Aptal gibi karşısında oturup kışın ortasında kavunu nereden bulayım derseniz b*ku yediniz demektir. Şunu açıklıkla anlayın aşermenin bir mantığı yok. Mantığı olmayan bir şeye mantıkla yaklaşırsanız başınıza dert alırsınız.

Yapılacak şey çok basit, tamam deyip hemen kendinizi sokağa atın. Kışın ortasında belki büyük şehirlerde çok lüks manavlarda kavun bulmak mümkündür. Bu durum bütçenizi de ciddi halde sarsabilir. Ama her aramaya çıktığınız şeyi bulacaksınız diye bir kaide yok. Önemli olan iyi niyetinizi göstermek. Hemde bir nefes almış olursunuz.

Arzu ederseniz, sokağa çıkıp biraz dolaşıp geri dönüp bulamadım diyebilirsiniz. Veya gerçekten aşerilen malzemeyi arayıp bulamayabilirsiniz. Yöntem fark etmez. Ana fikir şu, sizin o an evden çıkıp aşerilen şeyin peşine düşmeniz lazım.

Merak etmeyin, bulamadım diye eve döndüğünüzde eşinizden fırça yemeyeceksiniz büyük ihtimal. Genelde tablo şu olacaktır, eşiniz duygusala bağlayıp "kıyamam ben sana" moduna girecektir. Bir kaç beylik laf edip durumu önünüzdeki günler için yatırım yapmak mantıksız bir hareket olmayacaktır. Öyle veya böyle, tebrikler büyük bir badireyi başarı ile atlatmış oldunuz.

Ancak hiçbir çaba sarfetmeyip bu mevsimde ben bunu nereden bulayım olayına girdiğinizde, eşinizin değişen psikolojisi ile "sen bana hiç değer vermiyorsun" ile başlayıp ağlamalı zırlamalı bir kabusun içerisine düşmüş olacaksınız. Bu dakikadan sonra harekete geçmenizin bir faydası yok. B*ku yediniz. Bu durum bir saatte sürebilir bir kaç günde.

Bu yüzden kafayı kullanıp şimşek hızıyla harekete geçin. Önemli olan niyet ve başarmaya çalışmak. Sonucu ne olursa olsun takdir görecek ancak bundan önemlisi büyük bir kaosun içerisine düşmekten kurtulmuş olacaksınız.





Yeni Hayatınıza Alışın: Mide Bulantısı ve Kusma


Şimdi hayatın gerçeklerinden konuşalım. Hamileliğin ilk üç aylık dönemi bazen sıkıntılı geçebiliyor. Açıkçası hamilelik olayının fıtratında bol bol mide bulantısı ve kusma var. Bunlara bonus olarak kanama gibi türlü terslikler eklenebilir. Baba olarak sizin göreviniz her zaman sağlam durmak. Bunlara ek olarak senelerdir evli olduğunuz eşinizi tanımayacak kadar huylarında değişim, ismine aşermek denilen ama aslında imkansızı başarmanız gereken bonus görevlerinizde oluyor.

Öncelikle her zaman sakin olmaya çalışın veya en azından dışarıdan sakin gözükmeye çalışın. Bir panik durumunda ortalığı daha beter kaos haline getirmenin bir alemi yok! Bir de şu var, bir terslik anında ister Allah yardım ediyor deyin, isterseniz vücut adrenalin basıyor deyin, bir şekilde üzerindeki takım elbiseyi yırtıp atan Superman haline gelebiliyorsunuz. Akabinde "ya Allah" deyip sorunlara dalıyorsunuz...

Tüm bu tersliklere hazır olmakta fayda var. Örneğin acil bir durum için evinizin yakınındaki sağlık kurumlarınızı öğrenmenizde fayda var. Aynı şekilde bir panik anında otomobilinize atlamak yerine evinize yakın bir taksi durağının telefon numarasını da cep telefonunuza kaydedebilirsiniz.

Ayrıca hiçbir zaman "112" acil servisin varlığını unutmayın. Baktınız panik oluyorsunuz aramaktan çekinmeyin. Önemsiz bir şey bile olsa, görevliler sizi yargılamayacak ve ayıplamayacaklar. Bunları yapsalar da umurunuzda olmasın zaten, önemli olan doğacak çocuğunuz.

Mide bulantısı ve dolayısıyla kusma dediğim gibi hamileliğin fıtratında var. Ne kadar çabuk alışırsanız o kadar çabuk adapte olursunuz. Eminim ki, içimizde bırakın eşinizin kusmasını, kendi kusmasından tiksinen okuyucularımız vardır. Aslında denklem çok basit, eşiniz diyelim ki kustu, banyo battı. Ben tiksiniyorum diyerek kızcağızın eline viledayı tutuşturup temizletecek haliniz yok. Yok ben yaparım diyen varsa gitsin kendini camdan atsın bir zahmet!

Ultrason öz çekimi. Bendeniz, doktorumuz Semih Hızıroğlu ve o dönem hamile olan eşim, Seçilcez...

Eh bu durumda iş başa düşüyor. Baktınız sizde fena oluyorsunuz geçici bir çözüm bulun. En temiz yöntem en ucuzundan ıslak/kuru tabir edilen elektrik süpürgelerinden almak. Ben rezil olacağıma param rezil olsun diyorsanız alın size yöntem. Basın elektrik süpürgesini iki dakikada ortalık tertemiz.

Gecenin geç vakitlerinde kusma olayı varsa eşiniz zırt pırt tuvalete koşmasın diyerek annelerimizin yöntemi olan başucuna kova koyma yöntemini de deneyin. Panik halde yataktan kalkıp tuvalete koşarken uyku sersemi her türlü hengame başınıza geleceğine bu kova yöntemi hayat kurtarıcıdır.

Tabii iş bununla bitmiyor. Eşinizin midesi uzun bir süre allak bullak olacağından bu tarz durumlar için buzdolabınızda bazı yiyecekleri bulundurun. Beyaz tost, beyaz peynir mideyi yatıştıran güzide yiyeceklerdir. Fantaziye girip kepekli, tam buğdaylı ekmek gibi spesifik işlere girmeyin, başınıza iş açmayın. En güzeli bildiğiniz beyaz ekmek.

Ancaaak,

Hamilelik sürecinin daha doğrusu ilk 3 ayının değişmeyen bir besin maddesi var ki, onu evden eksik etmeyin. Ülker Çubuk Kraker. Çubuk krakeri evinize koli ile alın stok yapın. Eşiniz çantasına atsın, evin muhtelif yerlerinde bulunsun. En ufak bir mide bulantısı veya mide kazınması durumunda eşinizin en iyi dostu çubuk kraker olacaktır. Susamlısını sallayın, en güzeli klasik olanı...

Bunun yanında evinizde patatesi eksik etmeyin. Mideyi rahatlatmakta güzel bir besin. Bir şekilde hazırlaması da kolay. Kabuklarını soyun, düdüklüye atın 5 dakikada hazır. Düdüklü kullanmaktan bi- haberseniz, kabukları soyduğunuz patatesleri küçük küçük doğrayıp tencereye atın. Bütün haldeyken pişmesinden daha kısa sürecektir. Yanına bir dilim yağsız tarafından beyaz peynir. Mideyi yatıştıracak en güzel yemek...

Ayrıca soda da dolabınızda mutlaka bulunması gereken bir içecektir.

Sizde eşinizin durumuna göre dolapta olması gerekenler listesi hazırlayın ve eksik etmeyin. Unutmayın alışveriş sizin lojistik sağlama görevlerinizden sadece bir tanesi...




Baba Olacağım Müjdesini Aileye Verme Coşkusu



Baba Olacağım Müjdesini Verme Coşkusu. İşte bu başlı başına büyük bir olay. İlk öncelikle şunu önceden belirteyim, bu seneler boyu yaptığım gözlemlere dayanan bir yazı olacak. Yoksa hem benim hemde eşimin ailesi son derece rahat ve anlayışlı insanlar. Anlayacağınız ben bu noktada hiçbir sorun yaşamadım. Ancak gözlemlerime dayanan tespitlerim, bir kısmınızın hayatını kurtaracaktır! 

Evet gelelim müjdeyi verme coşkusuna. Bu süreçte tüm lojistik görevlerini üstlenen kişi yani baba olarak her türlü ayrıntıyı düşünerek hareket etmelisiniz. Milletçe övündüğümüz özelliklerimizden olan aile olayı, aslında kırılgan iplerle oluşmuş bir yumaktır. Hal böyle olunca baba olacağım diyerek mutlulukla haykırmak isterken, derin bir planlamanın içerisinde bulursunuz kendinizi. 

Sorun şu; mümkün ise tüm ailenize aynı anda müjdeyi verin. Kazaran kendi annenize haber verip kaynananıza haber vermediyseniz ve yine kazaran kaynananız müjdeyi annenizden alırsa bir kabusun içerisine düştünüz demektir. Tam tersi de bir kabus olacaktır. 

İş sadece bununla bitmiyor. Birden fazla kardeşiniz varsa ve eşinizin de aynı şekilde bir durumu varsa haber verilecekler sayısı bir anda katlanmış durumda. Örneğin abinize haber verdiyseniz ve siz diğer kardeşinizi aramadan, abiniz işgüzarlık yapıp  olaydan haberdar olmayan kardeşinize "gözümüz aydın birader" diyerek bir telefon açtığı an çoğu Türk ailesinde b*ku yediniz demektir. 

Bir diğer önemli mevzuu, aileden kimlere bu müjdeyi vereceğiniz. Aileniz büyük ise bol bol eş dost varsa birine haber ver diğerine verme olmaz. Olmayacağı gibi ortalığı savaş alanına çevirirsiniz. Bu işin mantıklısı ilk önce çekirdek aileye haber vermektir. Ondan sonrasında, itikat ve inanç olayından destek alarak geri kalan kalabalıklara ilerleyen aylarda açıklarız diyerek sıyrılabilirsiniz. Bu noktada ailenizin yapısına göre yemin verdirmek denilen kavramı devreye sokun. Benim gözlemlerime göre genelde hamileliğin 3. ayından önce haber verilmez gibi bir durum var. Bunu sonuna kadar kullanın. 

Hal böyle olunca adım adım gitmeniz gerekiyor. İlk önce müjdeli haber ne zaman verilmeli konusu var. Bir kısımına göre  Hamilelik Testinin hemen sonrasında müjdeli haber verilmeli. Ancak bu testlerin sonucu %100'lük oranda bir kesinliğe sahip olmadığı için bu riske girmeyin. En kesin çözüm kandan yaptırdığınız Gebelik Testinin sonucunda çıkan duruma göre hareket etmektir. 

Gebelik Testinin sonucunda müjdeli haberimizi vermeyi kararlaştırdınız diyelim. Kafanızdaki sıralamaya göre hem eşiniz hemde siz, ilk önce kardeşlerden başlayarak müjdeli haberi vermeye başlayın. Siz kendi kardeşlerinizi ararken, eşiniz de kendi kardeşlerini arasın. Kardeşlerden başlama sebebimiz, konuyu kısa tutup bir sonraki telefonu hızlıca arama şansınızın olmasıdır. Bu arada konuşmanın sonunda 10-15 dakika haber verdiğiniz kişinin diğer kardeşleri veya anne-babanızı aramaması için uyarın. Konuştuğunuz kişi eşek değilse dediğinizi yapacaktır. 

Güzel haberleri vermek için aile meclisi toplanabilir. Bu fotoğrafı sadece hoşuma gittiği için ekleyeyim dedim, Cezayirli ve Tokatçık Family Together :)

Olaya kardeşlerle başlamak avantajlıdır. Dediğim gibi konuşma kısa sürer. Ama iş, anne babalara geldiğinde konuşma uzadıkça uzayacak ve mutlaka eşinizle de konuşmak isteyeceklerinden durumun vehameti artacaktır. Kardeşlerinize laf anlatmak daha kolay olduğundan daha sonra ayrıntılı konuşuruz deyip kesip atabilirsiniz ama anne-babalarla bu pek mümkün değil. 

O zaman nefes almadan kardeşler arandığına göre siz kendi anne-babanızı, eşinizde kendi anne-babasını arayıp müjdeli haberi verin. Tercihen bunu ziyaret ile yapmak daha makbuldür. Eğer aynı şehirlerde yaşanmıyorsa telefondan başka çare yok tabii..

Ancak aynı şehirlerde yaşıyorsanız hızlı bir ziyaret ile her iki aileyi de bilgilendirmeye çalışın. Eğer ailenizde önce ona gittin bana gelmediğin tatsızlığı yaşanacak bir durum varsa, hep birlikte olunacak bir etkinlik ayarlayıp haberi verin. 

Bir baba olarak yaratıcılık size kalmış. Buradaki yaratıcılığınızın başınızın daha az ağrıması için önemli bir faktör olduğundan, plana karar verdikten sonra şimşek gibi hızlı hareket edin. 

Hadi gazanız mübarek olsun! 

Biz ne yaptık konusunu da özetleyeyim. Ben kendi kardeşim olan OkanCez'i aradım aynı anda Seçil'de kendi ablasını aradı. Uzun uzun konuştuk. Arkasından evleri daha yakın olan benim anne-babama gittik. Mutlu haberi verdik. Birlikte biraz oturduktan sonra eşimin ailesine doğru yola çıktık. Aynı şekilde haberi verdik ve herkesi mutlu mesut şekilde arkamızda bırakıp evimize döndük. 

Aman dikkat! Anne-babalarınıza haberi verirken, "bir havadisimiz var acaba nedir nedir gibi" saçma sapan işler yapıp konuyu sündürüp insanların kalbine indirmeyin. Kısa ve öz şekilde haberi verin ve olacaklarla yüzleşin. Bizim açımızdan durum şuydu, iki aile içinde ilk torun olduğundan büyük coşku yaşandı. Ama çok güzel bir gün geçti... 

Sizin de bunu diyebilmeniz için güzel bir planlama yapmanız şart! 

Bu sürece ilerleyen aylarda yeniden döneceğiz çünkü olayın bir de arkadaş boyutu var... 






En İyi Dostunuz: Kadın Doğum Uzmanınız



Kadın doğum uzmanı dediğimiz doktor türü genelde eşlerimizin zaten ziyaret ettiği bir insandır. Eşlerimiz, normal koşullarda kadınlara özgü rahatsızlıkların önceden tahmini için bu amca veya teyzeleri ziyaret ederler. Ayrıca doğum kontrol yöntemleri konusunda da bu doktor türünden düstur alınarak yola çıkılır. Muhtemelen evlenmeden önce veya sonra bir şekilde eşinizle bu amca veya teyzeyi ziyaret etmişsinizdir. Yok alakam olmadı diyorsanız muhtemelen ayakta uyuyorsunuz demektir.

Eşinizin kendini rahat hissettiği bir kadın doğum uzmanı varsa şanslısınız. Eğer yoksa zaten kadınlar kendi aralarındaki iletişim ile hızlı bir liste oluşturup bir kaç gitme gelme sonrası kendisini rahat hissettiği bir doktoru bulabiliyor. Bu özel bir doktor olabileceği gibi devlet hastanesinden bir doktorda olabilir.

Unutmayın siz sadece bir konu mankenisiniz. Yapacağınız tek çenenizi kapayıp eşinizle beraber doktora gitmektir. Özel doktor ise ücreti vesaire konularda eğer karşılayabiliyorsanız eşinizle polemiğe hiç girmeyin. Paranızı ödeyin mutlu olun. Ancak özel doktor bütçenizi allak bullak edecek ise durumu anlatın. Unutmayın ki, masraflarınız daha yeni başlıyor. Boşu boşuna kendinizi zorlamanın bir alemi yok!

Bizim doktorumuz benim yazlıktan tanıdığım bir abimdi. Bir sürü arkadaşımın çocuklarını kendisi doğurttu. Kanda Gebelik Testi coşkusunun hemen akabinde Semih abiyi (Hızıroğlu) arayıp, yola koyulduk.  Rahmetli babası, babamın yazlık komşusuydu. Annesi de annemin yazlık arkadaşı. Ailecek tanışırız yani. İyi insan olmalarının yanında ailenin tüm çocukları bir şekilde tıp sektörü ile alakalı. Doktor olmayanı bile bir doktorla evlenmiş :)

Kendisinin doktorluğunun ne düzeyde olduğunu bazı arkadaşlarımdan biliyorum. Özellikle sevgili Ebru ve Savaş Paykoç'un oğulları Onur'un doğumu sırasında tüm bu sürece yakından şahit oldum. Hayatımın en inanılmaz günlerinden bir tanesiydi Onur'un doğduğu gün. Babası ile beraber ufaklığın ilk dakikalarında bizim kucağımızdaydı. Allah yolunu açık etsin. Şu satırları okuduğunuzda koca bir adam olma yolunda hızlı adımlar atıyor.

Yukarıda bahsi geçen Onur Paykoç. Koskocaman adam oldu kerata :) Darısı bizimkini başına....

Benim doktoru tanımam veya arkadaş olmam, eşimin doktorun yanında ve kontrolünde rahat olması için yeterli değil. Bu noktada biz erkeklere düşen çenemizi tutup kenara çekilmek. Eşinizin karar vermesi önemli. Semih abi,  uzmanı olduğu konuda gerçekten çok bilgili bir adam ve bilgilerini gayet akıcı ve en önemlisi anlaşılır şekilde karşısındakine aktarabilen bir insan. Bu da bence bir kadın doğum uzmanında olması gereken en önemli özellik.

Seçil, doktoru ile kendini rahat ve güvenli hissedince, tüm yolu beraber yürüdük. Bence çok da iyi yaptık. Merak edenler için tam ismi Semih Hızıroğlu ve web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Doktorumuz Semih Hızıroğlu ile eşim, Seçil... 

Baba olmak kolay değil. Bir gün içerisinde yaşanan koşuşturmaya bakın. Sabah bir doz hamilelik testi, arkasından Kanda Gebelik Testi ve en sonunda doktor ziyareti. Muhtemelen şu dakikalarda baba olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya başlamanız lazım.

Şimdi iki dakika kahvehane muhabbeti yapayım; "ya arkadaş teknoloji ne gelişmiş"

Evet değerli okuyucum teknoloji gerçekten çok gelişmiş. 4-5 yıl önce baba olan arkadaşlarım ile konuştukça bunu daha iyi anladım. Özellikle ultrason makinelerindeki gelişmeler ile göreceğiniz manzaralar bir nevi bilim kurgu filmi gibi olacak. Bir bilim kurgu filminin figüranı olmaya hazır olun. Başrolde eşiniz ve karnında taşıdığı çocuğunuz, yardımcı rolde kadın doğum uzmanı... Siz ise konu mankeni...

Hakan kardeşinizden rolünüzde bir yükselme sağlayacak bir ipucu. Doktordaki ilk kontrolünüze giderken eşinizin bol bol su içmesini sağlayın. Ultrasonda görüntü almak çok rahat oluyor. Bunu söyleyerek konuyu bildiğinizi ve önemsediğinizi hissettirebilirsiniz. Aksi de olsa eşek gibi önemser hale geleceksiniz, merak etmeyin...

Doktorunuzda alacağınız gerekli gereksiz bilgilerin arkasından hasta bakıcı abla gelip eşinizi yanınızdan alıyor ve başka bir odadaki ultrason cihazında kontrol için hazırlıyor. Sizde doktorunuzla erkek erkeğe kalıp kafanızda varsa soru işaretlerini sorabilirsiniz. Doktorlar zaten her soruyu yüzlerce hatta binlerce kez duymuş olmanın verdiği rahatlıkla, bilmeniz gereken kadarını size özet geçiyorlar.

Bir kaç dakika sonra kendinizi karanlık bir odada buluyorsunuz. Ultrason cihazının parlayan ışıkları, cihaza bağlanmış bir televizyon, yatan eşiniz ve tuşlara basan doktor amca. Bilim kurgu filminin seti bu şekilde.

Bir süre sonra baktığınız ekranda eşinizin vücudunun derinlikleri görüntülenmeye başlıyor. Ve voila...

Doktor size çocuğunuzun ilk görüntüsünü gösteriyor. Eşimin hamile olduğunu öğrendiğim zaman 5. hafta içerisindeydik. Ekranda gördüğüm "şey" minicik bir hücre gibiydi. Boyu 3,5cm olan bir şey!

Kalbinin atışı, gelişmekte olan organları gördüğünüz, sizin çocuğunuz! Bilirsiniz bizim memlekette kimse sorsanız televizyonda ne seyrediyorsun diye, herkes belgesel der. Muhtemelen bu görüntüyü belgesellerde görmüşsünüzdür yani...

Meşhur ultrason  ekranı böyle bir şey işte... 

Ama o gördüğünüz tablodaki şeyin, sizin bir parçanız olduğunu bilmek acayip bir duygu. Eğer gözlerinizden bir kaç damla yaş dökülüyorsa, erkekliği bir kenara bırakın dökülen dökülsün. Zaten ortam karanlık ve eşiniz ekrandan karnındaki çocuğun yansımalarına bakıyor pür dikkat. Siz arada kaynar gidersiniz.

O enstantane de, inançlarınıza göre bir yorum geçebilir kafanızdan. Allah'ın bir mucizesi, bir tabiat olayı veya evrimin bir adımı. İsmi ne olursa olsun bir mucize olduğunu kabul etmek lazım. Yaradılışın önemli bir anına şahitlik ediyorsunuz. Ve yeni hayatınızın başlangıcına.

Sanırım bu tabloya en uygun müzik, Kubrick'in "2001 a Space Odyssey" filminin tema müziği olurdu bana sorarsanız. Saatlerce salak gibi o ekrana bakıp durabilirdim beni bıraksanız. Ama her güzel şey gibi bunun da bir sonu var ve yoğun geçen günün ardından artık eve gidebilirsiniz.

Evde sohbet muhabbetin ne olacağı belli aslında. Gittiğiniz doktor ve sağlık kurumuna göre değişiklik gösteriyor olsa da, elinize bu enstantanelerin bir fotoğrafını, videosunu veya her ikisini birden verebiliyorlar. Yok vermiyorlarsa eğer doktorunuz izin verirse cep telefonunuza bir kaç görüntü almayı unutmayın. En kötü ihtimalle monitör veya televizyondan çekersiniz.

El ayak çekilip uyuma zamanı gelince eğer ediyorsanız dualarınızda önemli yer tutacak bir varlık daha var hayatınızda artık. Daha cinsiyeti, ismi bile belli olmayan parçanız, dualarınızın en başında yer alacak;  Allah kucağıma sağlıkla almayı nasip etsin!

En zorlu günlerden bir tanesini atlatmış olduk... Şok üzerine şok yaşanan bu tarz günlerde insan nasıl uyuyor hiç anlamıyor. İç huzur ile alakalı sanırım.

Maceralar yeni başladı. Yakında devamı gelir...





Kandan Gebelik Testi Yaptıralım


Bir önceki yazımızda filmlerde görmeye alıştığınız hamilelik testi olayını yaşamıştık. Sonuç pozitif çıkmış ve hayatınızın yepyeni bir sayfasının açıldığını söylemiştim. Tabii ki o sayfa öyle kolay açılmıyor. Bu hamilelik testlerinin başarı oranı yüksek olsa da, bir sonraki adımda daha kesin bir sonuç almanız gerekecek.

İlk şoku atlattıktan sonra -ki bu bir saatta olabilir bir günde olabilir- daha kesin sonuçlar için gebelik testine gidiyoruz. Ancak süreyi uzatmayın, bu sürecin sonunda yaşanacak bir çok şey var. Ne kadar erken o kadar iyi... Biz kısa bir afallama sürecinin ardından hızlı şekilde en yakın hastanenin yolunu tuttuk.

Kanda gebelik testi sağlık merkezleri, hastaneler, özel klinikler ve laboratuvarlar gibi bir çok yerde yapılabiliyor. Artık çevrenizde en yakın ne varsa onu tercih edebilirsiniz. Test aslında çok ama çok basit. Eşiniz kan verecek arkasından test sonuçlarını beklemeye başlayacaksınız. Bu testin ilk sonuçları belirli bir ölçüde sonuç veriyorlar. Yani bir saat civarı sonra size bir tablo çıkıyor. Bu tablonun netleşmesi için biraz daha detaylı bir inceleme yapıyorlar ki bu durumda biraz daha fazla genelde bir gün beklemeniz gerekiyor. Yapacak bir şey yok.

Burada biz yine konu mankeniyiz. Zaten bu duruma yavaş yavaş alışsanız iyi olur, uzun bir süre ailedeki görevimiz konu mankenliği ve ilerleyen zamanda lojistik görevlisi haline gelecek.

Eğer hızlı sonucu bekleyecekseniz, sağlık görevlilerinin veya benzer testi yaptıran insanların muhabbetine maruz kalmaya hazır olun. Genelde nasıl oldu, bekliyor muydunuz, nasıl hissediyorsun gibi son derece saçma sapan muhabbetlerin içerisinde bulacaksınız kendinizi...

Bu saçma sapan muhabbetlerin kendi içerisinde ufak bir faydası da yok değil. Vakit nasıl geçiyor anlamıyorsunuz. Yapabileceğiniz iki şey var, hemen her sağlık kuruluşunda bulunan kafe tarzı yerlere oturup eşiniz ile vakit geçirebilir veya bekleme salonlarında yukarıda bahsettiğim muhabbetlere takılabilirsiniz.

Öyle veya böyle zaman geçiyor ve test sonucu ortaya çıkıyor. Bir etabı daha başarıyla atlattınız. Bebeğinizin gelişimi açısından ilk 3 Ay çok önemli olduğu için kaybedecek zamanınız yok. Artık kadın doğum uzmanınız ile mesainizin başlama zamanı geldi.




Çocuk Sahibi Olacağınızın Haberini Almak - Hamilelik Testi!



Hamilelik testini bende bir çok insan gibi yabancı filmlerinden biliyordum. Tabii ki böyle bir şeyin varlığından haberim var ama genelde Amerikan filmlerinde hamilelik testlerinden bol bol hikaye üretilir, ama gerçekler pek filmlere benzemiyor doğrusu...

Biz erkeklerin bu olayların varlığından haberimiz olsa bile kadın milletinin bu konulardaki bilgisi bizim çok önümüzde.

Muhtemelen başınıza gelecek olayı ben size özetleyeyim. Eşiniz kuvvetle muhtemel regl günleri kontrol ediyordur. Süreç gecikmeye başlayınca içine kurt düşecektir. Acaba hamile miyim sorusunu kendine sormaya başlayacaktır. Bu esnada muhtemelen kadın forumlarından veya bir diğerlşekilde hamilelik testi ile ilgili ayrıntıları öğrenmiş olacaktır. Günler geçtikçe hissiyat anlamında da hamile olduğu konusunda alarm çalmaya başlayınca bir erkek olarak olayın içerisine çekilme zamanınız yavaş yavaş geliyor demektir. Biz tabii ki bu enstantane de hiçbir şeyden haberimiz olmadan ortalıkta saf saf geziniyor olacağız.

Bu zaman diliminde olabilecekler şunlar, Eşiniz sizi muhtemelen yavaş yavaş hamilelik konusuna hazırlayacaktır. Muhtemelen bazı sorular soracak sizde istenen cevapları vermediğinizde ortalık birbirine girecektir. Eğer çocuk sahibi olmaya önceden karar verdiyseniz bu konuda sorular sorulmaya başlandığı zaman düşündüğünüzü değil, verilmesi gereken cevapları verin.

Eğer ortalıkta bu tarz bir muhabbet dönmüyorsa fırtına yaklaşmış olabilir. Eşiniz sizin sakin bir zamanınızı bekliyor olabilir.

Bende tam olarak böyle oldu...

Bir sabah kahvaltımızı yaptık. Kahvaltının arkasından muhabbet esnasında reglinin geciktiğinden bahsetti. Neden acaba demeye kalmadan bir anda o filmlerde görmeye alıştığımız hamilelik testi ortaya çıktı.

Hamilelik boyu, iyi haberler aldıkça koca koca insanlar yani bizler ne hallere geliyoruz :)

Hamilelik testi çok basit bir şey. Bir plastik parçası üzerinde genelde iki tane şerit oluyor veya bir artı bir de eksi işareti oluyor. Muhtemelen üzerinde bir açıklama zaten vardır. Eşiniz idrarından bir kaç damlayı bu cihaza yükler ve beklemeye başlarsınız.

 Cihazdan cihaza değişmekle beraber 2 ila 5 dakikalık bir bekleme süresi var test sonucunu anlamak için. Beş dakika boyunca çiş yüklenmiş küçücük bir plastik parçası başında beklemek çok acayip bir duygu.

O anlarda kafanızdan binbir tane düşünce geçiyor olacak. Baba olmayı zaten bekliyorsanız sıkıntı yok ancak aksi durumda neler olacağını bilemiyorum. Benden size tavsiye, ailecek bu yola girdiyseniz kendinizi en başlardan babalık olayına alıştırın. Hoş yapmasanız da olur, zaten otomatikman alışacaksınız :)

O meşhur 5 dakika inanın geçmek bilmiyor. Mantıklı düşündüğünüzde "ben çişin başında ne halt ediyorum" diyeceksiniz, bunlar normal. Gerçek ile hayal arasında gidip geleceksiniz bol bol. Belirli bir süre geçince zaten hamilelik testi üzerinde işaretler kendini göstermeye başlayacak. Sürenin sonunda ise -umarım- sonuç pozitifse yeni hayatınızın ilk anlarını yaşıyorsunuz, tebrik ederim.

Ben zaten çocukları çok seven bir adamdım ve kendi çocuğumun olması fikri bana hep sempatik gelmiştir ama başınıza gelince  yani test sonucu pozitif çıkınca neler hissettiğimi size anlatabilmem mümkün değil. Tarif etmek inanın çok zor. Mutluluk, panik ve bin bir türlü duygu bir arada...

Bir sonraki adımda olayın sağlamasını yapmamız gerekecek. Evet bir baba adayı olarak meşhur koşuşturmanız başlıyor. En yakın sağlık kuruluşuna "kanda gebelik testine" gitmeye hazırsınız. Hayırlı uğurlu olsun.

 



Bir Babanın Seyir Defteri



Bloğumda binbir çeşit yazı görmeye  alışmış okuyucular "Bir Babanın Seyir Defteri"ni görünce bu nereden çıktı diyeceklerdir. Açıkçası bu bölümü tamamen kendim için hazırladım. Erkek milleti olarak bizlerin de hamilelik süreci boyunca bazı sıkıntılarımız, bazı sorunlarımız oluyor. Ancak çoğu zaman bunları bir kenara atıp ilerlemeye devam etmeniz gerekiyor. Yazmak beni her zaman rahatlatan bir şey, hal böyle olunca bende çala kalem bazı yaşadıklarımı kaleme aldım. Bir nevi günlük tadında. Hem yaşadıklarımı hemde gözlemlerimi kendimce espri bir dille kaleme almaya çalıştım. Sonuçta ortaya "Bir Babanın Seyir Defteri" çıktı. 

Yazılarımı okudukça, bu yazıların bazı hemcinslerime faydalı olabileceğini gördüm ve bloğumda paylaşmaya karar verdim. Bir çok yazı hiç düzenlenmeden olduğu halleri ile yayınlanmış oldu. Sadece biraz vakit yaratıp her yazı için eğlenceli banner'lar yaptım. Hemen her sayfada bir vukuatım var anlayacağınız. Tabii ki bir iş yapıyorsan adam gibi yap sözünden hareketle gedikli bir blog yazarı olarak kullanım kolaylığı için bazı güzelliklerde yaptım okuyucularıma. Bir Babanın Seyir Defteri Kullanım Kılavuzu  bu yazıları nasıl efektif bir şekilde kullanabileceğiniz ile alakalı ipuçları barındırıyor. 

"Bir Babanın Seyir Defteri" oğlum Ali'nin ilk haberini almamla daha doğrusu varlığını öğrenmem ile başladı. Yaşanan tüm önemli süreçleri bölümler halinde yazmadım. Bazıları ciddi, bazıları esprili yazılar. Sonradan baktım ki, bu yazılar oğluma bir nevi anı defteri olarak kalacak. Bu düşünce de hoşuma gitti. Akabinde yazdıkça yazdım... Yazdıkça da rahatladım doğrusu. Bir nevi günlük gibi. 

Ecnebilerde. baba, anne veya aile blogları pek popüler. Bende bazılarından faydalandım. Kendi dilimizde ise genelde annelerin bakış açısından çok bilgi var. Babalar hakkındaki bloglar ise pek az. Umuyorum deneyimlerim yeni baba olacaklar için yararlı olur. 

Keyifle okumanız dileği ile... 




Baba Oldum :)


Sevgili dostlar, arkadaşlar ve okuyucular,

Geçtiğimiz günlerde Cezayirli familyasının 2.0 versiyonundan 2.1 versiyonuna geçişi başarılı ile tamamlandık.  Acemi bir baba olarak -ki yaşayan dostlar beni anlayacaklardır- yepyeni bir koşuşturmanın içerisine girmiş bulunuyorum.

Bir kaç günden beri telefon, mesaj ve bilimum teknolojiden faydalanarak tebrik mesajı atan dostlara çok teşekkür ederim. En son telefonuma baktığımda ekranda gördüğüm 600 kişiden 1.500 cevapsız çağrı tablosu üzerine hemen her türlü iletişimi sonlandırdım. Aksi takdirde gaz çıkartmak yerine telefonla konuşmam gerekecekti..

Tüm dostlarıma, arkadaşlarıma ve okuyucularıma iyi dilekleri için teşekkür ediyorum. Şu acemilik günlerini atlattıkça her şey normale dönecektir. O zaman uzun uzun konuşur sohbet ederiz...

Fallout 4


E3 diye bir fuar var. Oyun fuarıdır kendisi. Bethesda firması fuar sunumunda yeni Fallout videosunu sundu. Teorik olarak 10 Kasım 2015 tarihinde oyun çıkıyor.

Tabii benim oynayacak zamanım olacak mı bilemiyorum ama heyecan sardı bünyeyi. E3 tanıtımı sırasında yapımcı Bethesda firması Fallout 4'ün özel koleksiyon versiyonunu da gösterdi. Özel bir Pip Boy replikası var ve akıllı telefonunuzu yerleştirince tam olarak bir Pip Boy haline geliyor. Aynı zamanda oyunla eş zamanlı olarak çalışabiliyor(muş) Yok ben bu parayı vermem diyenler telefonlarına bu yazılımı vakti geldiğinden indirebileceklermiş.

Koleksiyon versiyonu satışa çıkar çıkmaz bitti ne yazık ki. Ben yetişemedim ancak Türkiye'ye bir miktar gelebilir. Onu alabilirim diye hayal ediyorum en fazla...

Brother of Steel, Wasteland, Power Armor... Allahu Ekber!

Yaz Tatili Başlasın!


Evet bloğumu geleneksel olduğu üzere yaz tatiline sokmanın zamanı geldi. Her sene üç ay hatta daha fazla bir süre için kapatıp güneye ve özellikle Çeşme'ye iniyordum ancak bu sene tatilin farklı ama "hayırlı" bir sebebi var...

Haziran gibi ufak bir sürprizim olacak daha doğrusu hayatın bir sürprizi olacak ailemize....

Duke Ellington'ı Kim Sevmez!


Anne Hathaway - Wrecking Ball


Anne Hathaway sempatik bir tip. Yukarıda hanım kızımız Amerikan televizyonlarında başlayan bomba bir programda, ki ismi "Lip Sync Battle" oluyor, Miley Cyrus'un 'Wrecking Ball' şarkısını canlandırmış.

Valla pek güzel olmuş!

The Voice - Sweet About Me



İngiliz The Voice programının 2014 edisyonundan bir diğer video. Jade Mayjean Peters, Mecmua'nın müzik bölümünde de incelediğim Gabrielle Cilmi'nin harika şarkısı 'Sweet About Me'yi yorumluyor. Bir barda restoranda garson olarak çalışan hanım kızımız ortalığı fena dağıttı. Ancak ben daha başarılı olur diye beklerken ikinci turda çok kötü bir Ella Fitzgerald yorumu ile elenip gitti.

Anne Hathaway Plak Seçiyor


Anne Hathaway Amerikan aktris. Birkaç sahne rolünden sonra 1999 tarihli Get Real isimli televizyon dizisinde yer aldı. Disney filmi Prenses Günlükleri ve onun 2004'teki devam filminde Mia Thermopolis'i oynadıktan sonra şöhrete kavuştu. Hathaway o zamandan beri 2005 tarihli Havoc ve Brokeback Mountain gibi drama filmlerinde de oynadı. Ayrıca Meryl Streep ile oynadığı Şeytan Marka Giyer ve Jane Austen'ı canlandırdığı Aşkın Kitabı filmlerinden başrolde yer aldı. Falan filan... Bak abla da plak dinliyormuş!

The Voice - I Have Nothing



 Bu video yine İngiliz The Voice programının 2014 edisyonundan. Whitney Houston'un bu şarkısını yani "I Have Nothing"i Christina Marie müthiş yorumlamıştı. Bu kızımızda daha lise talebesi bildiğim kadarı ile. Tabii ki orkestrasyona da dikkat. Adamlar bir pop şarkısını alıp ne hale getirmişler.

The Voice - Mamma Knows Best


İngiliz The Voice programının 2013 yılı edisyonunda J Marie Cooper, Jessie J'in "Mamma Knows Best" şarkısını yorumlamıştı. Bu şarkı bir pop şarkısı olsa da, Jessie J'in vokalleri sayesinde söylenmesi pek kolay değil, cesaret işi. Bu kızcağız bu şarkıyı pek güzel yorumlayıp ikinci turda kötü bir seçimle elenip gitti. Bu eleneler bizim buradaki programa katılsa vallahi direkt birinci olurlar...

The Voice - Don't Let Me Be Misunderstood




Valla bu teyzeyi ilk sahneye çıkarken gördüğümde bir şeyler olacağını hissetmiştim. Sally Barker isimli bu teyze, anne olmadan önce solist olarak bir çok konserde görülmüş. Robert Plant vesaire gibi mühim isimlerle çalışmış ve arkasından anne olunca elini eteğini çekmiş müzik dünyasından. İlk performansında Nina Simone klasiği "Don't Let Me Be Misunderstood" bir yorumladı ki, Allah dedirtti!

Zaten finale kadar çıktı bu teyze ama kazanamadı ne yazık ki...

The Voice - Get Lucky



 İngiliz The Voice programının 2014 edisyonunda bu kızın şarkısını dinlediğimde şapkam uçtu resmen. Anna McLuckie isimli bu kız daha lise talebesi ve konservatuarda okuyor. Geçen sene yeri göğü inleten Daft Punk'ın "Get Lucky" şarkısını müthiş yorumladı. Albümü olsa vallahi alırım....

The Voice - American Boy



Sizlerin kafasını, bu hafta BBC'nin The Voice programında beğendiğim performanslarla şişirmeyi planlıyorum. Elin ecnebisinin memleketinde ne cevherler var diyorum hemen her izlediğimde bu programı. Aşağıda The Voice'un memleketimizdeki edisyonu "O Ses Türkiye" de bir hanım kızımızın fena olmayan bir yorumunu da ekledim. Ama arada fark büyük...

 Bu arada şarkının orijinali Estelle isimli bir hanım kızımızın amalet-i farikası...

 

Yeni Moda: Swarovski ve Kulaklılar


Başımıza yeni bir moda akımı dert açacak gibi. Beyler size söylüyorum. Bu sıralar Swarovski taşlarla kulaklık kaplamak pek modaymış. Beats'lere laf atarken buna ne diyebilirim bilemedim. Allah akıl fikir versin demek en iyisi sanırım..

Knight Model 12 Tube


Savaş sonrası ismi ön plana çıkan Amerikalı ampli daha doğrusu ses sistemi üreticisi Knight firmasının RCA lisanslı Model 12 Tube amplisinin tanıtım broşürü!

Bodor CD Player


Csaba Finta ve Viktor Pucsek tarafından tasarlanan Bodor CD Player. Firmanın tüm tasarımları ampliler dahil bu tasarıma sahip. Cihazın iç tasarımı ise firmanın sahibi Ferenc Bodor tarafından yapılmış. MDF ve deri kullanılan tasarım şık gözüküyor. Ama sesi nasıldır bilmem....

IKEA Expedit ile Harika Bir Sistem


IKEA bu sene Expedit yerine bir model çıkarttı ancak eskileriyle birebir aynı diyebilirim. Yani kaldığımız yerden devam ediyoruz hayatımıza. Franmsız bir arkadaşımız kendi DIY hoparlörleri ile harika bir sistem kurmuş, tabii ki sade.

Bir de yerdeki cihazlar olmasaymış daha iyi olacakmış.

Sony Model TR-1819


Vintage harika gözüken bir Sony Cube Radio, Model TR-1819,  bu model özellikle Japonya için üretilmiş minicik bir model...

Knight 10 Tube


Savaş sonrası ismi ön plana çıkan Amerikalı ampli daha doğrusu ses sistemi üreticisi Knight firmasının Model 10 Tube amplisinin tanıtım broşürü!

1950'lerden Müzik Konsolu


70'lerde bu tarz müzik konsolları ne kadar popülerdi. Ülkemizde de hemen her evde bu ve benzeri müzik setleri vardı. Dolayısıyla her evde az veya çok plak olurdu müzik dinlenirdi. Ses kalitesine şimdilerde burun bükebiliriz ama şunu düşünün, eşinize dostunuza gittiğinizde kaç evde müzik seti görüyorsunuz.

Artık baş köşede televizyonlar var.

 Ve aptal kutusuna baktıkça aptallaşanlar...

Plak Hediyeli Don Kampanyası


Vay be böyle iç çamaşır kampanyası hiç görmemiştim. 6 iç çamaşır alanlar Elvis Presley, Eddie Fisher veya Perry Como 45'liklerinden bir tanesini istediğini seçebiliyormuş.

Lisa Simpson Plak Dinliyor


Lisa Marie Simpson, Amerikan animasyon televizyon dizisi Simpsonlar'da yer alan kurgusal bir karakterdir. Simpson ailesinin orta çocuğu ve büyük kızıdır. Seslendirmesi Yeardley Smith tarafından yapılmaktadır ve ilk kez 19 Nisan 1987 tarihinde The Tracey Ullman Show kısası "Good Night"ta göründü. Lisa, James L. Brooks'un ofisinin lobisinde beklemekte olan karikatürist Matt Groening tarafından yaratıldı ve tasarlandı.

Groening, kendi çalışması Life in Hell'e dayanan kısa bir animasyon dizisinin sunumu için çağırılmıştı fakat bunun yerine bir dizi yeni karakter oluşturmaya karar verdi. Karaktere kız kardeşi Lisa Groening'in adını verdi. The Tracey Ullman Show'da üç sezon yayınlandıktan sonra, Simpson ailesi 17 Aralık 1989 tarihinde Fox'ta yayınlanmaya başlanan kendi şovuna sahip oldu.

Hanım kızımızın plak seçimleri müthiş laf aramızda!

Stereo LP Nasıl Üretilir



1956 yılında yayınlanan bu filmde dönemin yeni standartı Stereo LP'lerin nasıl üretildiğine dair bilgiler veriliyor. Günümüzde de burada anlatılandan farklı bir teknoloji kullanılmıyor. Hatta filmde göreceğiniz bir çok ekipmanın daha modern örneklerine sahip olabilme şansımız bile var. Keyifle seyredilebilecek bir film.

Mr. Spock's Music From Outer Space


Rahmetli Leonard Simon Nimoy Amerikalı aktör, yönetmen, müzisyen ve fotoğrafçı. 1966-1969 yılları arasında ABD'de yayınlanan Star Trek dizisinde Spock rolüyle tanındı. Bu sene Şubat ayında vefat eden Leonard Nimoy, kendi ismiyle yayınlanan plağın tanıtım fotoğrafında!

Davone Fidelty


Danimarkalı hoparlör üreticisi Davone'dan Ray modeli hoparlör. Retro çizgiler taşıyan çok hoş bir raf tipi hoparlör. Yine retro kafada Uzakdoğulu bir ablamız tarafından tanıtımı yapılır iken...

Edith Piaf Plak Dinlerken


Edith Piaf yaşadığı zamanın Fransa'sında en sevilen sanatçılardan biriydi. Ancak çok da garip bir geçmişi vardı... Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Tiflis asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı, daha sonra babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderildi.Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmişti.

Mankenden Müzik Seti


İskandinav bir arkadaşımız yaratıcılığın dozajını kaçırıp yukarıdaki müzik sistemini yapmış kendine. Ses ayarı göğüslere yerleştirilmiş. Hoparlörlerde gövdeye monte edilmiş. Evli dostlarımız bu tarz bir sistemi evlerine sokamazlar ama bekarlar bir düşünsünler bu fikri! 

Goofy Plak Dinliyor


Goofy, Walt Disney'in Miki Fare dünyası karakterlerinden bir çizgi film karakteridir. İnsan biçiminde bir köpek ve Miki Fare'nin en yakın arkadaşlarından biri olarak tasvir edilir. 1930'larda yapılan kısa çizgi filmlerde orijinal konsept ismi "Dippy Dawg"'dı. Daha sonra 1950'lerdeki kısa çizgi filmlerde "George Geef" ya da "G.G. Geef" ismi verildi. Bu isimlerin takma adı olarak "Goofy" kullanıldı...

Goofy pek meraklı olduğu dansı öğrenirken plak dinliyor yukarıdaki çizgi film karesinde!

Avalon Acoustics Tesseract



Avalon Acoustics Tesseract hoparlörler bu fotoğrafta gözüme pek hoş göründü yahu. 300.000 Doları geçen fiyatı ile dosta güven düşmana korku salıyor ama pek güzel gözüktüğü kesin!

Star Wars Episode VII: The Force Awaken Fanların Tepkileri



Aşağıda dünyanın dört bir tarafından Star Wars Episode VII: The Force Awakens trailer'ını seyreden meraklıların ilk tepkileri var. Millet video yayınlandığında ilk kez seyrederken kendilerini çekmiş ve internet'e koymuş. Ağlayan mı arasınız bağıran çağıran mı ararsınız. Açıkçası bende Han Solo ve Chewbacca'yı ilk gördüğümde gözlerim oldu!










Star Wars: The Force Awakens Official Teaser #2



Geçen hafta Star Wars: The Force Awakens filminin resmi ikinci teaser filmi yayınlandı ve ortalık birbirine girdi. Bende dahil hemen her Star Wars meraklısı filmi merakla beklerken ağzımıza verilen bir parça bal kıvamında olan bu teaser bile ortalığı hareketlendirmeye yetti arttı.

Şu an sosyal medya, Reddit gibi sitelerde teaser'in en ince detayına kadar bilgiler yazılıp çiziliyor ve ağzımız öyle bir sulanıyor ki...

78 Devirlik Plaklar Nasıl Yapılır


1946 yılından bir belgesel  taş plak yani 78 devirlik plakların nasıl yapıldığına dair bir bilgiler var.  Adım adım nasıl üretim yapıldığına dair bilgiler oldukça anlaşılır şekilde aktarılmış. Ayrıca RCA plak firmasının plak üretim fabrikasına da konuk oluyoruz.

Braun PCS 52 E / CSV 13


Braun PCS 52 E ve CSV 13 kombinasyonu... Minimal çizgiler ile tasarım muhteşem. Bu cihazlar günümüzde tasarım meraklılarının peşinden koşturduğu hatta kovaladığı ürünler haline geldi.

Duamız hep aynı: Ah bende bir gün şöyle basit bir sisteme sahip olsam ya...